4. bölüm · ESİR

3.Bölüm

Nursen Ağ

Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar💜

Korkunun verdiği şaşkınlıkla kapıya bakıyordum bu gidişle sonum ya akıl hastanesi olucaktı yada olücektim. Ölüncede ya ormana gömerler yada kurtlara kuşlara yem ederler.

Hızlı adımlarla içeri giren Sarp " gel benimle" deyip elimi tuttu. Beni kaldırıp odadan çıkardı. Merdivenleri inerken evin camları patlıyordu her yerde silah sesleri. Korkunun verdiği panikle çığlık atarak duraksadım.

"Kendine gel, ölmek istemiyorsan buradan çıkmalıyız." Kaşlarını çatarak suratıma bakıp, bileğimi sıktı. Kendimi toparlayıp onu takip ettim. Mutfak kapısından çıkarken Sarp, elindeki silahla karşımızdan gelen bize silahını doğrultan adamı vurdu.

Bu kadar basit miydi yani adam öldürmek. İlerlerken arkamı dönüp yerde cansız yatan bedene baktım, kimbilir belki eşi, çocukları vardı içim acıdı. Ama o ölmeseydi şimdi biz ölmüş olacaktık.

Ormanda ilerledik o kadar hızlı yürüyordu ki ona ayak uyduramıyordum. Biz ilerledikçe silah sesleride kesildi sabah olmak üzereydi.

Artık ayaklarımın acısına dayanamıyordum, engebeli yolda bir yerlere takılıp burkuluyordu.
En sonunda sessizliğimi bozdum.

"Yeter artık ya bitsin bu işkence, senin yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Senin yüzünden ölebilirdim duyormusun beni" bağıra bağıra konuşuyordum onun umurunda bile değildi.

"Artık sabrım kalmadı kafayı yedirttin bana bitsin artık bu esaret, ya öldür beni yada bırak gideyim. Heeyy duyuyormusun beni." Hızla durup bana dönüşüyle başımı koca bedenine çarptım yüzümü buruşturup ona baktım .Boyum omuzlarına anca geliyordu.

Yine kaşları çatıktı "kapa çeneni yürü" dedi.

"Bak gerçekten dayanamıyorum artık" bakışlarını görünce ses tonumu alçattım. "Ayaklarımda çok acıdı yürüyemiyorum" ani hareketiyle eğilip beni omuzlarına aldı.

"İndir beni sen iyi alıştın beni omzuna atmayı." Bir elimle koluna bir elimle sırtına tutundum düşmemek için. Nasıl kurtulacaktım bu adamdan bilmiyorum.
Beni hiç takmadan hızlı adımlarla yürümeye devam etti.

Bir süre yürüdükten sonra bir kulübeye geldik. Kulübenin kapısını itti içeriye girince beni omuzundan indirdi. Etrafa bakındım küçük kulübenin içinde, eski bir halı birde yatak bir kaç mutfak eşyası vardı.

"Bir süre burada kalacağız geç yatağa dinlen" dedi. Ona dönerek "niye geldik buraya, ben daralırım burada, lütfen beni evime götür. Bak senden kimseye bahsetmeyeceğim polisede gitmeyeceğim lütfen" dedim.

Üzerime yürüyerek "unut bunu hiç bir yere bırakmıyorum seni, ben ne istersem o olucak fazla çene yapma geç otur." Gözlerim doldu bir şey diyemedim yer yatağının üzerine oturdum. Oda karşıma oturdu.

Göz yaşlarımı tutamadım içimi çeke çeke ağlıyordum. Ona bakmıyordum, öğle bir çıkmaza girmiştim ki kurtulamıyordum.

"Ağlama" sesiyle irkildim ama daha çok ağlamaya başladım.
"Sana ağlama dedim."
"Bana ağlama diyemezsin" sesim kısık çıkıyordu boğazım düğümleniyordu.
"Annemi ve babamı çok özledim, daha önce hiç onlardan ayrılmadım burnumda tütüyorlar. Kimbilir şimdi ne durumdalardır, kahrolmuşlardır. Benden başka kimseleri yok, yarın doğum günüm onlarla geçirmek istiyorum. Beni neden tutuyorsun bilmiyorum, artık bilmekte istemiyorum. Lütfen beni evime götür."

Kahve gözlerine bakıp ne cevap vereceğini bekledim.
"Yine çok konuştun bu konuyu kapatmıştık" dedi. Anladım ki ne söylesem boştu beni bırakmayacaktı. Bir daha onunla konuşmama kararı aldım. Yatağa uzanıp arkamı ona döndüm ağlaya ağlaya uyukuya geçtim.

