13. bölüm / 34
Gecemde Ay'ım Oldun12.Bölüm BAŞKA BİR EVRENDE
Bölümler 34Şu an: 12.Bölüm BAŞKA BİR EVRENDE
- 1 1.Bölüm. TANINMAYAN YÜZLER677 kelime
- 2 2.Bölüm BEKLE BENİ635 kelime
- 3 3. Bölüm İLK DEFA886 kelime
- 4 4.Bölüm NEFESSİZ ACILAR1.579 kelime
- 5 5. Bölüm ACI GERÇEKLER746 kelime
- 6 6.Bölüm GERÇEK AŞK701 kelime
- 7 7.Bölüm SAKLI GERÇEKLER1.204 kelime
- 8 8.Bölüm KARANLIK MİRAS755 kelime
- 9 9.Bölüm BEN SENDEN VAZGEÇEMİYORUM.1.825 kelime
- 10 10.Bölüm BİTİŞ VE BAŞLANGIÇ1.042 kelime
- 11 11. Bölüm KALBİMİN SAVAŞI1.391 kelime
- 12 Karekter tanıtımı hepsi (devamı gelcek)312 kelime
- 13 12.Bölüm BAŞKA BİR EVRENDE1.100 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 13.Bölüm YA BİR GÜN BULUŞURSA AY VE GÜNEŞ1.057 kelime
- 15 14.Bölüm NE O NE BEN1.944 kelime
- 16 15.Bölüm CEVAPSIZ SORULAR748 kelime
- 17 16.Bölüm SESSİZ CÜMLELER1.392 kelime
- 18 17.Bölüm SORSALAR1.295 kelime
- 19 18.Bölüm YORULDUM1.378 kelime
- 20 19.Bölüm BAĞIMLILIK1.096 kelime
- 21 20.Bölüm MASKELER1.146 kelime
- 22 21.Bölüm İLK KARŞILAŞMA1.247 kelime
- 23 22.Bölüm BAZI SESSİZ VEDALAR1.071 kelime
- 24 23.Bölüm YIKILIŞ1.101 kelime
- 25 24.bölüm GÖLGEDEKİ ARMA1.381 kelime
- 26 25.Bölüm EN KARANLIK GECEMDE IŞIK OLDUN2.948 kelime
- 27 26.Bölüm KALBİME GELEN MİSAFİR2.717 kelime
- 28 27.Bölüm ONUN YANINDA2.172 kelime
- 29 28.Bölüm İÇİMDEKİ HAİN1.211 kelime
- 30 29.Bölüm O GÜN1.391 kelime
- 31 30.Bölüm GEÇMİŞ1.376 kelime
- 32 31.Bölüm VE ARTIK BİZ2.190 kelime
- 33 32.Bölüm EV1.853 kelime
- 34 33.Bölüm ZITLIK957 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Büyükbabamın mektupta bahsettiği şey kafamı darma duman etmişti.
Aklımı kaçırmış gibi hissediyordum.
Mektubu geri yastığın altına koymuştum alaz'a hala bahsetmemiştim ama emin değildim söyleyip söylememek konusunda.
Alaz dışarıda telefon ile konuşuyordu.
Adriel'i aramak istiyordum ama yanımda alaz olduğu sürece arayamazdım.
Hayatını tehlikeye atamazdım.
......
Alaz tekrar odaya döndüğünde gökçe yatakta oturuyordu.
Ama bir şey farklıydı.
Gökçe'nin bakışları sürekli yastığının altına kayıyordu.
Alaz bunu fark ettimişti.
Fark etmeme ihtimali bile yoktu.
Yıllardır insanların yalanlarını okumayı öğrenmişti.
Kapıyı kapattı.
Yavaşça yatağın yanına geldi.
"Neyi saklıyorsun?"
Gökçe bir an duraksadı.
"Bir şeyi saklamıyorum."diye kekeledi.
Alaz kaşlarını kaldırdı.
"Bu cevap bile yalan söylediğini gösteriyor."
Gökçe bakışlarını kaçırdı.
"Alaz..."
"Gökçe."
Odadaki hava bir anda gerildi.
Alaz'ın gözleri yastığa kaydı.
Sonra tekrar Gökçe'ye.
"Bana güvenmiyor musun?"
Gökçe ona güveniyordu ama ona söylemek ve söylemek konusunda kararsızdı alaz'a güvenip göstererek yanlışlıkla adriel'in hayatını tehlikeye atma korkusu vardı içinde.
Gökçe'nin içi sızladı.
"Güveniyorum."
"O zaman göster."
Sessizlik.
Uzun bir sessizlik.
Sonunda Gökçe yavaşça elini yastığın altına uzattı.
Eski zarfı çıkardı.
Alaz'ın yüzü değişti.
"Büyükbabanın el yazısı"dedi alaz.
Gökçe başını salladı.
"Ben de yeni buldum."
Alaz zarfı aldı.
İçindeki mektubu açtı.
