Gecemde Ay'ım Oldun kitap kapağı

27. bölüm / 34

Gecemde Ay'ım Oldun

26.Bölüm KALBİME GELEN MİSAFİR

Vaveyla Yazarı: Lunorisolzey .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 26.Bölüm KALBİME GELEN MİSAFİR

Arabayı evin önüne park ettiğinde ikimiz de birkaç saniye konuşmadık.
Sol elimin yüzük parmağındaki yüzüğe baktım.
Ay ışığı pırlantanın üzerine vuruyor, küçücük ışıklar çıkarıyordu.
Alaz bana en sevdğiğim çiçek olan lilyum almıştı.
Hâlâ gerçek gibi gelmiyordu.
Alaz motoru susturup bana döndü.
"...Ne düşünüyorsun?"
Derin bir nefes verdim.
"Mutlu olmanın bu kadar korkutucu olduğunu bilmiyordum."
Gülümsedi.
"Niye korkutucu?"
Başımı cama yasladım.
"Çünkü... kaybetmekten korkuyorum."
Arabadan indi.
Kapımı açtı.
Elini bana uzattı.
"Gel."
Elini tuttum.
Parmaklarımız birbirine kenetlendi.
Arkama dönüp çiçeğimi be çantamı alamaya çalıştım ama ikisini aynı anda tamamlayacağım anlayınca uzanıp elimden lilyum buketin aldı.

Asansöre kadar tek kelime konuşmadık.
Kapıyı açıp içeri girdiğimizde ev loştu.
Sadece salonun lambası yanıyordu.
Alaz ayakkabasını ben ise topuklu ayakkabılarımı çıkardıktan sonra salona geçtik.
Ben hâlâ yüzüğe bakıyordum.
Alaz ile salona girdik çiçeği koltupun üstüne bıraktı.
Sessizlik ikimizin de hoşuna gidiyordu.
Bir süre sonra yanıma oturdu.
"Bana bak."
Başımı kaldırdım.
Yüzümün iki yanını ellerinin arasına aldı.
"Gökçe..."
"Söyle."
"Bugün sana sadece evlenme teklif etmedim."
Kaşlarımı çattım.
"Ne nasıl etmesdin aptal?"
"Hemen yükselme bi beni dinke"
"He tamam dinliyom"
"Bugün sana bir söz verdim."
"Nasıl bir söz?"
"Ne olursa olsun yanında olacağıma dair."
Nedensizce hemen gözlerim dolmaya başladı.
"Ben bazen çok zor bir insan oluyorum."dedim
"Biliyorum."
"Bazen geceleri kabus görüyorum."
"Biliyorum."
"Annemi unutamıyorum."
"Unutma zaten."
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
"Unutursan üzülürüm."
"Neden?"
"Çünkü seni sen yapan şeylerden biri annen."
Bir damla yaş yanağımdan süzüldü.
Parmağıyla gözyaşımı sildi.
"Ben annenin yerini doldurmaya çalışmayacağım."
"..."
Sessiz kaldım.
"Ama sana söz veriyorum..."
"Her düştüğünde seni kaldıracağım."
"Her ağladığında yanında olacağım."
"Ve sen istemediğin sürece elini asla bırakmayacağım."
Artık kendimi tutamıyordum.
Boynuna sarıldım.
O da beni sımsıkı sardı.
Kalbinin ritmini duyabiliyordum.
O an...
+18 uyarı!!!
Yıllardır ilk defa gerçekten güvende hissediyordum.
Uzun süre birbirimizden ayrılmadık.
Ayrıldıktan sonra dudağına yapıştım akşamdan beri zor tutuyordum kendimi.
Biz birbirimizi tutku ile arzuluyorduk.
Dışarıda sessizce yağmur başlamıştı.
Ayağa kalktık.
Onun eli belimde kenetli şekildeydi, benim ellerim onun saçlarında ,gözlerinde.
Pencerenin önüne doğru ilerledik.
Dışarda yağan yağmurun sesi ve bizim sessiz iniltilerimiz sessiz bir melodi olmuştu.
Eli kıyafetimin fermuarına gitti.
Geri itmedim çünkü onu istiyordum.
Fermuarını yavaşca açıyordu.
Beni deli etmeye çalışıyordu.
Ve etmişti.
Benim ellerim boynundan ceketine gitti ceketinin düğmelerini açtım.
