13. bölüm · ESİR
12.Bölüm
Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar
Keyifli okumalar
Hissettiğim duygular o kadar yoğundu ki içim yanıyordu. Sanki nefes alamıyordum. Oksijene ihtiyacım vardı. "Sarp ne durumdasın, n'olur ölme" dedim içimden. Beni kendine böyle alıştırmışken, benden gidemezdi.
Eve geldiğimizde abim kolumu sıkarak çekiştirdi. İçeriye girdiğimizde çalışanlar şaşkınlıkla bakıyordu bize. Herkes salonda bizi bekliyordu. Abim beni fırlatır gibi babamın önüne attı. Babam şaşırarak oturduğu yerden kalkıp, önce bana baktı, sonrada abime döndü.
"Ne yapıyorsun sen" diye bağırdı, kaşlarını çatarak. Ben ise yerde oturmuş hala ağlıyordum.
"Onu kızına sor baba, sorda ne haltlar yemiş anlatsın." Başımı kardırıp abime baktım, öfkesinden deliriyordu.
Babaannem eğilip kollarımdan tutup beni kaldırdı. Önce şefkatle sarılıp sonra koltuğa oturmamı sağladı ve yanıma oturdu.
"İyimisin? dedi. Elleriyle yanaklarımı tutup göz yaşlarımı silerken şefkatli gözlerine baktım, iyi değilim, hiç iyi değilim demek istedim.
"Ne olursa olsun kardeşine böyle davranmaya hakkın yok, özür dile Ceyda'dan. Öfkeyle babam bağırınca, sinirlerine hakim olamayan abimde bağırıyordu.
"Kızın evlenmiş o şefsizle, birde aşığız biz birbirimize diyor. Duyuyormusun baba kızın evlenmiş."
Babam şaşkın gözleriyle bana döndü. Belki babam beni anlar diye konuşmaya çalıştım yalvararak.
"Baba Ben Sarp'ı seviyorum. Onu vurdular baba n'olur onu kurtar. Ne durumda bilmiyorum. Abimin adamları vurdu onu. Baba n'olur."
Birden şaşkın ifadesi silindi, kaşları çatıldı büyük bir öfkeyle bağırarak,
"Doğrumu" dedi. Babamın bağırmasıyla yerimde sıçradım.
"Evlendin mi o adamla" babamdan korkmuştum ama hemen cevapladım onu.
"Evet" dedim kısık sesimle. Öfkeli haliyle iki adım attı bana doğru.
Birden dedem oturduğu koltuktan kalkıp önümde kalkan oldu babama karşı.
"Gitmeyin torunumun üzerine çok yorgun görünüyor. Yarın sakin kafayla konuşursunuz."
"Önce konuşacağız baba." Ben dedemin arkasında tir tir titriyordum. Babaannem de sıkıca sarılıyordu bana.
"Kızım şimdi bana dürüstçe cevap ver. Tekrar soruyorum, Sarp denen adamla evlendin mi? Başımı kardırıp yüzüne baktım. Sesi daha sakin çıkmıştı. Dedem biraz yan tarafıma çekildi, ama yanımdan ayrılmadı. Babamdan yada abimden gelebilecek tehlikelere karşı. Sahi bana zarar verirlermiydl ki?.
"Evet Sarp ile evlendik" dedim.
Dişlerini sıkarak "seninle zorlamı evlendi" dedi.
"Kendi isteğimle evlendim" dedim aksini söylemeyecektim.
"Birde kendi isteğimle evlendim diyor" babam öfkeyle konuşarak üzerime doğru geldi. Elini kadırmış tam suratıma vuracağı sırada dedem kolunu tutarak önüme geçti.
"Oğlum yapma şimdi çok sinirlisin sonradan pişman olacağın bir şey papma" dedi dedem. Ben ise korkudan babaanneme sıkıca sarılmiştım.
"Baba duymuyormusun? kendi isteğimle evlendim diyor birde utanmadan" diyerek işaret parmağını bana doğru uzatıp salladı. En yakın zamanda boşanacaksın. Utanmadınmı anneni öldüren adamın oğlu ile evlenirken. Ben seni yıllardır o soysuzla evlenmen içinmi aradım. Parmağını bana doğru sallayarak bağırıyor, öfkesinden burnundan soluyordu.
