41. bölüm · KANLI İNTİKAM
39 Bölüm
Zeynep, Melisa’nın bu kararlı çıkışı karşısında derin bir nefes alarak gözlerini kapattı. Odadaki ağır sessizlik, taş duvarlara sinmiş olan nem ve eski kağıt kokusuyla birleşerek atmosferi daha da basık bir hale getiriyordu. Zeynep gözlerini açtığında, bakışlarında ne nefrete ne de öfkeye dair bir iz vardı; sadece tehlikenin büyüklüğünü bilen birinin taşıdığı o soğuk tecrübe okunuyordu.
Yavaşça arkasındaki ağır meşe masaya döndü. Üzerinde karmaşık haritalar, gümüş kaplama hançerler ve eski dilde yazılmış sayfalar duruyordu. Parmaklarını masanın kenarında gezdirerek nihayet Styles’a baktı.
"Haklısınız, " dedi Zeynep, sesi alçak ama odadaki her köşeden duyulacak kadar netti. "Bu kasabada haklar yok, . Sadece hayatta kalanlar ve toprağın altına girenler var.
Styles, Zeynep’in buz gibi sözleri karşısında bir adım daha öne çıktı. Ellerini sıkıca yumruk yapmıştı, parmak boğumları bembeyaz kesilmişti.Zeynep, Styles’ın gözlerindeki yangını görünce duraksadı. Belli ki bu çocuğu gerçeğin soğuk yüzüyle vurmadan durdurmanın bir yolu yoktu. Masanın altındaki kilitli çekmeceye uzandı, cebinden çıkardığı küçük gümüş anahtarla kilidi döndürdü. Çekmecenin içinden yıpranmış, kenarları yanmış ve üzerinde kurumuş koyu lekeler bulunan deri bir kılıf çıkardı.
Kılıfı masanın üzerine, Styles’ın tam önüne bıraktı.İşte kardeşinin peşine düşen şey buydu," dedi Zeynep, parmağıyla kılıfı işaret ederek. "Günlerdir izini sürdüğümüz, Melisa’yı ve bu kasabadaki herkesi tehdit eden o yaratık...Styles’ın kaşları çatıldı, gözlerindeki kafa karışıklığı yerini derin bir sorgulamaya bıraktı. Melisa’ya, ardından Zeynep’e baktı. Zeynep devam etti "O bir kurt adam. Hatta sıradan bir kurt adam da değil, o bir Alfa!"
Styles, "Alfa" kelimesini duyduğunda adeta çarpılmışa döndü. Bir an için ne nefes alabildi ne de konuşabildi. Zeynep ise derin bir iç çekerek masanın üzerindeki deri kılıfı yavaşça Styles’a doğru itti."Biz ona kendi aramızda 'Avcı' deriz çünkü o sürüyle çalışan ve tek amacı yok etmek olan bir Alfa. Daniel o gece sıradan bir canavara denk gelmedi Styles. O gece bu kasabanın en tepesindeki, en tehlikeli yaratıkla, o Alfa ile karşı karşıya geldi."
Styles, titreyen parmaklarını masanın üzerindeki kılıfa uzattı. Kılıfın üzerindeki derin pençe izlerini ve kurumuş siyah kan lekelerini görünce boğazının düğümlendiğini hissetti.
"Bir Alfa..." diye fısıldadı Styles, gözlerinden tek bir damla yaş süzülürken içindeki öfke daha da alevlendi. "Kardeşimi öldüren şey... Melisa’yı ve çevresindekileri avlamaya çalışan şey bu kasabanın Alfasımı yani?"
"Evet," dedi Melisa, Styles’ın koluna dokunarak. "Ve teyzemin söylediğine göre, benim canımı yakacak ya da karşısına çıkacak herkesi gözünü kırpmadan öldüren de o. Daniel’ı bizden alan, bu kasabaya kabusu yaşatan o Alfa'dan başkası değil."Styles, duyduğu her cümleyle taşların yerine oturmasından doğan o soğuk kabullenişi yaşıyordu. Bir Alfa ve onun gizemli sürüsü... Kasabayı bir gölge gibi kaplayan bu belirsizlik, Daniel'ın ölümünü daha da korkunç kılıyordu.
Styles: (Gözlerini masadaki pençe izlerinden ayırmadan, dişlerini sıkarak) Sürüsü mü dedin?.. Yanında başkaları da mı var? Ve kimse yerlerini bilmiyor mu?
