Gecemde Ay'ım Oldun kitap kapağı

32. bölüm / 34

Gecemde Ay'ım Oldun

31.Bölüm VE ARTIK BİZ

Vaveyla Yazarı: Lunorisolzey .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 31.Bölüm VE ARTIK BİZ

Dört Gün Sonra
Çatalımı yemek tabağının kenarına bırakıp arkama yaslandım.
Başımı kaldırıp babama baktığımda onun da sessizce oturduğunu gördüm.
Bugün beni istemeye geleceklerdi.
Alaz ve ailesi...
Düşündükçe yüzümde istemsiz bir gülümseme oluşuyordu.
Mutluydum.
Hem de çok.
“Ben dışarı çıkacağım,” dedim.
Turgut kaşlarını kaldırıp bana baktı.
“Gelmemi istemiyor musun?”
Başımı hayır anlamında salladım.
“Yok, yalnız çıkacağım.”
Masadan kalkıp odama doğru ilerledim.
Kapıyı kapatıp kilitledim.
Adriel'le buluşacaktık.
Giyinme odasına geçip üzerimdeki pijamaları çıkardım.
Bugün motorla gidecektim.
Altıma uzun, beyaz bir etek giydim. Üzerime lacivert, kare yaka bir crop giydim.

Topuklu ayakkabılarımı giyip makyaj masamın önüne oturdum.
Kirpiklerimi kıvırıp maskaramı sürdüm.
Saçlarım zaten hafif dalgalıydı. Fazla uğraşmadan öylece bıraktım.
Son olarak motorcu ceketimi üzerime geçirip çantamı ve kaskımı aldım.
Aşağı indiğimde,
“Çıkıyorum!” diye seslendim.
Cevap beklemeden kapıyı açıp dışarı çıktım.
Kapının önündeki güvenlikler kendi aralarında konuşuyorlardı.
Beni görünce hemen toparlandılar.
“Günaydın, Gökçe Hanım."
“Günaydın, Mustafa.”
Kısa bir selamlaşıp garaja geçtim.
Motoruma bindim.
Motoru çalıştırdığım anda çıkan ses garajın içinde yankılandı.
Kaskımı taktım ve yola çıktım.
---
Adriel'in evine geldiğimde motoru demir kapının önünde durdurdum.
Kapı açılınca içeri girdim.
Motoru arabalarının yanına park edip kaskımı çıkardım.
Saçlarımı ellerimle düzelttikten sonra kaskı yanıma aldım ve eve doğru yürüdüm.
Zile bastım.
Kimse açmadı.
Bir daha bastım.
Yine ses yoktu.
Evde olması gerekiyordu.
Çantamdan telefonumu çıkaracakken kapı bir anda açıldı.
Karşımda Adriel'in babasını görünce şaşırdım.
Onun hâlâ Rusya'da olduğunu sanıyordum.
“Gökçe,” dedi Rus aksanıyla.
“Sizin buraya geldiğinizi bilmiyordum.”
“Ben de yeni geldim.”
“Adriel nerede?”
“Buradayım.”
Adriel arkamızdan çıkageldi.
Babası ona kısa bir bakış atıp hiçbir şey söylemeden içeri geçti.
Adriel bana döndü.
“Pardon, zil sesini duymadım.”
“Sorun değil.”
İçeriden gelen sesleri duyunca kaşlarımı kaldırdım.
“İçeride birileri mi var?”
“Evet. Babamın Rus ortakları ve eşleri var.”
“Ben sonra gelirim o zaman.”
“Saçmalama. Gel, bir şey olmaz.”
Elimden tutup beni içeri çekti ve kapıyı kapattı.
Tam ilerleyecekken kolunu tuttum.
“Dur bir.”
Bana bakıp güldü.
“Ne oldu?”
Saçlarımı düzelttim.
“Oldu mu?”
Adriel baştan aşağı bana baktı.
“Olmamış”
“Kaskımı kafanda kırmak istemiyorum.”
“Tamam, olmuş.”
Elimdeki kaskı bırakmadan onunla birlikte salona doğru ilerledim.
