Gümüş Servi kitap kapağı

9. bölüm / 31

Gümüş Servi

8.Düşünceler

Vaveyla Yazarı: Meyra Ayaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 8.Düşünceler

Üçümüzde hasta olduğumuz için bölümü anca sabah atabildik kusura bakmayın.

İyi okumalar dileriz.

Yazım hatası varsa şimdiden kusura bakmayın🫶🏻
•

DEMİR

Başımı geriye atarak, pufta iyice yayıldım. Gökyüzü her zaman ki gibi göz alıcıydı. Aynı Eflin gibi dedi iç sesim. Eflin... Gördüğüm ilk günden beri aklımdan çıkmayan, aklımı ve kalbimi darmadağın eden o kız. Onda beni çeken bir şey vardı.

Ne olduğunu daha ben bile çözememiştim. Bir, iki haftada bir kişiye bu kadar bağlanabilir miydi bir insan? Her yerde gözü ona arar mıydı? Benim arıyordu. Sanki bir gün bile onu görmesem nefes alamayacak hala gelmiştim. Bu normal değildi, hemde hiç değildi.

Oflayarak gözlerimi kapattım. Aklımda bugün geçirdiği kriz vardı. Yapma diye sayıklamaları kafamın içinden çıkmıyordu. Birinin ona zarar verdiğini düşünmek bile beni mahvediyordu.

Ben ona dokunmaya bile kıyamıyordum ama biri onu yerle bir etmişti. Bu ciddi ve sert kabuğu da bu yüzden olmalıydı. Aklımda ona neler olduğuna dair bir sürü teori döndü. Hepsi de kötü sonla bitiyordu. Kalbim bile dayanamıyordu bu teorilere.

Ben iyice farklı boyutlara geçmişken telefonum çaldı. Gözlerimi aralayarak yere bıraktığım telefona baktım. Gülse görüntülü arıyordu. Hızlıca telefona uzanıp, açtım.

Telefonunu masasına dayamış sandalyesinde oturuyordu. Kızıla boyadığı saçlarını iki yandan örmüştü. Yüzüne vuran ışıktanda yüzüde ki çilleri daha iyi görebiliyordum. Ellinde ki çayı masasına bırakıp ellerini kaldırdı.

"Müsait miydin abi?" Demişti işaret diliyle. Evet kardeşim yaşadığı yoğun stres ve travmalar sonucunda konuşma yetisini kaybetmişti. Gülümsedim ona.

"Müsaitim abim. Nasılsın? Saçların çok güzel olmuş bu arada."

Yanağında ki gamze belli olacak şekilde güldü. Elerini hızlıca haraket ettirdi, gülümserken.

"Teşekkür ederim. Ben iyiyim ama sen solgun ve bittik görünüyorsun." O kadar mı belli oluyordu halim. Dışarı sesli bir nefes verdim.

"Eflin." Duraksadım. "Yani sana anlattığım kız." Kafasını salladı anladığını belirtircesine. Gülümsedim bu haline sonra yine aklıma Eflin düştü. "Kriz geçirdi bugün." Dediğimde bana bakan gözleri kapandı.

Ona bunları anlatmak ne kadar doğruydu bilemiyordum. O da geçirmişti bir zamanlar krizler ama onun nedenleri farklıydı. Ellerini oynattığında ona odaklandım.

"Kötü bir şey mi oldu da kriz geçirdi?" Düşündüm. Bir dakika. Ben ona dokununca kriz geçirmişti. Yani dokunmamdan mı rahatsız olmuştu? Ama ona sarılmıştım da. Kafam iyice karışmıştı.

"Ona dokundum." Dediğimde kardeşimin gözleri kocaman açıldı.

"O anlamda değil cadı! Beline dokundum düşmesin diye. Sonra da kriz geçirdi. Ama sonra ona sarılıp krizi geçene kadar bekledim." Kardeşim dediklerimle ellini çenesine attı. Sonra bir anda ellerini hızlı hızlı oynattı.

"Sen dokununca rahatsız olup eski anıları ona hatırlatmış olabilirsin." Sonra bir an kısa süreliğine duraksadı. "Ama sonra sen, ona sarıldığında rahatsız olmadıysa sana güvenmiş olabilir. Yani dokunuşundan bir zaman sonra rahatsız olmamış." Yüzüm aydınlandı.

"Bu iyi bir şey değil mi?" Avucunu yüzüne kapattı.

"Tabi ki iyi bir şey şapşal! Senden rahatsız olmamış. Ama sen yinede gerekmedikçe onunla temas etme. Demekki temasdan hoşlanmıyor."

Başımı hızlı hızlı salladım.

"Tamam!"