"Sarp'ı vurdular, onu çok merak ediyorum" dedim ağlayarak.
"Alın götürün şunu karşımdan. Şimdi elimden bir kaza çıkacak" diye kükredi. Abim kolumdan tuttuğu gibi kaldırdı beni. Babaannem ne kadar oğlum yapmayın durun, desede abim aldırış etmeden beni çekiştirerek ardından yürütüyordu. Salondan çıkacağımız sırada, ayakta durmuş kollarını kendine sararak kapıya yaslanan Zerrin ile göz göze geldik. Sanki benim üzülmem ona zevk veriyormuş gibi, alaylı bir gülümsemeyle beni izliyordu.
Odama geldiğimizde abime bakıp,
"N'olur abi sen bu kadar gaddar olamazsın, beni anla lütfen" dedim.
"Ceyda elimden bir kaza çıkmadan sus artık. Aklın başına gelene kadar bu odadan dışarıya adım atmayacaksın. Ve en yakın zamanda o soysuzdan boşanacaksın. Öfkesi bir gram azalmıyordu beni bu şekilde anlayamazdı. Kapıyı çarpıp odamdan çıktı.
Perişan haldeydim üstüm başım toz toprak içindeydi. Ama benim üzerimi değiştirmeyi bırak hareket edecek halim yoktu. Yatağıma uzanıp sürekli Sarp'ı düşünüp ağladım. Son anda aklıma telefonum geldi. Kalkıp etrafa bakındım ortalarda görünmüyordu. En son nereye koyduğunu hatırlamıyordum.
Bütün çekmeceleri boşaltıp döktüm. Elbise dolabımdakileri çıkarıp attım yerlere yok. "Benim Sarp'a ulaşmam lazım" diye söylenerek her yeri aradım.
Ne zaman odama girdiğini bilmediğim babaannemin sesi geldi kulağıma.
"Ceyda, kızım ne yapıyorsun bu odanın hali ne?" Diyerek bana sarıldı.
"Yavrum iyi değilsin sen?"
"Babaanne telefonum yok onu gördün mü? Benin Sarp'ı aramam gerek" dedim. Çaresizce yüzüne baktım. Bana yardım et babaanne, bana yardım et" dedim.
"Sakin ol kızım önce gel şöyle uzan" diyerek beni yatağıma uzattı. Saçlarımı okşayarak bana teselli vermeye çalışıyordu.
"Bak kızım telefonun babanda bu gün çok sinirli. Şimdi dinlen yarın öfkeleri dindiğinde seni daha iyi anlayacaklar kuzum. Şimdilik ne yapsak boş." Diyerek beni sakinleştirmeye çalıştı.
***********
Kaç gündür odamdan çıkamıyordum. Babaannem ve evde çalışan Kader hariç hiç kimse odama girmiyordu. Ne Sevil annem, ne Yusuf babam nede arkadaşlarım yanıma gelemiyorlardı. Sarp'tan hiç haber alamamıştım. Her zaman yaptığım gibi balkona çıkıp etrafa bakındım, belki Sarp bir yerlerden çıkıp gelir ümidiyle. Biliyordum iyi olur olmaz beni almaya gelecekti. Babamın bu kadar duygusuz olacağını bilmiyordum, heleki abimin beni anlayacağını düşünüyordum.
O günden beri odama hiç gelmemişlerdi. Gerçi onları ne kadar tanıyordum ki. Onlarla tanıştığımdan bu yana çok olmamıştı. Düşüncelerimden kapının kilidinin açılma sesiyle ayrıldım.
Odanın içine baktım gelen Kader'di. Yine yemek getirmişti sanki yiyebilecekmişim gibi. Tepsiyi sehpanın üzerine bırakıp bana döndü.
"Ceyda, yemek getirdim, artık bir şeyler yemelisin yoksa hasta olacaksın canım."
Benim için üzülüyordu ama boğazımdan tek lokma geçmiyordu.
"Yemeyeceğim Kader götür" dedim. Üzgün yüz ifadesiyle bana doğru yaklaştı.
"Biliyorum çok üzgünsün ama kendini toparlamalısın artık Ceyda. Her şey düzelecek güzelim."