Salona girdiğimiz anda adımlarım durdu.
İçerideki insanları tanıyordum.
Son toplantıda karşılaşmıştık.
Kadınlardan biri beni görünce şaşkınlıkla ayağa kalkacak gibi oldu.
“Gökçe Karahan?”
Hafifçe gülümsedim.
“Mila Petrova.”
Adriel ikimize bakıp şaşkın bir ifadeyle sordu:
“Tanışıyor musunuz?”
Başımı salladım.
“Evet.”
İçimden derin bir nefes aldım.
Son toplantıda üzerimde siyah bir takım vardı.
Baştan aşağı sert, mesafeli ve gücü temsil eden bir kadın görüntüsündeydim.
Şimdi ise önümde bambaşka bir Gökçe vardı.
Beyaz etek, lacivert crop, topuklu ayakkabılar...
Ve yüzümde saklayamadığım bir gülümseme.
Karşılarındaki koltuğa oturduk.
Bacak bacak üstüne atıp çantamı ve kaskımı yanıma bıraktım.
Mila bana bakıp gülümsedi.
“Çok güzel olmuşsun. Seni sonunda siyah kıyafet dışında bir renkle görebildik.”
“Teşekkür ederim.”
“Evleniyormuşsun.”
Gülümsemem büyüdü.
“Evet, evleniyorum.”
“Hayırlı olsun. Demek bunu söylemek de bize düşer.”
“Teşekkür ederim.”
Mila'nın yanında oturan eşiyle Adriel'in babası kendi aralarında konuşmaya devam ediyordu.
Ben de Adriel'e doğru eğildim.
“Akşam nişana katılacaksın, değil mi?”
“Tabii ki canım benim. Unutur muyum? Senin en güzel anında her anında yanında olacağım.”
Gülümsedim.
“İyi ki varsın.”
“Sende iyi ki varsın.”
Bir süre sonra Adriel bana bakıp kaşlarını kaldırdı.
“Sen niye hâlâ ceketini çıkarmadın?”
Üzerime baktım.
“Ay, unutmuşum.”
Adriel kahkahayla,
“Hava elli derece ve sen ceketi unutmuşsun,” dedi.
“Abartma.”
Ceketimi çıkarıp kaskımın yanına bıraktım.
Tam o sırada Mila konuştu.
“Aslında nişanlı olmasaydın Adriel'le çok yakışıyorsunuz.”
Biz daha bir şey diyemeden Açelya abla araya girdi.
“Onlar abi kardeş gibiler. Gökçe evli olmasa bile bence olmazdı.”
Başımı salladım.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
Adriel bir şeyler mırıldandı ama ne dediğini anlayamadım.
Ona döndüm.
“Bir şey mi dedin?”
“Hayır.”
Şüpheyle baktım ama üstelemedim.
“Akşam ne giyeceğin belli, değil mi?”
Omuz silkti.
“Sence ne giyebilirim?”
“Ha tamam, sus.”
Bıyık altından güldü.
Tam o sırada telefonum çaldı.
Çantamdan çıkarıp ekrana baktığımda yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.
Alaz 🌕
Telefonu açmadan önce ayağa kalktım.
“Pardon, buna bakmam gerek.”
Balkona çıktım.
“Alo?”
Karşıdan tanıdık sesi geldi.
“Güzelim.”
“Efendim?”
“Neredesin?”
“Dışarıdayım.”
“Yani nerede güzelim?”
Gülerek gözlerimi devirdim.
“Alaz, sen bana güvenmiyor musun?”
“Güveniyorum.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Ama güvenliğine de önem veriyorum.”
“Arkadaşımın evindeyim.”
“Kim?”
“Alper.”
Ses tonundaki değişikliği fark edince güldüm.
“Asıl sen neredesin?”
“Evdeyim.”
“Ne yapıyorsun?”
“Seni özlüyorum.”
Gülümsedim.
“Akşam görüşeceğiz zaten. Yoksa unuttun mu?”
“Nasıl unuturum? Gün, dakika, saniye sayıyorum. Seni bir an önce karım yapmak istiyorum.”
Kalbim hızlandı.