Ona göre hızlı davranıyordum.
Bu sürede dudaklarımız birbirinden asla kopmamıştı.
Fermuarını açtıktan sonra kıyafeti omuzlarımdan düşürüp çıkardım.
Utanmıyorum çünkü evleniyordum çok saçmaydı belki ama ne olucaktıkı.
Alazın içine giydiği atlet tarzı tişortu çıkarıp fırlattım.
Ayaklarımız yatak odasına doğru gidiyordu.
Elleri kalçalarıma doğru iniyordu.
Aceleci değil ama yavaş yavaş hareket ediyordu.
Beni kucağına aldığında ayaklarım yerden kesildi.
Yatağa bıraktığında yatağın yumuşak yüzüne kendimi bıraktım.
Üstümde sadce iç çamaşırlarım vardı.
Alaz bana doğru yaklaşıp üzerime eğildi.
Eli ile yatakdan destek alırken eli beni araştırmaya başlamıştı.
Belime dokunuyor.
Bacakalarımı elliyor.
Bi an ayrıldığımızda ikimizde nefes nefese kalmıştık.
"Alaz..."
"Efendim?"
"Annem yıllar önce bana bir şey söylemişti."
"Neydi?"
"'Ruhunda beni taşıma... Git ve ayını bul.'"
Gülümsedi.
"Peki..."
"Bulmuş muyum?"
Yüzüne baktım.
Ay ışığı gözlerine vuruyordu.
"Evet."
"Sen benim ayımsın."
Alaz gözlerini kapattı.
Dudaklarıma yavaşça bir öpücük kondurdu.
"Sen de benim eve dönebileceğim tek yersin."
Onu kenime doğru yaklaştırıp dudaklarına kapandım.
Elleri sütyenimin arkasına gitti.
Düğmelerini yavaşaca açıp kollarımdan çıkardı.
Göğüslerimin çıplaklığı alaz'ı daha çok tutku ve arzu kalıyordu..
.....
Sabah gözlerimi yavaşça açtım.
Perdenin arasından süzülen güneş ışıkları odanın içine yayılmıştı.
Birkaç saniye nerede olduğumu anlayamadım.
Sonra başımı hafifçe çevirdim.
Alaz yanımda uyuyordu.
Yüzündeki huzurlu ifadeye bakarken istemsizce gülümsedim.
Dün gece...
Yüzük...
Evlilik teklifi...
Hepsi gerçekti.
Sol elimi kaldırıp yüzüğe baktım.
Parmağımda duruyordu.
İçim istemsizce ısındı.
Tam kalkacakken Alaz kolunu belime doladı.
"Nereye?" dedi uykulu bir sesle.
Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
"Günaydın."
Gözlerini aralayıp bana baktı.
"Günaydın... Neden bu kadar erken uyandın?"
"Bugün sağlık kontrolüm var."
Bir anda doğruldu.
"Doğru."
Başımı salladım.
"PÖH için."
Yüzümde istemsiz bir heyecan oluştu.
"İnşallah her şey yolunda gider."
Alaz elimi tuttu.
"Gidecek."
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü sen vazgeçmeyen birisin."
Sessizce ona baktım.
Beni benden daha çok tanıyordu.
Bir süre öylece birbirimize baktık.
Sonra alnıma küçük bir öpücük kondurdu.
"Hadi hazırlan."
"Sen de gel."
"Gelmez olur muyum?"
Gülümseyerek yataktan kalktım.
...
Hazırlandıktan sonra mutfağa geçtik.
Ama ben hazırlananmaıştım burada giyicek hiçbir şeyim yoktu hü yüzden eve gidicektim.
Alaz kahvaltıyı çoktan hazırlamıştı.
Masada sıcak çay, omlet, peynir, zeytin ve simit vardı.
"Ne zaman yaptın bunları?"
"Sen hazırlanırken."
"Ben de yardım ederdim."
"Bundan sonra ömür boyu yardım edeceksin zaten."
Yüzüm kızardı.
"Şimdiden alışma."
Gülerek sandalyemi çekti.
"Buyurun nişanlı hanım."
Bu kelimeyi duyunca yine utandım.
"Nişanlı..."
"Kulağa güzel geliyor."
"Çok."
Birlikte kahvaltı ettik.
Ara ara birbirimize bakıp gülümsüyorduk.
Hiç konuşmasak bile o sessizlik huzur veriyordu.
