26. bölüm · İmkansızdık Teoden

24. BÖLÜM: "İSTANBUL RÜZGARI, YKS KAMP BOMBASI VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 TANITIM ✍️🩷💥 2 1. BÖLÜM: "GİRİŞ YASAĞI" 3 2. BÖLÜM: "YAN SIRA BELASI" 4 3. BÖLÜM: "SATIR ARALARI VE KANTİN SAVAŞLARI" 5 4. BÖLÜM: "ZORUNLU MÜTTEFİKLER VE KAFE SAVAŞLARI" 6 5. BÖLÜM: "GİZLİ PLANLAR VE GECE YARISI PATLAMASI" 7 6. BÖLÜM: "GECEDEN SABAHA, SALONDAN ORMANA" 8 7. BÖLÜM: "SİSLİ PATİKA VE KAYBOLAN İZLER" 9 8. BÖLÜM: "DOLUNAY, DALGALAR VE MAVİ SAVAŞLAR" 10 9. BÖLÜM: "GÖLGELER VE SESSİZ ANLAŞMA" 11 10. BÖLÜM: "İDDİANIN BEDELİ VE ALEV ALAN DUVARLAR" 12 11. BÖLÜM: "DEĞİŞEN DENGELER VE İNCE ÇİZGİ" 13 12. BÖLÜM: "GECE, KISKANÇLIK VE DUVARA SIKIŞAN AŞK" 14 13. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK VE TEHLİKELİ ORTAKLIK" 15 14. BÖLÜM: "TUZAK, AĞIR KIRGINLIK VE KOPAN FIRTINA" 16 15. BÖLÜM: "GECE, SIZINTI VE MASKELERİN DÜŞÜŞÜ" 17 16. BÖLÜM: "GÜNEŞLİ BODRUM, BİZİM SÖZLERİMİZ VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ" 18 17. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARI, TAYFANIN TELAŞI VE İLK TURNUVA HEYECANI" 19 18. BÖLÜM: "BODRUM SAHİLİNDE TAM KADRO, PASLAR VE BÜYÜK MAÇ ATEŞİ" 20 19. BÖLÜM: "BODRUM’DA ŞAMPİYONLUK ATEŞİ, SAHADA TER VE TUTKULU TEZAHÜRATLAR" 21 20. BÖLÜM: "ZAFERİN ARDINDAN BODRUM GECELERİ, AŞK VE GELECEK YEMİNLERİ" 22 21. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK, YKS MARATONU VE YAKLAŞAN GÖLGELER" 23 22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ" 24 Duyuru!!! 25 23. BÖLÜM: "ZEHİRLİ PLAN, ÇALINAN EMEKLER VE KOPAN DEVASA FIRTINA" 26 24. BÖLÜM: "İSTANBUL RÜZGARI, YKS KAMP BOMBASI VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ" 27 25. BÖLÜM: "DEV SİMÜLASYON, KALP ÇARPINTILARI VE İSTANBUL'A İLK ADIM" 28 26. BÖLÜM: "İSTANBUL SOKAKLARI, KARAKÖY TUZAĞI VE İLK KIVILCIM" 29 27. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA AŞK İLANI, MİMAR SİNAN HEYECANI VE UNUTULMAZ SÖZLER" 30 28. BÖLÜM: "BODRUM'A DÖNÜŞ, PATLAMAYA HAZIR DİNAMİTLER VE BEKLENMEYEN GECE" 31 29. BÖLÜM: "ALEVLERİN İÇİNDEKİ SIR, KARAKÖY HESAPLAŞMASI VE SÖZLERİN EN GÜZELİ" 32 30. BÖLÜM: "İSTANBUL’A İLK ADIM, FINDIKLI’DAKİ GİZEM VE ZERECEN SÖZLER" 33 31. BÖLÜM: "KAYIP TABLONUN BİTEZ KEHANETİ VE FINDIKLI’DA PATLAYAN SAVAŞ" 34 32. BÖLÜM: "FINDIKLI’DA SOKAK DÖVÜŞÜ, MİMAR SİNAN BASKINI VE AKKAYA MÜHRÜ" 35 33. BÖLÜM: "KANLI HARİTANIN İZİNDE, SÜLEYMANİYE MAHZENLERİ VE BÜYÜK İTİRAF" 36 34. BÖLÜM: "MİMAR SİNAN’DA TAHİRİ TEPKİ, KASETİN AÇIKLANMASI VE AKKAYA HOLDİNG’İN ÇÖKÜŞÜ" 37 35. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA BİR KADER YEMİNİ VE DEVASA BİR DÜĞÜN" 38 36. BÖLÜM: "BİTEZ’DE MAVİ BALAYI VE BÖĞÜRTLEN KOKULU AKŞAMLAR" 39 Duyuru! 40 37. