Gümüş Servi kitap kapağı

2. bölüm / 31

Gümüş Servi

2.Üst komşu

Vaveyla Yazarı: Meyra Ayaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 2.Üst komşu

Selllamm!!

Nasılsınız?

Biz ikinci sınav haftasındayız... Sınavları halletmeye çalışıyoruz yani. Herneyse umarım bölümü seversinizzz!!

İyi okumalar🤍
•

EFLİN

Biri kolumu tutuyordu...

Arkamı döndüğümde şu an ki gerginliğimin nedeni olan o, kel adamı gördüm. Gerginliğim iki katı daha fazla arttı. İğrenç bir sırıtmayla bana yaklaşıp fısıldadı.

"Cevap vermedin ama güzellik?"

Ben tam konuşacakken, spor salonunda herkesin gözlerini alamadığı adamın bize doğru geldiğini gördüm.

"Bir sorun mu var?" Dediğinde başımı iki yana sallayıp gerginlikten titreyen sesimle cevap verdim.

"Bir sorun yok."

Çantamı daha sıkı tutarak onlardan uzaklaştım. O sırada telefonum çaldı. Hafsa arıyordu. Duvara yaslanarak telefonu açtım.

"Alo?" Sesimin titrememesine de oldukça dikkat ettim.

"Bitti mi sporun? Ben binanın çıkışında seni bekliyorum."

Ne için beklediğini soracaktım ki dün markete gitmek için sözleştiğimizi hatırladım.

"Bitti şimdi, geliyorum."

Hafsa'nın araması nedense beni çok rahatlatmıştı. Tam duvarla olan temasımı kesmiştim ki, kel adam hızlı bir şekilde yanımdan geçip gitti.

Beni asıl şaşırtan şeyse adamın yüzünün kan içinde olmasıydı. Düşündüğüm şey olamazdı değil mi? O adam bu yavşağı dövmüş müydü? Şaşkınca geri dönerek etrafta ona bakındım ama yoktu. Hafsa'yı daha fazla bekletmemek için merdivenlerden ana kata çıktım.

Hafsa montuna sarınmış beni bekliyordu. Hava sabaha göre daha soğuktu. Beni görünce arabayı işaret etti.

"Lütfen arabayla gidelim. Hayatta bu soğukta yürüyemem."

Başımla onayladım onu. Zaten omzumda ki çantayla alışveriş yapamazdım. E tabi birde market poşetleri vardı. Arabaya bindiğimizde Hafsa'nın bir yere baktığını gördüm. Başımı çevirdiğimde kimseyi göremedim.

"Ne oldu?" dediğimde "Birine benzettim." demişti.

Umursamazca omuz silkip araba sürmesini izledim. Market zaten iki sokak arkadaydı. Hava soğuk olmasa yürüyerek de gidilirdi yani.

Araba markettin önünde durduğunda spor çantamı koltuğa bıraktım. Yarın üniversitenin ilk günüydü. Bu yüzden kızlarla bir alışveriş listesi de çıkarmıştık dün akşam.

Yasemin çıkardı da diyebiliriz tabi. Zaten o kadar heyecanla yazmıştı ki malzemeleri. Bizi mutfağa sokacağından şüpheliydim.

Hafsa tahıl reyonuna ilerlerken, bende meyve ve sebze almak için kasalara ilerledim. Yasemin'in gruba attığı listeye baktığımda ağzım şokla aralandı. Bir beni yazmamıştı listeye! Oflayarak yazdığı her şeyi almaya başladım.

İşim bittiğinde etrafta gezmeye başladım. Hafsa'yı hala görememiştim. Abur cubur reyonuna girdiğimde onu gofretleri gizlice sepetine eklerken yakaladım. Gülmemeye çalışarak konuştum.

"Olur mu kızım, tüm kutuyu al. O bize yetmez." Hafsa ani sesle irkilip bana döndü. Gülmemek için kendimi cidden zor tutuyordum.

"Birkaç tane?"

Elinde ki gofretleri sallayarak kurduğu cümle kahkaha atmama sebep oldu. İlk kez kahkaha attığımı gören Hafsa bana şaşkınca bakıyordu.

"Bende insanım Hafsa. Niye uzaylı görmüş gibi bakıyorsun?"

Tam bana cevap verecekti ki duyduğu erkek sesleri dikkatini dağıttı. Bu ses bir yerden tanıdık geliyordu. Başımı çevirdiğimde Özgür ve arkadaşını gördüm. O daha bizi görmemişti.

