Bölümler 48Şu an: 21. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK, YKS MARATONU VE YAKLAŞAN GÖLGELER"
- 1 TANITIM ✍️🩷💥123 kelime
- 2 1. BÖLÜM: "GİRİŞ YASAĞI"901 kelime
- 3 2. BÖLÜM: "YAN SIRA BELASI"637 kelime
- 4 3. BÖLÜM: "SATIR ARALARI VE KANTİN SAVAŞLARI"619 kelime
- 5 4. BÖLÜM: "ZORUNLU MÜTTEFİKLER VE KAFE SAVAŞLARI"1.105 kelime
- 6 5. BÖLÜM: "GİZLİ PLANLAR VE GECE YARISI PATLAMASI"1.369 kelime
- 7 6. BÖLÜM: "GECEDEN SABAHA, SALONDAN ORMANA"1.326 kelime
- 8 7. BÖLÜM: "SİSLİ PATİKA VE KAYBOLAN İZLER"1.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM: "DOLUNAY, DALGALAR VE MAVİ SAVAŞLAR"1.968 kelime
- 10 9. BÖLÜM: "GÖLGELER VE SESSİZ ANLAŞMA"1.324 kelime
- 11 10. BÖLÜM: "İDDİANIN BEDELİ VE ALEV ALAN DUVARLAR"1.257 kelime
- 12 11. BÖLÜM: "DEĞİŞEN DENGELER VE İNCE ÇİZGİ"463 kelime
- 13 12. BÖLÜM: "GECE, KISKANÇLIK VE DUVARA SIKIŞAN AŞK"903 kelime
- 14 13. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK VE TEHLİKELİ ORTAKLIK"886 kelime
- 15 14. BÖLÜM: "TUZAK, AĞIR KIRGINLIK VE KOPAN FIRTINA"531 kelime
- 16 15. BÖLÜM: "GECE, SIZINTI VE MASKELERİN DÜŞÜŞÜ"1.092 kelime
- 17 16. BÖLÜM: "GÜNEŞLİ BODRUM, BİZİM SÖZLERİMİZ VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ"561 kelime
- 18 17. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARI, TAYFANIN TELAŞI VE İLK TURNUVA HEYECANI"877 kelime
- 19 18. BÖLÜM: "BODRUM SAHİLİNDE TAM KADRO, PASLAR VE BÜYÜK MAÇ ATEŞİ"725 kelime
- 20 19. BÖLÜM: "BODRUM’DA ŞAMPİYONLUK ATEŞİ, SAHADA TER VE TUTKULU TEZAHÜRATLAR"1.139 kelime
- 21 20. BÖLÜM: "ZAFERİN ARDINDAN BODRUM GECELERİ, AŞK VE GELECEK YEMİNLERİ"791 kelime
- 22 21. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK, YKS MARATONU VE YAKLAŞAN GÖLGELER"1.516 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 22. BÖLÜM: "BUZ KESEN KORİDORLAR, SAHTE MELEKLER VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"1.372 kelime
- 24 Duyuru!!!19 kelime
- 25 23. BÖLÜM: "ZEHİRLİ PLAN, ÇALINAN EMEKLER VE KOPAN DEVASA FIRTINA"1.553 kelime
- 26 24. BÖLÜM: "İSTANBUL RÜZGARI, YKS KAMP BOMBASI VE SÖNMEYEN AŞK ATEŞİ"1.498 kelime
- 27 25. BÖLÜM: "DEV SİMÜLASYON, KALP ÇARPINTILARI VE İSTANBUL'A İLK ADIM"1.454 kelime
- 28 26. BÖLÜM: "İSTANBUL SOKAKLARI, KARAKÖY TUZAĞI VE İLK KIVILCIM"1.447 kelime
- 29 27. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA AŞK İLANI, MİMAR SİNAN HEYECANI VE UNUTULMAZ SÖZLER"1.434 kelime
- 30 28. BÖLÜM: "BODRUM'A DÖNÜŞ, PATLAMAYA HAZIR DİNAMİTLER VE BEKLENMEYEN GECE"1.024 kelime
- 31 29. BÖLÜM: "ALEVLERİN İÇİNDEKİ SIR, KARAKÖY HESAPLAŞMASI VE SÖZLERİN EN GÜZELİ"1.086 kelime
- 32 30. BÖLÜM: "İSTANBUL’A İLK ADIM, FINDIKLI’DAKİ GİZEM VE ZERECEN SÖZLER"859 kelime
- 33 31. BÖLÜM: "KAYIP TABLONUN BİTEZ KEHANETİ VE FINDIKLI’DA PATLAYAN SAVAŞ"1.508 kelime
