6. bölüm · ESİR
5.Bölüm
Benim sakin hayatım nasıl böyle bir çıkmaza girdi, yada neyin günahını ödüyordum bilemiyorum.
Karşımdaki adama kaşlarımı çatarak,
"Kimsiniz siz eşkiyamı, hem ne saçmalıyorsunuz benim annem belli, babam belli şimdi adamlarınızıda alın gidin buradan" dedim.
"Bak kızım evimize gidelim herşeyi açıklayacağım sana."
"Neyi açıklayacaksınız şu adamlarınıza söyleyin silahlarını indirsinlar yoksa mahalleyi ayağa kaldırırım." Sinirden tepem atmıştı artık bu yaşadıklarım fazlaydı bana.
"İndirin silahları" verdiği emirle adamlar silahlarını indirdiler.
Anneme sarıldım mis kokusunu içime çektim.
"Annecim iyimisin."
"İyiyim kızım merak etme" diyerek yüzümü ellerinin arasına aldı. Ağlamaktan gözleri kızarmıştı. Onun bu halini görünce bende göz yaşlarımı tutamadım.
"Canım kızım her ne olursa olsun sakın unutma sen bizim canımızsın."
"Anne bu adamı tanıyormusun ne saçmalıyor böle" dediğimde gözlerini kapatıp başını eğdi. Bu hali kalbimi sıkıştırdı, içim daraldı. Annemi bırakıp babamın önünde diz çöküp ellerini tuttum.
"Babacığım sen anlat ne olur bütün bu saçmalıklar ne oluyor."
Kızaran gözleriyle bir süre gözlerime baktı.
"Anlat babacığım, senden duyacağım her ne olursa olsun sen benim babamsın, hiç bir gerçek bunu değiştiremez" dedim.
"Canım kızım bu yaşına kadar seninle bu konuyu konuşmam gerekiyordu ama annenle senin üzülmeni istemedik."
Güçlükle çıkan sesiyle konuşmakta zorlanıyordu bu konuşmanın sonu pek iyi görünmüyordu. "Yıllarca, annen ve ben hep dua ettik bir evladımız olsun diye, ama Allah nasip etmedi. Bir gece kucağında bir bebekle asker arkadaşım kapıma geldi, bu güzel bebek annesiz ve babasız bundan sonra senin evladındır kardeşim, ona sahip çık sana emanet gerisini sorgulama diyerek çıkıp gitti. Daha bir kaç saat olmuş doğalı o an Rabbim kabul etti dualarımı bana çok güzel bir kız çocuğu gönderdi."
Duyduklarıma inanmak istemedim ne düşünebiliyor nede bir şey hissediyordum gözlerimi kapattım,
"Allah'ım hepsi rüya olsa son zamanda yaşadıklarım çok ağır geliyor."
"Gidelim kızım hadi kalk" babam olduğunu iddia eden şahıs omzuma dokunarak konuşmuştu. Elini iterek ayağa kalkıp ona döndüm yüksek sesle, "ne saçmalıyorsun sen, hiçbir yere gelmiyorum belki babam olabilirsin ama seni tanımıyorum yirmi yıllık hayatımın hiç bir yerinde yoksun şimdi adamlarınıda alıp git buradan."
"O kadar basit değil kızım, seni yıllardır aradım, bu durum bir baba için ne kadar acı bilemezsin. Doğduğunda yüzünü çok kısa bir süre gördüm" dedi. Yüzüme şefkatle bakıyordu.
"Tamam işte, beni gördünüz şimdi çıkın gidin buradan benim tek ailem var oda siz değilsiniz" dediğim gibi şefkatle bakan gözleri karardı.
"Bunca yıl senden mahrum kalmamın acısını, bu ailem dediğin insanlardan çıkarırım. Onlara zarar gelmesini istemiyorsan beni baban olarak kabul eder ve ait olduğun yere gelirsin." Bu sözlerinden dolayı gözlerim korkuyla açıldı. Annem ve babama birşey olursa dayanamazdım.
