5. bölüm / 31
Gümüş Servi5.Konuşan gözler
Bölümler 31Şu an: 5.Konuşan gözler
- 1 1.Taşınma1.787 kelime
- 2 2.Üst komşu1.682 kelime
- 3 3.Sarışın1.515 kelime
- 4 4.Kurabiye1.157 kelime
- 5 5.Konuşan gözler1.173 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.Elmalı Kurabiye Meselesi2.033 kelime
- 7 7.Tabu Eğlencesi2.801 kelime
- 8 14 Şubat Özel Bölüm874 kelime
- 9 8.Düşünceler1.844 kelime
- 10 9.Yavaş Adımlar3.197 kelime
- 11 10.Beklenmedik Baskın4.422 kelime
- 12 11.Artan Dostluk Bağı4.650 kelime
- 13 12.Anlamsız Kıskançlık4.073 kelime
- 14 13.Büyük Adımlar5.404 kelime
- 15 14.Karışık Durumlar4.098 kelime
- 16 15.Aşk5.276 kelime
- 17 16.Karışık Duygular4.843 kelime
- 18 17.Olan Var Olmayan Var Kıskanırlar5.520 kelime
- 19 23 Nisan Özel bölüm457 kelime
- 20 18.Tartışma3.496 kelime
- 21 19.Kaos İçinde Kaos6.743 kelime
- 22 20.Doğum Günü6.643 kelime
- 23 21. Kış Tatili6.856 kelime
- 24 22.Aşk Vakti7.076 kelime
- 25 23.Üç Ses7.559 kelime
- 26 24. Kalpten Fırtınalar6.583 kelime
- 27 FİNAL!5.583 kelime
- 28 Özel Bölüm #11.187 kelime
- 29 Özel Bölüm #21.565 kelime
- 30 Özel Bölüm #33.161 kelime
- 31 Özel Bölüm #41.624 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Demir karakterine instagramdan model arıyoruz ama içimize sinen biri olmadı.
Fikriniz varsa açığız!!
Diğer modellerin instagramına hesabımızın takip edilenlerinden ulaşabilirsiniz.
Umarım bölümü seversiniz,
iyi okumalar🫶🏻
•
DEMİR
Asansöre bindiğimizde kendimi kastım. Asansör çok küçük olmasa da çok da büyük değildi. Tabi bir de ben biraz iriydim...
Başımı eğdiğimde Eflin'in bir yere dalıp gittiğini fark ettim. Onu rahatsız etmemek için başımı Özgür'lere doğru çevirdim.
Çevirmez olaydım. Yasemin'le birbirlerine öyle derin bakıyorlardı ki, bizim burada olduğumuzu unutmuş gibilerdi. Onlara göz devirerek tekrar Eflin'e döndüm. Hala aynı yöne bakıyordu. Merakla başımı eğdiğimde dondum. Koluma bakıyordu.
"Kolumda bir şey mi var?"
Eflin benim sesimle irkilince Yasemin'e çarpmıştı. Böylelikle onların da bakışmasını kesmiştik. Eflin başını eğince yanaklarının kızardığını fark ettim. Kaşlarım havalanırken, meraklanmıştım. Utanmıştı. Ama neden?
"Leke var sanmıştım."
Eflin o kadar kısık konuşmuştu ki asansörde kimse konuşmamasına rağmen zor duymuştum sesini. Cevabı da pek gerçekçi gelmemişti.
Asansör durunca Eflin hızlıca "İyi geceler." dileyip koşarak eve girmişti. Yasemin'se neşeli sesiyle "İyi geceler." dileyip onun arkasından gitmişti. Asansörün kapılarının kapanmasıyla aynaya dönüp, kol kaslarımı sıktım.
"Çok iyi kas yapmışım yalnız. Bakılmayacak gibi değil." diye mırıldanıp, güldüm.
"Efendim?" Özgür'ün sesini duyunca boğazımı temizledim. Neyse ki Yasemin'in arkasından dalmıştı.
"Yok bir şey kardeşim."
EFLİN
Odama girdiğim gibi kendimi yatağa attım. Resmen adamın koluna dalmıştım ya, koluna! Yüzümü yastığa gömüp, küçük bir çığlık attım. Yaptığım şeye inanamıyordum, neyse ki Demir anlamamıştı. Yani en fazla kol kaslarını falan baktığımı sanırdı. Değil mi?
"Of salaksın Eflin, salak!"
Biraz daha yatakta debelendikten sonra yarın okulum olduğu için uyumaya karar verdim.
•••
"Eflin! Uyan artık. Uyan!" Yasemin'in sarsması ile güne harika başlamıştım.(!)
"Elimde kalacaksın Yaso!" Yasemin korkarak odandan çıkınca, gülerek ayaklandım.
