22.bölüm

Vaveyla Yazarı: Mey .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 22.bölüm

Olayların üstünden bir hafta geçmişti artık kendimi toparlamaya başlamıştım alparslan abim de kendini toparlamaya başladı.
Ediz’in Söyledikleri sürekli kafamı kurcalıyordu bu süre zarfında çıkar karşıya gelmemiştik bugün bütün kuzen halkı olarak maç yapacakmışız hayatımda futbol oynamadım ama bugün bütün hünerlerimi göstermeye çalışacağım.
“Mafya değiliz ama mafyayız” adlı gruptan bildirim.
Bacıkom:hazır mısınız ?
Ters çocuk: biz hazırız erkekler olarak siz hazır mısınız kızlar?
Siz: neden hazır olmayalım sarp ?
Ters çocuk: siz kadınlar ne anlarsınız futboldan?
Siz: birincisi kadın erkek ayrımı yoktur ikincisi bu maçı siz istediniz üçüncüsü o topu özellikle sana sokacağım pardon kaleye atacağım.
Bermuda üçgeni: yeter 10 dakikaya çıkın!

Gruptaki mesajlaşmayı kapatıp telefonu cebime attıktan sonra üzerime rahat bir şeyler geçirdim. Ediz’in o gece odamda söyledikleri hâlâ zihnimin bir köşesinde dönüp duruyordu ama bugün en azından birkaç saatliğine de olsa kafamı boşaltmaya, şu sır dolu atmosferden uzaklaşmaya ihtiyacım vardı. Hayatında ayaküstü bile topa vurmamış bir kız olarak Sarp’ın o ukala tavırlarına cevap vermiştim ya, artık kaçışım yoktu.Aşağı indiğimde konaktakiler çoktan bahçede toplanmıştı. Herkesin üzerinde spor kıyafetler vardı ama havalarından yanlarına yaklaşılmıyordu.Sarp beni görünce sırıtarak topu ayağında sektirmeye başladı. "Ooo, İstanbullu da gelmiş. Yalnız dikkat et de top ayağına çarpıp canını yakmasın.""Sen kaleye geç de görelim Sarp," dedim çenemi dikleştirerek. "O lafları sana tek tek yedireceğim."Barlas abim gülerek araya girdi. "Tamam tamam, uzatmayın. Takımları kuruyoruz. Ama baştan söyleyeyim, hırs yapıp birbirinizi sakatlamak yok!"Saha olarak konağın arkasındaki geniş düzlüğü seçmiştik. İki tarafı taşlarla kale yapıp dizildiğimizde, içimdeki heyecan ve hırs Ediz’e dair kafamı kurcalayan tüm düşünceleri bir anlığına halı altına itti. Maç başladığında herkes tam bir Karahan gibi hırslı ve ciddiye alarak oynamaya başladı. Kadın-erkek ayrımı yapmadan herkes topun peşinde koşuyordu.Top bir an bana geldiğinde ne yapacağımı bilemeyip rastgele bir vuruş yaptım. Top tam Sarp’ın üzerine doğru gitti.

Sarp topu tutmaya çalışırken ayağı takılıp yere kapaklanınca kızlar olarak kahkahayı bastık."Gördün mü Sarp?" diye bağırdım gülerek. "Futboldan anlamayan kimmiş?"Sarp yerden kalkıp üstünü silkerken ters ters baktı ama o da gülümsemesini gizleyemedi. O an, bu ailenin ne kadar karmaşık, sırlarla dolu ve tehlikeli olduğunu unutup sadece genç olmanın, bir aile olmanın tadını çıkardık.Ancak maçın ortasında, tam topu sürerken gözüm bahçe duvarının hemen dışındaki karanlık ağaçlığa kaydı. Orada, gölgelerin arasında duran bir siluet bizi izliyordu. Kalbim bir anlığına hızla çarptı. O duruşu, o mesafeli hali tanıyordum... Ediz miydi, yoksa Kuzey mi?Top ayağımdan kayıp giderken ben sadece o gölgeye kilitlenmiştim. Karahan konağında eğlence bile her an yerini yeni bir soru işaretine bırakmaya mahkûmdu.

