14. bölüm · ESİR

13.Bölüm

Nursen Ağ

Oylarınızı ve yorumlarınızı
bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar💜

Ceyda, Zerrin'in dolabından bulduklarını tekrar inceledi. Çok şaşkındı. Böyle bir şey nasıl olur diye düşündü. Aklı bir türlü almıyordu. Babası ile konuşsa neler olurdu, yada ona güvensemiydi bilemiyordu. Ne yapması gerektiğini çok düşündü. Sarp'tan yardım istese, yaralı haliyle birde benimlemi uğraşacak, diye düşündü.

Aklına gelen fikirle arkadaşlarını aradı. Durumu anlatıp, yardım edip etmeyeceklerini sordu? Arkadaşları Ceyda'yı çok seviyorlardı, onun için her şeyi göze alırlardı. Birlikte bir plan yapıp telefonu kapattılar.

Kaya, Elif ile arabasına binip, Ceyda'nın verdiği adrese doğru yola çıktılar. Adres Tekirdağ'ın Çerkezköy İlçesini gösteriyordu. Kaya neyle karşılaşacaklarını bilmediği için biraz tedirgindi.

"Elif" dedi Kaya, derin bir nefes verirken.
"Ne düşünüyorsun? Sence böyle bir durumun aslı astarı varmıdır?"

"Bilemiyorum" deyerek omuz silkti Elif.

"Aslında ben biraz tedirginim" dedi Kaya. "Orada bizi ne gibi bir sürpriz bekliyor bilemeyiz. Meçhul bir yola gidiyoruz."

"Ceyda için değer. Hem birazda macera, aksiyon olsa fena olmaz değil mi?"

Kaya şaşkın gözlerini açıp Elif'i süzdü. Gülmeye başladı.
"Senin içine cesaretmi kaçtı kız?" Diyerek elini uzatıp Elif'in yanağını sıktı.

******

Sarp ayaklanmış, artık Ceyda'sına kavuşmanın planlarını yapıyordu. Çalışma odasında, Aytaç ile karşılıklı oturmuş, babasını dinliyorlardı.

"Oğlum bir iyileşseydin yaran daha çok taze. Bir süre dinlenmelisin. Sonra birlikte gidip gelinimi alırdık" dedi Aslan bey.

"Daha fazla duramam baba, bu gün bu iş bitecek. Karımı yanımda görmek istiyorum artık."

"O zaman her ne olursa olsun sen kendini ön plana atmıyorsun. Çelik yeleklerde giyilecek."

Sarp babasına başını sallayarak onay verdi. Ve Aytaç'a döndü.
"Kadroyu geniş tut Aytaç, bir aksilik istemiyorum. Kimseye zarar vermeden yada zarar almadan Ceyda'yı alıp geleceğiz."

"Bana kalsa o Atlas piçi ölmeyi hak ediyor ama."

"Aytaç" dedi Aslan bey uyarır gibi.

Aytaç ayağa kalktı kaşlarını çatarak.
"Ben çıkıyorum ozaman toplantı bittiyse. Gidip adamları kontrol edip bir toplantı yapmalıyım." Diyerek odadan çıktı. Bir yandanda söylenip duruyordu.
"Bana Atlas piçini koruyorlar birde. Bırakmıyorlarki beynine sıkayım."

Aytaç, bütün adamları toplayıp neler yapılması konusunda konuşarak, sırayla hepsini süzdü.
"Tek bir hata bile istemiyorum ona göre" dedi.

******

Yasemin şık, eteği dizlerinin üzerine gelen kalın askılı beyaz bir elbise giyinmişti. Sarı saçlarını elbisesinin üzerine saldı. Beyez topuklu ayakkabıları şıklığını tamamlamıştı. Doğanlar malikanesine geldiğinde taksiden indi. Kapıda duran iki adam gözlerini dikmiş Yasemin'i süzüyordu.

Yasemin adamlara yanaşıp" Ceyda'yı görmeye geldim" dedi.

"Ceyda hanım kimseyle görüşemez Aziz Bey'in kesin emri var. Kusura bakmayın görüşemezsiniz hanım efendi" dedi adamlardan biri.