"Hey!" Arkamdan gelen Yavuz'un sesiyle irkildim. "Küçük cadı!" Yavuz yanıma çökerek telefona eğildi. "Nasılsın portakal?" Gülse'nin kaşları çatıldı. Önünde ki deftere kalemiyle bir şeyler yazıp ekrana tuttu.

"Sensin portakal!" Yazıyordu kağıtta. Yavuz işaret dili bilmediği için kağıda yazmıştı.

"Ayıp oluyor. Senin saçın turuncu diye ben portakal diyorum sana." Gülse başını iki yana sallayıp tekrardan deftere bir şeyler yazmaya başladı.

"Ben sana gofret diyor muyum?"

"Gofret?" Dediğimde yanımda ki Yavuz huzursuzca kıpırdandı.

"Aramızdakileri yaymazsak yalnız portakal." Omuz silkti. "Sen beni sinir edersen yayarım!" Güldüm bu hallerine. Yavuz ellerini havaya kaldırdı suçlu edasıyla.

"Peki havuç hanım. Teslim oluyorum." Gülse burnundan derin bir nefes verdiğinde ikimizde kahkaha atmaya başladık.

"Eğlendiyseniz kapatıyorum?"

"Hayır!" Dedik aynı anda. Dirseğimi Yavuz'a geçirdim. "Gitsene oğlum sen. Senin yüzünden kardeşimle konuşamıyorum." Omuz silkip Gülse'ye döndü.

"Öyle olsun portik. Siz ikiniz yine beni dışlayın. Neyse ki alışığım ben. On beş senedir dışlanıyorum." Yalandan olmayan göz yaşlarını sildi. Sağımda olan yastığı alarak ona fırlattım.

"Dram yapma lan! Yürü git!" Yavuz, beni umursamadan yavaş yavaş çıktı terastan.

"Salak herif!" Başımı telefona çevirdiğimde Gülse'nin ellerini dudaklarına kapatıp güldüğünü gördüm. Onun güldüğünü görmek beni rahatlattıyordu. Bazen eskiden olduğu gibi her dakika ağlayacakmış gibi geliyordu.

"Bitti mi gülmen küçük hanım?" Elleriyle gözünden akan yaşları sildi. Gülümsüyordu hala. İsmi gibi hep gülsündü.

"Eskiyi özledim." Dediğinde duraksadım. "Çocukluğumuzu yani." Başımla onayladım onu.

"Yavuz'u dışlamayı mı özledin yani." Güldü elini evet anlamında sallarken.

"Gelmek ister misin?" Sorum onu dumura uğrattı.

"İstanbula mı?"

"Evet. Sıkılmadın mı orada?" Dudakları büzüldü.

"Sıkıldım."

"Gel o zaman." Başını tamam anlamında salladı.

"Gelirim müsait olunca."

"Tamam o zaman. Kapatıyorum?"

Elini kaldırarak dur dedi. Durdum anında. Sandalyesinden kalkarak yatakta ki tablettini aldı. Bir şeylere bastıktan sonra bir şarkı çalmaya başladı.

"Anlaması lazım. tam benim tarzım. Anlaması lazım, tam benim tarzım."

Duyduğum şarkıyla kaşlarım havalandı.

"Bu ne şimdi?"

Beni işaret etti eliyle. "Sen."

"Ha?" Diye bir nida çıktı dudaklarımdan.

"Eflin'i görünce senin kafanda çalan şarkı." Diyip gülmeye başladığında dudaklarım şokla aralandı.

"Sen dalga mı geçiyorsun benimle?"

"Evet." Derken bile gülüyordu. Ona şok içinde baktım. Kamerayla yaklaşıp şarkıyı tekrar açtı.

Başımı iki yana salladığımda telefonu yüzüne kapattım. Cadı benimle dalga geçiyordu!

YAVUZ

Saat çok geç olmuştu yarın erken kalkmam gerekiyordu. Ama gün boyu içtiğim kahveler uyumama izin vermiyordu. Yatağa uzanıp uyumaya çalıştığım sırada alt kattan Hafsa'nın "Yasemin!" diye bağırdığını duydum.

Hafsa'nın sesini duyunca nedense bir anda onunla geçirdiğimiz bir kaç an gözümde canlanmaya başlamıştı. Oyun oynadığımızda, markete gittiğimizde. Sahiden, oradaki teyze bizi yakıştırmıştı bu beni şaşırmıştı aynı zamanda hoşuma da gitmişti. Bir anda yatakta dönerken.

Gerçekten neden hoşuma gitmişti bu durum? Diye düşünmeye başladım. O sırada yine durup dururken bahçede herkesin içince yaptığı espri den utandığı an geldi aklıma. Bunu düşündüğüm esnada güldüğümü fark ettim. İlk defa böyle oluyordu.