“Ben de hemen senin karın olmak istiyorum zaten.”
Karşı taraftan gülüşü geldi.
“Aşkım, ben şimdi kapatıyorum.”
“Tamam.”
“Kendine dikkat et, güzelim.”
“Sen de.”
Telefonu kapattım.
Bir süre ekrana bakıp öylece gülümsedim.
Sonra içeri döndüm.
---
Adriel'le birlikte bizim eve geldiğimizde nişan için son hazırlıklar yapılıyordu.
Adriel bir anda bana döndü.
“Gökçe.”
“Efendim?”
Her zamankinden farklı bir ciddiyetle baktı.
“Her zaman mutlu ol, tamam mı?”
Gülümsedim.
“Olur. Siz olduğunuz zaman ben hep mutlu olacağım.”
Tam o sırada yanımıza Turgut geldi.
“Hoş geldiniz.”
“Sağ ol, canım benim.”
Adriel'e dönüp,
“Alper,” dedim.
Turgut onunla selamlaştı.
Sonra hep birlikte salona geçip koltuklara oturduk.
İkisi de sessizdi.
Bir süre yüzlerine baktım.
Sonunda dayanamadım.
“Ya ben bugün istemeye geliyorlar diye heyecanlanıyorum, siz anca somurtuyorsunuz. İnsan biraz mutlu olur.”
Turgut bana baktı.
“Kızım, deli misin? Gidiyorsun diye üzülüyoruz zaten. Artık bir Karahan değilsin.”
Sözleriyle yüzümdeki gülümseme biraz duruldu.
"Evet, öyle düşününce kötü.”
Sonra gülümsedim.
“Ama kocamın soyadını almak kötü değil. Hem isterse onu da ismimin yanına alırım. Olur mu?”
Adriel kahkaha attı.
“Gökçe Hilal Karahan Yalçın.”
Turgut da başını salladı.
“Şiir gibi. Maşallah.”
İkisine birden baktım.
“Ya ben niye ikinizi yan yana getirdim ki? İki zorba birleşmiş, beni zorbalıyor.”
İkisi de gülmeye başladı.
Tam o sırada babam ve çocuklar içeri girdi.
Işıl beni görür görmez yanıma koşup boynuma sarıldı.
Yanağından öptüm.
“Neredeydiniz siz?”
“Parktaydık,” dedi Ateş.
Işıl'ı kucağımdan indirip Ateş'i kucağıma aldım.
“Ateş, ne oldu?”
Başını omzuma yasladı.
“Gidiyorsun.”
Yüzündeki ifadeyi görünce içim burkuldu.
“Temelli gitmiyorum ki. Siz istediğiniz zaman yanıma gelebilirsiniz.”
“İnanmıyorum."
Kucağımdan inip arkasını döndü ve uzaklaştı.
Arkasından bakarken içimden derin bir nefes aldım.
Bu evden ayrılmak...
İlk kez gerçekten zor gelmişti.
---
Saatler geçmişti.
Akşam olmuştu.
Alaz ve ailesinin yaklaşık iki saat sonra kapımızda olacağını biliyordum.
Çok heyecanlıydım.
Dolabımı açıp elbisemi dikkatlice çıkardım.
Bu gece her şeyi kendim yapmak istiyordum.
Makyajımı da saçımı da...
Masaya oturup malzemelerimi önüme dizdim.
Mavi gözlerimi ortaya çıkaran bir makyaj yaptım.
Gözlerim ilk defa bu kadar güzel parıldıyor gibiydi.
Ten makyajımı da tamamladıktan sonra saçlarıma geçtim.
Sade ama güzel bir model yaptım.

Aynaya baktığımda bir saatlik emeğimin karşılığını aldığımı düşündüm.
Arkamı dönüp elbiseme baktım.
Sade ve şıktı.
Tam istediğim gibiydi.
Kapım tıklandığında aynadan gözlerimi ayırıp kapıya döndüm.
“Gel.”
Kapı açıldı.
İçeri Turgut girdi.
Üzerindeki takım elbisenin içinde oldukça şık görünüyordu.
Bana birkaç saniye baktı.
