Gümüş Servi kitap kapağı

22. bölüm / 31

Gümüş Servi

20.Doğum Günü

Vaveyla Yazarı: Meyra Ayaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 20.Doğum Günü

Heyoo!!

Nasılsınız? Hayat nasıl gidiyor?

Biraz geç attık bölümü kusura bakmayın:(

Bakalım bu bölümde neler olmuş🤭
•

6 GÜN SONRA

HAFSA

Sabah her zaman olduğu gibi erken kalkmıştım. Elimi yüzümü yıkamak için banyoya gidecekken mutfaktan ses geldiğini duyunca oraya doğru ilerledim. Yasemin çoktan uyanmış, sofrayı kuruyordu. Beni görünce,

"Günaydın." dedi.

"Günaydın, dur sana yardım edeyim." dediğimde,

"Hallettim zaten. Sen Eflin'i uyandır, beraber kahvaltı edelim." dedi.

"Tamam." diyerek içeri geçtim ve Eflin'in kapısına tıkladım.

"Eflin! Kahvaltı hazır. Kalk hadi." dediğimde, odadan yeni uyandığını belli eden boğuk sesiyle,

"Tamam geliyorum." dedi.

Ben de o sırada banyoya ilerledim ve yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim. Yasemin'e geri kalan bir kaç bir şeyde yardım ettikten sonra sofra hazırdı, o sırada Eflin de gelmişti.

"Hadi oturun. Bugün çok işimiz var." dedi Yasemin.

Fazla enerjik görünüyordu bugün. Evet bu kızın normali buydu ama bugün normalden de fazla enerjikti.

"Ne işi? Ayrıca ne bu halin? Yerinde duramıyor gibisin." dedim.

Ağzına attığı lokmadan dolayı tam konuşamazken,

"Özgür'e hediye alacağım bugün. Onun için okuldan sonra beraber çıkarız diye düşündüm." dedi.

"Aaa doğru unutmuşum. O zaman beraber çıkarız, sana da uyar dimi Eflin?" dedim ona dönerek.

"Olur." dedi.

Kahvaltı ederken bir yandan ben de ne alsam diye düşünüyordum ve ihtiyacı olabilecek bir şey geldi aklıma, amfi. Müzikle uğraştığı için muhtemelen hoşuna gidecekti.

Kahvaltıdan sonra hazırlanmak için odama gittiğimde, yatağımın yanında duran telefonumdan saate bakarken, Yavuz'dan gelmiş olan mesajı gördüm. Bir kaç dakika önce 'günaydın' yazmıştı. Telefonu odamda bıraktığım için görmemiştim. Ben de sadece 'günaydın' demekle yetindim. Daha sonrasında Demir'e, bir kaç dakikaya çıkacağımı söyledim. Kızlarla kahvaltı kısmı biraz uzun sürmüştü ama keyifliydi de. Umarım derse geç kalmam. Aşağı indiğimde, Demir zaten oradaydı. Günaydınlaşıp, okula doğru yol aldık.

Okula vardığımızda, hızlıca sınıfa gittik. Mimarlık tarihi dersine girdikten sonra, günün son ders olan yapı bilgisi dersine girdikten sonra çıkışta Demir'e,

"Beraber dönüyoruz dimi?" diye sordum.

"Evet evet. Gidip dinleneceğim biraz." dediğinde arabaya biniyorduk.

"Kızlarla dışarı çıkacağız bizde." dedim.

"Ne için?" diye sordu.

"Özgür'e hediye almak için. Yasemin aşırı heyecanlı, yerinde duramıyor." hafifçe güldü bu söylediğime.

"Keşke Eflin de benim için heyecanlansa." dediğinde sesi kısık çıkıyordu. Yüzü de asıktı. Onu böyle görmek benim de içimi sızlattı.

"Üzülme yakındır. Ben hissediyorum." dedim onu mutlu etmek için. Bu söylediğime sessiz kaldı.

Eve vardığımızda hiç bir şey söylemeden asansöre bindik. Sadece ben asansörden inerken 'görüşürüz' diyerek vedalaşmıştık. Eflin ne zaman aklına gelse, hep böyle oluyordu. Umarım en kısa sürede düzelirler. Kapıyı çaldığında Yasemin açtı kapıyı.

"Hoş geldin. Hadi hazırlan da çıkalım." dediğinde daha içer bile girmemiştim. Aşırı panik haldeydi buna güldüm.

"Dur bu ne acele. Daha içeri bile girmedim." dedim.

"E hadi gir o zaman da hazırlan. Çıkalım bir an önce."

"Tamam tamam sakin ol." dedim içeri girerken.

Odama giderken, Eflin'in odasının kapısı açıktı ve saçını yapıyordu. Göz göze gelince, başımla Yasemin'in olduğu odayı işaret ettim ve sorarcasına baktım. Omuzlarını kaldırıp indirerek,

"Yasemin işte. Geldiğimden beri 'giyin, hazırlan' diyip duruyor. Utanmasa beni kendisi giydirecek." dediğinde kahkaha attım.

İçeriden 'hazır mısınız?' diye bir ses yükselince Eflin gözlerini devirdi. Ben bunun üstüne daha çok gülmeye başladım. Eflin bıkkınlıkla

"Ben hazırım." dediğinde Yasemin beni görünce,

"Sen hala burada mısın?" dedi.

"Tamam hazırlanıyorum." diyerek odama gidip hızlıca kot ve düz bir bluz giydim.

"Bende hazırım. Çıkabiliriz." dediğimde, Yasemin benden önce kapıya koşarak ayakkabılarını giydi. Bizde hemen peşinden ayakkabıları giyip asansöre bindik. Yasemin,

"Bu asansör neden bu kadar yavaş? Acaba bir sorun mu var?" dediğinde gülmeye başladım. Hem gülüp hem de konuşmaya çalışarak,

"Yasemin sen neden bu kadar acele ediyorsun?" diye sordum.

"Aradığımı bulamam belki diye endişe ediyorum. Olmadı başka yere de bakarız. İstediğimi alamazsam çok üzülürüm."

"Tamam merak etme. Ben seni en büyük avm'ye götüreceğim. Aradığını orada bulursun muhtemelen."

"Umarım." dediğinde asansörün kapısı açıldı ve Yasemin koşturarak arabaya ilerlediğinde, bende kapıyı açtım. Arabada şarkı açarak avm'ye gittiğimizde, Yasemin hemen mağazalara girdi. Girmek tabiri yanlış olur tam anlamıyla her mağazaya dalıyor, ışık hızında reyonlara bakıyordu. Bir kıyafet mağazasına girdiğinde, kendine elbise bakmak istediğini söyleyip bakınıyor bizde Eflin'le ihtiyacımız olan şeyleri alıyorduk. Kasaya doğru giderken Yasemin, erkek giyim kısmında manken üzerindeki deri cekete bakarken kendi kendine konuşuyordu.

"Ay ne yakışıklı olurdu. Acaba bunu Özgür'e alsam giyer mi? Beğenir mi ki?" diye kendi kendine konuşuyordu ama bunun farkında değil gibiydi.

"Bir şey mi oldu?" diye ona doğru konuştuğumda kendine gelmek için başını iki yana salladı

"Yok bir şey. Hadi şunları alıp çıkalım. Daha başka şeyler alacağım." diyerek benden uzaklaştı. Bu ceketi beğenmişti ve ben onun yerine bu ceketi alacaktım. Onlar kasada ödeme işini hallettiklerinde ben hala bakınıyormuş gibi yaptım ve

"Siz gidin. Ben biraz daha bakacağım." dediğimde acelesi olduğu için hiç bir şey demeden beni onayladı. İkisi gittikten sonra ceketi aldım. Not işini evde halledecektim. Yanlarına, oyuncak mağazasına gittiğimde bana

"Ne aldın?" diye sorduklarında,

"Öyle bir kaç bir şey aldım. Bluz falan." diye geçiştirdim. Yasemin mağaza çalışanına elindeki fotoğrafta olan lego arabayı gösteriyordu.

"Bundan var mı acaba elinizde?"

"Maalesef efendim." diyen çalışana,

"Bir depoya falan baksanız." dediğinde çalışan,

"Peki efendim. Bakıp geliyorum." diyerek gitti. Eflin araya girip,

"İki saattir şu arabayı arıyor. Adam 'yok' diyor anlamıyor. Sanki yoktan var edecek." dediğinde Yasemin'in telaştan böyle yaptığını anlayabiliyordum.
Çalışan geldiğinde,

"Maalesef efendim. Depoda da yok." dediğinde Yasemin bana baktı.