Melisa: (Derin bir nefes alarak Styles’a yaklaşır) Babam Kahraman ve adamları günlerdir kasabanın dört bir yanında, ormanın en derin köşelerinde onu arıyorlar Styles. Ama yok... Ne bir iz, ne bir koku. Sanki yer yarılıyor da içine giriyorlar. O ve sürüsü bir anda sırra kadem basıyor. Ve ne zaman kaybolsalar... Arkalarında sadece soğuk cesetler bırakıyorlar.
Zeynep: (Masanın üzerindeki haritayı öne doğru iter, üzerindeki kırmızı işaretli noktaları gösterir) Alfa son derece kurnaz. Babanın adamları ormanı tararken onlar gölgelerin arasında hareket ediyor. Arkalarında bıraktıkları o cesetler birer mesaj, Styles. 'Buradayım ama bana ulaşamazsınız' deme şekli.Styles: (Dişlerinin arasından, nefes nefese) Bana ne kadar kurnaz olduğunu anlatmayı bırakın! Ne yani, oturup sıranın bize gelmesini mi bekleyelim? Ya da seni öldürmesini mi Melisa?! Daniel’ı kollarımın arasında kaybettim ben! Bir daha gözlerimin önünde birinin daha yok oluşunu izlemeyeceğim. Hele ki senin!
Melisa: (Styles’ın bileklerini yakalar, sesi titrer ama gözlerini ondan ayırmaz) Styles, dinle beni! Mantıklı düşünemiyorsun! O yaratık sadece kas gücüyle değil, zihninle de oynuyor. Bizi öfkemizle, korkumuzla avlamak istiyor. Eğer korumasız bir şekilde, körü körüne peşine düşersek Daniel’ın kaderini paylaşmaktan başka hiçbir şey yapmayız!
Zeynep: (Masanın üzerindeki gümüş işlemeli hançeri kınından çıkarıp masaya saplar, sesi bıçak gibi keskindir) Melisa haklı, Styles. Bir Alfa'yı kendi av sahasında arayamazsın. O seni bulur. Kahraman ve adamlarının ormanda bulduğu tek şey kurutulmuş kan ve parçalanmış bedenler. O sürünün bir stratejisi var, kayboluyorlar çünkü bekliyorlar.
Styles: (Gözlerini masaya saplanan hançere diker, ardından Melisa’ya döner, sesi alçalır ama tehditkârdır) Neyi bekliyorlar Zeynep? Melisa’nın yalnız kalmasını mı? Ali’nin ya da Selin’in bir hata yapmasını mı? Saklanarak yaşayamayız."
" Bekleyeceğiz, Styles..." dedi Zeynep, sesi bu kez bir ablanın, bir koruyucunun şefkatiyle doluydu. "Körükörüne ateşe atılmayacağız. Kahramanin var."
Styles tam itiraz etmek için ağzını açacaktı ki, Zeynep elini hafifçe bastırarak onu susturdu. Bakışları tek bir an bile Styles’ın gözlerinden ayrılmıyordu.
"Şimdilik sadece susacaksınız. İkiniz de," dedi Zeynep, sesi fısıltıya dönüşürken ciddiyetini koruyarak. "Kahraman bildiğinizi kesinlikle bilmemeli. Eğer Kahraman sizin bu işe dahil olduğunuzu, gerçeği öğrendiğinizi duyarsa ortalığı birbirine katar. Ve bu durum Alfa’nın tam da istediği kaosu yaratır."
Melisa, Zeynep’in bu sözleri üzerine derin bir nefes verdi. Yanlarına yaklaşıp Styles’ın koluna dokundu:
"Zeynep haklı Styles...Styles, Zeynep'in omzundaki eline, ardından Melisa’nın yalvaran gözlerine baktı. Göğsü hızla kalkıp iniyordu. İçindeki yangın hâlâ sönmemişti ama Zeynep’in gözlerindeki o kararlılık, ilk kez ona yalnız olmadıklarını hissettirdi.
"Pekala..." dedi Styles, dişlerini sıkarak. "Şimdilik susacağım. Kahraman hiçbir şey bilmeyecek. Ama o plan her neyse, işe yarasa iyi olur. Çünkü bir kişiyi daha kaybedemeyiz."Styles, gözlerini Zeynep’in yüzüne dikti. Göğsünden yükselen o yakıcı öfke, yerini soğuk ve karanlık bir merakın pençesine bırakmıştı. Odadaki taş duvarlardan sızan nem, havadaki eski kağıt ve kurumuş kan kokusuyla birleşip boğazını tıkıyordu. Melisa’nın elini kendi kolunda hissedebiliyordu ama bakışlarını bir an bile Zeynep’ten ayırmadı.