Kahvaltı bitince masayı topladık.
"Alaz benim buarada giyicek hiçbirşeyi yok bu yüzden eve gidip üstümü değiştirmem gerek"
"Olur ama babana herşeyi diyicekmisin şimdi"
"Heralde evet o daha benim sınavım kazandığımı bile bilmiyor"
"Tamam o zaman "dedi.
Evden çıktığımızda eli elimde kenetliydi.
Elimizi kaldırıp baktım.
"Yüzüğümü ne güzelmiş"
"Hiçbirşey senden güzel olamaz"dedi.
Saçlarımdan öptü.
Arabaya gelince binip evden uzaklaştık.
...
Eve geldiğimizde arabadan inmeden önce bakıştık.
"Gidiyorum "
"Bekliyorum hazırlanınca yaz "
Kafa sallayıp arabadan indim .
Eve doğru yürüyup içeri girdim.
İçeri girer girmez Ateş üzerime atladı.
"Abla geldiii!"
Kucağıma alıp etrafımda döndürdüm.
"Özledin mi beni?"
"Çooook."
Işıl da yanıma koştu.
"Ben de!"
İkisini de öptüm.
Tam o sırada babam salondan çıktı.
"Geldin mi kızım?"
"Geldim."
Yüzüme dikkatlice baktı.
"Bir şey olmuş."
Şaşkınlıkla güldüm.
"Bu kadar belli mi?"
"Sen çocukluğundan beri mutlu olunca gözlerin parlar."
Boğazım düğümlendi.
Elimdeki dosyayı kaldırdım.
"Baba..."
"N'oldu?"
"PÖH sınavına girmiştim ya ben onu geçtim ve şimdş sağlık kontrolüne gidicem."
Babam birkaç saniye bana baktı.
Sanki duyduklarına inanamamıştı.
"Ne dedin sen?"
"Başardım."
"Sınavı geçtim "
"Bütün emeğimin karşılığını aldım."
Bir anda yanıma geldi.
Dosyayı elimden aldı.
Tek tek sayfaları inceledi.
Sonra gözleri doldu.
Bir anda bana sarıldı.
Sımsıkı...
"Kızım..."
"Sen başardın."
İlk defa babamın sesinin titrediğini duyuyordum.
"Seninle gurur duyuyorum."
Ben de ona sarıldım.
"Teşekkür ederim baba."
Bir süre öylece kaldık.
Ateş ve Işıl ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Babam diz çöktü.
"Ablanız hayalini gerçekleştirdi."
Ateş alkışlamaya başladı.
"Ben demiştim zaten!"
Işıl da abisine katıldı.
"Benim ablam çok güçlü."
Gülmeye başladım.
Babam gözyaşlarını gizlemek için arkasını döndü.
Sonra bana baktı.
"Bir haberin daha vardı galiba."
Şaşırdım.
"Nereden bildin?"
"Bugün yüzünde iki mutluluk var."
Utandım.
"Baba..."
"Hı?"
"Alaz..."
Babam dikkat kesildi.
"Dün akşam bana evlenme teklif etti."
Salonda sessizlik oldu.
Babam uzun süre konuşmadı.
Sonra yavaşça gülümsedi.
"Cevabın ne oldu?"
Parmağımdaki yüzüğü gösterdim.
"Galiba belli oluyor."
Babam gülerek başını salladı.
"Mutlu musun?"
"Hem de çok."
"Öyleyse benim diyecek hiçbir şeyim yok."
Bir adım atıp alnımdan öptü.
"Allah mutluluğunuzu daim etsin."
Tam o sırada telefonum çaldı.
Arayan Alaz'dı.
Telefonu açtım.
"Alo."
"Hazırmısın ?"
"Hayır."
"Tamam ama ben ailemle konuştum."
"Evet"
"Akşam, ailem ile birlikte size geleceğiz."
Kalbim yeniden hızlandı.
"Bu kadar çabuk mu?"
"Gecikmek istemedik. "
"Ailelerimiz tanışmalı bence biran önce."
İstemsizce gülümsedim.
"Tamam bize uygun."
Telefon kapandı.
Babam merakla bana baktı.
"Ne dedi?"
"Akşam geliyorlar."
"Seninle tanışmaya...""
Babam derin bir nefes aldı.
Demek ki artık...
Bu evde yeni bir hikâye başlayacaktı.
......
Odama çıkıp üstümü değiştirdim.