"Tamam. Başka bir yere bakarız." dedim zaten alacaklarımızı almıştık. Lego araba için başka bir avm'ye gitmiştik ki şansa yine yoktu. Aslında başka lego arabalar vardı bence güzellerdi ama Yasemin'in istediği araba modeline uymadığı almamıştık. Neyse ki son gezdiğimiz, üçüncü avmde ki oyuncak mağazasında bulmuştuk. Gerçek anlamda bir çocuk gibi sevinmişti bulduğuna. Bundan bir önceki gezdiğimiz avm de Eflin'le Yasemin lego arabaya bakarken, ben bir teknoloji mağazasından amfi almıştım. Yasemin elimdeki büyük kutuyu gördüğünde her ne kadar sorsa da ne olduğunu söylememiştim.

Eve dönüşte hepimiz aşırı neşeliydik hem de hiç olmadığımız kadar. Arabada, müzik eşliğinde eve vardığımızda telefonum çaldı. Kızlar tam binaya girecekken ben onlara başımla işaret edip gitmelerini söylediğimde Yavuz,

"Alo?" dedi.

"Efendim." dedim düz bir şekilde. Çünkü en son yaptığı hala beni sinirlendiriyordu. Her ne kadar ona kıyamasam da hemen de affedemezdim.

"Küsmüyüz hala?" dediğinde,

"Ben çocuk değilim ki küseyim." dedim.

"Neden böyle konuşuyorsun peki?" dedi sakin bir sesle.

"Sana hala sinirliyim Yavuz." dedim.

"Gofretler ulaşmadı galiba." dediğinde,

"Yo ulaştı. Teşekkür ederim ama bir gofretle affedecek değilim." dedim.

"Söyle o zaman. Ne istiyorsun benden? Nasıl affettireceğim ben kendimi sana?"

"Mesela daha sakin biri olarak, insanları dövmeyerek." dedim vurgulayarak.

"Senin için denerim." dediğinde,

"İyi, göreceğiz." dedim.

"Pişt! Güzellik." diye bir ses duyduğumda nereden geldiğini anlayamadığım için önce etrafıma baktım. Daha sonra telefondaki ses,

"Yukarı bak yukarı." dediğinde kafamı kaldırdığımda, balkon korkulukları yaslanmış halde gördüm onu. Baktığımda bana göz kırpmıştı. Kaşlarımı hafif çatarak bakmıştım ona.

"Öyle yapma. Çok çirkin oluyorsun." dedi kaşlarımı çattığım için.

"Çirkin! Çirkin öyle mi?!"

"Aslında her halin çok güzel ama, bana böyle bakmadan nefret ediyorum." dedi.

"Nasıl bakmamı istersiniz beyefendi?" dedim alaycı bir şekilde.

"Mesela bana bakarak dalıp gittiğin gün ki gibi." dedi.

Paten sürdüğümüz günü kastediyordu. O gün ben kenarda Yavuz'u beklerken, ona dalıp gitmiştim ve sorduğunda 'hiiç' diyerek geçiştirmiştim. Anlamış demek ki ve hoşuna da gitmiş.

"Çok beklersin." dedim ve telefonu kapatıp binaya girdim. Üstümü değiştikten sonra kızlarla beraber komedi filmi izledik ve saat geç olunca uyumak için odalarımız geçmiştik. Yavuzdan mesaj gelmişti.

Sevgilim💚: Beni çok bekletme olur mu? Çok özlüyorum.

Siz: Bakarız. Uyuyacağım, iyi geceler.

Sevgilim💚: iyi geceler sevgilim. Tatlı rüyalar gör ve beni affet.

Mesajından sonra telefonu kapadım ve uyudum.

19 ARALIK

YAVUZ

Sabah kahvaltıyı hazırladıktan sonra Demir'le Özgür'e seslenerek daha doğrusu bağırarak uyandırdım. Masaya geldiklerinde Özgür,

"Bir kere de güzel uyandırsan ne olur baba ya! Sanki askerdeyiz."

Bu söylediğine Demir bir şey söylemeden sadece gülmüştü.

"Oğlum zaten canım sıkkın bir de seninle mi uğraşacağım. Kahvaltını yap." dedim.

"Aman be!" diyerek önüne döndü ve tabağından ağzına bir kaç lokma attı. Hafsayla aramın böyle olması onlara karşı olan tavrımı da etkiliyordu. Sürekli kafamı yoruyor, huzursuz hissettiriyordu. Sık sık 'kendimi nasıl affettirebilirim? Ne yapabilirim?' diye düşünürken buluyordum. Eninde sonunda affedecekti beni. Bakalım hanımefendi'nin tribi daha ne kadar sürecek.

Kahvaltı ettikten sonra vakit öldürmek için sofrayı ben topladım. Normalde olsa Özgür'e yada Demir'e yaptırırdım. En azından vakit geçsin diye ben yapmak istedim. Akşama doğru Özgür'ü dışarı çıkarma görevi bendeydi. Kızlarla Demir hazırlık yaparken ben doğum günü çocuğunu oyalayacaktım.

Aradan saatler geçtikten sonra, saat dört civarı Özgür'ün odasına gittiğimde oyun oynuyordu.

"Özgür." dedim duymadı.

"Özgür." dedim gene duymadı. Kendini oyuna fazla kaptırmıştı. Bu sefer daha yüksek bir sesle,

"Özgür!" dediğimde irkilerek bana baktı.

"Yandım yaaaa!" diyerek bana baktı ve devam etti.

"Efendim?"

"Ben dışarı çıkacağım. Hazırlar sende." dedim.

"Ben niye geliyorum ya? Sen çık." dedi. Tam bir oyun bağımlısıydı.

"Olmaz oğlum. Tek ne yapacağım, sıkılırım. Hadi sen de gel." dedim ikna edici bir şekilde.

"Madem bu kadar ısrar ettin, geleyim madem." dedi cıvık bir şekilde.

"İyi hadi hazırlan." dedikten sonra odadan çıktım ve ben de üstümü değiştirmek için odama gittim. Saçımı falan yaptım. Hazırlandıktan sonra Özgür'ün yanına gittiğimde, sıradan bir kombin yapmıştı bugün onun doğum günüydü. Tabi o doğum gününü kutlayacağımızdan habersizdi. Sweatshirt ve pantolon. Sıradan bir avm kombini işte.

"Hadi çıkalım." dediğimde beraber çıktık ve arabanın anahtarını ben aldım. Çünkü dışarı çıkma fikri zaten benden çıkmıştı.

Avm'ye doğru sürerken ara ara telefonuna bakıyordu. Bunu çok önemsemedim.

Avm'ye vardığımızda, bir erkek giyim mağazasına girdik. Bir kaç kıyafet alıp denedim. Özgür'ün de eline şık bir kaç parça kıyafet tutuşturdum.

"Ben istemiyorum baba ya." dediğinde,

"Denesene oğlum. Hem Yasemin'e atarız. Hafsa hanım yüzüme bile doğru düzgün bakmıyor benim. Az kıymetini bil." dedim. Bugün modu pek yerinde değil gibiydi. Onu ikna etmek için tüm tuşlara basmıştım.

Yasemin dediğimde bir düşünmeye başladı ve kıyafetleri denemek için kabine girdi. Çıktığında yaptığım kombin gerçekten çok güzel olmuştu.

"Çok iyi olmuş. Kesin alalım." dedim.

"Harbi mi?" dedi

"Tabi oğlum."

"İyi, alıyım o zaman." dediğinde ödeme işini halledip mağazadan çıkmıştık. Israrım üzerine yeni aldırdığım kıyafetleri giymişti. Bahane olarakta 'üstündekiler ne öyle hem yemeğe gideceğiz buradan adam akıllı giyin' demiştim.

Bir teknoloji mağazasına girip Özgür'ün ilgili olduğu alana, teknolojik oyuncakların olduğu kısma götürmüştüm onu.

"Hadi bakalım seç istediğini, doğum günü çocuğu." dediğimde bana baktı. Şaşırmışa benziyordu.

"Vaay unutmamışsın."

