27. bölüm / 30
KOKUNUN İZİ(GERÇEK AİLEM)23.Bölüm
Bölümler 30Şu an: 23.Bölüm
- 1 1.Bölüm1.882 kelime
- 2 2.Bölüm2.084 kelime
- 3 3.Bölüm1.082 kelime
- 4 4 bölüm3.145 kelime
- 5 5.Bölüm2.450 kelime
- 6 6.bölüm2.786 kelime
- 7 DUYURU247 kelime
- 8 7.Bölüm2.994 kelime
- 9 8.Bölüm2.756 kelime
- 10 9.Bölüm2.157 kelime
- 11 10.Bölüm2.612 kelime
- 12 11.Bölüm1.064 kelime
- 13 12.Bölüm3.073 kelime
- 14 13.bölüm1.343 kelime
- 15 14.Bölüm1.858 kelime
- 16 15.Bölüm2.407 kelime
- 17 16.Bölüm3.973 kelime
- 18 17.Bölüm3.839 kelime
- 19 18.Bölüm1.698 kelime
- 20 Geçmiş (Alpmey)369 kelime
- 21 Geçmiş 2(Alpmey)1.008 kelime
- 22 19.Bölüm1.361 kelime
- 23 20.Bölüm1.850 kelime
- 24 21.bölüm1.347 kelime
- 25 22.bölüm1.655 kelime
- 26 23.Bölüm2.620 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 24.Bölüm2.864 kelime
- 28 25.Bölüm2.815 kelime
- 29 26.Bölüm1.600 kelime
- 30 27.Bölüm1.884 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
uzey Karahan (Kuzey'in Ağzından)
On sekiz yaşımda, bir daha asla arkama bakmayacağıma yemin ederek çıktığım o ağır demir kapının önündeydim yine. Mardin’in havası aynıydı; genzi yakan, geçmişin ve toprağın kokusu... Ama ben artık o kapıyı çarpan toy çocuk değildim.Arabanın motorunu susturduğumda konağın bahçesinden hâlâ hafif kahkaha sesleri geliyordu. Alparslan hastanede yaşam savaşı verirken, bu konaktakilerin neşeyle vakit geçirmesi içimdeki o eski öfkeyi bir anlığına ateşte tutuşturdu. Ama sonra hatırladım; Alparslan uyanmıştı ve ben artık saklanamazdım.Sessizce arabadan indim. Ağır demir kapıyı itip içeri adımımı attığım an, bahçedeki bütün sesler bıçak gibi kesildi.Herkes dona kalmıştı. Gözlerim önce Baran’a kaydı. Büyümüş, omuzlarına Karahan yükü çökmüştü. Barlas ve Poyraz da oradaydı; hastane yorgunluğu gözlerinden okunuyordu.Ve sonra... Onu gördüm.Doğa.Benim bu aileye sonradan katılan, varlığından uzaktayken haberim olan küçük kız kardeşim. İstanbul'dayken izlerini sürdüğüm, gözümün arkada kalmaması için uzaktan koruduğum o kız... Şimdi karşımda, yanında duran bir çocuğun edizin arkasına saklanmış, şaşkın ve ürkek gözlerle bana bakıyordu."Bunca yıldan sonra..." dedim, sesimdeki pürüzü gizlemeye çalışarak. "Karahan konağı hiç değişmemiş. Hâlâ herkes tetikte, hâlâ herkes düşman bekiyor."Baran öfkeyle bir adım öne fırladı. "Ne işin var burada Kuzey? Yıllar sonra hangi yüzle geldin? Alparslan içeride canıyla uğraşırken mi hatırladın kardeşin olduğunu?"Sözleri canımı yakmadı desem yalan olurdu. Ama dik duruşumu bozmadım. Bakışlarımı Baran’dan çekip doğrudan Doğa’ya sabitledim. Yüzümdeki o sert ifade ister istemez yumuşadı."Alparslan’ın vurulduğunu duyduğum an geldim zaten," dedim sakince. Doğa’ya baktığımı belli ederek devam ettim.
