39. bölüm · KANLI İNTİKAM
38
Melisa ellerindeki gazete kupürlerine bakarken omuzları çöktü, ama Styles’ın beklediği o büyük şok dalgası gelmedi. Çünkü Melisa zaten az önce bodrumdaki o odada, duvarları dolduran silahların arasında gerçeğin en soğuk haliyle yüzleşmişti. Zeynep’ten her şeyi öğrenmişti.
Yine de karşısında Daniel’ın acısıyla kavrulan ve kendisi için delice endişelenen Styles’ı görünce ne söyleyeceğini bilemedi. Onu sakinleştirmek istiyordu ama artık yalanların arkasına saklanamazdı; Daniel’ın hatırasına ve Styles’ın bu fedakarlığına karşı doğruyu söylemek borcuydu.
Melisa: (Gözlerindeki yaşları silerek Styles’ın titreyen ellerini tutar) Styles... Sakin ol, lütfen beni dinle. Biliyorum. Bunların hiçbirinin kaza olmadığını... bir süredir biliyorum.
Styles: (Kaşlarını çatarak, şaşkınlıkla geri çekilir) Ne demek biliyorum? Melisa, birileri seni öldürmeye çalışıyor diyorum, sen nasıl—
Melisa: (Sözünü keser, sesi titrese de kararlıdır) Çünkü o dağ aslanı dedikleri şeylerin, o kazaların arkasında ne olduğunu gördüm."
Styles, Melisa'nın bu sözleri karşısında neye uğradığını şaşırdı. Beyni duyduklarını reddetmek ister gibiydi ama Melisa'nın gözlerindeki o sarsılmaz ciddiyet, yalan söylemediğini kanıtlıyordu. Melisa, arkadaşının daha fazla ayakta duracak dermanı kalmadığını fark ederek Styles'ın omuzlarından sıkıca tuttu ve onu yavaşça arkasındaki eski koltuğa oturttu.
Kendisi de hemen önüne, dizlerinin üzerine çökerek ellerini yeniden kavradı.
Melisa: (Sesini olabildiğince yumuşatarak, gözlerinin içine bakar) Sana anlatmam gereken şeyler var... ama lütfen sakince beni dinle. Styles, Daniel'ı kaybetmek ikimizi de mahvetti, biliyorum. Sen onun için bu tehlikeli yolu seçtin ama benim o kazalardan her seferinde nasıl kurtulduğumu anlaman için bu kasabanın asıl yüzünü görmen lazım.
Styles: (Hâlâ şokta, nefes nefese) Melisa... Sen delirdin mi? Avcılar, yaratıklar diyorsun... Daniel'ın ölümünü bu saçmalıklarla mı açıklayacaksın bana?
Melisa: (Sakin kalmaya çalışarak ellerini sıkar) Hayır, bu bir saçmalık değil. Keşke öyle olsaydı. Ailem yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan bir soy. Bizim masal sandığımız, gölgelerde saklanan o şeyleri avlıyorlar. Benim o ölümden döndüğüm kazaların hiçbiri rastlantı değildi; o yaratıklar bana saldırdı, Gazetelerde okuduğun o haberlerin, dağ aslanı yalanlarının arkasındaki gerçek bu.
Styles: (Gözlerini masadaki kağıtlardan ayırmadan fısıldar) O zaman...Styles, Melisa’nın söylediklerini hazmetmeye çalışırken duyduğu "karanlık şeyler" ve "yaratıklar" kelimeleriyle masadaki gazete kupürlerine baktı. Melisa ise arkadaşının gözlerindeki o derin kafa karışıklığını ve şoku görerek onun ellerini daha sıkı tuttu. Artık her şeyi, en çıplak ve en korkunç haliyle anlatmanın zamanı gelmişti.
Styles: (Hâlâ şokta, nefes nefese) Melisa...
Melisa: (Onu sakinleştirmek istercesine sesini biraz daha alçaltır) Styles, beni iyi dinle. Biz bu kasabada yalnız değiliz ve burası sandığımızdan çok daha farklı. O kayıtlarda okuduğun dağ aslanı saldırıları var ya... Onların hiçbiri aslında dağ aslanı değildi. Onlar... onlar aslında kurt adam saldırısıydı. Daniel da, ben de, bu kasabadaki diğer kurbanlar da o vahşi gerçekle yüzleştik.