Umursamadan tekrar önüme dönüyordum ki onu gördüm. Elinde ki beş litrelik iki suyla Özgür'lerin yanına geldi. Beni fark etmedi diye seviniyordum ki Hafsa'nın sesiyle bize döndü.

"Demir?"

Bakışları beni, benden sonra ise Hafsa'ya döndü. Şaşkındı.

"Hafsa?"

Bunlar birbirini nereden tanıyordu. Sarıldıklarında elimi market arabasına yaslayıp onları izlemeye başladım.

"Burada ne arıyorsun?"

Hafsa gülümseyerek beni gösterdi.

"Senin önerdiğin eve taşındık kızlarla."

Demir bana kısa bir bakış atıp gülümsedi Hafsa'ya.

"Öyle mi? İyi yapmışsınız. Desene artık komşuyuz?"

Hafsa onu onayladığında gülüşüp sohbet etmeye başlamışlardı. Onları beklemek sıktığı için çikolata reyonunda göz gezdirdim.

En sevdiğim çikolatayı gördüğümde kocaman gülümsedim ama ne yazık ki en yukarı koymuşlardı. Ben bir altmış beş boyumla oraya nasıl uzanacağımı düşünürken üstümde bir gölge belirdi. Bir el baktığım çikolatalardan alıp bana uzattı.

"Al küçük."

Demir denen adamın uzattığı çikolatayı almayarak Hafsa'ya döndüm.

"Kasaya gidiyorum, gelirsin."

Küçükmüş! Sensin be küçük! Aynen adamın boyu bir doksan civarı ama küçük... Öhöm. Kasaya geldiğimde Hafsa da bana yetişmişti.

"Beklesene ya!"

Aldıklarımızı ödedikten sonra arabaya taşımaya başladık. Yağmur başlamıştı. Her şeyi bagaja koyduğumuzda hızlıca arabaya bindik.

"Dondum!"

"Bende ya." Diyerek arabanın ısıtıcısına bastım.

Araba çalıştığında dışarıyı izlemeye başladım. Araba bir anda durunca şaşırarak Hafsa'ya döndüm. Camını açmış Demir ve arkadaşlarına sesleniyordu.

"Gelin hadi aynı yere gidiyoruz!"

Başta reddetseler de Hafsa'nın ısrarlarıyla kabul etmek zorunda kaldılar.

HAFSA

Demir ve arkadaşları arabaya binince, arabayı tekrar çalıştırdım. Arkamda adını bilmediğim kumral, ela gözlü bir adam vardı. Çaprazımda oturan Demir'le aramızda kısa bir bakışma geçti.

"Hepiniz aynı üniversitede mi okuyorsunuz?" diye sorunca bende "Hepimiz Bahçesaray üniversitesindeyiz" dedim. Gülmeye başladı.

"Neden gülüyorsun?"

Kendini durdurmaya çalıştı.

"Çok tesadüf olmadı mı sizce de."

Ona katıldığımı belli ettim. Cidden fazlaca tesadüf olmuştu. Evin önüne geldiğimde adını bilmediğim adam bana teşekkür edip market poşetleriyle gitti. Özgür de onun arkasından gitmişti. Koşarken, kafeye gitmesi gerektiğini söylüyordu. Doğru ya bugün onun deneme günüydü.

Eflin'e baktığımda poşetleri almış bana gidiyorum ben işareti yapıyordu. Onu onaylayıp Demir'e döndüm. Bana bir şey söylemek istiyor ama nasıl başlayacağını bilmiyor gibi bakıyordu.

"Bir şey mi oldu?" Elini ensesine atarak kaşıdı.

"Arkadaşın." Kaşlarım çatıldı.

"Ne olmuş Eflin'e?" Şaşırdı.

"Sana anlatmadı mı, sabah yaşadıklarını?"

Ne yaşamıştı ki? Başımı iki yana salladım.

"Spor salonunda bir adam onu sözlü taciz ediyordu." Dediğinde dondum.

Eflin bana bundan bahsetmemişti. Paniklememe gülümsedi.

"Merak etme o adam bir daha onu rahatsız edemez."

Kaşlarım çatıldı.

"Adamı öldürdün mü?" Ağzımdan bir anda çıkan cümle onun kahkaha atmasına sebep oldu.

"Hayır tabi ki. Sadece, arkadaşından uzak durması için onu biraz hırpaladım." Anladığımı belirterek yutkundum.

