42. bölüm · KANLI İNTİKAM
40
"Alfa sabırlıydı Styles," dedi Zeynep acıyla. "Melisa büyüyene, Kahraman ona canından çok değer verene kadar bekledi. Şimdi o an geldi. Melisa’yı yok ederek Kahraman’a kendi kaybettiği evladının acısını misliyle yaşatmak istiyor."
Melisa, Styles’ın ceketini sıkıca kavradı. Başını onun göğsüne gömmüş, sessizce titriyordu. "Ben sadece... Bir intikamın parçası mıyım Styles? Bütün hayatım bir yalan mıydı?"
Styles, Melisa’nın çenesinden tutup yüzünü yukarı kaldırdı. Gözlerinin içine, içindeki tüm kararlılıkla baktı.
"Bana bak Melisa," dedi Styles, sesi taş kadar sert, bir o kadar da güven vericiydi. "Baban ne halt yemiş olursa olsun, o Avcı senin üzerine nasıl bir intikam yemini etmiş olursa olsun... Sen kimsenin diyeti değilsin. Kahraman'ın günahını sana ödetmelerine, o canavarın seni bir intikam aracı olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz. Sen o kanlı geçmişin bir parçası değilsin ve seni bizden almalarına asla müsaade etmeyeceğiz. Styles, Melisa’nın sarsılan omuzlarını hissedince duraksamadı; kollarını genç kızın etrafına sarıp onu göğsüne bastırdı. Melisa, Styles’ın kokusuna ve güven veren sıcaklığına sığınırken, bodrumun soğuk havası aralarındaki bu sessiz sarılmayla biraz olsun kırıldı.
Zeynep, ikisinin bu haline bakarken göz pınarlarında biriken yaşı tutamadı. Bakışları, babasının günahları altında ezilen Melisa’nın üzerinde durdu. Sesi bu kez ne soğuk ne de mesafeliydi; sadece derin bir hüzün barındırıyordu.
"İşte... Her şeyi öğrendiniz," dedi Zeynep, sesi kırılgan bir fısıltı gibi odada yayıldı. "Kahraman bu yüzden söylemek istemedi Melisa. Gerçeği öğrenip ondan nefret etme diye... Senin gözündeki o kahraman imajı yıkılmasın, babana tiksintiyle bakma diye bu karanlık sırrı mezara kadar götürmeye razıydı. Seni korurken aslında kendi vicdanından ve senin nefretinden kaçıyordu."
Melisa, Styles’ın göğsünde başını hafifçe iki yana salladı. Hıçkırıkları Styles’ın ceketinde boğuluyordu.
"Ondan nefret etmemi istemedi mi?.." dedi Melisa, sesi ağlamaktan kısılmış bir halde. "Bana yıllarca yalan söyledi Zeynep! Dışarıdaki dünya yaratıklarla dolu dedi, beni bir kafese kapattı... Meğer beni dışarıdaki canavarlardan değil, kendi yarattığı canavardan koruyormuş! Daniel’ın kanı onun ellerindeyken, ben şimdi onun yüzüne nasıl bakacağım?"
Styles, Melisa’yı biraz daha sıkı sardı. Bir eli kızın saçlarında gezindi. İçindeki nefret hâlâ kor gibi yanıyordu ama Melisa’nın parçalanan kalbi karşısında kendi öfkesini bastırmak zorundaydı. Bakışlarını Zeynep’e dikti.
"Nefret edip etmeyeceğine Melisa karar verir Zeynep," dedi Styles, sesi alçak ama son derece netti. "Kahraman kendi vicdanını temizlemek için gerçeği saklamış olabilir, ama bu durum o Alfa’nın hâlâ kapımızda olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kahraman’ın korkuları ya da pişmanlıkları bizi ilgilendirmez. Çünkü o Alfa, Kahraman’ın yüzleşmekten korktuğu o geçmişi tam buraya, Melisa’nın ayaklarının dibine getirmek üzere.
"Haklısın Styles..." dedi Zeynep, sesi alçak ama bir o kadar sert ve gerçekçiydi.