"O zaman Atlas bey ile görüşmek istiyorum. Bunada hayır demezsiniz umarım."

Adam telefonunu çıkarıp Atlası aradı.
"Abi Ceyda hanımın bir bayan arkadaşı kapıda sizi görmek istiyor."

"Gönder içeri Arif, gelsin" dedi Atlas.

Yasemin onun için açılan kapıdan bahçeye girdi. Saçlarını savurarak bahçede yürüyorken, Atlas evin önünde kara gözlerini kısmış, Yasemin'in gelişini izliyordu. Derin bir iç çekerek kuğu gibi süzülen kıza baktı. Yasemin Atlas'a yaklaşınca önünde durdu.

Gülümseyerek elini uzattı.
"Merhaba Atlas bey.

"Merhaba, Yasemin hanım" dedi Atlas. Oda Yasemin gibi elini uzatıp tokalaştı.

"Ceyda'yı görmek istedim ama onu göremezmişim. Bende sizinle konuşmak istedim. Tabi zamanınız varsa."

Atlas tebessüm edip eliyle içeriyi gösterdi.
"Buyrun Yasemin hanım."

Birlikte arka bahçeye çıkıp havuz kenarındaki koltuklara oturdular. Yasemin etrafı seyretti çok beğenmişti.
İçinden "biz anca rüyamızda görürüz böyle evleri" diye düşündü.

"Beğendin mi? Dedi Atlas.

"Efendim?...

"Bahçeyi çok beğendin sanırım, daldın gittin."

"Evet güzelmiş. Ama bu kadar adamı neden tutuyorsunuz? Biraz fazla değilmi?"

"Güvenlik amaçlı" dedi Atlas. Hala gözleri kısık Yasemini inceliyordu.

"Ceyda'yı göremecekmiyim gerçekten? Tamam yaptığı evliliği bende onaylamıyorum, ama sonuçta bu kız kaçırıldı" derken, Atlas'ın kaşları çatıldı. Yasemin aldırış etmeden devam etti. "Belkide evlenmek için zor durumda bırakıldı olamazmı?"

"Sen Ceyda'nın evlendiğini nereden biliyorsun?"

"Nereden olacak tabiki Sevil anne söyledi. Onlarıda görüştürmemişsiniz. Üzülüyorlar yazık sonuçta yirmi yıl aile oldular Ceyda'ya."

"Öyle düşündüğün gibi zorla nikahlanmamış. Sarp'ı sevdiğini, kendi isteğiyle evlendiğini söyledi utanmadan. O adi heriften boşanmadan odadan dışarı çıkmayacak." Atlas derin nefes alarak öfkesini kontrol etmeye çalıştı. Yoksa bu güzel kızın karşısında küfürleri basacaktı.
"Ne içersin? Diye sordu Yasemin'e.

"Varsa vişne suyu alayım." Atlas adamlardan birine seslenip vişne suyu ve şekersiz kahve istedi.
Yasemin eliyle saçlarını savurup,
"ay ses tonun öyle bir öfkeli çıktıki biran öfkeni benden çıkaracaksın zannettim. Ne içeceğimi sorunca şaşırdım valla" dedi.

Atlas gülümseyerek "neden senden çıkaracakmışım? Diye sordu.

"Ne bileyim bana öyle geldi. Neyse Ceyda boşanmayı kabul edecek mi sence?
Birde boşanmaları için aradan bir yıl bir süre geçmesi gerekiyor diye biliyorum."

"Bir, bu konuda hanım Efendi'nin isteğinemi bakacağız? İki gerisini sen merak etme şiddetli geçimsizlik ten boşanırlar, dahada olmadı bir yıl odasında kalır Ceyda hanım."

"Kardeşini hiç sevmiyormuşsun gibi konuşuyorsun? Gerçi ne kadar oldu tanışalı değilmi? Bu kadar kısa zamanda ne kadar sevebilirsin ki? Ayrıca Ceyda seni çok benimsemişti. Kısa sürede sana çok bağlandı. Bu ailede en çok seni sevdi. Ona her konuda destek çıkarsın diye düşünüyordu."