"O hastanedeki masaya yemeği bırakan da, o notu yazan da bendim. Kardeşlerimi ve bu aileyi uzaktan izlemek yetmedi. Artık buradayım."Ediz denen çocuk Doğa’nın önüne hafifçe bir siper gibi gerildiğinde kaşlarım çatıldı. Kimdi bu çocuk? Karahan konağının bahçesinde, benim kız kardeşimin önünde duracak kadar cesareti nereden buluyordu?"Sen kimsin?" dedim Ediz’e doğru bir adım atarak. Sesimdeki tehlikeli tonu gizleme gereği duymamıştım.
"Ve benim kardeşimin önünde durma cüretini nereden alıyorsun?"Bahçedeki hava bir anda ağırlaştı. Yıllar önce terk ettiğim bu konak, benim dönüşümle birlikte sadece geçmişin hesaplarını değil, yeni fırtınaları da kucağında açmaya hazırlanıyordu.
Doğa, Ediz'in arkasından yavaşça sıyrılıp bana doğru bir adım attı. Gözlerindeki şaşkınlık yerini merak ve karmaşık bir duyguya bırakmıştı. Onu en son gördüğüm fotoğraflardan çok daha farklıydı; Karahan kanı taşıdığı her halinden belliydi ama bakışlarında hâlâ bu konağa ait olmayan o İstanbul masumiyeti vardı."Kuzey abi..." dedi fısıltıyla. Sesi öyle kısık çıkmıştı ki rüzgâr olmasa duyamayabilirdim."Doğa," dedim, sesimdeki sertliği tamamen silmeye çalışarak. "O notu sana bıraktığımda seni ürkütmek istememiştim. Ama bu aileye girdiğin andan itibaren ne kadar büyük bir yükün altına girdiğini biliyorum. Artık yalnız değilsin."Baran abim araya girerek elini göğsüme koydu ve beni geriye doğru itmeye çalıştı. "Lafı dolandırma Kuzey! On sekiz yaşında bu kapıyı vurup giderken 'Benim artık böyle bir ailem yok' diyen sensin. Şimdi ne değişti? Alparslan vurulunca mı kıymete bindik?""Alparslan'ı kimin vurduğunu bildiğim için buradayım Baran!" diye gürledim. Sesim konağın taş duvarlarında yankılandı. Barlas ve Poyraz bir adım geri çekilirken bahçedeki herkes buz kesti.Ediz'in gözleri kısıldı. Hafifçe öne çıkıp, "Ne demek biliyorum?" diye sordu.
Sesindeki o meydan okuyan ton canımı sıksa da şu an onunla uğraşacak vaktim yoktu."Sana laf düşmez," diyerek Ediz'i kestirip attım. Ardından tekrar kardeşlerime döndüm. "Alparslan'ı vuranların hedefi sadece o değildi. Karahan adını tamamen silmek istiyorlar. Ve o listede Doğa da var, sen de varsın Baran. Ben bu hesabı kapatmaya geldim. İster beni bu konağa kabul edin, ister düşman görün... Ama ben bu kapıdan bir daha arkamı dönüp gitmeyeceğim."Bahçeyi derin bir sessizlik kapladı. Baran’ın yumrukları sıkılıydı, öfkesi gözlerinden okunuyordu ama söylediğim şeyin ciddiyetini o da kavramıştı. Doğa ise bana bakmaya devam ediyordu; kırgın, karmaşık ama belki de içten içe ilk defa bir abinin tam anlamıyla arkasında durduğunu hissetmenin verdiği o garip güvenle...
