33. bölüm · ESİR
32.Bölüm
Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar
Keyifli okumalar💜
Altı Ay Sonra
Bazı hamilelikler çok zor geçermiş derler. Çok şükür ki canım kızım beni fazla zorlamıyordu. Sarp her konuda bana yardımcı oluyordu. Evet bir kızım olacak. Anne olmak için yaşım belki erkendi ama içinde bir canlının var oluşunu hissetmek seni anne olmaya hazırlıyordu. Onu düşünmek, onu hissetmek içimi ısıtıyordu.
İnanamıyorum iki ay sonra kızımı kucağıma alacağım. Onu öpüp koklayacağım. Acaba banamı yoksa Sarp'a mı benzeyecek? Kızımı hayal ediyorum çoğu zaman. benim gibi iri, açık kahve gözleri, açık teni, uzun dalgalı saçları olduğunu. Bir kaç kez rüyamda görmüştüm yüzünü tıpkı düşündüğüm gibiydi.
"Canım kızım" dedim tebessüm ederek elimle karnımı sıvazladım.
"Sağlıklı doğ yeter ki kime benzersen benze, sen benim kızımsım."
Sarp sesli bir şekilde gülerek, "benden daha çok konuşuyorsun kızımla, kıskanmalımıyım?" Dedi. Arabadaydık, Sarp'ın dağ evine gidiyorduk. İlk evine girdiğim, beni zorla tuttuğu dağ evine.
"Kızımla konuşmayı seviyorum."
"Peki seni anlıyor mu?"
"Evet, beni anlayıp hissettiğini biliyorum. Anne ne yaşıyorsa karnındaki bebek hissedermiş." Sarp gülümseyerek kolunu boynuma dolayıp beni kendine çekti. Başıma öpücük kondurarak göğsüne bastırdı.
Aslı oturduğu ön koltukta bize doğru dönerek, "çifte kumrular, sizi bölüyorum ama geldik" dedi. "Enişte aslında burada pekte güzel anılarımızın olduğu söylenemez. Bilmem hatırlıyor musun? Hatırladıkça da rahatsız oluyor musun?"
"Aslı bence benimle uğraşacağına Erdem'e söylede elini biraz çabuk tutsun, yoksa evde kalacaksın."
Aslı'nın suratı birden asılarak arabayı kullanan Erdem'e döndü. Erdem bakışlarını odaklandığı yoldan çevirmeden sırıtmaya başladı. Sarp gülerken susması için onu dürtüyordum. Arkadaşımı utandırıyordu.
Dağ evine geldiğimizde arabadan indik. Diğerleride, yani arkadaşlarımızda arabalarından inmişti. Herkes bahçeden içeri girerken, ben bahçe kapsından içeriye bakıyordum. Sarp gözlerini kısmış bir iki adım ileride beni izliyordu.
Bu evde neler yaşamıştım.
Elimi büyüyen karnıma koyarak, "bebeğim, burası babanın beni alıkoyduğu, türlü türlü eziyetler ettiği evi" dedim.
"Kızımı şimdiden bana karşı dolduruyorsun."
"Kusura bakma sevgilim kızımız nasıl tanıştığımızı, neler yaşadığımızı bilmeli."
Burnundan nefes alarak gülümsemesine devam etti. "Şikayetlerin bittiyse, hadi bizde eve girelim sevgilim." Elimden tutarak göz kırptı.
Bahçeye girdiğimizde sağ taraftaki kamelya yı görünce anılarım canlandı gözümde. Ayak bileğimin acısından dolayı buraya oturuşum, ensemde hissettiğim silahın bana verdiği korku, silahlı adamların beni tutup sürkleyerek eve taşımaları. Birden içim ürperdi. Üzerinden çok zaman geçmiş neler yaşamıştık ama sanki o anları tekrar yaşıyordum.
Sarp kolunu bana dolayıp kendine çektı. "Sevgilim, biliyorum sana karşı çok hatalarım oldu. Bunları daha önce çok konuştuk. Ama sana hiçbir zaman zarar vermedim. Yinede senden çok özür diliyorum. Büyük bir eşşeklik etmişim."
Sesli bir şekilde gülerek iyice sokuldum göğsüne. "Seni çoktan affettim sevgilim. O zamandan sonra ilk defa geliyorum bu eve haliyle etkilendim. Az şey yaşatmadın bana."
"O kadar da değil."
"Yaa! demek o kadar da değil hepsini hatırlatacağım sana." O an hissettiğim şeyle irkilerek karnımı tuttum.
"Ceyda n'oldu? Ağrınmı var?" Diyerek telaşlandı Sarp.
"Dur hayatım birşey olduğu yok. Sadece minik prensesimiz güçlü bir tekme attı. Anlaşılan bu kız babacı olacak. Bak şimdiden sana laf söyletmiyor."
"Tabiki bana düşkün olacak. Kızlar babaya düşkün olurmuş derler "
İkimizde gülüşerek eve doğru yürüdük.
İçeri girdiğimizde Sibel kızlara evi gezdiriyordu. Çok şükür ki artık bacaklarını rahatça kullanabiliyordu. Elif'im de, Atlas abim de çok iyiydi.