Odamdaki lavaboda işlerimi hallettikten sonra odama geri geri dönüp, dolabın önünde dikilmeye başladım. Pencereden gördüğüm kadarıyla hava bugün bayağı kötüydü.
Üstüme beyaz, mavi çizgileri olan kazağımı altıma ise mavi kotumu giymeye karar verdim. Hızlıca hazırlandıktan sonra çantamı da alarak odamdan çıktım.
Kızlar çoktan sofraya oturmuş kahvaltılarını yapmaya başlamışlardı. Birlikte Yasemin'in hazırladığını düşündüğüm krepleri yiyorlardı. Ben ne yiyeceğimi düşünürken. Yasemin elinde son kalan krepi aceleyle ağzına atıp arkasında duran kaseyi bana uzandı.
Kaseye dikkatle bakınca bana yulaf hazırladığını gördüm. En sevdiğim şeyleri koymayı da unutmamıştı. Yeşil elma ve hurma. Onun dışında başka malzemelerde vardı ama bu ikisini sevdiğimi bilmesi hoşuma gitmişti.
"Teşekkür ederim." Diye mırıldandığımda gülümseyerek yerine geri oturdu.
Hep birlikte geç kalmamak için hızlı hızlı yemeklerimizi yedik. Bugün hepimizin cidden çok fazla dersi vardı. Binadan çıkıp arabaya ilerlediğimiz sırada geçen gün gördüğüm Özgür'ün arabasını yerinde göremedim. Demek ki okula erken gitmişlerdi. Gerçi hepsinin dersi var mıydı bilmiyordum.
Yasemin önde, ben arkaya bindiğimizde Hafsa arabayı çalıştırmıştı. Zaten okul yakın olduğu için kısa sürede varmıştık. Vedalaşıp fakültelerimize ayrıldık. Hafsa'nın ve benim fakültem yan yana olduğu için bir kısma kadar birlikte gidiyorduk.
"Günaydın!" Aniden duyduğum sesle irkildim. Demir gelmişti.
"Günaydın." Hafsa'nın cevabıyla Demir'in gözleri beni buldu. Üstümde hala dünün utangaçlığı vardı. Yine de belli etmeden "Günaydın." diyerek yanlarından ayrıldım.
Sınıfıma girdiğimde, herkesin tek tük bir yerlere oturduğunu gördüm. Boş olan herkesten en uzak yere oturup, hocanın gelmesini beklemeye başladım.
•••
Oflayarak etrafıma bakındım. Bir türlü kafeteryayı bulamamıştım. Artık sinirleniyordum. Dayanamayarak yanımdan geçen bir kişiyi durdurdum. Sarışın, mavi gözlü, benden birkaç santim uzun biriydi durdurduğum kişi.
"Kafeterya nerede biliyor musun?"
Arkamı işaret ettiğinde kolu omzuma değdi. Rahatsız olarak geri çekildim.
"Arka tarafta. Götürmemi ister misin?" Başımı iki yana salladım.
"Yok, teşekkür ederim." Gülümsediğinde arkamı dönerek gösterdiği tarafa ilerledim.
"Hey!" Tekrar aynı çocuğun sesini duyduğumda arkama döndüm.
"Efendim."
Etrafa göz atıp tekrar bana döndü.
"İsmini söylemedin."
Omuz silktim.
"Gerek duymadım." Tekrardan arkamı dönüp kafeteryaya ilerledim. Bana yardım etmesine rağmen ona kaba davranmam belki yanlıştı ama rahatsız hissetmiştim. Onda kötü bir şeyler var gibi gelmişti.
Sonunda kafeteryaya girdiğimde gözüme masalarda oturan Hafsa ve Demir çarptı. Çok güzel bir sohbetin içinde gibilerdi. Onları bozmamak için birkaç masa uzağa oturdum. Biraz rahatlamaya yani resim çizmeye ihtiyacım vardı.
Defterimi ve resim kalemimi çıkarıp bir şeyler karalamaya başladım. Ben grafik tasarım okuyordum. Bu bölümü seçmemin nedeni de resim çizme tutkumdu. Hayal etmeyi ve bir şeyler karalamayı küçüklüğümden beri çok seviyordum. Kızgın ya da üzgün olduğumda aşırı rahatlatıyordu.
Çizdiğim köpek resmi bittiğinde üşüdüğümü fark ettim. Kafeterya bir soğuk olmuştu sanki. Montumu üstüme alarak, yeni bir sayfaya geçtim. Bu sefer düşünmeden içimden ne geliyorsa çizdim. İki çift koyu kahve göz çizmiştim.
Biten resmi niye çizdiğimi düşünmeye başlamıştım ki, masada bir gölge berildi. İrkilerek başımı kaldırdığımda ise çizimime benzer koyu kahve gözlerle karşılaştım. Elinde ki hiç fark etmediğim kahvelerden birini bana uzatıp, sandalyeyi işaret etti.