"Kader kaç yaşındasın?" diye sordum. Şaşırarak beni cevapladı.
"Yirmi sekiz."
"Sevdiğin biri varmı?"
"Var yakında nişanlanacağız" dedi tebessüm ederek.
"O zaman halimden iyi anlarsın" dedim. Ne demek istediğimi sorgular gibi bakıyordu.
"Bana yardım etmeni istiyorum Kader. Telefonumu bulup Sarp'a ulaşmalıyım. İyi olduğunu öğrenmeden tek lokma geçmez boğazımdan."
"Ama baban öğrenirse hiç iyi olmaz."
"Lütfen Kader.yardımına ihtiyacım var. Bbamın odasına bakmalıyım muhtemelen onun odasında. Yardım edecek misin?" Biraz düşünüp sonrada gülümseyerek başını salladı.
"Tamam Ceyda'cım yeterki sen mutlu ol elimden geleni yaparım" dedi.
Kaç gündür ilk defa yüzüm gülüyordu. Hemen ayağa kalktım.
"Evde kimler var? dedim.
"Babaannen hariç herkes çıktı."
"Zerrin cadısı nerede?
"Bir saat önce çıktı evden. Nereye gittiğini bilmiyorum."
"O zaman ben onların odasını ararken sende babaannemi oyala odama gelmesin" dedim.
Odamdan Kader ile birlikte çıktık. Kader alt kata inerken bende ses çıkarmadan babamın odasına girdim. Etrafa bakındım her yer düzenli bir şekildeydi. Tıpkı benim odam kadar büyüktü burasıda. Ararken aynı bu şekilde bırakmalıydım. Yoksa Zerrin cadısı birilerinin odayı karıştırdığını anlardı.
Komidin çekmecelerini açıp baktım yoktu. Makyaj masasına doğru ileledim. "Allah'ım burada olsun lütfen" diyerek ilk çekmeceyi açtım ama yoktu. İkinciyi açtığımda telefonumu gördüm. Sanki dünyalar benim olmuştu. Aldığım gibi hızlı adımlarla kapıya yürüdüm. Tam kapıya geldiğimde aklıma Sarp ile konuşmamız geldiği için durdum.
"Eğer söylediğin gibi baban öldürmediyse kim öldürdü annemi? Kim kıydı ona?"
"Babam öldürmedi Ceyda buna emin olabilirsin. Bana kalırsa anneni öldüren evin içinden biri. Sen karnındayken onu zehirlemiş." Kim olabilirdi ki?
Geldiğim günden beri bu Zerrin cadısın dan işkilleniyordum. Beni sindiremiyor bir türlü. Geri döndüm, telefonumu cebime koyup biraz daha evi aramaya karar verdim. Belkide düşüncelerimde yanılıyorumdur, belkide hiç bir şey bulamıcaktım onun hakkında ama en azından şüphelerimden kurtulmuş olurdum.
Etrafı aradım ne aradığımı bilmeden. Elbise dolabını açtım, Zerrin'in kıyafetlerinin olduğu kısma baktım. Çeşit çeşit süslü kıyafetleri, çantaları vardı. Elbiselerin altında iki katlı çekmece duruyordu. Açmaya çalıştım ama kılıtliydi açılmıyordu. Gözüme çekmecelerden birinde anahtar ilişmişti ama hangisiydi?
Zerrin'in olduğunu tahmin ettiğim komidinin çekmecesini açtım. Evet buradaydı. Aldığım gibi dolabın içindeki çekmecenin üst kısmını açtım. İçinde ne olduğunu bilmediğim belgeler faturalar vardı. İncelemeye fırsatım yoktu. Hepsini çıkarıp koydum bir kenara. Çekmecenin alt kısmını açtım. Yine faturalar vardı. Hepsini odamda inceleyecektim. Faturaları aldığımda altta gördüğüm şeylerle donup kaldım.
"Bunlar" dedim. Gözlerime inanamayarak. O anda Zerrin'in sesi geldi odanın dışından. Panikle ne yapacağımı bilemedim. Çekmeceden çıkardıklarımı alıp dolabı kapattım. Etrafa bakındım aceleyle saklanmalıydım. Ama nereye? O panikle odada bulunan ikili koltuğun arkasına attım kendimi. Yere düşerken dizlerim acımıştı, birazda ses çıkarmıştım umarım duymamıştır beni.