"Nefret etmekte, onu lanetlemekte sonuna kadar haklısın. Nefret et Melisa, istersen yüzüne tükür, istersen bir daha babam deme! Ama bunu şimdi yapamazsınız."
Zeynep öne doğru bir adım atarak ikisine yaklaştı. Bakışlarını doğrudan Styles’ın gözlerine kilitledi:
"Şu an Kahraman’dan nefret etmek için harcayacağınız her saniye, o Alfa’nın işini kolaylaştırır. O adam sizin bu öfkenizle, Kahraman’ın ise bu suçluluk duygusuyla parçalanmasını bekliyor. Kahraman bir canavar yarattı, evet! Ama o canavar şu an kapıda ve Melisa’nın kanını istiyor. Eğer babasından nefret edip kalkanlarınızı indirirseniz, o Alfa intikamını alır ve siz de Kahraman’ın geçmişinde kaybolup giden diğer cesetlerden biri olursunuz."
Melisa, Styles’ın göğsünde başını hafifçe kaldırdı. Gözyaşlarıyla ıslanmış yüzünde büyük bir boşluk vardı. Kahraman onun babasıydı... Ama artık o isim, zihninde sadece kan ve yalanla bağdaşıyordu.
"Ben..." dedi Melisa, sesi bir fısıltıdan ibaretti. "Ona bir daha asla 'baba' diyebilir miyim, bilmiyorum teyze
"Bak canım..." dedi Zeynep, sesi bir annenin ya da ablanın en çaresiz anındaki fısıltısı gibi kısıktı. Melisa’nın saçlarını okşarken gözlerinden süzülen bir damla yaşı gizlemeye çalışmadı. "Bunları bildiğini Kahraman’ın bilmemesi gerekiyor. Yemin ederim sana, eğer bildiğini, her şeyi öğrendiğini anlarsa mantıklı düşünmeyi tamamen bırakır. Kontrolünü kaybeder, gözü kararır ve sırf seni koruma dürtüsüyle doğrudan o Alfa’nın kucağına, intihar gibi bir saldırıya yürür."
Melisa, Zeynep’in kollarında buz gibi kesilmişti. Şok ve hayal kırıklığı bedenini tamamen uyuşturmuştu. Zeynep onu yavaşça geriye çekip yüzünü ellerinin arasına aldı.
"Kahraman o geçmişle, kendi yarattığı o cehennemle tek başına yüzleşmek zorunda," diye devam etti Zeynep, gözlerinin içine bakarak. "Ama senin bildiğini anlarsa, Alfa’nın kurduğu tuzağa tam da adamın istediği gibi düşer. Alfa, Kahraman’ın bu vicdan azabıyla ve senin nefretinle kör olmasını bekliyor. Ona bu kozu veremeyiz Melisa. Ağla, öfkelen, bana kız... ama Kahraman’ın karşısına geçtiğinde hiçbir şey bilmiyormuş gibi durmak zorundasın.
"Tamam teyze, susacağım..." dedi Melisa, sesi titrese de geri adım atmayacağını gösteren bir tondaydı. "Ağzımı açmayacağım, o adama bakıp hiçbir şey yokmuş gibi davranacağım. Ama nereye kadar susacağım? Bütün hayatımı bir yalanın ortasında, bana gerçeği söylemeyen bir adamın gölgesinde nereye kadar sürdüreceğim?"
Zeynep, genç kızın bu dimdik duruşu karşısında boğazına dizilen düğümü yutkundu."Bilmiyorum güzelim..." dedi Zeynep, sesi buruk bir çaresizlikle kısılarak. "Nereye kadar sürecek ben de bilmiyorum. Ama o vakit gelene kadar, o Alfa kapımıza tamamen dayanana kadar dayanmak zorundasın. En azından kendini korumayı öğrenmek zorundasın. Babanın geçmişi seni yutmadan önce, kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenmelisin."
"Her şeyi öğrenmek zorundayız!" dedi Styles, sesi bu kez bir ricadan çok bir emir gibi çınladı. "Melisa’yı korumak için bu zamana kadar olan her şeyi bilmemiz gerek! Madem kurt adamlar var, bu kasabada başka kim kurt adam? Kim dost, kim düşman, kimin eli kimin kanında?.. Bu kasabadaki her şeyi, en ince ayrıntısına kadar öğrenmek zorundayız Zeynep!"
