Gölgelerin Sözü kitap kapağı

11. bölüm / 25

Gölgelerin Sözü

Bölüm 11:Geceye Düşen Ateş

Vaveyla Yazarı: Nur .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 11:Geceye Düşen Ateş

Kırmızı Kayalıklar’daki çatışmanın ateşi henüz soğumamışken, vadinin yukarısından gürleyen ikinci bir patlama sesiyle ortalık yeniden karanlığa gömüldü. Düşman kaçarken geçit hattına tuzaklanmış bir mühimmatı patlatmıştı.

Kayalıklardan kopan devasa taş ve toprak kütlesi hızla aşağı kaymaya başladı.

"Geri çekilin! Siper alın!" diye gürledi Göktuğ.

Göktuğ, üzerlerine doğru gelen yıkımı gördüğü an arkasına bile bakmadan Defne’ye doğru fırladı. Onu göğsüne basıp büyük bir kayanın kuytusuna çekerek kendi gövdesini Defne’nin üzerine siper etti. Yıkıntı gürültüyle yanlarından kayıp giderken, toz ve duman ikisini de yuttu.

Sessizlik geri geldiğinde Göktuğ kıpırdamadı. Bütün ağırlığıyla Defne’nin üzerindeydi.

"Göktuğ... Göktuğ, iyi misin?" dedi Defne, sesi titreyerek. Elleri hızla Göktuğ’un omuzlarına, sırtına dokundu. Yüzbaşı’nın sırtına çarpan küçük bir taş parçası yüzünden Göktuğ hafifçe dişlerini sıktı ama acısını tamamen gizledi.

Göktuğ başını kaldırıp dumanların arasından Defne’nin yüzüne baktı. Yüzü toza bulanmış ama gözleri kaygıdan çıldırmak üzere olan bir adamın gözleriydi.

"Sana... bir şey oldu mu?" diye sordu Göktuğ, sesi pürüzlü ve hırıltılı çıkarak.

"İyiyim, ben çok iyiyim! Ama sen..." Defne’nin gözlerinden süzülen bir damla yaş, yanağındaki tozu silip geçti. "Neden kendini öne attın? Neden hiç düşünmüyorsun?"

Göktuğ, titreyen elini kaldırıp Defne’nin gözyaşını parmağının tersiyle sildi. Yüzündeki acı ifade bir anda yerini derin, durdurulamaz bir aşka bıraktı.

Düşünecek bir şey yoktu Defne," dedi Göktuğ, dudakları Defne’nin kulağına yaklaşarak. "Benim dünyam sensin. Dünya üzerime yıkılsa, seni korumak dışında bir şey yapmam."

Defne uzanıp Göktuğ’un ensesinden tuttu ve alnını Göktuğ’un alnına bastırdı. İkisinin de göğsü hızla inip kalkıyor, toz bulutunun içinde sadece birbirlerinin sıcaklığını hissediyorlardı.

"Bana bir şey olursa yaşayamazsın sanıyorsun," dedi Defne, göz pınarlarında biriken yaşlarla Göktuğ’un gözlerinin en derinine bakarak. "Peki ya sana bir şey olursa ben nasıl yaşarım Göktuğ? Hiç düşündün mü bunu?"

Göktuğ’un gözleri koyulaştı. Parmakları Defne’nin belinde kenetlendi; onu daha da kendine çekti, aralarında tek bir milim bile boşluk bırakmayacak kadar sıkıca sarıldı. Yüzünü Defne’nin boynuna gömdü. Şah damarının hemen üzerinden derin bir nefes aldı. Silopi’nin barut ve toprak kokan havasında, sadece Defne’nin kokusu vardı onun için.

Düşünmek bile aklımı başımdan alıyor..." diye fısıldadı Göktuğ, sesi pürüzsüz ve dürüsttü. "Bu yüzden ikimiz de birbirimiz için hayatta kalacağız. Söz mü?"

"Söz," dedi Defne, dudaklarını Göktuğ’un şakağına bastırarak. "Dağların gölgesinde verilen söz."

O sırada yıkıntıların arasından el fenerinin ışığı sızdı. Samet (Sessiz) ve Sherlock, kayaların arasından onları bulmuştu. Samet ortamdaki o derin, nefes kesen havayı fark edip bakışlarını hemen başka bir yöne çevirdi.

"Komutanım! İyi misiniz?" diye seslendi Samet, sesindeki kaygıyı gizlemeye çalışarak. "Yol kapandı ama yan geçit temiz. Sherlock iz buldu."

Göktuğ derin bir nefes alarak yavaşça Defne’nin üzerinden doğruldu. Elini uzatıp Defne’yi de kaldırdı. Üzerindeki tozu silkerken sesi yeniden o sarsılmaz Yüzbaşı tonuna kavuştu ama bakışlarındaki korumacı ateş yerinde duruyordu.

"İyiyiz Samet," dedi Göktuğ, elini Defne’nin belinden son bir an gecikmeyle çekerek. "Toplanın, izi takip ediyoruz. Bu gece bu dağda kimseyi arkamızda bırakmayacağız."

Defne tüfeğini kavrayıp Göktuğ’un hemen ardında hizalandı. Kırmızı Kayalıklar’ın karanlığında ilerlerken, sırtlarındaki tehlike ne kadar büyük olursa olsun, kalplerindeki o sarsılmaz bağ hepsinden daha güçlüydü.

480 Kelime

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.