45. bölüm / 48
İmkansızdık Teoden42.BÖLÜM
Bölümler 48Şu an: 42.BÖLÜM
- 1 TANITIM ✍️🩷💥123 kelime
- 2 1. BÖLÜM: "GİRİŞ YASAĞI"901 kelime
- 3 2. BÖLÜM: "YAN SIRA BELASI"637 kelime
- 4 3. BÖLÜM: "SATIR ARALARI VE KANTİN SAVAŞLARI"619 kelime
- 5 4. BÖLÜM: "ZORUNLU MÜTTEFİKLER VE KAFE SAVAŞLARI"1.105 kelime
- 6 5. BÖLÜM: "GİZLİ PLANLAR VE GECE YARISI PATLAMASI"1.369 kelime
- 7 6. BÖLÜM: "GECEDEN SABAHA, SALONDAN ORMANA"1.326 kelime
- 8 7. BÖLÜM: "SİSLİ PATİKA VE KAYBOLAN İZLER"1.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM: "DOLUNAY, DALGALAR VE MAVİ SAVAŞLAR"1.968 kelime
- 10 9. BÖLÜM: "GÖLGELER VE SESSİZ ANLAŞMA"1.324 kelime
- 11 10. BÖLÜM: "İDDİANIN BEDELİ VE ALEV ALAN DUVARLAR"1.257 kelime
- 12 11. BÖLÜM: "DEĞİŞEN DENGELER VE İNCE ÇİZGİ"463 kelime
- 13 12. BÖLÜM: "GECE, KISKANÇLIK VE DUVARA SIKIŞAN AŞK"903 kelime
- 14 13. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK VE TEHLİKELİ ORTAKLIK"886 kelime
- 15 14. BÖLÜM: "TUZAK, AĞIR KIRGINLIK VE KOPAN FIRTINA"531 kelime
- 16 15. BÖLÜM: "GECE, SIZINTI VE MASKELERİN DÜŞÜŞÜ"1.092 kelime
- 17 16. BÖLÜM: "GÜNEŞLİ BODRUM, BİZİM SÖZLERİMİZ VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ"561 kelime
- 18 17. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARI, TAYFANIN TELAŞI VE İLK TURNUVA HEYECANI"877 kelime
- 19 18. BÖLÜM: "BODRUM SAHİLİNDE TAM KADRO, PASLAR VE BÜYÜK MAÇ ATEŞİ"725 kelime
- 20 19. BÖLÜM: "BODRUM’DA ŞAMPİYONLUK ATEŞİ, SAHADA TER VE TUTKULU TEZAHÜRATLAR"1.139 kelime
- 21 20. BÖLÜM: "ZAFERİN ARDINDAN BODRUM GECELERİ, AŞK VE GELECEK YEMİNLERİ"791 kelime
- 22 21. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK, YKS MARATONU VE YAKLAŞAN GÖLGELER"1.516 kelime
- 23 22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"1.372 kelime
- 24 Duyuru!!!19 kelime
- 25 23. BÖLÜM: "ZEHİRLİ PLAN, ÇALINAN EMEKLER VE KOPAN DEVASA FIRTINA"1.553 kelime
- 26 24. BÖLÜM: "İSTANBUL RÜZGARI, YKS KAMP BOMBASI VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"1.498 kelime
- 27 25. BÖLÜM: "DEV SİMÜLASYON, KALP ÇARPINTILARI VE İSTANBUL'A İLK ADIM"1.454 kelime
- 28 26. BÖLÜM: "İSTANBUL SOKAKLARI, KARAKÖY TUZAĞI VE İLK KIVILCIM"1.447 kelime
- 29 27. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA AŞK İLANI, MİMAR SİNAN HEYECANI VE UNUTULMAZ SÖZLER"1.434 kelime
- 30 28. BÖLÜM: "BODRUM'A DÖNÜŞ, PATLAMAYA HAZIR DİNAMİTLER VE BEKLENMEYEN GECE"1.024 kelime
- 31 29. BÖLÜM: "ALEVLERİN İÇİNDEKİ SIR, KARAKÖY HESAPLAŞMASI VE SÖZLERİN EN GÜZELİ"1.086 kelime
- 32 30. BÖLÜM: "İSTANBUL’A İLK ADIM, FINDIKLI’DAKİ GİZEM VE ZERECEN SÖZLER"859 kelime
- 33 31. BÖLÜM: "KAYIP TABLONUN BİTEZ KEHANETİ VE FINDIKLI’DA PATLAYAN SAVAŞ"1.508 kelime
