7. bölüm / 31
Gümüş Servi7.Tabu Eğlencesi
Bölümler 31Şu an: 7.Tabu Eğlencesi
- 1 1.Taşınma1.787 kelime
- 2 2.Üst komşu1.682 kelime
- 3 3.Sarışın1.515 kelime
- 4 4.Kurabiye1.157 kelime
- 5 5.Konuşan gözler1.173 kelime
- 6 6.Elmalı Kurabiye Meselesi2.033 kelime
- 7 7.Tabu Eğlencesi2.801 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 14 Şubat Özel Bölüm874 kelime
- 9 8.Düşünceler1.844 kelime
- 10 9.Yavaş Adımlar3.197 kelime
- 11 10.Beklenmedik Baskın4.422 kelime
- 12 11.Artan Dostluk Bağı4.650 kelime
- 13 12.Anlamsız Kıskançlık4.073 kelime
- 14 13.Büyük Adımlar5.404 kelime
- 15 14.Karışık Durumlar4.098 kelime
- 16 15.Aşk5.276 kelime
- 17 16.Karışık Duygular4.843 kelime
- 18 17.Olan Var Olmayan Var Kıskanırlar5.520 kelime
- 19 23 Nisan Özel bölüm457 kelime
- 20 18.Tartışma3.496 kelime
- 21 19.Kaos İçinde Kaos6.743 kelime
- 22 20.Doğum Günü6.643 kelime
- 23 21. Kış Tatili6.856 kelime
- 24 22.Aşk Vakti7.076 kelime
- 25 23.Üç Ses7.559 kelime
- 26 24. Kalpten Fırtınalar6.583 kelime
- 27 FİNAL!5.583 kelime
- 28 Özel Bölüm #11.187 kelime
- 29 Özel Bölüm #21.565 kelime
- 30 Özel Bölüm #33.161 kelime
- 31 Özel Bölüm #41.624 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sellam!!
Bakalım bu bölümde neler olacak🤭
İyi okumalar🤍
(BÖLÜMLER HER ÇARŞAMBA GELMEKTEDİR!!!!)
•
HAFSA
Derste elimi yanağıma koymuş hocayı dinliyordum. Çevre tasarımı o kadar da zor bir ders değildi ama bugün nedense benim için çok yorucuydu. Derste, bir anda yanımda Mert'i görünce irkildim.
"Seni ürkütmek istememiştim. Uyuyordun, bir kaç önemli yeri kaçırdın. İstersen notları verebilirim?"
"Teşekkür ederim daha sonra alırım notları, şu an yazamayacağım." dediğimde telefonuma Demir'den bir mesaj geldi.
Demir: Seni almaya geliyoruz Hafsom.
Almaya geliyoruz derken? Neden çoğul konuşmuştu?
Siz: Dersim yirmi dakika sonra bitiyor.
Demir: Tamamm yirmi dakikaya oradayız!
Çoğul konuşuyordu, kimden bahsediyordu acaba? Ders bittikten sonra Mert kampüs çıkışına kadar bana eşlik etmişti. Çıktığımda arabanın önünde beni bekleyen Demir'i, şoför koltuğunda oturan Yavuz'u ve arka koltukta oturan Eflin'i görmüştüm.
Mert "Notları atarım sana, yazarsın." dediğinde Demir'lere bakarken konuştum.
"Numaram?"
"Okul grubunda var ordan biliyorum, haftaya görüşürüz."
Başımla onaylayıp, gözlerimi ona çevirdim.
"Görüşürüz."
Gülümsediğinde bende ona gülümsedim. Mert giderken arabaya doğru ilerledim. Demir kapıyı açınca tebessüm ettim.
"Mersi."
Demir kapımı kapatıp arkaya yani Eflin'in yanına oturmuştu. Yavuz arabayı çalıştırdığında Demir, kendini öne iterek bana yaklaştı.
"Ne konuştunuz?"
Mert'i kastettiğini anlayıp omuz silktim.