Cem ve Erdem ellerindeki poşetleri mutfağa yerleştiriyor, Kaya da etrafı inceliyordu.
"Abi ben mangalı yakmaya başlayayım şimdiden" dedi Cem.
"Hazırla Cem birde şu Aytaç'ı ara bakayım nerede kaldı."
"Gelir şimdi. Kız arkadaşını da getirmesini söyledim" dedim.
Sarp hemen bana dönüp sorgulayıcı bakışlarıyla baktı.
"Kız arkadaşı mı?"
"Evet. Neden bu kadar şaşırdın hayatım. Herkes çift gelirken Aytaç'ın yalnız kalmasına gönlüm razı olmadı. Zaten artık şu sevgilisiyle tanışma vakti gelmedi mi? Bakalım şu Zeynep nasıl biriymiş. Aytaç'a layıkmı değilmi?"
"Hıı, bakıyorum da Aytaç artık benden çok seni dinliyor. Bir de kaynana olmaya mı karar verdin?"
"Aynen öyle bekarmı kalsın çocuk. Ben kaynana değil yengeyim yenge."
Sarp elini hafif çıkan sakallarına götürerek sıvazladı. "Hamilelik sana baya yaramış sevgilim. Ben dahil herkesi yönetmeye başlamışsın."
Kendimi tutamayıp kahkaha attım. "Bu iyi birşeymi yoksa kötümü?" Yüzüme sevimli sevimli bakarken, "demekki iyi birşey" dedim.
Kızlar ev gezmesini bitirip koltuklara yerleşince Sibel'in oturduğu koltuğu gözüme kestirdim.
"Sibel"cim sen başka yere geçsen güzelim ben bu koltuğa oturmak istiyorum."
"Yengecim koca salonda o kadar yer varken neden beni yerimden kaldırıyorsun acaba?"
"Bu koltuğa oturmak istiyorum şekerim. Bak karnı burnunda yengeni bekleterek yoruyorsun." Sibel bu yaptığıma anlam vermeye çalışarak tuhaf bakışlarıyla kalktı koltuktan. Büyüyen karnım artık iyice ağırlaştığı için yavaşça oturdum tekli koltuğa. İyice yerleşirken herkes bana şaşırarak bakıyordu.
"Bana öyle bakmanıza gerek yok yalnızca bu evle ilgili bazı travmaların var onu atlatmaya çalışıyorum."
"Ay canım arkadaşım kim bilir Sarp sana neler çektirdi bu evde. Bizde seni onun ellerine bırakmak zorunda kaldık" dedi Elif üzülerek.
"Abartmayın isterseniz kızlar, ben karımı incitecek hiç birşey yapmadım" dedi Sarp.
"Kocacım ben seni çoktan affettim ama anılarım depreşti birden. Mesela bu oturduğum koltuğu hatırlıyor musun?" Sarp tuhaf bir şey söylemişim gibi suratıma bakarken, "hatırlamıyorsun, hani ilk geldiğim gün beni tutup senin önüne atmışlardı. Sende bu koltukta oturuyordun."
"Hatırlamam mı. Bana davetsiz misafir var dediklerinde misafirin böyle güzel bir kız olduğunu tahmin bile edemezdim."
"Ay çok romantik, yengecim bize anlatırmısın neler yaşadığınızı?" dedi Sibel.
"Kaya kızların muhabbeti bizi sarmaz kardeşim. Gel biz bahçeye çıkalım."
"Ceyda'nın anlatacakları daha ilgi alanım şu an. Bu evde neler yaşttın kardeşime öğrenmek istiyorum" dedi Kaya.
"Oğlum yürü" dedi Sarp Kaya'nın kolundan tutup bahçeye çekiştirirken. "Onlar benim ve karımın özeli."
Onlar çıkarken kızlar arkalarından gülüyordu.
"Eee! Seni dinliyoruz Ceyda'cım" dedi Aslı. Ben daha ağzımı açmadan kapı açıldı Yasemin ve abim elele tutuşarak içeri girdiler. İkisininde mutluluktan gözleri parlıyordu. Bir kaç hafta önce büyük bir nikah töreniyle evlenmişlerdi. Sibel ve Kaya'nın düğününde yaşadıklarımızdan ve Aslan Bey'in ölümünden sonra düğün yapmak istememişlerdi.
"Mehaba kızlar!"
"Çifte kumrular hoşgeldiniz" diyerek yerimden kalktım.
"Hoşbulduk kızlar. Kalkmasaydın bu halinle ben geliyordum yanına" dedi abim. Gülümseyerek sarıldım boynuna.
Geri çekilerek babama benzeyen yakışıklı suratına baktım. "Ne varmış halimde abiciğim."
Yanaklarımı öperek, "daha ne olacak kızım yiğenim iyice büyüdü karnında. Kendini taşımakta güçlük çekiyorsun. Gün geçtikçe hareketlerin kısıtlanıyor" dedi.
Başımı öne düğru eğerek kendime baktım. Sahiden de karnım çok büyümüştü. Şimdiden böyle ise iki ay sonraki halimi düşünemiyordum.
"İnşallah yakında sizden de müjdeli haber duyarız abicim. Bende Sibel gibi hala olmak istiyorum."