- 34 32. BÖLÜM: "FINDIKLI’DA SOKAK DÖVÜŞÜ, MİMAR SİNAN BASKINI VE AKKAYA MÜHRÜ"1.295 kelime
- 35 33. BÖLÜM: "KANLI HARİTANIN İZİNDE, SÜLEYMANİYE MAHZENLERİ VE BÜYÜK İTİRAF"920 kelime
- 36 34. BÖLÜM: "MİMAR SİNAN’DA TAHİRİ TEPKİ, KASETİN AÇIKLANMASI VE AKKAYA HOLDİNG’İN ÇÖKÜŞÜ"534 kelime
- 37 35. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA BİR KADER YEMİNİ VE DEVASA BİR DÜĞÜN"843 kelime
- 38 36. BÖLÜM: "BİTEZ’DE MAVİ BALAYI VE BÖĞÜRTLEN KOKULU AKŞAMLAR"794 kelime
- 39 Duyuru!47 kelime
- 40 37. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARINDA BALAYI SÜRPRİZİ VE BİTEZ DAĞLARINDAKİ NİŞAN"923 kelime
- 41 38. BÖLÜM: "İSTANBUL’A DÖNÜŞ, CİHANGİR’DE YENİ HAYAT VE MİMAR SİNAN HEYECANI"633 kelime
- 42 39. BÖLÜM: "CİHANGİR’DE TEKNE DÜĞÜNÜ VE ÇİFTE NİŞAN HEYECANI"541 kelime
- 43 40. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA GECE, TEKNE DÜĞÜNÜ VE TEHLİKELİ GÖLGELER"861 kelime
- 44 41. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA ÇİFTE DÜĞÜN, KUTAY’IN ŞOVU VE YENİ TEHLİKE"1.000 kelime
- 45 42.BÖLÜM969 kelime · Okuduğun bölüm
- 46 43. BÖLÜM: "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KIZIL GÜN BATIMINDAKİ KUTLAMA"492 kelime
- 47 44.BÖLÜM618 kelime
- 48 45. BÖLÜM (DEV FİNAL) - "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KADERİN TEKNE İSKELESİ"1.660 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalarrr
İstanbul’un üzeri gece yarısı bir an olsun durgunlaşsa da Akkaya Holding’in Fındıklı’daki 40 katlı cam binasının önünde hava adeta kurşun gibi ağırdı.
Cihangir’deki düğün konfetileri henüz yerdeyken, Konsey’in şifreli mesajı Teoman’ın zihninde bir saat gibi işlemeye başlamıştı.
Gece saat 03.30. Holding binasının 38. katındaki yönetim kurulu salonu, dışarıdaki karanlığa inat tek bir lambanın sarı ışığıyla aydınlanıyordu.
Teoman, üzerindeki smokin ceketini fırlatıp atmış, siyah gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmıştı.
Deri koltuğuna oturmak yerine dev cam pencerenin önünde duruyor, elleri cebinde Boğaz’ın karanlık sularına bakıyordu.
Bakışlarındaki o tehlikeli durgunluk, fırtına öncesi sessizliğin ta kendisiydi.
Salondaki kapı gıcırtıyla açıldı. İçeriye sırayla Barış, Kutay ve Aras girdi. Hiçbirinin üzerinde az önceki düğün neşesinden eser kalmamıştı.
Kutay üzerindeki damatlık ceketini sandalyenin arkalığına fırlatıp masadaki su sürahisine uzandı.
"Kaptan," dedi sesi ciddiyetten kısılmış halde. "Sıla’yı Cihangir’deki evde bıraktım. Deniz yengem, Ezgi ve Leyla da yanında. Binanın etrafına bizim Bodrum’dan getirdiğimiz sekiz adamı diktim. İçeriden kuş uçurtmuyoruz."