"Herhalde oğlum. Kaç tane kardeşim var. Hadi seç istediğini." dediğimde, bakındı bakındı en son Nintendo Switch'e baktı. Diğerlerini o kadar önemsememiş gibiydi ama bunda takıldığına göre istediği buydu muhtemelen. Ben bu yönde bir tahmin yürütürken,

"Sağ ol baba ya. Ama gerek yok." dedi. Utanmıştı. Yıllar önce ona, dondurma seçmesini söylediğimdeki gibi, utanmıştı.

"Seç al istediğini." dememe rağmen bir türlü kabul etmemişti ama alacaktım. Anlamasın diye,

"İyi sen bilirsin. Doğum günün kutlu olsun kardeşim." diyerek sarıldım.

Mağazadan çıkarken,

"Sen arabayı ayarla, ben bir tuvalete gidip geliyorum." diyerek tuvaletin olduğu tarafa doğru gidiyormuş gibi yaptım. Özgür görüş açımdan çıktığında ise mağazaya girip iki tane Nintendo Switch aldım. Arabaya bindiğimde elimdeki paketten dolayı bana

"O ne?" diye sorduğunda,

"Hafsa için." diyerek geçiştirdim.

Arabayı kullanırken, telefonuna bakıp duruyordu. Avmye gittiğimizdeki gibi sanki birinden bir haber bekliyordu.

"Ne oldu? Niye telefona bakıp duruyorsun?"

"Yok bir şey." diyerek geçiştirdiğinde üstüne gitmedim. Gideceğimiz yeri ona tarif ederken, doğum gününü kutlayacağımız mekanın önüne gelmiştik. Özgür arabayı park etmekle meşgulken ben içeri girdim ve onu beklemeye başladım.

•

EFLİN

Peynir tabağını masaya koyarak tekrar ocağa döndüm. Bir sürü şey hazırlamıştım. Son olarak sadece omlet kalmıştı. Tencereyi havalandırıp omleti ters çevirdim.

"Vay! Eflin neler yapmışsın kızım." Diyen Yasemin'le irkildim. Bir kulağımda kulaklık olduğu için geldiğini hiç duymamıştım. "Korkuttum mu?" Onu başımla onaylayıp kulağımda ki kulaklığı gösterdim. "A ne dinliyorsun?"

"Dinle beni bi'."

"Dinliyorum zaten." Güldüm.

"Şarkının ismi o." Şaşkınca gözleri kocaman açıldı.

"Bunu yediğime inanamıyorum!" Gülümsedim.
"Omletim yanıyor!" Şaşkınca omlete döndüğüm sıra, kalçasıyla beni itelediği gibi ocağın başına geçti.

Omletim ayak üstü çalınmıştı! Gerçi zaten onlar için yapmıştım ama yine de benimdi.

"Yalnız çok iyi duruyor." Sırıttım.

"Tabi güzel duracak ben yaptım."

"Birilerine Demir vitamini fazla geldi galiba." Şaşkınca arkamdan bana sataşan Hafsa'ya döndüm. Ne ara kalkmıştı da bana sataşıyordu?

"Ne alakası var şimdi?" Hafsa konuşacağı sıra Yasemin atıldı hemen söze.

"E onun egosu geçmiş sana." İtiraz edeceğim sıra kapı çaldı.

"Ben bakarım!" İkiside aynı anda konuşmuştu.

"Sevgilileriniz değil kargom geldi." İkisininde yüzü düşerken onları geride bırakıp kapıyı açtım. Önceden gelen kargo kodundan kargom geldiğini anında anlamıştım.

"Eflin Karan?" Karşımda duran kadın kargocuyla kocaman gülümsedim.

"Evet benim." Kargoyu dikkatlice alarak kodu söyledim. Kadın kargocu daha önceden görmediğim için ne kadar şaşırsamda bir o kadar da mutlu olmuştum. Kadınların her yerde olması beni mutlu ediyordu.

"Şey acaba su alabilir miyim?" Kadının sesi çok çekingendi.

"A tabi." Arkama dönerek açık mutfak kapısından Hafsa'yla göz göze geldik.

"Su getirebilir misin?" Bir bana birde kadına baktıktan sonra hızlıca tezgaha ilerledi.
Kadın suyu aldığı gibi hızla içmişti, şaşırdım.

"Hamileyimde kusura bakmayın çok susamışım."
Hamile miydi? Şaşkınca belli olmayan göbeğine ilişti gözüm.

"Daha iki aylık." Anladığımı belirtircesine gülümsedim.

"İşiniz zor Allah analı babalı büyütsün." Arkamdan konuşan Yasemin'le kadın kocaman gülümsedi.

"Teşekkür ederim. Umarım Allah size de nasip eder. Daha yeni bir his benim içinde ama." Gözlerinin içi gülüyordu kadının. Şimdiden harika bir anne olacağı belliydi. Bardağı uzattığında aldım hemen. "Su için de teşekkür ederim kızlar. Zahmet oldu size de." Hepimiz kocaman gülümsedik.

"Rica ederiz canım ne zahmeti." Kadın Hafsa'ya küçük bir tebessüm etti.

"Tekrar teşekkürler ve iyi günler kızlar."

"Sizede" diyerek kapattım kapıyı. "Garip" dediğimde ikiside bana anlamsızca baktı.
Konuşurken bir yandan mutfağa girmiştik.

"Kadının elinde yüzük yoktu."

Yasemin şaşırdı.

"Evli değil miymiş yani?" Dudak büktüm.

"Sanırım." O sırada Hafsa omleti ikiye kesip masaya koydu.

"Daha da gurur duydum kadınla. Tek başına zor olmalı." Onu onaylayarak kargomu tezgaha bıraktım.

"Eflin ya dışardan geliyor o pistir." Yasemin'in sesiyle bir kargoya bir de ona baktım.

"İçinde sevdiğiceğinin hediyesi var ama." Şaşkınlıkla sandalyeden kalktı.

"Bakıyım, ne aldın?" Kargomu kucaklayarak başımı iki yana sallamaya başladım.

"Hayır Sürpriz, git ve yemeğini ye sen." Yüzü düşerken tekrar sandalyesine oturdu. "Ayrıca hazırlanmak için yarım saatiniz var. Kuzey'i aradım restorantın üst katını ayarlamış bizim için." Yasemin heyecanla ellerini çırptı.

"Ay sonunda ya! Bir haftadır bunun için uğraşıyordum." Yasemin heyecanla neyi nereye koyacağımızı anlatırken giyinmem gerektiğini söyleyerek odama geçtim.

Bugün Özgür'ün doğum günüydü, gerçi bunu zaten bir haftadır biliyorduk. Yasemin sağolsun bize bunu asla unutturmamıştı. O kadar çok uğraşmıştı ki artık onun yerine ben yorulmuştum. Neyse ki bugün doğum gününü kutlayacak ve bu kargaşadan kurtulacaktık.

Telefonum çalınca kargoyu masama koyup telefonumu açtım hızlıca.

"Kuzey?"

"Naber fıstık?"

"Daha yarım saat önce konuştum ya iyiyim."

"Ayıp ayıp! İnsan abisine böyle der mi?" Güldüğünü işittim.

"Ne oldu yine?"

"Senin ki geldi?" Kaşlarım çatıldı.

"Benimki?"

"Senin ki işte şu kas çuvalı." Kahkaha attım. Demir'den bahsediyordu.

"Nerden benim ki olur bu kas çuvalı?" Bir kaç hışırtının ardından sorumı cevapladı.

"Peşinden ayrıldığını görmedim ve sana bir garip bakıyor. Öl desen ölcek gibi." Ofladım.

"Saçmalamaz mısın? Ayrıca neden gelmiş ki o, daha var doğum günü saatine."

"Ben ne bileyim? Ara kas çuvalını sor!" Yüzüme kapattığında şaşkınlıkla telefona baka kaldım.
Geri aradığımda anında açtı.

"Kuzey?"

"Ne var cüce?" Yüzüne kapattım. Asıl böyle kapatılırdı telefon! Sonra ne yaptığımı fark edip telefonu yatağa attım.

"Çocuk muyum ben ya."

"Evet."

"Hafsa!" Kıkırdayarak kaçmıştı. Daha fazla oyalanmayarak dolabımı açtım. Gözüme direkt Ümran annemin geçen sene hediye aldığı beyaz ceket takılmıştı. Onu askıdan aldıktan sonra altıma da siyah pantolonumu giymeye karar vermiştim. Tam benlik bir kombin olmuştu yine, rahat ama şık.

"Kızlar hadi! Daha çok işimiz var!"

"Geldim!"

