14. bölüm · Gecemde Ay'ım Oldun
13.Bölüm YA BİR GÜN BULUŞURSA AY VE GÜNEŞ
Hastanden çıkışımızdan sonra evdeydim.
Babamın iyimisin,ağrın varmı sorularından bunalmıştım.
Bahçeye temiz hava almak için inmiştim.
Ülkeler arası toplantı aslında en tehlikeli toplantıları arasındaydı.
İçimizde bir hain olması hepimizin ölmedi demekti.
Bu his bile üşütmüştü beni.
"Üşüdün mü?"diye yanıma turgut gelmişti.
Ona bakınca.
"Yokya ne üşümesi sadece haftaya olacak toplantı beni korkutuyor"dedim.
Gizli bir toplantıyı aslında sadece liderlerin haberdar olduğu ama ben turguta inanıyordum.
Hemde kendimden çok o bana ihanet etmez o beni yarı yolda bırakmaz.
"Gel içeri gecelim"dedi.
"Yok ya burası iyi "
"Gökçe inat etme ve içeri geçelim"dedi.
İnatçı olma modumda değildim bu yüzden içeri girmiştim.
Babam yanımıza doğru gelip .
"Kızım misafir geliyor"dedi.
"Kim geliyor ve misafir gelirsa ben kaçar"dedim.
Nefret ederdim.
Yersiz soruları.
"İtiraz yok hem gelen benim asker arkadaşım yani "
"Ee baab ne yapıyım senin arkadaşın ben ne yapıyım"
"Gökçe!"
"Baba"
"Tamam yukarı çık ve giyin pijamalarını değiştir bide küçük kızı ve oğlu geliyor"dedi.
Merdivenlerden çıkarken oğly kelimesini bastıra bastıra söylemişti.
Ona doğru bakınca gülümsedim sadece.
Odamın kapısına gelince içeri girdim.
Tişortumu kaldırıp yarama bakınca dikiş izleri duruyordu hala.
Kıyafeti çıkarıp yatağa fırlattım.
Dolabıma gidince.
"Ya acaba evden kaçsam ne olur"diye kendi kendime konuştum.
"Acaba gelemiyorum çoçuk benle yaşıtmıdır ve yaşında yakışıklı mıdır?" Bi an duraksadım ve aydınlanma geldi.
"Gökçe ne salak bir kelime ve iğrenç bir kelime kullanmadım valla malım ben ya"dedim.
İstediğim kıuafeti bulunca pijamamla bakıştım.
"Seni daha çok seviyorum ama zorundayım"dedim.
Ve çıkarıp yatağa fırlattım.
Kıyafeti giyince.
"Of daraldım valla"dedim.
Kıyafet olarak Elbise giymiştim lacivert renk üzerine dikey, ince beyaz çizgileri vardı.
Ön kısmlarında yukarıdan aşağıya doğru sıralanan dört adet siyah düğme ve derin bir V yaka kesimi vardı.
Biraz rahatsız ediciydi ama çok severdim bu elbiseyi.
Halter yaka kesimliydi.
Omuzları ve sırtımı açıkta bırakıyordu.
Sırtımdaki dövmem ortaya çıkarıyordu.
Annemin adı gibi güzel olan açelya çiçeği vardı.
Babam dövmelerim olmasına çok kızardı ama bana hiç kızmamaıştı.
Belki onu ruhumda taşımama izin vermişti.
Elbisenin bel hizasından başlayan pileli etek kısmı biraz mini boydaydı.
Kahverengi rengi düşük bekliyordum kemer taktım uygun olarak .
Bide en sevdiğim renk olan lacivert topuklu ayakkabılarımı.
Bunlarda yüksek topukludu.
Aynanın önüne geçinçe dövmemi saçlarımın kapatmasını istemiyordum.
Bu yüzden saçlarımı at kuyruğu yaptım.
Hafif göz altımı kapattım ve favorim Kirpik kıvırcık ve rimel sürdüm.