Zerrin konuşmaya devam ederek kapıyı açtı. "Kader, ne zamandan beri mutfak ihtiyaçlarını alırken bana soruyorsunuz?"
Demek konuştuğu kişi Kader'di. Beni korumak için Zerrin'in odaya girmesini engelliyordu. Önce bir sessizlik oldu sanırım Kader odada beni göremeyince şaşırdı.
"Ama hanımım belki ekstra bir şeyler istersiniz o yüzden mutfağa gelip bir baksanız."
"Kader canım çok sıkkın zaten senden çıkarmayayım. Şimdi çık odamdan dinlenmek istiyorum." Zerrin'in yine asabiliği üzerindeydi.
"Peki hanımım" diyerek Kader odadan çıktı. Ben ise koltuğa iyice yapışmış, ve çok gerilmiştim. Zerrin cadısı beni burada bir görse canıma okurdu.
Zerrin kendi kendine konuşup odanın içinde hareket ediyordu.
"Kahretsin böyle devam edemez bu işe bir çare bulmalıyım."
Eğildim koltuğun kenarından bakmaya çalışıyordum. Düşünceli bir şekilde duruyordu. Sonra soyunmaya başladı. Ne yapıyordu bu? Şimdi durupta soyunurken onumu izleyeceğim. Gömleğini çıkardı tam bana dönerken, başımı geri çektim koltuğun arkasına doğru. Acaba görmüşmüdür? Kalbim çarpıntı yaptı heyecandan. Topuklu ayakkabılarının sesi yakınlaştı, gözlerimi kapattım.
Beni fark etmesini beklerken, başıma kıyafetinin çarpmasıyla irkildim. Elimle ağzımı kapattım sesim çıkmasın diye. Sonra bir kapı açılıp kapandı, sanırım banyoya girmişti. Yavaşça kalkıp etrafa bakındım tahmin ettiğim gibi banyodaydı. Elimdeki lerle hızlıca odadan çıktım. Çıktığım gibi Kader'i kapıda görünce şaşırdım. Odamı işaret ederek hızlı adımlarla yürüdük.
"Ceyda yakalandın diye ödüm koptu."
"Senin sayende Kader'cim, odaya geldiğinizde sesinizi duydum koltuğun arkasına saklandım. Çok teşekkür ederim."
"Çok şükür. Aradığını buldun mu?"
"Buldum" dedim.
"Tamam ozaman kimse işkillenmeden ben gidiyorum" dedi.
Kader çıkınca hemen telefonu açmaya çalıştım ama şarjı bitmişti. Hemen şarja taktım açılınca Sarp'ı aradım. Çalmaya başlayınca heyecandan kalbim duracaktı. Bir kere çaldı iki, üç tam kapanacağı sırada açıldı.
"Efendim" dedi bir bayan sesi. Bu da kimdi şimdi? Sarp neden açmadı telefonu? Ya Sarp'a bir şey olduysa? Yada, aklıma gelenle içime sıkıntı girdi. Sevgilisi olabilirmiydi? Bütün cesaretimi toplayıp cevap verdim.
"Sarp'ı aramıştım" dedim.
"Ceyda senmisin?
"Evet kiminle görüşüyorum?"
"Ben Sibel, abim uyuyor Ceyda"
"İyimi, Sarp'ı çok merak ediyorum. Kaç gündür ondan haber alamıyorum" dedim iç çekerek. "Onunla konuşabilir miyim?"
"Bak Ceyda, abimi senin ailen vurdu. Kurşun ölümcül yerine gelmediği için çok şanslı. Daha kötüsü olabilirdi. Seninle birlikte olması çok yanlıştı. Ama ona sözümüzü geçiremedik."
Sibel'in sözleri içimi acıttı. Haklıydı ama ben böyle olmasını istemedim. Her şey benim isteğim dışında ilerledi.
"Bence artık bu kabus bitmeli. Abimi arama senden ümidini keser zamanla."
Gözlerim doldu, boğazıma bir yumru oturdu. Konuşamadım. Haklıydı artık kimseye bir zarar gelmesini istemiyordum.