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARINDA BALAYI SÜRPRİZİ VE BİTEZ DAĞLARINDAKİ NİŞAN" 41 38. BÖLÜM: "İSTANBUL’A DÖNÜŞ, CİHANGİR’DE YENİ HAYAT VE MİMAR SİNAN HEYECANI" 42 39. BÖLÜM: "CİHANGİR’DE TEKNE DÜĞÜNÜ VE ÇİFTE NİŞAN HEYECANI" 43 40. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA GECE, TEKNE DÜĞÜNÜ VE TEHLİKELİ GÖLGELER" 44 41. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA ÇİFTE DÜĞÜN, KUTAY’IN ŞOVU VE YENİ TEHLİKE" 45 42.BÖLÜM 46 43. BÖLÜM: "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KIZIL GÜN BATIMINDAKİ KUTLAMA" 47 44.BÖLÜM 48 45. BÖLÜM (DEV FİNAL) - "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KADERİN TEKNE İSKELESİ"

24. BÖLÜM: "İSTANBUL RÜZGARI, YKS KAMP BOMBASI VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"
Öykü’nün kumpasının çöktüğü, o zehirli gururun adalet karşısında yerle bir olduğu o büyük cuma gününün ardından Bodrum, cumartesi sabahına sanki üstündeki ağır bir yükü atmış gibi pırıl pırıl bir güneşle uyandı.
Bitez sahiline vuran dalgalar artık hırçın değil, hafif bir meltemle taşları okşayan ritmik bir melodi gibiydi.
Saffetçam ve Bodrum Lisesi ortak YKS Hazırlık Kampı için otobüslerin hareket saati gelmişti.
Okulun önündeki bahçede devasa bir bavul izdihamı yaşanıyordu.
Ancak bu sefer koridorlarda şüphe ya da korku yoktu; herkesin gözünde yaklaşan üniversite hayali, Mimar Sinan tutkusu ve haftalardır biriken dostluğun o muazzam sıcaklığı vardı.
Deniz, sırtında deri resim çantası, elinde küçük boy bavuluyla otobüsün yanında duruyordu. Üzerinde gri oversize bir kazak ve altında rahat bir tayt vardı ama en dikkat çekici detay, omuzlarına attığı Teoman’ın o kokusu buram buram sine siyah deri ceketiydi. Bileğindeki ahşap dalga bilekliğine dokunarak otobüslerin etrafındaki kalabalığı süzdü.
Sıla, kendi kocamış kırmızı bavulunu sürükleyerek Deniz’in yanına yanaştı. Sırtına hafifçe vurup gülümsedi. "Denom! Kızım şu bavulu bagaja atarken belim fıtık oldu valla! Pasörüz dedik ama hammal ettiler bizi iki dakikada!"
Deniz gülerek Sıla’nın elindeki bavulun kulpunu tuttu. "Gel Sıla’m, beraber atalım. Sen sahadaki o efsanevi pasları at, bavulları ben taşırım gerekirse."
Sıla gözlerini devirip kıkırdadı. "Aman Denom, senin o ellerin Mimar Sinan’a lazım, ağır kaldırma sakın! Kaptan Akkaya görürse beni otobüsün altına atar valla!"
O sırada bagaj kapağının oradan Kutay’ın cırtlak sesi yükseldi. Kutay elinde devasa bir hoparlörle otobüsten dışarı fırladı. "Ey 12-A! Toplanın! YKS Kampı Kampanyası resmen başlamıştır! Yolda müzik yayını bende, arka beşliyi kimseye kaptırmam!"
Barış, Kutay’ın arkasından çıkıp onun ensesinden tuttu. "Kutay bir dur oğlum ya! Sabahın köründe hoparlör açıp milletin beynini yakma. Bak Ezgi’nin elinde deneme analiz defteri var, otobüste soru çözeceğiz biz."