Sarp'ın sesiyle gözlerimi açtım.
"Durum nedir? dedi.
"Bu saldırı Atlas"ın işi, sana demiştim Kadir'in işini bitirelim diye. Ama sen bacağına sıkıp bıraktın. O gün kızı görüp tanımış olmalı, gidip Atlas"a ötmüştür.
Yani kızı almaya gelmişlerdi."

Kim bu adamlar ya, benimle ne işleri olabilir hala aklım almıyor. Bu güne kadar ailemle hep sakin bir hayatımız oldu.

"Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun? Bak Sarp, bence kızı bırak gitsin" dedi Aytaç.
"Neden bırakayım?"
"Kızın yanında olduğunu artık biliyorlar işler daha fazla büyümeden gönder kızı."
"Aytaç sen işine bak bırakta ne yapacağıma ben karar vereyim. Şimdi git adamların başına, hasar neyse ilgilen."

Sarp Aytaç'ın getirdiği poşetlerle içeri girdi, bana bakıp durakladı. Poşetten çıkardığı yiyecekleri bana uzattı. Ama benim karnımı doyurmamdan önce başka bir şeye ihtiyacım vardı.
Çekinerek "benim önce lavaboya gitmem gerekiyor" dedim. Sol tarafı gösterip "siyah perdenin arkasında" dedi.
"Senin dışarıya cıkman gerekiyor" dememle poşetleri berakıp çıktı.

Gün boyu kulübenin içinde kalmıştım, Sarp ise dışarıda hava kararmıştı. Bir günüm yine esaret altında geçti. Sıkıntıdan bunaldım dışarıya çıktım. Kulübenin dibinde oturmuş sigara içiyordu yanına oturdum, onun gibi ayaklarımı uzattım.

"Bir sigarada bana verirmisin? Dönüp gözlerime baktı bir süre, bende ona baktım. Gözlerini ayırmadan sigara paketini uzattı içinden bir tane aldım dudaklarıma götürdüm. Çakmağı uzatıp sigaramı yaktı paketi aramıza bıraktı.

Önüne dönerek "sen sigara içiyor muydun" dedi.
"Arada arkadaşlarımla keyfi içiyordum"
"Keyfin yerinde yani."
"Ne demessin keyiften deliriyorum" dedim. Sigarasını içine çekerek gülümsedi. Bende sigaramı içerek etrafı seyrettim. Ormanın içinde ıssız bir yerdeydik. Kulübenin yanında siyah bir araba vardı gündüz Aytaç getirmiş olmalıydı.

"Beni ne zaman bırakmayı düşünüyorsun?"
"Hiç bir zaman"
"Peki benimle ne yapıcaksın?"
"Ne yapmamı istersin ?"
"Tabiki evime götürmeni isterim."
"Bunu unut" hayvan herif bir an artık normale döndüğünü düşünmüştüm.
"Senden nefret ediyorum."
"En büyük aşklar nefretle başlarmiş" deyip gözlerime baktı.
"Sana aşık olacağıma ömür boyu evde kalırım."
"Büyük konuşma" gözlerime öyle derin bakıyordu ki gören bana aşık olduğunu sanırdı.

Önüme döndüm daha fazla ona bakamayacaktım. Ondan etkilenmek istemiyordum.

Bütün gece yan yana öylece oturduk artık uykum gelmişti onu dışarıda bırakıp kulubedeki yer yatağına uzandım.

****************

Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu kulubede yalnızdım. Yatakta doğrulup oturdum acaba bu yatak kimindi pek temizde değildi. Umarım bir daha burada yatmak zorunda kalmazdım.

Dağınık saçlarımı biraz düzeltip at kuyruğu yaptım ve kulübeden çıktım. Sarp etrafta görünmüyordu acaba arabadamı uyuyor diye o yöne ilerledim. Araba boştu o anda aklıma gelen şeyle etrafı yokladım.

Bir kaç defa "Sarp" diye seslendim ama Sarp'tan cevap gelmedi. Arkama bakmadan koştum artık evime gitmenin zamanı gelmişti. Daha koşmaya yeni yeltenmiştim ki birinin üzerime atlamasıyla kaçma girişimim sona erdi.
Nereden çıktı şimdi bu bir kerede başarabileyim ya.