Sibel telefonu kapatınca yatağıma uzanıp uzun süre ağladım. Zaten artık ağlamaktan başka yaptığım birşey yok.
******
Sarp'ın vurulmasının ardından üç gün geçmişti, ama hala kendine gelememişti. Amaliyatı başarılı geçmiş hayati tehlikesi kalmamıştı. Aslan bey ailesi ve adamları Sarp'ı getirdikleri özel hastanede kalıyorlardı. Herkes tedirgin bir şekilde Sarp'ın uyanmasını bekliyordu.
Sarp'ın annesi Aylin hanım göz yaşlarına hakim olamıyordu. Sürekli ağlayıp dua ediyordu.
"Aylin yeter artık ağlamanı istemiyorum. Sarp iyi olacak. Sen küçlü kadınsın kendini toparla biraz" dedi Aslan bey.
"Konu evlatlarım olunca güçlü olamıyorum Aslan."
"Baba neden hala bir şey yapmıyorsun? Abime yaptıkları yanlarına mı kalacak" dedi Sibel.
"Abin bir uyansın kızım, sonra icabına bakacağım."
Sibel babasını bazen hiç anlamıyordu. Adamlar abisine zarar vermişti ama babası hala sakince oturup bekliyordu. Bu durum iyice canını sıkmıştı. Yanlarından kalkıp hastane koridorunda ayakta bekleyen Aytaç'ın yanına gitti. Aytaç ona yaklaşan Sibel'i görünce yaslandığı duvardan doğruldu.
"Aytaç böyle elimiz kolumuz bağlı mı duracağız? Babama söylüyorum hiç te oralı olmuyor."
Aytaç kaşlarını çattı.
"Bana kalsa gidip epsini tarayacağım ama baban durduruyor beni. Hepsi ölümü hak etti. Sinirden deliye dönüyorum."
"Abimin uyanmasını bekliyormuş. Ya abime bir şey olsaydı?"
O anda yoğun bakımın kapısı açıldı. İçeriden çıkan doktorun yüzü gülüyordu.
"Gözünüz aydın Aslan bey Sarp kendine geldi. Durumu çok iyi" dedi.
Hepsi artık rahatlamış bir şekilde gülümsüyordu.
"Oğlumu görebilir miyiz? Dedi Aylin hanım.
"Tabiki tek tek içiriye girip görebilirsiniz. Yalnız Sarp Ceyda hanımı sayıkladı uyanır uyanmaz, ilk o girsin içeri" deyince herkes birbirine baktı.
"Ceyda burada değil annesini alın içeri" dedi Aslan bey.
Tek tek Sarp'ı görmek için yoğun bakım ünitesine girdiler. Sıra Aslan beye gelmişti. Oğlunun yanındaki sandalyeye oturdu.
"Nasılsın evlat?" diyerek Sarp'ın gözlerine bakıp tebessüm etti. "İyi görünüyorsun."
"İyiyim" diyerek sıkıntılı bir nefes verdi Sarp. Yatağında doğrulmaya çalıştı.
"Oğlum dinlen ne yapıyorsun?"
"Daha fazla burada kalamam baba, bir an önce çıkıp karımı almalıyım."
"Dur oğlum biraz toparlan birlikte gidip gelinimi alacağız oradan." Diyerek Sarp'ın kolunu tuttu.
"Bu gece dinlen sabah eve geçeriz. Ne yapacağımıza birlikte karar veririz.
"Ceyda'dan haber varmı?" Sarp konuşurken acısından dolayı yüzünü buruşturuyordu.
"Evet odasına kapatmışlar kızcağızı."
"Hep benim hatam, geceden yola çıkıp dönecektik. Bunun hesabını Atlas'a soracağım. O evi başlarına yıkacağım." Kaşlarını çatmış öfkesine hakim olamıyordu.
"Sabırlı ol evlat, sabırlı."
***********
Ertesi gün evlerine geçmişlerdi. Sarp kendine geldiğinden beri Ceyda'yı arıyordu ama ulaşamıyordu.
"Ahh, güzel gözlüm şimdi ne durumdasın? Diyerek derince bir iç çekti. Her şey benim ihmalkarlığım yüzünden diye içinden geçirdi. O anda kapısı çaldı gelen kardeşi Sibel'di.