Abim gülümseyip alnımdan öperken Yasemin, "anne olmak için daha çok gencim şekerim. Ben senin gibi küçük yaşta anne olmak istemiyorum" dedi.
"Bizimkiler nerede?"
"Bahçedeler abi" dedim bahçeye açılan kapıyı işaret ederek.
"Sende geç yanlarına."
Abim bahçeye çıkarken Yasemin de bana sarılıp sonra da kızlara sarılarak Elif'in yanına oturdu.
Kalktığım tekli koltuğa tekrar yerleşirken, Sibel, "hadi Ceyda anlat bakalım" dedi
Meraklı gözlele bana bakan Yasemin, "ne anlatıyorsun? Kaçırdığım bir şeylermi var?" Deyince,
"Ceyda bize bu evde Sarp ile neler yaşadığını anlatıyordu" dedi Elif. Çok bekletmeden meraklı arkadaşlarıma yaşadıklarımın hepsini anlatmaya başladım. Zaten bir çoğunu biliyorlardı ama olay maalinde anlatmak daha etkili oluyordu.
Onlara bahçeye ilk girişimde adamların ağrıyan ayak bileğimi aldırış etmeden beni sürükleyek, şu anda oturduğum koltukta oturan Sarp'n önüne patetes çuvalı gibi atışlarını anlattım. Kaç defa kaçıpta Sarp tarafından yakalandığımı, banyodan bornozla çıktığımda kapıyı kilitlediğim için büyük bir gürültüyle kapıyı kırışını annattım. Canım arkadaşlarım ve Sibel büyük bir merakla beni dinliyordu.
Abimin adamlarının sabaha karşı eve baskın yaptıkları gün nasıl korkarak uyandığımı ve camlar büyük bir gürültüyle patlarken Sarp'ın beni evden çıkarıp külübeye götürüşünü anlattım.
Yasemin, "vay be neler yaşamışsın sen" derken Elif, "tam bir film gibi" dedi.
"Evet aşk ve aksiyon bir arada. Ay çok romantik" dedi Sibel'de.
Anlatırken her anını sanki tekrar yaşıyordum. Biraz ürperiyor birazda içim bir hoş oluyordu. Sarp'ı tanımıyordum, kaba Saba bir adamdı ama ondan etkilendiğim de bir gerçekti. Tabiki bu gerçeğin farkına sonraları varmıştım.
Erkekler etleri pişirmiş sofrayı kurmuşlardı. Bizde bahçeye çıktığımızda Aytaç bahsettiği kızla elele tutuşmuş bize doğru geliyordu.. Sarı uzun saçları yeşil gözleri ve beyaz teniyle çok dikkat çeken güzel bir kızdı. Kadınlardan uzak duran Aytaç'ın neden bu kıza tutulduğunu şimdi daha iyi anlıyordum.
İsmi gibi çok güzel bir kızdı. Aytaç Zeynep'i herkesle tanıştırırken sıra bana belmişti.
"Hoşgeldin ben Ceyda" dedim tebessüm ederek.
"Hoşbuldum bende Zeynep. Sizi görür görmez tanıdım. Aslında hepinizi tanıyorum. Aytaç sizden çok bahsetti."
Şaşırarak kaşlarımı kaldırdım. "Aytaç'mı bizden çok bahsetti?" Aytaç'a baktım. "Bizim Aytaç fazla konuşmaz. Eminmisin acaba o Aytaç'ın bizim Aytaç olduğuna?" Zeynep gülümserken Aytaç öylece suratıma bakıyordu. "Neyse yemek hazır hadi sofraya geçelim" dedim Zeynep'in koluna girerek.
"Çok tatlı görünüyorsun Ceyda kaç aylık hamilesin?"
"Yedi ayımızı doldurduk kaldı iki ayımız" dedim. Yani az kaldı sayılır."
"Ne güzel. Sağlıklı bir şekilde doğurursun inşallah.
Ben hemşireyim bir sıkıntın olursa benide arayabilirsin. Bir aralar kadın doğum bülümünde de görev yaptım."
"Aytaç nasıl tanıştığınızı, benim için nasıl yardımcı olduğundan bahsetti. Senin kanınla hayattayım. Sana minnet borçluyum canım."
"Ben görevimi yaptım sadece. Bu arada bebeğin ismini düşündünüzmü?"
"Sarp bana bıraktı. Bende Açelya ismini vermeyi düşünüyorum kızıma" dedim.
"Çok hoş bir isim" dedi Zeynep biz masaya geçerken.
Erdem etlerlerle ilgilenirken Cem salataları hazırlamış, Kaya içecekleri yerleştirmişti. Bahçeye konulan büyük masa çok güzel görünüyordu. Herkes sofraya oturmuş, yemekler eşliğinde bol muhabbetler edip şakalaşıyorduk.
"Zeynep bundan sonra sık sık görüşelim. Arkadaş olup daha çok vakit geçiririz" dedim Aytaç ile tam karşımda oturuyordu.