"Peki neden?" diye sordu Styles, sesi odanın loşluğunda yankılanan karanlık bir fısıltı gibiydi. "Neden Alfa Melisa’nın peşinde? Niye onun ölmesini istiyor?"
Zeynep, sorunun ağırlığı karşısında bir an duraksadı. Masanın üzerindeki gümüş işlemeli hançerin kabzasına dokundu, parmak boğumları gerginlikle beyazlaştı. Derin bir nefes alarak bakışlarını zemindeki karanlık gölgelere indirdi; sanki vereceği cevabın yaratacağı yıkımı önceden kestirmeye çalışıyor gibiydi.
"Çünkü Melisa sadece bir kurban değil, Styles," dedi Zeynep, sesi bir felaketin habercisi kadar soğuk ve sakindi, Zeynep, sesi bir felaketin habercisi kadar soğuk ve sakindi. "O Alfa, Melisa’nın canını sırf canavarca bir içgüdüyle istemiyor. Onu... Kahraman'ın geçmişte yaptığı o büyük hatanın bedeli olarak istiyor."
. "Stayls" Kahraman ne yaptı Zeynep? Kahraman geçmişte ne yaptığıyla melisa'nın , Daniel'ın ya da kasabanın ne ilgisi var?"
Zeynep derin, kasvetli bir nefes alıp başını kaldırdı. Bakışlarını doğrudan Melisa’nın gözlerine dikti.Zeynep ona daha önce avcılar, geçmişi ve tehlikenin büyüklüğü hakkında bazı şeyleri anlatmıştı ama o Alfa'nın neden doğrudan kendisini hedef aldığını, neden sırf onun peşinde olduğunu hiçbir zaman tam olarak açık etmemişti. İşin içinde babası Kahraman'ın geçmişteki gizemli bir hatasının olması, Melisa’nın zihnindeki tüm taşları bir anda altüst etti.
"Yıllardır..." dedi Melisa, gözlerinde beliren yaşları zor tutarak. "Yıllardır babamın beni neden bu kadar kısıtladığını, neden dışarıdaki dünyadan korumaya çalıştığını anlamıyordum. Sen bana yaratıklardan bahsettin ama bunun benimle, babamın geçmişiyle doğrudan bir bağı olduğunu gizlediniz! Neden şimdi teyze? Neden her şeyi parça parça öğrenmek zorundayım?"
Zeynep, genç kızın gözlerindeki o yıkımı görünce derin bir iç çekti. Masanın kenarına tutunarak Melisa’ya biraz daha yaklaştı.
"Çünkü o yükü taşımak için henüz hazır değildin Melisa," dedi Zeynep, sesi ilk kez bu kadar yumuşak ve pişmanlık doluydu. "Seni korumak istedik. Babanın o gece yaptığı şey... Zeynep, cümlenin gerisini tamamlamakta güçlük çekiyormuş gibi bir an duraksadı. Bakışları bodrumun zeminindeki gölgelere kaydı; geçmişin o kanlı ve ağır hatırası odadaki herkesin göğsüne çökmüştü.
"Baban Kahraman..." diye başladı Zeynep, sesi adeta geçmişin tozlu sayfalarını aralar gibi fısıltılıydı. "Yıllar önce o Alfa’nın, yani o Avcı’nın ailesini öldürdü.Melisa duyduğu gerçekle adeta sarsıldı. Ellerini yüzüne kapatmak istedi ama yapamadı; gözleri donuk bir dehşetle Zeynep’e çakılı kalmıştı. Babası, kahraman bildiği, zırhına sığındığı Kahraman... Bir aileyi yok etmişti.
"Bir aileyi mi?.." diye fısıldadı Melisa, sesi boğazında düğümlenerek. "Babam... bir katliam mı yaptı?"
"Kahraman onları bir canavar olarak gördü Melisa," dedi Zeynep, sesi buz gibi bir gerçeklikle doluydu. "Ama bir kurt adamın yuvasını dağıtırsan, onun içindeki yaratığı tamamen özgür bırakırsın. O Alfa o geceden sonra sadece bir lider değil, gözü dönmüş bir intikam makinesine dönüştü. Yıllarca saklandı, güç topladı, sürüsünü kurdu. Ve şimdi Kahraman’a aynı acıyı yaşatmak için döndü: Onun ailesini, yani seni elinden almak için."
