19. bölüm · Gecemde Ay'ım Oldun

18.Bölüm YORULDUM

Lunorisolzey .

Biraz bekledikten sonra alaz gelmişti ayağa kalkıp yanına gitmek çok istiyordum ama olmuyordu.
Yanıma doğru gelip eğildi.
"Gökçe iyi misin"dedi.
"Alaz eve gidelim"
"Tamam"dedi.
Beni kucağına almıştı.
Arabaya gelince koltuğa bıraktı.
Alaz da yerine geçince eve doğru gidiyorduk.
Alaz anlatımı;
Gökçe ilk defa bu kadar sessizdi yada ilk defa bu kadar çok yorgundu.
Onun dışarıdan yansıttığım güçlü,asi kadın yoktu.
Yol boyunca soru sormadım.
Ağlıyordu sadece.
Onun gözümden akan bir göz yaşını görmek beni sinir ediyordu oysaki.
Ama birşey yapamıyordum.
Üstünde şık bir kıyafet vardı.
Bir davete gitmişti heralde.
Üstümdeki ince hırkayı çıkarıp Gökçe'nin üstüne koydum.
Bana baktı.
Gözleri kızarmıştı.
Alnı,yanakları,çenesi kızarmıştı.
Çok güzel gözüküyordu ama bi yandan kötüydü.
Gülümsedi.
"Alaz iyiki geldin sen onlar hiç değilsin"dedi.
Onlar dediği kimdi,kimden bahsediyordu bilmiyordum.
Verdiğim hırkayı üstüne doğru cekti ve başını cama doğru çevirdi.
Kafamı arkaya doğru yaslandım ve içli bir nefes aldım.
Telefonu çalıyordu.
Çantasından çıkarıp baktım ve açtı.
"Efendim"dedi.
Eli ile gözlerini ovuşturdu.
"Turgut ben bugün çok yoruldum sonra konuşalım"dedi.
"Turgut artık sorgulama gitmem gerekiyordu"dedi.
Ve telefonu kapattı.
"Alaz beni çok yoruldum insanlar her seferinde üstüme çok geliyor ben-ven artık ne yapacağımı bilmiyorum "dedi.
Ağlarken.
"O zaman beraber yaparız sen yorulduysan bana bırak ben yapıyım."dedim.
"Yaparım be güzelim ben senin için herşeyi yaparım yeterli ağlama"dedim .
Gülümsedi.
Başını bu sefer cama çevirmedi bana çevirdi.
......
Eve gelmiştik uyanıktı ama yürüyecek halim yoktu.
Arabadan inip onun tarafına doğru ilerledim.
Kapıyı açınca eğildim ve kucağıma aldım.
Giydiği kıyafetin yırtmacı vardı ve bacakları gözüküyordu.
Etrafımızda kimse yoktu ama üstüne hırkamı koydum eve gelince evden yakın arkadaşlarım vardı.
Onlarla oturuyorduk be bi anda gökçe arayınca evden çıkmıştım.
Gökçe başını göğsüme yasladı.
Zile basınca kapıyı demir açtı.
"Hoşgeldiniz "dedi.
Yana doğru çekildi.
İçeri girdiğimde diğer arkadaşım Yusuf vardı
"Alaz kız kim"
"Gökçe"dedim.
"Yenge olan"
"Başka hangi Gökçe varda yusuf"dedim.
Odama doğru ilerledimkapıya gelince hafif eğilip açtım.
Odaya girince ayağımla kapıyı kapattım.
Yatağa doğru ilerleyip yerleştirdim.
Üstünü örttükten sonra ona baktım hemde öyle çok baktımki onu benden çok birisisi sevsin istemiyordum.
Topuklu ayakkabılarımı çıkarıp köşeye koydum.
Uyandırmak istemiyorduma ma kıyafetlerini değiştirmek zorundaydı.
"Gökçe"dedim hafifi.
Küçük bir sese hemen uyanmıştı.
"Hmm"
"Gel kıyafetlerini değiştirelim"
"Sen değiştir"dedi.
"Emin misin "
"Eminim sen zaten benim sevgilim değilmisin"dedi.
"Sevgilin miyim?"dedim.
"Evet ben sana aşığım sen"dedi.
"Bende sana deli gibi hemde"dedim.
Gökçeyi hafif kaldırıp kıyafetinin fermuarını indirdim.
Rahatsız olurmuydu emin değildim.
Belki uyku sersemi ile saçmalamışsın yada sorum etmiyordu.
"Sen yapamayacaksan ben yaparım"dedi.
Ayağa kalkıp elbisesini askılarını indirdi karşımda iç çamaşır ile kalmıştı.
"Ne bakıyon "dedi.
Dudağımın yanına kıvrıldı.
Onun için dolabımdan eşorfman ve tişort çıkardım.
"Buna gerek yok"diyip eşofmanı fırlattım.
Tişrortu giymişti.
Ona büyük ve uzun gelmişti.
Geri yatağa yatınca.
"Ben gidiyim sen biraz dinlen "dedim.
Uzaklaşırken elimden tuttu.
