8. bölüm · ESİR

7.Bölüm

Nursen Ağ

Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar💜

Gece yaşadıklarımın etkisiyle doğru düzgün uyuyamamıştım , başım bir tuhaftı. Önce banyoya girip sıcak suyun altında bir süre kaldım iyice rahatlayınca çıktım. Üzerime siyah pileli bir etek ve siyah bir buliz giyindim. Uzun saçlarımı kurulayıp taradım ve salık bıraktım.

Her ne olursa olsun kafama takmayacaktım bu gün annem ve babamı yeni evlerine yerleştirecektik o nedenle mutluydum.

Odamdan çıkıp merdivenleri koşarak indim Zerrin cadısıyla karşılaşmak pahasına. O ne kadar evin hanımıysa bende kızıydım. Düşüncelerime gülümsedim ne çabukta sahiplenmiştim burayı, oysa ilk gün babam beni zorla getirmişti.

Salona geçeceğim sırada mutfaktan mis gibi kokular geldi burnuma. Salon yerine mutfağa girdim. Hatice abla ve bir bayan çalışan kahvaltı hazırlıyordu.

"Günaydın" dedim gülümseyerek.
"Günaydın küçük hanım" ismini bilmediğim bayana baktım cevap vermek için.

"Bana küçük hanım demeyin lütfen sadece ismimi söyleyin. Senin ismin neydi acaba" dedim.

Tebessüm ederek "Kader" dedi.
"Kader, kekmi yaptınız mis gibi koktu biraz yiyebilir miyim?"
"İştahın kesilir kızım hemen şimdi sofrayı hazırlarız" Hatice ablanın sesiyle ona baktım.

"Olsun Hatice abla çok güzel koktu dayanamıyorum lütfen." Masum çocuklar gibi konuşunca ısrarıma dayanamadı bir tabağa üç dilim kek koyup masaya bıraktı. Sandalyeye oturdum tabağı kendime iyice yanaştırıp, bir dilimini elime aldım.
Önce kokusunu içime çektim gözlerimi kapayarak keki ısırdım, tadını çıkararak yemeğe başladım. Bir dilimi bitmşti ki arkamdan gelen ayak sesini duydum.

"Bu ne saygısızlık sofra hazır olmadan mutfakta yemekte ne demek."
Duyduğum sesin sahibini biliyordum hiç arkamı dönmeden gülerek onu cevapladım.

"Canım mutfakta kek yemek istedi bunun için sizden izin alacak değilim."

"Sana terbiyesiz olduğunu söylemiştim. Sendende böyle hareketler beklenir malesef ne yaparsan yap buraya ait değilsin."

Daha fazla konuşmasına müsade etmedim. Ona dönerek, rahat bir tavırla,
"Sizde benim keyfimin kahyası değilsiniz" dedim.

Çıldırmış gibi gözlerini açıp kesik kesik soluyarak suratıma baktı. Sonrada bağırarak Hatice ablaya dönüp,
"Bu kahvaltı neden hala hazır değil? Dedi.

Hatice abla "hemen hazırlarız Zerrin hanım" dedi. Ve Zerrin cadısı ayağındaki topuklu ayakkabısını yere vura vura mutfaktan çıktı gitti.Çalışanlar aceleyle kahltılıkları hazırlarken sordum.

"Nasıl katlanıyorsunuz bu cadıya?
İkiside dönüp bana baktılar.

"Aslında bu kadar sinirli değildi bu aralar böyle" Kader konuşunca ona cevap verdim.

"Ben geldiğimden beri?
Yani beni istemiyor bütün derdi ben.
Bu kadar acele etmeyin saat daha erken bana kızdığı için sizden çıkarıyor öfkesini" dedim.

Kader "sanada helal olsun valla ondan korkmuyor cevabını da esirgemiyorsun."

"Ne korkacam o süpürgesiz cadıdan" dedim. İkisi birden kahkaha atınca, bende kendimi tutamayıp güldüm.

Onlar salondaki masayı hazırlamak için çıktı, ben ise ikinci dilim keki alıp az önceki gibi gölerimi kapatıp yemeğe başladım. Daha Lokman ağzımdayken duyduğum çıtırtı sesiyle gözlerimi açtım. Bir anda karşımdaki adamı görünce lokman boğazıma takıldı, öksürmeye başladım.