Hep birlikte aşağı indiğimizde Hafsa'nın yeni arabasına binmiştik. Bmw 8 serisi cabrio... Bu kızın zenginliği gerçekten bize yarıyordu(!)

"Hafso anahtarı ver bugün bendensiniz!"

"Ya gören de bedava taksi çekiyor sanacak, laflara bak!"

Hafsa gülerken Yasemin de ona katılmıştı. Sahte bir sinirle "Sizi almadan giderim hee!" Diyerek şoför koltuğuna oturdum. Yasemin yanıma otururken Hafsa da arkaya oturmuştu.

"Şoförrrr, şoförrrr hızlı sür ne olur!!"

Yasemin'e gülerken Hafsa konuşmuştu.

"Bırakın doğum gününü bunlar hep yahudilerin oyunu, ben sizi Manisa'ya yazlığa kaçırayım."

"Kız sakın hee ben sevgilimin doğum gününü kutlayacağım."

"Aman aman iyiki bir sevgilisi var!"

"Sanki senin yok, hayır gören de sen sap kaldın sanacak!"

"Pardon, bu bana bir gönderme miydi?"

Yasemin'le Hafsa göz göze gelip sonra bana dönmüşlerdi.

"Yok canım estağfurullah, hiç sen sap olur musun!?"

"Kızım bir kere bekarlık sultanlıktır!"

Yasemin bana doğru dönerek konuşmaya başladı.

"Canım benim bekarlık sultanlık değil imparatorluktur ama senin sevdiğin, seni seven bir insan olması..."

"Ayy aklına Özgür geldi kesin!"

Yaso bizi şaşırtmayarak şapşal şapşal gülümsedi...

Sabah saatleri ve restoran yakın olduğu için hızlıca varmıştık. Kızlarla beraber içeri girerken gözlerim Kuzey'i arıyordu. Cam kenarındaki masada Demir'le karşılıklı oturuyordu.

"Selam millet!"

İkisininde gözleri bana dönerken Kuzey hemen ayaklanarak sarılmıştı.

"Hoş geldin cüce!"

Kaşlarımı çatmıştım.

"Ben cüce değilim, sen dev gibisin!"

Kuzey gülerken kızlara döndü.

"Hoş geldiniz kızlar."

"Hoş bulduk."

"Hoş bulduk Kuzey abi, biz doğum günü kutlaması için gelmiştik."

"Bunu senin söylediğine göre sen Yasemin olmalısın!"

Yasemin şaşkınca Kuzey'e bakarken Kuzey "Eflin söylemişti, Yasemin diye bir arkadaşımız var sevgilisinin doğum gününü kafede kutlayacağız demişti."

"Çokta heyecanlı demiştim ordan tanıdı bence!"

Muzipçe konuşmamla Yasemin kızarırken "Şaka şaka tamam bir şey demedim." Diyerek önüme döndüm.

Demir'in konuştuğumuz süreçte ayağa kalarak karşıma dikildiğini şuan fark ediyordum.

"Selam."

"Selam?! Sen niye erkenden geldin?"

"Mekana bakmak istedim, neler yapabiliriz diye planlamak için. Kuzey restoran kısmını değil üst katta kutlama alanını önerdi bu arada."

Kuzey'e dönerken o da bana bakıyordu.

"Restoran akşam vakti kalabalık olur dilerseniz yukarda kutlayın dedim de yine siz bilirsiniz."

Tüm gözler şuan karar merceği olan Yasemin'e dönmüştü.

"Üst kata bakabilir miyim?"

Yasemin'in sorusuyla hep birlikte yukarı çıkmış ve etrafa bakmıştık. Bence gayet güzeldi!

"Ne dersin Yaso, olur mu burası?"

Yasemin tebessümle "Hemde çok güzel olur!!" Diyerek karşılık verdi.

Kuzey işleri olduğunu söyleyip aşağı inerken bizde şuan ne yapacağız dercesine Yasemin'e bakıyorduk.

"Tamam şimdi süsleri alıp mekanı süslemeye başlayalım!"

Yasemin'i onaylarken Demir biranda "Biz Eflin'le süsleme malzemelerini almaya gidelim sizde Hafsa ile masaları felan düzün, ışıklandırma var şurada onu ayarlayın o zaman."

Hafsa ve Yasemin Demir'i onaylarken Yasemin rahat bir nefes vermişti. Demir 'Ben Özgür'ün ne sevdiğini bilirim' derken bizi biraz tereddüte düşürse de galiba gerçekten iyi bir planlama yapabilecekti...

"Hadi Eflin çıkalım."

"Ne?"

"Dedim ya şimdi süsleme almaya gidelim diye..."

Birde o vardı değil mi?!

"Tamam gidelim de ne alıcaz?"

"Süslemek için balon, ışıltı, parıltı ne bileyim gidince bakıp karar veririz işte."

Demir'in son söylediklerinden sonra Yasemin ona kuşkuyla bakarken güven verircesine omzuna dokundum.

"Merak etme ben hallederim."

"Ahh sağol Eflin."

"Yaso hadi gel, onlar halleder."

Hafsa'nın seslenmesiyle Yasemin ona doğru ilerlemeye başladı.

Dışarı çıktığımda gördüğüm motorla gülümsedim. Çok havalı gözüküyordu.

"Motorla gitmek ister misin?"

"İsterim ama şuan süslemeleri sıkıştırmamak için araba daha iyi olmaz mı?"

Evet, Demir'le Yavuz geçen gün Tuğrul abinin galerisinden motor almışlardı. Daha önce zaten bu konu açılmıştı ama almaları ancak bu zamanı bulmuştu. Cıkladı soruma karşı.

"Poşetleri motoru sürerken de tutarım ben sorun olmaz." Emin olamadım. Beni umursamadan motorun üstünde ki kaskını alarak bana taktı.

"Yakıştı sana." Gülümsedim ama o göremedi. Kask gülüşümü gizliyordu.

'Sağol' diye mırıldandığım sıra onun kask takmadığını fark ettim.

"Sen peki?" Omuz silkti.

"Daha yedek kask almaya zamanım olmadı." Kaskımı çıkarmak için bir hamle yaptım.

"O zaman arabayla gidelim hem Hafsa'nın araba anahtarı bende."

"Gerek yok küçük panda. Hadi bırak kaskla uğraşmayı da biraz önce malzemeleri alıp gelelim." Daha fazla inat etmeden onayladım onu. Motora bindiğinde arkasına dönerek elini uzatmıştı. Dikkatlice arkasına yerleştim ve daha hareket etmeden ona sıkı sıkı sarıldım.

Güldü bu halime.

"Sanırım birleri daha önce motora binmemiş."

Başımı sallamak istesemde hareket ettiği için bunu yapmaktan vazgeçmiştim.

(Demir'in kaskı yok öyle hayal ediniz:3)

"Tamam o zaman sen sarılmaya devam et, ben hızlanıcam çünkü."

"Demir." İsmi dudaklarımdan hayır dercesine çıkmıştı.

"Sakin ol düşmemize izin vermem." Nefeslendim. Daha önce motora binmemiştim ve şu an kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Bu kadar hızlı gitmesi normal miydi.

"Eflin çok hızlı nefes alıyorsun." Demir'in sesiyle nefesimi tuttum. Göğsü sarsıldı.

"Nefesini tut diye demedim kızım. Bana güvenmiyor musun sen? Niye korkuyorsun bu kadar?"

"Güveniyorum da." Motor durdu. Etrafa bakındım ama burası boş bir tepeydi. Süs dükkanı değil. Anlamsızca etrafa bakındım. Sadece bir kaç koşan insan vardı.

"Ne oluyor-" diyemeden Demir motordan inerek kaskımı çıkardı. Saçlarımı da düzelttiğinde çok yakındık.

"Pandacık?" Dudaklarımızın arasında neden bu kadar az mesafe vardı bizim?

"Hı?" Kocaman gülümsedi.

"Konuşalım mı seninle?"

"Geç kalacağız ama?" Telefonunu cebinden çıkartıp saate baktı.

"Daha baya zamanımız var ama bana zamanın yoksa-" Bir şey demeden motordan ayrıldım.

"Nerde oturacağız?" Motoru kapatıp kaskı sol eline aldı. Sağ eli beni bir banka ilerletiyordu. Ne konuşacağımızı biliyor gibi ama aynı zamanda bilmiyor gibiydim.