Onlara döndüm önce anneme sarıldım göz yaşlarını sildim, öptüm "annecim sakın üzülmeyin keşke herşeyi zamanında anlatsaydınız size kızgın değilim yanınıza geleceğim beni merak etmeyin" diyerek tekrar öptüm.
Babamıda öpüp sarıldım ve mecburen onlara veda edip öz babam olacak şahısla evden çıktım.
İkimiz arabalardan birinin arkasına bindik adamları da binince iki araba arka arkaya hareket etti. Başımı sağa çevirip yol boyunca akan gözlerimi silerek dışarıyı izledim. Dönüpte ona bakmak istemiyordum aklımda sormak istediğim milyonlarca soru vardı ama konuşmak istemiyordum. Sanki biri kamera şakası yapıyordu yıllarca benim ailem annem babam meğer gerçek değilmiş.
"Anneni çok sevdim" diyerek derin bir iç çekti içine.
Ona çok benziyorsun, sana yedi aylık hamileyken yediklerinden dolayı zehirlenmiş erken doğum yaptı. Sen doğar doğmaz vefat etti."
Elimde olmadan istemsizce ona döndüm, kan oturmuş gözleriyle beni izliyordu.
"Onu kaybettiğime hiç bir zaman inanamadım sanki hala yaşıyor bir yerlerde, tıpkı senin gibi. Annenin üzüntüsüyle seni çok kısa bir süre görmüştüm onunla ilgilenirken birileri seni kaçırdı. Bunca yıl yaşadığım ızdırabım seni bulmamla dinecek kızım."
Anlattıkları beni çok etkilemişti, ona üzülmüştüm gerçekten kızı benmiydim.
"Ben senin babanım kızım senin için de çok zor bir durum seni anlıyorum zamanla her şey yoluna girecek. Bize bunları yaşatanları en yakın zamanda bulup cezalarını kendi ellerimle vereceğim."
Arabalar etrafı duvarlarla çevrili kale gibi korunan büyük gösterişli bir evin önünde durdu, bahçenin geniş kapısı açılınca içeri girip evin önünde durduk. Arabadan indiğimde kapıda bizi karşılayan bir kaç kişi vardı.
İçlerinden bir adam "hoş geldiniz Aziz bey, herkes sizi salonda bekliyor" dedi
Salona girdiğimizde içeridekiler şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Sizi,güzel kızım Ceyda ile tanıştırayım" dedi Aziz bey. Herkes ayaklanıp önümde durdu. Kır saçları ve hafif sakalları olan yaşlıca bir adam bana sıkı sıkı sarılarak,
"Torunum canım kızım" diyerek ağlamaya başladı, sarılsammı sarılmasammı diye tereddüt ettim ama yinede sarıldım.
**********************
Ceyda tanımadığı bu insanlar karşısında utanıyor, sıkılıyor nasıl davranacağını bilemiyordu.
Aziz, Ceyda'ya sarılan babasını gösterip,
"Deden Ahmet Doğanlar" dedi sonrada annesi Zümrüt hanım ile tanıştırdı. Zümrüt hanım da yaşlı gözlerle Ceyda'ya sarılıp "hasretin kahretti bizi mis kokulum, aynı annene benziyorsun" dedi.
Ceyda oradaki başka bir kadına çevirdi bakışlarını. Elli yaşlarında siyah saçlı, mavi gözlü, soğuk bakışlarıyla Ceyda'yı izliyordu. Babası, Ceyda'nın dikkatini çeken o kadının elini tutarak,
"Eşim Zerrin" dedi.
Zerrin soğuk bir gülüşle Ceyda'ya yanaşarak,
"Hoşgeldin Ceyda'cım" diyerek sarıldı.
Ve son olarak karşısında uzun boylu, esmer, tıpkı babasının ki gibi kara gözlü yakışıklı ağabeyi kalmıştı.
Babası tanıştırmadan, Ceyda'ya yaklaşıp,
"Canım kardeşim, ben ağabeyin Atlas" diyerek içten bir şekilde sarıldı.