"Onlar Doğa’yı kendi oğullarına gelin almak istiyor," dedim. Sesimdeki buz gibi ton bahçedeki herkesin buz kesmesine yetti. "Alparslan’ı vurarak Karahanlar'ı zayıflatmak, sonra da Doğa’yı isteyerek bu işi bir nevi berdele ya da töre usulü bir anlaşmaya dökmek niyetindeler."Doğa duyduğu şeyle neye uğradığını şaşırdı. Yüzü bir anda bembeyaz kesildi, gözleri kocaman açıldı."Ne?" dedi Doğa, sesi şaşkınlıktan ve korkudan titreyerek. "Ne gelini, ne töresi ya? Ben berdel falan mı olacağım şimdi bu devirde? Buralarda gerçekten hâlâ böyle şeyler mi oluyor? Ben erteleme mi, berdele mi gideceğim? Töreleri falan vardır diye beni kafalarına göre birine mi verecekler yani?"Onun bu panik dolu, saçma sapan ihtimalleri arka arkaya sıralaması hem Baran’ın hem de benim sabrımı taşırdı. Baran’la aynı anda öfkeyle sesimizi yükselttik."Saçma sapan konuşma Doğa!" diye bağırdı Baran, damarları fırlamış bir şekilde. "Seni kimsenin bir yere aldığı falan yok! Kimse seni zorla bir yere gönderemez!""Saçmalama Doğa," dedim ben de sert ve net bir sesle.
"Kafanda şöyle saçma senaryolar kurup durma. Seni bu aileden kimse bir adımla bile söküp alamaz."Bahçedekiler, kuzenler ve hatta Ediz bile bu ihtimal karşısında bir anlık duraksadı. Herkesin kafasında 'Acaba Karahanlar'ın üzerindeki bu baskıyı çözmek için böyle bir yola başvurulur mu?' sorusu belirdi.Baran, bu tehlikeyi savuşturmak için ailenin büyüklerinin bu fikre sıcak bakabileceğini ima eden bir bakış attı bana. "Eğer töre büyükleri araya girerse, Alparslan'ın kan davası kapanacaksa..." diye söze başlayacak oldu."Sakın," dedim Baran’ın sözünü bıçak gibi keserek. Bakışlarımı hem Baran’ın hem de bahçedekilerin üzerinde gezdirdim. "Tek bir geri adım bile yok. Ne berdel olacak, ne de Doğa o kapıdan gelin çıkacak. Ben bu olaya tamamen olumsuz yanıt veriyorum. Bu iş kanla çözülecekse kanla çözülür, kardeşimi kimsenin masasına pazarlık konusu yaptırmam."Ediz de bir adım öne çıkıp yumruklarını sıktı, gözlerini bana dikerek başıyla onayladı.
Bütün Karahan konağı, fırtınadan önceki o ağır sessizliğe bir kez daha gömülmüştü.
Ediz'in bu sözleri bahçedeki gerilimi tırmandırmaya yetti. Bir adım öne çıkarak gözlerini doğrudan bana sabitledi."Eğer durum buysa," dedi Ediz, sesindeki o kararlı ama meydan okuyan tonla, "Doğa'yı ben üzerime alırım. En azından dışarıdan kimse ona dokunamaz, kimse zorlayamaz. Şimdilik aramızda anlaşmalı bir evlilik gibi gösteririz. Tehdit ortadan kalkana kadar bu oyunu sürdürürüz."Sözleri bahçede buz gibi bir rüzgâr estirdi.Kuzey abim hızla Ediz’in üzerine yürüdü, aralarındaki mesafe saniyeler içinde kapandı. "Sen ne saçmalıyorsun lan?" diye gürledi Kuzey, sesindeki tehlikeli ton herkesi tetikleyerek. "Ben kardeşimi masaya pazarlık konusu yaptırmam diyorum, sen gelmiş oyun diyorsun! Karahanlar kendi kardeşini korumaktan aciz mi ki senin sahte evliliğine sığınacak?"Baran abim de öfkeyle araya girip Ediz'in göğsünden itti. "Haddini bil Ediz! Doğa'nın adını böyle saçma sapan planlara karıştırma.
Biz henüz ölmedik!"Doğa ise şaşkınlıktan ve öfkeden ne diyeceğini bilemiyordu. "Siz benim hakkımda kararları ne hakla alıyorsunuz?" diye bağırdı, gözleri dolarak. "Ben kimsenin sahte karısı da olmam, pazarlık malzemesi de! Ediz, sen de saçmalamayı kes artık!"Ediz geri adım atmadı, bakışlarını Baran ve Kuzey’in üzerinden çekmeden çenesini dikleştirdi. "Gurur yapmanın sırası değil," dedi soğukkanlılıkla.