Barış elindeki şifreli dizüstü bilgisayarı masaya açıp hızla klavyeye basmaya başladı. "Teoman, mesajın geldiği IP adresini izledim. Sinyal tek bir noktadan çıkmıyor; İsviçre, Londra ve İstanbul arasında sürekli sıçrayan bir proxy ağı kullanıyorlar.
Ancak holdingin finansal ağında garip bir hareketlilik var. Hulusi Akkaya’nın 50 yıldır sakladığı gizli off-shore hesapları üzerinden holding hisselerine bloke koymaya çalışıyorlar."
Aras sandalyesini çekip Teoman’ın yanına geçti. "Demek Konsey dedikleri bu gölge yapı gerçekten var. Hulusi tek başına değilmiş."
Teoman ağır adımlarla camın önünden dönüp masanın başındaki ahşap koltuğuna geçti. İki elini masaya dayayıp tayfasının gözlerinin içine baktı.
"Hulusi bu işin sadece görünen yüzüydü," dedi Teoman. Sesi mermer kadar soğuk ve pürüzsüzdü. "Dedemin 1976’da Mimar Sinan’dan sürülmesinin asıl nedeni de buydu. Dedem, Akkaya Holding’in arkasındaki bu uluslararası çeteyi, onların kanlı parasını reddettiği için yok edilmek istendi. 50 yıldır o kasanın ve tablonun peşinde olmalarının tek sebebi, ellerindeki hisselerin yasadışı olduğunu kanıtlayan o ıslak imzalı orijinal sözleşmeydi."
Kutay masaya sert bir yumruk indirdi. "Peki şimdi ne yapacağız Kaptan?! Kızların nikahı yeni bitti, daha balayı valizleri kapıda duruyor! Bu adamlar holdinge baskın yapacak kadar gözü kararttıysa?"
"Gelsinler," dedi Teoman. Yüzünde simsiyah, meydan okuyan bir tebessüm belirdi. "Baskını onlar planlıyor olabilir ama kapıyı biz açacağız. Bu binaya girdikleri an, buradan çıkışları olmayacak."
Barış kafasını ekrandan kaldırdı. "Baskının saatini ve giriş rotasını tahmin edebiliyorum. Şirketin ana sunucu odası eksi üçüncü katta. Girişleri de kapalı otoparkın altındaki eski tesisat tünellerinden yapacaklar. 1976 binalarının altındaki o bağlantıyı iyi biliyorlar."
Teoman cebinden o pirinç kaplama pusulayı çıkarıp masanın ortasına, Barış’ın bilgisayarının yanına bıraktı. Pusulanın ibresi Kuzey’e kilitlenmiş duruyordu.
"Barış, binanın tüm güvenlik kameralarını ve elektrik sistemini kontrolün altına al. Sunucu odasındaki verileri yedekle ve onları içeri çekmek için sahte bir veri akışı başlat. Aras, holdingin otopark girişindeki tüm kilitleri manuel olarak devreden çıkar, geldiklerinde tuzaka düştüklerini anlamasınlar. Kutay, benimle eksi üçüncü kata iniyorsun."
Kutay sırıtıp belindeki deri kemeri sıktı. "İşte benim bildiğim Kaptan! 50 yıllık Konsey’e Bodrum usulü hoş geldin diyeceğiz!"
Gece saat 04.45. Holdingin kapalı otoparkının altında bulunan eksi üçüncü kattaki havalandırma ve sunucu koridorları zifiri karanlığa bürünmüştü. Sadece sunucu kasalarının üzerindeki minik yeşil ve kırmızı ışıklar karanlıkta kırpışıyordu.
Tesisat tünelinin ağır demir kapağı sessizce geriye doğru kaydı. İçeriye yüzleri siyah maskeli, ellerinde susturuculu silahlar ve lazer tarayıcılar olan altı kişilik profesyonel bir ekip süzüldü.
Ekibin başındaki adam, eliyle koridoru işaret ederek fısıldadı: "Sistemler devre dışı. Merkez sunucuya ulaşıp 1976 dijital arşivini siliyoruz. Teoman Akkaya üst katlarda düğün yorgunluğuyla uyuyordur."