Altıma koyu mavi baggy üstğmede beyaz badi giymiştim.
Çantamı alıp aşağıya indim.
Evden çıktıktan sonra alaz'ın yanına doğru yürüdüm.
Kapıyı açıp arabaya girince bana bakıyordu.
"Noldu"dedim.
"Hiç "
"Doğruyu söyle"
"Sen ile ilk tanıştığımızda böyle olucağımızı söyleselerdi daha önce seni bulurdum."
Gülümseyerek arkama yaslandım.
.....
Yaklaşık kırk dakika sonra hastanenin önüne geldik.
Arabadan inerken içime yine heyecan doldu.
Ya kazanamazsam?
Ya bir sorun çıkarsa?
Alaz bunu anlamış olacak ki elimi tuttu.
"Gökçe."
Ona baktım.
"Bugün korkma."
"Ya olmazsa?"
"Olacak."
"Ya..."
Sözümü keserek iki elini omuzlarıma koydu.
"Bugüne kadar neleri atlattığını biliyorum."
"Gözünün önünde anneni kaybettin."
"Defalarca ölümle burun buruna geldin."
"Yıkıldın."
"Ama ayağa kalktın."
"Şimdi mi pes edeceksin?"
Başımı iki yana salladım.
"Hayır."
"Güzel."
Elimi öptü.
"Git."
"Ben burada seni bekleyeceğim."
Derin bir nefes aldım.
Kapıya doğru yürürken arkamı döndüm.
Alaz hâlâ bana bakıyordu.
Gülümsedi.
Ben de ona gülümsedim.
Sonra hastanenin kapısından içeri girdim.
Bugün...
Hayatımın en önemli günlerinden biri başlıyordu.
....
Hastanenin kapısından içeri girdiğimde kalbim sanki göğsümden çıkacak gibiydi.
Derin bir nefes alıp danışmaya yaklaştım.
"Merhaba."
Görevli kadın bilgisayarından başını kaldırdı.
"Buyurun."
"Özel Harekât sağlık kontrolü için gelmiştim."
Kimliğimi uzattım.
Bilgisayarda birkaç dakika işlem yaptıktan sonra başını kaldırdı.
"Gökçe Hilal Karahan?"
"Evet."
"Üçüncü kata çıkıyorsunuz. Tüm branşlardan tek tek geçeceksiniz. Son olarak heyet doktoruna gireceksiniz."
"Teşekkür ederim."
Asansöre binip üçüncü kata çıktım.
Koridor tamamen benim gibi adaylarla doluydu.
Burası özel olarak yapılmış bir hastaneydi.
Etrafıma baktığımda.
Kimisi heyecanlıydı.
Kimisi sessizce dua ediyordu.
Elimdeki dosyaya baktım.
Bugün her şey belli olacaktı.
...
İlk olarak kan verdim.
Ardından idrar tahlili...
Sonra göz muayenesi.
Doktor ışığı gözüme tutarken konuştu.
"Harfleri okuyabilir misiniz?"
Hepsini tek tek okudum.
"Gözleriniz gayet iyi."
Teşekkür edip çıktım.
Ardından kulak, burun, boğaz...
Ortopedi...
Kardiyoloji...
Akciğer filmi...
Saatler ilerledikçe yorgunluğum artıyordu.
Ama içimdeki umut hiç azalmıyordu.
...
Son olarak psikiyatri odasının önüne geldim.
İçeri girdiğimde orta yaşlı bir doktor beni karşıladı.
"Oturabilirsiniz."
Sandalyeye oturdum.
Dosyama uzun uzun baktı.
"Gökçe..."
"Evet."
"Geçmişte ağır travmalar yaşamışsınız."
Bir an sustum.
"Evet."
"Bunların sizi mesleğinizde etkileyeceğini düşünüyor musunuz?"
Annem geldi aklıma.
Büyükbabam...
Kaybettiklerim...
Hepsi bir an gözlerimin önünden geçti.
Sonra başımı kaldırdım.
"Hayır."
"Neden?"
"Çünkü acılarım beni zayıflatmadı."
"Aksine..."
"Daha güçlü olmayı öğretti."
Doktor birkaç saniye bana baktı.
Sonra dosyayı kapattı.
"Başarılar diliyorum."
Teşekkür edip dışarı çıktım.
...
Artık sadece heyet odası kalmıştı.
Koridorda yaklaşık yarım saat bekledim.