Styles, duyduğu son kelimelerle birlikte sanki altındaki koltuk tamamen çökmüş gibi hissetti. "Kurt adam" kelimesi kulağında çınlarken, Melisa’nın "Biz, ben ve ailem avcıyız" itirafı odadaki tüm havayı bir anda tüketti. Genç adamın gözleri büyüdü, bakışları Melisa’nın titreyen ama kararlı ellerine kaydı.
Styles: (Dehşet içinde fısıldar, sesi çatallanır) Sen... Sen ve ailen mi?Sen de mi onlardansın? Sen de mi benden sakladın bunu?
Melisa: (Gözyaşları yanaklarından süzülür, Styles’ın ellerini bırakmaz) Styles, yemin ederim seni korumak içindi!üstelik bende yeni öğrendim .
Stayls :Ben ve ailem avcıyız" dedin. İnsan kendi ailesinin ne olduğunu yeni mi öğrenir?
Melisa: (Gözyaşları içinde hıçkırarak başını salladı) Yemin ederim Styles, yemin ederim ki yeni öğrendim! Ben de senin gibi sıradan bir hayat yaşadığımı sanıyordum. O ölümden döndüğüm kazaları gerçekten şanssızlık sanıyordum.
Styles: (Derin bir nefes alarak alnını ovalar, koltuğun kenarına tutunur) İnanamıyorum... Bu kasaba, bu insanlar... Her şey bir yalanın üzerine mi kuruluydu yani? Senin ailen... Zeynep, baban ... herkes bu işin içinde mi?
Melisa: (Styles’a bir adım yaklaşır, sesini sakinleştirmeye çalışarak) babamda, diğerleri de...Ben bu gerçeği senden saklamadım, çünkü ben de günler öncesine kadar kördüm. Ama şimdi ikimiz de biliyoruz. Daniel’ın neden öldüğünü, benim neden hedef alındığımı biliyoruz. Lütfen bana inan... Bu yolda artık yalnız değilsin.
Styles, Melisa’nın bu sözleri üzerine bir an duraksadı. Kafasındaki taşlar yavaş yavaş yerine otururken, öfkesinin yerini derin bir şaşkınlık ve acıma duygusu aldı. Melisa’nın gözlerindeki o çaresiz ama dürüst bakış, genç kızın da bu oyunun bir kurbanı olduğunu anlamasını sağlamıştı.
Styles: (Gözlerini Melisa'nın yüzüne diker, sesi hüzünlü bir fısıltıya dönüşür) Baban mı?.. kahraman bunu senden sakladı mı yani?
Melisa: (Başını hızlı hızlı sallar, gözyaşları arasından konuşmaya çalışır) Evet... Babam benim bu karanlıktan tamamen uzak kalmamı istemiş. Bu yüzden bana hiçbir şey anlatmamalarını, beni sıradan bir çocuk gibi büyütmeyi seçmiş. O kazaların arkasındaki gerçeği benden saklayan oydu. Ama teyzem... teyzem artık daha fazla susamadı. her şeyi bana teyzem anlattı.
Styles: (Koltuğa iyice siner, elleriyle yüzünü kapatır) Desene tüm kasaba bir sır küpüymüş... Baban seni korumak için susmuş,
Melisa: (Tekrar Styles’ın yanına çöker, ellerini dizlerine koydu işin aslını şuan soyleyemezdi zaten karşısında yeterince şaşırıp canı yanan bir genç vardı ) Babamın niyetini tam bilmiyorum ama teyzem bana gerçeği söylemek zorundaydı, çünkü artık benim de hayatım tehlikede. Styles, bak... Babam bilmese de, ben artık her şeyi biliyorum. Bu vahşeti de, Daniel’ın başına gelenleri de tek başına sırtlanmana izin vermeyeceğim. Teyzemin anlattıklarından sonra geri dönüşüm yok. Ne yapacaksak, birlikte yapacağız.