"Tam tersi, kardeşimi çok sevdiğim için o aileden uzaklaştırıyorum. Emin ol onun iyiliği için her şeyi yaparım."

Yasemin karşısındaki adama gıcık olmaya başlamıştı ama çok sevdiği arkadaşı için bu gün ona katlanacaktı. İçinden "senin gibi bir adamı nasıl beğenmiştim diye geçirdi."

******
Kaya ve Elif Tekirdağ'a gelmişlerdi. Adresi bulmuş ama bir türlü eve girememişlerdi. Bir kez daha şanslarını demeye karar verdiler. Evin bahçesine girip kapıya gelip zile bastılar.

Kapıyı açan öfkeli iri yarı adam elindeki silahı onlara doğrulttu.
"Size uzayın buradan demedimmi?

Elif'in korkudan göz bebekleri büyüdü.
Kaya tedirgin bir şekilde elini kaldırarak "tamam bey amca, maksadımız sizi rahatsız etmek değil. Az önce dediğim gibi uzun yoldan geldik. Arabamız bozuldu en yakın tamirciye bıraktık. Eşim habile olduğu için biraz dinlenip bir bardak su rica edecektik."

Yaşı Altmışlarında olan adam kaşlarını çatıp ikisinide süzdü. Öfkesini dışa vurarak, "ya şimdi başka kapıya gidersiniz yada sizi vurmak zorunda kalacağım" dedi.

Kaya bu seferde işe yaramayacağını anlayıp, Elif'in elini tuttu.
"Gel karıcığım insanlık ölmüş" dedi.

Evden biraz uzaklaşıp arabalarına bindiler. Elif ince kazağının altına koyduğu yastığı çıkartıp arka koltuğa fırlattı.
"Yok biz bu eve giremicez. Ne yapacağız şimdi? Ceyda'ya ne diyeceğiz? Ya inandırıcı olsun diye karnıma yastık bile tıkıştırdın. Yinede olmadı."

Kaya'nın da morali bozulmuştu. Çok sevdiği arkadaşı ondan yardım istemişti ama o hiç bir şey yapamamıştı. Telefonunu eline alıp Ceyda'yı aradı. İlk çalışta açılmıştı.

"Kaya n'olur bir şeyler buldum de?"

"Evi bulduk Ceyda ama ne yaptıysak içeri giremedik. Ama sen üzülme ben bir yolunu bulacağım. Gerekirse gece pencereden girerim içeri."

"Benim yüzümden başınız belaya girecek. Siz geri dönün, ben polise ihbar edeceğim."

"Hayır, sakın Ceyda polis olmaz. Eğer evde şüpheli bir durum yoksa olmaz. Gerçi adam çok şüpheli görünüyor."

"Nasıl yani."

"Arabamız bozuldu en yakın tamırciye verdik karım hamile biraz dinlenip su rica edebilir miyiz? Dedim ama adam bize silah doğrulttu. Ya hemen gidersiniz yada sizi öldürürüm dedi."

"Ceyda, birde inandırıcı olsun diye karnıma yastık koyduk bir görsen" dedi Elif.

"Yastık mı?"

"Susun" dedi Kaya. Dikkatlice evi seyrediyordu. Elif'te Kaya'nın baktığı yere döndü.

"N'oluyo" dedi Ceyda.

"Ceyda eve silahlı üç adam geldi. Ben biliyordum bu adamda bir şeyler var. Bahçede dolanmaya başladılar."

"Geri dönün Kaya durmayın orada. Ben Sarp'ı arayacağım birde onunla konuşacağım."

"Kocacığından yardım isteyeceksin yani?"

"Başka çaremiz görünmüyor Kaya. Sana haber veririm hemen" diyerek telefonu kapattı.

******
Bütün hazırlıklar yapılmış çelik yelekler giyilmişti. Artık kimseye zarar gelmesini istemiyorlardı. Sarp babası Aslan bey ile bahçeye çıktı.
"Her şey hazır mı?" Dedi Aytaç'a, adamları süzerken.

"Hazır Sarp, ama daha öncede konuştuğumuz gibi sen gelmeyip dinlenseydin. Aslan amca var başımızda bir sorun olmadan Ceyda ile döneceğiz buna emin olabilirsin.