Banka oturduğumuzda kaskı diğer tarafına koyup bana döndü. Dudaklarını araladığı sıra ondan önce lafa atladım.

"Geçen haftayla ilgiliyse-" Elini kaldırdığında devam edemedim.

"O konuyu halletimizi sanıyordum." Omuz silktim. "Benden bir haftadır kaçmanın nedeni ne? Seni Özgür'ün arabasına bindiğimizden beri ancak bir kez görebildim Eflin." Yutkundum. Kaçmıyordum ki ben ondan. Sadece. Sadece. Of...

"Utanıyorum." Diye mırıldandığımda kaşları çatıldı.

"Senin o olayda bir hatan yokki! Neyden utanıyorsun?!" Sesi kızgındı ama bağırmıyordu.

"Ondan değil." Yüzüme anlamsızca baktı.

"Neyden o zaman?" Dudaklarımı ezdim dişlerimle.

"O gün."

"Evet?" Dedi merakla.

"Kucağına bayıldım ya." Kocaman gülümsedi.

"O yüzden mi utanıyorsun sen? O yüzden mi bu kaçışın yani?" Başımı sallayıp etrafı izlemek için kafamı diğer tarafa çevirdim.
Kesinlikle utandığım için değildi yani.

Elini çenemde hissettim sonra ise gözlerimiz buluştu. Çok derin bakıyordu.

"Eflin ben seni çok seviyorum." Beklemediğim kelimeler beni dumura uğrattı. Dudaklarım aralandı ama hiç bir şey söyleyemedi. "Lütfen bozma bunu yapmak bile benim için çok zor." Onu bozmamak için sustum. Hafsa haklı çıkmıştı ve ben ilk defa Hafsa haklı olduğu için mutluydum...

"Belki sende bu sevgimin karşılığı yok ama artık dayanamıyorum. Seni her gördüğümde hızlanan bu kalbime söz geçiremiyorum." Aynı şeyleri hissettiğimi söylesem ne olurdu acaba?

"Eflin?" Bir tepki veremiyordum.
"Şansımız olmaz mı bizim, hiç mi oluru yok?"

"Var." Gözleri kocaman açıldı.

"Ne!" Kolunu tuttum.

"Sakin ol." Etrafa baktım. Yanımızdan geçen bir kaç kişi bize bakıyordu. "Sevmeyi, sevilmeyi bilmiyorum ben Demir." Yüzü düşer gibi olsada toparlardı.

"Birlikte öğreniriz? Her engeli birlikte aşarız." Her dediğime bir çözüm buluyordu. Gerçekten olur muyduk ki biz?

"Anladım ben demek istediğini Eflin. Hem ben, sana gel şu an sevgili olalım demiyorum ki. Sadece bana bir yol göster istiyorum. Dayanamıyorum artık. Ne yapacağımı bilemiyorum. Karma karışığım." Ne diyeceğimi bilmiyordum. Daha önce böyle bir şey yaşamamıştım ki ben.

"Demir. Ben, bize bir şans vermek istiyorum ama hızlı gitmeyelim olur mu?" Kocaman gülümsedi. Beni kendine çektiğinde ellerim koca sırtında anında yerini buldu.

"Seni asla pişman etmeyeceğim güzelim." Güzelim sözüyle resmen eridim. Sanırım kızlarla dalga geçtiğim her şey başıma gelecekti.

Geri çekildiğimde ayrıldığım için pişmandım ama yapacak bir şey yoktu.

"Geç kalacağız." Diye mırıldanıp onu arkamda bırakarak motora ilerledim.
Arkamdan gülen yüzüyle koşarak geliyordu yanıma.

"Gel kaskını takalım önce."

Yanına küçük adımlarla yaklaştım. Kaskı çok dikkat ederek geçirmişti kafama. Önce kendi bindi ardından ise yine bana dönerek binmeme yardım etti. Motoru çalıştırdığı an yine ona sıkı sıkı sarılmıştım.

"Bu hoşuma gitmeye başladı yalnız." Elimle karnına vurdum.

"Şımarma Demir! Az yavaş sür bak düşmek istemiyorum." Gülmeye başladı ama bir şey demedim. Tüm yol boyu sım sıkı sarışmıştım ona. Doğum günü süsleri alacağımız dükkana girdiği zaman beni motorun yanında bırakmıştı. Hemen alıp geleceğini idda ediyordu ama şimdiden yarım saat geçmişti bile. Sıkıldığım sıra dükkanın kapısı açıldı.

"Sonunda!" Elinde ki poşetlerle geldi yanıma.

"Kazıklandım sanırım bu kadar şey almak istememiştim." Kıkırdadım.

"Çok oyalandık Demir. Hadi bak Yasemin Hafsa'yı daha fazla bunaltmadan gidelim. Kız etraftaki masaları kendi istediği gibi düzenleyip bir de iki de bir pastayı kontrol ediyor dedi Hafsa. Sanırım Hafsa'nın pastayı yemesinden korkuyor."Dediğimde ikimizde güldük.

"Olası bir durum ama."

"Öyle hadi gidelim." Poşetlere uzansam da verdi. Hem poşetleri tutuyor hemde motoru sürüyordu. Kaskının olmadığını geçmiştim artık. Restoranta geldiğimizde içeri giren Yiğithan'ı gördüm. Yiğithan'la sabah konuşurken Yasemin onu da çağırmıştı doğum gününe. Yiğithan çok mırın kırın etsede uğrayacağını söylemişti abisinin yanına geldiğinde. Demir motoru durdurduğunda yavaşça indim motordan.

"Sen bunları alıp çık yukarı pandacık ben bir yere uğrayıp geleceğim." Nereye gidiyorsun diye sormak istesemde sesiz kaldım. Poşetleri aldığım gibi restorana ilerledim. Yukarı çıktığımda kızların etrafı az da olsa istediğimiz şekile getirdiğiniz gördüm. Beni gördüklerimde ikisinin de yüzü aynınlandı.

"Sonunda kızım ya!"

•

Kaç saattir buradaydık ama her şey bitmek üzereydi. Sadece tavana asmamız gereken süsler kalmıştı. Merdivene çıkarak Hafsa'nın verdiği süsleri astım.

"Oldu mu?"

"Yamuk oldu sanki Efo." Geri çekilmeye çalışarak baktım süslere. Bir tık yamuk olmuştu evet. Düzeltip tekrar sordum.

"Şimdi!"

"Güzel olmuş." Demir'in sesiyle anlık bir heyecan yaşayıp sarsıldım. Merdiveni tutan Hafsa çığlık attığı sıra yere yapışıcağımı bildiğim için gözlerimi sıkıca yumdum. Beklediğim düşüsü yaşamamıştım. Gözlerimi açtığımda Demir'in kahveleri karşıladı beni.

"İyi misin?" Dondum. Ben neden kendimi onun kucağında buluyordum hep? O sırada Yasemin tiz bir çığlık attı. Hafsa mı? O bizi fotoğraflamakla meşguldü.

"İyiyim." Dediğimde beni yere bıraktı. Elinde bir poşet vardı. "Bu sana." Yasemin ve Hafsa pastayı getirmek için gittiğinden rahattım. Beni utandırmaktan zevk alıyorlardı.

Elinde ki poşeti alarak içine baktım. Lego mu? Hemde ay çiçekli.

"Bunlar?"

"Geçen gördüğümde aklıma gelmiştin. Aldım ama nasıl vereceğimi bilemiyordum."

"Teşekkür ederim Düşünceli Demir adam." Gülümsedi. Lego kutusunu poşetten çıkarıp çiçeklere baktım.

"Bilerek iki tane aldım. Artık zamanla bir sürü alırım sana. Belki birlikte de yaparız."
Legoyu poşete geri koyup sandalyeye bıraktım.

"Teşekkür ederim Demir gerçekten."

"Rica ederim." Şimdiden Demir'in ilerde odamı çiçeklerle kaplayacağı belli olmuştu. Ben Demir'e kocaman gülümsemeyle izlerken bir anda telefonuma bir mesaj geldi. Yavuz’dandı bu mesaj.

Küçük Enişte: Geldik biz!

"Yavuz'lar gelmiş!" Dememle telefonu cebime atıp içeri seslendim. “Yaso gelmişler aşağıdalarmış.” Diyip duvar tarafına ilerledim orda Özgür’ler tarafından görülmezdim. Demir' ışıkları kapatıp eline konfetilerden birini almıştı. Yasemin ise pastayla masanın arkasına saklanmıştı.