"Alaz gitme kal"dedi.
Ona doğru yaklaştım.
Boy farkından dolayı ona yukarıdan bakıyordum.
Ellerini boynumdan doladı.
Tereddüt etmeden ellerimi beline doladım ve kendime yakınlaştırdım.
"Alaz"
"Güzelim"dedim.
Gülümsedi ve dudağıma hafif yaklaştı.
Ellerinin birini yüzüme doğru koydu.
"Sakin kalmam için bir neden söyle" dedim.
"Kalma o zaman" dedi.
Ondan izin almıştım ona doğru yaklaşıp dudaklarımızı birleştirdim.
Ellerimi beline yerleştirip onu kendime doğru daha çok çektiğimde, aramızdaki mesafenin sıfırlanmasıyla içimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Teninin sıcaklığı, ellerimin altından tüm vücuduma yayılıyordu. Göğsü, hızlı nefes alışverişleriyle benimkine çarpıyordu; kalbinin ritmini kendi göğsümde hissedebiliyordum. O an anladım ki, o da en az benim kadar bu anın deliliği içindeydi.
Başımı hafifçe eğip kulağına doğru yaklaştım. Sesimin ne kadar boğuk ve derin çıktığına ben bile şaşırdım. "Beni durdurmak için son şansın," diye fısıldadım. Dudaklarım tenine o kadar yakındı ki, kelimelerim boynunu ürpertti.
Gerçekten durmamı isteseydi, o an dururdum. Ama o ne yaptı? Parmaklarını saçlarımın arasına geçirip beni kendine daha da çekti. Bu hareket, bendeki tüm kontrol mekanizmasını altüst etti.
Dudaklarımı boynuna gömdüm. Teninin kokusu zihnimi bulandırırken, köprücük kemiğine doğru sert ama derin öpücükler bıraktım. Dudaklarımın değdiği her noktada vücudunun gerildiğini, ellerinin omuzlarımı daha sıkı kavradığını hissetmek beni daha da sabırsız hale getiriyordu. Diğer elimi saçlarının arasına geçirip başını hafifçe geriye eğdim ve gözlerindeki o teslimiyeti, o yoğun arzuyu gördüm.
Daha fazla bekleyemedim. Dudaklarımı onunkilerle buluşturduğumda, içimde biriken tüm o fırtına serbest kaldı. Bu sadece bir öpücük değildi; ona, bedenine ve ruhuna tamamen sahip olma isteğimdi. Nefeslerimiz birbirine karışırken, odadaki soğuk havayı tamamen unuttum. Zihnimde sadece onun teninin sıcaklığı, dudaklarının tadı ve altımda hızla çarpan kalbi vardı. Artık durmak ya da düşünmek yoktu; sadece ikimiz vardık.
.....
İçerde çoçuklar ile oyun oynuyorduk.
Gökçe ile yaşadığımız tutku dolu şeyden sonra yordun olduğu için bitirmiştik.
"Abi yenge harbi mafyami şimdi" dedi demir oyun oynarken.
"He vallahi öyleymiş o zaman ayağımız denk alak yoksa sonra bizi filan vurur"dedi yusuf
"Sessiz olun uyandıracaksınız"dedim.
"Hiç siklemiyor da dediklerimize "dedi Yusuf.
"Düzgün konuş lan "dedim.
"İçerde yenge var diye böyle süt dökmüş kedi gibisin demi yoksa ana avrat söverdi şimdi"dedi demir.
"Aynen yoksa bizi ooooo "dedi elini sallayarak .
"Yusuf gelsene bi sen birşey diyicem"dedim.
"Yok ya kalsın sen oradan söyle ne diyeceksen "dedi
Ayağa kalkıp yanına doğru ilerledim.
Oda ayağa kalkıp kaçıyordu.
Yastığı alıp yüzüne fırlattım.
"Yenge kocan benim öldürüyorr sinirli dağ hanımcısını al"diye bağırdı
"Oğlum o dağ ayısı değilmiydi?"dedi demir.
"Yok bu şimdiden hanımcı olmuş belli"dedi.
"Senide görücez duru ile hele bir ol"dedim.
Sevgili değildirler ama aşıktı.
"Amin inşallah olucaz"dedi.
Arkadaki kahkaha atan demirlere baktım.
"Aynen sen anca açılan kıza o seni kabul edicek biraz zor"
"Sus lan senide görcez sen sanki çok başardın sare'yi başkaları kapacak sen hala gülüyorsun "dedi
Sevgili değillerdi ama aşıktı buda.
"Hadi boş yaptınız saat geç oldu siktir gidin evimden"dedim.
İkisinin kolundan tutup kapıya getirdim.
Kapıyı açıp.
"Hadi gidin lan"dedim.
"Dakin abi "dedi gülerken.
İkiside gidince rahatlamıştım.
Odama girince uyuyordu .
"Gitme beraber uyuyalım "dedi.
Küçük sese uyanıyordum gerçekten.
Yanına doğru ilerleyip yatağa girdim.
Kolumu başının altına koydum.
Ona bakarken yüzüne gelen saçlarını arkaya attım.