"Hiç, dersle alakalı." Dediğimde Yavuz bana kısa bir bakış atmıştı. Gözlerimizin kesiştiği o kısa anda nedense öfkeli olduğunu sezmiştim. Bir şey mi olmuştu?
"Ben sana söyleyim Hafso. O çocukta içime sinmeyen bir şeyler var."
Tam "Bence iyi ve kiba-" dediğim esnada, bir araç aniden önümüze kırdı. Yavuz soğukkanlı bir şekilde manevra yapıp bizi kurtarmıştı. Fren yaptığı esnada elini omuz hizama koyarak sarsılmamı engellemişti.
"Kim veriyor bunlara ehliyeti!" Yavuz'un sinirli homurdanmaları başladığında arkamı dönerek Eflin'e baktım. O da bakışlarımı fark ederek bana dönmüştü.
"İyi misin canım?"
"İyiyim." dedi memnuniyetsizce. Bir şey olduğunu sanmıştım Demir ve Yavuz'a baktığımda yüz ifadeleri değişmişti. Belli ki durum her neyse üçü arasındaydı. Markete geldiğimizde Demir ve Yavuz market sepeti almıştı.
Demir yavaşça yanıma yaklaşıp sırıttı.
"Seni içine atıp süreyim mi?"
Kocaman bir kahkaha attım.
"Yok sağ ol canım."
Yalandan gözlerini devirip "İyi sen bilirsin." Demişti. O Eflin'in yanına doğru ilerlerken, gülerek Yavuz'a döndüm. İkimiz kalmıştık.
Yasemin'i arayıp evin eksiklerini sordum, sağ olsun bana son derece kabarık bir liste verdi. Yavuz'la reyonlarda yürürken telefonumdaki listeyi gösterdim.
"Bunları bulmama yardım eder misin?" Anında bakışlarını reyonlardan bana çevirdi. Listeye kısa bir bakış atıp kafasını salamıştı.
"Tamam bulalım bakalım."
Telefonu elimden alıp listedekileri sepete koymaya başladı. O listedekileri bulmakla meşgulken, ben kendimi gofretlerin olduğu reyonda bulmuştum. Hangisinden kaç tane alsam diye düşünürken kemikli ve damarlı bir el reyona uzandı. Arkamı döndüğümde Yavuz'u görünce anlık bir şok yaşadım.
Bana bakıp "Bu gofret aşkı nereden geliyor?" diye sorduğunda "Bilmem, seviyorum işte." dedim. Anında yüzünde tebessüm oluşmuştu.
"İyi o zaman." diyip reyondan biraz daha gofret alıp sepete koydu.
Bir teyze bize bakıp "Ne güzelsiniz siz böyle. Eşimle gençliğimdeki zamanlarımı hatırlattınız bana." İkimiz de o an ne diyeceğimizi bilemediğimizden ufak bir gürültü kirliliği oldu.
"Hayır biz-" aynı anada "Yok öyle deği-" dediğimizde, teyze "Siz olmuşsunuz." dedi muzipçe bize bakarak.
Ben utançtan kızarırken, Yavuz "İyi günler teyzecim." demekle meşguldü. Beni utangaç bir şekilde arkasında bıraktığında hızlıca arkasından ilerledim. Muhtemelen az önceki durumdan kaynaklı olarak, normal halinden daha farklı bir ifade ile bakıyordu bana.
"Şunları da alıp gidelim artık." Dediğinde hızlıca başımı aşağı, yukarı salladım.
"Bence de."
Demir ve Eflin bir dolu sepetle yanımıza gelmişlerdi. "Biz kasaya geçiyoruz." Eflin, Demir'in elinden zorla aldığı sepetle ilerlemeye başladığında arkasından konuştum.
"Biz de geliyoruz!"
Kasaya geldiğimizde çantamdan cüzdanımı çıkardığım esnada, Yavuz çoktan ödemeyi yapmıştı. Onca aldığımız şeyi ödemişti ve tabi bir de gofretlerimi...