"Emin misin rezervasyonu yukarda yaptırdığına Yavuz?"

"Evet sus da yürü oğlum."

"Kap karanlık ama burası." Dediği an Demir ışıkları açıp elinde ki konfetiyi patlattı. Özgür şokla etrafa bakarken gözleri pastayla ona doğru yürüyen Yasemin'de kaldı.

•

İLAHİ BAKIŞ AÇISI~

"Süsleme, ışıklandırma, şarkı... Her şey hazır, her şey hazır!!!"

"Hazır tabi Yaso, Sakin ol! Sabahtan beri bir oraya bir buraya vallahi başım döndü!"

Yasemin saatlerdir kafede oradan oraya gidip sürekli bir şeylerle ilgileniyordu. Pastanın tadı, süslerin rengi, ışıklandırmanın yönü, liste uzayıp gidiyordu. Özgür için planladığı bu doğum gününün onun için harika olmasını istiyordu

"PASTA! Pastayı kontrol etmedim..."

"Ettin!"

"O iki saat önceydi Hafsooo."

"Ahh delireceğim..."

Yasemin pastayı kontrol ederken bir yandan da Özgür'ü düşünüyordu. Gün içinde onu oyalama işini Yavuz üstlenmişti, normalde Demir'de onlarla beraber gidecekti ama son dakika kafede kızlara yardım etmeye karar vermişti. Yarım saat önceyse Yavuz aramış ve kafeye doğru yola çıktıklarını haber vermişti.

"Yaso gelmişler aşağıdalarmış."

Eflin'in söyledikleriyle derin bir nefes aldı Yasemin.

"Tamam hadi siz geçin söyle ben de pastayı alıp geleyim. Işıkları kapatmayı unutmayın!!"

•••

İki sevgili karşı karşıya durmuş etraftan soyutlanmış bir şekilde birbirlerine gülümserken Yasemin gülümsemesini bozmadan "İyi ki doğdun sevgilimmm!" Diyerek heyecandan dolayı titreyen elleriyle tuttuğu pastayı gösterdi.

"Hadi önce dilek tut sonra da pastayı üfle."

Özgür Yasemin'e yaklaşırken tebessümle konuştu.

"Önce sana sarılamıyor muyum?"

Yasemin kıkırdayarak "Hayır önce mumlar!" Dedi.

Özgür gözlerini kapattı, dileği belliydi güzeller güzeli sevgilisiyle bir ömür mutlu yaşamak istiyordu. Gözlerini açarak pastaya doğru eğildi ve mumları üfledi. Yasemin pastayı Hafsa'ya doğru uzatırken Özgür daha fazla dayanamayarak sevgilisini belinden tutarak kendisine çekti.

Yasemin de ellerini hızlıca onun boynuna dolarken sıkı sıkı sarılırlar. Diğerleri onları tebessümle izlerken Demir daha fazla dayanamayarak "Tamam be Yaso anladık sevgilin de gözümüze sokma bari!" Diyerek ikiliye takıldı.

Yasemin gülerek geriye doğru çekilirken Özgür onu bırakmayarak dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. Demir öne atılarak Özgür'e sıkıca sarılırken bir yandan da sırtını pat patlıyordu.

"Doğum günün kutlu olsun kardeşim!"

"Sağol brom!"

Yavuz'da aynı şekilde sarılırken "Tekrardan doğum günün kutlu olsun." Dedi.

"Sağolasın babam!"

Sıra kızlara gelirken Hafsa öne çıkarak ve sonrasında Eflin kısaca sarılarak doğum gününü kutladılar. Herkesin geriye çekilmesiyle Özgür süslemeleri görmüştü. Mutlulukla gözleri ışıldarken Yasemin'e baktı bunların hep onun başının altından çıktığını düşünüyordu!

"Ee oturalım mı artık?!"

Hafsa'nın sorusuyla herkes masadaki yerlerini alırken Yasemin Özgür'e doğru yaklaşmış ve ikili tekrardan sıkıca sarılmışlardı. Hiçbir şey söylemeden sadece sıkıca sarılıyorlardı. Özgür'ün Yasemin'in boynundan öpmesiyle ayrılarak el ele masaya ilerlemeye başladılar. Özgür tam Yavuz ve Demir'in karşısına Yasemin'in yanına oturacakken Demir'in sesiyle durdu.

"Hemen oturma daa, bak hepimiz toplandık senin için süslemeleri ben taktım! Bir konuşma yap!"

Demir'in Özgür'e takılmasıyla gülümserken Özgür ayakta durmaya devam ederek boğazını temizledi.

"Öncelikle hepinize çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için, yanımda olduğunuz için, bu mekan süslemeleri için... Benim doğum günlerinde bir yanım hep buruk olurdu babam gelirdi çünkü burada arkadaşlarımla doğum günümü kutlamamı bekler sonra beni alıp İsviçre'de bir daha doğum günümü kutlardı... Annemle... Şu an yine annem yanımda yok ama ben ilk defa kendimi buruk hissetmiyorum ve bu sizin sayenizde tekrardan çok teşekkür ederim iyi ki varsınız..."

Yasemin'in gözleri dolarken Yavuz Özgür'e gururla bakıyordu büyümüştü işte sıcak bir yaz günü arkadaşlarının yanına oynamaya giderken kapısının önünde tek başına oynayan ve daha sonra yanına çağırdığı çocuk büyümüştü!

Demir ise arkadaşının yıllardır bu anı yaşamasına şahit biri olarak Yasemin'den daha çok duygulanmıştı(!)

"Hadi o zaman mumları tekrardan yakalımda fotoğraf çekilelim!"

Hafsa ortamdaki duygusal havayı fark ederek ortamı neşelendirmek istemişti. Eflin çakmağı alıp mumları yakarken Yasemin de Özgür'ün kombinini övüyordu. Özgür bir anda farkındalıkla Yavuz'a dönerek "Biz ondan bütün gün AVM'nin altını üstüne getirdik, sen o yüzden bana yeni kombin yaptın..." Dedi.

"Tabii oğlum ne sandın, herkesin bir görevi vardı. Ben de en kolay olan seni oyalamayı seçtim!"

"Lan oha yaa!!"

"Hadi hadi mumlar eriyor!"

Bir sürü fotoğraf çekilmiş ve bu görevide Yavuz'a vermişlerdi.

"Pasta çok güzel görünüyor sevgilim."

"Yaa senin için özel yaptırdım, umarım tadınıda beğenirsin!"

"Sen düşünmüşsün sevgilim beğenmez miyim?!"

"Hadi keselim o zaman pastayı!"

Pastayı garsonlara verip servis yapmaları istemişlerdi...

YASEMİN

Akşamımız çok güzel başlamıştı ve dilediğim gibi gidiyordu. Şu an herkes pastayı ve yaptırdığımız ikramlıkları yiyip bir yandan konuşuyorlardı. İkramlıklar bitince de sıra hediyeleri vermeye gelmişti. Ben ilk sıraya geçip kendi hediyemi verecekken aklıma gelen Melek Hanımın ve Halil abinin hediyesiyle duraksadım.

Hızlıca kendi hediyelerimi kenara bırakarak iki gün önce elime ulaşan küçük kutuyu elime alarak Özgür'ün yanına yaklaştım. Doğruyu söylemek gerekirse Melek Hanım ve Halil abiden daha büyük bir hediye bekliyordum. Özgür merakla elimdeki hediyeye bakarken "Annen ve babanın hediyesi, benim vermemi rica ettiler." Diyerek kutuyu ona uzatırken sence tebessüm ediyordu.

Önce kutunun dışındaki hediye paketini daha sonraysa köpük paketi çıkarıp kutuyu açtı, kutunun içinden çıkardığı anahtarla herkes anlamsızca bakmıştı. Neyin anahtarıydı acaba? Araba anahtarı değil daha çok ev, dükkan anahtarına benziyordu.

Özgür'de elindeki anahtara merakla bakarken anahtarı masaya bırakıp bu sefer kutunun içindeki notu aldı. Notu okurken bir anda gülmeye başlamıştı hatta gülümsemesi kahkahaya dönüşmüştü.

"Müzik stüdyosu almışlar!"

"Neee?!" Demir'e gülerek açıklamaya başladı.

"Şarkı için stüdyo istiyordum ya hani..."

"He anladım."

"Hayırlı olsun kardeşim, artık kendi yerin olduğuna göre daha çok şarkı çıkarırsın!"