"Dışarıdaki düşman töreyle, kurallarla geliyor. Onların elindeki en büyük kozu sahte bir hamleyle boşa çıkarmaktan bahsediyorum."Kuzey abim Ediz’in yakasına yapışmak üzereyken Barlas ve Poyraz zorlukla araya girdi. Mardin’in karanlık gecesinde, Karahan konağı hem dışarıdan gelen tehditlerle hem de kendi içindeki bu tehlikeli kıvılcımlarla alev almaya hazırdı.
Doğa’nın gözyaşları yanaklarından süzülürken, bahçedeki bağrışmalar ve Ediz ile abilerinin arasındaki gerilim iyice tırmanmıştı. Doğa'nın nefesi sıklaşmış, elleri titremeye başlamıştı.Sarp, Melis ve Berrak ortamdaki havanın Doğa için ne kadar ağırlaştığını fark edip hemen harekete geçtiler. Sarp, Doğa'nın önüne geçerek abilerinin ve Ediz'in Doğa'yla olan görüş açısını kapattı."Yeter artık, kesin sesinizi!" diye bağırdı Sarp abilerine doğru, sonra sesini yumuşatarak Doğa'ya döndü. "Kuzen, gel benimle. Bak bana, buradayız. Kimse sana bir şey yapamaz, saçma sapan konuşmalarına bakma sen bunların."Melis hemen Doğa'nın koluna girip onu bahçedeki kargaşadan uzaklaştırmaya çalıştı. "Doğa, derin bir nefes al canım. Gel konağın içine geçelim, biraz su iç. Sıcak yüzünden kafaları durdu bunların, saçmalıyorlar."Berrak da Doğa'nın diğer elini sımsıkı tuttu.
"Sarp haklı Doğa, biz buradayız. Senin istemediğin, onaylamadığın hiçbir şey bu konakta gerçekleşemez. Abimlerin de Ediz'in de öfkeyle söylediği laflar bunlar. Yürü haydi, içeri geçelim."Üçü birlikte Doğa'yı sarıp sarmalayarak bahçedeki kavganın ortasından çekip çıkardılar. Konağın geniş merdivenlerinden yukarı çıkarırken Doğa'yı sakinleştirmek için üst üste moral verici şeyler söylüyorlar, dışarıda dönen o tehlikeli ve saçma pazarlıklardan onu korumaya çalışıyorlardı. Doğa, kuzenlerinin bu samimi desteğiyle biraz olsun nefes aldığını Doğa’yı kızlar içeri götürürken bahçede kasvetli bir sessizlik kaldı. Sinirden şakaklarımdaki damarların zonkladığını hissediyordum. Onu korumak için yıllar sonra bu konağa dönmüştüm ama geldiğim an karşılaştığım tablo, tehdidin ne kadar yakında olduğunu bir kez daha yüzüme vurmuştu.Ediz’e döndüm.
Gözlerinde zerre kadar geri adım atacak bir ifade yoktu. Dimdik duruyordu karşımda.Baran öfkeyle tekrar öne atıldı. "Sen ne saçmalıyorsun lan?" diye bağırdı Ediz’e doğru. "Daha bu kız okuyor! Okulu var, geleceği var! Ne evliliğinden bahsediyorsun sen? Kızın hayatını yakmaya mı çalışıyorsun?""Açığa geçer!" dedi Ediz hiç istifini bozmadan, kendinden emin bir sesle. "Okulunu açığan tamamlar. Bu bir gerçek evlilik olmayacak diyorum size, anlamıyor musunuz? Töre denilen o tehlike kapıya dayandığında ellerinde Doğa'yı isteyecek hiçbir koz kalmayacak. Önlerine resmi bir nikah belgesi koyduğumuzda konu kapanır. Doğa'nın güvende olmasının tek yolu bu. Ayrıca doğayı sevmiyorum sırf üzülmesin diye.”