Yanıma gelip eliyle sırtıma vurup,
"Helal Ceyda hanım iyimisiniz?" Diye sordu. Öksürmem kesilince bana uzattığı suyu içtim.

"Bu ikidir aniden karşıma çıkıp beni korkutuyorsun üçüncüsü olursa seni affetmem bak" dedim ona bakarken.

Mahçup bir şekilde "kusura bakmayın Ceyda hanım maksadım sizi korkutmak değildi, su içmek için mutfak kapısından içeriye girmiştim burada olduğunuzu bilmiyordum" dedi.

"Neyse boş ver ismin neydi senin" dedim.
"Cem" dedi.
"Cem hadi suyunu alıp gel otur şu bir dilim kekide sen ye" dedim.
"Olurmu öyle şey Ceyda hanım."
"Neden olmasın hem öyle hanımlı manımlı konuşma hiç bana göre değil, Ceyda desen yeterli" dedim.

Suyunu alıp karşıma oturdu, tabağı ona ittirdim.
"Ben almasaydım" dedi.
"Al al zaten bir sen birde o üvey annem olacak cadı iştahımı kaçırdınız."

Gülümseyerek "cadımı" dedi.

"Evet hemde süpürgesiz olanından.
Geldiğimden beri gözüne batıyorum bilmiyorum ne istiyor benden."

"Normalde de böyle sevimsiz birisi ama sen geldikten sonra iyice asabileşti. Bence ona bulaşmamalısın" dedi.

"Hıı demekki benden korkuyor süpürgesiz cadı" deyince,
Cem kahkaha attı.

"Ceyda sofra hazır kuzum gidebilirsin salona" Hatice abla seslenerek içeriye girdi.

Ayağa kalkarken Cem'e baktım. "Muhabbetin güzel bazen gelde sohbet ederiz hem canım sıkılmaz hemde dedikodu yaparız" dedim. Gülümseyerek başını sallayıp "olur" dedi.

Salona geldiğimde herkes sofradaydı "günaydın" diyerek yerime oturdum. Midemi kekle doldurduğum için iştahım kesilmişti o nedenle fazla birşey yiyememiştim.

"Kızım neden yemiyorsun? Babama dönüp cevap vereceğim sırada Zerrin benden önce davrandı.

"Yemez tabi çünkü az önce mutfakta kekle midesini doldurdu" dedi.

Bir şey diyemeden karşımda oturan Zerrin'e baktım alay eder gibi gülüyordu.

"Afiyet olsun kızım. Sana herşey serbest istediğini ye istediğin gibi hareket et" deyince tebessüm edip babama döndüm.
"Teşekkür ederim" dedim.

Tekrar Zerrin'e baktığımda az önceki alaylı gülüşü gitmiş öfkeyle bana bakıyordu.

********

Kahvaltıdan sonra babam, abim ve ben arabaya binip şirkete gitmek için evden ayrıldık. Şirkete geldiğimizde önce şöyle bir binaya baktım çok büyüktü. İçeriye girdiğimizde çalışanlar bizi saygıyla eğilerek karşıladılar. Daha önce buraya iş başvurusu için gelseydim, eminim ki beni içeriye bile sokmazlardı.

Siyah mini etekli elinde dosyasıyla bir bayan gülümseyerek, "hoş geldiniz Aziz bey" dedi.
Babam sadece başını salladı, birlikte asansöre binip onuncu katta durduk. Asansörden inince kapısında Aziz Doğanlar yazan büyük odaya girdik.

"Leyla hanım seni kızım Ceyda ile tanıştırayım" diyerek beni gösterdi yanımızdaki bayana.

"Tanıştığıma memnun oldum Ceyda hanım" gülümseyerek elini uzattı, bende onun gibi elimi uzatıp tebessüm ettim.

"Bende memnun oldum Leyla hanım" dedim.

Babam Leyla'ya bakarak dosyalar hazırmı" dedi.
"Hazır efendim" diyerek dosyaları masaya bıraktı.

"Hadi çocuklarım imzalayın şu belgeleri" dedi babam bize bakarken. Dosyayı bize doğru uzattı. Abim ile birbirimize baktık bana gülümseyerek,

"Hadi prenses" dedi ve masaya yanaşıp belgeleri imzaladık.