Ürünleri poşete doldururken ellerimiz birbirine değmişti. Hemen elimi çekip mahçubiyetle "Ben öderdim, şimdi sana borçlandım." Diye mırıldandım.
Demir anında lafa atlayıp "Bu fiyat ona dokunmaz, merak etme." Kaşlarımı çatarak poşetleri gösterdim.
"Olur mu öyle, bir sürü şey aldık." Demir umursamazca poşetleri alırken Yavuz'da onu onaylamıştı.
"Sorun değil."
"Olmaz öyle." dediğimde çoktan arabaya varmıştık. Eflin çoktan bagajı açmış kendi poşetlerini koymuştu. O ve Demir arka koltuğa geçince Yavuz'a döndüm. Bana bakıyordu. Elimdeki poşetleri uzattığım sırada kısa bir bakışma yaşadık. Bu çok olmaya başlamıştı. Yutkunarak onu orada bırakıp kendi yerime geçtim. Yavuz'da arabaya bindiğinde hazırdık.
Yavuz arabayı müthiş bir hakimiyetle kullanıyordu. Direksiyonu avucunun içiyle çevirip, o mistik hareketi yapınca duraksadım. Bu harekete düşmem normaldi değil mi? Ben kemikli elleri ve damarlı kollarını izlerken bana döndü.
Hemen bakışlarımı başka yöne çevirdim, yanaklarımda bir sıcaklık hissediyordum kesin kızarmıştım. Yavuz sanki içinde bulunduğum durumu soğutmak için önce Demir ve Eflin'e çikolata uzattı.
Bana da en sevdiğim gofreti "Al bakalım gofret aşığı." diyerek uzattı. Sevinçten, gözlerim hayranlıkla elinde duran gofret bakıyordu. Alıp hemen yemeye başladım.
"Hayatımda gofrete bu kadar hayran birini hiç görmedim." Yavuz'un mırıldanmasını işittiğimde lokmamı hızlıca yuttum.
"Görmüş oldun işte."
Arabayı evin garajına park ederek hepimiz elimize poşetleri aldık ve asansöre bindik. Zili çaldığımız an açıldı.
"Hoşgeldinizzzzz." Yasemin ve her zaman ki muhteşem enerjisi.
Demir elindeki poşetleri Yasemin'e uzatıp "Ben Özgür'ü çağırıp geliyorum dedi. O asansöre doğru giderken Eflin içeri girmişti. Yavuz da içeri girdiğinde kısa bir an durup etrafa bakındı.
"Lavabo ne tarafta?" Yasemin ona lavaboyu gösterip mutfağa geçtiğinde poşetten kurabiye malzemelerini çıkartmaya başlamıştı.
Ben koltuğa oturmuş telefona bakarken Yavuz geldi.
"Eviniz güzelmiş." Ben sadece gülümserken Yasemin teşekkür etmişti. Bense kafama takılan borcumu düşünüyordum. Anında Yavuz'a döndüm.
"Borcumu ödeyeceğim." Ani çıkışımla ikiside irkildi.
"Ne borcu?" Yasemin'e poşetleri gösterdim.
"Yavuz ödedi de hepsini!" Birine borçlu kalmak, beni son derce rahatsız eden bir şeydi.
"Gerek yok dedim." Vurgulayarak konuşan Yavuz'a çatık kaşlarımla döndüm.
"Ödeyeceğim dedim!"
Yavuz'un yeşilleri koyulaşmıştı. İnadım onu sinir ediyordu anlaşılan.
"Kabul etmiyorum amma büyüttün!" Bizim bu atışmamızdan rahatsız olan Yasemin aramıza giderek Yavuz'a döndü.
"Yavuz, boş yere inatlaşma Hafsa ödeyeceğim diyorsa öder." Aynen öyle. Yavuz'a ne demem gerektiğini kafamda kurarken, Yasemin bizi yalnız bırakarak içeri gitti. Tam cümlelerimi toparlamıştım ki kapı çaldı.