- 34 32. BÖLÜM: "FINDIKLI’DA SOKAK DÖVÜŞÜ, MİMAR SİNAN BASKINI VE AKKAYA MÜHRÜ"1.295 kelime
- 35 33. BÖLÜM: "KANLI HARİTANIN İZİNDE, SÜLEYMANİYE MAHZENLERİ VE BÜYÜK İTİRAF"920 kelime
- 36 34. BÖLÜM: "MİMAR SİNAN’DA TAHİRİ TEPKİ, KASETİN AÇIKLANMASI VE AKKAYA HOLDİNG’İN ÇÖKÜŞÜ"534 kelime
- 37 35. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA BİR KADER YEMİNİ VE DEVASA BİR DÜĞÜN"843 kelime
- 38 36. BÖLÜM: "BİTEZ’DE MAVİ BALAYI VE BÖĞÜRTLEN KOKULU AKŞAMLAR"794 kelime
- 39 Duyuru!47 kelime
- 40 37. BÖLÜM: "BODRUM SOKAKLARINDA BALAYI SÜRPRİZİ VE BİTEZ DAĞLARINDAKİ NİŞAN"923 kelime
- 41 38. BÖLÜM: "İSTANBUL’A DÖNÜŞ, CİHANGİR’DE YENİ HAYAT VE MİMAR SİNAN HEYECANI"633 kelime
- 42 39. BÖLÜM: "CİHANGİR’DE TEKNE DÜĞÜNÜ VE ÇİFTE NİŞAN HEYECANI"541 kelime
- 43 40. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA GECE, TEKNE DÜĞÜNÜ VE TEHLİKELİ GÖLGELER"861 kelime
- 44 41. BÖLÜM: "BOĞAZ’DA ÇİFTE DÜĞÜN, KUTAY’IN ŞOVU VE YENİ TEHLİKE"1.000 kelime
- 45 42.BÖLÜM969 kelime
- 46 43. BÖLÜM: "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KIZIL GÜN BATIMINDAKİ KUTLAMA"492 kelime
- 47 44.BÖLÜM618 kelime
- 48 45. BÖLÜM (DEV FİNAL) - "BİTEZ’E DÖNÜŞ VE KADERİN TEKNE İSKELESİ"1.660 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
21. BÖLÜM: "FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK, YKS MARATONU VE YAKLAŞAN GÖLGELER"
Pazartesi sabahı Bodrum, sonbaharın ilk serin esintileriyle uyandı.
Bitez koyundan yükselen tuzlu deniz kokusu, dar badanalı sokaklardan süzülüp YKS Özel Dershanesi’nin beton bahçesine kadar ulaşıyordu.
Turnuva zaferinin üzerinden geçen iki günün ardından 12-A sınıfı için eğlence bitmiş, o sert ve amansız sınav maratonu resmen başlamıştı.
Dershanenin devasa panosuna asılan son deneme sınavı sonuçlarının önü ana baba günüydü.
Öğrenciler birbirini itekleyerek isimlerini aramaya çalışırken, tayfa her zamanki gibi bahçenin en arkasındaki çardakta toplanmıştı.
Kutay elindeki simitten kocaman bir ısırık alıp panoya doğru baktı.
"Oğlum valla bakmaya korkuyorum. Matematiğin ilk 10 sorusunu çözerken beynim yandı zaten. Eğer yine Barış’ın gerisinde kaldıysam Bodrum Marinası'ndan denize atlarım, söyleyeyim!"
Barış gözlüğünü burnunun üstüne doğru itip hafifçe gülümsede.
"Kutay’ım boşuna denize atlama balıklar zehirlenir. Ezgi dün gece netleri kontrol etti, senin matematik geçen haftaya göre 3 net yükselmiş."
Kutay bir anda donakaldı, gözleri fal taşı gibi açıldı.
"Harbi mi lan?! Ezgi valla sen bu sınıfın koruyucu meleğisin! Gelip alnından öpeceğim şimdi!"
Barış bir anda fırlayıp Kutay’ın önüne geçti, göğsünü siper etti. "Hoppala! Kutay dur orada! Kimin alnını öpüyorsun sen öyle pat küt?! Rahat dur!"
Ezgi’nin yanakları anında al al oldu, elindeki soru bankasını göğsüne bastırıp gözlerini kaçırdı.