Ezgi utangaç bir tebessümle Barış’ın yanına yaklaştı. Elindeki sarı kaplı defteri göğsüne bastırmıştı. "Şey... Barış haklı Kutay. Otobüsteki iki saatlik yolu boş geçirmeyelim, ben fizik formüllerini kartlara yazdım, birlikte tekrar ederiz."
Barış, Ezgi’ye bakarken gözlerinin içi parladı. Eğilip sesini yumuşattı. "Sen nasıl istersen Ezgi... Ben senin yazdığın her karta ezbere bakmaya razıyım."
Ezgi’nin yanakları anında al al oldu. "Teekkür ederim Barış... Yana otururuz değil mi?"
Barış gururla göğsünü kabarttı. "Başkasına kaptırır mıyım o koltuğu? İmkansız!"
Sıla arkadan kıkırdadı. "Bak sen bizim Barış’a! Ders bahane, Ezgi’nin yanında oturmak şahane tabii!"
Otobüsün biraz ötesinde Aras, Leyla’nın beline sarılmış, sevgilisini göğsüne bastırmış halde hafifçe sallanıyordu. Leyla’nın başında tatlı bir bere vardı, gözleri yorgunluktan hafifçe süzülüyordu.
Aras, Leyla’nın şakağına derin bir öpücük kondurdu. "Çok mu uykun var güzelim? Otobüse biner binmez dizime yatarsın, ben senin saçlarını okşarım, uyursun."
Leyla sevgilisinin tişörtünün yakasını tutup kendini ona biraz daha çekti. "Aras’ım benim... Sen yanımda ol da nerede uyuduğumun hiç önemi yok. Şu Öykü belasından kurtulduk ya, dünya varmış yemin ederim."
Aras, Leyla’nın çenesini tutup yüzünü kendine kaldırdı, gözlerine büyük bir aşkla baktı. "O kumpaslar bitti Leyla’m. Artık sadece biz varız, hayallerimiz var. İstanbul’a el ele gideceğiz."
"Canım Denom da kurtuldu ya," dedi Leyla göz ucuyla Deniz’e bakarak. "Onun Mimar Sinan çizimleri sisteme yüklendi ya, içimden dev bir taş kalktı."
Tam o anda otobüsün arkasından Teoman göründü. Siyah eşofman altı, siyah tişörtü ve elindeki valiziyle her zamanki o karizmatik, dik ve sarsılmaz duruşuyla yürüyordu. Etraftaki öğrencilerin bakışları yine ona kayıyordu ama Teoman’ın gözleri bahçeye adım attığı an tek bir noktaya sabitlenmişti: Deniz’e.
Teoman adımlarını hızlandırıp Deniz’in arkasında durdu. Yaklaşma başladığı an otobüs bahçesindeki o hengame Deniz için arka plana itildi. Teoman elini uzatıp Deniz’in belini sıkıca kavradı ve onu kendine doğru çekti.
Teoman başını eğip dudaklarını Deniz’in kulağına yaklaştırdı. Gözü Deniz’in sabah serinliğinden al al olmuş yanaklarına, deri ceketinin içinden görünen zarif boynuna ve hafifçe aralık duran dudaklarına kaydı ve sırıttı.
"Günaydın güzelim," dedi Teoman. Sesi boğuk, pürüzsüz ve sadece Deniz’in kalbini yerinden oynatacak kadar yakıcıydı. "Ceketim yine çok yakışmış kraliçeme. Ama içindeki kız daha bir güzel duruyor."
Deniz arkasına dönüp ellerini Teoman’ın geniş göğsüne koydu. Bileğindeki ahşap bileklik Teoman’ın tişörtüne değdi. "Sana da günaydın Kaptan... Ceketini vermeseydin Bodrum’un sabah ayazında donacaktım haberin olsun."
Teoman eğildi, kimseden çekinmeden Deniz’in dudaklarına tatlı, derin ama nefes kesen bir öpücük kondurdu. "Ben varken donman imkansız bebeğim. Ben seni ısıtmak için buradayım."
Deniz’in kalbi tekledi, yanaklarına sıcak bir kan hücum etti. Teoman’ın gözlerinin içine bakarken fısıldadı: "Teoman Bey, otobüsün önündeyiz, herkes bakıyor..."
