23. bölüm / 48
İmkansızdık Teoden22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"
Bölümler 48Şu an: 22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"
- 1 TANITIM ✍️🩷💥123 kelime
- 2 1. BÖLÜM: "GİRİŞ YASAĞI"901 kelime
- 3 2. BÖLÜM: "YAN SIRA BELASI"637 kelime
- 4 3. BÖLÜM: "SATIR ARALARI VE KANTİN SAVAŞLARI"619 kelime
- 5 4. BÖLÜM: "ZORUNLU MÜTTEFİKLER VE KAFE SAVAŞLARI"1.105 kelime
- 6 5. BÖLÜM: "GİZLİ PLANLAR VE GECE YARISI PATLAMASI"1.369 kelime
- 7 6. BÖLÜM: "GECEDEN SABAHA, SALONDAN ORMANA"1.326 kelime
- 8 7. BÖLÜM: "SİSLİ PATİKA VE KAYBOLAN İZLER"1.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM: "DOLUNAY, DALGALAR VE MAVİ SAVAŞLAR"1.968 kelime
- 10 9. BÖLÜM: "GÖLGELER VE SESSİZ ANLAŞMA"1.324 kelime
- 11 10. BÖLÜM: "İDDİANIN BEDELİ VE ALEV ALAN DUVARLAR"1.257 kelime
- 12 11. BÖLÜM: "DEĞİŞEN DENGELER VE İNCE ÇİZGİ"463 kelime
- 13 12. BÖLÜM: "GECE, KISKANÇLIK VE DUVARA SIKIŞAN AŞK"903 kelime
- 14 13. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK VE TEHLİKELİ ORTAKLIK"886 kelime
- 15 14. BÖLÜM: "TUZAK, AĞIR KIRGINLIK VE KOPAN FIRTINA"531 kelime
- 16 15. BÖLÜM: "GECE, SIZINTI VE MASKELERİN DÜŞÜŞÜ"1.092 kelime
- 17 16. BÖLÜM: "GÜNEŞLİ BODRUM, BİZİM SÖZLERİMİZ VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ"561 kelime
- 18 17. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARI, TAYFANIN TELAŞI VE İLK TURNUVA HEYECANI"877 kelime
- 19 18. BÖLÜM: "BODRUM SAHİLİNDE TAM KADRO, PASLAR VE BÜYÜK MAÇ ATEŞİ"725 kelime
- 20 19. BÖLÜM: "BODRUM’DA ŞAMPİYONLUK ATEŞİ, SAHADA TER VE TUTKULU TEZAHÜRATLAR"1.139 kelime
- 21 20. BÖLÜM: "ZAFERİN ARDINDAN BODRUM GECELERİ, AŞK VE GELECEK YEMİNLERİ"791 kelime
- 22 21. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK, YKS MARATONU VE YAKLAŞAN GÖLGELER"1.516 kelime
- 23 22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"1.372 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 Duyuru!!!19 kelime
- 25 23. BÖLÜM: "ZEHİRLİ PLAN, ÇALINAN EMEKLER VE KOPAN DEVASA FIRTINA"1.553 kelime
- 26 24. BÖLÜM: "İSTANBUL RÜZGARI, YKS KAMP BOMBASI VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"1.498 kelime
- 27 25. BÖLÜM: "DEV SİMÜLASYON, KALP ÇARPINTILARI VE İSTANBUL'A İLK ADIM"1.454 kelime
- 28 26. BÖLÜM: "İSTANBUL SOKAKLARI, KARAKÖY TUZAĞI VE İLK KIVILCIM"1.447 kelime
- 29 27. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA AŞK İLANI, MİMAR SİNAN HEYECANI VE UNUTULMAZ SÖZLER"1.434 kelime
- 30 28. BÖLÜM: "BODRUM'A DÖNÜŞ, PATLAMAYA HAZIR DİNAMİTLER VE BEKLENMEYEN GECE"1.024 kelime
- 31 29. BÖLÜM: "ALEVLERİN İÇİNDEKİ SIR, KARAKÖY HESAPLAŞMASI VE SÖZLERİN EN GÜZELİ"1.086 kelime
- 32 30. BÖLÜM: "İSTANBUL’A İLK ADIM, FINDIKLI’DAKİ GİZEM VE ZERECEN SÖZLER"859 kelime