Satırları okumaya başladıkça yüzündeki ifade sertleşti.
Sonra daha da sertleşti.
Ve sonunda tamamen değişti.
Gökçe bunu görünce korktu.
"Birşey mi anladın yani ne oldu kötü birşey mi?"dedi
Alaz birkaç saniye cevap vermedi.
Mektubun son sayfasını çevirdi.
Okuduğunu anlamamış gibi bir yüz ifadesi vardı.
"Sen bu mektupta birşey anladın mı?"
Gökçe başını salladı.
Gökçe'nin hayatı bir yalandan ibaretti.
Ve o yalanlarının içindeki kişi alaz'dı belki.
"Bu mektubu alıyorum mit'e göndericem orada çıkar ne olduğu"dedi.
Mektubu alıp cebine sıkıştırdı.
"Sana "diye gökçeye kakaolu sütü uzattı.
"Çocukmuyum ben?"
"Belki hala öylesindir"dedi alaz.
Gökçe pipeti poşetinden çıkarıp batırdı ve içti.
"Çocukluğunu yaşayabildin mi?"diye sordu gökçe'ye ama bu soru onun için çok derin bir soruydu canını en çok yalan soruydu belki.
Birşey demedi sütünden içti.
"Söylemek zorunda değilsin zorlamıyorum"dedi.
"Sorun değil ben çoçukluğumu bilmiyorum yani hatırlamıyorum kesit kesit var bazı anıları hatırlıyorum"dedi.
Derin bir nefes alarak cama baktı.
"Hatırladığım anlardan biri ben ve benim gibi varisler küçük çocukken eğitimlere başlıyorlar ben hiç istememiştim o içimdeki masum kızı öldürmek ama zorlandım elime o silahı verdiler acıma dediler merhamet yok sana onlar merhamet etmiyorlarsa sen niye yapıyorsun dediler. Bende onlara uydum acımadım"dedi.
O anda gözümden bir yaş aktı.
Hızlıca sildi ve devam etti.
"Belki ne kadar dışarıdan sert ve acımasız olsamda içindeki o masum çocuğu korumak için öyleydim ben ne kadar acımasız olursam onlar bana daha çok işkence edicekler"dedi. Ve o an duraksadı.
Alaz'a bakınca
"Ne-ne yapıyorlar size"dedi.
Söylememesi şeyi söylemişti.
O alaz'a güveniyordu çünkü.
"Ağzımdan kaçırdım tabiki öyle birşey yapmıyorlar tabiki"dedi.
Oysaki yalandı büyükbabası tarafından dövüldüğü günleri hatırlıyordu.
Yanlış yere isabet edersem dövülürsün.
Yanlış bir şey yaparsın ama gökçe hızlı kavramıştı o yüzden az dayak yemiştim ama arkadaşlarını hatırlıyordu her tarafı mosmor olan arkadaşlarını.
O zamanlardan kalan tek bir arkadaşı vardı neva oda onun gibi bir varisti. Onun gibi zeki bir kızdı.
Ve şuan kendi ailesini lideriyim onunla gurur duyuyoru.
Çok yakın hissettiği bir kişiydi.
"Emin misin?"
"Eminim"dedi Gökçe.
....
Saatler sonra.
Gece olmuştu.
Hastane sessizleşmişti.
Gökçe pencerenin önünde oturuyordu.
Alaz ise yanında.
Uzun süre hiçbir şey konuşmadılar.
Sonunda Gökçe sessizce sordu:
"Ölseydim ne yapardın?"
Alaz başını çevirdi.
Bakışları doğrudan ona kilitlendi.
"Bu soruyu bir daha sorma."
"Ama"Sözünü kesmişt.
"Gökçe."
Sesindeki kırıklık ilk kez bu kadar açıktı.
"Seni o ameliyathaneye götürdüklerinde hayatımda ilk kez korktum."
Gökçe'nin gözleri doldu.
Alaz elini tuttu.
Parmaklarını kendi parmaklarının arasına geçirdi.
"Sana bir şey olsaydı kendimi asla affedemezdim."
Gökçe hafifçe gülümsedi.
"Bu bir aşk itirafı mı?"
Alaz da gülümsedi.
"Belki."
Gökçe ona biraz daha yaklaştı.
"Belki mi?"
"Tamam."
Alaz başını eğdi.
"Sana aşığım."
Gökçe'nin yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.
Sonra Alaz'ın yanağına hafifçe dokundu.
Ve dudaklarını onun dudaklarına kısa bir öpücükle bıraktı.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra geri çekildi.
İkisi de gülümsüyordu.
Sanki ilk kez savaşsız bir an son gibi hissettiler.
.....
Odada uyumaya çalışıyordum. Ama olmuyordu içimde huzursuzluk vardı nedensizce.
Telefonuma mesaj gelince baktım .
Beklediğim kişiden gelmesi yüzümü gülümsetmişti.
Adriel yani gizli ortağım.