Teoman sırıtarak Deniz’in belindeki elini biraz daha sıktı. "Baksınlar güzelim. Bu dünyada senin benim sevgilim olduğunu bilmeyen tek bir kişi bile kalmayacak."
Otobüs yolculuğu tam bir şenlik havasında başladı. En arka sırada Teoman ve Deniz yan yana oturmuştu. Teoman kolunu Deniz’in omzuna atmış, onu tamamen kendi göğsüne çekmişti. Deniz başını Teoman’ın omuz girintisine koymuş, elini Teoman’ın eline kenetlemişti.
İki sıra önlerinde Aras ile Leyla oturuyordu. Leyla başını Aras’ın dizine koymuş, mışıl mışıl uyuyordu. Aras ise tek eliyle Leyla’nın saçlarını okşuyor, diğer eliyle de YKS soru bankasını çözmeye çalışıyordu.
Koridor tarafındaki koltuklarda ise Barış ile Ezgi yan yanaydı. Ezgi hazırladığı fizik kartlarını Barış’a gösteriyor, Barış ise Ezgi’nin ses tonunu dinlemekten sorulara odaklanmakta zorlanıyordu.
"Bak Barış," dedi Ezgi, gözlüğünü düzelterek. "Eğer kuvvet ve hareket sorularında sürtünmeyi ihmal edersen ivme yanlış çıkar."
Barış, Ezgi’nin gözlerinin içine bakıp gülümsede. "Ezgi... Sen yanımdayken ben hiçbir şeyi ihmal edemem ki. Benim bütün ivmem sensin."
Ezgi’nin yanakları kıpkırmızı oldu, başını hemen soru kartlarına eğdi. "Barış ya... Şey, soruya baksaydık..."
Sıla ile Kutay ise koridorda ayakta durmuş, Selim Hoca’nın izin verdiği ölçüde müzik listesini tartışıyorlardı.
Sıla, Kutay’ın elindeki telefona vurdu. "Kutay! İki saattir rap çalıyorsun! Biraz pop aç da Denom ile Leyla neşelensin! Kızlar arkada romantizm yaşıyor, sen orada yürüyen hoparlör gibisin!"
Kutay omzunu silkti. "Sıla, Denom zaten Teoman’ın kucağında dünyayı unuttu! Leyla da Aras’ın dizinde rüyada! Bir tek biz kaldık sahipsiz, bırak da ritim tutalım!"
Sıla gözlerini devirdi. "Sahipsizmiş! Gel otur şuraya, YKS denemesinden kaç net yaptığını anlat bakalım!"
Otobüs Kamp Merkezinin bulunduğu Gümbet tepesindeki otelin bahçesine girdiğinde, deniz manzaralı devasa tesis öğrencileri karşıladı. YKS Kampı resmen başlamıştı.
Öğleden sonra tesisin toplantı salonunda Selim Hoca kamp programını açıkladı. Günlük 10 saatlik etütler, gece denemeleri ve Güzel Sanatlar öğrencileri için özel çizim atölyeleri olacaktı.
Etüt arası verildiğinde tayfa otelin geniş deniz manzaralı terasında toplandı. Masada çaylar tüterken denizden esen tuzlu rüzgar herkesin yüzünü yalıyordu.
Sıla çayından bir yudum alıp Deniz’in yanına oturdu. "Denom! Duydun mu? Bu akşamki çizim atölyesine Mimar Sinan’dan konuk bir akademisyen geliyormuş! Senin portfolyo dosyanı inceleyecekmiş!"
Deniz’in gözleri heyecanla açıldı. "Gerçekten mi Sıla’m? Şaka yapmıyorsun değil mi?"
Leyla da heyecanla atıldı: "Doğru Denom! Aras Selim Hoca ile konuşurken duymuş. Senin orijinal çizimlerini hocaya gösterecekler!"
Deniz eliyle göğsünü tuttu, kalbi yerinden çıkacak gibi atıyordu. "Çok heyecanlandım... Ya beğenmezse? Ya Öykü’nün o kumpasından sonra hakkımda yanlış bir izlenim oluştuysa?"
Teoman oturduğu sandalyeyi Deniz’in sandalyesinin dibine kadar çekti. Elini Deniz’in bacağına koyup sıktı. Yaklaşma başladığı an Deniz’in gözleri Teoman’a kaydı.