Bu düşüncelerden sıyrılmak için mutfağa su içmeye gittim. O sırada oyun oynayan ve bir yandan gofret yiyen Özgür'ü fark ettim. "Oğlum saat kaç oldu yatsana."

"Şu oyun bitsin, yatıcam." Küçüklüğünden beri böyle oyun ve eğlence delisi.

Biz Demirle sohbet muhabbet ederken o, oyun oynayalım diye tuttururdu. Bir gün yine tutturdu, diğer çocukların oyun oynadığını görmüş biz de gidip oynayalım dedi ve maç (eskiden çalım derdik) oynamaya gittik.

Bizim mahallede boş bir arazi vardı mahallenin bütün çocukları orada top oynardı. Şansımıza maç yapan çocuklarda aşağı mahallenin en haşarı çocuklarıydı, mecbur onlarla oynayacaktık.

Vazgeçemezdik yoksa gün boyu Özgürün ısrarlarına maruz kalıcaktık. Özgür maçlarda sürekli düşüp dururdu tabi aşağı mahallenin çocukları da onu düşürmeye, çelme takmaya çalışırdı.

Demirle bana bunu yapmaya cesaret edemezlerdi muhtemelen Özgür daha sonradan bizim mahalleye taşındığı için onu ezebileceklerini sandılar.

Çocuğun bir tanesi Özgür'e çelme taktı ve Özgür çok kötü yere düştü bunu görür görmez Demirle bir saniyeliğine göz göze geldik ve maçın başından beridir Özgür'e sataşmaya çalışan çocuklarla birbirimize girdik.

Herkes birbirine girmiş biri yerde ağlıyor, birinin dudağı patlamış birinin kaşı yarılmış tabi o kaşı yarılanlardan bir tanesi de bendim Demir'in de kolu kanıyordu. Galiba yaralandığım ilk kavgamdı.O kavga üçümüzde de birer iz bırakmıştı.

Özgür, o günden bu yana hâlâ aynı. Odama geçip yatağıma yattığımda uyumak ümidi ile gözlerimi kapattım.

Özgür'ün yediği gofret bir türlü aklımdan çıkmayan Hafsayı hatırlatmıştı bana Saçları, gofret gördüğünde parıldayan gözleri, gülüşü...

Her şeyiyle öyle tatlıydı ki. Aklımı kurcalayan tek şey çok fazla erkek arkadaşı vardı. Marketteki o teyzenin Hafsayla beni yakıştırması üzerine içimdeki garip sevinç ve tarif edemediğim karmaşık duygularımla Hafsayı arkamda bırakıp diğer reyona ilerlerken Mert denen o çocuk ders notlarını atmıştı bir de üstüne "Bir daha uyuya kalma uykucu" yazmıştı.

Bunu okurken kaşlarım çatıldı. Bu samimiyet nereden geliyor?! Hafsa yanıma geldiğinde o anki sinirimle "Şunları da alıp gidelim artık" dedim.

Ben sinirle öyle söyleyince Hafsa yüzü asık bir şekilde başını salladı. Başta pişmanlık duydum ama sonra içten içe telafi etmek için arabada ona gofret verdiğimde, gofrete ışıldayarak bakan gözleri içimi rahatlamıştı. Gerçekten onu mutlu etmek bu kadar kolaydı.

ÖZGÜR

Erkenden kalkıp odamı toplarken bir yandan şarkı mırıldanıyordum. Bütün gece Yasemin'le kurabiye yaparkenki hallerimizi düşünüp deli gibi sırıtıp saçma sapan hayaller kurmuştum. Ne ara böyle olmuştu anlamıyordum, biz ne zaman bu kadar yakınlaşmıştık?

Telefonumun çalması ile mırıldanmayı bırakıp arayana baktım, annem görüntülü arıyordu. Yüzümde engel olamadığım bir sevinçle aramayı açarak masama oturdum.

"Annem! Meleğim benim, nasılsın?"

Annem her zamanki gibi en güzel tebessümüyle "Oğlum, iyiyim canım benim güzel oğlum sen nasılsın, neler yapıyorsun?"

"İyiyim annecim ne yapayım okula gidiyorum, haftada 3-4 kafeye gidiyorum sahneye çıkıyorum. Asıl sen anlat nasıl gidiyor tedavin?"

"Biliyorsun işte şuan durumum stabil, çok şükür kanser ilerlemiyor ama yinede ayda bir kemoterapi almam gerekiyor."

Annem 2.evre kemik iliği kanseriydi. Ben daha yedi yaşımdayken yakalanmıştı bu hastalığa. Birbirimizden uzakta uzun yıllar geçirmiştik, annem tedavisi için İsviçre'ye giderken ben Türkiye de kalmak zorunda kalmıştım. Hastalığını yorucu tedaviler sonrasında atlatsa bile bir yıl önce tekrardan gelip bizi bulmuştu.