. Asıl canavar, o kurt adam dışarıda bir yerde Styles... Beni saplantılı bir şekilde öldürmek istiyor. Ve en korkuncu, teyzemin söylediğine göre o yaratık bana yaklaşmaya çalışırken, benim canımı yakacak ya da karşıma çıkacak herkesi gözünü kırpmadan katlediyor. Daniel da bu yüzden öldü.
Styles: (Şok içinde Melisa'ya bakar) Tanrım... Yani karşımızda sadece vahşi bir canavar yok, aynı zamanda seni hedef almış bir psikopat var. Teyzen tam olarak ne dedi?
Melisa: (Styles'ın kolundan tutar) Bana her şeyi teyzem kanıtlarıyla gösterdi Styles.
Stayls öfkeyle "bende bilmek istiyorum herşeyi görmek istiyorum
" Tmm sana herşeyi gostericemYürü, sana teyzemin anlattığı ve gösterdiği her şeyi, o odadaki kanıtları göstereceğim. Artık neyle savaştığımızı kendi gözlerinle görme zamanı.Styles: (Gözleri büyümüş, yumruklarını sıkarak) O zaman durmayalım Melisa! Ben de o kanıtları görmek istiyorum. Her şeyi bilmek istiyorum! Kardeşimi kimin öldürdüğünü, kimin onu elimden aldığını kendi gözlerimle görmek istiyorum!
Melisa: (Styles’ın bu öfkesini ve kararlılığını görünce başıyla onaylar) Tamam Styles, gidelim. Ama bana söz vereceksin, ne görürsen gör sakin kalacaksın. Teyzemin gösterdiği şeyler sıradan kanıtlar değil. O dünya bizim bildiğimiz dünyaya hiç benzemiyor.
Styles: (Masadaki kağıtları hızla bir kenara itip montunu kapar) Sakin falan olamam Melisa! Günlerdir bir hiç uğruna mi çabaladım ben? Kardeşimin katili dışarıda bir yerde dolaşırken, o gizli odada ne varsa hepsini bana göstereceksin. Düş önüme, gidiyoruz!
Melisa, Styles’ın kararlılığı karşısında daha fazla vakit kaybetmeyerek kapıya doğru yöneldi.teyzesinin sakladığı o kanlı gerçeklere doğru yola çıkmak üzere evden hızla fırladılar.Melisa, Styles’ın montunu kapıp kapıya yöneldiğini görünce hızla önüne geçti. Ellerini göğsüne koyarak onu durdurdu. Bakışlarındaki ciddiyet ve endişe, Styles’ın adım atmasını engelledi.
Melisa: (Gözlerinin içine bakarak, ısrarcı bir fısıltıyla) Bak, haklısın. Sana da hak veriyorum... Kardeşin için ne hissettiğini, o öfkeni anlıyorum. Ama lütfen sakin ol ve bana söz ver: Bunu kimse bilmeyecek. Ne Ali, ne Selin... Hiçbiri duymamalı!
Styles: (Kaşlarını çatarak geriye çekilir) Ali ve Selin mi? Melisa, onlar bizim en yakınımız! Bu tehlike hepimizi ilgilendiriyor olabilir, neden saklıyoruz?
Melisa: (Styles’ın kolunu sıkıca tutar, sesi titrer ama kararlıdır) Çünkü eğer bunu bir başkası duyarsa başımız çok büyük belaya girer Styles! Bu sıradan bir katil değil diyorum sana. O yaratık çevremdeki insanları hedef alıyor. Ali ya da Selin bir şey öğrenirse, kendilerini koruyamazlar. Teyzem de bana bunu tembihledi; bu sır yayıldığı an, hedef olan insan sayısı artar. Daniel’ı koruyamadık... Ali ve Selin’i de o yaratığın önüne atmama izin verme, lütfen.
Styles, Melisa’nın gözlerindeki o katıksız korkuyu ve koruma içgüdüsünü görünce yumruklarını yavaşça gevşetti. Derin bir nefes alıp başını salladı; bu yükü şimdilik sadece ikisi taşıyacaktı.Genç kızın gözlerindeki o çaresiz ama korumacı bakış, Styles’ın içindeki yangını bir an olsun dindirdi. Çünkü Daniel kendisi için ne ifade ediyorsa, Ali ve Selin de Melisa için aynı şeydi; canından bir parça, korumak için gözünü bile kırpmayacağı insanlardı.