"Sağ ol babam, İnşallah."

"Sıra bendeee!"

Heyecanla öne atılarak içinde üç farklı karton kutu bulunan poşeti uzattım. Özgür önce en büyük olan kutunun hediye paketini çıkartarak kutuya baktı. Dün kızlarla alışverişe gittiğimizde aldığım logo arabaydı bu.

"Ooo hem de Porsche!!"

"Havalar soğuk pikniğe gidemeyiz ama gittiğimiz bir kafede beraber yapabiliriz diye düşündüm."

"Bu tür şeyleri çok seviyorum sevgilim, teşekkür ederim!"

"Hadi diğerlerini de aç."

Bu sefer diğer büyük kutuyu açmıştı.

"Şaka yapıyorsun!!! Oha yeni sezon forması bir de, güzelimmm!"

Formayı görünce ağzı kocaman açılmış daha sonra hâlâ inanamazken kocaman gülümsemişti...

Formayı kutudan çıkarıp önce önüne daha sonra arkasına bakıp üzerine tuttu, formayı hızlıca bir elinde sıkıca tutarak bana doğru atıldı.

"Güzelimm..."

Belimi sıkıca sararken ben de boynuna sarılmıştım.

"Sende var mıydı bilmiyorum ama varsa bile arada sırada bunuda giyersin diye düşündüm."

"Birçok formam var ama daha yeni sezon forması almaya vakit bulamamıştım sevgilim ve bu şu an kesinlikle en favori hediyem oldu!!!"

"Hele bir dur yaa, biz daha vermedik hediyemizi!"

Eflin'in hediyesini gerçekten çok merak ediyordum!!

"Korku evine benim için bilet mi aldın ne yaptın?"

"Bir bilet azzz..."

Son cümlesinden sonra Eflin karanlık tarafını bir kenara bırakıp gülmesiyle Özgür'de gülmüştü. Sarılmayı bıraktığımızda formayı tekrar açıp uzun uzun bakmaya başlamıştı.

"Ne o çok mu beğendin?"

Hafsa Özgür'e takılırken Özgür "Aklıma bir şey geldi de!" Diyerek gülümsemeye başladı.

"Vallahi totem!"

"Kesin totem!"

Demir ve Yavuz'un aynı anda konuşmasıyla herkes onlara döndü.

"Nee?!"

"Şimdi Yaseminciğim sen bilmezsin ama Özgür'ün maç totemleri meşhurdur! Her maç kendine ayrı bir totem uygular."

"Peki söyle babam şu ana kadar hangi totemim tutmadı?!"

"Galatasaray-Parma totemin tutmadı kardeşim!!"

"Lan deli etme beni orada senin odanın camı açık değilmiş. 2-0 kaybettik maçı!"

"Lan ben bide hasta oldum o günden sonra senin totemin uğruna..."

"Ne totemi bu yaa?"

"Söyle sevgilim mesela o kaybettiğimiz maçtan önceki maçlarda evin bütün camları açıktı 3-1 kazandık sonra bazen çocukken babamla beraber aldığımız atkıyı boynuma takıp izliyorum maçı ve benim altın totemim maçı kaybettiğimiz bir mekanda asla bir daha maç izlemiyorum. Stad ve kendi evimiz hariç!"

"Yuh!"

"Vallahi hiç yuh muh deme Eflin biz bunlarla maç kazanıyoruz!"

"En bombasını unuttum brom yaa ilk yarı, ikinci yarı izlememe olayı hani..."

"O ne?"

"İlk yarının ilk 19 dakikasını, ikinci yarının ilk 5 dakikasını izlemiyorum da onu diyorlar."

"19 dk 5 dk niye... Hee!"

Sona doğru aydınlanma gelmişti. 1905 olduğu için öyle yapıyordu!

"Peki bunun hepsini aynı anda mı yapıyorsun?"

"Şşmdi şöyle Hafso başka bir totem olarak da bunların hepsini ayrı ayrı maçlarda yapıyorum."

"Yeni totemin ne peki?"

"Üst üste giymemek şartıyla bu formayı her maç giyeceğim sevgilim ve İnşallah senin sayende kupayı kazanacağız!"

"Lan oğlum yürü git bu sene kupa bizde!"

"Lan var ya..."

"Yaa Demir uğraşmasana çocukla, doğum günü bugün!!"

"İyi tamam tamam!"

"Bitti mi hediyeler, biz de verelim."

"Bitmedi Hafso, bir hediye daha var."

Özgür formayı düzgünce katlayıp kutusuna güzelce yerleştirdi. Formalara gerçekten çok değer veriyordu, diğer kutunun içinde parfüm vardı. Alırken özellikle markasına ve güzel kokmasına özen göstererek almıştım. Parfümü çıkarınca hemen kokusuna baktı ve üstüne sıktı.

"Beğendiysen sıksaydınnn, hem üzerinde parfüm yok muydu?"

"Beğendim sevgilim ve üzerimde de parfüm yok. Yavuz yeni kıyafetler aldırınca sıkmaya fırsat bulamadım."

Üzerinde parfüm yok muydu? Sarıldığımda burnuma gelen o güzel koku kendi kokusu muydu yani...

"Kokusu çok ferahmış!"

"Senin kendi parfümün çok güzel kokuyor ama bu parfümüde ara sıra kullanırsın istersen."

"En mutlu, en güzel anlarımda hep hediyelerini kullanacağım sevgilim çok teşekkür ederim!"

Bir anda eğilerek dudaklarıma kondurduğu küçük öpücükle duraksadım. Herkes ışıldayan gözlerle bize bakarken utançtan başımı Özgür'ün göğsüne gömünce kahkaha atmışlardı.

"Evett sıra bende!"

Eflin'in öne çıkmasıyla merakla geri çekildim kahvaltıda hediyenin ne olduğunu söylememişti...

"İyi günlerde kullan." Diyerek elindeki paketi verdi, Özgür paketi açarken ben ondan daha çok heyecanlıydım. Paketin içinden çıkan plak ile Eflin dikkatle Özgür'ün tepkisini izlerken onun gülümseyerek plağı incelemesiyle gülümsedi.

"Vayy plak mı aldın, vallahi kralsın Eflin!!"

Yumruklarını birbirlerine tokuşturmalarıyla Eflin konuşmuştu.

"Size yemeğe geldiğimiz akşam odanın kapısı açık olunca göz gezdirmiştim ister istemez, plak çaları görünce de ben de plak almak istedim..."

"Çok sağ ol çok mutlu oldum."

Hafsa hediyesini "Umarım beğenirsin." Diyerek vermişti. Karton hediye paketinden çıkan deri ceketle duraksadım. Bu ceket dün beraber gördüğümüz ceketti.

"Demek kendinize kıyafet aldınız Hafsa hanım!"

"Ya ne yapayım yaa, ben nereden bileyim senin sevgilinin ne seveceğini sen orada bu Özgür'e çok yakışır deyince alayım dedim."

Birbirimize takılmamıza gülerek tekrar Özgür'e döndük, ceketi giymişti ve gerçekten çok yakışmıştı.

"Bak gördün mü güzel oldu ama yalan yok ilk önce Yaso görmüştü, o kararsız kalınca ben aldım." Özgür de ikimize gülerek bakıyordu.

"Bir de bu hediyem var ki bence buna bayılacaksın tam senlik!!!"

Hafsa geri çekilerek yerdeki şeyi Yavuz'a gösterdi.

"Sevgilim kaldırır mısın?"

Yavuz'un tek hamlede kaldırıp masaya koyduğu şeyle kaşlarım çattım, o kadar ağır ne almıştı? Özgür'ün kutudan çıkarıp kenara koyduğu şey bir amfiydi.

Gördüğü amfiyle beraber Özgür kahkahaların arasından "Var mı orkestra falan bir o eksik çünkü..." Derken hepimiz ona katılarak gülmüştük.

"Teşekkürler Hafsa, bayıldığıma emin olabilirsin!"

"Rica ederim ama tek şartım bize artık daha fazla şarkı çalacaksın bak amfin de var artık!!"

"İstemeniz yeter her zaman!"

"Bir ben kaldım, kardeşim tekrardan doğum günün kutlu olsun." Yavuz elindeki büyük AVM poşetini Özgür'e uzatarak geriye çekildi. Özgür poşetin içindeki hediye paketini çıkartıp masaya koydu. Üstten başlayarak paketi açarken bir anda duraksadı.