"Bunu konuştuk diye biliyorum. Uzatma istersen" diyerek adamlara döndü Sarp.
"Hiç bir hata istemiyorum. Mümkün olmadıkça kimseyi vurmayacaksınız" dedi. O anda telefonu çaldı. Cebimden çıkardığı telefona baktı, araya Ceyda idi.

Gülümseyerek telefonu cevapladı.
"Efendim güzel karıcığım."

"Sarp nasılsın?" Ceyda'nın sesi çok heyecanlı geliyordu. Bu heyecanı, Sarp'ı çok özlemişti birde anlatacağı şeylerden dolayıydı.

"İyiyim güzelim seni almaya geliyorum."

"Gelme" Sarp kaşlarını çattı."

"Ne demek gelme?"

"Şey, yani öyle demek istemedim. Bir durum var da. Aslında sen yaralısın diye senden yardım istemeyecektim ama bu durumu ancak sen çözebilirsin."

"Güzelim artık söylermisin? Biri sana bir şeymi yaptı?"

"Hayır, ben Zerrin'in dolabında annemin eski ve yeni çekilmiş, kimisi sağlam kimisi yırtılmış fotoğraflarını gördüm. Kafam çok karıştı." Sarp kaşlarını kaldırdı. Etrafındakiler babası dahil merakla Sarp'a bakıyorlardı.

"Pek emin değilim tabi ama fotoğrafta gördüğüm kadın annemin tıpa tıp aynısı. Birde Tekirdağ'da birine ev aldığına dair tapu var. Her ay aynı kişiye yüklü miktarda para gönderiyor. Kaya ve Elifi adrese gönderdim. Ne yaptılarsa eve girememişler. Ev sahibi çok aksi biriymiş. Kaya ile Elife silah doğrultunca evden ayrılıp izlemeye başlamışlar. Sonrada eve silahlı üç adam gelip bahçede nöbet tutmaya başlamış." Ceyda tek solukta heyecanlı bir halde anlatmıştı.

"Ceyda'm neden bana bunu şimdi söylüyorsun? O Kaya hergelesi mi çözecek durumu? Neyse hala oradalarmı ?"

"Evet" dedi Ceyda.

"Onlara söyle geri dönsünler."

"Tamam. Sarp, bana kızdınmı ben sadece sen yaralısın diye..."

Sarp Ceyda'nın sözünü kesti.
"Güzelim sana kızmam mümkünmü? Diyerek iç çekti.
"Güzel karıcığım benim. Sen adresi at bana onlarada söyle hemen dönsünler."

Telefonu kapatınca babasına döndü.
"Plan değişti, Tekirdağ'a gidiyoruz.

Aslan bey kaşlarını çatarak, "ne işimiz var Tekirdağ'da" dedi.

"Ceyda annesi ile ilgili bir şeyler bulmuş. Yolda anlatırım" dedi ve yola çıktılar. Yoldayken Ceyda adresi ve çekmecede bulduklarının görüntüsünü çekip Sarp'a gönderdi. Eğer düşündükleri gibi Melek hanım yaşıyorsa, bu durum Aslan beyide aklayacaktı, Doğanlar'ın gözünde.

******
Kaç saattir Yasemin ve Atlas birlikte vakit geçiriyor gülüşüp şakalaşıyorlardı. İkiside halinden memnundu. Atlas resmen Yaseminin büyüsüne kapılmıştı. Onu bırakmak istemiyordu, buda Yasemin'in işine geliyordu.

"Yasemin, akşam yemeğine kalsana, seni evine ben bırakırım." Yasemin cilveli bir şekilde yine saçlarını savurup, yeşil gözlerini Atlas'a dikti.

"Kalırım" dedi tebessüm ederek, "ama senden bir isteğim olacak. Ceyda'da bizimle yemeğe katılacak." Atlas hemen kaşlarını çattı. "Ama çok özledim n'olur. Bu seferlik baban ile konuşsan olmazmı?"

Atlas gülümseyerek, "tamam" dedi.
Saatler öncesindeki tavırlarından eser kalmamıştı.