Gold hahif takılar taktım.
"Gökçe hadi gel aşağıya geliyorlarmış kızım "diye bağırdı babam.
Aşağıya inerken turgut ile göz göze geldik.
Yanına gidince .
Birşey demedi.
"Söylemek ne diyeceksen"
"Gökçe"
"Turgut"
"Her ortamda bir şekilde bütün gözleri kendine çekiyorsun"
"Ya tabi bana güneş diyorlar girdiğim her ortama ışığımı saçıyorum"dedim.
"Doğru"dedi.
Zil çalınca kapıyı açmaya gittim.
Kapıyı açınca babam gibi bir adam ,yanında karısı,küçük bir kız ve benim yaşıtım ve belki benden biraz büyük bir çoçuk.
"Hoşgeldiniz buyrun"geriye doğru çekilip geçmeleri yer verdim.
"Maşallah ne kadar güzel"dedi kadın.
Sadece gülümsedim.
"Aziz "
"Kutay "dedi babam sıkıca sarıldılar.
"Hoşgeldiniz"dedim kadına sarılırken.
"Sağol ben pırıl"dedi.
"Tanıştığımıza memnun oldum bende gökçe"dedim.
"Maşallah çok güzelsin"dedi.
"Teşekkür ederim "dedim.
Salona geçip koltuğa oturunca içeri ateş ve ışıl gelmişti.
Yeni uyanmışlar ve utanmışlardı.
Yanıma gelince pınar abla ateşe
"Senin adın ne bakalım "dedi.
Birşey demedi ilk başta bana bakınca onay verdim.
"Ateş kardeşim ışıl "dedi.
Işıl onun gibi değil daha utangaçtı.
Ateş ışılın elini sıkı sıkı tutuyordum oysaki onu koruyacak bir sorun yoktu.
Yanıma küçük kız geldi.
"Merhaba"dedi.
"Merhaba senin adın ne"
"Adım Zeynep lina"dedi.
"Çok güzelmiş adın benim adımda gökçe"dedim.
Karşındaki çoçuk bana bakıyordu.
Rahatsız eci bakışları vardı.
Turgut ile göz göze geldik.
Çaktırmadan onu gösterdim.
Turgut çocuğa yaklaşıp.
"Adın ne "dedi.
"Bartu senin "
"Turgut mesleğin ne?"
"Beden öğretmeniyim "dedi.
Turgut başını salladı.
Telefonum çalınca ayağa kalkıp balkona çıktım.
Arayan Alaz'dı.
"Alo gökçe "
"Efendim alaz"
"Naber "
"İyi senden naber alaz"
"Sağol iyimisin sen ? Sesin bi değişik geliyor"
"He yok iyiyim "
"Emin misin"
"Eminim "
"Ben aslında buluşalım mı diye soracaktım?"
"Neden?"
"Hiç bilmem kahve filan içeriz belki?"
İçeri doğru bakınca.
"Olur konum at gelirim ben"
"Ben alamaya gelirim seni "
İtiraz etmedim.
"Tamam hazırım ben "
"Tamam 10 dk oradayım"
"O zaman görüşürüz "diyip kapattım.
Bi an ergen sevgililer gibi hissettim.
"Iyy"dedim.
Ergenken yaptığım sevgilerim hepsi birbirinden maymundu.
İçeri geçince .
Odama doğru ilerledim.
Odamdan çantamı alıp aşağıya indim.
"Benim çıkmam lazım özür dilerim gerçekten tanıştığıma memnun olurum"dedim.
Turguta doğru dönüp telefonumu gösterdim.
Dışarı çıkın haber vermiştim.
Alaz'ın gelmesini bekliyordum.
Ve gerçekten 10 dakikaya gelmişti.
Kapıyı açıp arbaya binince.
"Hoşgeldin"
"Hoşmu geldim?"
"Gelmedinmi?"
"Şaka geldim hoşbuldum"dedim.