"Babam nerde, evde yok mu?" Annem konuyu değiştirmeme saygı duyup balkon kapısına doğru bakarak "Bahçeye çıkmıştı en son, Halil!" diyerek bahçeye seslenmeye başladı.

"Efendim hayatım." Mutfaktan içeri giren babam annemi başından öperek soran gözlerle bakmaya başladı.

"Özgür'le konuşuyorum, seni sordu." Annemin telefonu göstermesiyle beni fark eden babam "Oğlum, aslan parçası nasılsın?"

"Babam. İyiyim sen nasılsın, işler nasıl gidiyor?"

"İyiyim oğlum. Çok büyük bir iş aldım bu hafta, onun üzerinde çalışıyorum."

"Vay hayırlı olsun. Ben sizi ziyarete mi gelsem ya!" Diyerek genişçe sırıtmaya başladım. Bu cümlemin ne anlama geldiğini ikiside biliyordu, eskiden her harçlığım azaldığında para isteme bahanem buydu.

"Eşek seni!" Diyerek gülen anneme karşılık babam tebessümle "Gel gel. Hem sana yeni aldığım land roverı göstereyim, gece mavisi sen seversin!" Dedi.

Başımı önüme eğip sağ elimle boynumu ovalayarak "Gelirim ama artık sevdiğim başka mavilerde var!" Diye mırıldanırken babam anlamış gibi muzipçe gülmeye başlamıştı.

Annem kaşlarını çatıp "Nasıl yani?" Derken çalan kapının sesini ardından Demir'in "Ben baktım!" Diyen sesini duymuştum. Annem hala anlamazca bakarken odamın kapısını çalıp içeri giren Demir yüzündeki sırıtma ile "Yasemin geldi, seni soruyor." Dedi.

Heyecanla telefona dönüp "Hemen geliyorum." Diyerek hızlıca odadan çıkmıştım ki geri dönüp masamın üzerindeki parfümü alıp birkaç fıs üzerime sıkarken annem ve babamın anlamsız bakışlarıyla karşılaştım.

Odadan çıkarken son duyduğum annemin "Parfüm mü sıktı o?" Diyen sesi ve babamın gür kahkahasıydı.

Son kez saçımı düzelterek aralık duran kapının önüne geçtim. Yasemin güzel tebessümü ve yanaklarında iyice belirginleşmiş çilleriyle bana bakıyordu.

"Hoş geldin, içeri buyurmaz mısın?"

"Yok hiç içeri geçmeyeyim evde birkaç işim var. Ben sana bunu vermek için gelmiştim, dün akşam bizim evde düşürdün galiba." Elindeki baş parmak penamı bana uzatarak tebessüm etti.

"Dünden beri her yerde bunu arıyorum, çok teşekkür ederim Yasemin gerçekten çok sağol." Diyerek penamı aldım.

"Rica ederim ne demek." Sol eliyle anlını kaşıyıp gözlerini kaçırmasından bir şey daha söylemek istediğini ama çekindiğini anlamıştım.

"Bir şey daha söylemek istiyorsun galiba?"

"Şey aslında...Merkezde yeni bir bozacı açılmış. Ben bozayı çok severim de gidip denemek istiyorum sende gelmek ister misin diye sorucaktım." Utana sıkıla beni de davet etmesi ile güzel bir tebessüm yüzümde canlanırken hemen atılarak "Olur, bu akşam mı gidelim?" Diye sordum.

Yasemin gözleri ışıldayarak "Saat sekiz uygun mu?"

"Uygun, ben arabada beklerim."

"Tamam, görüşürüz o zaman."

"Görüşürüz."

Yüzümdeki salak sırıtma ile beraber odama girince annemin Demir'i "Kim bu Yasemin, bu kız kim de Özgür efendi yanına parfümler sıkarak gidiyor?" Diyen sorgulayıcı sesini duymuştum.

"Aa yok ben karışmam kardeşimin işine. Anne oğul arasına da girmem, valla tövbeliyim Melek teyzem."

Demir'e gülerek kameraya yaklaştım ve annemle babama bakarak "Anlatıcam annecim her şeyi anlatıcam, önce bir netleşsin. Hem daha boza içmeye gidicem akşam."

"Boza mı, sen boza sevmezsin ki oğlum?" Diyen anneme karşılık babam "Yapacak bir şey yok, o boza mecbur içilecek." Diyerek güldü ve aramayı kapattı.

Bende Demir'e bakarak "Yapacak bir şey yok." Demiştim.

•
Bölüm hakkında düşünceleriniz????

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

452okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18