YASEMİN
Duyduğum kapı sesiyle dolaba yerleştirdiğim sütleri kenara bırakıp kapıyı açmaya gittim. Kafeden çıktığım an Eflin arayıp Demir'ler ile beraber geçen gün yaptığım elmalı kurabiyeleri yemek için geldiklerini söylemişti. Beni kurabiye yapmam için zorbalayanca hemen eve gelip eksik olan malzemeleri Hafsa'ya uzun bir liste olarak atmıştım. Şu anda ise alınan malzemeleri yerlerine yerleştiriyordum.
Kapıyı açtığımda ilk önce Demir selam verip aceleyle içeri geçti. Ardından içeri giren Özgür hafifçe başını eğip gözlerime bakmaya çalışırken, ben asla yüzüne bakmayıp kapıyı kapattım.
"Hoşgeldin." Diye mırıldandığımda Özgür'de benimle aynı anda konuşmuştu. "Nasılsın?"
Başımı aynı anda konuşmamız ile kaldırdım.
Özgür her zamanki çekici gülümsemesiyle "Hoş buldum." derken ben "İçeri buyur." diyerek tüm çekingenliğimle salonu gösterdim.
Başını sallayıp ilerledi. Özgür önden ben arkadan salona girince "Selam, millet!" diyerek dikkatleri üzerine çekti. Birlikte, tek boş kalan ikili koltuğa oturduk. Konu konuyu açarken bir saat sonra Eflin'in "Hadi yaa, biz ne zaman kurabiye yiyeceğiz?" demesi ve bana bakması bir oldu.
"Tamam, ben şimdi hazırlarım hızlıca." ayağa kalktım ve mutfağa ilerledim.
Malzemeleri çıkarırken üst dolabı açıp tava almak için elimi uzattığım esnada arkamdan bir beden benden önce tavaya uzanıp aldı.
Arkamı döndüğümde Özgür ile burun buruna gelmiştik. Gözlerimiz buluşunca derin derin birbirimize bakarken, Özgür hafifçe öksürerek oluşan bu romantik ortamı bozdu. Gerçi çok bozduğu söylenemezdi çünkü şuan onun kolları arasında burun buruna dururken bu pekte mümkün olmuyordu.
"Biraz konuşabilir miyiz?" demesine karşılık gözlerimi gözlerinden çekip sweatine bakarak "Kurabiye yapmam gerekiyor." dedim.
Ben olabildiğince ona bakmamaya çalışırken Özgür inatla gözlerime bakarak "Ben yardım ederim sana,birlikte yaparız." dedi.
Sanki gözlerime bakarak beni kendine bağlıyor ve ona karşı çıkmamı engelliyordu.
"Tamam konuşalım."
Yakınlığımızdan dolayı sanki mutfak ayrı bir sıcak olmuştu ve yanaklarımın kızardığını hissediyordum.
"Bir su da ben alayım..." diyerek içeri giren Yavuz ile Özgür'ü hızlıca itip önümü tezgaha dönmüştüm.
Utancımdan elim ayağıma dolaşırken arkadan Özgür'ün "Su mu içeceksin babam? Tam şu anda mı? Şimdi mi yani? Dur ben vereyim!" diyen kızgın sesi geliyordu.
Bende sanki az önce Özgür'le dip dibe Yavuz'a basılmamışız gibi çekmeceden aldığım soyacakla, elmaları soymaya başladım. Bir kaç saniye sonra duyduğum kapı sesiyle arkamı döndüm, Özgür kapıyı kapatmıştı.
"Artık konuşabiliriz."
"Tamam ama bir yandan da kurabiyeyi yapalım."
"Sen bana ne yapacağımı söyle."
"Al elmaları soymaya devam et, bende hamuru yoğurayım." Elimde ki elmaları ona vererek hamur için malzeme çıkarmaya başladım.
"Benden neden kaçıyorsun?" Bu söz ile hareketlerim yavaşlamıştı.