Tam o sırada koridorun sonundaki tüm spot ışıkları aynı anda patlarcasına yandı! Zifiri karanlıktan çıkan o yoğun beyaz ışık maskeli adamların gözlerini kör etti.
"Yanlış tahmin..." dedi bir ses.
Koridorun ortasında, siyah deri ceketi, kollarını kavuşturmuş rahat duruşu ve gözlerindeki ölümcül parıltıyla Teoman Akkaya duruyordu. Sağında elinde koca bir demir çubukla Kutay, solunda ise elindeki tabletle koridor kilitlerini kapatan Barış vardı.
Maskeli adamların lideri hızla silahını Teoman’a doğrulttu: "Vurun şunu!"
Ancak Barış’ın tabletteki tek bir dokunuşuyla koridorun tavanındaki yangın söndürme fıskiyeleri yüksek basınçla su püskürtmeye başladı! Tazyikli su ve patlayan ışıklar arasında koridorda devasa bir arbede koptu.
Teoman, üzerine gelen ilk ajanın silah tutan kolunu kavrayıp tek hamlede kırdı, adamı beton duvara savurdu! İkinci adam bıçak çekmeye çalıştığında Teoman adamın boğazını sıkıp yere çaldı. Siyah tişörtlü adam, karanlık raconunu Süleymaniye mahzenlerinden sonra bu kez holdingin beton zemininde konuşturuyordu.
Kutay demir çubuğu savurarak diğer iki ajanı köşeye sıkıştırdı: "Ulan biz Cihangir’de damat halayı çekmiş adamız! Sizin Konseyinizi de maskenizi de sökmesini biliriz!"
Beş dakika süren sert ve amansız mücadelenin ardından koridordaki tüm saldırganlar ıslak betonun üzerinde etkisiz hale getirilmişti.
Teoman, yerdeki ekibin liderinin yakasından tutup havaya kaldırdı. Maskesini tek bir hamlede çekip çıkardı. Adamın boynundaki o antik Konsey dövmesi sular altında parıldıyordu.
Teoman adamı duvar kenarındaki demir boruya yasladı. "Seni buraya gönderen o patronuna söyle," dedi Teoman, sesi sarnıç derinliğinde yankılanarak. "Hulusi Akkaya’nın devri bitti. Akkaya Holding de, bu şehrin sokakları da benim. Eğer tek bir adım daha atarsanız, Konsey’in Avrupa’daki tüm gizli hesaplarını tek bir tuşla basına ve İnterpol’e teslim ederim."
Adam öksürerek Teoman’ın gözlerine baktı. "Sen... Sen sadece bir ressamın torunusun... Bunu yapamazsın..."
Teoman adamın yüzüne buz gibi baktı. "Ben sadece bir ressamın torunu değilim. Ben bu oyunu bitiren Teoman Akkaya’yım."
Sabahın ilk ışıkları Boğaz’ın sularını kızıla boyarken, Cihangir’deki evin terasında Deniz, Sıla, Ezgi ve Leyla ellerinde sıcak çay kupalarıyla bekliyorlardı. Deniz’in gözleri bir saniye olsun Boğaz yolundan ayrılmamıştı.
Sokağın başından siyah Mustang göründüğünde Deniz nefesini tuttu. Arabadan inen Teoman, Barış, Kutay ve Aras’ı gördüklerinde tüm kızlar terasa doğru koştu.
Teoman merdivenleri üçer beşer çıkarak terasa adım attı. Üzeri hafif ıslanmış, ceketini koluna almıştı ama yüzünde gurur dolu bir zafer tebessümü vardı.
Deniz hiç düşünmeden Teoman’ın boynuna atıldı. "Teoman... İyi misiniz?!"
Teoman, Deniz’i belinden sarıp kucağına aldı, alnına uzun ve derin bir öpücük kondurdu.
"Bitti Kraliçem," dedi Teoman, sesi tüm yorgunluğuna rağmen sarsılmaz bir güvenle dolu olarak. "Tehlike tamamen bertaraf edildi. Akkaya Holding de, geçmişimiz de artık tamamen özgür."
Deniz başını Teoman’ın göğsüne yasladı, gözlerinden süzülen sevinç yaşlarıyla gülümsedi.
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz 🎀
İyi gublerrrr
Bölüm etkileşimi
