21. bölüm / 25
Gölgelerin SözüBölüm 21:Mayınlı Bölgede Zaman
Bölümler 25Şu an: Bölüm 21:Mayınlı Bölgede Zaman
- 1 Bölüm 1:Sol yanımda bir dağ443 kelime
- 2 Bölüm 2:Haritanın Gizlediği Yangın178 kelime
- 3 Bölüm 3:Dağın kalbinde tek bir nefes169 kelime
- 4 Bölüm 4:Fırtınada Çatışma280 kelime
- 5 Bölüm 5:Sessizlikten sonra gelen fırtına195 kelime
- 6 Bölüm 6:Sığınağın sıcağı245 kelime
- 7 Bölüm 7:Şafak vakti verilen söz246 kelime
- 8 Bölüm 8:Karakolun soğuk duvarları279 kelime
- 9 Bölüm 9:Gece gelen ihbar267 kelime
- 10 Bölüm 10:Kırmızı Kayalıklar280 kelime
- 11 Bölüm 11:Geceye Düşen Ateş482 kelime
- 12 Bölüm 12:Sıcak gece,Soğuk mermer227 kelime
- 13 Bölüm 13:Şafağın Gölgesinde216 kelime
- 14 Bölüm 14:Karakola Dönüş ve Soğuk Duvarlar191 kelime
- 15 Bölüm 15:Gece Nöbeti ve İtiraf164 kelime
- 16 Bölüm 16:Sınırda Yeni Tehtit144 kelime
- 17 Bölüm 17:Sisli vadide pusu276 kelime
- 18 Bölüm 18:Kör Nokta Ve Çember241 kelime
- 19 Bölüm 19:Aşkın ve Görevin Savaşı266 kelime
- 20 Bölüm 20:Son Hesaplaşma191 kelime
- 21 Bölüm 21:Mayınlı Bölgede Zaman341 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 Bölüm 22:Nefes Nefese264 kelime
- 23 Bölüm 23:Şafakta Bir Yemin227 kelime
- 24 Bölüm 24:Birlikte Yeni Bir Sayfa158 kelime
- 25 Bölüm 25:Epilog (Gölgelerin Sözü)FİNAL95 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sınır hattındaki tehdit bertaraf edilmiş olsa da Cebrail Deresi’nin dik yamaçları hâlâ hain tuzaklarla doluydu. Güneş kayalıkların üzerinden yükselirken tim, tedbiri elde bırakmadan karakola doğru intikal yürüyüşüne geçti. Sisin tamamen çekilmesiyle birlikte vadinin çetin coğrafyası tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştı.
Patikanın daraldığı, iki tarafı yüksek kaya bloklarıyla çevrili kritik bir geçide geldiklerinde Sherlock birdenbire durdu. Kulaklarını dikti, huzursuzca patilerini yere vurup keskin bir şekilde havladı.
Samet anında elini kaldırıp arkadakileri durdurdu. "Komutanım! Sherlock bir şey sezdi!"
Göktuğ ve Defne aynı anda silahlarını doğrultarak siper aldılar. Göktuğ öne doğru bir adım atacakken Sherlock, Defne’nin bulunduğu yöne doğru atılıp alçak sesle hırlamaya başladı.
"Kımıldama!" dedi Samet, gözleri yerdeki toprağı incelerken dehşetle büyüdü. "Defne Teğmenim... Sakın kımıldama! Sol ayağının hemen birkaç santim önünde baskı plakası var. Eski bir basma tuzaklı mayın."
Defne’nin attığı adım havada asılı kaldı. Toprağın altındaki mekanizmanın o hafif, ölümcül tıkırtısını tam botunun tabanında hissetti. Vücudundaki bütün kanın çekildiğini, soğuk terin sırtından aşağı süzüldüğünü hissetti.
Göktuğ’un yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu. Bakışları Defne’nin ayağına kaydığında, göğsündeki nefes tıkandı. Dağda binlerce merminin arasına korkusuzca giren Yüzbaşı Göktuğ, ilk kez gerçek bir dehşetle yüzleşiyordu.
"Göktuğ..." dedi Defne, sesi güçlükle duyulacak kadar hafif bir fısıltıya dönüştü. "Ayağımın altında..."
"Kımıldama. Tek bir milim bile kıpırdama Defne," dedi Göktuğ. Sesi titriyordu ama adımları kararlı bir şekilde Defne’ye doğru ilerlemeye başladı.
"Yaklaşma komutanım!" diye bağırdı Samet. "Düzenek paslanmış veya çift kademeli olabilir, çok tehlikeli! Fünye uzmanını çağıralım!"
"Zamanımız yok Samet, toprak kazağım kadar gevşek, yük kayarsa patlar!" Göktuğ uyarıları hiçe sayarak Defne’nin tam önüne diz çöktü. Hücum yeleğinden kasatura bıçağını çıkardı.
"Göktuğ git..." dedi Defne, gözlerinden süzülen yaşlar yanaklarındaki barut lekelerini silerken. "Bırak uzman gelsin. Senin burada durman ikimizin de sonu olur. Lütfen geriye çekil..."
Göktuğ başını kaldırıp Defne’nin gözlerinin tam içine baktı. Gözlerindeki o amansız korkunun yerini, dağları eritecek kadar güçlü bir sadakat ve aşk almıştı. Bıçağın ucunu toprağa saplarken fısıldadı:
"Seni bu toprağın üzerinde tek başına bırakıp tek bir adım bile geriye atmam Defne. Ben sana bir söz verdim. Ya bu dağdan el ele çıkacağız ya da bu toprağın altına birlikte gireceğiz."
339 Kelime
Bölüm etkileşimi