Styles’ın içindeki yangın, öğrendiği bu dehşet verici gerçekle iyice alevlendi. Yanındaki Melisa’nın titrediğini hissedebiliyordu. Bakışlarını Zeynep’e dikti, sesi öfkeyle titriyordu:
"Yani benim kardeşim Daniel... Kahraman'ın geçmişte katlettiği bir ailenin intikamı uğruna mı öldü? Kahraman birilerini katletti diye mi Daniel toprağın altında?!"
"Evet Styles," dedi Zeynep acı bir kabullenişle. "Alfa, Kahraman'ın etrafındaki herkesi tek tek avlayarak onu çaresiz bırakmak istiyor. Sizi, Ali'yi, Selin'i... Kahraman'ın korumak istediği ne varsa hepsi o Alfa için birer hedeften ibaret."
Melisa başını 'hayır' anlamında sallayarak arkasındaki taş duvara yaslandı. Babasının geçmişteki günahı, şimdi kendi boğazına basan bir kabus gibi üzerine çökmüştü.Zeynep’in dudaklarından dökülen bu son cümle, bodrumun loşluğunda adeta zamanı durdurdu. Taş duvarların soğukluğu, odadaki herkesin iliklerine kadar işledi.
"O Avcı’nın ailesini öldürdü," dedi Zeynep, sesi bir mezar kadar sessiz ve derindi. "Karısını ve henüz iki günlük bebeğini öldürdü... Kahraman o gün o Avcı'yı da öldürmeye çalıştı ama elinden kaçırdı. İşte o adam, o gün o kanlı küllerin ortasında bir intikam yemini etti."
Melisa kulaklarına inanamıyordu. Duyduğu dehşet zihninde bir kıyamet gibi koptu.İki günlük mü?.." diye fısıldadı Melisa, sesi bir yaprak gibi titriyordu. "Babam... babam masum bir bebeği mi öldürdü? Teyze, ne söylüyorsun sen?! Bu nasıl bir vahşet?"Zeynep başını hafifçe iki yana salladı, gözlerindeki o eski ve ağır anıların gölgesi daha da derinleşti. Taş duvarlara tırmanan loş ışık, yüzündeki çizgileri birer heykeltıraş gibi belirginleştiriyordu.
"Kahraman o zamanlar bu saha işlerinde yeniydi," dedi Zeynep, sesi geçmişin tozuyla kaplanmış gibi kısıktı. "Deneyimsizdi ama içindeki nefret ve kibir gözünü kör etmişti. Yaratıkların kökünü kazımak, bu kasabadaki tüm karanlığı tek bir hamlede yok etmek istiyordu. Kadim kuralları, masum ile suçlu arasındaki o ince çizgiyi yok saydı. Bir zafer kazanacağını, adını avcı efsanelerine yazdıracağını sandı... Ama tek yaptığı, o Alfa'nın içindeki insanı öldürüp geriye sadece saf bir intikam canavarı bırakmak oldu."
Melisa duydukları karşısında dudaklarını ısırdı, gözünden süzülen bir damla yaş çenesinden aşağı süzülüp bodrumun soğuk zeminine düştü. Kahraman... Babası, o zamanlar sadece toy ve hırslı bir avcıydı. Ve onun o toyluğunun, o gözü dönmüşlüğünün bedelini yıllar sonra masum insanlar kanlarıyla ödüyordu.
"Bir acemi..." diye fısıldadı Styles, sesi nefretle titriyordu. "Gözü hırsla bürünmüş bir acemi bir bebeği katletti ve bunun bedelini benim kardeşim ödedi, öyle mi?"
Styles hışımla arkasını dönüp masanın üzerindeki haritaya bir darbe indirdi. Harita yere savrulurken çıkan ses, bodrumdaki ölüm sessizliğini bir bıçak gibi kesti.
"Babanın o toyluğu," dedi Styles, gözlerini Melisa'ya dikerek, "Daniel'ın canına mal oldu. Şimdi de o 'acemi' babanın yüzünden sen hedefdesin. O Alfa karısının ve iki günlük bebeğinin acısını Kahraman'a yaşatmadan durmayacak. Babanın geçmişi bizim geleceğimizi yakıyor Melisa!"