"Şey... Kutay ben sadece rehberlik servisine girmeden listeye göz atmıştım... Barış da merak edince söyledim."
Barış dönüp Ezgi’ye baktı, sesi bir anda yumuşacık, fısıltı gibi bir tona büründü. "Merak ettim tabii... Senin netlerin nasıl çıktı peki Ezgi? Türkiye derecesi geliyor mu yine?"
Ezgi utangaç bir tebessümle başını salladı. "Fena değil Barış... Ama fizik sorularında biraz takıldım. Belki... belki akşam kütüphanede beraber bakarız?"
Barış’ın gözlerinin içi parladı, kalbinin atışı dışarıdan duyulacak kadar hızlandı. "Bakarız tabii! Sabaha kadar bakarız! İstersen fiziği baştan yazarız!"
Çardaktakiler bu tatlı mahcubiyete kıkırdarken Aras, Leyla’nın elini tutmuş, parmaklarını sevgilisinin parmaklarıyla kenetlemişti.
Leyla başını Aras’ın omzuna koymuş, yorgun gözlerle bahçeyi izliyordu.
Aras eğilip Leyla’nın saçlarının arasına derin bir öpücük kondurdu.
"Çok mu yoruldun güzelim? Dün gece çok geç yattın, söyleseydin sabah seni evden arabayla alırdım."
Leyla sevgilisinin elini hafifçe sıktı. "Seni de yormak istemedim Aras’ım... Paragraf soruları kafamı çok patlattı. Ama senin yanımda olduğunu bilmek bütün yorgunluğumu alıyor."
Aras, Leyla’nın çenesini tutup yüzünü kendine çevirdi, gözlerinin içine büyük bir aşkla baktı.
"Ben senin her anında yanındayım Leyla’m. YKS de gelse, dünya da yıkılsa o elini bırakmam."
Sıla yanlarında duran çay bardağından bir yudum alıp kıkırdadı.
"Ayy Aras! İnsanın senin gibi bir sevgilisi olası geliyor valla! Baksanıza şunlara, bal damlıyor her laflarından!"
Deniz de gülümsedi. Üzerinde yine Teoman’ın o siyah deri ceketi vardı. Bileğindeki ahşap dalga bilekliğine hafifçe dokundu. Bakışları bahçe kapısından içeri adım atan Teoman’a kaydı.
Teoman, siyah tişörtünün üstüne geçirdiği kot gömleği, elindeki dershane matarası ve her zamanki o karizmatik, dik yürüyüşüyle bahçeyi yarıp geliyordu.
Etraftaki kızların bakışları ona kayıyordu ama Teoman’ın gözleri bahçeye girdiği an tek bir noktaya kilitlenmişti: Deniz’e.
Teoman adımlarını hızlandırıp çardağa yaklaştı.
Yaklaşma başladığı an aralarındaki o çekim kuvveti yine tüm ortamı unutturdu. Teoman çardağın ahşap direğine dayanıp Deniz’in tam tepesinde durdu.
Teoman elini uzatıp Deniz’in açık bıraktığı dalgalı saçlarını yavaşça geriye itti.
Gözü Deniz’in sabaha karşı uykusuzluktan hafifçe kızarmış gözlerine, ardından al al olmuş yanaklarına ve hafifçe aralık duran dudaklarına kaydı ve sırıttı.
"Günaydın güzelim," dedi Teoman. Sesi boğuk, pürüzsüz ve sadece Deniz’in ruhuna dokunacak kadar derin çıkıyordu.
"Yüzünden düşen bin parça. Yoksa netlerin düşüklüğüne mi canın sıkıldı fıstığım?"
Deniz başını kaldırıp Teoman’ın o simsiyah, tutku dolu gözlerine baktı. "Hiç de bile Teoman Bey! Türkçe ve Sosyalde dershane birincisiyim yine. Senin Matematik netlerini solladım haberin olsun."
Teoman hafifçe eğilip Deniz’in şakağına yakıcı bir öpücük kondurdu. Sesi kulağına doğru bir fısıltıya dönüştü. "Solla güzelim... Ben senin arkandan gelmeye de razıyım. Yeter ki sen önde ol, ben seni izleyeyim."
Deniz’in kalbi tekledi, göğsündeki o tatlı sızı yeniden baş gösterdi. Teoman’ın tişörtünün yakasını tutup onu biraz daha kendine çekti. "Çok konuşma da otur yanıma Kaptan. Sensiz ders çalışılmıyor."