Kapı açıldı.
"Gökçe Hilal Karahan."
Ayağa kalkıp içeri girdim.
Uzun masanın etrafında oturan doktorlar dosyamı inceliyordu.
İçlerinden biri gözlüğünü çıkarıp bana baktı.
"Tüm muayeneleriniz tamamlandı."
"Evet efendim."
"Herhangi bir sağlık engeliniz bulunmuyor."
Kalbim hızlandı.
Bir saniye sonra söylediği cümleyle dünya durmuş gibiydi.
"PÖH adaylığı için sağlık kurulundan başarıyla geçtiniz."
Bir an nefes alamadım.
"...Gerçekten mi?"
Doktor hafifçe gülümsedi.
"Tebrik ederiz."
"Sağlık açısından göreve uygunsunuz."
Dudaklarım titredi.
"Teşekkür ederim..."
Dosyamı alıp odadan çıktım.
Kapı kapanır kapanmaz gözlerim doldu.
Aylarca verdiğim emek...
Sabahlara kadar çalıştığım günler...
Hepsi karşılığını bulmuştu.
Titreyen ellerimle telefonumu çıkardım.
İlk aradığım kişi Alaz oldu.
Telefon ikinci çalışta açıldı.
"Gökçe?"
Sesim heyecandan titriyordu.
"Alaz..."
"Ne oldu?"
"Kazandım..."
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra onun kahkahasını duydum.
"Ben sana demedim mi?"
"Gökçe Hilal Karahan..."
"Sen yaparsın."
Gözümden yaşlar süzülmeye başladı.
"Başardım..."
"Seninle gurur duyuyorum."
"Çok..."
O an bütün yorgunluğum gitmişti.
Kapıdan dışarı çıktığımda Alaz beni bekliyordu.
Beni görür görmez ayağa kalktı.
Koşarak yanına gittim.
Hiç düşünmeden boynuna sarıldım.
"Başardım Alaz..."
Kollarını sıkıca belime doladı.
"Senin başaracağına en başından beri inanıyordum."
Yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Bugün hayallerine bir adım daha yaklaştığın gün."
Gözlerimin içine bakarak gülümsedi.
"Ve bu akşam..."
"Daha güzel bir gün olacak."
Kaşlarımı kaldırdım.
"Neden?"
Gizemli bir şekilde gülümsedi.
"Çünkü bu akşam ailelerimiz tanışacak."
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Heyecanlandın mı?"
Derin bir nefes verdim.
"Operasyona girmekten daha çok..."
...
Öğleden sonra bütün konakta tatlı bir telaş başlamıştı.
Alaz beni eve bırakıp gitmişti.
Mutfaktan yemek kokuları geliyordu.
Hizmetliler sofrayı hazırlıyordu.
Ben ise odamın camının önünde durmuş bahçeyi izliyordum.
Kapı çalındı.
"Gel."
İçeri Turgut girdi.
Kapıyı kapatıp bana baktı.
"Heyecanlısın."
"Çok belli oluyor mu?"
"Sen çocukken de heyecanlanınca pencerenin önünde dururdun."
Gülümsedim.
"Hâlâ değişmemişim."
"Değişmişsin."
Başımı çevirdim.
"Nerem değişmiş?"
"Eskiden gözlerinde sadece hüzün vardı."
"Şimdi umut da var."
Sessiz kaldım.
Turgut cebinden küçük bir kutu çıkardı.
"Bunu Alaz'a ver."
Kutuyu alıp baktım.
"Bu ne?"
"Aile yadigârı."
"Deden yani büyükbaban bana vermişti."
"Şimdi ben de Alaz'a vereceğim."
"Neden?"
"Çünkü seni emanet edeceğim adamın bunu taşımasını istiyorum."
Boğazım düğümlendi.
Hiçbir şey diyemedim.
Sadece sarıldım.
"Kardeşim..."
"Mutlu ol yeter."
Turgut her zaman bir abi gibiydi.
...
Saatler akşamı gösterdiğinde hazırlanmak için dolabımın önüne geçtim.
Uzun, sade ama zarif tozpembe rengi bir elbise giydim.

Saçlarımı hafif dalgalı bıraktım.
Boynumda Ay kolyem ve kalpli kolyem vardı.
Parmağımda Alaz'ın taktığı yüzük...
Aynaya baktığımda kendimi uzun zaman sonra ilk kez gerçekten mutlu gördüm.