Sarp çelme takıp beni yere düşürünce acıdan çok bir anlık öfkeyle reflex olarak hamlemi yaptım. Ayağım hedefine ulaştığında Sarp’ın neye uğradığını şaşırmış hali ve bir anda acıyla yere kapaklanması görülmeye değerdi. Birkaç dakika boyunca yerde kıvranıp dururken, ben de üstümü silkeleyip dikildim.O anki hırsımla başucuna dikilip, "Nasıl, geleceğin risk altında mı Sarp?" diye sorunca bahçedeki herkes kahkahayı bastı. Sarp acıdan ve utançtan adeta kırmızıya dönmüş, laf yetiştirecek hali kalmamıştı. Kuzenlerin takılmaları ve gülüşmeleri eşliğinde ortalık iyice şenlenmişken, bahçe kapısından içeri giren siluetle bir anda bütün sesler kesildi.Gelen Ediz’di.

Onu burada, konağın bahçesinde bu kadar rahat bir şekilde görmek kalbimin ritmini bir anda değiştirdi. Şaşkınlıkla öne doğru bir adım atıp, "Senin burada ne işin var? Neden geldin?" diye tam hesap soracakken, arkamdan Baran abimin sesi duyuldu."Ben çağırdım," dedi abim, adımlarla yanımıza yaklaşırken. Yüzünde alışılmadık derecede ciddi bir ifade vardı. "Konuşmamız gereken önemli meseleler var. Özellikle de Kuzey hakkında..."Ediz’in bakışları abimden bana kaydı. Gözlerinde, o gece odamda bıraktığı gizemli ifadenin aynısı vardı. Herkes futbol maçının neşesini bir kenara bırakıp ciddileşirken, Ediz hafifçe gülümsedi."Eğer maçınız bittiyse," dedi Ediz, sesindeki o mesafeli tonla, "asıl mevzulara geçelim."Aşiretin, geçmişin ve Kuzey abimin gölgesi, kısa süren bu neşeli anın üzerine yine kapkara bir bulut gibi çökmüştü.
"Hadi ama, maç daha yeni başlıyordu!" diye araya girdim, ortamdaki o bir anda ağırlaşan havayı dağıtmaya çalışarak. "Konuşacak konular kaçmıyor ya, gel sen de oyna Ediz. Bakalım sahada da dışarıdaki kadar kendinden emin misin?"Ediz şaşkınlıkla bana baktı, sonra hafifçe gülümsedi. Ceketini çıkarıp kenara koyarken, "Pekala, madem Kaçak İstanbullu meydan okuyor, reddetmek olmaz," dedi.Baran abim bile bu ısrarım karşısında bir şey diyemedi, başını sallayıp kenara çekildi. Ediz sahaya girer girmez oyunun seyri tamamen değişti. İtiş kakışlar, karşılıklı tatlı atışmalar ve kahkahalar havada uçuşuyordu. Sarp henüz yeni kendine geldiği için Ediz'in arkasından sitem edip duruyordu ama kimse onu dinlemiyordu.Top bir an Ediz’in ayağındayken hızla ona doğru hamle yaptım. Topu kapmaya çalışırken ayağım çimene takıldı ve dengemi tamamen kaybettim. Ediz reflexle beni tutmaya çalıştı ama ikimiz birden kendimizi yerde bulduk

.Ben tam Ediz’in üzerine düşmüştüm. Kalbimin güm güm çarptığı o anlık kargaşada, tamamen refleks ve o anın heyecanıyla dudaklarım Ediz’in yanağına değdi.Bir an için zaman durdu sanki.Yerimden nasıl sıçradığımı, nasıl ayağa kalktığımı bilemedim. Yanaklarımın alev alev yandığını hissedebiliyordum. Şaşkınlıktan ve yaşadığım anlık şoktan ne diyeceğimi bilemeyip gözlerimi kocaman açmış bir şekilde Ediz'e baktım.Ediz yerde yatarken elini yanağına götürdü, yüzünde muzip ve şaşkın bir tebessüm belirdi. "Vuracağını biliyordum da böyle bir gol atacağını beklemiyordum," dedi gülerek.Sarp arkadan, "Ooo! Nerede kaldı bizim sert futbol?" diye bağırınca bahçedeki herkes kahkahayı bastı. Yüzümün kırmızılığını gizlemek için hemen arkamı dönüp eve doğru yürümeye başladım, arkamdan yükselen neşeli sesler ise Mardin'in üzerindeki tüm o kara bulutları bir anlığına da olsa dağıtmıştı.