Yere düşmenin ve üzerimdeki ağırlığın etkisiyle her yerim ağrıdı.
"Kalk üzerimden" diye bağırdım. Beni kendine çevirerek .
"Bakıyorum da bu gün yine formundasın " dedi Sarp.
"Üzerimden kalkmayı düşünüyormusun? Bütün kemiklerimi kırdın."
"Yerim çok rahat neden kalkayım"
"Hayvan herif kalk üzerimden" diyerek onu itmeye çalıştım.
"Hiç senin gibi bir kıza böyle kelimeler yakışıyor mu? Deyip ellerimi tutup yere bastırdı.

Öyle bir bakıyordu ki bakışları rahatsız ediyordu. Nasıl olduğunu anlamadan bir anda dudağıma yapıştı. Kalbim deli gibi çarpıyordu ilk defa bir erkekle yakınlaşıyordum. Bana bunu yapmamalıydı. Ben ilk öpücüğümü evleneceğim adam ile yapacaktım. Boşuna mı bunca zaman erkeklerden uzak kaldım. Geri çekilip bana baktı, ben ise utanmanın etkisiyle kızaran yüzümü başka yöne çevirdim tek kelime edemedim. Elimden tutup beni kaldırdı. Elimi bırakmadan yürümeye devam etti.

Beni arabanın ön yolcu koltuğuna oturttu sonra direksiyona geçti ve arabayı çalıştırdı. Gidiyorduk ama nereye olduğunu bilmiyordum belkide kaldığımız dağ evine geri dönüyorduk yada başka yere, ağzımı açıpta soramadım. Beni öpüşünün etkisinden kurtulamamıştım. Normalde bağırıp çağırmam gerekiyordu ama ben sessizce önüme bakıyordum.

Baya ilerlemiştik neredeyse ormandan çıkmak üzereydik demekki dağ evine geri dönmüyorduk. Bu seferde şehirde bir evdemi beni tutacaktı. Yol boyu camdan dışarıyı seyrettim konuşmadım onun bakışları üzerimdeydi hissediyordum.

Ormanlık alandan çıkıp şehre girip trafiğe karıştık. İçimi bir heyecan bastı bu koca şehrin kalabalığını özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Bir restoranın önüne arabayı park etti. Şaşırmıştım Sarp"a dönüp baktım. Hafiften gülümseyip " hadi güzel bir kahvaltı yapalım" dedi.

Arabadan inip restorana girdik içerisi sakindi. Masanın birine geçtik, Sarp yanımıza gelen garsona siparişleri verirken bende etrafı inceliyordum.

"Boşuna etrafı inceleme burada bile elimden kaçamazsın."
"Ya bağırırsam bu adam beni zorla tutuyor kurtarın diye."
"Emin ol hiç bir işe yaramaz kimse başını derde sokmak istemeyecektir.
"İnsanlık öldümü ya elbette birileri yardım eder bana."
"Belki eder etmesine ama kimsenin senin yüzünden ölmesini istemezsin öyle değilmi?" Resmen beni tehdit ediyordu.

Kaşlarımı çatıp suratına baktım. Kahvaltılarımız geldi Sarp yemeğe başlarken "kahvaltına başla artık, o güzelim kaşlarını çok çatıyorsun çabuk kırışacak " dedi. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra restorandan çıkıp arabaya bindik. Şimdi nereye götürecekti beni merak ediyordum.
"Nereye götürüyorsun beni."
"Sürpriz"
"Sen ve bana sürpriz yapmak kesin bu seferde başka bir eve kilitlersin beni."
"Aslında hiçte fena fikir değil."
"Ne biçim bir adamsın sen ya, senin işin gücün yokmu?"
"İşimde gücümde sensin." Dedi. Yok bu adamla baş edemiyordum en iyisi susmaktı.

Araba ilerledikçe sokaklar tanıdık geliyordu yoksa, inanamıyorum benim mahalleme gelmiştik. İçimdeki büyük heyecanla gülümseyerek Sarp"a döndüm. Oda bana bakıyordu "beni evime getirdin" dedim.Heyecandan kalbim çarpıyordu inanamıyordum. Evimin kapısına geldiğimizde arabayı durdurdu. Kapıyı açmak için elimi uzattığımda elimi tutarak beni durdurdu. Ona döndüm aramızda mesafe bırakmayacak kadar yakınlaştı. Önce gözlerime sonra da dudaklarıma baktı. Beni yine öpüceğini anlayınca geri çekilmeye çalıştım.

"Şimdi git, ailenle hasret gider senin için yine geleceğim" dedi.

Bir sonraki bölümde
Görüşmek üzere

Hoşça kalın💜