"Olur. Sizi çok sevdim. Geldiğimde de söylemiştim hiç görmeden tanıdım sizi. Aytaç hep bahseder sizden. İçinizde yabancı olduğumu hissettirmediniz bana. Teşekkür ederim" dedi ince narin sesiyle. Çok kibar ve cana yakındı.
"Yabancı olurmusun hiç sen benim eltim olacaksın yakında." Aytaç'ı Sarp'ın kardeşi gibi görüyordum. Ben böyle konuşurken, Aytaç birden öksürmeye başladı. Yanında oturan abim hemen sırtına vurmaya başladı. Sarp sesli bir şekilde gülerken kolunu omzuma atarak beni kendine çekti. Sol tarafıma döndüğümde göz göze geldik. Yanağımdan bir makas alarak, "karıcım yine formundasın. Bebeğimizin sana iyi geldiğini söylemiştim. Bence biz bir çocukla kalmayalım, etrafımda sana benzeyen bir çok çocuk görmek istiyorum."
Ben öylece hayran hayran yüzünü incelerken çatalındaki köfteyi dudaklarıma bastırdı. Ben köfteyi yerken, "sessis kaldığına göre bu konuda hemfikiriz karıcım" dedi.
Kendimi toparlayarak konuşmaya başladım. "O kadar çocuk doğuramam hayatım. Bir an öyle yaklaşıp sarılınca heyecanlandım." Daha çok gülmesi genişledi Sarp'ın. Elimde değildi hala bana böyle çok yakınlaşınca heyecanlanıyorum. Sevgim daha çok artıyor. Evlilik aşkı öldürür diye bir söz vardı. Ben bu söze katılmıyorum. Sarp'ın gözlerine, gülüşüne her baktığımda içim ısınıyor heyecanlanıyorum. Yanımdan her ayrıldığında bir an önce gelmesini, ona kavuşmayı arzuluyorum. Günden güne daha çok bağlanıyorum ona.
Aytaç ne yapıyorsun yenge, rezil ettin beni kızın yanında bakışları atıyordu bana. Ne yapalım kaç aydır konuşuyormuş kızla fazla uzatmasına gerek yoktu. Bir ara Erdem ve Cem'le de konuşmalıydım bu konuyu.
Sağ tarafımda oturan Kaya iyice yaklaşarak, "eski neşen yerine gelmiş canım kardeşim benim" deyince gülümseyerek Sarp'ı bırakıp Kaya'ya sarıldım.
Bu geceyi dağ evinde geçirecektik. Korumalar olmadığı için Sarp, "arkadaşlar içkiyi fazla kaçırmayın. Yalnız vakit geçirmek istediğiniz için korumaları çağırmadım. Gece ayık olun bir olay istemiyorum" dedi.
Cem, "abi merak etme Zerrin'in buraya gelebileceğini sanmıyorum" deyince abimin yüzüne baktım. Ona bakmamla göz göze geldik. Bana göz kırparak, sorun yok dercesine bir ifade oluştu yüzünde.
Kaya konuyu değiştirerek, "çok güzel bir geceydi bunu tekrarlayalım" dedi.
Bende çok beğenmiştim. "Yarın tekrarlayabiliriz ama burada değil. Sarp ve bana ait evimizde. Oraya çoktandır gitmedik. Kabul ederseniz yarın buradan çıkar bir gün de orada geçiririz." Cevaplarını beklerken Sarp'a baktım ondan da onay almak için. Beni kırmayacağını biliyordum ama yinede onayını bekliyordum.
Gülümseyerek göz kırptı. Herkes kabul ederken Zeynep ailesi ile sıkıntı yaşayabileceğini söylesede Aytaç ısrar ederek bir şekilde ikna etmişti onu. Masayı hep birlikte toplayıp kalacağımız odalara dağıldık.
Sarp'ın odasının önüne geldiğimizde, "kapıyı taktırmışsın" dedim kaşlarımla yan odayı işaret ederek.
Sarp bir kaç saniye dikkatlice yüzüme baktı. "Sana yaşattığım bazı kötü anlar aklıma gelince çok pişman oluyorum bitanem" diyerek beni kendine çekti. Sıkıca sarılırken derin bir nefes çekti içine. "Özür dilerim sevgilim."
Başımı kaldırıp gözlerine bakarken, "tekmeleyerek nasıl devirdin koskoca kapıyı? Hala aklım almıyor. Korkudan soramamıştım o gece" dedim.
Gülmeye başlamıştı. Ruh halini hemen değiştirmiştim. "İçeri girdiğimde seni öyle bornozla görünce hem aklım başımdan gitmişti hemde çok kıskanmıştım. Ben sana görür görmez aşık olmuşum güzelim." Baygın bakışlarıyla iyice yakınlaştı.
"Ev kalabalık unuttun galiba" dedim elini tutup odamıza doğru çekiştirdim.
"Aklımı başımdan aldın karıcım. Senden başkasını görmez gözlerim." Herşeyi geride bırakmıştık. Sarp'a kızmıyordum hiçbirşey için. Bazı anlar yaşanmasaydı Sarp'ı tanıyamaz, onunla evlenemezdim. Ben Sarp'a deli gibi aşıktım.