"Seni çok aradım bütün İstanbul'u taradım bulamadım" diyerek gözlerine baktı. "Bundan sonra benim korumam altındasın prenses" diyerek gülümsedi.
******
Sarp bir kaç adamıyla Ceyda'nın çalıştığı kafeye giderek adamlara,
"Siz etrafı gözetleyin" diyerek, kafeye girip etrafta göz gezdirerek Ceyda'yı aradı, göremedi. Müşterilerine fal bakan Firuze'nin masasına yanaşıp ellerini masaya koyup, ona doğru eğildi.Başını kartlardan kaldıran Firuze, aniden Sarp'ı karşısında görünce irkildi.
"Ceyda'yı göremedim, mutfak bölümündeyse müstakbel kocasının geldiğini haber ver" dedi.
Firuze şaşkınlığını üzerinden atıp,
"Müstakbel kocasımı? Ceyda'nın mı?
Ceyda çıktı."
Sarp kaşlarını çatarak, "çıktımı nereye?
"Evet annesi arayınca izin isteyip telaşla çıktı" dedi
Sarp'ı gören Yasemin "pardonda neden Ceyda'yı arıyorsun o kadar zaman kızı zorla tuttun yanında daha ne istiyorsun. Eşkiyamısın sen? Diye bağırdı.
Sarp daha cevap vermeden Kaya ve diğer arkadaşları da yanlarına geldi.
"Ne istiyorsun sen Ceyda'dan ya bırak kızın peşini" diye bağırdı Kaya.
Sarp "bir sakin olun anladığım kadarıyla Ceyda'mı çok seviyorsunuz" dedi.
Kaya sinirle elini kaldırarak bağırdı.
"Nereden senin Ceydan oluyormuş sen fazla olmaya başladın."
Sarp ellerini beline koyup gülümseyerek,
"Ceyda'nın müstakbel kocası olarak istediğimi yaparım, arkadaşı olabilirsin ama seni bir daha onun dibinde görmek istemiyorum" dedi.
Herkes duyduklarına şaşırıp birbirine baktı. Elif, "nasıl yani Ceyda bize hiç bahsetmedi, zorla kızla evlenmeyeme çalışmıyorsun herhalde" dedi.
Sarp onlara cevap vermeden telefonu calınca cebimdeki telefonu alıp cevapladı.
Arayan, Sarp'ın Doğanların evine yerleştirdiği adamıydı.
"Söyle"
"Abi kızı bulup buraya getirdiler."
"Nasıl buldular oğlum" diyerek küfürleri savurdu."Ne yapıyor şimdi kız."
"Salonda tanışma faslındalar."
"Ceyda'nın her attığı adımdan haberdar et beni" diyerek küfürleri savurarak kafeden çıktı. Arkasından Ceyda'nın arkadaşlarının bağırmalarına aldırış etmeden oradan uzaklaştı.
******************
Bütün aileyle tanıştıktan sonra evde çalışan hizmetlilerin bizim için hazırladığı sofraya oturduk. Pek iştahım kalmamıştı zorlada olsa biraz yemeğe çalıştım. Herkes benim gelmemle çok mutluydu neşeli bir şekilde yemeklerini yiyip benimle konuşuyorlardı.
"Güzel kızım seni bize Allah gönderdi, yıllarca hasretin yaktı içimizi ama bu gün hasret sona erdi dedi nemli gözleriyle karşımda oturan Zümrüt hanım..
"Biliyoruz senin için çok zor bir anda ailen sandıklarının üvey olması onlardan ayrılmak, ama istediğin zaman onları görmeye gidersin güzel kızım."
"Benim güzel torunumu daha fazla yormayın, bundan sonra her zaman beraberiz daha çok konuşur muhabbet ederiz." Ahmet bey keyifle konuşup yüzüme bakıyordu.
Ben hissiz bakışlarımla onları izliyordum.
"Valla yıllar sonra kardeşimi bulmuşum keyfimi hiç birşey bozamaz bundan sonra" yanımda oturan Atlas'ın konuşmasıyla ona baktım. Bak prenses çok şanslısın böyle bir ağabeyin olduğu için" dedi.
"Yalnız prensesim bir şey kafamı kurcalıyor sen bizim ezeli düşmanımız Sarp'ı nereden tanıyorsun, onun evinde ne işin vardı?"
Demek Sarp bu yüzden beni zorla yanında tutmuştu, ama nereden tanımiştı beni. Aytaç'ın o gün anlattıkları doğruydu. Herkes merakla vereceğim cevabı bekliyordu.
"Arkadaşlarım ve ben bir dağ evine bir kaç günlüğüne kalmaya gitmiştik. Bir şekilde arkadaşlarımdan ayrılıp kayboldum, karşıma o ev çıktı. Yardım istemek için eve girdim. Sarp beni bir haftadan fazla zorla orada tuttu.
Atlas "zorlamı tuttu seni .............küfür ederek, demek seni tanıyordu" dedi.
Öfkeli ses tonuyla "Sana dokundumu" diyerek kaşlarını çattı.
"Hayır dokunmadı" dedim sessizce.
******
Zümrüt hanım önceden benim için hazırlattığı odaya çıkardı beni. Ev iki katlıydı benim odam üst kattaydı. Odam o kadar büyüktü ki neredeyse bizim ev kadardı. Beyaz ve bembe renk tonlarında döşenmiş tıpkı prenses odası gibi ama ben mutlu değildim. Hiç bir zaman üvey olarak görmeyeceğim annem ve babam yanımda yoktu.
Büyük beyaz elbise dolabını açtım çeşit çeşit kıyafetlerle doluydu hepside benim bedenime uygundu, içinden pembe pijama takımı alıp üzerimdekilerle değiştirdim. Çıkardığım kıyafetleri de banyodaki kirli sepetine atıp, kendimi çift kişilik büyük yatağa bıraktım.
Uykum vardı ama düşünmekten uyuyamıyordum. Sürekli ağlamak istiyordum, ben neler yaşıyordum böyle.
*******************
Burnum gıdıklanıyordu elimi üzerinde gezdiriyordum kısa bir süre sonra yine gıdıklanıyordu, uyku çok tatlıydı gözlerimi açamıyordum. Kısık sesli bir gülüş doldu kulaklarıma hemen gözlerimi açtım. Atlas'ın kara gözleri hemen karşımdaydı irkilerek yatakta doğrulup oturdum.
"Seni uyandırmaya çalışıyordum prenses korkma" diyerek kahkaha attı.
"Burnumu gıdıklamak yerine seslenebilirdin" dedim kaşlarımı çatarak.
"Biliyorum uyandırma şeklim biraz tuhaf ama mutluluktan ne yaptığımı bende bilmiyorum. Hadi kalkıp hazırlan kahvaltıya in, bu gün yapılıcak çok işimiz var."
"Ne gibi işler."
"Aile doktorumuz geldi senden kan örneği alacak DNA testi için, gerçi hepimiz senin bizim kızımız olduğunu biliyoruz ama, prosüdür gereği alınıcak. Gerçek soy adını alacaksın."
"Peki merak ettiğim bir konu var" dedim.
Merakla, kara gözlerini gölerime dikti.
"Baban, senin annen ile evliyken benim annemle sevgilimiymiş? Yani annem ile hiç evlenmemiş mi?
Çekinerek sorduğum soruya önce düşünceli bir şekilde duraksayıp sonra gülerek, "oradan bakınca öyle görünüyor değilmi ama öyle değil prenses" dedi.
"Babam annemle sevgiliyken ben doğuyorum anlaşamayıp ayrılıyorlar, sonra annen ile tanışıp evleniyorlar ve sen dünyaya geliyorsun.
Annen öldükten bir süre sonra babam ve annem evleniyor. Yani biraz karmaşık bir ilişki."
"Hadi ben çıkıyorum sende hazırlanıp in aşağıya. Bu arada" diyerek pamağıyla burnuma hafifçe vurdu.
"Bundan sonra bana abi diye sesleniceksin ben bu anı çok bekledim güzelim" diyerek gülümsedi ve odamdan çıktı.
Üzerimi giyinip salona indim bütün aile salonda idi Aziz bey beni görünce yanıma gelip sarılarak "seni aile doktorumuz Koray ile tanıştırayım" dedi.
Doktor da ayağa kalkarak,
"Tanıştığımıza memnun oldum" diyerek elini uzattı. Bende tebessüm ederek elimi uzattım tokalaşacağimızı düşünürken yeşil gözlerini gözlerime dikerek elimi tutup öptü.
Elimi hızla çektim ne yapıyordu bu adam.
"Ceyda hanım oturun lütfen sizden kan almam gerekiyor hiç merak etmeyin canınızı yakmayacağım" dedi. Doktor kanı aldıktan sonra "küçük hanım sizinle başka zaman oturup yakından tanışmak isterim" dedi.
Atlas "hop hop Koray, kız kardeşimden uzak dur" dedi. Bir birlerine bakarak gülümsediler.
Doktor gidince sofraya oturup kahvaltımızı yapmaya başladık.
Aziz bey "kızım abin ile alış verişe çıkın eksiklerin ne varsa alın" dedi.
"Aslında sadece bir telefona ihtiyacım var annemi babamı şimdiden çok özledim en azından bir seslerini duyabilseydim dünden beri ne durumdalar merak ediyorum" dedim.
"Abin güzel bir telefon alsın sana istediğin zaman konuşursun onlarla ama bu duruma alışsan iyi olur kızım senin ailen biziz.
Tamam, arada abin seni götürür ziyaretlerine ama senin baban benim" dedi.
Gözlerim doldu, sinirlerim bozuldu yüksek sesle "o kadar basit değil ben yıllardır onları annem ve babam bildim, yıllar sonra bir adam karşıma çıkıyor ve senin baban benim diyor. Ben çalışarak babama destek oluyordum onun tek emekli maaşı yetmiyor. Ben burada sefa sürüp onları düşünmeden rahatıma bakamam" dedim.
Yüzünün sert ifadesiyle "tamam" dedi.
"Ben onlar için bir şeyler düşüneceğim ama bir şartım var" dedi. Merakla ne diyeceğini bekledim, benim gibi diğerleride ona bakıp söyleyeceği şartını bekliyordu.
"Bundan sonra bana baba diyeceksin"
Bu benim için zor olacaktı ama ailem için ona baba diyecektim. Başımı sallayarak "tamam" dedim.
*************
Atlas ile onun arabasına binmiştik iki adamıda bizi arkadaki arabayla takip ediyordu. Atlas'keyfi yerindeydi yol boyunca bana şakalar yapıyordu yaşadıklarıma daha alışamadığımdan içimden pek gülmek gelmiyordu.
"Şşşt bana bak prenses deminden beri seni güldüreceğim diye bir soytarı olmadığım kaldı ama sen hiç gülmüyorsun."
"Gülmek pek içimden gelmiyor size alışmaya çalışıyorum. Aniden hayatıma girdiniz bu öyle basit bir durum değil" dedim.
"Haklısın prenses alışman için elimden geleni yaparım ben kardeşim için diyerek önüne döndüğü gibi frene bastı . Aniden durunca öne doğru savruldum emniyet kemeri takılı olduğu için bir yerime zarar gelmemişti.
Atlas telaşla kolumdan tutarak "iyimisin abim bir şeyin yok değilmi" dedi başımı sallayarak "yok iyiyim" dedim. Sonra önüme bakarak karşımızda duran siyah arabayı gördüm. Atlas küfür ederek arabadan çıkarken "sen arabada otur sakın çıkma" dedi.
Karşı arabadan çıkan dört kişi, Atlas ve adamları tartışmaya başladı. Ben telaşla onlara bakarken aniden kapım açıldı. Sağıma döndüğümde Sarp karşımdaydı. Başını eğerek aramızdaki mesafeyi kapattı gözlerime bakarak, "müstakbel karıcım nasılsın" dedi.
Ben şaşkınlıkla gözlerimi büyüterek ona bakıyordum. Gülerek konuşmaya devam etti.
"Beni gördüğün için mutlu gibisin" diyerek dudağıma yapıştı.
Kendimi toparlayıp ellerimi göğsüne koyup onu ittirdim. Geri çekilerek "benimle gel dedi"
"Hiç bir yere gelmiyorum" dedim.
"Bakıyorum da yeni ailene hemen alışmışsın."
"Bu seni ilgilendirmez ve ben senin müstekbel karın değilim."
"Yakında göreceksin"dedi ve Atlas'ın sesi duyuldu.
"Lan kardeşimden uzak dur" diye bağırarak Sarp'a silah doğrulttu. Adamlar araya girerek Sarp'ın önüne geçtiler. İçimde nedense bir his ona bir şey olmasın diyordu.
Sarp gülerek "evleneceğim kadına yakınlaşırken sanamı soracağım" dedi.
"Sen ne saçmalıyorsun lan ne evlenmesi,
Seni öldürürüm bir daha Ceyda'ya yakınlaşmayacaksın" dedi ve o anda Sarpta silahını belinden çekerek Atlas'a doğrulttu. Bir birlerine zarar verecekler korkusuyla arabadan çıkıp Atlasın önüne koştum "abi yapmayın indir silahını" diyerek Sarp'a döndüm.
"Ne olur indir silahını yapmayın" dedim.
Silahını indirirken Sarp,gözlerime bakarak "senin için sorun çıkarmıyorum Ceyda'm seni almaya geleceğim bekle beni" diyerek göz kırptı.
Atlas bu yaptığına daha çok sinirlenek küfürleri savurup Sarp'a saldırıp yumruk attı. Bir yumrukta Sarp Atlas'a atınca "yapmayın" diye bağırdım ama beni dinlemiyorlardı.
Adamlara "ayırın onları" diye bağırsamda başlarını eğip umursamadılar beni. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum en iyisi onları terk etmekti. Arkamı dönüp yürümeye başladım, yeni tanıdığım insanlar için neden bu kadar endişeleniyordum ki.
Arkamdan ayak sesleri geliyordu aldırmadan hızlı adımlarına devam ettim.
"Ceyda dur nereye gidiyorsun" bu Atlas'ın sesiydi. Arkamı döndüğüm gibi Atlas bana sarılldı "özür dilerim kardeşim senin yanında kavga etmemeliydim" diyerek beni arabaya doğru yürütmeye başladı Sarp, yanağında mörlukla ellerini beline koymuş beni izliyordu. Ona aldırış etmeden arabaya bindim oradan uzaklaştık.
"Sarp'ı seviyormusun?" Atlas'ın sorusuyla ona döndüm.
"Bu da nereden çıktı."
"Seninle evlilik hayalleri kuruyor baksana."
"Saçmalama, aranızda ne var bilmiyorum senin kardeşin olduğumu biliyordu demekki beni o yüzden tuttu dağ evinde. Size inat olsun diye benimle evleneceğini söylüyor."
"Aranızda bir şey geçmedi yani."
"Hayır geçmedi. Bana dokunmadı. Ama o evde zorla tuttu. Kaç defa kaçmaya çalıştım kaçamadım elinden" dedim.
"Bunların hepsini ödeteceğim ona" diye bağırarak elini direksiyona vurdu.
"Hayır yapmayacaksın uzak duracaksın ondan" dedim.
"Ya, şu morarmış turşu suratına bak ne hale gelmiş" dedim. Aslında ağzımdan kaçmıştı.
Bir süre duraksadı sanki şok olmuş gibi suratıma baktı acaba bağırıcakmı diye beklerken birden kahkaha atmaya başladı.....
Bir sonraki bölümde buluşmak dileği ile
Hoşça kalın🌹