- 33 31. BÖLÜM: "KAYIP TABLONUN BİTEZ KEHANETİ VE FINDIKLI’DA PATLAYAN SAVAŞ"1.508 kelime
- 34 32. BÖLÜM: "FINDIKLI’DA SOKAK DÖVÜŞÜ, MİMAR SİNAN BASKINI VE AKKAYA MÜHRÜ"1.295 kelime
- 35 33. BÖLÜM: "KANLI HARİTANIN İZİNDE, SÜLEYMANİYE MAHZENLERİ VE BÜYÜK İTİRAF"920 kelime
- 36 34. BÖLÜM: "MİMAR SİNAN’DA TAHİRİ TEPKİ, KASETİN AÇIKLANMASI VE AKKAYA HOLDİNG’İN ÇÖKÜŞÜ"534 kelime
- 37 35. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA BİR KADER YEMİNİ VE DEVASA BİR DÜĞÜN"843 kelime
- 38 36. BÖLÜM: "BİTEZ’DE MAVİ BALAYI VE BÖĞÜRTLEN KOKULU AKŞAMLAR"794 kelime
- 39 Duyuru!47 kelime
- 40 37. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARINDA BALAYI SÜRPRİZİ VE BİTEZ DAĞLARINDAKİ NİŞAN"923 kelime
- 41 38. BÖLÜM: "İSTANBUL’A DÖNÜŞ, CİHANGİR’DE YENİ HAYAT VE MİMAR SİNAN HEYECANI"633 kelime
- 42 39. BÖLÜM: "CİHANGİR’DE TEKNE DÜĞÜNÜ VE ÇİFTE NİŞAN HEYECANI"541 kelime
- 43 40. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA GECE, TEKNE DÜĞÜNÜ VE TEHLİKELİ GÖLGELER"861 kelime
- 44 41. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA ÇİFTE DÜĞÜN, KUTAY’IN ŞOVU VE YENİ TEHLİKE"1.000 kelime
- 45 42.BÖLÜM969 kelime
- 46 43. BÖLÜM: "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KIZIL GÜN BATIMINDAKİ KUTLAMA"492 kelime
- 47 44.BÖLÜM618 kelime
- 48 45. BÖLÜM (DEV FİNAL) - "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KADERİN TEKNE İSKELESİ"1.660 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"
Perşembe sabahı Bodrum, gökyüzünü kaplayan kurşuni bulutlar ve denizden esen hırçın bir rüzgarla uyandı.
Bitez koyunda dalgalar dövünürken, beyaz badanalı Bodrum Lisesi’nin bahçesinde havadaki nem kadar ağır bir gerginlik vardı.
İki haftalık disiplin cezasının sonuna gelinmiş, Öykü ile Evren’in okula döneceği o beklenen gün gelip çatmıştı.
12-A sınıfının kapısının önü her zamankinden daha kalabalıktı. Öğrenciler koridorda gruplar halinde fısıldaşırken, bizim tayfa sınıfın arka tarafındaki sıralara adeta bir kalkan gibi dizilmişti.
Kutay sıranın üzerine oturmuş, kollarını göğsünde birleştirerek kapıya dik dik bakıyordu.
"Geliyorlar beyler... Valla bak, şu kapıdan içeri adım attıkları an ortamın sıcaklığı 10 derece düşecek. Öykü denen o kobra kesin yine sahte bir mağdur rolüne bürünüp içimizden birini hedef alacak!"
Barış elindeki kalemi sıranın üstüne sertçe bıraktı.
"Hedef alamaz Kutay! Ezgi’nin de Deniz’in de kılına zarar gelmesine izin vermeyiz. Ezgi dün gece korkudan uyuyamamış zaten, gözlerinin altı morarmış."
Barış’ın bakışları, hemen yanındaki sırada notlarını gözden geçiren Ezgi’ye kaydı. Sesi bir anda pamuk gibi yumuşadı, eğilip fısıldadı: "Ezgi... Lütfen çekinme, tamam mı? Ben tam arkandayım. Ne yapmaya çalışırsa çalışsın karşında beni bulur."