“Gökçe…”
“Güzel olmuş muyum?”
Turgut başını iki yana salladı.
“O kadar güzel olmuşsun ki bizim Gökçe bu muydu diye düşünüyorum.”
Güldüm.
“Abartma ya.”
“Alaz'ı şimdi daha iyi anladım.”
“Ben de umay'ı anlıyorum artık.”
Turgut ellerini saçlarına götürüp hafifçe düzeltti.
“Aşağıya inelim mi?”
“Tabii.”
Topuklu ayakkabılarıma baktım.
Sonra aynadaki halime.
Alaz'la aramızdaki boy farkı zaten fazlaydı.
Topuklular biraz olsun kurtarıyordu.
“En azından birkaç santim kazandım,” diye mırıldandım.
Turgut güldü.
“Sen yine de ona yetişemezsin.”
“Biliyorum."
Birlikte aşağı indik.
Merdivenlerden inerken bütün gözlerin üzerime çevrildiğini fark ettim.
Neva, Açelya abla ve herkes buradaydı.
Ama benim gözlerim yalnızca babamı arıyordu.
Onu gördüğüm anda yürüyüşümü hızlandırdım.
Babam bana doğru geldi.
“Kızım…”
“Babam.”
Kollarının arasına girip ona sıkıca sarıldım.
O da beni kendine çekti.
Bir süre öylece kaldık.
Ayrıldığımızda gözlerim çocuklara takıldı.
“Abla, peri gibi olmuşsun,” dedi biri.
Gülümsedim.
“Sen de çok güzel olmuşsun, ablam.”
Sonra Ateş'e doğru kollarımı açtım.
İlk başta bana gelmedi.
Arkasındaki Adriel'e hafifçe dokundu.
Adriel ona bir şeyler fısıldadı.
Sonunda bana doğru geldi.
Onu kucağıma alıp sıkıca sarıldım.
Ve sonunda evden çıktık.
Ben, babam ve çocuklarla birlikte gidecektim.
Diğerleri kendi arabalarıyla gelecekti.
---
Sonunda mekâna gelmiştik.
Mekân tam istediğim gibiydi.
Sade, şık ve ferahtı.
Neva yanıma geldi.
Çok şık olmuştu.
“Neva, makyajım bozulmamış, değil mi?”
Bana dikkatlice baktı.
“Hayır, gayet güzel.”
Aynaya dönüp kendime baktım.
Gerçekten güzeldim.
Bunu ilk kez kendime itiraf edebiliyordum.
Nevada benim kadar güzeldi.

Derin bir nefes aldım.
Tam o sırada dışarıdan araba sesleri geldi.
Başımı kapıya çevirdim.
“Geldiler.”
Neva koluma girdi.
“Sakin ol.”
“Sakinim.”
Ama kalbim benimle aynı fikirde değildi.
O kadar hızlı atıyordu ki sesini duyabileceğimi sanıyordum.
Bir süre sonra kapı çaldı.
Herkes benim yanımda dizildi.
Bir kez daha zil sesi duyuldu.
Elimi kapının koluna götürdüm.
Ve kapıyı açtım.
Karşımda Alaz vardı.
Kalbimin sahibi.
Evim.
Yuvam.
Huzurum.
Güvendiğim adam.
Alaz...
Siyah smokinin içinde her zamankinden daha yakışıklı görünüyordu.
Yeşil gözlerine baktığım anda bütün sesler sanki bir anlığına sustu.
Gözlerindeki bakış yalnızca bana aitti.
Alaz'ın Ağzından
Zile basmadan önce bir kez daha arkamı döndüm.
“Saçım düzgün, değil mi?”
Ayaz bana bakıp iç çekti.
“Abi, bu soruyu bin kere sordun. Ben de bin kere düzgün dedim.”
“Sus lan.”
Sonra Umay'a döndüm.
“Güzelim, düzgün değil mi?”
Umay gülerek başını salladı.
“Evet abicim. Çok yakışıklısın.”
O da çok güzel olmuştu.
Hafif sarı saçları giydiği kıyafetle daha da belirginleşiyordu.

“Tamam.”