"Gökçe nasılsın ?"yazmıştı
"İyiyim "
"Gelmemi istemisin "
"Sakın ol ilk başta ve gerek yok iyiyim"yazdım.
"Bir şey olursa direk yaz"
"Şüphen mi var ?"
"Tabiki yok "
"Annemin gelmesini istemisin?"
"Gerrek yok ortak"yazdım.
"Nasıl vuruldun?"
Derin bir nefes aldım.
"Bunları yüz yüze konuşsak olurmu?"
"Olur sorun yok hastane çıkışında almaya gelebilirim"
"Şüpheci çekeriz ben bugün çıkış yapıcaz yarın buluşalım "
"Olur nasıl istersen toplantı olucak haberin varmı?"
"Hatırladığım ne toplantısı?"
"Haftaya ülkeler arası yeraltı toplantısı"
Sıkıcı bir toplantıyı giç sevmezdim.
Etrafda bir sürü koruma ellerinde silahlar zaten alışık olduğum bir şey şikayet etmek ne kadar aptalcaydı.
"Of ya"
"Gelmek istemiyorsun demi?"
"Evet ya sen?"
"Ahnı bunaltıcı "yazdı.
İçeri Alaz ve doktor girmişti bu yüzden
"Doktor geldi yarın görüşürüz ortak"
"Dikkat et kendine ortağım "yazmıştı.
Onun ortağıydım. Onundum.
"Nasılsın Gökçe?"
"İyiyim doktor"
"Agresifsin heralde"
"Ne alaka ?"
Sinirimi bozmuştu nedensizce.
"Karnında ağrı varmı?"
"Hafif"
"Reeteni yazdım çıkışını yapabilirsin"dedi.
Doktor odadan çıkınca.
"Bu arada kıyafetlerimi kim değiştirdi?"
"Ben değiştirdim tabiki hemşire değiştirdi "dedi.
Kafa salladım.
Ayakkabılarımı giymek için yere edildiğinde alaz bana doğru gelip yere eğildi.
"Dikişlerini patlatmak mı istiyorsun? Yere niye eğiliyorsun"dedi.
Ona doğru bakınca ayakkabılarımı bir çoçuk gibi giydiriyoru.
"Diğer ayağınıza uzat"dedi.
Ve uzattım .
Kafasını kaldırıp bana bakınca bakışlarımı denk düştü onun o dipsiz köşesiz yeşil gözlerini ve benim hırçın mavi gözlerim .
İkimizde bakışlarımızı,gözlerimizi kaçırmadık.
"Ula ne bakıyon önüne dönsene "diye dayanamayarak bağırdım.
"Asıl sen niye gözlerini kaçırmadın ha " dedi.
Dudağının yani kıvrıldı.
Ona bakarak onun taklidini yapmaya çalıştım.
"Sen benim taklidimi mi yapıyorsun?"
"Bak ne kadar güzel nasılda kendini tanıdın"diye dalga geçtim.
Ona bakarken istemsizce gamzelerimi çıkarak gülümsedim.
"Herkeze gösterdiğin o güzel gamzelerini bi bana göstermiyorsun be gülüm" dedi.
Bi an ciddileştim.
"Haddini aşıyorsun çizgini aşma ve gereksiz ve boş yere konuşma biz sadece senle arkadaşız "dedim.
Bu kelimeyi kendim bile sindirememişken ona söylemek biraz yanlış olmuştu sanki.
"Ya tabiki biz arkadaşız"dedi.
Arkasını döndü ve kapıyı açtı.
Ayağa kalkmak için yatağın yanındaki demirlere tutunarak kalkmaya çalıştım ama biraz canımın yandığını hissettim.
Ağzımdan küçük bir inleme kaçtı.
"İyimisin "dedi.
"İyiyim sadece biraz canım yanlış"dedim.
Elimden tutup ayağa kaldırdı.
Canım yandığı için biraz tırnaklarımı alaz'a batırmıştım.
Ona bakınca.
"Özür dilerim"dedim
"Sorun değil"dedi.
Ve bian tek eliyle kucağına aldı.
"Napıyorsun yere indirdi alaz"dedim.
"Çok konuşuyorsun sus işte "dedi.
Omzuna vurdum.
"Alaz indir"
"İndirmem canın yanıyor "dedi.
"İnsanlar yanlış anlıyor"
"Çokta umurumda nasıl anlamak istiyorlarsa öyle insansınlar"dedi.
"Ya alaz ula indirsene "diye omzuna bir daha vurdum.
"Kızım seninde ne sert elin varmış vurduğun yere çiçek açıyor."dedi.
Ona bakınca oda bana baktı.
"Bide utanmadan dalga geçiyor"dedim.
Gülümsedi.
Gözlerini kısarak gülümsüyordu.
Yakışıklıydı gerçekten ama biz farklı evrenlerin insanları gibiydik.
O içindeki masum çocuğu yaşatıyordu belki ama ben onu öldürmüş ve o öleli yıllar olmuştu oysaki....
Bölüm etkileşimi