"Evet çocuklar hayırlısı olsun bundan böyle benim ortaklarımsınız" dedi gülerek.

"Teşekkür ederim baba ama ben böyle işlerden hiç anlamam" dedim. Gülümseyerek bana cevap verdi.

Çalışmak zorunda değilsin kızım ister şirkete gel ister gelme burası senin.
Hadi şimdi gidin abin sana şirketini gezdirsin sonrada diğer işlerinizi halledersiniz.

Abim ayağa kalkıp kolunu boynuma doladı " hadi ortak yürü" dedi.
Birlikte şirketin bütün katlarını gezdik. Bazı çalışanlarla tanıştırdı beni. Çalışan kızların hepsi şaşkınca bizi izliyordu.

"Bir şey sorabilir miyim" dedim ona bakarak.
"Burada çalışan kızların hepsini ayarlayıp ümit vermiş olabilir misin?
Kolu boynumdayken şaşkınca yüzüme baktı.
"Nedenmiş o"
"Çünkü bizi böyle sarmaş dolaş görünce hepsi hortlak görmüşe döndü" dedim.

Kahkaha atarak "onlarla işim olmaz fıstık, naparsın benim gibi yakışıklının cazibesine dayanamıyorlar" dedi.

"Abi... Sevgilin varmı?
"Yok güzelim, takıldığım kızlar var ama malesef daha aşık olabileceğim biri çıkmadı karşıma" dedi.
"Ben sana birini önerebilirim."
"Kimmiş o?
"Arkadaşım Yasemin" dedim tebessüm ederek, "yalnız ciddi düşüneceksen"

"Şu durmadan saçlarını savurup bana kur yapan kız" dedi düşünür gibi yüzüme bakarak. Sonrada devam etti "neden olmasın güzel kız, aradığım bütün özellikler var. Sarı saçlar, yeşil gözler, fizik o biçim hemen onu bana ayarlıyorsun" dedi gülerken.

**********

Sonunda büyüyüp yıllarca yaşadığım eve gelmiştik, önceden arayıp annemlere durumu anlattığım için herşeyden haberleri vardı. Önce onlara alınan evi kabul etmediler ama sonra ikna edebilmiştim. İki valiz özel eşya dışında başka birşey almadık, öylece kapıyı kilitleyip çıktık. İstedikleri zaman gelip yine burada kalabileceklerdi.

Hep birlikte abimin arabasına bindik ve yola çıktık. Mahallede çocuklar yine maç yapıyorlardı.
"Abi dururmusun" dedim büyük bir heyecanla. Şaşırarak yüzüme baktı.

"N'oldu Ceyda? dedi.
"Sen arabayı park et biraz bekleyin"
"Nereye gidiyorsun" derken ben arabanın kapısını açıyordum.

Babamın gülerek konuşma sesini duydum.
"Çocuklar ile maç yapmaya" dedi.
Abim de şaşırarak "maç mı? dedi.

Onları bırakarak çocukların yanına koştum. Anıl beni görünce bağırarak yanıma geldi.

"Ceyda abla gelmiş" diyerek bana sarıldı.
Ardından ötekilerde gelip sarıldılar.
"Ne zamandır görünmüyorsun Ceyda abla nerelerdeydin? Dedi Mustafa.
"Yeni ailemin yanındaydım."
"Yeni ailen mi?
"Evet meyersem benim bir ailem daha varmış onların yanındaydım" dedim.
"Nasıl yani" dedi Mustafa.
"Boşver oğlum şimdi burada yeni ailemi mi konuşacağız hadi biraz maç yapalım" dedim. Nedense bu çocukları çok seviyordum.

Maça başladık başlamasına ama ben sahada oynamaya çalışıyorken yine çocuklar buna engel oluyordu. Her seferinde olduğu gibi beni zorla çekiştirerek kaleye koydular.
Kaleye gelen topları tutacağım diye bir sağa bir sola düşüyordum. Çocuklar bilerek topu sert vuruyorlardı.

Yine top sert gelince başıma çarptı ve yere düştüm.
Oflayarak başımı tuttum, o anda kalkabilmem için biri elini uzattı. Başımı kaldırıp baktım tahmin ettiğim gibi abimdi. Elini tutup ayağa kalkınca,
gülerek konuştu.