"Hadi ama, maç daha yeni başlıyordu!" diye araya girdim, ortamdaki o bir anda ağırlaşan havayı dağıtmaya çalışarak. "Konuşacak konular kaçmıyor ya, gel sen de oyna Ediz. Bakalım sahada da dışarıdaki kadar kendinden emin misin?"Ediz şaşkınlıkla bana baktı, sonra hafifçe gülümsedi. Ceketini çıkarıp kenara koyarken, "Pekala, madem Kaçak İstanbullu meydan okuyor, reddetmek olmaz," dedi.Baran abim bile bu ısrarım karşısında bir şey diyemedi, başını sallayıp kenara çekildi. Ediz sahaya girer girmez oyunun seyri tamamen değişti. İtiş kakışlar, karşılıklı tatlı atışmalar ve kahkahalar havada uçuşuyordu. Sarp henüz yeni kendine geldiği için Ediz'in arkasından sitem edip duruyordu ama kimse onu dinlemiyordu.

Top bir an Ediz’in ayağındayken hızla ona doğru hamle yaptım. Topu kapmaya çalışırken ayağım çimene takıldı ve dengemi tamamen kaybettim. Ediz reflexle beni tutmaya çalıştı ama ikimiz birden kendimizi yerde bulduk.Ben tam Ediz’in üzerine düşmüştüm. Kalbimin güm güm çarptığı o anlık kargaşada, tamamen refleks ve o anın heyecanıyla dudaklarım Ediz’in yanağına değdi.Bir an için zaman durdu sanki.Yerimden nasıl sıçradığımı, nasıl ayağa kalktığımı bilemedim. Yanaklarımın alev alev yandığını hissedebiliyordum. Şaşkınlıktan ve yaşadığım anlık şoktan ne diyeceğimi bilemeyip gözlerimi kocaman açmış bir şekilde Ediz'e baktım.Ediz yerde yatarken elini yanağına götürdü, yüzünde muzip ve şaşkın bir tebessüm belirdi. "Vuracağını biliyordum da böyle bir gol atacağını beklemiyordum," dedi gülerek.Sarp arkadan, "Ooo! Nerede kaldı bizim sert futbol?" diye bağırınca bahçedeki herkes kahkahayı bastı.

Yüzümün kırmızılığını gizlemek için hemen arkamı dönüp eve doğru yürümeye başladım, arkamdan yükselen neşeli sesler ise Mardin'in üzerindeki tüm o kara bulutları bir anlığına da olsa Futbol maçının yorgunluğu üzerimize çökünce hep birlikte bahçedeki kamelyaya geçip Minderlere kurulduk. Abilerim yoğun bakımda yatan Alparslan abimin yanına, hastaneye dönmek üzere konaktan ayrılmıştı. Bahçede sadece biz gençler kalmıştık: Ben, Ediz, Sarp ve kuzenlerimiz Arda, Melis ile Berrak."Madem abiler gitti, ortalık bize kaldı," dedi Arda elindeki boş cam şişeyi masanın ortasına koyarak. "Cesaret mi Doğruluk mu oynayacağız, kaçış yok!"Şişeyi ilk çeviren Melis oldu. Şişenin altı Sarp’a, ucu ise Arda’ya denk geldi. Arda haince sırıtarak Sarp’a baktı. "Doğruluk mu, Cesaret mi Sarp efendi?"Sarp koltuğunda dikleşip "Doğruluk ulan!" dedi özgüvenle. "Çekin gözlerimi sorabilirsiniz."Arda gözlerini kısıp, "Geçen gün babamın o gözü gibi baktığı siyah arabasının kapısındaki o kocaman çiziği kim yaptı?" diye sordu.Sarp bir an yutkundu, yanakları kızardı ama oyuna uyup itiraf etmek zorunda kaldı. "Ben çizdirdim... Garaja park ederken bisikletin gidonu takıldı."Arda hiç şaşırmamış gibi arkasına yaslanıp güldü. "Vallahi mı ya? Ben sanki bilmiyordum! Dikkat et de bir dahakine senin kasada çizik oluşmasın Sarp, babam duysa bisikletini üstüne sürerdi!"Herkes Sarp’ın haline kahkahalarla gülerken sıra bana ve Ediz’e geldi. Şişe dönüp ikimizin arasında durduğunda kalbim yine ritmini şaşırdı