Tam o sırada aşağıdan kapı zilinin sesi duyuldu.
Kalbim hızlanmaya başladı.
Derin bir nefes aldım.
"Başlıyor..."
Ve merdivenlere doğru yürüdüm.
Aşağıda beni bekleyen sadece misafirler değildi...
Belki de hayatımın en güzel başlangıcıydı.
...
Merdivenlerden yavaşça inmeye başladım.
Her adımda kalbim biraz daha hızlanıyordu.
Salondan konuşma sesleri geliyordu.
Babam çoktan kapıyı açmıştı.
En son basamağa geldiğimde derin bir nefes aldım ve salona girdim.
İlk gördüğüm kişi Alaz oldu.
Krem rengin takım elbisesinin içinde her zamanki gibi çok şıktı.
Elinde toz pembe lilyumlardan oluşan büyük bir buket vardı.
Beni gördüğü anda konuşmayı bıraktı.
Yeşil gözleri gözlerime kilitlendi.
Ben de ona bakıyordum.
Sanki salondaki onlarca insan bir anda yok olmuştu.
Sadece ikimiz vardık.
Alaz'ın yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Ben de gülümsememe engel olamadım.
Babam boğazını temizledi.
"Gökçe..."
Kendime gelip misafirlerin yanına doğru yürüdüm.
Önce Alaz'ın babasının elini öptüm.
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk kızım."
Sonra annesine döndüm.
Annesi defne çok tatlı nir kadındı.
Alaz'ın evine hittiğim bir gün karşılaşmıştık.
Hoş bir tebessümle bana sarıldı.
"Sonunda gerçekten tanışabildik."
"Ben de çok memnun oldum."
Ayaz da gülerek elini uzattı.
"Yenge demeye alışmaya başladım."
"Dur daha oraya çok var." dedim gülerek.
Alaz 'ın en küçük kardeşi ayaz'dı.
Şuan 18 yaşında bir delikanlıydı.

Salondaki herkes gülmeye başladı.
Tam o sırada Alaz elindeki çiçekleri bana uzattı.
"Bunlar sana."
Toz pembe lilyumlara baktım.
En sevdiğim çiçek...

Başımı kaldırıp ona baktım.
"Hatırlamışsın."
"Unutmam mümkün mü?"
Çiçekleri alırken parmaklarımız birbirine değdi.
Kalbim yine hızlandı.
Arkadan gelen umay çkk güzel olmuştu.
Onada sarılıp içeri geçtik.
Babam gülümseyerek,
"Buyurun, oturalım." dedi.
Herkes salondaki yerini aldı.
Ben Alaz'ın tam karşısına oturmuştum.
Konuşmalar başladı.
İlk başta herkes biraz çekingen davranıyordu.
Sonra Alaz'ın babası gülümseyerek söze girdi.
"Bugün buraya sadece tanışmak için geldik."
Babası Ömer onla daha ilk defa tanışıyorduk.
Babam dikkatle dinliyordu.
"Çocuklarımız birbirini seviyor."
"Biz de artık aile olarak birbirimizi tanıyalım istedik."
Babam başını salladı.
"Bence de en doğrusu bu."
"İnsan önce tanışmalı."
Alaz'ın annesi bana bakıp gülümsedi.
"Gökçe'yi uzun zamandır merak ediyordum."
Alaz hemen araya girdi.
"Anne..."
"Ne var oğlum?"
"Şimdi bütün çocukluğumu anlatacaksın diye korkuyorum."
Herkes kahkaha attı.
Ben de gülmeye başladım.
Alaz'ın annesi gülerek,
"Merak etme."
"Sadece seni çocukken ne kadar yaramaz olduğunu anlatırım."
Ayaz hemen söze karıştı.
"Az anlatırsan ben devam ederim."
Alaz başını iki elinin arasına aldı.
"Ben galiba bugün rezil olacağım."
"Kesinlikle." dedim gülerek.
Göz göze geldik.
Yeşil gözleri yine bana bakıyordu.
O an...
İlk defa iki aile aynı masanın etrafında oturuyordu.
İçimde garip ama huzurlu bir his vardı.
Belki de annemin yıllar önce söylediği söz gerçekleşiyordu.
"Git... Ay'ını bul."
Galiba...
Ben gerçekten ay'ımı bulmuştum.
Babam eliyle masayı gösterdi.