Styles: (Yumruklarını yavaşça gevşetip derin bir nefes alır, sesi kısıktır) Onları korumak istiyorsun... Anlıyorum. Daniel’ı koruyamadım ama... senin onları kaybetmene izin vermeyeceğim.
Melisa: (Gözleri dolarak başını sallar, ferahlamış bir fısıltıyla) Teşekkür ederim Styles. Sadece ikimiz bileceğiz. Bu sır bizimle kalacak, Ali ve Selin güvende olana kadar.
Styles: (Montunun fermuarını çeker, gözlerinde kararlı bir ışıkla) Söz. Kimse tek bir kelime bile duymayacak. Ama şimdi beni teyzenin yanına, o kanıtların olduğu yere götür. Kardeşimin katilini bulmak için ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız.
Melisa kapının kolunu tuttu, son bir kez Styles’a bakıp başıyla onayladı .Birlikte eve doğru yol aldılar .Arabadan indiklerinde kasabanın üzerini koyu bir sessizlik kaplamıştı. Melisa cebinden çıkardığı anahtarla sessizce dış kapıyı açtı. İçeri adım attıklarında ev sanki terk edilmiş gibi karanlık ve soğuktu.
Melisa: (Kısık sesle çevreyi kontrol eder) annem evde değil... Pazar gormesi gerekiyordu. Bu bizim için daha iyi, acele etmeliyiz.
Styles, tek bir kelime etmeden Melisa'yı takip ediyordu. Melisa koridorun sonundaki gizli bölmeye yürüdü ve bodrum katına inen o ağır, ahşap kapıyı açtı. Aşağıya doğru uzanan merdivenler nemli ve toprak kokulu bir karanlığa açılıyordu. Merdivenlerden indiklerinde, bodrumun kapısı tam da Melisa’nın bıraktığı gibi hafifçe aralıktı.
Melisa kapıyı yavaşça itti.İçerideki cılız ışığın altında; duvarları kaplayan antik av silahları, haritalar ve deri ciltli kitapların ortasında bir siluet duruyordu. Zeynep hâlâ oradaydı. Masanın üzerindeki sembollerle kaplı büyük bir defteri inceliyordu. Kapının gıcırtısıyla birlikte elini belindeki kına refleksle götürerek hızla arkasını döndü.
"Melisa?" dedi Zeynep, kızı görünce duraksayarak. Ancak bakışları Melisa’nın İçerideki loş ışığın altında, duvarları kaplayan antika silahların, haritaların ve garip sembollerin ortasında bir siluet duruyordu.Kapının açılmasıyla hızla arkasını döndü.
Zeynep: (Melisa’yı görünce rahatlar ama arkasındaki Styles’ı fark edince kaşlarını çatar) Melisa? Ne işin var yine burada? Ve... onun burada ne işi var? Sana kimseye bir şey söylememeni tembihlememiş miydim?
Styles: (Odadaki silahları, duvardaki garip çizimleri görünce donuklaşır, öfkeyle öne atılır) Benden hiçbir şey saklayamazsınız artık! Daniel'ın neden öldüğünü bilmeye hakkım var. O yüzden buradayım Zeynep!
Zeynep: (Gözlerini Styles’a diker, sesi buz gibi bir hal alır) Ne kadar tehlikeli bir oyunun içine girdiğinin farkında değilsin stayls .Melisa, aradaki gerilimin tırmandığını görünce hızla ikisinin arasına girdi. Ellerini kaldırarak Zeynep’e baktı, gözlerinde yalvaran ama aynı zamanda geri adım atmayacağını belirten bir ifade vardı.
"Teyze, lütfen!" dedi Melisa, nefes nefese. "Styles her şeyi biliyor Melisa: (Araya girerek Zeynep'in önüne geçer) Onu ben getirdim. Daniel onun kardeşiydi, ona doğruyu borçluyuz. Ona senin bana gösterdiği kanıtları göstermek zorundayız.