"Vay be benim kardeşime bak erkek gibi maç oynuyor."
"Sadece erkekler mi maç oynuyor" dedim.
"Tabi kızım ben etrafımda maç oynayan kız görmedim hiç."

"Bu kim Ceyda abla" Anıl'ın sorusuna cevap verdim.
"Abim"
"Hıı... Şu yeni ailen" dedi.
Gülümseyerek çocukları abim ile tanıştırdım. Sonrada onlardan ayrılıp arabaya binip yolumuza devam ettik.

Yeni evimize gelince gözlerime inanamadım babam ailem için iki katlı güzel bir ev almıştı. Eve girdiğimizde içerisinin de çok güzel olduğunu gördüm. Annem,

"Ev çok güzelmiş ama çok büyük ben nasıl temizlerim burayı" dedi. Hemen cevap verdim.

"Merak etme anneciğim bundan sonra iş yapmana gerek yok dedim ve abime dönüp,
"Yarın burada çalışmak için bir bayan ayarlarmısın" dedim.

"Tabi prenses sen iste bir değil iki bayan ayarlarım ben" dedi.

Hep birlikte eşyaları yerleştirip etrafı gezindik. Dışardan yiyecek söyleyip yedik, çayımızı içtik birlikte vakit geçirdik. Artık yakın olduğumuz için onları istediğim zaman görebilecektim.
Vedalaşırken moralim bozuldu, gözlerim doldu annem moral vermek için.

"Kızım evlenseydin yine bizden ayrılacaktın bir gün evlenip kocanın yanında yaşayacaksın kendini buna alıştırmalısın."
Nedense annemin sözleri aklıma Sarp'ı getirmişti. N'oluyordu bana, sık sık aklıma gelmesi normalmiydi?

Vedalaşıp oradan ayrıldık. Eve geldiğimizde bahçenin büyük kapısı bizim için açıldı. Arabadan inince Cem'i gördüm selamlaşarak içeriye girdim. Üst kata çıkıp odama gireceğim sırada fısıltı gibi konuşan Zerrin'in sesini duydum.
Merakıma yenilerek sese doğru yürüdüm sessizce. Odasının kapısı aralıktı telefon ile konuşuyordu sanırım.

"Ne yapayım yani yediğiniz paralar az geldi galiba?" Deyip sustu karşı tarafı dinliyordu.
"Beni o deliyle uğraştırmayın başınızın çaresine bakın" diyerek sinirle telefonu kapattı.

Neydi şimdi bu kiminle konuşuyordu?
Deli dediği de kimdi?
Sessizce geri geri yürüdüm, bu cadı beni görmeden odama girmeliydim.
Tam arkamı dönecekken bir bedene çarptım, gözlerimi kapattım.

"Prenses n'oldu niye böyle telaşlı görünüyorsun? Abimin olduğunu anlayınca gözlerimi açtım ona döndüm.

"Hiiiç sadece ses duydum sandım şimdi odama gidiyordum" dedim.

"Tamam güzelim git dinlen yoruldun bu gün" dedi.

Yanından geçerken arkamı dönüp baktım Zerrin kapısının önünde kaşlarını çatmış bana bakıyordu. Acaba onu dinlediğimi anlamış mıydı? Odama girip yatağıma uzandım bir süre cadının kiminle konuştuğunu düşünüp durdum.
Bu kadında beni şüphelendiren bir şey vardı, elbette çıkardı bir gün kokusu. Düşüncelerimden abimin bağırma sesiyle sıyrıldım. Niye böyle bağırıyordu ki. Odamdan çıktığımda onu hızla merdivenlerden inerken gördüm.

"Bu sefer elimden kurtulamaz geberteceğim o ......" küfür ederek hızla iniyordu. Tam peşinden gideceğim sırada Zerrin'in sesini duydum.

"Hep senin yüzünden eğer oğluma birşey olursa bunun bedelini çok ağır ödetirim sana."

Dönüp suratına baktım her zaman ki gibi sinirliydi aldırış etmeden merdivenlerden indim, onunla vakit kaybedemezdim ne olduğunu öğrenmem gerekiyordu.