Eflin bana neden bundan bahsetmemişti? O kadar mı uzaktık? Tamam içe kapanık olduğunu az çok anlamıştım ama bu olay başkaydı. Bunu Eflin'e sormaya karar verdim.

"Tamam çok teşekkür ederim. Görüşürüz sonra." Dediğimde elini ensesine attı.

"Başka bir şey mi var?" Gülümsedi.

"Ben demeden anlıyorsun." Cebinden çikolata çıkartarak bana uzattı. "Bunu ve notu Eflin'in odasına koyar mısın?"

Ne oluyor lan? Hava da aşk kokusu var Haso! Saçmalama iç ses. Ya da olabilir mi! Aaa!

İmalı bir gülüşle, "Tamam koyarım, merak etme." Dedim.

Demir binaya doğru giderken kalan son poşetleri aldım. Eve çıktığımda gelen su seslerinden Eflin'in duş aldığını anladım. Poşetleri açarak gofretime bakındım ama yoktu. Acaba Demir'lerin poşetleri ile karışmış mıydı?

Eflin odadan çıkmadan hızlıca notu koyup, çikolatalarımı Demir'lere sormak için evden çıktım. Asansöre bindiğimde bozulan saçlarımı düzelttim.

Kapı açıldığında evlerinin önüne gelerek zile bastım. Biraz sonra kapıyı ela gözlü adam açtı. Beni görünce gözleri irileşti.

"Bir şey mi oldu?"

Harika. Adama gofretim sizde kalmış mı diyecektim.

"Poşetler karışmış galiba."

"Tamam o zaman ben bir bakayım." Başımı hevesle salladığımda arkasına dönerek merdivenlerden yukarı çıktı. Vay be ne evler var(!)

Beş dakika geçmişti ve hala gelmemişti.

"Bulabildin mi?!"

"Çok poşet var sende gel istersen!"

Biraz tereddüt etsem de ayakkabılarımı çıkartarak içeri girdim.

Evleri tam bir erkek eviydi. Sade. Merdivenlerden yukarı çıktığımda beni amerikan mutfak karşılamıştı. Salonun bir köşesinde langırt vardı. Mutfak tarafına ilerleyip poşetlere bakan adamın yanına çömdüm. Baya da poşet vardı.

"Bu sanırsam." Diye kaldırdığı poşeti kapıp içine baktım. Evet gofretlerim buradaydı! Erkeksi kahkahasını duyduğumda gözlerimi gofretten ayırdım. Anında ciddileşti.

"Kusura bakma bir gofrete o kadar aşkla bakman komikti." Dediklerine güldüm.

"Gofret benim zaafım ya." Anladığını söylediğinde içerden bir ses geldi.

"Yavuz! Babam hani benim maaşım?!" Özgür içeriden yanımda ki adama sesleniyordu. Yavuz. Cidden güzel bir ismi vardı. Bir dakika baba mı dedi o? Kaşlarım şaşkınlıkla kalktı. Bunu anlayan Yavuz göz devirdi.

"Ondan iki yaş büyüğüm diye dalga geçiyor." Dediğinde güldüm.

"Anladım, ben gitsem iyi olur." Beni kapıya kadar yolculadı.

"Yine bekleriz." Gülümsedim.

"Bizde bekleriz Yavuz bey."

YASEMİN

Havada hafif esintili bir yağmur vardı. Yağmurları severdim ama yaz yağmurlarını, bir anda başlayıp kısa sürede biten ve ardında gökkuşağı bırakan yağmurları...

Hafsa ve Eflin evin eksiklerini almak için markete gitmişlerdi. Kafeye gidecektim. Üstüme kahverengi ekoseli eteğimi ve aynı renk kazağımı giydim. Kısa topuklu botlarımı da ayağıma geçirince hazırdım.

Kafeye yürümek çok hoşuma gidiyordu. Kafeye girdiğimde Esma ablayı gördüm.

"Günaydın!" Neşeli sesime gülerken o da 'günaydın' demişti.

Çantamı odaya bıraktıktan sonra işlerimi teker teker yapmaya başladım. Masaların tozunu aldım, yerleri paspasladım ve müşterilerden sipariş aldım. Bütün günlerim böyle geçiyordu gayet sıradan ve monoton.

Saat iki olunca dinlenmek ve bir şeyler atıştırmak için personel odasına geçtim. Tam elime mutfaktan aldığım poğaçayı almıştım ki içeri giren Özgür duraksamama neden oldu.

