19. bölüm · KANLI İNTİKAM

18 Bölüm

Elif Karakurt

Melisa için hastane günleri nihayet geride kalmıştı. O soğuk koridorlar ve ilaç kokuları yerini evin huzuruna bırakmıştı ama zihninde hâlâ o ormandaki pırlanta gibi parlayan sabahın izleri vardı.
Kontrol günü gelip çattığında,
Melisa muayene odasında sargılarının açılmasını beklerken dışarıda başka bir hareketlilik vardı.
Hemşire, Melisa'nın sargılarını büyük bir titizlikle çözerken, "Yaraların beklediğimizden çok daha hızlı kapanmış Melisa," dedi gülümseyerek. "Vücudun sanki hayata tutunmak için acele ediyor." Melisa gülümsedi; bu iyileşme hızının gerçek sebebinin, o gün ormanda aldığı o "can suyu" olduğunu biliyordu.
O sırada kapının hemen dışında, doktor Selim Bey, teyzesi Zeynep’in yanına adımladı. Selim Bey’in yüzünde hem profesyonel bir ciddiyet hem de bir dostun rahatlığı vardı.Melisa, hemşirenin sargılarını temizlemesini beklerken gözü kapıdaki karaltılardaydı. Selim Bey ve Zeynepin fısıldaşmalarını duyamıyordu ama doktorun ciddi duruşu ve teyzesinin yüzünde bir anlık beliren o şaşkınlık ifadesi Melisa'nın merakını iyice kamçılamıştı. Kalbi yine o tanıdık ritmiyle, hafif bir korku ve heyecanla çarpmaya başladı.
Kapı yavaşça açıldı. Selim Bey önde, Zeynep teyze hemen arkasında içeri girdiler. Melisa, ikisinin de gözlerinin içine bakarak bir ipucu yakalamaya çalıştı. Zeynep teyzesinin bakışları yumuşaktı Selim Bey, Melisa’nın yanına yaklaşıp pansumanı kontrol etti. "Görünüşe göre her şey yolunda Melisa," dedi, sesi odayı güvenle dolduruyordu. "Vücudun şaşırtıcı bir hızla kendini yeniliyor. Bu azimle gidersen çok yakında bu günleri sadece kötü bir anı olarak hatırlayacaksın."
Melisa hafifçe gülümsedi.
"Hala hafıza kaybı yaşıyorum," dedi Melisa, sesinde hafif bir buruklukla. "O geceyi, kaza sonrasını... Hiçbirini hatırlamıyorum. Sanki hayatımın o kısmı karanlık bir kuyu gibi."
Selim Bey, Melisa’nın eline hafifçe vurdu. "Merak etme," dedi güven veren bir sesle. "Kafanı çarptın, o şiddetli darbede bayılmış olman çok normal. Beynin o travmatik anları bir süreliğine kilitlemiş olabilir. Bu aslında vücudunun seni koruma yöntemi."
Zeynep , yeğeninin saçlarını okşadı. "Önemli olan hatırlaman değil Melisa, önemli olan o karanlıktan sağ çıkmış olman. Selim Bey haklı, bazen bazı şeyleri unutmak iyileşmenin bir parçasıdır."Selim Bey, Melisa’nın gözlerindeki o derin arayışı gördüğünde duraksadı. Genç kızın sadece tıbbi bir yanıt değil, ruhundaki o boşluğu dolduracak bir teselli aradığını anlamıştı.
"Belki," dedi Selim Bey, sesini biraz daha yumuşatarak. "Zihin bazen bir kutu gibidir Melisa. Kapağını ne zaman açacağını o seçer. Bazen tanıdık bir koku, bazen o geceki gibi serin bir rüzgar, hatta o gece duyduğun bir ses tonu her şeyi bir anda geri getirebilir."Selim Bey devam etti: "Ama sana bir doktor tavsiyesi; hatırlamak için kendini zorlama. Bazen zihin, canımızı çok yakan anıları biz iyileşene kadar saklı tutar. Sen hayata dönmeye odaklan, hatıralar doğru zamanda seni zaten bulacaktır."
Zeynep Melisa’nın elini hafifçe sıktı. "Hatırlasan da hatırlamasan da," dedi şefkatle, "biz yanındayız.
Hastane koridorlarının o keskin floresan ışıkları arkada kalmış, yerini güneşi aydınlık renklerine bırakmıştı. Selim Bey, kapının önünde durup son bir kez gülümsedi. "Kendine iyi bak Melisa. Unutma, en büyük ilaç huzurdur. Onu nerede bulursan oradan ayrılma," dedi ve Zeynep ile kısa bir vedalaşmanın ardından içeri döndü.
