29. bölüm / 34
Gecemde Ay'ım Oldun28.Bölüm İÇİMDEKİ HAİN
Bölümler 34Şu an: 28.Bölüm İÇİMDEKİ HAİN
- 1 1.Bölüm. TANINMAYAN YÜZLER677 kelime
- 2 2.Bölüm BEKLE BENİ635 kelime
- 3 3. Bölüm İLK DEFA886 kelime
- 4 4.Bölüm NEFESSİZ ACILAR1.579 kelime
- 5 5. Bölüm ACI GERÇEKLER746 kelime
- 6 6.Bölüm GERÇEK AŞK701 kelime
- 7 7.Bölüm SAKLI GERÇEKLER1.204 kelime
- 8 8.Bölüm KARANLIK MİRAS755 kelime
- 9 9.Bölüm BEN SENDEN VAZGEÇEMİYORUM.1.825 kelime
- 10 10.Bölüm BİTİŞ VE BAŞLANGIÇ1.042 kelime
- 11 11. Bölüm KALBİMİN SAVAŞI1.391 kelime
- 12 Karekter tanıtımı hepsi (devamı gelcek)312 kelime
- 13 12.Bölüm BAŞKA BİR EVRENDE1.100 kelime
- 14 13.Bölüm YA BİR GÜN BULUŞURSA AY VE GÜNEŞ1.057 kelime
- 15 14.Bölüm NE O NE BEN1.944 kelime
- 16 15.Bölüm CEVAPSIZ SORULAR748 kelime
- 17 16.Bölüm SESSİZ CÜMLELER1.392 kelime
- 18 17.Bölüm SORSALAR1.295 kelime
- 19 18.Bölüm YORULDUM1.378 kelime
- 20 19.Bölüm BAĞIMLILIK1.096 kelime
- 21 20.Bölüm MASKELER1.146 kelime
- 22 21.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.247 kelime
- 23 22.Bölüm BAZI SESSİZ VEDALAR1.071 kelime
- 24 23.Bölüm YIKILIŞ1.101 kelime
- 25 24.bölüm GÖLGEDEKİ ARMA1.381 kelime
- 26 25.Bölüm EN KARANLIK GECEMDE IŞIK OLDUN2.948 kelime
- 27 26.Bölüm KALBİME GELEN MİSAFİR2.717 kelime
- 28 27.Bölüm ONUN YANINDA2.172 kelime
- 29 28.Bölüm İÇİMDEKİ HAİN1.211 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 29.Bölüm O GÜN1.391 kelime
- 31 30.Bölüm GEÇMİŞ1.376 kelime
- 32 31.Bölüm VE ARTIK BİZ2.190 kelime
- 33 32.Bölüm EV1.853 kelime
- 34 33.Bölüm ZITLIK957 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elimde zıplaya zıplaya yürüyen iki çocuk vardı. Onlara kıyafet almaya gidiyorduk.
Babam ve ben sabahtan beri çocuklara kıyafet bakıyorduk. Biz beğeniyorduk, onlar beğenmiyordu.
"Ablacığım, bak bu son mağaza olsun, tamam mı? Çok yorulduk." dedim.
"Ya abla, tamam dedim ya." dedi Ateş.
Çocuk mağazasına girdikten sonra alt kata indik. Babam bizi bırakıp kendine bakmaya gitmişti.
Tekli bir koltuk görünce gidip oturdum.
"Siz istediğinize bakın ama lütfen artık bir şey beğenin be ablam." dedim.
"Ya tamam abla." dedi Işıl.
Tam o sırada telefonum çaldı. Çıkarıp ekrana baktığımda müstakbel kocam Alaz'ın aradığını gördüm.
"Alo." dedim.
"Gökçe."
"Efendim aşkım?" dedim.
"Güzelim..."
"Efendim Alaz?" diye sesimi hafifçe yükselttim.
"Sakın... Az önce bana ne dedin?"
"Ne dedim?"
"Ben de sana onu soruyorum." dedi.