"Abicim nasıl hissediyorsun kendini?" Diyerek birden Sarp'a sarıldı.
"Yavaş güzelim" diyerek tebessüm etti Sarp. "Yaralı olduğumu unuttun galiba?"
"Ay özür dilerim abicim" diyerek geri çekildi ve yatağın kenarına oturdu. Çok korkuttun bizi, senin için çok endişelendim. O kızı kaçırmasaydın bünlar başına gelmiyecekti abi."
"Sibel.... O dediğin benim karım, seninde yengen. Bir daha böle konuştuğunu duymak istemiyorum." Diyerek kaşlarını çattı.
"Biliyorum abi Ceyda'yı seviyorsun, ama ailelerimiz malesef ki düşman."
"Sen o güzel kafanı fazla yorma kardeşim."
Az sonra abisi uykuya geçtiği için odadan tam çıkacağı sırada telefon sesi ile duraksadı. Dönüp abisine baktı derin uykudaydı. Abisinin telefonunu alıp açtı.
Efendim" dedi. Arayan her kimse cevap vermiyordu. Tam telefonu kapatacağı sırada karşıdaki konuştu.
"Sarp'ı aramıştım" dedi. Sibel sesi hemen tanımıştı.
"Ceyda senmisin?"
"Evet kiminle görüşüyorum?"
"Ben Sibel abim uyuyor Ceyda"
"O iyimi, Sarpı çok merak ediyorum. Kaç gündür ondan haber alamıyorum. Abinle konuşabilir miyim?"
Sibel Ceyda'yı kırmak istemiyordu ama ailesinin abisini vurmasınıda kabullenemiyordu.
"Bak Ceyda abimi senin ailen vurdu. Kurşun ölümcül yerine gelmediği için çok şanslı. Daha kötüsüde olabilirdi. Seninle birlikte olması çok yanlıştı. Ama ona sözümüzü geçiremedik.
Bence artık bu kabus bitmeli. Abimi arama, senden ümidini keser zamanla" dedi Ceyda'ya.
Telefonu kapatıp abisinin yanına bırakıp odadan çıktı.
******
Sarp gözlerini açtığında gece yarısı olmuştu. Kalkıp yataktan zorlukla doğruldu. Komidinin üzerindeki sigara paketi ve telefonunu alıp balkona çıktı. Balkondaki koltuğa oturup, bir sigara yaktı. Gözleri uzaklara daldı sigarasından içine çekerken. Ceyda'yı düşündü, yaptığı hatayı düşündü. Derince bir iç çekti. Bir kere daha deneyeyim belki bir umut açar telefonu diye düşündü. Arama yaptığında telefon çalıyordu. İnanamadı, heyecanlandı sabırsızlıkla Ceyda'nın cevap vermesini bekledi.
"Sarp" dedi Ceyda'nın uykulu ve heyecanlı sesi.
"Karıcığım" dedi Sarp neşeyle gülümsüyordu.
Ceyda içini çeke çeke ağlamaya başladı.
"Güzelim ağlama"
"Sarp iyisin, sana bir şey oldu diye aklım çıktı." Ceyda'nın ağlaması durmuyordu.
"İyiyim güzelim artık ağlama, senin bir tek göz yaşına dünyayı yakarım." Diyerek iç çekti Sarp.
"Evdeki durumunu biliyorum, üzme kendini karıcığım, toparlanıp seni almaya geleceğim."
"Sarp bizimkiler çok öfkeli. Her şey daha kötüye gider diye korkuyorum. Artık kimseye bir şey olmasını istemiyorum. Kaç gündür çok kötüyüm. Sarp, sana bir şey oldu diye aklım çıktı.
"Ölürüm sana güzel gözlüm. Senin ailen olmasalardı bizi böyle ayırmalarının bedelini çok ağır ödetirdim. Artık üzme kendini en kısa zamanda geleceğim sevgilim. Seni seviyorum güzel karıcığım. Sendende beni sevdiğini duymak istiyorum."
Ceyda Sarp'tan çekiniyordu, ama onu çok özlemişti. İlk defa bunu ona söyleyecekti.
"Bende seni seviyorum kocacığım" dedi gülümseyerek.
♥️♥️♥️♥️
Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.
Şimdiden teşekkürler.