"Lan oğlum yaa..."

"Hadi hadi doğum günün bugün söylenme!"

Özgür ve Yavuz'un konuşmasına atlayan Demir'in "Ne o lan ne aldın?" Diyen meraklı sorusuyla Özgür bu sefer paketi tamamen sıyırarak ortaya çıkarmıştı. Nintendo Switch almıştı.

"Oo bunla ne güzel oynarız..."

"Sağ ol kardeşim."

Yavuz ve Özgür sarıldıktan sonra herkesin gözü Demir'e dönmüştü.

"Ohoo ilk ben verdim zaten, dün gece."

"Ne verdin?"

"Kendi ellerimle özene bezene bir albüm hazırladım. Malum çocukluktan beri beraberiz bir sürü fotoğraf vardı. Yani şimdi sizinkiler maddi şeyler gelip geçici ama benimki ellerimle hazırladım kardeşime hediyemi!!!"

Gerçekten özenle hazırladığı hediyeyi sonunda egosuyla anlatması herkesi güldürmüştü.

"Sağol brom, hediyen benim için gerçekten çok özel."

Eflin kaşları hafif çatık ve biraz da alaycı bir şekilde konuşmaya başladı.

"Sen bu kadar düşünceli bir insan mıydın ya?"

"Evet! Hem düşün yani bu sadece Özgür'ü düşünmüş halim!!"

Demir'in Eflin'e yaptığı ima ile Eflin anlamamış gibi yaparak önüne dönmüştü lakin biz Hafsa ile ona ima ile bakmaya başlamıştık bile.

Pasta, hediye derken sıra dans etmeye gelmişti. Hafsa'nın hazırladığı olay list ile her telden oynuyor ve bol bol kahkaha atıyorduk...

•••

Gecemiz bitmiş ve arabalara doluşup eve gitmeye karar vermiştik lakin kızlar ve erkekler bizden önce çıkıp biraz önce eve varıp benim ikinci planım için ufak hazırlığıma yardım etmeye başlamışlardı.

Ben Özgür'ün yolu biraz olsun uzatması için hiç bir bahane sunmadan yarım saat geç gitmek istediğimi söylemiştim, sevgilim bu fikri memnuniyetle kabul etmişti çünkü ikimizde biraz daha beraber olabilmek için canımızı verirdik...

Sahilden geçerken bir mekana gitmek istemesini kabul etmeyerek arabanın içinde oturup konuşmaya başlamıştık, daha sonra Halil abi arayıp uzunca Özgür'le konuşmuştu ve bunun için ona teşekkür edebilirdim.

Yarım saatin sonunda eve dönerken arabadan indiğimiz gibi Özgür'ün arkasına geçerek ufak bir mendille gözlerini bağladım.

"Sevgilim?!"

"Sana ufak bir sürprizim var, sadece beş dakika bu şekilde durup bana kendini bırakır mısın?"

Burnundan nefes vererek güldüğünde "Bitmedi mi hâlâ sürprizlerin, zaten o kadar uğraşmışsın sevgilim..." Dedi.

"Bitmedi bitemezzz! Hadi şimdi gel."

Elinden tutarak ufak adımlarla arka bahçedeki çardaklara doğru ilerletmeye başladım. Çardağa ulaştığımızda onun bir elini masaya yaslayarak hızlıca makyajımı kontrol ettim. Hava serin olduğundan dolayı çok oturamazdık ama diğer çardaklara göre ağaçların arkasındaki yere geçtiğimiz için rüzgar çok sert esmiyordu.

Özgür hâlâ olduğu yerde beklerken o haline dayanamayarak hızlıca yanağını öptüm. O gülerken bende mini pastanın mumlarını yakmakla meşguldüm. Hazır olunca onu kendime döndürerek pastayı elime aldım.

"Saymam bitince gözlerini aç. 3-2-1..."

Özgür gözündeki mendili çözdüğünde şaşkın duruyordu çünkü Yasemin ikinci bir doğum günü planlamıştı resmen. Çardağı balon ve süslemelerle süslemiş, masada iki kadeh, elinde pasta...

"Doğum gününün son saatleri ve varlığın kutlamaya değer en güzel şey olduğu içinde son dakikaya kadar kutlayacağım sevgilimmm..."

Özgür'ün bütün gecenin sonunda ilk kez gözleri dolmuştu. Seviyordu işte ama öyle it gibi köpek gibi değil harbi seviyordu!

Yasemin'in elindeki pastayı, yukardan acaba napıyorlar diye bakmaya çalışan ve Eflin tarafından pencereden alınan Hafsa'yı ve daha hiç bir şeyi umursamadan sevgilisinin dudaklarına kapandı Özgür.

O hiç bir şeyi umursamazken Yasemin heyecandan pastayı düşürmemek için hızlı ama dikkatli bir şekilde pastayı masaya koyup sevgilisinin dudaklarına karşılık vermişti.

Nefes nefese ayrılan ikili alınlarını birbirlerine yaslarken Yasemin "Romantizmimizi bozmak istemem ama bizi şuan biri görse sapık var diye bağırır sevgilim..." Dedi.

Özgür Yasemin'in düşündüğü şeye gülerken şuanki heyecanından dolayı bunları söylediğini biliyordu.

"Hadi pastayı yiyelim. Yani kafede yediklerimizden sonra yerin var mı bilmiyorum ama sana benim hakkımda bir bilgi tatlıyı her şart ve koşulda yiyebilirim sevgilim."

"Çok fazla tatlı arayan bir insan değilim ama senin için yerim sevgilim."

Çardağa otururlarken dizleri birbirlerine değecek kadar dip dibe oturmuşlardı ve ikiside bundan gayet memnundu.

"Pastayı ben yaptım biliyor musun!"

"Ellerine sağlık güzelim."

"Afiyet olsun sevgilim..."

"Çok güzel olmuşsun bu arada sevgilim, gece boyunca bir türlü söylemeye fırsat bulamadım ama muhteşem gözüküyorsun."

"Teşekkür ederim sevgilim..."

Yasemin utançla başını etmişti, bu elbiseyi yazın almıştı ve kesinlikle bir özel gün elbisesi olduğu için bugün giymek istemişti.

"Şimdi sana son bir hediyem daha var yani ne kadar güzel olabilir bilmiyorum ama..."

Çardaktan kalkarak arka tarafa doğru ilerledim. Demir'den Özgür'ün gitarını getirmesini de istemiştim. Şarkı söylemek istiyordum ve umarım becerebilirdim...

Gitarı alıp tekrardan çardağa oturdum. Gitarını kucağımda gören Özgür şaşkınca bana bakmıştı.

"İzinsiz aldım ama-"

"Sevgilim saçmalama ne izni!"

"O zaman şimdi sana bir şarkı çalmak istiyorum..."

Özgür merakla bana bakarken boğazımı hafifçe temizleyerek gitarı çalmaya başladım.

Toprak yağmura, ben sana
Aşık olduk yeniden
İmkansız gibi görünen
Bu mesele

Girdi aklıma her gece
Tanıdık bir melodi
Sen miydin sebebi
Söylesene

Bir kadın gelir, değiştirir seni
Alıştığın o sert, kararlı şeklini
Yüz binlerce yıldır böyledir gider
Suyun kumsala vurması gibi
Vurması gibi
♪

Şarkı söylemeyi bitirdiğimde gözleri tekrar dolmuştu.

"Sesinin kargadan hallice olmadığını biliyordum!"

"Ne?"

"İlk şarkı söylediğimde kafede söylemiştin ya hani!!"

"Yaaa Özgür..."

"Sevgilimmm. Ne ara planladın bunların hepsini bu kadar işi. Hayır benimde hiç ruhum duymadı!"

"Bir haftadır bunlar için uğraştım, güzel olsun diye. Şu şarkıyı evde o kadar çok prova aldım ki kızlar beni döveceklerdi artık!"

"Her şey çok güzeldi sevgilim ve özellikle şarkı söylemen... Kesinlikle bir ara beraber de şarkı söylemeliyiz!"

Pastalarını yemiş, içkilerini uzun muhabbetle yudumlamışlardı ve en sonunda geceleri birbirlerinin gözlerinde kaybolurken bitmişti...

•
Bölüm nasıldı?

Bu arada yavaştan küçük adımlarla finale doğru gidiyoruz haberiniz olsun🫡

Özgür'ün hediyleri

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

434okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18