Ezgi utangaç bir tebessümle gözlüğünü düzeltti, hafifçe kızaran yanaklarıyla Barış’a baktı.
"Teşekkür ederim Barış... Senin yanımda olman bana güç veriyor. Birlikte hazırladığımız YKS çalışma planını bozamadıkları sürece sorun yok."
Barış’ın gözlerinin içi parladı, elini cesaretle Ezgi’nin sıradaki elinin üzerine koydu.
Ezgi elini çekmedi, aksine parmaklarını Barış’ın parmaklarına hafifçe kenetledi.
Masaların diğer tarafında ise Aras, Leyla’nın sırtını kendi göğsüne yaslamış, kollarını sevgilisinin beline sıkıca dolamıştı.
Leyla başını Aras’ın çenesine dayamış, huzursuzca dışarıyı izliyordu.
Aras eğilip Leyla’nın şakağına kokulu bir öpücük kondurdu. "Güzelim, bu kadar kasma kendini. O olaylar kapandı gitti. Öykü’nün bu sınıfta artık tek bir hükmü bile yok."
Leyla sevgilisinin kollarındaki o güvene sığınarak iç çekti.
"Biliyorum Aras’ım... Ama o kızın gözlerindeki hırsı biliyorsun. Rahat durmayacak, Teoman ile Deniz’in arasını bozmak için yine bir nifak sokacak diye ödüm kopuyor."
Sıla elindeki su şişesini kapağını sertçe kapatıp lafa girdi: "Sokamaz Leyla fıstığım! Deniz yalnız değil, ben onun pasörüyüm, en yakın dostuyum! O Öykü bir imada bulunsun, o sinsi laflarını ağzına tıkarım valla!"
O sırada sınıftaki tüm konuşmalar birden kesildi. Koridordaki ayak sesleri sınıfın kapısında durdu.
İçeriye önce Evren girdi. Başını öne eğmiş, kimseyle göz göze gelmemeye çalışarak sırasına doğru ilerliyordu.
Hemen arkasından ise Öykü adım attı. Üzerinde bembeyaz bir hırka, yüzünde son derece mahcup, masum ve pişman bir ifade vardı.
Saçlarını omuzlarına dökmüş, sanki haftalardır ağlıyormuş gibi gözlerinin etrafına hafif bir makyaj yapmıştı.
Öykü yavaş adımlarla sınıfın ortasına kadar yürüdü. Herkes ona nefret ve şüpheyle bakarken, o bakışlarını doğrudan en arka sırada oturan Deniz ve Teoman’a çevirdi.
Deniz’in üzerinde yine Teoman’ın o siyah deri ceketi vardı.
Bileğindeki ahşap dalga bilekliğini sımsıkı tutuyordu. Teoman ise oturduğu yerde arkasına yaslanmış, çene kasları kenetlenmiş halde Öykü’yü adeta bakışlarıyla eziyordu.
Tek bir kolunu Deniz’in sandalyesinin arkasına atmış, onu dünyadaki tüm kötülüklerden korumak istercesine sahiplenmişti.
Öykü derin bir nefes alıp boğazını temizledi. Sesi titreyerek konuşmaya başladı: "Arkadaşlar... Biliyorum bana çok kızgınsınız. Yaşanan o iğrenç olay yüzünden günlerdir vicdan azabından uyuyamıyorum. Ben... ben sadece kıskançlığıma yenik düştüm. Deniz, Teoman... Sizden özür dilemek için geldim. Cezamı çektim, lütfen beni affedin, sadece YKS’ye odaklanmak istiyorum."
Sınıfta buz gibi bir sessizlik hakim oldu. Öykü’nün gözünden sahte bir damla yaş süzüldü.
Kutay ayağa kalkıp alayla alkışlamaya başladı. "Bravo! Valla harika oyunculuk! Oscar adayı mısın mübarek? Ulan daha iki hafta önce kızı disipline gönderip okuldan attırmaya çalışıyordun, şimdi melek mi oldun?!"
Sıla da oturduğu yerden öfkeyle fırladı. "Yemezler Öykü Hanım! O gözyaşlarını git başkasına dök! Biz senin ne kumpasçı olduğunu çok iyi biliyoruz!"