Zeynep ellerini Melisa’nın yanaklarından yavaşça çekti. Styles’ın bu kararlı çıkışı karşısında derin bir nefes alıp arkasındaki ahşap masaya doğru geriledi. Bakışları ikisinin arasında gidip geldi; karşısinda artık sadece korkmuş iki genç değil, gerçeğin ağırlığıyla bilenmiş iki savaşçı duruyordu.
"Her şeyi bilmek, o yükü sırtlanmak demektir Styles," dedi Zeynep, sesi buz gibi bir ciddiyetle kaplanarak. "Eğer kasabadaki diğer isimleri öğrenirseniz, bir daha asla sıradan bir hayatınız olamaz. Sokağa çıktığınızda insanların yüzüne baktığınızda artık komşularınızı, arkadaşlarınızı değil; pençelerini saklayan canavarları göreceksiniz."
"O 'sıradan' hayat Daniel öldüğü gün bitti Zeynep!" diye kestirip attı Styles, yumruklarını sıkarak. "Bize isim ver. Bu kasabada kim o Alfa’nın tarafında, kim nötr, kim Kahraman’ın geçmişteki o katliamından haberdar?
" Styles haklı teyze," dedi Melisa, sesi ilk kez bu kadar soğuk ve kararlı çıkarak. "Beni korumak için yıllarca herkesten sakladınız, yalanlar söylediniz. Ama artık kör gibi yürümeyeceğim. Bu kasabada yanından geçip gittiğim kim bir yaratık, bilmek istiyorum. Kimin kurt adam olduğunu bilmek benim de hakkım."
Zeynep bir an gözlerini kapattı.
"Pekala..." dedi Zeynep, gözlerini ikisine dikerek. "Madem bu cehennemin haritasını istiyorsunuz... O zaman dinleyin."
Zeynep odanın karşı tarafına geçip büyük metal dolabı açtı içerisinde bir sürü dosyalar vardı dosyalar renk renk ayrılmıştı.Zeynep, dolabın kapağını sonuna kadar açtığında içeride dizili onlarca dosya loş ışıkta belirdi. Kırmızı, siyah, sarı ve mavi klasörler... Her renk, kasabanın farklı bir karanlık sırrını barındırıyor gibiydi. Zeynep’in parmakları renk renk ayrılmış bu dosyaların üzerinde bir süre gezindi; sanki hangi felaketi ilk önce önlerine sereceğine karar vermeye çalışıyordu.
"Kırmızı dosyalar," dedi Zeynep, parmağıyla ilk sırayı işaret ederek. "Katliamlar, infazlar ve doğrudan Konsey’in üstünü örttüğü kanlı vakalar. Kahraman’ın o gece yaptığı katliam ve kaybettiğimiz avcıların isimleri burada."
Parmağını siyah klasörlerin üzerine kaydırdı. Sesi bir ton daha ağırlaştı.
"Siyah olanlar... Kasabadaki aktif ve potansiyel tehditler. Yani kurt adamlar, sürüler ve o Alfa’ya sadakat yemini etmiş olabilecekler.Mavi dosyalar," dedi Zeynep, eliyle orta sırayı göstererek, "her şeyden habersiz olan siviller. Tehlikenin ortasında yaşayıp hiçbir şeyden haberi olmayan masumlar... Yeşil dosyalar ise Avcılar. Yani biz, Konsey ve Kahraman’ın yanında yer alanlar."
Styles derin bir nefes aldı. İçindeki o kasırga gibi esen öfke, yerini buz gibi bir odağa ve soğukkanlılığa bıraktı. Yumruklarını sıkmayı bıraktı, duruşunu dikleştirdi. Bakışları artık bir öfke patlamasıyla değil, tamamen taktiksel bir zekayla dosyaların üzerindeydi.
"Tamam..." dedi Styles, sesi bu kez şaşırtıcı derecede sakin, ama bir o kadar da kararlı çıkarak. "Mavi ve yeşilleri şimdilik kenara bırakalım. Bize kimin koruma altında olduğunu değil, tehlikenin nereden geleceğini bilmek gerek."