"'Efendim'den sonra ne dedin?"
"Alaz."
"Hayır, başka bir şey dedin."
"Aşkım dedim."
"Ne dedin, ne?"
"Aşkım."
"Ağzına da ne güzel yakışıyor."
"Alaz, doğruyu söyle. Sarhoş musun sen?"
"Yok, sarhoş değilim."
"O zaman bugün sen malsın aşkım, kocam, nişanlım hangi varlıksan. İyi misin sen?"
"Vallahi değilim. Senin ağzından 'aşkım' lafı çıkınca bana sarhoş etkisi yapıyor." dedi.
İter istemez gülmüştüm.
Tam o sırada çocuklar ellerinde kıyafetlerle yanıma geldiler. Telefon elimdeydi. Düşmesin diye omzumla destek verdim.
"Verin bakalım, sonunda beğendiniz mi?"
"Alaz, ben şimdi kapatıyorum. Seni birazdan ararım."
"Tamam, bekliyorum."
Telefonu kapatıp çantama koydum.
Işıl'ın beğendiği elbise gerçekten çok güzeldi.
"Al bakalım, bunu bir dene Işıl."
Ateş ise siyah, sade bir takım elbise beğenmişti. Onu da denemeye gönderdim.
Işıl kabinden çıkıp kendi etrafında döndüğünde gülümsemekten kendimi alamadım. Üzerindeki mavi elbise ona gerçekten çok yakışmıştı.
"Abla bak, eteği çok güzel." dedi yanıma gelirken.
"Evet ablacığım, sana çok yakışmış. Bence bunu alalım."
"Evet, alalım." dedi heyecanla.
Birkaç dakika sonra Ateş de kabinden çıktı. Yanımıza gelirken saçını eliyle yana doğru attı.
"Ooo..." dedi Işıl.
"Ateş, bu ne yakışıklılık?"
Ateş ellerini cebine koyup kendinden emin bir tavırla gülümsedi.
"Nasıl olmuşum kızlar?" dedi.
Kullandığı kelimeler hiç ona göre değildi.
"Ateş."
"Efendim güzellik?"
Ona yan gözle baktım.
"Sana bu kelimeleri kim öğretti?"
"Kimse." dedi.
Burnunu kaşıdı.
Tıpkı benim gibiydi. Ben yalan söylediğimde kızarırdım, Ateş ise burnunu kaşırdı.
"Yalan söyleme."
"Tamam, yakaladın ama kızma."
"Tamam."
"Alaz abi öğretti. Ona, 'Ablamı nasıl kendine âşık ettin?' diye sordum. O da bana bunları söyledi."
Nedensizce kalbim sıkıştı.
Alaz'ın bunları söylemesi sorun değildi... Sorun, bunları Ateş'e bize söylemiş olmasıydı.
Birkaç saniye sessiz kaldım. Ateş ise hiçbir şey olmamış gibi ceketinin düğmesini ilikleyip aynaya bakıyordu.
Derin bir nefes verdim.
"Ablam" dedim yumuşak ama ciddi bir sesle.
"Efendim abla" dedi bana dönerek.
"Ben seni çok seviyorum biliyorsun demi"
"Bende çok seviyorum "dedi Işıl.
Bana doğru gelip sıkıca sarıldı.
Saçlarından öpüp.
"Bende sizi çok seviyorum abla"dedi.
Sonra yüzünde gülümseme belirdi.
"Ama işe yarıyormuş."
"Ne işe yarıyormuş?"
"Alaz abi sana 'güzelim' deyince sen de ona 'aşkım' dedin ya."
Işıl kahkaha atmaya başladı.
"Gerçekten öyle oldu."
İkisinin de gülmesine engel olamadım. Başımı iki yana sallayıp ben de istemsizce gülümsedim.
"İkiniz de çok konuşuyorsunuz."
Kasaya doğru yürümeye başladık. Işıl elbiseyi kucağına sarılmış şekilde taşıyor, Ateş ise takım elbisesini omzuna atmış yürüyordu.