Kemerimi takınca ona d
öndüm.
"Evet nereye gidiyoruz?"
"Bilmem"dedi.
"İyi"dedim.
Arkaya yaslanınca ona baktım.
Yan profili çok güzeldi.
Boğazımda hafif bir adem elması vardı.
"Birşeymi var yüzümde?"dedi.
Anlık refleksle önüme döndüm.
"Yoo ben manzaraya bakıyordum bi kere sana niye bakıyım ki he niye?"dedim.
Bana bakınca
"Sen "
"Evet ben"
"Fazla güzelsin"
"Haddini aşıyorsun "
"Aşarsam ne olurki ?"dedi bana bakarken.
"Boş yapmada önüne dön"dedi.
"Lafı çevirme "
"Ne alaka önüne dönsene ula"dedim.
"Harbi sende Karadeniz siniri var"dedi.
"Beni yanlış araştırmışsın ozaman ben zaten karadenizliyim"dedim.
"Harbi"
"Harbi orduluyum "dedim.
"Bende trabzonluyum"dedi.
"Alakan bile yok belki sadece yeşil gözlerin benziyor"dedim.
"Doğru" dedi.
.......
Bir cafeye gelmiştik kahve içiyorduk.
"Asla komik birisi değilsin"dedi.
"Haklısın"dedim.
"Neden böylesin"
"Belki yaralarımız yüzünden böyleyimdir"dedim.
"O yaralarını benle paylaş"
"Olmaz o yaralarımızı yeniden kanatmaya hiç niyetim yok"dedim.
"Sırtındaki dövmenin anlamı ne?"
"Annem için yaptırdım açelya çiçeği dövmem onu ruhumda tutmak için"dedim.
"Başka dövmen varmı?"
"Ayak bileğimde var?"
"O ne?"
"Motorum için yaptırmıştım.Dövmeyi yaptırdığım gün çok komikti eve geldiğimde babamın tepkisi "dedim.
Arkaya yaslanırken.
"Kaç dil biliyorsun?"dedi.
Mafya yüzünden bir sürü dil biliyordum. Toplantılarda işime yarıyordu ama öğrenene kadar ölecek gibi hissettiğim zamanlar olmuştu.
"8 dil biliyorum sen"
" 5 dil biliyorum hangileri?"
"Başta Türkçe zaten sonra İngilizce, Rusça,İtalyanca,Arapça,Fransızca, İspanyolca ve son olara Almanca biliyorum"dedim.
"Sandığımdan daha zeki bir kadınsın "
"Alaz biz şuan burada ne yapıyoruz?"
"Bilmem ne yapıyoruz, konuşuyoruz tabiki"dedi.
"Sende farkındalığın biz farklı evrenlerin insanlarıyız"
"Bilmem hiç öyle düşünemedim belki"dedi.
"Alaz bazı şeyleri gala dalgaya vuruyorsun ,sen bir ajansın ben bir mafya ailesinin kızı sen benim ailemi öldürmek çökertmek için geliyorsun ama biz burada oturmuş kahve içiyoruz ne kadar güzel demi"dedim.
"Belki ben seni o aileden kurtarmak için öldürüyorsam"dedi.
"Ama ben istemiyorsam"dedim.
Bişey demedi baktı sadece.
Telefonuma mesaj gelince bütün o gerginlik dağıldı.
Adriel:Gökçe toplantı yarın akşam olacakmış.
Ben:Neden? Birşeymi oldu.
Adriel:hayır sorun yok sadece toplantın biran önce bitmesi için önemli almışlar.
Ben:tamam.
Yazdım. Alaz'a bakınca
"Benim önemli bir işim var seni evine bırakıyım"dedi.
"Gerek yok zaten benimde buralarda işim var ben giderim "
"Emin misin?"
"Eminim"dedim.
"Görüşürüz gökçe"dedi ve gitti.
Masada tek başıma kalmıştım....