Styles elini uzatıp Zeynep'in masaya bıraktığı siyah klasörün ilk sayfasını yavaşça çevirdi. Gözleri fotoğrafların ve isimlerin üzerinde sakince gezindi.
". Bu kasabada kimin dişini, kimin pençesini sakladığını tek tek bilmek istiyorum. Kim Alfa'ya çalışıyor, kim sürüde, kim yalnız takılıyor... Hepsini anlat. Bizi avlamaya gelmeden önce, biz kimi izlediğimizi bilelim."
Melisa, Styles’ın bu aniden gelen sakinliğine ve arkasındaki o güçlü kararlılığa bakarak biraz olsun güç buldu. Zeynep ise Styles’ın bu olgunlaşan, soğukkanlı tavrı karşısında hafifçe başını sallayarak onayladı.
"Güzel..." dedi Zeynep.
Styles’ın parmakları siyah dosyadaki sararmış gazete kupürlerinin ve resmi otopsi raporlarının üzerinde durdu. Aylardır kasabadaki şüpheli kaza raporlarını, faili meçhul vakaları gece gündüz inceliyordu. Şimdi o fotoğraflarla Zeynep’in tuttuğu kayıtlar birleştiğinde, zihnindeki puzzle’ın son parçaları da yerine oturdu.
"Benim günlerce 'kaza' diye araştırdığım o vakalar..." dedi Styles, sesi tüyler ürpertici bir sakinlikle odada çınlarken. "Geyik çarpması dedikleri o araç devrilmesi, uçurumdan uçan otobüs, ormandaki o patlama... Hepsi kurt adam saldırısıymış."
Parmağını sayfanın altındaki kırmızı çentik atılmış listenin üzerine bastırdı. Orada sadece kurbanların değil, Kahraman ve ekibi tarafından öldürülen kurt adamların da isimleri tek tek sıralanmıştı.
"İsimleri bile var..." dedi Styles, gözlerini Zeynep’e kaldırarak. "Kahraman ve Konsey’in 'temizlediği' yaratıklar... Bunlar kaza falan değilmiş Zeynep, kasabada iki yıldir gizli bir savaş yürütülüyormuş. Ve o kazalarda ölen masum insanlar, sizin bu savaşınızın 'yan hasarları' olarak kayıtlara geçmiş."
Melisa, Styles’ın parmağıyla gösterdiği isimlere doğru eğildi. Baktığı her isim, okuduğu her haber başlığı zihninde yankılanıyordu. İki yildir televizyonda "feci trafik kazası" diye izlediği şeylerin arkasında babasının canavar avı, canavarların ise intikam pusuları yatıyordu.
"Bir aydır o dosyaları boşuna incelememişim," dedi Styles, siyah klasörün bir sonraki sayfasını yavaşça çevirirken. "Tüm o kazaların olduğu yerler... Alfa’nın ve sürünün alan kapmaca oynadığı noktalar. Şimdi buradaki ölen kurt adamların isimlerine bakılırsa, Alfa’nın sadece Kahraman’a değil, Konsey’e karşı da şahsi bir intikam listesi var."
Zeynep derin bir iç çekip masaya yaslandı. Styles’ın olayı bu kadar çabuk kavraması ve parçaları birleştirmesi, , tehlikeli derecede zeki bir stratejist olduğunu gösteriyordu.
"Doğru anladın Styles," dedi Zeynep, sesindeki ciddiyeti koruyarak.
"Ölen her kurt adam için kasabada bir kaza kurgulandı. İnsanlar paniğe kapılmasın, Konsey’in varlığı açığa çıkmasın diye. Ama o listede gördüğün ölü kurt adamların çoğu, o gece Kahraman'ın kulübede başlattığı o kanlı savaşın taraflarıydı. Ve o Alfa, listedeki her bir ismin hesabını sormak için o 'kazaları' bizzat kendisi organize etti."Styles’ın parmakları sayfanın üzerinde aniden çakılı kaldı. Az önce yüzüne hâkim olan o soğukkanlı, taktiksel ifade bir anda yok oldu; yerini katıksız bir şoka ve dehşete bıraktı.