Derin bir nefes aldım.
Elimde Gökçe'nin en sevdiği çiçekler vardı.
Zile bastım.
Kapı açıldığında...
Karşımda Gökçe vardı.
Benim Gökçem.
Benim güzelim.
Mavi gözleri ışıldıyordu.
Bir an ne diyeceğimi unuttum.
Gözlerimi ondan alamıyordum.
Arkadan gelen çıtırtıyla dönüp Demir'e baktım.
“Ne yapıyorsun?”
“Kardeşim, hadi artık.”
“Doğru.”
Tekrar Gökçe'ye döndüm.
Yanına gidip elimdeki çiçekleri ona uzattım.
“Bunlar senin.”
Çiçekleri alırken yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
Sonra ona sarıldım.
“Çok güzel olmuşsun.”
Kulağına fısıldadığımda kollarını bana doladı.
Bir süre sonra ayrıldık.
Gözlerim hemen babasına kaydı.
Elini öptüm.
Turgut, Alper, çocuklar ve Neva dışında diğerlerini çok tanımıyordum.
İçeriden biri,
“Buyurun, salona geçelim,” dedi.
Hep birlikte içeri girdik.
Güzel bir mekân seçmişlerdi.
Herkes yerlerine geçerken bizim için ayrılan yere oturdum.
Bir süre sonra Gökçe yanıma geldi.
İlk baktığım kişi yine o oldu.
Gözlerimiz buluştuğunda bana gülümsedi.
Ellerine baktım.
Titriyordu.
Çok heyecanlıydı.
Ben de en az onun kadar heyecanlıydım.
---
Gökçe kahveleri yapmak için yanımızdan ayrılmıştı.
Tam o sırada Ateş yanıma geldi.
“Siz şimdi ablamla evleneceksiniz, değil mi?”
“Evet.”
Kaşlarını çattı.
“Evlenmesen?”
Ne diyeceğimi bilemedim.
Sonra sessizce ekledi:
“O da annem gibi gitsin istemiyorum.”
Boğazım düğümlendi.
Bir an cevap veremedim.
Sonra onun gözlerinin içine baktım.
“Gökçe benim yanımdayken hep güvende olacak. Korkma.”
Ateş bir süre yüzüme baktı.
Sonra başını salladı.
“Tamam.”
İçimden derin bir nefes aldım.
Gökçe'nin sadece sevgilim değil, ailesinin bir parçası olduğunu o an bir kez daha anlamıştım.
---
Gökçe'nin Ağzından
Neva yanıma gelmiş, bana yardım ediyordu.
Kahveleri büyükler için o yapacaktı. Ben ise sadece Alaz'ınkini hazırlayacaktım.
“Hazır mı?”
“Hazır,” dedi.
Kahveleri tepsilere koyduğunda yarısını o aldı, diğer yarısını da ben aldım.
İçeri girdiğimizde kahveleri büyüklere dağıttık.
Ben ise herkesin kahvesini bırakıp tekrar mutfağa geçtim.
Elim ayağım birbirine girmişti.
Sonunda kahvesini hazırladım.
Fincana koyup üzerine biraz tuz attım.
Tepsiyi elime alıp salona geri döndüm.
Alaz'ın önüne geldiğimde sadece bana bakıyordu.
Fincanı önüne bıraktım.
“Buyur.”
Hiçbir şey söylemeden fincanı eline aldı.
Ben de hemen geri dönüp yerime oturdum.
Tepsinin üstünr bir kırmızı gül koydu.
Ona baktım ve gülümsedim.
Alaz kahvesinden bir yudum aldı.
Göz ucuyla onu izliyordum.
Hiçbir tepki vermedi.
İkinci yudumu da aldı.
Gerçekten içiyor.
Gülümsememi zor tuttum.
Alaz gözlerini kaldırıp bana baktı.
Sanki ne yaptığımı anlamış gibi hafifçe gülümsedi.
Kahvesini bitirip fincanı masaya bıraktı.
Tam o sırada babası öne doğru eğildi.
“Ee…”
Herkes ona döndü.
Alaz'ın annesi gülerek,
“Ee ne?” diye sordu.