Koca bir yalan seviyor
Baran tam tekrar Ediz’in üzerine yürüyecekti ki elimi kaldırıp onu durdurdum."Dur Baran," dedim.Baran şaşkınlıkla bana döndü. "Kuzey sen ne diyorsun? Bu zibidinin dediğini kabul mü edeceksin?"Derin bir nefes aldım. Dişlerimi sıktım. Zihnimde binbir türlü ihtimal dönüp duruyordu. Dışarıdaki düşmanları en iyi ben tanıyordum; Karahan adını lekelemek ve Doğa’yı köşeye sıkıştırmak için her türlü pisliği yaparlardı. Ediz’den nefret etsem de, söylediği o soğuk mantık kafama yatmıştı."Haftaya Doğa’nın doğum günü..." dedim, sesimdeki ağırlık bahçedeki herkesi susturdu. "Reşit oluyor. Mantıken ve hukuken kendi kararını verebilecek yaşa girecek."Gözlerimi doğrudan Ediz’e diktim. Steely, tehlikeli bir bakışla yüzüne baktım."Tamam," dedim. "Anlaşmalı evlilik fikrini kabul ediyorum. Ama sırf Doğa’nın iyiliği için. Onun kılına bile zarar gelmemesi, o itlerin eline koz vermemek için."Ediz’e doğru bir adım atıp yaklaştım, aramızda santimler kaldı. Sesimi sadece onun duyabileceği kadar düşürdüm ama her kelimem bir tehdit gibiydi:"Bu iş tamamen kağıt üzerinde kalacak Ediz. Doğa’ya tek bir yanlışın, tek bir iman dahi olsa seni bu konağın bahçesine gömerim. Sadece onun güvenliği için bu oyuna izin veriyorum. Anlaşıldı mı?"Ediz başını hafifçe salladı. Bakışlarındaki ciddiyet yerindeydi. Doğa’nın iyiliği için, belki de hayatımın en zor kararını veriyordum ama Karahan soyadını ve kardeşimi korumak için bu fırtınayı göğüslemek "Diğer abilerimize, annemize, babamıza ne diyeceğiz?" dedi Lodos , sesi endişeyle kısılarak. "Konaktaki büyükler bu kararı duyduğu an yer yerinden oynar. Alparslan abim bile duysa hastaneden kalkıp gelir."Kuzey derin bir nefes alıp omuzlarını dikleştirdi. "Onlara bu işin detaylarını anlatmayacağız.
Sadece gençlerin kendi arasında anlaştığını, Doğa'nın güvenliği için bu kararın alındığını bilecekler. Annemle babamı ben hallederim. Kimse Doğa'ya baskı yapamaz, bu işin sorumluluğu tamamen bende."Baran kaşlarını çatarak başını salladı. "Yine de konaktaki havanın sakinleşmesi kolay olmayacak. Herkes bir açıklama bekleyecek.""Beklesinler," dedi Kuzey, bakışlarını konağın üst katındaki ışıklara dikerek. "Doğa güvende olduğu sürece kimin ne dediğinin bir önemi yok."
Bahçedeki gergin kalabalık dağıldıktan sonra adımlarımı konağın üst katına, Doğa’nın odasına doğru yönelttim. Kapıyı yavaşça çalıp içeri girdiğimde Doğa pencerenin kenarında oturmuş, gözleri dolu dolu dışarıyı izliyordu.Beni görünce hafifçe irkildi ama bir şey söylemedi. Yanına yaklaşıp sandalyesinin hemen yanındaki pufa oturdum."Doğa," dedim, sesimi olabildiğince yumuşatmaya çalışarak. "Aşağıda konuşulanlar seni korkuttu, biliyorum. Ama senin istemediğin hiçbir şeyin olmasına izin vermem."Doğa başını çevirip gözlerimin içine baktı. "Peki neden böyle bir şey kabul edilsin ki Kuzey abi? Neden ben bir anda böyle bir kararın ortasında kalıyorum?""Seni korumak için," dedim net bir sesle. "Dışarıdaki tehditleri durdurmanın, seni o karanlık töre pazarlıklarından tamamen uzak tutmanın tek yolu bu sahte hamle.