"Kaçmıyorum."
"Kaçıyorsun, iki gündür ben kafeye gelince işini bitirip tek kelime etmeden hemen çıkıyorsun. Az önce yüzüme bile bakmadın. İstemeden seni kıracak bir şey mi yaptım?"
"H...Hayır."
Cam kasenin içine koyduğum malzemeleri yoğururken o da elmaları soymayı bitirmişti. Dolaptan rendeyi çıkarıp Özgür'e uzatırken elimi tutup beni kendine çekti.
"Neden bir anda benden uzaklaşmaya başladın o zaman, her şey güzel giderken?"
Artık utangaçlığımı bir kenara bırakıp cevap vermem gerekiyordu çünkü Özgür bu kadar yakınımdayken kaçma fırsatım kalmamıştı.
"Çünkü yaptığım davranışın sendeki karşılığını bilmiyorum."
"Hangi davranış?"
"Geçen gün seni yanağından öpmem..."
"Rahatsız olduğumu mu düşündün?"
"Bilmiyorum, yani... belki sevgilin vardır, sevdiğin biri ya da sadece rahatsız olmuşsundur. Ben o gün seni sadece mutlu olduğum için öp-"
"Yasemin, sevgilim yok, kimseyi de sevmiyorum ve senin beni öpmenden de zerre rahatsız olmadım."
Benim anlamsızca gözlerine bakmama karşılık yüzünde içten bir tebessümle devam etti.
"Hem sen beni öyle tiplerden mi görüyorsun? Ben sevgilim varken başka bir kıza hediyeler mi alırım ya da o kızın beni öpmesine izin mi veririm?"
"Vermez misin?"
Başını tatlı tatlı iki yana sallayıp "Vermem." dedi.
"Hem ben senin mutluluğun için sana hediye alıyorsam, sende benim mutluluğum için beni öpebilirsin!" demesi ile benim gözlerim açılırken. O da söylediği şeyin yeni farkına varmış da ağzını açıp durumu toparlamaya çalışacak ama sanki daha da batıracakmış gibi dururken ondan önce davranıp geri çekildim.
"Aramızdaki sorunu da çözdüğümüze göre biz kurabiyelere dönelim en iyisi."
Rendeyi eline tutuşturup elmaları rendelemesini ve tavada şekerle birlikte pişirmesini söyleyip, kendim 4 su bardağı un ile hamuru son kez yoğurdum. Merdane ile açtığım hamuru üçgen keserek Özgür'ün pişirdiği elmalı tarçınlı harcı tatlı kaşığı ile hamurun üzerine koymaya başladım. Ben harcı koyarken, Özgür de şekil vermeye başlamıştı ve gerçekten sandığımdan iyi yapıyordu.
"Senin var mı sevgilin peki?"
"Hayır yok."
Yandan gördüğüm kadarıyla bu sözümle çaktırmadan gülümsemeye başlamıştı.
"Yaptığın davranışın sendeki karşılığı ne peki?" diyerek benim sözlerime atıfta bulunmuştu.
İrice açılan gözlerim ile kurabiyelere daha da odaklanarak harcı koymaya devam ettim. Bu harç bitmiyor muydu ne?
"Öyle şey bir karşılığı yok... Ben seni mutlu olduğum için öptüm."
"Rahatsız olmadın yani... hani beni öptükten sonra da!"
Son kalan harcı da koyduktan sonra masadan hızlıca kalkarak tavayı tezgaha koydum ve elimi yıkamaya başladım.
"Bu konuyu kapatalım mı artık?"
"Söz sen cevap verdikten sonra kapatıcam." diyerek o da elini yıkamaya başladı.
Derin bir nefes aldıktan sonra "Rahatsız olmadım, tamam mı!"
"Tamam." diyerek rahatlamış bir şekilde söylemişti.
Kurabiye tepsisini alarak fırına attım ve derecesini ayarladım. Özgür'e baktığımda yüzündeki gülümseme ile beni izliyordu. Gülümsemesine içten bir karşılık verip kapıya doğru ilerlerken "İyi iş çıkardın, yardımın için teşekkür ederim."