Yasemin sevincinden "teşekkür ederim" diye bağırıp yerinden fırladı ve Atlas'ın boynuna sarıldı. Atlas önce şaşırdı ama kendini toparlayıp, kucağında oturup buynuna sarılan güzel kıza karşılık verdi. Gülümseyerek Yasemin'e sarıldı. O anda bir erkek öksürme sesi duydular. Aynı anda bir bayan sesi.
"Ay n'oluyo burda diye bağırdı.

Yasemin Atlas'ın kucağından hızla kalkarak gelenlere baktı. Gelenler Kaya ve Elif'ti.

Atlas, "sizde nereden çıktınız?" dedi.

"Kusura bakmayın bölmek istemezdik ama Ceyda'yı çok özledik onu görmeye geldik" dedi Kaya.

Yasemin kızarmış yanaklarıyla, "siz yanlış anladınız biz sandığınız gibi değil." Elif hala şaşkınca Yasemin'e bakıyordu.

"Bizim ne anladığımız önemli değil Ceyda'yı görecek miyiz?" Diyerek Atlas'a baktı Elif.

"Tabi anahtar Kader'de alalımda Bir görelim şu kardeşimi" diyerek ayağa kalktı Atlas. Kaya, Elif, Yasemin birbirlerine baktılar. Yalnız konuşamayacaklar mıydı Ceyda ile.

Ceyda elinde telefon, odanın içinde volta atıyordu. Sarp'tan haber bekliyordu heyecanla. Birden kapı kilidinin sesini duydu. Hemen telefonunu yastığının altına koydu. Kapı açıldığında arkadaşlarını görünce mutluluktan onlara doğru koşup sarıldı.

"Sizi odama nasıl aldılar? Kim izin verdi?" Derken abisini kapıya yaslanmış bir şekilde onu izlediğini gördü Ceyda.
"Abi, girsene içeriye."

"Ben çıkıyorum arkadaşların ile vakit geçir. Yalnız konuşacaklarınız vardır. Yemek saati hep birlikte yemeğe inin" dedi Atlas. Ceyda mutluluktan dolu gözleri ile abisine tebessüm etti.
"Teşekkür ederim abi" dedi.

Atlas çıkınca odada bulunan koltuklara oturdular.
"Arkadaşlar çok teşekkür ederim."

"Teşekküre gerek yok operasyon başarısız oldu. Bir şeyide beceremedik." Dedi Kaya.

"Oraya gidip araştırmanız bile yetti bana."

"Benim operasyon tamam evvel Allah" dedi Yasemin gülümseyerek.

"Evet öyle bir tamamlamış ki arkadaşımız görmen lazım. Kaçırdıkların için çok üzgünüm Ceyda" dedi Elit.

"Nasıl yani ne kaçırmışım?" Dedi Ceyda büyük bir merakla.

"Kucak kucağa sarmaş dolaş" deyince Kaya. Yasemin eline aldığı kırlenti Kaya'ya fırlattı. Hep birlikte gülüştüler.
"Kızım sana oyala bir iki muhabbet et dedik sen adamı aşık ettin kendine."

"Malum kimse cazibemin karşısında duramıyor"

"Aslı nasıl? onuda getirseydiniz keşke."

"O malum bizim yerimizi doldurmak zorunda kafede. Birde bu aralar biraz canı sıkkın" dedi Yasemin.

"Neden n'oldu?" Alp sürekli şehir dışına çalışmaya gittiği için Aslı ile vakit geçiremiyorlar biliyorsun. Aslı artık kaldıramıyorum diyor. Küsler anlayacağın."

"Neyse onu bırakın şu an kocan olacak heriften haber varmı?
"Yok, sürekli aramak istemiyorum onun aramasını bekliyorum."

"Sence şüphelerimiz doğru çıkacakmı?"

"Bilemiyorum annemin yaşıyor olma ihtimali beni çok heyecanlandırıyor. Bir yandanda çok ümitlenmek istemiyorum. Ya bir yanılsama ise. Sonuçta herkes öldüğünü söylüyor. Yeterince üzüldüm bundan sonra sevdiklerim ile mutlu olmak istiyorum. Birde kocama kavuşmak istiyorum" dedi Ceyda.