Teoman sırıtarak Deniz’in yanına oturdu, kolunu hiç çekinmeden Deniz’in omuzlarına atıp onu göğsüne bastırdı.
Deniz başını Teoman’ın boyun girintisine koyduğunda, dünyanın en güvenli limanında olduğunu bir kez daha hissetti.
Öğleden sonra dershanenin etüt salonunda tam bir sessizlik hakim olmalıydı ancak Selim Hoca’nın sınıfa girmesiyle ortam bir anda hareketlendi. Selim Hoca elindeki dosyaları kürsüye bıraktı.
"Gençler! Bildiğiniz üzere önümüzdeki ay YKS hazırlık kampımız başlıyor. Bu kamp sadece ders çalışmakla geçmeyecek, Mimar Sinan ve Güzel Sanatlar yetenek sınavlarına hazırlanan öğrencilerimiz için de özel atölyeler olacak," dedi Selim Hoca.
"Ancak... kamp öncesi küçük bir durum var."
Sınıftakiler merakla hocaya baktı. Kutay hemen lafa atladı. "Hocam 'durum' derken? Yine mi deneme sınavı?"
Selim Hoca gözlüğünü çıkarıp masaya koydu, sesi biraz ciddileşti. "Hayır Kutay. Disiplin kurulu kararının süresi bu hafta bitiyor. Biliyorsunuz, Öykü ve Evren’in okuldan uzaklaştırma cezaları tamamlandı. Perşembe günü itibariyle aramıza dönecekler."
Sınıfta bir anda ölüm uykusu gibi bir sessizlik çöktü.
Deniz’in eli masanın altındaki ahşap bilekliğe gitti. Yüzündeki o neşeli ifade bir anda dondu.
Teoman’ın bakışları anında sertleşti, çene kasları kenetlendi.
Kolunu Deniz’in sandalyesinin arkasına atıp onu korumacı bir tavırla kendine doğru çekti.
Aras ile Leyla birbirine baktı. Leyla’nın gözlerindeki o endişeyi gören Aras, masanın altından Leyla’nın elini sımsıkı tuttu. Barış da Ezgi’ye doğru korumacı bir bakış attı.
Kutay öfkeyle söylendi. "Hocam onlar nasıl geri dönebilir ya?! Kızın çekmecesine o şeyleri koyup az daha okuldan attırıyorlardı! Onların yüzünden ortalık birbirine girdi!"
Selim Hoca iç geçirdi. "Kurallar böyle Kutay. Cezalarını çektiler. Ancak sizden ricam, sınıfta yeni bir gerginlik çıkmaması. Herkes YKS’ye odaklansın."
Hoca sınıftan çıktığı an Sıla hışımla Deniz’e döndü. "Denom, sakın moralini bozma! O Öykü denen sinsi kobra ayağını denk alsa iyi eder. Bu sefer karşısında sadece seni değil, bütün takımı bulur!"
Deniz derin bir nefes aldı. "Biliyorum Sıla’m... Ama tam her şey yoluna girmişken, aramızdaki o huzur gelmişken yine bir kumpas peşinde koşacaklar diye korkuyorum."
Teoman elini Deniz’in çenesine koyup yüzünü kendine çevirdi. Bakışlarında en ufak bir tereddüt yoktu; sadece saf bir aşk ve yakıcı bir koruma içgüdüsü vardı.
"Bana bak fıstığım," dedi Teoman, sesi bir mermer kadar sert ama Deniz için bir o kadar şefkatliydi. "O Öykü veya Evren... Tek bir adım atarlarsa, tek bir imada bulunurlarsa bu sefer onları disiplin kurulu değil ben silerim bu okuldan. Sen yanımda olduğun sürece hiçbir gölge bize dokunamaz."
Deniz Teoman’ın gözlerindeki o sarsılmaz güvene sığındı. "Biliyorum sevgilim... Sana güveniyorum."
O sırada, Bodrum’un dışındaki sakin bir kafenin arka masasında iki kişi oturuyordu. Masadaki kahveler soğumuş, ortada duran YKS test kitapları kapağı bile açılmadan öylece kalmıştı.
Öykü, tırnaklarını masanın ahşap yüzeyine batırarak karşı tarafta oturan Evren’e baktı. Gözlerinde haftalardır biriken nefret ve kıskançlık kıvılcımları saçılıyordu. Telefonunun ekranında, dershane grubuna atılan ve Teoman ile Deniz’in el ele kupayı kaldırdığı o fotoğraf açık duruyordu.