Bana doğru yaklaşıp göğsüme başını koydu.
Diğer elim beline koydum.
Gökçe başını göğsüme biraz daha soktu.
Sanki bütün dünyanın yükünü omuzlarından bırakmış gibiydi.
Gözleri kapalıydı ama uyumuyordu.
Nefes alışverişinden bunu anlayabiliyordum.
Bir süre hiçbirimiz konuşmadık.
Odanın içindeki sessizlik rahatsız edici değildi.
Aksine huzurluydu.
Parmaklarımı saçlarının arasından geçirirken hafifçe gülümsedi.
"Ne oldu?" diye sordum.
"Hiç."
"Hiç diye gülünmez."dedim
Gözlerini açıp bana baktı.
Bu sefer ağlamıyordu.
Saatler önce arabada gördüğüm o kırgın kız gitmişti.
Yerine biraz olsun rahatlamış bir Gökçe gelmişti.
"Bugün kötü bir gündü." dedi.
"Belli."dedim
"Bazen güçlü olmaktan yoruluyorum Alaz."
Sesi çok sakindi.
İlk defa böyle konuşuyordu.
İlk defa duvarlarını bu kadar indirmişti.
"Kimse fark etmiyor."dedi
"Ben ediyorum."dedim
Gözlerini kaçırdı.
"Sen farklısın."dedi
"Daha önce söylemiştin."
"Çünkü öylesin."dedi
Başımı hafifçe eğdim.
"İnsanlar senden bir şey ister. Sürekli ister. Sürekli bekler. Sürekli yük bırakır. Ama kimse dönüp 'sen iyi misin?' diye sormaz."
O konuşurken sadece dinledim.
Bazen insanların tavsiyeye değil, dinlenmeye ihtiyacı olurdu.
"Bugün herkes üstüme geldi." dedi.
"Kimse seni kırmaya değmez."
"Diyorlar ya... güçlü kadın."
Kaşımı kaldırdım.
"Evet?"
"Ben bazen güçlü olmak istemiyorum."
Bu cümle odanın içinde yankılanmış gibi hissettirdi.
Elimi yanağına koydum.
"O zaman olma."
Şaşkınca yüzüme baktı.
"Ne?"
"Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin."
"Ama..."
"Aması yok."
Saçlarını kulağının arkasına bıraktım.
"Yorulduğunda dinlenirsin."
"Ya işler?"
"Bekler."
"Ya insanlar?"
"Onlar da bekler."dedim
Gülümsedi.
Küçük ama gerçek bir gülümsemeydi.
"Her şeyi çok kolay söylüyorsun."
"Çünkü sen her şeyi çok zorlaştırıyorsun."dedi
Başını kaldırıp omzuma hafifçe vurdu.
"Şaka yapıyorsun."
"Biraz."
İkimiz de güldük.
Uzun zamandır ilk kez yüzündeki gülümsemeyi bu kadar net görüyordum.
Bir süre sonra gözleri yeniden ağırlaşmaya başladı.
Yorgunluğu tekrar ortaya çıkıyordu.
Battaniyeyi biraz daha üzerine çektim.
"Gökçe."
"Hmm?"
"Uyu."
"Uyumak istemiyorum."
"Neden?"
"Gözümü kapatırsam yarın olacak."
İç çektim.
"Yarın zaten olacak."
"Biliyorum."
"O zaman?"dedim
"Bilmiyorum."dedi
Sanki küçük bir çocuk gibi konuşuyordu.
Belki de insan en çok güvendiği kişinin yanında çocuklaşırdı.
"Yarın geldiğinde yanında olacağım."
Başını kaldırdı.
"Gerçekten mi?"dedi
"Gerçekten."dedim
"Kaçmayacaksın yani."dedi.
Güldüm.
"Sanki ben değilde sen kaçar gibisinde"
"Yok kaçarsam bulursun zaten."
"Haklısın."dedim
"Beni dünyanın öbür ucunda bile bulursun."dedi
"Buldum say."
Gülerek başımı salladım.
Dakikalar geçtikçe sesi daha da yavaşlamaya başladı.
Uykuyla mücadele ediyordu.
Ama sonunda kaybetti.
Kirpikleri kapandı.
Nefesi düzene girdi.
Uyumuştu.
Bir süre kıpırdamadan onu izledim.
Hayatım boyunca birçok insan tanımıştım.
Birçok kişi gelip geçmişti.
Ama hiçbiri bana onun hissettirdiğini hissettirmemişti.
O sadece sevdiğim kadın değildi.
Aynı zamanda korumak istediğim insandı.
Belki de bu yüzden her gözyaşı beni bu kadar öfkelendiriyordu.
Çünkü onun üzülmesine alışamıyordum.
Başını hafifçe öptüm.
"İyi geceler güzelim." diye fısıldadım
Uyumaya devam etti.
Ama dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme oluştu.
Sanki duymuş gibiydi.
Ben de gözlerimi kapattım.
Uzun zaman sonra ilk defa içimde garip bir huzur vardı.
Çünkü yarın ne olursa olsun.
Bu kez yalnız olmayacağını biliyordum...