Kasada ödemeyi yaptıktan sonra poşetleri alıp mağazadan çıktık.
Babam da tam o sırada elinde birkaç poşetle yanımıza geldi.
"Bitirebildiniz mi sonunda?" diye sordu.
"Zor oldu ama başardık." dedim gülerek.
"Hadi, şimdi sıra sizde. Acıktım."
Babamın bu sözüyle üçümüz aynı anda birbirimize baktık.
"Hamburger!" diye bağırdı Ateş.
"Hayır, pizza!" dedi Işıl.
"Ben makarna istiyorum." dedim.
Babam ellerini iki yana açtı.
"Üç kişi, üç farklı istek... Ben ne yapacağım sizinle?"
Hepimiz gülmeye başladık.
Alışveriş merkezinin yemek katına doğru yürürken telefonum yeniden titredi.
Ekrana baktığımda yine Alaz arıyordu.
Aramayı açtım.
"Efendim?"
"Bitirdiniz mi alışverişi?"
"Yeni bitti."
"O zaman görüntülü ara."
"Neden?"
"Merak ettim."
"Neyi?"
"Seni."
İster istemez gülümsedim.
"Az önce konuşmadık mı?"
"Konuştuk."
"Eee?"
"O zaman şimdi de görmek istiyorum."
Başımı hafifçe eğip gülümserken Ateş telefonu elimden almaya çalıştı.
"Ver bakayım, Alaz abimle ben konuşacağım."
"Dur!" desem de çok geçti.
Telefonu çoktan eline almıştı.
"Alaz abi!"
"Ateş, yakışıklı! Takımı denedin mi?"
"Denedim. Çok yakışıklı oldum."
"Ben dememiş miydim?"
"Aynen öyle."
Sonra Ateş bir anda sesini alçalttı.
"Abi..."
"Söyle."
"Ablam sana çok âşık."
"Ateeeeş!"
Yüzüm bir anda kıpkırmızı olurken hem Işıl hem de babam kahkahaya boğuldu.
Telefonun diğer ucundan gelen Alaz'ın kahkahası ise koridor boyunca yankılanıyordu.
Telefonu Ateş'in elinden bir hamlede aldım.
"Sen var ya... Eve gidince seninle hesaplaşacağız." dedim dişlerimi sıkarak.
Ateş sadece sırıttı.
"Ne var abla? Doğruyu söyledim."
"Kes sesini."
Telefonu yeniden kulağıma götürdüm.
"Özür dilerim. Bunun ağzının ayarı yok."
Alaz'ın gülüşü hâlâ devam ediyordu.
"Özür dileme. Bence çok tatlıydı."
"Hiç tatlı değildi."
"Benim çok hoşuma gitti."
Gözlerimi devirip derin bir nefes verdim.
"Sen de onu iyice şımartıyorsun.
"O benim kayınbiraderim olacak. Biraz torpil geçebilirim."
İster istemez gülümsedim.
"O torpilleri düğünden sonra yaparsın."
"Emredersiniz, müstakbel eşim."
Yanaklarım yine istemsizce kızardı.
"Tamam, biz yemek katına çıkıyoruz. Sonra seni ararım."
"Peki. Kendine dikkat et."
"Sen de."
Telefonu kapattım.
Babam yüzüme bakıp hafifçe gülümsedi.
"Alaz mıydı?"
"Evet."
"İyi çocuk."
Başımı hafifçe salladım.
"Evet."
Yemek katına çıktığımızda her yer kalabalıktı. Birkaç dakika boş masa aradıktan sonra cam kenarında dört kişilik bir masa bulduk.
Poşetleri sandalyelerin yanına bıraktık.
"Hadi, herkes ne yiyeceğine karar versin." dedi babam.
Işıl hemen menüyü eline aldı.
"Ben pizza istiyorum."
"Ben de hamburger." dedi Ateş.
Babam bana döndü.
"Sen?"