"Buyurun, sofraya geçelim."
Herkes yavaş yavaş yemek odasına geçti.
Uzun masanın üzerinde özenle hazırlanmış yemekler vardı.
Alaz'ın annesi etrafa hayranlıkla baktı.
"Gerçekten çok güzel hazırlamışsınız."
Babam tebessüm etti.
"Estağfurullah, sizler hoş geldiniz."
Herkes yerine oturdu.
Ben Alaz'ın yanına oturdum.
Karşımızda babam, onun yanında Turgut, diğer tarafta ise Alaz'ın annesi, babası ve Ayaz vardı.
İlk birkaç dakika sadece tabak sesleri duyuluyordu.
Sessizliği Alaz'ın babası bozdu.
"Alaz bize Gökçe'den çok bahsetti."
Kaşığımı yavaşça tabağa bıraktım.
"İyi şeyler umarım."
Adam gülümseyerek başını salladı.
"Çok iyi şeyler."
"Senin ne kadar güçlü, merhametli ve dürüst biri olduğunu anlattı."
Utanarak Alaz'a baktım.
"O kadar da anlatacak bir şey yok."
Alaz bana dönüp hafifçe gülümsedi.
"Var."
"Sen fark etmiyorsun."
Bakışlarımız birkaç saniye birbirine kilitlendi.
Ayaz öksürerek araya girdi.
"Ben burada üçüncü teker gibi hissediyorum."
Masadakiler gülmeye başladı.
Ben de kahkaha attım.
Alaz omzuna hafifçe vurdu.
"Kes sesini."
"Yok abi, gerçekleri söylüyorum."
...
Bir süre sonra babam Alaz'a döndü.
"Oğlum, ne işle meşgulsün?"
Alaz sakince cevap verdi.
"Kendi şirketimizle ilgileniyorum amca."
"Bir yandan da aile işlerini yürütüyorum."
Babam başını salladı.
"Çalışkan olman güzel."
"İnsan önce sorumluluğunu bilmeli."
"Elimden geldiğince."
Sonra Alaz'ın babası bana döndü.
"Alaz bir konuda çok inatçıdır."
"Bir şeyi kafasına koyarsa mutlaka yapar."
Ayaz hemen söze karıştı.
"Bir de çocukken sürekli kavga ederdi."
"Ayaz..."
"Ne var abi?"
"Doğruları söylüyorum."
Herkes yeniden güldü.
Ben gülümseyerek Alaz'a baktım.
"Demek çocukken de yaramazdın."
"Biraz."
"Biraz mı?"
"Tamam... Birazdan fazla."
...
Sohbet ilerledikçe ortam tamamen ısınmıştı.
Kimse yabancılık çekmiyordu.
Babam çayından bir yudum aldıktan sonra bana baktı.
"Gökçe."
"Efendim baba?"
"Bugün sağlık kontrolün nasıl geçti?"
Gülümsedim.
"Çok iyi geçti."
"Bütün kontrollerim tamamlandı."
"Şimdi sadece eğitim tarihini bekliyorum."
Babamın gözleri gururla doldu.
"Seninle gurur duyuyorum kızım."
Bu cümleyi ondan çok az duymuştum.
İçim ısındı.
"Teşekkür ederim."
Alaz masanın altında usulca elimi tuttu.
Kimse fark etmemişti.
Başımı ona çevirdim.
Gözleriyle bana sadece tek bir şey söylüyordu.
"Her zaman yanındayım."
Ben de parmaklarını hafifçe sıktım.
"Biliyorum."
Tam o sırada Alaz'ın annesi gülümseyerek söze girdi.
"Bugün isteme için gelmedik."
"Önce birbirimizi tanımak istedik."
"İnşallah uygun görürseniz yakın zamanda Allah'ın emriyle kızınızı istemeye geliriz."
Babam birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra yüzünde sıcak bir gülümseme oluştu.
"Bugün sizi tanıdığıma memnun oldum."
"Çocuklarımız birbirini seviyorsa bize düşen de onları mutlu etmektir."
"Kapımız size her zaman açık."
Masadaki herkes rahat bir nefes aldı.
Alaz bana baktı.
Ben de ona...
İkimizin de yüzünde aynı gülümseme vardı.
İlk adım atılmıştı.
Ve bu, iki ailenin uzun yıllar sürecek bağının başlangıcıydı....

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

69okunma 43beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18