Melisa ne diyeceğini bilemiyordu. Babasını savunacak tek bir kelime dahi bulamıyordu artık. İçindeki güven bağı parça parça olmuş, yerini derin bir boşluk ve dehşet almıştı.
Zeynep öne doğru bir adım atarak ikisinin arasına girdi. "Geçmişi değiştiremeyiz Styles! Kahraman o korkunç hatayı yaptı ve bunun geri dönüşü yok. Ama şu an o Alfa dışarıda ve intikamını tamamlamak için doğru anı bekliyor. Kahraman hâlâ o günkü gibi kör; gerçeği bilmiyor, tehdidin boyutunu anlamıyor. Eğer bu hikayeden sağ çıkmak istiyorsanız, babanın o zaman yaptığı hataları tekrarlamayacaksınız.Sadece hırsı değildi Kahraman'ı kör eden..." dedi Zeynep, sesi bodrumun loş köşelerinde yankılanan acı bir fısıltıya dönüştü. "O zamanlar Avcı Konseyi son derece katıydı. Tam da Kahraman'ın o katliamı planladığı günlerde, konseyin en kıdemli üyelerinden birinin kızı... bir kurt adama aşık oldu."
Melisa’nın gözleri şaşkınlıkla açıldı. "Bir avcının kızı... bir yaratığa mı?"
"İmkânsız bir aşktı," diye devam etti Zeynep, bakışlarını Styles ile Melisa’nın üzerinde gezdirerek. "Konsey bunu bir ihanet, kanlarına sürülmüş kara bir leke olarak gördü. Kahraman ise bunu kendini kanıtlamak için bir fırsat saydı. Konseyin gözüne girmek, o 'lekeyi' temizlemek ve kasabadaki tüm karanlığı tek bir hamlede yok etmek istiyordu. O kızın sığındığı, o kurt adamın ve ailesinin yaşadığı evi hedef almasının asıl sebebi buydu. Aşkı, bir felakete dönüştürdüler."
Styles duydukları karşısında acı bir tebessümle başını salladı. Gözlerindeki öfke, derin bir tiksintiyle harmanlanmıştı.
"İnanılmaz..." dedi Styles,Melisa arkasındaki taş duvara biraz daha sindi. Her yeni detay, babası Kahraman’ın üzerine inşa ettiği o gururlu baba imajını yerle bir ediyordu. Babası sadece bir acemi değil, konseyin gözüne girmek için masumların canını hiçe sayan bir piyondu.
"O kız..." diye sordu Melisa, sesi titreyerek. "Ona ne oldu Zeynep?"
Zeynep gözlerini kapattı, derin bir iç çekti. "O geceden kimse sağ çıkmadı Melisa... O Alfa hariç. İşte bu yüzden onun ne nefreti biter, ne de intikam hırsı. O, sadece ailesini değil, o gece o evde yok edilen her şeyi Kahraman’ın hafızasından ve soyundan silmek istiyor. Ve ne yazık ki, Kahraman’ın o gün gözünü kırpmadan kıydığı hayatların faturası, bugün herkese kesiliyor. Kızla adam her şeyi geride bırakıp kaçmışlardı. Bir hayat kurabileceklerini, o kanlı dünyadan uzaklaşabileceklerini sandılar. Ama Kahraman ve adamları peşlerini bırakmadı. İzlerini sürdüler ve en sonunda onları buldular. Adamı... yani o zamanlar henüz bir Alfa olmayan, sadece sevdiği kadını korumaya çalışan o kurt adamı ilk hamlede yakaladılar."
Melisa nefesini tutmuş, Zeynep’in dudaklarından çıkacak her bir kelimeyle babasının bir kat daha canavarlaştığına şahit oluyordu. Styles ise masanın kenarına tutunmuş, öfkeden tir tir titriyordu.Kadın bir kulübede, iki günlük bebeğiyle saklanıyordu," dedi Zeynep, göz pınarlarında biriken yaşı silmeden. "Onu saklandığı o karanlık yerde yakaladılar . Adam çaresizce zincirlere vurulmuşken, Kahraman’ın gözü hırs ve konseye kendini kanıtlanma arzusuyla tamamen kör olmuştu.
Styles, duydukları karşısında duvara dayandı. İçinde Daniel için yanan o intikam ateşi, şimdi katıksız bir dehşet ve tiksintiyle çalkalanıyordu.