Babası boğazını temizledi.
“Şimdi asıl meseleye geçelim.”
Neva hemen yanıma sokuldu.
“Başlıyor.”
Dirseğimle ona hafifçe vurdum.
“Sus.”
Alaz'ın babası babama döndü.
“Biz bugün buraya güzel bir kahve içmeye geldik ama…”
Bir an durdu.
“Sonrasında oğlumuzun gönlündeki kızı da istemeye geldik.”
Salondakiler gülümserken ben utançtan başımı önüme eğdim.
Alaz'ın babası devam etti.
“Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle kızınız Gökçe'yi oğlumuz Alaz'a istiyoruz.”
Kalbim bir anda daha hızlı atmaya başladı.
Bakışlarım babama döndü.
Babam önce bana, sonra Alaz'a baktı.
Ardından gülümseyerek Alaz'ın babasına döndü.
“Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle biz de kızımızı Alaz'a vermeye razıyız.”
Bir anda herkes gülümsemeye başladı.
Alaz bana baktı.
Yüzündeki gülümsemeyi görünce ben de istemsizce gülümsedim.
Neva yine kulağıma eğildi.
“Gül biraz.”
“Sus.”
“Yüzün kıpkırmızı oldu.”
“Neva!”
Hafif gülümsedi.
Ben de daha fazla dayanamayarak güldüm.
Alaz bana doğru eğildi.
“İyi misin?”
“Çok heyecanlıyım.”
“Ben de.”
“Sen hiç belli etmiyorsun.”
Alaz dudaklarının kenarını kaldırdı.
“İçimden halay çekiyorum.”
"Burdan sonra evimize mi gitsek?"
"Bizim evimiz mi var?"
"Benim evim artık bizim vimiz be güzelim"
Gülmemek için başımı önüme eğdim.
Tam o sırada nişan tepsisi getirildi.
Üzerinde iki yüzük ve kırmızı kurdele vardı.
Alaz ayağa kalkıp elini bana uzattı.
Ben de elini tuttum.
Yüzükler parmaklarımıza takıldı.
Kurdele kesildiğinde salondan alkış sesleri yükseldi.
Alaz elimi kaldırıp yüzüğüme baktı.
Sonra gözlerini bana çevirdi.
“Artık nişanlım oldun.”
Gülümsedim.
“Öyle görünüyor."
“Görünmüyor,” dedi, gözlerini benden ayırmadan. “Öyle.”
Yüzümdeki gülümsemeyi saklamaya çalışırken başımı önüme eğdim.
Alaz biraz eğilip kulağıma fısıldadı.
“Bu arada…”
“Ne?”
“Kahve güzeldi.”
Bir an ona baktım.
“Gerçekten mi?”
Dudaklarının kenarı kıvrıldı.
“Evet.”
İçimden rahat bir nefes verdim.
“İyi bari."
“Gerçi…”
Kaşlarımı çattım.
“Gerçi ne?”
“Biraz fazla tuzluydu.”
Gözlerim büyüdü.
Alaz kahkaha atmaya başladı.
"İtirazın mı var?"
"Adla senin elinden zehir olsa bile içerim"dedi
“Ee bir şey deseydin alırdım?”
“Dedim ya güzelim senin elinden zehir bile olsa içerim"dedi.
"Deme öyle"dedim.
"Karım nasıl isterse"dedi.
Gülerek elimi tuttu.
“O zaman evimizde Bir daha yaparsın.”
“Bir daha mı?”
“Evet.”
“Bu sefer şeker koyarım.”
“Sen yap, ben yine içerim.”
Ona bakıp gülümsedim.
Etrafımızda ailelerimiz bizi tebrik ederken Alaz'ın eli hâlâ elimdeydi.
O an bütün sesler sanki biraz uzaklaştı.
Parmağımdaki yüzüğe baktım.
Sonra Alaz'a.
Alaz yanımdaydı.
Ailelerimiz yanımızdaydı.
Ve ben...
Hayatımın en güzel gecelerinden birinin tam ortasındaydım.
Artık gerçekten nişanlıydık..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 11beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18