Gözleri, siyah dosyadaki vesikalık fotoğrafın ve altındaki ismin üzerinde çakılı kalmıştı.
"Ama... Ama bu nasıl olur?" dedi Styles, sesi ilk kez kontrolünü kaybedip kekeleyerek. "Burada... Arthur Hocanın ismi var!"Zeynep hiç şaşırmamış bir ifadeyle derin bir nefes aldı. Kollarını göğsünde birleştirip masaya doğru bir adım attı.
"Bu kasabada hiçbir şey göründüğü gibi değil demiştim size," dedi Zeynep, sesi buz gibi bir gerçeklikle doluydu. "Arthur, Konsey'in ve Kahraman'ın radarında olan en eski isimlerden biri. Yıllardır kimliğini gizlemeyi başardı, insan gibi yaşamayı seçti." Styles, sesi hafifçe titreyerek. "Bunu biliyor muydun Melisa? Arthur Hoca’nın bir kurt adam olduğunu... başından beri biliyor muydun?"
Melisa, Styles’ın o şaşkın ve sorgulayan bakışları karşısında gözlerini kaçırmadı. Başını yavaşça sallayarak doğruladı.
"Biliyordum Styles..." diye fısıldadı Melisa, sesindeki gerginliği gizlemeye çalışarak.araya girdi Zeynep, keskin bir tonda. "Arthur bu kasabada kalmayı seçen, sürünün geri kalanından farklı hareket eden biri. O bir vahşet makinesi değil; o, geçmişin lanetini ve o gece yaşananları en az bizim kadar derin taşıyan bir gözlemci. Kahraman’ın radarındaydı ama kasten dokunmadılar, çünkü Arthur'un ellerine doğrudan bulaşmış bir kan yoktu...Yani okulda her gün bize ders anlatan, , o adam..." dedi Styles,
Zeynep, siyah dosyanın kapağına yavaşça dokundu. "O iyi biri kotulerden Uzak herşeyden uzak yaşıyor Melisa, Styles’ın sorgulayan bakışlarına karşı durarak derin bir nefes aldı.
"Biliyordum Styles..." diye fısıldadı Melisa, sesindeki gerginliği gizlemeye çalışarak. "Teyzem bana söylemişti ama o kötü bir kurt adam değil. Bana ya da bir başkasına zarar vermedi, hiçbir zaman."
Zeynep hiç vakit kaybetmeden araya girdi. Bakışlarını Styles’a dikip sesiyle şüphelerin önünü kesmek istercesine konuştu:
"O iyilerden Styles. O Alfa’ya, onun kör nefretine ve kan dökme hırsına tamamen karşı olanlardan. Arthur 19yil önce o sürünün vahşetini reddetti, o karanlıktan uzak durmayı seçti. Bu kasabada kalıp insan gibi yaşamayı, gençleri eğitmeyi tercih etti çünkü o kanlı geçmişin bir parçası olmak istemiyor."
Styles elini çenesine götürüp derin bir düşünceye daldı. Şüpheci doğası hâlâ alarm veriyordu ama Zeynep’in ve Melisa’nın bu kararlı duruşu karşısında biraz yumuşadı.
"Eğer Alfa’ya karşıysa..." dedi Styles, gözlerini tekrar siyah dosyaya kaydırarak, "...bu onu o canavarın da hedefi yapar. Alfa, kendi tarafında durmayan ya da kendi türüne ihanet ettiğini düşündüğü birini bağışlamaz. Arthur Hoca şu an en az bizim kadar büyük bir tehlikenin altında."
"Çünkü o Alfa, kendisine sadakat göstermeyen her kurdu bir hain olarak görüyor," dedi Zeynep, masaya doğru eğilerek. "Arthur, Kahraman’ın geçmişte yaptığı katliamı biliyor ama bunun intikamını masumlardan çıkarmak istemiyor. İşte bu yüzden Alfa’nın en çok nefret ettiği kişilerden biri de o."
Styles’ın parmağı sayfanın hemen alt tarafındaki, koyu siyah mürekkeple yazılmış ve üzeri iki kez çizilip yanına ünlem işareti konulmuş bir ismin üstünde durdu. Bakışları dosyadan kayıp Melisa’nın gözlerine kilitlendiğinde, yüzünde tarif edilmesi zor bir huzursuzluk vardı.