"Fark etmez. Banada pizza söyleyebilirsin"
"Tamam, ben siparişleri vereyim."
Babam kasaya doğru giderken ben masada çocuklarla kaldım.
Işıl yeni aldığı elbisenin poşetini açıp tekrar bakıyordu.
"Abla, bunu nişanda giyeceğim."
"Giy tabii. Sana çok yakıştı."
Ateş de takım elbisesine bakıp gülümsedi.
"Ben de bunu giyeceğim."
"Yakışıklı olacağım."
Işıl omzuna vurdu.
"Zaten on dakikadır başka bir şey demiyorsun."
"Oğlum yakışıklıyım ama."
İkisi yine atışmaya başlayınca gülümseyerek onları izledim.
Tam o sırada telefonum masanın üzerinde titredi.
Bu kez arayan Alaz değildi.
Ekranda tanımadığım bir numara yazıyordu.
Kaşlarımı hafifçe çattım.
Bir an tereddüt ettim.
Sonunda aramayı açtım.
"Alo?"
Karşı taraftan birkaç saniye ses gelmedi.
Sonra kalın ve tanımadığım bir erkek sesi duyuldu.
"Gökçe Demiray..."
Kalbim bir anda hızlandı.
Çünkü annemin soyadı ile bana hitap etmişti.
Bizde annelerimiz soyadı ile hitap edilmesini sıkıntının simgesiydi.
"Evet, benim."
"Sonunda sana ulaşabildim."
Elimdeki telefon istemsizce biraz daha sıkıldı.
"Kimsiniz siz?"
Karşı taraftan kısa bir sessizlik oldu.
"Şu an kim olduğumun bir önemi yok." dedi adam.
Ses tonu sakindi ama içimi huzursuz eden bir tarafı vardı.
"Benim için var. Kimsiniz?"
"Bunu yakında öğreneceksin."
Kaşlarımı çattım.
"Bakın, eğer saçma bir şakaysa hiç komik değil."
"Şaka yapmıyorum, Gökçe."
Boğazım düğümlendi.
"Bugün alışveriş merkezindesin. Yanında baban, Işıl ve Ateş var."
Bulunduğum yerde donup kaldım.
İçime buz gibi bir ürperti yayıldı.
Adam bizi görüyordu.
Refleksle etrafıma baktım.
İnsanlar kendi hâlinde dolaşıyor, çocuklar koşuşturuyor, mağazalardan müzik sesleri geliyordu. Ama hiçbir yüz bana tanıdık gelmiyordu.
"Kimsiniz?" diye bu kez daha sert sordum.
"Sana zarar vermeyeceğim."
"Buna neden inanayım?"
"Çünkü amacım seni uyarmak."
Nefesimi tuttum.
"Neyle ilgili?"
"Çok güvendiğin insanların arasında sana ihanet edecek biri var."
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
"Ne demek istiyorsunuz?"
"Şimdilik bu kadar."
"Durun!"
Telefon bir anda kapandı.
Ekrana birkaç saniye boş boş baktım.
"Gökçe?"
Babamın sesiyle irkildim.
Ne zaman masaya geldiğini fark etmemiştim.
"İyi misin kızım?"
Hızlıca kendimi toparladım.
"İyiyim baba."
"Emin misin? Yüzün bembeyaz oldu."
"Tanımadığım biri aradı. Yanlış numaraymış."
Babam birkaç saniye yüzüme baktı.
Sanki söylediğime tam inanmamıştı ama üstelemedi.
"Tamam."
Tam o sırada siparişlerimiz geldi.
Işıl heyecanla pizzasını önüne çekerken Ateş hamburgerine uzandı.
Ben ise önümde duran tabağa bakmama rağmen tek lokma bile yiyemiyordum.
Aklım hâlâ o telefondaydı.
"Yanında baban, Işıl ve Ateş var."
Adam bizi gerçekten izliyordu.
Ve bunu düşünmek bile mideme kramplar girmesine yetmişti...
Bölüm etkileşimi