"Kendi ırkından bir kadını..." dedi Styles, sesi derinlerden gelen bir gürleme gibiydi. "Ve henüz iki günlük bir bebeği...adam neden bir canavara dönüştü? O adam neden önüne çıkan herkesi parçalıyor? Çünkü Kahraman onun dünyasını o kulübede yok etti!"Melisa sırtını buz gibi duvara yaslayarak yere doğru kaydı. Dizlerini göğsüne çekip başını kollarına gömdü.
"Ben..." diye fısıldadı Melisa, sesi ağlamaktan tamamen kısılmıştı. "Ben bir katilin kızıyım... Daniel benim babamın yüzünden öldü. Ve o Alfa... beni öldürdüğünde, sadece babamın borcunu tahsil etmiş olacak."
Styles hızla Melisa’nın yanına çöktü. Kızın titreyen omuzlarını sıkıca tuttu, gözlerinin içine bakmasını sağladı. Ona sıkıca sarıldı Kahraman..." diye devam etti Zeynep, her kelimede biraz daha zorlanarak. "Onları öldürdü. Ormanın en derin, en karanlık yerine gömdü; cesetleri asla bulunamadı. Ne konsey öğrenebildi gerçeği ne de kasabadan tek bir ruh. Kahraman her şeyi o toprağın altına gömdüğünü sanıyordu. Ama Avcı... O adam ellerinden kurtuldu. Yaralı, canı yanmış ve ruhu tamamen sökülüp alınmış bir halde ormanın içinde kayboldu. Ve o gece, o kayıp cesetlerin, yitip giden ailesinin üzerinde antik, kanlı bir intikam yemini etti."
Bodrum katındaki hava adeta buz kesti. Zeynep’in fısıltısı taş duvarlarda yankılanırken, Melisa dizlerinin üzerine çöktüğü yerden başını bile kaldıramıyordu. Hiç var olmamış, mezarları bile bulunamayan bir anne ve iki günlük bir bebek... Babasının ellerine bulaşan o kan, yıllar sonra gelip kendi boğazına sarılmıştı.
"Hiç bulunamadı..." diye fısıldadı Melisa, gözyaşları toprağa düşerken. "Babam onları yok etti... Mezarları bile yok."Zeynep derin bir iç çekip gözlerini yumdu. "O günden beri o adam bir insan değil Styles. O sadece acıdan beslenen, durdurulamaz bir Alfa. Kahraman’a evlat acısını tattırmadan, ona kendi ailesinin yok oluşunu izletmeden durmayacak. Melisa’yı aramasının, onun etrafındakileri tek tek avlamasının tek sebebi bu: Kahraman’ı çaresizlik içinde kıvrandırmak."
Zeynep, Melisa’nın elini tutup onu yavaşça ayağa kaldırdı.O katliamın hemen ardından..." dedi Zeynep, sesi adeta bir vicdan azabıyla titreyerek. "O kanlı günlerde Melisa bizim ailemize katıldı. Kahraman seni eve getirdiğinde, o karanlık geçmişin üzerini bir bebekle, senin varlığınla örtebileceğini sanmıştı. Ama Avcı bunu öğrendi. Senin Kahraman’ın kızı olarak büyüdüğünü, onun en hassas noktası haline geldiğini gördü. Ve o günü, seni... intikamı için en kusursuz silaha dönüştürdü. Abbini burdan gönderme sebebide bu Avcı'dan kaçırdı elinden gelse seni de yollayacakti ama buna cesaret edemedi koruyamam diye korktu en güvenli yerin kendi yani olduğunu düşündü "
Melisa’nın dünyası bir kez daha kendi ekseninde kaydı. Çocukluğu, babasının ona olan aşırı düşkünlüğü, onu dünyadan bir sır gibi saklaması... Bütün o korumacı tavırların arkasında meğer Kahraman’ın kendi vicdanından ve kapısına dayanacak olan o kanlı intikamdan kaçma çabası yatıyordu.
Styles, kızın gözlerindeki o derin yıkımı görebiliyordu. Melisa adeta yaşayan bir hedefe, başkasının işlediği bir günahın canlı anıtına dönüştürülmüştü. Kızın omuzlarının sarsıldığını hissettiğinde Styles’ın içindeki o yakıcı öfke, katıksız bir koruma içgüdüsüne evrildi. Melisa’yı belinden tutup kendine doğru çekti, onu göğsüne bastırdı.
