8. bölüm / 25
Gölgelerin SözüBölüm 8:Karakolun soğuk duvarları
Bölümler 25Şu an: Bölüm 8:Karakolun soğuk duvarları
- 1 Bölüm 1:Sol yanımda bir dağ443 kelime
- 2 Bölüm 2:Haritanın Gizlediği Yangın178 kelime
- 3 Bölüm 3:Dağın kalbinde tek bir nefes169 kelime
- 4 Bölüm 4:Fırtınada Çatışma280 kelime
- 5 Bölüm 5:Sessizlikten sonra gelen fırtına195 kelime
- 6 Bölüm 6:Sığınağın sıcağı245 kelime
- 7 Bölüm 7:Şafak vakti verilen söz246 kelime
- 8 Bölüm 8:Karakolun soğuk duvarları279 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm 9:Gece gelen ihbar267 kelime
- 10 Bölüm 10:Kırmızı Kayalıklar280 kelime
- 11 Bölüm 11:Geceye Düşen Ateş482 kelime
- 12 Bölüm 12:Sıcak gece,Soğuk mermer227 kelime
- 13 Bölüm 13:Şafağın Gölgesinde216 kelime
- 14 Bölüm 14:Karakola Dönüş ve Soğuk Duvarlar191 kelime
- 15 Bölüm 15:Gece Nöbeti ve İtiraf164 kelime
- 16 Bölüm 16:Sınırda Yeni Tehtit144 kelime
- 17 Bölüm 17:Sisli vadide pusu276 kelime
- 18 Bölüm 18:Kör Nokta Ve Çember241 kelime
- 19 Bölüm 19:Aşkın ve Görevin Savaşı266 kelime
- 20 Bölüm 20:Son Hesaplaşma191 kelime
- 21 Bölüm 21:Mayınlı Bölgede Zaman341 kelime
- 22 Bölüm 22:Nefes Nefese264 kelime
- 23 Bölüm 23:Şafakta Bir Yemin227 kelime
- 24 Bölüm 24:Birlikte Yeni Bir Sayfa158 kelime
- 25 Bölüm 25:Epilog (Gölgelerin Sözü)FİNAL95 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Helikopter Fırtına Karakolu’nun pistine teker koyduğunda, pervanenin yarattığı rüzgâr etraftaki karları savuruyordu. İntikal bitmiş, Silopi dağlarının o ıssız ve korunaklı atmosferi geride kalmıştı. Karakolun nizamiye kapısından içeri adım attıkları an, askeri disiplinin ve rütbelerin getirdiği o aşılmaz duvarlar yeniden örüldü.
Operasyon odasına geçtiklerinde Yüzbaşı Göktuğ masanın başına geçti. Üzerindeki çamurlu ve karla kaplı parkayı çıkarırken duruşu yine o çelik gibi sert komutan haline bürünmüştü. Ancak gözleri, haritanın diğer ucunda raporları düzenleyen Teğmen Defne’ye her kaydığında o sertlik yerini sarsılmaz bir şefkate bırakıyordu.
Defne, telsiz kayıtlarını sisteme girerken parmaklarının titremesini engellemeye çalışıyordu. Sığınakta Göktuğ’un omzundaki sıcaklığı, yanağındaki dokunuşunu hâlâ hissedebiliyordu.
"Raporlar tamamlandı komutanım," dedi Defne, resmi bir tonla. "Cebrail Deresi hattı emniyete alındı."
Göktuğ başını kaldırdı. Odada Samet (Sessiz) ve diğer nöbetçi askerler vardı. Göktuğ resmiyeti bozmadan, ama gözlerindeki o gizli alfabeyle yanıt verdi: "Eline sağlık Teğmen. İyi iş çıkardınız."
Samet, Sherlock’un tasmasını çözerken ikisinin arasındaki bu sessiz elektriklenmeyi gayet iyi anlıyordu. Yavaşça Göktuğ’a yaklaşarak alçak sesle konuştu: "Komutanım, çay demlettim. Biraz dinlenseniz iyi olur, saatlerdir ayaktasınız."
"Sağ ol Samet," dedi Göktuğ. Sonra Defne’ye döndü. "Teğmen, dinlenme odasındaki evrakları kontrol etmemiz gerekiyor. Benimle gel."
Dinlenme odasının kapısı kapandığı an, odadaki soğukluk yerini derin bir nefese bıraktı. Göktuğ hiç tereddüt etmeden Defne’ye doğru bir adım attı ve aralarındaki mesafeyi kapattı. Elini yavaşça Defne’nin beline koyup onu kendine çekti.
"Burada, bu duvarların arasında senden uzak durmak dağda çatışmaya girmekten daha zor," dedi Göktuğ, sesi pürüzsüz ve tutku doluydu.
Defne, ellerini Göktuğ’un göğsüne koyarak gözlerinin içine baktı. "Biliyorum... Ama birbirimize nasıl baktığımızı gören herkes anlar Göktuğ. Çok dikkatli olmalıyız."
Göktuğ eğilip dudaklarını Defne’nin alnına bastırdı. "Görsünler Defne... Varsın bütün dünya bilsin. Ben seni bu kalbe bir kez kazıdım, geri dönüşü yok.”
277 Kelime
Bölüm etkileşimi