Bileğimi tutup beni durdurdu "Biz iyi bir iş çıkardık ve asıl ben teşekkür ederim." deyip bir anda eğilerek sağ yanağımdan öptü.
Ve benim o an kalbim durdu...
EFLİN
"Tabu oynayalım mı?"
Hafsa'nın ortaya attığı fikirle yerimde dikleştim. Eğlenceli olabilirdi. Yasemin ve Özgür de geldiğinde, kurabiyeler pişene kadar tabu oynamaya karar verdik.
"Bir kız, bir erkek olsun gruplar."
Özgür'e ne alaka dercesine baktığım sırada, anında Yasemin'e sırnaştı. Yasemin utanmıştı, onu itmeye çalıştıkça daha da dibine giriyordu Özgür. Onların bu hallerine göz devirip diğerlerine döndüm. Onların bu grup işine takıldığı falan yoktu.
"İyi o zaman bende Eflin'leyim." Diyen Demir'e döndüm.
Hayırdır dercesine kafa sallasamda beni umursamadan kafasını diğerlerine çevirdi. Deli ediyordu beni! Sırf gıcık etmek için benimle grup olduğuna emindim. Otomatik olarak Hafsa ve Yavuz'da grup olduğunda, oyunu televizyonun altında ki dolaptan aldım.
"İlk kim başlıyor?"
Ben kutuyu açarken, Hafsa atıldı hemen.
"Biz başlayalım." Yavuz onu başıyla onayladığında ilk el başlamıştı. Yavuz'un kelimelerini Özgür ve Demir kontrol ediyordu.
"Başlatıyorum?" Yavuz, Yasemin'i onayladığında süre başladı. Yavuz ilk kelimeyi gördüğü an sırıttı. Beni işaret ettiğinde merakla Hafsa'da bana dönmüştü.
"Eflin'in kaşları hep nasıl?" Ne alakaydı şimdi benim kaşlarım?
"Çatık?"
"Evet son harfi at!"
"Çatı?!"
"Evet!" Onlar yeni kelimeye geçtiklerinde benim kaşlarım çatılmıştı. Bunu fark eden Yasemin ve Demir kahkaha atıyordu. Onlara da göz devirip Yavuz'u izlemeye devam ettim.
Bir kelimeyi anında pas geçmişti.
"Heh! Bu gün boynumda gördün bunu?" Hafsa'ya merakla döndüm.
"Stetoskop?"
"Evet!"
"Yuh ya!" Bencede Özgür, bencede.
"Sus Özgür!" Yavuz ona sert bir bakış atıp yeni kelimesine döndü. "Bu bir canlı, hmm." Vay be ne güzel anlatıyor. Gülmemeye çalışarak kafamı diğer tarafa çevirdim.
"Ee Yavuz?"
"Heh! Biz Küçükken bunu M harfiyle çizerdik!"
"Martı?!"
"Doğru!" Demir'le Yasemin aynı anda konuşmuştu. "Süre bitti."
Yavuz Hafsa'nın yanına gidip ellerini kaldırdı. Çakıştıklarında göz devirdim.
"Buna mı seviniyorsunuz? Zaten kolaydı kelimeler?" Dediğimde Hafsa güldü.
"İyi, seni de görelim Eflincim."
"Görün." diyerek omuz silktim. Demir'e hadi bakışı atarak, Hafsa'nın az önceki yerine geçtim.
"Başlatıyorum?" Hafsa'yı onayladığımda, Demir hızlıca konuşmaya başladı.
"Bu hayvan sana benziyor." Dediğinde ağzım kocaman açıldı.
"Ne?" Hepsi bir anda kahkaha attınca, Demir boğazını temizledi.
"Yani, bu hayvanın nesli tükeniyor."
Düşündüm. "Panda?"
"Doğru."