******
Sabah kalktığımızda güzel bir kahvaltı yapmış, hep birlikte evi toparlamış arabalarımıza binerek yola çıkmıştık. Gecemiz çok eğlenceli geçtiği için şimdi de Sarp ve bana ait evimize gidiyorduk. Böyle hepimiz bir arada mutlu, sorunsuz bir hayatı çok özlemiştik.
Evimize geldiğimizde arkadaşlarımız ilk defa buraya geldikleri için etrafı gezmek istemişlerdi. Çoktandır ev kapalı olduğundan camları açıp havalandırdık. Sarp sürekli peşimden ayrılmıyor kendimi yormamam için beni uyarıyordu.
Bu gün ki yemeğimizi dışarıdan sipariş etmiştik. Nedense kimse bu gün yemek yapmakla vakit geçirmek istemiyordu. Yemek yapmayı seven Erdem bile vaktinin çoğunu Aslı ile geçirmeyi tercih etmişti.
Yatak odama çıkmak için merdiven basamaklarını çıkıyordum ki bir elin belime sarılmasıyla irkildim.
"Sakin ol bebeğim" dedi Sarp ben ona dönerken. "Tek başına nereye gidiyorsun?"
Merdivende durmuş şaşırarak ona bakıyordum.
"Lavaboyadamı birlikte gideceğiz Sarp?"
"Evet hayatım. Bebeğimiz artık çok büyüdü. Doğuma kadar seni çok yoracak gibi görünüyor."
"Abartmıyormusun sevgilim?" Dedim gülmeye başlayarak.
"Abartırım ben. Senin için herşeyi abartırım" dedi yanağımı sıkarken. Sonrada koluna girmem için bükerek bana doğru uzattı.
"Hadi gir koluma, kocanın sözünden çıkma bakayım. Ben ne dersem o." İkimizde gülümseyerek kolkola merdivenleri çıktık.
Hava sıcaktı bu nedenle üzerime beyaz rahat bir elbise giyindim. Sarp'ta bana uyarak açık renkler giyinmişti. Elele tutuşarak tekrar odamızdan çıkıp alt kata inmiştik.
Bahçeye kurulan masayı güzelce donatmıştı bizimkiler. Erkekler eti çok sevdikleri için bu günkü menümüzde de etli yemekler vardı.
"Kızlar üzerini değiştirmek isteyen dolabımdaki elbiseleri kullanabilir" dedim sofraya otururken. Kızlar "yatarken değiştirsek iyi olur dediler."
Abim, canım abim masaya oturmadan önce gelip bana sıkıca sarılıp kokumu içine çeker gibi soluyarak, yanaklarımdan öptü.
"İyisin değilmi fıstığım. Yiğenim seni fazla rahatsız etmiyor?" Dedi.
"Böyle seni sık sık görünce daha iyi hissediyorum abi. Yiğenin çok uslu bir kız olacak galiba beni hiç üzmüyor." dedim Abimi çok seviyordum. Onun Zerrin'in oğlu olduğunu bir türlü kabullenemiyor, ikimizide Melek annemin doğurduğunu kabulleniyordum. Zaten annemle araları çok iyiydi. Abim Yasemin ile evlendikten sonra yine aynı evde annem, babam, dedem ve babaannemle yaşamaya devam ediyorlardı.
Çok şükür bütün sevdiklerim mutluydu artık. Umarım bu mutluluğumuz hep böyle devam ederdi.
Yine bol muhabbetli ve keyifli bir yemek olmuştu. Gecenin ışıkları vuruyordu karşımızdaki denize ışıl ışıl. Tatlı bir meltem esiyordu. Mis gibi havayı çektim içime. Şükrettim sahip olduklarıma.
"Arkadaşlar" dedi Aytaç boğazını temizleyerek. Hepimiz bakışlarımızı ona çevirdiğimizde ayağa kalktı.
"Hepinizin huzurunda" derken duraksadı. Alnı terledi, açık teni kızarmaya başladı. Bir garip haller vardı bu adamda. Utanıyordu sanki. Aytaç ve utanmak, olur şey değildi. Hepimiz merakla Aytaç'ın konuşmasını bekliyorduk.
"Oğlum n'oldu lan. Bir sorun mu var" dedi Sarp.
"Yok... Hepinizin huzurunda Zeynep'e bir teklifim var" diyerek yanında oturan Zeynep'e döndü. Biz alkışlarla tezahürat ederke cebinden çıkardığı kırmızı kutuyu açtı. İçindeki zarif yüzüğü Zeynep'e uzatarak,
"benimle evlen Zeynep?" Dedi
Zeynep duyduğu teklifle afallarken, Atlas abim, "oğlum öylemi teklif edilir lan. Benimle evlen Zeynep, o ne lan" dedi.
Hepimiz sesli gülmeye başladık. Aytaç tekrar boğazını temizledi ve teklifini yeniledi. "Zeynep benimle evlenir misin?"
Oturduğu yerden kalkan Zeynep, gülümseyerek, "evet" dedi. Ve Aytaç hiç beklemeden Zeynep'in parmağına yüzüğü taktı. Hepimiz alkışlar eşliğinde gülümserken, kimisi de ıslık çalıyordu.