"Şunlara bak Evren..." dedi Öykü, sesi adeta bir kobra fıslayışı gibi zehirli çıkarak. "Biz evde hapis hayatı yaşarken, itibarımız yerle bir olmuşken onlar Bodrum’da şampiyonluk kutluyor! El ele, sarılsa sarıla caka satıyorlar!"
Evren kahvesinden bir yudum alıp gözlerini kaçırdı. Yüzünde hala o kumpasın suçluluğu ve kırgınlığı vardı ama Öykü’nün manipülasyonu yine zihnini bulandırıyordu. "Öykü... Belki de zorlamamalıyız. Teoman bizi sildi. Deniz de olayı kapattı. Perşembe günü okula dönüp sadece sınavımıza baksak?"
Öykü hışımla ayağa kalktı, masaya doğru eğildi. "Saçmalama Evren! Beni o okulda rezil ettiler! Teoman beni herkesin önünde aşağıladı! Deniz denen o kız yüzünden her şeyimi kaybettim ben!"
"Ne yapacaksın peki?" dedi Evren.
Öykü’nün dudaklarında sinsi, karanlık bir tebessüm belirdi. "Bu sefer öyle basit eşya saklama kumpasları yapmayacağız. Onların en büyük zaafı ne? İlerideki hayalleri... İstanbul hayali, Mimar Sinan hayali ve birbirlerine olan o körü körüne güvenleri!"
Öykü telefonunu cebine koyup gözlerini Evren’e dikti. "Perşembe günü okula döndüğümüzde sanki pişmanmışız gibi davranacağız. Melek yüzümüzü takınacağız. Ve ben Teoman ile Deniz’in arasına öyle bir yetenek sınavı şüphesi, öyle bir geçmiş sırrı sokacağım ki... Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar!"
Aynı günün akşamüstü, Bodrum sahilinde güneş kızıl bir kıyamet gibi batıyordu. Begonvillerle süslü dar sokaklardan geçen deniz rüzgarı, sahildeki iskeleye kadar ulaşıyordu.
Dershane çıkışında tüm tayfa dağılmış, Teoman ve Deniz yine Bitez sahilindeki o sakin kayalıkta baş başa kalmıştı.
Deniz, üzerindeki Teoman’ın deri ceketine daha da sıkı sarıldı. Rüzgar dalgalı saçlarını Teoman’ın yüzüne doğru savururken, Teoman oturup Deniz’i iki bacağının arasına aldı, sırtını kendi göğsüne yasladı. Kollarını Deniz’in beline sımsıkı doladı.
"Soğuk mu fıstığım?" diye sordu Teoman, çenesini Deniz’in omuzuna koyarak.
"Yok... Sen varsın ya, soğuk işlemiyor," dedi Deniz. Eli Teoman’ın kollarına gitti, parmaklarını onun parmaklarıyla kenetledi. "Teoman... Perşembe gününden korkmuyorum desem yalan olur. Öykü’nün gözlerindeki o hırsı biliyorum. Durmayacak."
Teoman başını eğip Deniz’in boynuna derin, yakıcı bir öpücük kondurdu. Deniz’in içini tatlı bir ürperti kapladı.
"Bırak durmasın," dedi Teoman. Sesi karanlıkta bir yemin gibi yankılandı. "Neyle gelirlerse gelsinler. Biz bu Bodrum sahilinde, bu ay ışığının altında birbirimize söz verdik. Bileğindeki o ahşap bileklik şahidimiz. Ben seni hiçbir kumpasa, hiçbir yalana kurban etmem Deniz. Benim tek gerçeğim sensin."
Deniz arkasına dönüp yüzünü Teoman’a çevirdi. İkisinin de nefesleri birbirine karışıyordu. Güneşin son kızıllığı Teoman’ın keskin yüz hatlarına vuruyordu.
"Sen de benim tek gerçeğimsin Kaptan," dedi Deniz.
Teoman daha fazla beklemedi. Deniz’in belindeki ellerini sıkılaştırıp onu kendine doğru çekti ve sertçe, tutkuyla Deniz’in dudaklarına yapıştı!
Deniz ellerini Teoman’ın ensesindeki saçlara doladı, öpücüğüne aynı arzu ve güvenle karşılık verdi.
Rüzgar etraflarında savrulurken, dalgalar kayalara vururken ikisi de yaklaşan o fırtınaya hazırdı.
Çünkü biliyorlardı ki; fırtına ne kadar koparsa kopsun, aşkları o fırtınadan daha güçlüydü...
İyi akşamlarrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
Bölüm etkileşimi