Öykü alt dudağını ısırıp Deniz’e baktı. "Deniz... Lütfen bir şey söyle. Biliyorum sana çok büyük bir haksızlık yaptım ama..."
Deniz yavaşça ayağa kalktı. Teoman da anında onunla birlikte ayağa kalktı, boyuyla Öykü’nün üzerine bir gölge gibi düştü.
Yaklaşma başladığı an Teoman’ın bedeninden yayılan o tekinsiz aura tüm sınıfı susturdu.
Deniz, Öykü’nün gözlerinin içine dik bir duruşla baktı.
"Öykü, ben seni affetmedim. Ama seninle harcayacak tek bir saniyem bile yok. Sen yokmuşsun gibi davranacağım. Ama sakın... sakın bu sessizliğimi bir zayıflık sanma. En küçük bir adımı atarsan, bu sefer seni bu okulda kimse tutamaz."
Teoman bir adım öne çıktı. Ses tonu bir mermer kadar soğuk, bir bıçak kadar keskindi: "Deniz çok kibar konuştu Öykü. Ben onun kadar sabırlı değilim. Sevgilimin etrafında, bu sıranın yakınında tek bir gölgeni bile görürsem... Seni pişman ederim. Şimdi geç sırana ve sesini kes."
Öykü’nün gözlerindeki o sahte masumiyet bir anlığına yerini yakıcı bir nefrete bıraktı ama çabuk toparlanıp başını salladı ve Evren’in yanına oturdu.
Öğleden sonra dershanenin dinlenme salonunda hava biraz olsun yumuşamıştı.
Selim Hoca’nın dağıttı YKS deneme analizlerini inceleyen tayfa, bahçedeki ahşap masada toplanmıştı.
Barış, Ezgi’nin hazırladığı soru çözümlerini dikkatle incelerken hayranlıkla başını salladı.
"Ezgi valla senin bu fizik metodun harika! Sayende son denemedeki 3 karmaşık soruyu doğru yaptım."
Ezgi gülümsedi, çayından bir yudum aldı.
"Sen de bana matematikteki permütasyon sorularında çok yardımcı oldun Barış... Beraber çalışınca netlerimiz çok arttı."
Aras ile Leyla masanın kenarında el ele vermiş, haritadan Mimar Sinan Üniversitesi’nin kampüs konumuna bakıyorlardı.
Aras, Leyla’nın elini öpüp gözlerinin içine baktı. "İstanbul’a gittiğimizde Beşiktaş’ta küçük, deniz gören bir ev tutacağız Leyla’m. Sen çizimlerini yaparken ben sana kahve yapacağım."
Leyla’nın gözleri parladı. "Gerçekten mi Aras’ım? O günleri göreceğiz değil mi?"
"Göreceğiz güzelim, ant olsun ki göreceğiz," dedi Aras.
Sıla ise Kutay’ın elindeki simidi kapıp ısırdı. "Kutay, bu gidişle sen beden eğitimi öğretmenliğini kazanırsın ancak! Biraz daha matematik çalış!"
Kutay omzunu silkti. "Sıla fıstığım, sen benim maça nasıl odaklandığımı görmedin galiba! Ben hırs yaptım mı o matematiği deviririm!"
Gruptaki bu neşeli hava devam ederken Deniz, bahçenin kenarındaki begonvil ağacının altında Teoman ile baş başaydı.
Teoman, Deniz’i sırtı ağacın gövdesine gelecek şekilde hafifçe yaslamıştı. Deniz’in üzerindeki deri ceketinin yakalarını düzeltti.
Gözü Deniz’in rüzgarda dağılan saçlarına, ardından heyecanla inip kalkan göğsüne ve hafifçe aralık duran dudaklarına kaydı ve sırıttı.
"Çok dik durdun sınıfta kraliçem," dedi Teoman. Sesi gurur ve derin bir aşkla doluydu. "Sana bir kez daha aşık oldum."
Deniz gülümseyerek ellerini Teoman’ın beline doladı. "Sen yanımdayken dik durmamak mümkün mü Teoman Bey? Ama... Öykü’nün o bakışını gördüm. Pes etmiş değil. İçinde daha büyük bir kin biriktiriyor."