Evden çıktığımda bahçede bir kargaşa vardı adamlar arabalara biniyorlardı aralarında abimi gördüm koşarak yanına gittim kolunu tuttum.

"Abi n'oldu ? Nereye gidiyorsunuz?

"Ceyda sen içeriye gir."

"Abi lütfen nereye gidiyorsunuz?" Dedim yine telaşla.
"İçeride seni duydum, bu sefer geberteceğim seni dedin kimi abi?
"Nolursun gitme" dedim.

"Abicim sana içeriye gir dedim önemli bir işim var birazdan geleceğim" diyerek arkamda duran birine başı ile işaret edip "Ceyda'yı götür" dedi.

Kolumu tutup çekiştiren kişiye baktım, bu Cem'di. Tekrar abime döndüğümde arabasına binmiş bahçeden çıkıyorlardı.

"Ceyda hanım sizi içeriye götüreyim" dedi Cem.

Ona dönüp kolumu çektim.
"Onlar nereye gittiler hemen söylüyorsun?

"Bilmiyorum."

"Bilsen söyleyecektin yani."
Gülümseyerek yüzüme baktı. Herşeyi bildiği gözlerinden okunuyordu.
"Ben eve girmek istemiyorum biraz bahçede oturalım" dedim ve kamelya ya doğru yürürken balkonda beni izleyen Zerrin'i gördüm. Aldırış etmeden gidip oturdum Cem'e de oturması için elimle işaret ettim.

"Şimdi anlat nereye gittiler?

"Bunu sana anlatmam ne kadar doğru olur bilemem."

"Sen anlatta ona ben karar veririm."

"Peki, baban şirketteyken Sarp'ın babası Aslan bey gelmiş yanına" demesiyle şaşırdım bunlar düşmandı neden gelmiş olabilirdi ki.

"Neden gelmiş ki barışmak için mi" dedim.

"Onun gibi birşey."

"Ne demek onun gibi birşey daha açık anlatabilir misin."

"Eğer baban, seni oğlu Sarp'a verirse bu güne kadar bütün olanları unutup dost olacağını söylemiş."

Duyduklarım dan dolayı şaşkınlıktan gözlerim büyüdü dondum kaldım.
"Babam ne demiş?

"Size verecek kız yok bende, ayrıca düşmanlığımız hiç bitmeyecek demiş."

"Cem sen kaç yıldır burada çalışıyorsun?

"Üç yıl oldu."

"O zaman geçmişte onların arasında ne olduğunu duymuşsundur? dedim.

"Bunları babandan yada abinden öğrenebilirdin" dedi.

"Sordum ama geçiştirip söylemediler" dedim. Cem bir sigara yakınca,

"Banada versene bir sigara" dedim. Şaşırarak sigarayı uzattı. Paketten aldığım sigarayı yakarken,

"Sen sigara içiyor muydun" dedi. Omuz silkip,

"Bazen" dedim. Sigaramı içime çekip,
"Anlat dinliyorum ama önce abimin nereye gittiğini söyle dedim.

"Sarp'ın yanına."

"Ne Sarp'ın yanına mı?

"Evet" deyince telaşlanmaya başladım.

"Ya birbirlerine zarar verirlerse" diyerek ayağa kalktım.
"Benim babama haber vermem gerekiyor, babam içerdemi?

"Dur bir sakin ol baban daha gelmedi."

"Gelmedi mi? Dedim telaşla Cem bana bakıp sırıtıyordu.
"Neden sırıtıyorsun? Ben burada komik birşey görmüyorum" dedim.

"Sadece bir şeyi merak ettim sen sadece abin için değil, sanki Sarp içinde telaşlanmış gibisin?"

"Bu seni ilgilendirmez sen ikinci sorduğuma cevap ver" dedim.

"Peki anlatayım Sarp'ın ve senin deden yıllar önce memketlerindeyken anlaşmazlık oluyor aralarında deden Sarp'ın dedesini vuruyor."

"Nasıl yani buna inanmak mümkün değil içerideki pamuk gibi adam bir cana kıyamaz" dedim.

"Malesef adamı öldürmüş" içim ürperdi nasıl böyle rahat anlatıyordu.

"Peki sonra n'olmuş? dedim merakla.

"Bir süre sonrada karısı kahrından ölüyor o yıllardan beri düşmanlar."