Ben pandaya mı benziyordum? Ne alakamız vardı? Sıradaki kartla Demir'in suratı asıldı.
"Abi ben kıza, jantı nasıl anlatayım? Allah aşkına!" Özgür güldüğünde çatık kaşlarımla Demir'e baktım. Bilmiyordum sanki ben jantı!
"Demir devam et!" Demir aceleyle yeni kelimeye geçti.
"Yazın hava nasıldır?" Bu da soru muydu?
"Sıcak."
"Tamam bize ne sıcaklık sağlar?" Gülümsedim.
"Güneş?" Demir dediğim kelimeyle bozuldu. Ne olmuştu?
"Of kızım niye mantıklı cevap veriyorsun!" Ne?
"Öyle değil. Ev aleti bu!" He o zaman ne olabilirdi?
"Kalorifer mi?" Hızlıca elini kaldırdı.
"Onun eskisi!"
"Son beş!" Yasemin'in sesiyle daha da gerildim. İsmi aklıma gelmiyordu.
"Heh. Soba!"
"Ve bitti!" İki kelime bilmemizle ofladım.
"Bu ne ya! Ben istemiyorum bununla oynamak! Beni pandaya benzetmesini geçtim, anlatamıyor!"
"Ayıp oluyor." Cümlesini duyduğumda başımı hızlıca ona çevirdim.
"Olsun!"
"Güzeldi Eflin, güzeldi." Dalga geçercesine konuşan Demir'e sert sert baktım. Bok güzeldi!
Bizim bu halimize gülen Özgür'ü görünce kaşlarımı kaldırdım.
"Hayırdır, neye gülüyorsun sen?" Dediğimde gülmeyi kesti. "Geç, seni de göreceğiz!" Anında sus pus olup Demir'in yerine geçti.
"Sakin şampiyon." Yavuz'a kötü bakışlar atıp Özgür'ün yanına geçtim. Kelimelerini ben kontrol edecektim. Hafsa süreyi başlattığında Özgür kartı değiştirdi.
"Şimdi Yasemin bu bir-"
"Evet?"
"Ee bu şey..."
"Ney?" Gülmemeye çalışarak boğazımı temizledim. Kelimesi röpteşambırdı.
"Anasını satayım bem bunu nasıl anlatayım lan?!" Kocaman bir kahkaha attım. Haklıydı. Herkes bana dönünce, hızlıca gülmeyi kestim.
Yine güldüğüm için garipsenmiştim. Özgür'ü dürttüm hızlıca.
"Süren bitiyor."
Kendine gelerek pas geçti.
"Şimdi bu bir meyve!" Kartı hızlıca elinden çektim.
"Meyve dedin." Yasemin oflayınca Özgür hızlıca yeni kart aldı.
"Tamam dur anlatacağım!"
"Süre bitti." Hafsa'nın cümlesiyle Özgür kendini yere bıraktı.
"Bende şans yok kardeşim, şans!" Derken anında dikleşti. "Olsun lan ne demişler kumarda kaybeden aşkta kazanır?" Demir, onu onayladığında Özgür gülerek ayaklandı. Utandığı için mutfağa giden Yasemin'i hala fark edememişti. Fark edince anında ayaklandı.
Diğerleri oyunu toplarken, onun arkasından bende ayaklandım. Mutfağa girecekken anında kolundan tuttum. Özgür mala bakarcasına bana dönünce, onu duvara sıkıştırdım. Parmağımı kaldırarak yüzüne doğrulttum.
"Eğer benim arkadaşımın kılına bir zarar gelirse seni öldürürüm anladın mı? Buna gözünden düşen herhangi bir göz yaşıda dahil." Özgür şaşkınca beni dinlerken başını aşağı yukarı salladı. "Tamam." Elimi indirip geri çekildim.
"İyi, kızı utandırıp da durma." Onu arkamda bırakarak salona ilerledim. Bir anda bunu yapma nedenim hiç bir erkeğe güvenmememdi. Kızlarla yeni yeni arkadaş olsakta onlar benim tek ailemdi. Bunu daha onlara belli edememiş olsamda.