Teoman eğilip alnını Deniz’in alnına dayadı. Nefesleri birbirine karışıyordu. "Bırak ne biriktirirse biriktirsin fıstığım. Biz İstanbul hayalimizi kurduk bile. Mimar Sinan’ı kazanacağız, o koca şehirde el ele yürüyeceğiz. Senin o tuvallerine fırça vururken arkandan sarılacağım günleri düşünüp ayakta duruyorum ben."
Deniz bileğindeki ahşap bilekliğe dokundu. "Ben de seni düşünerek ayakta duruyorum sevgilim..."
Teoman daha fazla dayanamadı. Deniz’in belindeki ellerini sıkılaştırıp onu kendine sımsıkı çekti ve sertçe, tutkuyla Deniz’in dudaklarına yapıştı!
Deniz ellerini Teoman’ın ensesindeki saçlara doladı, öpücüğüne aynı arzu ve güvenle karşılık verdi. Bodrum’un rüzgarı begonvil yapraklarını etraflarına savururken, ikisinin arasındaki bu tutku tüm karanlık gölgeleri yakıp yıkacak kadar güçlüydü.
Ancak bahçenin diğer ucunda, dershane binasının ikinci katındaki pencereden onları izleyen biri vardı.
Öykü, elindeki kahve bardağını parmakları beyazlayana kadar sıkarak Teoman ve Deniz’in o tutkulu öpücüğünü izliyordu. Gözlerinde adeta bir zehir kaynıyordu. Yanına yaklaşan Evren’e bakmadan fısıldadı:
"Görüyorsun değil mi Evren? Ne kadar mutlu, ne kadar mağrurlar... Ama çok az kaldı."
Evren endişiyle sordu: "Ne yapacaksın Öykü? Teoman seni mahveder demiştin."
Öykü dudaklarında iblisçe bir tebessümle Evren’e döndü.
"Teoman bana dokunamaz bile.
Çünkü hamlemi ona yapmayacağım. Deniz’in Mimar Sinan Yetenek Sınavı başvurularında ve portfolyo dosyasında öyle bir 'sahtecilik' şüphesi yaratacağım ki... Deniz sınavdan men edilecek! İstanbul hayalleri suya düşecek! Teoman da onu kurtarmak isterken Deniz’in gururuna çarpıp tamamen kopacaklar!"
Evren irkildi. "Bu... bu çok ağır Öykü. Kızın geleceğiyle oynuyorsun!"
"Benim geleceğimi mahvettiler Evren!" diye tısladı Öykü. "Şimdi sıra onlarda. Göreceğiz bakalım o büyük aşkları bu kumpasın altından kalkabilecek mi!"
Akşamüstüne doğru Bodrum sahilinde hava iyice ağırlaşmıştı. Dalgalar iskeleyi döverken tayfa sahil çay bahçesinde son çaylarını içiyordu.
Kutay elindeki kaşıkla bardağa vurup bağırdı: "Ey 12-A! Yarın YKS denemelerinin en zorlusuna giriyoruz! Herkes aklını başına toplasın! Öykü falan moralimizi bozamaz!"
Sıla da katıldı: "Aynen öyle! Biz bu takımı kurduk, bu sınavı da o turnuva gibi kazanacağız!"
Deniz, Teoman’ın yanında oturmuş, Teoman’ın elini masanın altından sımsıkı tutuyordu. İçinde yaklaşan fırtınanın huzursuzluğu vardı ama Teoman’ın parmakları arasındaki o sıcaklık ona güç veriyordu.
Teoman, Deniz’in kulağına eğildi: "Seni seviyorum güzelim. Ne olursa olsun."
Deniz Teoman’ın gözlerinin içine baktı: "Seni seviyorum sevgilim. Sonsuza kadar."
Bodrum sahilinde karanlık çökerken, begonviller rüzgarda sallanıyor, arka planda yaklaşan devasa bir tuzak ve o tuzağa karşı kenetlenen kopmaz bir dostluk duruyordu...
İyi akşamlarrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Bölüm etkileşimi