"Yazık olmuş ama aradan onca zaman geçmiş, hem dedemde cezasını çekmiştir, birde dedemden duymak lazım bu olanları."

"Deden ceza meza çekmedi o en ağır cezayı hak etmişti." Cem son söylediğini kaşlarını çatarak söylemişti neden sinirlenmişti ki şimdi. Sanırım bu konuşma bu kadar yeterdi.

"Ben artık içeriye girsem iyi olacak" diyerek kalkıp eve girdim. Dedemle en yakın zamanda bu konuyu konuşmalıydım.

**********

Evdekilerle salonda beklerken babaannem başımı dizlerine koymuş saçlarımı okşuyordu. Bende az önce babaannemin bana verdiği öz annemin fotoğraflarına bakıyordum. Ben gerçektende anneme çok benziyordum ama annem çok güzeldi. Tıpkı benim gibi açık kumral uzun saçları, kahve gözleri vardı. Duygulandım gözlerim doldu genç yaşta hayatına son vermişlerdi. Yaşasaydı hiç ayrılmayacak tık kim bilir beni ne kadar çok sevecekti. Aklıma gelenle doğrulup oturdum.

"Dede annemi zehirleyeni buldunuzmu?" Sorduğum soruyla önce şaşırarak durakladı, sonra konuşmaya başladı.

"Tabiki Aslan Soykan yaptırdı senide o kaçırttı dedi.

"Neden yaptı böyle birşeyi sence, genç bir kadının ölmesine, bebeğininde kaybolmasına sebep oldu." Aslında Cem'den duymuştum nedenini ama birde onun ağzından duymalıydım ne diyeceğini çok merak ediyordum.
Önce derin bir nefes çekti içine, sonrada anlatmaya devam etti.

"Aslında senin ölüm emrini de vermiş ama seni öldürecek adam kıyamayıp öldürmek yerine bir aileye evlatlık veriyor. Yıllar sonra senin ölmediğini öğrenen Aslan tıpkı anneni öldürdüğü gibi o adamıda zehirleyerek öldürdü."

Duyduklarım dan dolayı içim ürperdi bu çok caniceydi. Artık tamamen emindim Sarp'ın intikam için peşimde olduğunu.

"Beni nasıl buldunuz dede" dedim.

"Aslan'ın tuttuğu adam bu evde çalışıyordu, bir gece baban ile oturuyorduk adam elinde senin fotoğraflarınla içeriye girdi. Girdiği gibi yere yığırldı nesi olduğunu anlamaya çalışırken, zorlukla çıkan sesiyle,
kızınız Ceyda yaşıyor dedi. Ne kadar zorlasakta fazla konuşamadı sadece "İstanbul'da yaşıyor affedin beni, öldür dedi kıyamadım birilerine verdim, diyerek son nefesini verdi."

Bu kadar Canilik olamazdı, yıllar önce yarım kalan intikamını beni oğlu ile evlendirerek mi alacaktı?

Konuşmamız kapı sesiyle yarım kaldı daha sonrada devam edebilirdik. Abim salona girince hızlı adımlarla yanına gittim, saçı başı dağılmış sinirden burnundan soluyordu.

"Abi iyimisin? Diye sordum.
Ardından babam girdi salona. Abim cevap vermeyince babama dönerek sordum.

"Baba n'oldu iyimisiniz." Ondan önce bağırarak abim konuştu.

"N'olacak o şerefsiz seninle evlenmek istiyor şimdide intikam almak için bu yolu seçmişler." Diyerek kaşlarını çattı. Zaten kapkara olan gözlerini daha çok karartarak gözlerime baktı. Bir an ondan korkmaya başladım n'oluyordu şimdi.

"Sana onunla aranda birşey varmı diye sormuştum yok dedin bana. Eğer öyle bir düşüncen varsa sileceksin aklından. Yalnız kapıdan dışarıya adım atmayacaksın." O böyle bağırınca cevap veremedim babam girdi araya.

"Atlas yeter, gitme kızın üzerine onun suçu ne" deyince abim aynı öfkeyle salondan çıkıp gitti. Ardından bakıp kaldım.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Bir sonraki bölümde görüşmek dileği ile

Hoşça kalın🌹