Sadece kâğıt üzerinde kalacak bir kalkan."Ceketimi çıkarıp sol kolumun gömlek kolunu yukarı doğru kıvırdım. Bileğimden dirseğime doğru uzanan, özel bir motifle işlenmiş dövmeyi ona doğru uzattım. Dövmenin tam ortasında, zarif bir sarmaşığın içine gizlenmiş "Doğa" ismi yazıyordu.Doğa şaşkınlıkla dövmeye baktı, parmakları hafifçe dövmenin üzerinde gezindi."Bu..." dedi fısıltıyla."Bu hayatta bir tek seni böylesine şartsız ve hesapsız sevdim," dedim, gözlerim buğulanarak. "Ben bu konaktan ayrıldığımda sen henüz doğmamıştın bile. Ama annemin hamile olduğunu öğrendiğim günden itibaren senin doğumunu hep büyük bir merakla, heyecanla bekledim. Bir kız kardeşim olacağını bildiğim o ilk andan beri seni zihnimde ve kalbimde taşıdım Alara o zaman vardı ama hissetim ben hep doğa seni duyduğum ilk gün bu dövme yapıldı abicim."Doğa’nın gözünden bir damla yaş süzüldü."Yıllarca uzaktan izledim seni," diye devam ettim. "Attığın her adımı, büyüdüğün her anı haber aldım. Şimdi burnumun dibindeyken, seni kimsenin üzmesine ya da hayatını karartmasına izin verir miyim sanıyorsun? Bu anlaşmalı evlilik olayı sadece seni o itlerden korumak için çekilmiş bir çit. Sen ne zaman 'tamam' dersen, o zaman biter. Sen benim tek kız kardeşimsin ve bu hayatta seni korumaktan daha önemli hiçbir şeyim yok."Doğa derin bir nefes alarak bana doğru yaklaştı ve kollarını boynuma doladı. Yılların getirdiği o uzaklık, odanın içindeki bu sıcak sarılmayla bir anda eriyip gitti.
Ediz’in Ağzından
odasının kapısı kapandığında, Kuzey’in adımları koridorda yavaşça kayboldu. Konağın bahçesindeki o sert, fırtınalı hava yerini gecenin sessizliğine bırakmıştı ama benim zihnimdeki uğultu bir an bile dinmiyordu.Geniş avlunun ortasında dikilip yukarıya, Doğa’nın odasının ışığına baktım.Müstakbel karım...Bu kelime zihnimde yankılandıkça garip bir his göğsüme oturuyordu. Asla planlamadığım, hesapta olmayan ama şartların bizi getirdiği o tekinsiz nokta... Karahanlar'ın üzerindeki tehlikeyi savuşturmak, Doğa’yı o karanlık töre pazarlıklarından çekip çıkarmak için ortaya attığım bu fikir, aslında kendimle girdiğim en büyük kumardı.O sahadaki şaşkın bakışları, o çocuksu dik kafalılığı, her fırsatta bana meydan okuyuşu... Dışarıdan bakıldığında sadece kâğıt üzerinde kalacak, tamamen koruma amaçlı sahte bir oyundu bu. Ama gözlerindeki o ürkekliği gördüğüm an, arkamda durduğu o ilk saniyede anlamıştım; bu kızı o fırtınanın ortasında yalnız bırakmaya niyetim yoktu.Kuzey’in tehditleri, Baran’ın öfkesi ya da konaktakilerin ne düşündüğü umurumda bile değildi.
Ceketimi omzuma atıp konağın çıkışına doğru yürürken kendi kendime hafifçe gülümsedim."Demek açığa geçip okulunu dışarıdan bitireceksin, Şakayık lalesi..." diye fısıldadım geceye doğru. "Bakalım bu 'anlaşmalı' fırtınada hangimiz daha çok dayanacak."Karahan konağının kapısından çıkarken artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimizi biliyordum. Bu sadece bir oyun bile olsa, Doğa artık benim korumam altındaydı ve ona ulaşmak isteyen herkes önce beni aşmak zorundaydı.