Biz daha onlara adapte olurken, Cem oturduğu yerden kalkarak, "benim de Elif'ime bir teklifim var" dedi. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. N'oluyordu ya yoksa Cem'de Elif'e mi evlilik teklifi yapacaktı.
Ardından Erdem'de ayaklanınca Kaya yüksek sesle, "yok artık" dedi. Gerçektende yok artık. Şaka gibi bir şeyler oluyordu.
"Oğlum sözleştinizmi lan. Yoksa kafamı buluyorsunuz bizimle?" Dedi Sarp.
Erdem, "sözleştik abi. Gündüz Ahmet getirdi sipariş verdiğimiz yüzükleri" dedi. Hepimiz şaşkındık. Çok güzel olmuştu ama çokta komik olmuştu bizim için bu durum.
Zeynep Aytaç'ın, Aslı Erdem'in, Elif'te Cem'in evlilik teklifini kabul etmişti. Böylelikle bekarımız kalmayacaktı.
******
Geç vakte kadar çok güzel vakit geçirmiştik. Artık yatıp dinlenmeliydik.
"Arkadaşlar görüyorsunuz ki bu evimizde fazla oda olmadığı için, bekar olan kızlar bir odaya erkekler bir odaya yerleşsin" dedim. Kızlar kabul ederken erkekler itiraz ediyordu.
"Bana bakın, fazla odam olsa dahi düğünden önce aynı odada yatırmam sizi. Şimdi herkes gösterdiğim odalara yerleşsin" dedim işaret parmağımı erkeklere sallarken. Sonunda herkes odalara yerleşmiş, hepsine temiz kıyafetler vermiştik Sarp ile.
Bizde odamıza geçerek üzerimizi değiştirdik. Yatağa uzandığım da ne kadar yorulduğumu hissettim. Sarp'ta yanıma uzandığında beni kendine doğru çekti. Kısa sürede mayışıp uykuya geçtim Sarp'ın huzurlu kollarında.
******
Gözlerimi açtığımda boğazım kurumuştu susuzluktan. Etraf hala karanlıktı. Demek hala sabah olmamıştı. Doğrulup oturdum yatakta. Yanımda ki komidinin üzerindeki lambanın ışığını açtım. Yatmadan önce su getirmeyi unutmuşum odama.
Sarp'a baktım derin bir uykudaydı. Çok masum ve çok tatlı görünüyor yakışıklı kocam. Onu uyandırmaya kıyamadım. Yavaşça ayaklarımı sarkıtarak kalktım yataktan. Uykusu çok hafif olduğundan ses çıkarmamalıydım. Haber vermediğim için bana kızabilirdi. Ama altı üstü mutfağa su içmeye inecektim.
Merdivenleri inerken, Sarp'ın evin her yerine taktırdığı sensörlü lambalar ben önlerinden geçtikçe yanıyor, bir kaç saniye sonra sönüyordu. Salona indiğimde mutfağa doğru ilerliyordum ki, salonun boydan boya bahçeye açılan camdan sürgülü kapısına takıldı gözüm. Nedense bahçeye bakan sensörlü lamba yanıp sönmüştü. Aramızda baya mesafe vardı. Beni buradan görüp yanması imkansızdı.
Bir an için tedirgin olsam'da, "aklına kötü şeyler getirme Ceyda, yukarıda iri kocaman altı adam var. Bir bağırmanla hepsi koşup gelir seni kurtarmaya" dedim kendi kendime.Yineden kontrol etmek için cama yaklaşarak etrafa bakındım. Kimseler görünmüyordu.
Salona açılan mutfağa girdim. Dolaptan bir bardak alarak tezgahın üzerindeki şişeden su doldurdum. Suyumu içerken, susuzluktan ne kadar içimin yandığını anladım.
Son yudumumu içerken camdan bir gölgenin geçtiğini gördüm. İçim ürperdi. Doğrumu görmüştüm emin değildim.
Acele ederek bardağıma tekrar su doldurdum ve elimde bardakla yatak odama çıkmak için merdivenlere doğru yürüdüm. Sarp'ı uyandırıp etrafa bir göz atmasını söylemeliydim. Adımlarımı hızlandırmıştım ki cam kapının tıklatıldığını duydum.
Yerimde sıçrayarak durdum. Bu da neydi. Kapıda birimi vardı. İçimi korku kapladı. Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Aytaç bana dövüşmeyi öğretirken cesaretli olmamı da öğretmişti ama onca şey yaşamıştım ki piskolojikmen beni yormuştu.
Cam kapı içinci defa tıklatılınca cesaretimi toparlayıp arkamı döndüm. Gördüğüm kişiyle olduğum yerde çakılı kaldım. Olamaz, ölmemiş hala hayatta. Üzerinde ki siyah kıyafetler, elinde uzunca bir demir, kötü bakan surat ifadesiyle çok korkunç görünüyordu.
Kıpırdamadan ona bakıyordum. Sanki dilim tutulmuş, ayaklarım yere çakılmıştı. Önce korkunç surat ifadesiyle başını yana doğru salladı. Sonrada elindeki uzunca demiri havaya kaldırarak hızla cam kapıya geçirdi. Cam kapı boydan boya tuzla buz olunca. Elimdeki bardağı yere düşürerek çığlık attım.