"Vay be kaç senelik arkadaşız seni kendime aşık edemedim, elin herifi geldi iki günde aşık etti seni. Helal olsun."

Ceyda gülerek eliyle Kaya'nın kafasına hafifçe vurdu.

******
Sarp babası ve adamları adrese vardılar. Evin biraz ilerisinde arabaları park edip çıktılar. Sarp Aytaç ve bir kaç adamını evin arkasına işaret ederek yolladı. Cem ve bir kaç adamını sağa, Erdem ve bir kaçınıda sola işaret etti. Sarp babası ve geri kalanlar ile ön kapıdan girecekti.

"Dikkatli ol evlat yaralısın bizi neyin beklediğini bilmiyoruz. Kendini ön plana atma."

"Merak etme baba buradan hepimiz sağ çıkacağız" dedi Sarp.

Hava kararmaya başlamıştı. Bahçede iki adam görünüyordu. Sarp başlayın dediğinde herkesin kulağındaki kulaklıktan Sarpın sesi duyuldu. Temkinli adımlar ile sessizce bahçeye girdiler. Cem bahçede gördüğü adamlardan birini arkası dönük olduğu için ensesine silah ile vurup bayılttı.

Birinide ayağından vurmak zorunda kaldılar. O anda silah sesleri gelmeye başladı. Bir yandan kendilerini kollayp bir yandan gelen kurşunlara karşılık veriyorlardı. Aslan bey yerde yatan yaralı adama hızla yanaşıp, ondan önce davranıp yere düşen silahını aldı. Ve silahın kabzası ile vurup bayılttı. Ellerinden geldiğince kimseyi öldürmeyeceklerdi.

Sarp evin kapısına yanaştı. Kapıya bütün gücüyle vurup içeri daldı. Evin salonunda elinde silahını ona dorultmuş bir adam ile karşı karşıya geldiler. Sarp'ın arkasından diğerleride daldı içeriye.

"Kimsiniz siz? Dedi adam. Eli korkudan titriyordu.

Aslan bey, "sana zarar vermeyeceğiz silahını indir" dedi. Adam korkmuş bir şekilde gözlerini açmış evindeki kalabalığı inceliyordu.

"Ne istiyorsunuz çıkın evimden" dedi adam.

"Bak silahını indirmezsen seni vurmak zorunda kalacağız. Tek başına bu kadar adam ile başa çıkamazsın" dedi Sarp.

"Ne istediğinizi söylemeden indirmem silahı."

"Bir kadını arıyoruz adı Melek" dedi Sarp.

Adam birden bağırmaya başladı. "Kadın madın yok hemen terk edin evimi."

Adam kendini ele veriyordu. Odalardan birinin penceresinden giren Erdem, adamın arkasından sessizce yanaşıp, bir eliyle silahı. Bir eliyle ise diğer kolunu tuttu. O anda silah patladı. Adamlardan biri yere yığıldı. Her kes vurulan adama bakarken, odalardan birinden bir kadın çığlığı duyuldu.

Sarp sesin geldiği yere doğru koşarken Babasıda arkasında idi. Odaya yaklaştılar. Sarp kapıyı açıp içeriye girdi. İki kadın bir birlerine sarılmış yere çökmüşlerdi. Sarp kadınlara yanaştı. Onlar gibi yere oturdun. Yüzlerini seçemiyordu. Ellerini onlara uzatıp dokundu.

"Korkmayın size zarar vermeyeceğim" dedi. Kadınlardan biri diğerine doğru gömdüğü başını kaldırıp, Sarp'a baktı.
Bu dışardaki adamın eşi olmalı diye düşündü. Ve diğer kadını tutup kendine çevirdi. Kadının yüzünü görür görmez şoka uğramıştı. Bu kadın Ceyda'sına çok benziyordu.

"Bu olamaz" diyerek başını kaldırıp, onun gibi şok olmuş gözlerle kadına bakan babasına baktı.

Yorumlarda buluşalım canlar.

Hoşça kalın🌹