"Oturabilir miyim?"
"Tabi." Az önce Hafsa'yla oturduğu masaya baktığımda Hafsa'yı göremedim. Demir, Hafsa'yı merak ettiğimi anlayıp anında cevapladı.
"Yürüyüş yapmak istediğini söyledi."
Bu havada yürüyüş?
"Bilmiyorum bende anlamadım bu havada nasıl yürümek istediğini." İçimi mi okuyordu o?
"Hayır içini okumadım tahmin ettim."
Gözlerim kocaman açılınca kahkaha attı.
"Korkmaya başladım."
Kahkahasını durdursa da yüzünde ki gülümseme gitmemişti.
"Dudakların konuşmuyor olabilir ama gözlerin konuşuyor." Gözlerim konuşuyor? Vay be!
"Anladım. Sen niye geldin?" Çıkış kapısını işaret etti.
"Gidiyim mi?" Göz devirdim.
"Demek istediğimi anladın." Gülümsemesi arttı. Benimle eğleniyor muydu o?
"Üşümüş gibiydin." Kahveyi işaret etti. "Bende için ısınsın dedim."
Başımı sallarken çantama uzandım. İçinden cüzdanımı çıkarınca merakla bana bakmaya başladı.
"Kahve ne kadardı?" Şaşırdı.
"Ne?"
"Kahve?" Diyerek cüzdanımı salladım.
"Saçmalama, ödemene gerek yok." Konuşmadan omuz silktim her zamanki gibi.
Ona yüz lira uzatınca ayaklandı. Kendi kahvesini alarak göz kırptı.
"Bak ne diyeceğim. Başka zamanda sen bana kahve ısmarlarsın olur mu?" Bu durumu başkası yapsa rahatsız hissederdim ama nedense Demir'in yapması bana rahatsızlık hissi vermemişti.
"Tamam." Diyerek cüzdanımı çantama geri attım. Tam gidecekti ki aklıma gelen şeyle gülümsedi. Eliyle defterimi işaret etti.
"Güzel çizmişsin. Kolay gelsin sana."
Yürümeye başladığında arkasından "Sağol." diye mırıldandım. Ne olmuştu şimdi az önce. Ayak üstü ona kahve sözü vermemi sağlamıştı resmen.
Bir dakika asıl önemli konuya gelelim! Benim öylesine çizdiğim gözler. Nasıl onun gözlerine benziyordu? Ya bu evrenin bir yanıltmasıydı ya da şans.
Gözüm kafeteryanın saatine takılınca eşyalarımı toparlamaya başladım. Son dersimin başlamasına beş dakika kalmıştı. Eşyalarımı çantama atıp hızlıca kafeteryadan çıktım. Sınıfın kapısına geldiğimde duraksadım. Sınıf bomboştu. Telefonumu açarak hocanın attığı mesaja bakındım. Dersi iptal etmişti. Yüzüm aydınlanırken kızlarla olan grubumuza girdim
Grubumuzun ismi ne miydi? 'Gıybet in the house...' Biz ve gıybet? Yan yana gelmez canım. Biz sadece bilgi aktarımı yapıyoruz. Tabi efenim.
Eflin: Kızlar dersim iptal oldu. İnternet kafeye geçeceğim.
Eflin: Dersiniz bitince beni buradan alırsınız!
Hafsa: Tamam canım.
Yasemin: Bende böyle bir şans istiyorum...
Eflin: Dersinizi dinleyin.
Hafsa: Tamam anne.
Yasemin: Ha ha.
Eflin: Size yazan da kabahat.
Yasemin: Ya şakaydı!
Hafsa: Dalga geçiyor Yaso.
Hafsa: Neyse görüşürüz hoca fark etmeden telefonu bırakmam lazım.
Yasemin: Tamamm öptüüm çook!
Eflin: Bay.
Minibüse bindiğim gibi kendimi internet kafeye atmıştım. Burayı taşınmadan önce araştırıp bulmuştum. Baya da güzel bir yerdi. Boş bir masaya geçip. Bilgisayarımı açtım.
O sırada çalışan abi yanıma geldi. "Çay ister misiniz?" Elinde ki çay tepsisini işaret etti.
Vallaha hiç hayır diyemeyecektim.
"Tabi, olur." Adam masama çayı bıraktıktan sonra hesabıma yazacağını söyleyerek gitmişti.
Bende odağımı, oynadığım oyuna verdim. Bir, iki, üç derken toplam on üç adam öldürmüştüm. Oynadığım kişilerse sadece arkamdan bana destek oluyordu. Sıkıcı.
Şaka bir yana ilk defa oyunda kendi rekorumu kırmıştım. Şanslı günümdeydim. Falıma mı baktırsaydım? Cidden bugün evren benim tarafımdaydı.
•
Bölüm hakkında düşünceleriniz?
Bölüm etkileşimi