"Melisa..." dedi Styles, sesi kısık ve temkinli bir tonda. Dosyaya bakıp tekrar Melisa’ya döndü. "Burada birinin daha adı var... Derek."Melisa, Styles’ın o sorgulayan ve gergince genişleyen gözlerinin içine baktı. Dudaklarını büzüp başını hafifçe öne eğdiğinde, Styles’ın sabrı iyice tükendi. Ellerini iki yanına açıp inanamıyormuş gibi bir adım geriledi.
"Yok artık!" dedi Styles, gözleri fal taşı gibi açılarak. "Melisa... Bundan da mı haberin var?! Derek’in de o mahluklardan biri olduğunu biliyor muydun yani?"
"Styles, bak açıklayabilirim..." diye söze girmeye çalıştı Melisa, ellerini panikle kaldırarak. "Yemin ederim sana o Alfa'yla bir alakası yok! Derek bana zarar vermedi, aksine ormanda başım her sıkıştığında—"
"Açıklayabilirim mi?" dedi Styles, alaycı ve şaşkın bir gülüş atarak. "Kızım sen bu kasabada Doğa Üstü Tehdit Takip Merkezi gibi mi çalışıyorsun? Kim kurt adam, kim dönüşüyor hepsini rehberine kaydetmişsin resmen! Benden başka her şeyi biliyormuşsun!"
Melisa"Ben onunla birlikteyim. Beni gerçekten koruyan, babamın yalanlarının ortasında bana nefes aldıran tek kişi o."
Styles başını yavaşça iki yana salladı. Ellerini beline koyup odanın içinde bir tur attı, ardından tekrar Melisa’nın karşısına dikildi. Yüzündeki ifade sadece şaşkınlık değil, derin bir endişeydi.
"Melisa sen delirdin mi?" dedi Styles, sesi fısıltı ile haykırış arasında gidip gelerek.
"Ya tamm birliktesin biliyorum ama kurt adam olduğunu bile bile onunla birliktemiydin
"Ona sonradan ben söyledim," diye araya girdi Zeynep, Styles’ın bu tepkisine karşı sakinliğini koruyarak Styles başını sallayıp elini alnına götürdü. Sonra tekrar Melisa’ya döndü.
"Tamam, harika. Okuldaki İngilizce öğretmenimiz kurt adam, etrafında dolanan o karanlık tip kurt adam..." dedi Styles, derin bir nefes alıp üzerindeki o şoku atmaya çalışarak. "Peki başka? Başka hangi 'sevimli' komşumuz geceleri dolunayda uluyor Melisa? Söyle de yolda görsem selam verirken ona göre bileyim!"
Melisa gözlerini devirmemek için kendini zor tuttu ama Styles’ın haklı tepkisi karşısında boynunu büktü.
"
Styles, yeter!" diye araya girdi Zeynep, sesi ikisinin arasındaki o gerilimi bıçak gibi keserek. "Melisa’nın Derek ile olan bağını ben de onaylamıyordum, bunu en başından beri biliyorsun. Ama Derek’in Melisa’ya karşı hisleri sahte değil. Eğer hisleri sahte olsaydı... Ona yaklaşmasına asla izin vermezdim. Derek’i kendi ellerimle öldürürdüm."
Zeynep’in bu cümlayi kurarken sesinde tek bir tereddüt bile yoktu. Yılların avcısı, yeşil dosyaların arkasındaki o tecrübeli kadın, Melisa’yı korumak adına neleri göze alabileceğini açıkça ortaya koymuştu.
Styles, Zeynep’in bu net ve karanlık çıkışı karşısında derin bir nefes verdi. Zeynep’in Melisa söz konusu olduğunda ne kadar acımasız olabileceğini biliyordu; eğer Derek’e giden yolda en ufak bir şüphe kırıntısı dahi olsaydı, Zeynep çoktan tetiği çekmiş olurdu.
"Yani..." dedi Styles, ellerini ceplerine sokup Melisa’ya dönerek, "...koca kasabada kurt adama mi vuruldun