"Selam."

"Selam, nasılsın?" diye karşılık verdim.

"İyiyim sen nasılsın, öğle aran mı?"

"Evet, yemek yiyecektim." deyince elimdeki poğaçaya baktı.

"Ye lütfen, rahatsız olma."

Çaprazımdaki tekli koltuğa oturdu ve "Bende bugün erken gelmek istedim, malum ilk sahne günüm."

"Heyecanlı mısın?"

Sol elini ensesine atıp ovuşturdu.

"Aslında hayır daha önce birçok kez sahne aldım sadece insanların tepkisini merak ediyorum."

"Neden ki, alt tarafı şarkı söyleyeceksin!"

Özgür bir anda gözlerini açarak bana dönünce panikle "Hayır! Hayır öyle demek istemedim!"

Bir anda halime gülmeye başladı.

"Hey bir dakika, çok yanlış anlaşılıyorum şu an!"

Evet artık kahkaha atıyordu! Bravo Yasemin, bravo kızım böyle devam et.

"Özgür lütfen..." diyerek elimi yüzüme kapattım.

"Tamam, tamam" dedi ve koluma dokundu.

"İşini kötülemek istemedim sadece..." devam etmeme izin vermeden.

"Anladım, merak etme." dedi.

"Baştan alabilir miyiz lütfen?"

"Tabi ki...bugün içimde garip bir his var çünkü ilk defa bir dolu insanın önünde kendi şarkımı çalacağım, kendi bestelediğim şarkımı, bu yüzden insanların tepkisini merak ediyorum."

"Vay, açıkçası büyük cesaret!"

Çünkü öyleydi hele ki benim için. Hafifçe kaşlarını çattı.

"Neden öyle dedin, sesimin kötü olduğunu mu düşünüyorsun?"

Sonlara doğru sesi alayvari çıkmıştı.

"Aksine kendi sesimin kötü olduğunu düşünüyorum, kargadan hallice maalesef."

Bu sefer kaşlarını tam olarak çattı.

"Kaç kere şarkı söyledin de böyle bir kanıya vardın. Yani yanlış anlama ama böyle güzel bir hanımefendinin, kargadan hallice sesi olduğuna inanmıyorum."

Bu sefer benim gözlerim büyümüştü başımı hızlıca önüme eğip boğazımı temizledim.

"Teşekkür ederim. Ayrıca evet birilerinin yanında şarkı söylemiyor olabilirim ama kendim söylüyorum. Ve ben her ne kadar kendime katlansam da insanlara bu kötülüğü yapmayalım!"

Gülerek söylediğim bu cümlemden sonra Özgür de tebessüm etmeye başladı.

"Göreceğiz." demişti. Anlamamıştım, neyi görecektik?

Hala elimde duran ve bir ısırık dahi alamadığım poğaçaya bakarak.

"Hadi ye artık, acıkmış olmalısın bende gitarımın akorunu ayarlıyım." dedi.

Ona küçük bir tebessüm sunarak poğaçayı yemeye başladım. Özgür ayağa kalkarak odaya girerken duvarın kenarına diktiği gitarını aldı. Kabanını da çıkarıp, tekrardan tekli koltuğa oturarak gitarı ile ilgilenmeye başladı.

Saatin iki buçuk olduğunu görünce hızlıca son lokmamı da ağzıma atıp ayaklandım ve koltuğun kenarına koyduğum önlüğümü üstüme geçirdim.

Saçlarımı yeniden topuz yapmak için ellerimi saçlarıma geçirip havalandırdığım sırada Özgür ile göz göze geldik, dalmış bir şekilde saçlarıma bakıyordu...

Hafifçe boğazımı temizledim ve arkamı dönüp kıskaçlı kahverengi tokamla saçımı topladım. Özgür'e dönüp gülümsedim.

"Ben işime döneyim, görüşürüz."

"Görüşürüz." diye karşılık verdi. Aslında yarım saatim daha vardı ama işimi erkenden bitirmem benim için daha iyi olurdu çünkü akşam kızlar kafeye gelecekti!

•
⭐️YILDIZA BASMAYI UNUTMAYINN!

Karakterler hakkında düşünceleriniz???

Editler için instagramdan takip edebilirsiniz "hadadellsol" ve unutmayın bölümler HER ÇARŞAMBA gelecek:)

Öpüldünüzz💋

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

464okunma 16beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18