Zerrin hızlı adımlarla bana doğru gelirken ben geri geri gidiyordum. Bir anda bana ulaşarak saldırmaya başladı. Ona fazla karşılık veremiyordum büyük göbeğim buna engel oluyordu. Bebeğime bir şey olacak diye ödüm kopuyordu.
Zerrin uzun saçlarımı eline dolayıp beni yere atarak üzerime oturdu.
"Bebeğim" diye bağırdım. "Bırak beni ne istiyorsun hala benden?"
"Hayatımı mahvettin. Senin yüzünden herşeyimi kaybettim. Her yerde polisler tarafından aranıyorum. Sen gebermeden bana rahat yok." Diyerek bana tokat atıp bir eliyle boğazımı kavrayarak sıktı. Öyle sıkıyordu ki nefes alamıyordu.
"Geber artık geber. Belki birazdan yukardakiler beni öldürecekler. Ama sorun değil küçük o.........! Senide yanımda götüreceğim" diyerek küfür ediyordu.
Artık soluklanamıyordum. Öleceğimi hissediyordum. Neden kimse gelmiyordu artık. Gürültüyü hiç mi duymadılar. Sarp neredeydi. Ben bu sahneyi ikinci kez yaşıyordum. Ölmek istemiyorum. Bebeğim için ölmek istemiyorum!
Zerrin cebinden çırdığı bıçağını bana saplamak için hızla kaldırırken gözlerimi kapattım. Bir el silah sesi duymamla gözlerimi açtım. Zerrin'in bıçak tutan eli havada, gözleri irileşmiş öylece dururken, üst üste iki el silah sesi daha duyuldu. Va Zerrin üzerime doğru yığıldı.
Sarp Zerrin'i üzerimden çekerken, nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum ama karnıma giren şiddetli sancı çığlık atmama sebep oldu.
Sarp telaşla, "neyin var Ceyda'm? Meleğim yaralandı mı?" Dedl ve bağırmaya başladı. Herkes aşağıya inmiş telaşla bize bakarken Zeynep koşarak yanımıza geldi.
"Sarp bebeğimi kaybetmek istemiyorum. Kurtar onu. Çok ağrım var dayanamıyorum. Sarp!" Ağrı dayanılmaz bir hal alırken ağlamaya başladım.
Sarp telaşla haykırıyor, "Aytaç arabamı hazırla diye bağırıyordu. Bir anlığına abim gözüme ilişti. Annesinin başında oturmuş, saçlarını okşuyordu. Canım abim çok şanssızdı böyle bir annesi olduğu için.
Zeynep karnıma dokunup beni incelerken, "Sarp hemen Ceyda'yı hastaneye yetiştirmeliyiz bebek geliyor!" Dedi.
Sarp beni kucağına alırken, "dayan güzelim, sende bebeğimizde iyi olacaksınız." Diyerek hızlı adımlarla kapıya ilerledi. "Zeynep sende geliyorsun bizimle"
Arabanın arka koltuğuna geçtiğimizde Aytaç ve Zeynep'te öne geçmişlerdi. Bu ağrı bambaşkaydı artık dayanmak çok zordu. Kendime hakim olamayıp yol boyunca arada bağırıyordum.
Sarp beni sakinleştirmeye çalışıyor ama kendide sakin olamıyordu. Aytaç'a "hızlan lan biraz" derken, önümüzdeki arabalara küfürler yağdırıyordu Zeynep'in varlığını yok sayarak. Kızcağız daha yeni katılmıştı içimize. Umarım Aytaç'ı terketmezdi.
Hastaneye vardığımızda apar topar beni doğuma almışlardı. Yarım saatin ardından doğum gerçekleşti ve vücudum rahatlamaya başladı. Bitkin bir şekilde bebeğimi merak ederken doktor gülümseyerek, "gözün aydın Ceyda hanım sağlıklı, küçük bir kızın oldu" dedi kızımı görüş alanıma getirirken.
Bebeğimin yüzünü görmemle birlikte ağlamaya başladım. Başını boyun girintime yaklaştırdılar. Bebeğimin varlığını hissetmek bambaşka bir duyguydu. Huzur doluydu.
******
Doğumun ertesi günü hastaneden çıkışımız olmuştu ama Sarp ortalarda görünmüyordu. Neredeydi bu adam. "Anne Sarp nereye kayboldu biliyormusun?" dedim Aylin anneme.
"Bilmiyorum kızım gelir şimdi."
"Yine ne belaya bulaştı kimbilir" deyince Sibel, gözlerim açıldı korkudan.
"Ne belası? Bir şey dedimi sana?" Diyerek telaşlandım. Artık bebeğim vardı aksiyonlardan uzak durmalıydı.
"Sakin ol yengecim sözün gelişi öyle söyledim. Hani hiç başımızdan bela eksik olmuyor ya?"
Kapı açılıp Sarp içeri girdiğinde derin bir nefes çektim içime. "Neredeydin hayatım" dedim.
Gülümseyerek elindeki kimlik kartını kaldırarak salladı. "Kızımın kimliğini çıkardım."