Arabaya doğru yürürken cebimden sigara paketini çıkardım ama yakmadan geri cebime attım. Kafamın içi yeterince karışıktı zaten. Kuzey’in gözlerindeki o öldürücü bakış hâlâ aklımdaydı. Beni o bahçeye gömmekle tehdit ediyordu ama unuttuğu bir şey vardı; ben zaten o tehlikelerin ortasında büyümüştüm.Doğa'nın o anki yüz ifadesi gözümün önünden gitmiyordu.
O kadar korkmuş ve neye uğradığını şaşırmış görünüyordu ki... Normalde her şeye bir cevabı olan, o sahada bana meydan okuyan kız gitmiş, yerine köşeye sıkışmış bir ceylan gelmişti sanki. Ona berdel muhabbetini yaptıklarında hissettiği o çaresizlik hissini söküp almak istemiştim.Direksiyonun başına geçip motoru çalıştırdım. Dikiz aynasından konağın üst katına, Doğa’nın odasının yanan ışığına son kez baktım."Anlaşmalı evlilik..." diye mırıldandım kendi kendime.Gülünçtü aslında. Herkes bunun sadece kâğıt üzerinde kalacak bir kalkan olduğunu sanıyordu. Kuzey öyle sanıyordu, Baran öyle sanıyordu, hatta Doğa bile öyle sanıyordu. Ama bu oyun başladığında, o yüzükler parmağa takıldığında hiçbir şeyin eskisi gibi basit kalmayacağını çok iyi biliyordum.Onu koruyacaktım.
Karahanlar'ın düşmanlarından da, töre belasından da, hatta gerekirse kendi abilerinin aşırı korumacı öfkesinden de...Arabayla konaktan uzaklaşırken telefonum titredi. Ekrandaki ismi görünce dudaklarım kenara doğru kıvrıldı. Sarp mesaj atmıştım
Gereksiz : Abi Doğa sakinleşti, Kuzey abiyle konuşuyorlar. Ama bak baştan söyleyeyim, eğer kızı üzersen bu sefer topluca sana dalarız haberin olsun.
Sırıttım ve tek elle hızlıca cevap yazdım
Siz: önce futbol oynamayı öğrenin, gerisini bana bırakın.
Telefonu kenara atıp gaza bastım. Haftaya Doğa reşit oluyordu. Doğum günü, Karahan ailesi için sadece yeni bir yaş değil, fırtınanın tam ortasında atılacak resmi bir imzanın başlangıcı olacaktı. Ve ben o imzaya tamamen hazırdım.
Gece yarısına doğru konağın etrafındaki sessizlik iyice derinleşmişti. Arabayı yol kenarında durdurup motoru kapattım. Direksiyona yaslanıp derin bir nefes alırken zihnimdeki tilkiler bir an olsun durmuyordu.Mardin gecesi dışarıdan ne kadar sakin görünürse görünsün, derinden derine büyük bir fırtınanın yaklaştığını hissettiriyordu. Bu oyun sadece Karahanlar'ı ve Doğa’yı korumak için attığım bir adımdı, evet... Ama Doğa’nın o şaşkın, bir o kadar da dik başlı bakışları aklımdan çıkmıyordu.Telefonum tekrar titredi.
Bu sefer arayan grupten gelen mesajlardı. Bizimkiler ortamı biraz olsun yumuşatmaya çalışıyordu ama herkes durumun ne kadar ciddi olduğunun farkındaydı.Ekrana bakıp hafifçe gülümsedim."Haftaya büyük gun..." diye fısıldadım kendi kendime.
Doğa’nın doğum günü geldiğinde sadece yeni bir yaşı kutlamayacaktık; Karahan konağında kartlar yeniden dağıtılacak, herkes için yepyeni bir dönem başlayacaktı. Ve ne olursa olsun, o kızın kılına bile zarar gelmesine izin vermeyecektim.
Müstakbel karım olarak bu eve gelecekti siktiğim anlaşması bir yalan onu kendi canımdan çok seviyorum
Çiçeklerim iyi okumalar öncelikle 😊 sizde böyle bir bölüm beklemiyordunuz herhalde🥰 bana kızmayın gerçekten 😟
Bir sonraki bölüme kadar sağlıcakla kalın 😭
Bölüm etkileşimi