. Ediz gözlerimin içine bakarak muzip bir şekilde gülümsedi. "Doğruluk mu, Cesaret mi İstanbullu?""Doğruluk," dedim çenemi dikleştirerek.Ediz öne doğru eğildi, sadece benim duyabileceğim ama ortamın neşesini de bozmayacak bir tonda, gözlerinde o anlamlı bakışla konuştu: "O zaman itiraf et... Bana bakarken bazen gözlerimin içinde kaybolduğunu hissediyor musun? Hani tam bir Opia hali..."Gözlerimi devirip kaşlarımı çattım, yüzümdeki ısınmayı gizlemeye çalışarak
"Bu ne anlamsız kelimeler ya? Ne demekmiş o?"Ediz arkasına yaslanıp meşhur sırıtışını takındı. "Biriyle göz göze geldiğinde içindeki o derin, karmaşık ve biraz da ürkütücü his... Ama sen anlamazsın tabii, dışarıdan sert görünmeye çalışan bir Şakayık lalesi gibisin.""Şakayık lalesi mi?" diye bağırdım gülerek. "Uydurma kelimeler üretmeyi bırak Ediz!""Uydurmuyorum," dedi Ediz göz kırparak. "Renklisin, güzelsin ama dokunmaya kalkınca hemen dikleniyorsun."Sarp aradan atlayıp, "Ooo! Şair oldu başımıza bizim it!" diye bağırınca masadaki herkes yine kahkahalara boğuldu. Mardin’in bu puslu gecesinde, ilk defa dertleri ve sırları bir kenara bırakıp genç olmanın, birlikte gülebilmenin hafifliğini yaşıyorduk.
Sarp masanın ortasına bir kase çikolatalı draje koyup hain hain gülümsedi. "Tamam, madem öyle, oyunun adını değiştiriyoruz: 'Ben Hiç Yapmadım'. Herkes dürüst olacak. Yalan söyleyen ya da yapan bir draje yiyecek. Ama öyle sıradan sorular yok!""İyi bakalım, başla bakalım Sarp efendi," dedim kollarımı bağlayarak.Sarp gözlerini kısıp Ediz’e baktı. "Ben hiç... Bir kızı etkilemek için romantik şair taklidi yapmadım!"Ediz hiç istifini bozmadan drajelerden birini ağzına attı. "Etkilemek için değil, gerçekler söylenir kardeş," deyip bana muzipçe göz kırptı. Masadakiler "Ooo!" diye tezahürat yaparken yanaklarımın yine ısındığını hissettim.Sıra bana geldiğinde gözlerimi doğrudan Ediz’e diktim. "Ben hiç... Birinin odasına gizlice girip sonra da hiçbir şey olmamış gibi felsefe yapmadım!"Ediz hafifçe kıkırdadı, tek bir kelime bile etmeden bir draje daha ağzına attı. "Suçumu kabul ediyorum," dedi sesi yumuşayarak.Gece ilerledikçe oyunun dozu arttı, gülmekten karınlarımıza ağrılar girdi. O kadar çok draje yedik ve o kadar çok güldük ki, günlerin verdiği o ağır yorgunluk üstümüze çökünce hepimiz hafifçe sersemledik. Başımı kamelyadaki mindere dayadığımda gözlerim kapanmak üzereydi.Ediz yanıma biraz daha yaklaştı.

Yüzündeki o her zamanki alaycı ifade gitmiş, yerini daha önce hiç görmediğim kadar yumuşak bir bakış almıştı."Çok gıcıksın biliyorsun değil mi?" diye fısıldadım, gözlerim yarı açık bir halde. "Tam bir dik kafalısın... Ama sanırım seni tam da bu halinle seviyorum."Ediz duyduğu şeyle bir an donakaldı. Yüzünde kocaman, şaşkın bir tebessüm belirdi. Eğilip hafifçe saçlarımı okşadı."Sen gerçekten delisin İstanbullu," dedi kısık bir sesle. "Hem de en tatlısından..."

İyi okumalar 💘

Bugün size 1 bölüm daha atacağım ayrıca spoi vereyim kuzeyin ağzından bir geçmiş sahne okuyacağız 🥲

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18