"Ne güzel bakabilirmiyim" dedim elimi uzatarak, "ismini ne yazdırdın istediğim...." Lafımı keserek kimlik kartını havada salladı.
"Hıyrinaz."
"Ne?" Dedim şaşırarak.
"Kızımızın adını Hıyrinaz koydum" dedi sırıtarak.
Aylin hanım ve Sibel'de ne olduğunu çözmeye çalışıyordu. Birden yatakta doğrularak elindeki kimliği aldım. Açelya Soykan ismini okuduğumda bir oh çektim. Kafa buluyordu benimle Sarp bey.
Alnıma bir öpücük kondurarak ince cılız sesiyle ağlayan kızımı aldı kucağına. "Açelya'm minik kızım, anneyi nasıl korkuttuk değilmi. Gitmeden önce kulağına üç kez fısıldamıştım ismini. Bu isim sana çok yakıştı mis kokulum." Onları böyle görmek benim için dünyanın en güzel şeyiydi.
******
Evde bebeğim için hoşgeldin yemeği düzenliyorduk. Misafirlerimizin geldiğini haber veren Peri ablaya baktım gülümseyerek. "Açelya hanımda hazır teyzesi" dedim gülümseyerek. Kızımada kendim gibi beyaz elbise giydirmiştim. Beyazlar içinde bembeyaz teniyle çok tatlı görünüyordu. Bazen inanamıyordum bu tatlı şey benim mi? Benmi doğurdum diyordum.
Onu öperken teninin sıcaklığı, cenneti andıran mis kokusu, büyülüyordu beni. Yatakta uzanıyordu küçücük bedeniyle. Baygın bakışlım, gözümün nuru, herşeyim. Anne olmak bambaşka bir şeymiş küçük meleğim. Sen geldin bahar oldu çiçek açtı gönlümde.
Sarp odaya gelince, "hazırmısınız güzellikler" dedi. Oda çok mutluydu, heyecanlıydı. Kızımızı dikkatli bir şekilde kucağına aldı. Yedi aylık doğduğu için küçücüktü. Sarp ve ben onu incitiriz diye çok korkuyorduk. Sarp başını bebeğimize doğru eğerek, "çok şık olmuşsunuz küçük hanım" dedi ve bana yaklaşarak çapkın çapkın her yerimi inceleyerek gözlerime baktı. "Ama anne daha şık olmuş Açelya'cım" dedi. Dudağıma bir öpücük kondurarak elimi tuttu.
Merdivenleri inip büyük salona girdiğimizde bütün ailem, arkadaşlarım, sevdiklerim buradaydı. Bir eksiğimiz Aslan babamdı.
Mutluluktan gözlerim doldu. Sarp kızımızı ilk önce dedeme verdi. Dedem üzerine dualar okuyup sarıldı ve babaanneme oda babama sırayla kucaktan kucağa geçiyor, herkes ona altın takıyordu. Annem Sevil anneme ondanda Yusuf babama gezintiye çıkmıştı. Hiçte ağlamıyordu uslu kızım.
Bende tek tek sarıldım öptüm ailemi. Muhabbetler ettik gülüşerek. Herkes çok mutluydu. Zerrin gibi, Cemil ve doktor bozuntusu Tolga gibi kötü insanları çıkarmıştık hayatımızdan. Zerrin o gece tam beni öldüreceği sırada Sarp onu silahla vurup öldürmüştü. Yine ölümün kıyısından dönmüştüm. Abim çok üzülmüştü annesine. Ama oda biliyordu mecbur kalmıştık onu öldürmeye. Zerrin'in cesedini kendi yöntemleriyle kaldırıp gömmüşlerdi. Bebeğim Zerrin'in yüzünden yedi aylık doğmuştu ama çok şükür ki sağlığı yerindeydi. Artık bu mutlu kalabalık aileyi kimsenin yıkmasına izin vermeyecektik.
Atlas abim ve Yasemin bir bebekleri olacağı müjdesini verdiler. Mutluluğumuza mutluluk kattılar. Yakında diğer çiftleride evlendirecektik. Elif ve Cem'i, Aslı ile Erdem'i ve Aytaç ile Zeynep'i.
Kocaman bir aile olmuştuk. Her zaman birbirimize destek olup, yalnız bırakmayacaktık. Kızımız hala kucaktan kucağa gezerken, biz Sarp ile sarılmış sevdiklerimize bakıyorduk. Kızımın kıyafeti altından görünmüyordu.
"Sevgilim" dedi Sarp kulağıma dudaklarını bastırarak."
"Efendim hayatım?"
"Biz bu güzellikten bir kaç tane dahamı yapsak?"
Tek kaşımı kaldırıp başımı sağa cevirerek Sarp'a baktım.
"Baksana altından görünmüyor. O açıdan." İkimizde gülmeye başladık. Ve sonra tekrar sarılarak sevdiklerimizi izlemeye devam ettik.
Arkadaşlar kitabımı okuyup beğenen yorumlar yapan destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.
Yeni hikayelerde buluşmak dileği ile
Hoşça Kalın💜
SON
( Esir ) adlı kitabıma gösterdiğiniz desteği yeni kitabım ( Ajan:Y ) içinde gösterirseniz çok mutlu olacağım.🌹