Tabu sehpadan kalkmıştı. Hafsa ve Yavuz sohbet ediyordu. Demir'se, o nerdeydi gerçekten? Açık olduğunu fark ettiğim balkon kapısına doğru ilerledim. Korkuluklara yaslanmış sigara içiyordu. Beni daha fark etmemişti. Elinde çevirdiği paketini aldığımda irkildi. İri vücudu irkilince, bana çarpmıştı. Dengemi koruyamayarak geri gittiğimde çabucak belimden tuttu. Dengemi koruyunca aceleyle dokunuşundan kurtuldum. O sırada gözümde eski bir anı canlandı.
'Ben senin abinim küçük hanım. Gel hadi buraya! Daha oyun oynayacağız."
İstemsizse geri geri gidip duvar kenarına oturdum. Olamazdı. Böyle bir anda kriz geçiremezdim. Nefret ediyordum başkalarının önünde kriz geçirmekten. Dudaklarımdan istemsizce tek bir kelime çıkmaya başladı.
"Yapma. Yapma. Yapma."
Tırnaklarım avucumun içine batıyordu. Canım acısada kendimi durduramıyordum. Parmaklarıma bir el dokununca tırnaklarımı daha da derine batırdım.
"Eflin?"
Başımı iki yana sallamaya başladım. Elini çekmesi gerekiyordu. Elleri avucuma batırdığım tırnaklarımı ayırdı.
"Kendine zarar veriyorsun. Sakin ol. Bir şey yok."
İki elimde artık onun büyük ellerinin arasındaydı. Ellerim onun ellerinin arasında kaybolmuştu resmen.
"Demir." Diye mırıldandığımda Hafsa'nın uzaktan gelen sesini duydum.
"Eflin?" Olduğum yerde titredim, beni görmesini istemiyordum. Demir bunu fark ederek, başını geriye atıp içeriye baktı.
"Bir şey konuşuyoruz da, önemli mi?"
Hafsa'nın ne dediğini duymadım. Zaten ondan sonra Demir de ayağa kalkarak balkon kapısını kapattı.
"Teşekkür ederim." Diye mırıldandığım sırada tekrar aynı pozisyona gelerek beni kendine çekti. Sarılıyorduk ve ben ilk defa bir erkeğin temasında art niyet aramıyordum. Rahatsız da olmuyordum. Neden olmuyordum?
"Daha iyi misin?" Başımı salladım hızlıca. Bir eli sırtımdan ayrılarak yüzüme uzandı.
"Şimdi gerçekten pandaya benzedin."
"Ne!" Elini ittirerek yüzüme dokundum. Ben ne ara ağlamıştım da rimelim akmıştı?
Onu tamamen kendimden iterek ayağa kalktım. Tam arkamı dönmüş gidiyordum ki tekrardan ona döndüm. Parmağım havalandı.
"Bu anı birine anlat-" Parmağımı tutarak ayaklandı. Şaşkınca parmağımı geri çektim.
"Tamam küçük panda, beni öldürürsün anladım." Şaşkınca yüzüne baktım.
"Pislik!"
Arkamı döndüğüm gibi hızlıca balkondan çıktım. Salon boştu. Mutfaktan gelen sesleri duyunca rahatladım. En azından bu halimi görmeyeceklerdi. Ben odama ilerlerken arkamdan bana bakan Demir'in gözlerini hissedebiliyordum.
•
BÖLÜMLER HER ÇARŞAMBA GELMEKTEDİR!!!!
-Teyzenin, Yavuz ve Hafsa'yı garip bir duruma düşürmesi peki? Djhsksgsj
-Özgür'ün de Yasemin'i öpmesi...
-Eflin geçmişte neler yaşamış olabilir?
14 Şubat'ta minik bir süprizimiz olabilir🙄🤭
Öptük sizi diğer bölümde görüşürüz!
Bölüm etkileşimi