Melisa, hastane basamaklarını yavaşça inerken sanki her adımda üzerindeki o görünmez ağırlıktan kurtuluyordu. Zeynep koluna girmiş, ona en güvenli liman olmuştu.
"Hadi bakalım tatlım," dedi Zeynep neşeyle. "."Melisa koltuğuna yaslandı ve dikiz aynasından yorgun ama parlayan gözlerle teyzesine baktı.
"Teyze," dedi sesi hafifçe titreyerek. "Doktorla kapının önünde ne konuştunuz? Selim Bey’in yüzü bir an çok ciddiydi, sonra senin bakışın değişti. Benden sakladığınız bir şey mi var?"
Zeynep teyze direksiyonu sıkıca kavradı, bir an sessiz kaldı. Trafiğin gürültüsü arabanın içine dolarken derin bir nefes aldı. Yeğenine yalan söylemek istemiyordu.
"Aslında sakladığımız kötü bir şey değil Melisa," dedi Zeynep , sesini yumuşatarak. "Doktor sadece...beni yemeğe davet etti.Melisa’nın ağzı şaşkınlıkla bir karış açık kaldı.
"Ne? Doktor Bey... seni yemeğe mi davet etti?"
Zeynep teyze, yanaklarının hafifçe pembeleşmesine engel olamayarak yola bakmaya devam etti. Az önceki o ciddi ve gizemli havası gitmiş, yerine okul kızı mahcubiyeti gelmişti.
"Evet," dedi kısık bir sesle. "Kaza gecesinden beri ne kadar yıprandığımı, biraz dinlenmeye ve güzel bir akşam yemeğine ihtiyacım olduğunu söyledi. Tabii senin durumun tamamen düzeldikten sonra..."
Melisa bir an duraksadı ve sonra arabanın içini dolduran neşeli bir kahkaha attı.
"Teyze! Ben içeride 'Acaba ölüyor muyum, doktor ne saklıyor?' diye senaryolar yazarken, siz orada randevu mu planlıyordunuz?"
Zeynep de gülmeye başladı. "Aşk olsun Melisa! Randevu falan değil, sadece bir nezaket teklifiydi.
Melisa koltuğuna daha rahat bir şekilde yaslandı. Az önceki o ağır hava dağılmış, yerini tatlı bir neşeye bırakmıştı. "Valla teyze, Selim Bey hem yakışıklı hem de çok başarılı bir doktor. Bence bu teklifi değerlendirmelisin. Hem bak, ikimiz de bu kazadan sonra yeni bir başlangıcı hak ediyoruz, değil mi?"
Zeynep teyze yeğenine sevgiyle baktı. "Önce sen bir tamamen iyileş de, zaten reddettim. Ama o gün kapıda fısıldaşmamızın tek sebebi buydu, başka bir şey arama altında.
""Reddettin mi?" dedi Melisa, sesinde gerçek bir hayal kırıklığıyla. "Ama teyze, Selim Bey gerçekten çok iyi biriydi. Sırf ben hastayım diye kendi hayatını ertelemek zorunda değilsin."
Zeynep derin bir iç çekti, bakışlarını yoldan ayırmadan hafifçe gülümsedi.
"Melisa, benim tek önceliğim sensin canım. Sen o odada canınla uğraşırken benim aklım başka hiçbir yerde olamazdı. Belki ileride, her şey tamamen normale döndüğünde... Ama şimdilik o defteri kapattık."
Melisa teyzesinin elini tuttu.
"Biliyorum, benim için her şeyi yaparsın. Ama bazen hayat, biz plan yaparken karşımıza çıkan o küçük fırsatlarda saklıdır. Belki de Selim Bey sadece bir doktor değil, senin için de bir 'can suyu' olacaktı."
Zeynep teyze bu sözler üzerine bir an sessiz kaldı. Melisa’nın bu kadar olgunlaşmış olması onu duygulandırmıştı.
Arabanın motoru sustuğunda mahalledeki o tanıdık sessizlik Melisa’yı karşıladı. Bahçe kapısının önündeki karaltı netleştiğinde, Selin’in heyecanla yerinde duramadığını gördü. Selin, Melisa’nın hastaneden dönüşünü adeta bir kutlamaya çevirmek ister gibi kapıda nöbet tutuyordu.
Melisa arabadan inerken Selin hemen yanlarına koştu. "Nihayet!" dedi nefes nefese, sanki saatlerdir o kapıdaymış gibi. "Zeynep abla, hoş geldiniz! Melisa, canım benim, yavaş hareket et."