"Bana bak güzelim," dedi Teoman. Sesi güven dolu, son derece karizmatik ve yakıcıydı. "Sen o çizimlere ruhunu koydun. O hocanın karşısına çıktığında arkanda ben duracağım. Senin yeteneğini kimse sorgulayamaz. O Mimar Sinan kapısı senin için açılacak, anlaştık mı?"
Deniz, Teoman’ın gözlerindeki o sarsılmaz aşka baktı. "Anlaştık Kaptan..."
Teoman sırıtarak Deniz’in yanağından kocaman bir makas aldı. "Aferin benim bebeğime."
Gece saatlerinde kampın ilk dev deneme sınavı bittiğinde herkes yorgunluktan bitap düşmüştü. Ancak tayfa pes etmemiş, otelin bahçesindeki ahşap çardakta toplanmıştı.
Barış, Ezgi’nin çıkardığı net analizlerini incelerken hayranlıkla başını salladı. "Ezgi valla senin bu matematik netlerin tavan yapmış! Sayende ben de geometriyi hallettim."
Ezgi utangaçça gülümsede. "Birlikte çalıştığımız için Barış... Sen olmasan ben bu kadar hızlı çözemezdim."
Aras ise Leyla’nın üşüyen ellerini kendi ellerinin arasına almış, üfleyerek ısıtmaya çalışıyordu. "Leyla’m, yarın sabahki etütte yan yana oturalım. Paragraf sorularını beraber çözeriz."
Leyla gülümsedi. "Tamam Aras’ım... Sen yeter ki elimi bırakma."
Kutay ile Sıla ise masadaki bisküvileri paylaşma kavgası yapıyordu. "Sıla, Denom’a verecektim o bisküviyi, sen niye kaptın?!"
Sıla bisküviyi ağzına atıp sırıttı: "Denom’a Teoman çikolata aldı zaten Kutay Bey! Sen kendi karnını düşün!"
Masadaki kahkahalar yükselirken Teoman, Deniz’in elini masanın altından tuttu. "Gel güzelim, biraz hava alalım," diye fısıldadı.
İkisi gruptan ayrılıp otelin sahile bakan sessiz iskelesine doğru yürüdü.
Gökyüzünde devasa bir dolunay parıldıyor, deniz gümüş bir tepsi gibi ışıldıyordu. Rüzgar Deniz’in kıvırcık saçlarını savururken Teoman arkasından yaklaşıp Deniz’i kollarının arasına aldı. Sırtını kendi geniş göğsüne yasladı.
"Yoruldun mu güzelim?" diye sordu Teoman, çenesini Deniz’in omzuna koyarak.
"Tatlı bir yorgunluk bebeğim..." dedi Deniz. "Öykü gitti, kumpaslar bitti. Şimdi sadece hayallerimiz var. Mimar Sinan hocası çizimlerimi çok beğenmiş, biliyor musun? 'Senin çizgin çok özgün Deniz' dedi."
Teoman’ın bakışlarında devasa bir gurur parladı. Deniz’i kendi etrafında döndürüp yüz yüze gelmelerini sağladı. Kollarını Deniz’in beline sımsıkı doladı.
"Ben sana ne dedim bebeğim?" dedi Teoman. Sesi karanlıkta bir yemin gibi çınladı. "Sen o sınava damganı vuracaksın. Sen benim gururum, benim geleceğimsin."
Deniz ellerini Teoman’ın ensesindeki saçlara doladı. Bileğindeki ahşap bileklik ay ışığında parıldıyordu. "Sen de benim her şeyimsin Teoman."
Teoman daha fazla beklemedi. Deniz’in belini sıkılaştırıp onu kendine doğru çekti ve sertçe, tutkuyla, tüm Bodrum gecesini şahit tutarak Deniz’in dudaklarına yapıştı!
Deniz, Teoman’ın öpücüğüne aynı arzu ve güvenle karşılık verdi.
Rüzgar etraflarında savrulurken, dalgalar iskeleye vururken ikisi de biliyordu ki artık önlerinde hiçbir engel kalmamıştı.
İstanbul, Mimar Sinan ve sonsuz bir aşk onları bekliyordu.
İyi akşamlarrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz