30. bölüm · ESİR
29.Bölüm
Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar
Keyifli okumalar❤
Ceyda Soykan
Ne kadar süredir buradayım, kaç saat, kaç gün. Işık görmeyen penceresiz tek yataklı bir odada tutuyorlar beni. Yarı aç yarı tok. Kafayı yemek üzereyim. Yalnızca tuvalet ihtiyacı için çıkarıyorlar. Günde bir kez bir kap yemek atıyorlar önüme bir hayvan besler gibi.Günde bir kez de şırıngayla ilaç enfekte ediyorlar.
Tek şansım Koray. Evet, Koray diyorum. Eve ilk geldiğim gün, babası beni odasına çıkarıp önüne atmıştı.
Kocamın döverek sakat bıraktığı oğlunu görmem için. Onun adına çok üzülmüştüm. Böyle olmasını istemezdim. Ama yaptığı hatanın bedelini ödüyordu.
Beni gördüğüne çok şaşırmıştı. Kısa bir konuşmanın ardından babası olacak doktor bozuntusu, beni merdivenlerden hiç acımadan sürükleyerek indirip bu bodrum kattaki ışık görmez küçük odaya kilitlemişti.
Kolumun ve kasıklarımın acısı daha çok katlanmıştı. Bu canilerin yüzünden bebeğimi kaybetmiştim. Sevdiğim adamdan bir parçamı kaybettim. Başıma bu olaylar gelmeseydi anne olacaktım. Anne. Bedenimin acısından çok içim yanıyordu. Ağladım, bağıra bağıra ağladım. Sarp neredeydi? Neden beni artık bulmuyordu.
Dizlerimin üzerinde ağlamaktan bitap düşmüş bir halde otururken kapının açılma sesini duymuştum. Yine ilaç vermeye geldiler diye düşünürken, tekerlekli sandalyesiyle Koray karşımdaydı. Onun bu haline üzülmüştüm ama herkes hak ettiğini yaşıyordu.
"Nasılsın Ceyda?" Diye sordu. Yüz ifadesi bana acıyormuydu, üzülüyormuydu emin değildim.
"Nasıl olmamı bekliyorsun?" Dedim ağlamaktan boğuk çıkan sesimle.
"Biliyorum bana kızgınsın Ceyda, ama bu olanlarla, senin kaçırılmanla benim bir ilgim yok. Seni görünce çok şaşırdım. Babam ile kavga ettim böyle birşeye neden ortak oldu diye. Hadi Zerrin aklınca senden ve ailenden intikamını alıyor ama babam buna müsade etmemeliydi."
"Sen kendini çok mu masum sanıyorsun? Sen beni kına gecemden kaçırıyordun be. Kafayı yemiştin. Sana ben kocamı seviyorum demistim. Şu haline bak, değermiydi." diye bağırdım.
"Suçlu olduğumu biliyorum. Ne söylesem ne yapsam beni affetmeyeceksin, bunuda biliyorum. Sana aşık oldum ben Ceyda. Seni deli gibi sevdim. Sarp'ın seninle zorla evlendiğini, onu sevmediğini zannediyordum. Evet, senin aşkından deliye dönmüştüm. Mantıklı düşünemiyordum."
Derin bir iç çekerek devam etti.
"Evet halime bak" diyerek kollarını iki yana açarak kendini gösterdi.
"Yaptığım hatanın cezasını çekiyorum. Sarpı hic sevmem sana sahip olduğu için. Ama onun yerinde olsam bende aynısını yapardım. Senin için yaralardım da öldürürdüm de.
Belki bir gün yürüyebileceğim. Belki de ömür boyu böyle tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayacağım. Beni affet Ceyda. Seni çok sevdim, hemde çok."
"Yeter. Bunları duymak istemiyorum. Sende o babanın oğlusun. Yıllarca Zerrin ile birlik olup aileme çektirdiler. Yapmadıkları kalmamış. Annem bana hamileyken onu zehirleyip erken doğmama sebep olmuşlar. Annemi öldü gösterip yirmi yıl boyunca ilaç verip hafızasıyla oynuyorlar. Ona kimbilir neler yaşattılar." kesik kesik nefesler alarak gözlerimi kapattım. Elimi kaldırarak şiddetli ağrı giren başımı ovalayarak konuşmaya devam ettim.
"Yıllarca esir hayatı yaşatmışlar anneme. Beni verdikleri adama öldürmesini söylüyorlar adam bana kıyamayıp, beni büyüten aileye veriyor. Bütün bunları belkide biliyordun. Annem bulunduktan sonra doktoru olarak sana emanet ettiler. Sende babanın oyununu benim üzerimden oynadın. Beni kaçırıp kimbilir neler yapacaktın. Ya ne istediniz benden ve ailemden?"
"Ceyda." Gözlerimi açıp ona baktığımda şaşkın bir surat ifadesiyle bana bakıyordu.
"Bu anlattıklarının hiç birinden haberim yok. İnan bana. Şu an çok şaşkınım. Babamın biraz agrasif huyları vardır ama bu kadarını yapacağına inanmak çok zor."
Bağırarak, "yalan mı söylüyorum yani? Peki neden ben buradayım? Neden Zerrin ve Cemil denen o adi insanlarla birlik olup Sibel'in düğününü bastılar. Çok sayıda ölen ve yaralanan var. Ailem, belkide hepsi öldü." Yine içim yanıyordu, ailem ne durumda bu merak beni öldürecekti. Kalbim sıkışıyordu. Yine ağlamaya başladım.
"Sakin ol Ceyda." Diyerek tekerlekli sandalyesiyle iyice yanaştı yanıma. Elini bana uzatarak, "hadi kalk yerden. Seni buradan çıkaracağım. Yemin ederim bunların hiç birinden haberim yoktu. Sana yardım etmeme izin ver. Beni affetmen için herşeyi yaparım. Hadi kalk" dedi.
Elini tutmadan oturduğum yerden kalktım. Tek kişilik yatağın üzerine oturdum. Üzerimdeki kazağın kollarıyla göz yaşlarımı sildim.
"Seni buradan çıkarmak için bir şeyler düşüneceğim. Sana zarar vermelerine izin vermem. Biraz sabırlı ol yeterki. Üzülüp ağlamanı istemiyorum. Benden yapmamı istediğin bir şey varmı?"
"Sarp'ı ara gelip beni kurtarsın. Kafayı yemek üzereyim burada."
"Koluna n'oldu. Ağrı çektiğin çok belli oluyor?" diyerek koluma dokunmaya çalıştı. Kendimi geri çekerek, "kurşun yarası, kolumdan vurdular" dedim. Kazağımın uzun kolundan belli olmuyordu ama hareketlerimden anlamıştı kolumun ağrıdığını. "Yalnızca bu değil onların yüzünden bebeğimi kaybettim. Bana şırınga ile ilaç enjekte ediyorlar. Ardından bayılıyorum. Kendime geldiğimde aklım bulanıyor, zor toparlanıyorum.Tıpkı annem gibi. Onun durumuyla doktor olarak sen ilgilendin biliyorsun. Benide annemin durumuna düşürecekler."
Elini başına götürüp ovalarken ofladı.
"Ağrın varmı? Sana ağrı kesici getireyimmi?"
"Ağrı kesici istemiyorum. Sarp'a telefon aç hemen. Bir an önce beni kurtarsın."
"Tamam, arayacağım. Ama sana yardım edeceğimi babama söylediğimde telefonumu elimden aldı. Önce şu şırıngaya koydukları ilacı değiştireceğim. Bir süre rol yapmaya çalış. Sonrada benden haber bekle." Diyerek yanımdan ayrılmıştı.
Kaç gün olmuştu. İki mi? Üç mü? Dört mü? Bilemiyorum. Bu küçük bomboş oda beni boğuyor, ölüyorum, Ölüp ölüp diriliyorum sanki. Koray'a güvenmekle hata mı ettim. Konuştuğumuzdan beri bir daha gelmedi yanıma. En azından söylediği gibi ilacı değiştirmiş etki etmiyor. Her ilaçtan sonra bayılma rolu yapıyorum.
Ne yapacaklarsa yapsınlar artık bu bekleyiş perişan etti beni. En azından kolum daha iyi. Ağrılarım yok. Güçümü toparlaya bildim. Ah Sarp, neredesin? Beni unuttun mu yoksa.
******
Kapının açılma sesiyle irkilerek uyuya kaldığım yataktan doğruldum. Gelen Koray'ın babası, doktor bozuntusuydu.
"Günaydın Ceyda hanım. Bugün ki dozunu almaya hazırmısın?" Bir şey demeden iğrenç suratına baktım.
Kahkaha atarak, "ne o, benimle neden konuşmuyorsun? Beni tanımadınmı yoksa? Ne kadar da aciz görünüyorsun. Sen annenden daha dayanıksız çıktın. Hemen de istediğim kıvama geldin. Artık gitme vaktin yaklaştı. Bundan sonra ilaçları sana Zerrin verir. Seninle biraz oynadıktan sonra da öldürüp bir köşeye atar herhalde."
Tepkisizce ona baktığımı görünce, keyifle kahkahalar atıyordu. Gül bakalım gül sen. Geberirkende bakalım böyle gülecekmisin?
İlaç'ı boynuma enjekte edince yine rol yaparak kendimi yatağa bıraktım. Ben gözlerimi kapattığımda kısa bir süre beni izleyip, çıktı odadan.
Ayağa kalkıp küçük odanın içinde volta atmaya başladım. Bir elimle de boynumu ovalıyordum. Pislik herif boynumu delik deşik etti. Koray'ın geleceği yoktu. Birşeyler yapmalıydım. Ellerimi belime koydum, alt dudağımı dişliyordum sitresten.
Odanın dışından sesler gelmeye başladı. Neler oluyordu orada? Yüksek sesli konuşup ardından koşuşturma sesleri geldi. Kapıya doğru iyice sokuldum. Biri kapının kilidini açtı. Bir kaç adım geri çekildim. Gelen yine Koray'ın babasımıydı yoksa. Beni böyle ayakta görecekti. Artık ne olacaksa olsun buradan kurtulmam gerek.
Nefesimi tuttum gelenin kim olduğuna bakarken. Kapı açıldığında Koray'ı görmemle rahatladım. İçeri girince ardından hızla kapıyı kapattım.
"Çok geciktim biliyorum ama bende senin gibi rahat değilim. Sürekli göz hapsindeyim. Al şu telefonu hemen Sarp'ı ara gelip seni kurtarsın" dedi elindeki telefonu bana uzatarak.
"Senden umudumu kesiyordum" dedim hızla elindeki telefonu alırken. Sarp'ın numarasını tuşlarken ellerim titriyordu. Heyecandan tek ezberlediğim numrayıda unutacaktım. Telefon çalarken bir an nefes alamadığımı hissettim.
Hasretinden öldüğüm ses, "alo" dedi. Cevap veremedim. Dilim tutuldu. Gözlerim yanmaya başladı.
"Kimsin lan konuşsana? Alo..... Cevap ver adamın asabını bozma."
Sesi çok öfleliydi. Kendimi toparlayarak, derin nefes aldım. Ağlamaklı çıkan sesimle, "Sarp" dedim.
"Ceyda" dedi. Ardından ağlamak ve gülmek arası çıkan sesiyle, "Ceyda'm neredesin bebeğim? İyimisin? Bana hemen nerede olduğunu söyle gelip seni alayım. Birşey yaptılarmı sana?"
"İyi değilim Sarp, hemen gel n'olursun. Zerrin ve Cemil kaçırdı beni. Burada çok adam var."
"Sevgilim bana adresi söyle hemen." Koray'ın verdiği adresi tekrarladım Sarp'a beklemeden.
"Kim o? Kim var yanında?"
"Koray."
"Koray mı?" Dedi şaşırarak.
"Evet. Bana Koray yardım etti. Babası da işin içinde. Sonra konuşuruz bunları, lütfen gel hemen sevgilim."
"Aytaç topla adamları Ceyda bulundu. Acele edin" dedi Sarp, Aytaç'a bağırarak.
"Geliyorum güzelim. En kısa zamanda oradayım. Ben gelene kadar kendine dikkat et. Günlerdir sensiz nefes alamıyorum Ceyda'm. Biraz daha dayan hemen geliyorum."
Telefonu kapatacağı sırada, "Sarp" dedim. "Herkes iyimi?" Bir süre sessiz kalınca duyacağım cevaptan korkmaya başladım.
"Herkes iyi, biran evvel senin bulunmanı, sana kavuşmayı bekliyorlar sevgilim. Vakit kaybetmeden geliyorum. Dikkatli ol" dedi. Kerkesin iyi olduğuna inanmalımıydım bilemiyorum. İnanmak istiyordum.
Telefonu kapatıp minnetle Koray'a bakarken, kapı birden hızla açıldı. Karşımdaki iri yarı adamı görünce elimde telefonla ne yapacağımı şaşırdım.
"Ne yapıyorsunuz lan burada?" Diyerek elimdeki telefonu çekip aldı. Bir anlık afalladığım için birşey yapamadım.
Koray, "sakin ol birşey yaptığımız yok" dedi.
Adam Koray'ı dikkate bile almadan saçlarımı tutarak asıldı. Aniden arkaya doğru başımın çekilmesiyle boynuma ağrılar girdi. Çığlık atmamak için kendimi zorlarken, yüzümü buruşturarak inledim. Pislik adam, zaten boynumdaki iğne yerleri ağrıyordu.
"Kimi aradin sen, kocanımı?" Diyerek saçımdam çekiştirerek odadan çıkardı beni.
Koray arkamızdan, "bırak kızı onun hiç bir suçu yok" diye bağırıyordu.
"Bırak, canımı yakıyorsun" diye bağırdım ama o hiç önemsemeden saçımdan tutmuş beni üst kata çekiştiriyordu.
"Yaptığının hesabını patronlara verirsin sürtük." Saç diplerimin acısından gözlerim sulandı. Merdivenleri çıktık küçük bir koridordan sonra büyük bir salona girdik.
Adam saçlarımı beni sarsarak bırakırken, acıdan gözlerim kapalı ellerimle başımı tuttum. Ağlamak istiyordum, bağıra bağıra haykırmak istiyordum ama acizliğimi bu beş para etmet insanlara göstermek istemiyordum.
"Patron, bu sürtüğü elinde telefonla yakaladım. Koray salağıda yanındaydı. Sarp burayı bulmuş gelmek üzere diye yalan söleyip kıza telefon götürmüş."
Başımı kaldırıp Cemil denen patron bozuntusuna baktığımda, adamdan aldığı telefona bakıyordu. Son aranan numarayı gördü belliki, öfke ve tiksinti dolu bakışlarıyla bana bakarak hızla takat attı suratıma. Tokatın şiddetiyle yere düşmemek lçln dengemi zor tutabildim. Kahretsin, acıdan öfkeleniyor yanlış yapmaktan korkuyordum. Kesik kesik nefesler almaya başladım. Sağa doğru kayan başımı düzelterek nefretle karşımdaki igrenç adama baktım.
"Kimin lan bu numara, kocanımı aradın" dedi yüksek sesle.
"Evet. Birazdan hepinizi gebertirken zevkle izleyeceğim" dedim.
Karşımda kahkaha atıp, "o kadar da çok sevinme. Sevgili kocan geldiğinde burada yalnızda senin cesedini bulacak" dedi.
"Hayır. Bunu yapamazsınız." Koray'ın sesiyle ikisininde bir anlık dikkatlerinin dağılmasıyla yanımda duran adamın belındeki silahı alıp, önce ona sonrada Cemil'e ateş ettim.
Cemil yere yığılırken, silahını aldığım iri yarı adam kolunu boynuma sıkıca dolayarak nefesimi kesti. Bir eliylede elimdeki silahı almaya çalışıyordu. Boğuluyordum. Kahretsin adam çok güçlüydü. Ölüyorum Sarp nerede kaldın.
Bir süre boğuşmanın ardından, artık iyice gücüm tükendi. Yaralı kolumu sıkıyordu adi herf. Nefesim tükeniyordu. Sanki beynime oksijen gitmiyordu. Koray'ın tekerlekli sandalyesiyle adama yaklaşıp hızla itmesiyle, bir anlığına dengesini sarsmıştı. Bu boşluktan yararlanıp, adamın koca gövdesine üst üste iki kurşun sıktım.
Yere yiğılan adam can verirken Koray'ın arkasında yerde yatan Cemil kendine gelmiş, silahını Koraya doğrultuyordu. Nefesimi düzene koyacak vaktim yoktu. Zorlukla Cemil'e ateş edebildim. Elindeki silah yere düşerken ben kesik kesik nefesler alıp öksürüyordum.
Cemil hala yaşıyordu. Elinden düşen silahı ittirerek ondan uzaklaştırıp, ayağimı elinin üzerine bastırdım. Acıdan inleyerek baktı suratıma.
"Buradan sağ çıkamayacaksın" dedi kısık ve zorlukla çıkan sesiyle. "Adamlarım şimdi gelir seni ve o çok sevdiğin kocanı öldürecekler" dedi öksürerek. Kan kusuyordu.
"Bence sen kendi canını düşün pislik. Birazdan gebereceksin" dedim.
"Ceyda hemen buradan gitmelisin Babam, Zerrin ve bir kaç adamı geliyor" dedi Koray, camdan dışarıya bakarak.
"Hemen koridorun sonunda mutfak var, arkaya açılan kapısından çık. Hadi çabuk ol."
"Ya sen" dedim onun için endişelenerek. Koray için hiç bu kadar endişe edip korkacağim aklıma gelmezdi.
"Beni düşünme hadi git bir an önce. Babam beni korur herhalde" dedi. Ona minnetle bakarak tebessüm ettim. "Teşekkür ederim" dedim ve gücümün yettiği kadar koşmaya başladım. Umarım ona zarar vermezlerdi.
Koridoru geçip mutfağa girdim. Etrafı hızla kontrol edip bir an önce çıkmalıydım buradan. Yakalanmamalıydım. Bu defa affetmez öldürürlerdi beni. Elimdeki silahı sıkıca tutarak arka bahçeye açılan kapının koluna uzandım. Bana doğru yaklaşan adım sesleri geliyordu.
Panik ve korkuyla kapıyı açıp dışarıya çıktım. Soğuk havanın tenime çarpmasına aldırış etmeden koşmaya başladım.
"Ceyda dur. Dur kaçma. Ne kadar çabalasanda kaçamayacaksın." Zerrin arkamdan bağırıyordu. Durmadım, koştum.
Bahçenin çıkış kapısını aşıp, sağa döndüm. Yorgundum, bitkindim, aç ve susuzdum. Beni açlıkla terbiye ediyorlardı adi herifler. Etraf yeşillik ve tek tek ağaçlar ile dolu, çevrede bir birine çok yakın olmayan villalar vardı.
Koşarken arkama ve etrafıma bakıyordum. Dikkatli olmalıydım. Belki izimi kaybettirir, belki villalardan birine saklanırdım. Ev sahiplerinden yardım isterdim.
Yan sokağa dönerken tekrar arkamı dönüp kontrol ettim ve önüme döndüğümde Zerrin'le yüz yüze geldim.
Elindeki silahı şakağıma dayadı.
Bu ani hareketiyle nefes nefese ona baka kaldım.
"At elindeki silahı" dedi emir vererek.
"Sana at dedim." Silahı daha çok bastırdı şakağıma.
Silahı yere atarak, "sen çok iğreç bir kadınsın" dedim.
"Sarp birazdan burada olacak. O zaman hangi deliğe gireceksin merak ediyorum."
"Çok konusmada düş önüme" diyerek omzumdan iterek, "yürü" dedi.
Geldigim yola geri dönerek yürümeye başladık. Silahı bana doğru tutmuş, arkamdam iterek beni yürütüyordu.
Tekrar ellerine düşemezdim. Ailemi, Sarp'ı çok özlemiştim. Yaralanmak, itilip kakılmak, karanlık odada aç susuz kalmak hiç biri ailemin ve sevdiklerimin hasretinden ağır değildi. Bu kadar kolay yakalanmamalıydım.
Ani bir hareketle arkamı dönüp Zerrin'in elindeki silahı tuttum. Son güçüme kadar sirenmeliydim. Silah elimizde boğuşmaya başladık. Yaşına rağmen gücü yerindeydi. Dövüşmeyi biliyordu.
Silahı elinden alamayınca dizimle koluna vurup silahın düşmesini sağladım. Ayağımla yerdeki silahı uzaklaştırırken yüzüme yumruğu geçirdı. Kahretsin daha yediğim tokadın acısı duruyordu suratımda.
Bir anlık afallamamla yediğım tekmeyle sarsıldım. Beni yere düşürerek üzerime çıktı. İki eliyle boğazıma sarılarak var gücüyle beni boğmaya çalıştı. Bu gün ikinci boğuluyor oluşumdu.
Nefesim kesilirken zorluklada olsa kollarını tuttuğum gibi ikimizi de ters çevirdim. Artık ben üstteydim.
Ard arda yumrukluyordum o çirkin suratını. Çok zor bir kadın dı. Nefesim bir türlü düzene girmiyor kesik kesik nefesler alıyordum.
Boğazımı tutarak sıkmaya başladı. Yerde gördüğüm taşa uzandım zorlukla, elime aldığım gibi basına geçırdim hızla.
Gözleri kayarak kendinden geçti. Başından oluk oluk kanlar akıyordu. Derin derin nefesler alarak rahatlamaya çalıştım. Eğilerek nabzını kontrol ettim atmıyordu. Ölmüştü. Ben onu öldürmüştüm. Onun için üzülemiyordum bunu hak etmişti.
Doğrularak ayağa kalktım. Ben yine birini öldürdüm. Bu kaçıncı katil olusumdu. Hayat bana neler yaşatmıştı, neler yaptırmıstı böyle. Üzerim çamur, toz toprak içindeydi. Zorlukla ayakta kalıyor, zarzor yürüyordum.
Silah sesleri doldurdu her yeri. Içimi bir heyecan sardı Sarp gelmişti. Gülümsedim. Artık kavuşacaktım sevdiğime. Ardımda bıraktığım Zerrin'e baktım son kez. Cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
Eve dogru yönümü çevirerek yürüdüm. Sana geliyorum sevdiğım, kocam, herşeyim.
Umarım beğenerek okumuşsunuzdur
Yorumlarda buluşalım canlar
Hoşça kalın❤
