23. bölüm · ESİR
22.Bölüm
Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar
Keyifli okumalar💜
Sarp Soykan
Derin bir nefes alıp merdivenlerden inmeye başladım. Burası bir zindan dan farksızdı. İlk defa görüyordum bu bodrum katındaki işkence odasını. İşkence odası diyorum çünkü tam olarak öyleydi. Anlaşılan kayınpeder benden de deliydi. Ondan öğreneceğim çok şey vardı. Birde bana deli diyorlardı.
Merdivenleri indiğimde şaşkınlığım dahada arttı. Burası demir parmaklıklarla çevrili ayrı ayrı bölmelerden oluşuyordu. En sondaki bölmede yakaladığımız lavuk, başında da Atlas beni bekliyordu. Bir güzel hırpalamıştı herifi.
"Sevgili kayınço, beni beklemeni söylemiştim. Ama sen bu zevki tek başına tatmışsın?"
Gülümseyerek, "beklemek isterdim seni ama bu meymenetsiz surata daha fazla dayanamadım" dedi.
Adam yüzü gözü dağılmış zorlukla başını kaldırıp yalvarır gözle bana baktı.
"Abi n'olursun artık yeter konuşacağım. Yeterki vurmasın" dedi.
"Peki konuş. Seni kim tuttu? Kim bizi öldürmenizi istedi?" Dedim.
"Abi valla maksadımız sizi öldürmek değildi. Sadece arabanın tekerlerini patlatıp geri dönecektik."
Yüzümü buruşturarak adamın dağılmış suratına baktım. Hiç içimden bu kanlı surata vurmak gelmiyordu. Zaten dayak yememek için konuşmaya hazırdı korkak.
"Emri kimden aldınız?" Dedim.
"Cemil, bize emri Cemil verdi. Sizi takip edip pusu kurduk. Abi valla maksadımız sizi öldürmek değildi."
Cemil, bu herif benden belasını mı istiyordu. İkidir üstüme geliyor şerefsiz. Aradım ama çocuklarını ve karısınıda alıp evini terketmişti. Bende peşine düşmedim. Zamanında bazı inşaat ve galeri işlerinde çalışmıştık. Dürüst olmadığını anlayınca bir daha onunla iş yapmamıştım. Bana bu kadar kinlenmesinin bu sebepten olacağını sanmıyorum. Bunun peşine düşmeliyim. Bakalım neymiş karın ağrısı.
"Nerede lan bu Cemil iti." Atlas'ın bağırmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım.
"Abi bizi arayarak emir verdi. Valla nerede olduğunu bilmiyorum. Evinde kalmıyor artık."
"Telefonu nerede bu lavuğun?" Dedim Atlas'a. İlerideki masayı başıyla işaret ederek gösterdi. Masaya doğru ilerleyip telefonu aldım.
"Ne diye kayıtlı lan Cemil'in numarası?" Dedim.
"Patron diye kayıtlı abi."
"Ulan senide patronunu da........" Diyerek küfür ettim. Hemen rehpere girip Cemil'i aradım açmadı. İkinci aradım açmadı. Kendi telefonumdan aradım bir kere çalıştan sonra ulaşılamıyor oldu. Adamının elimde olduğunu anlayınca kapattı telefonu korkak. Bunların hepsi korkaktı. Biraz cesaretleri olsa karşıma çıkarlardı.
Adamın telefonunu yere fırlatıp, "ulan bu işin içinde her kim varsa hepside tek tek hesap verecek lan" dedim bir tekme atarken adama. Adam inlerken, Atlas'a döndüm.
" Bu herif senin istediğini yap."
Geri döndüm buradan çıkmak için. Adamın feryatlarına kulağımı tıkladım. Etrafı inceledim. Buranın bir kapısıda bahçeye çıkıyordu. Kayınpeder her türlü işkence aletlerini düşünüp yerleştirmiş. Vaybe.
Çıkmadan önce "Atlas" diye seslendim. Dönüp bana baktı.
"Baban güzel iş çıkarmış."
************
Günlerdir Cemil'den bir iz bulamamıştım. Ya korkarak bir köşeye sindi, yada daha büyük hain bir pilanla karşıma çıkacaktı. Her nereye saklanırsa saklansın onu bulacaktım. Onu doğduğuna pişman edecektim. Kendimi geçtim, sevdiklerime nasıl zarar vermeye cesaret ederdi? Bedelini ağır ödetecektim.
Sorunlarımız bize yetmiyormuş gibi birde çılgın kız kardeşim ile uğraşıyordum. Bir şekilde evden kaçıp Kaya denen herifle buluşuyordu. Hiç haz etmiyordum bu herifi. Aslında zararsız adamdı ama, Ceyda'ma her sarılıp öptüğünde kriz geçirecek raddeye geliyordum. Elimde kalacaktı şerefsiz.
İşlerimin yoğunlunluğu nedeniyle eve her gün geç gidiyordum. Güzel karım beni beklerken koltukta yada balkonda oturarak uykuya kalıyordu. Hava soğuktu. Her ne kadar bu soğukta bekleme desem de, yinede bekliyordu.
Yine saat çok geçti. Eve geldiğimde korumalar bahçenin büyük kapısını açtı. Arabamı bahçenin girişine bırakıp kapıya doğru yürüdüm. Kimse uyanmasın diye cebimden anahtarı çıkarıp kapıyı açtım. Sessizce üst kata ulaşıp odama girdim.
Yine balkon kapısı açık ve Ceyda'm sandalyede oturarak başını kollarının üzerinde masaya dayamış uyuyordu. Uzun kollu giyinmesine rağmen çok üşümüştü. Ah Ceyda'm benim içimi yakıyorsun. Hiçte laf dinlemiyor donacak balkonda.
Hemen kucağıma aldım yatağa doğru giderken, gözleri kapalı mırıldanmaya başladı.
"Sevgilim....geldin?"
"Geldim sevgilim geldim" dedim yatağa uzatırken.
"Ah sevgilim beni hiç dinlemiyorsun?"
"Kızdın mı bana sen?"
"Kızdım."
"Kızma sen bana, hiç kızma" dedi gözlerini açarken, kollarını boynuma doladı.
"Biliyormusun bazen senden çok korkuyorum."
"Çok mu korkuyorsun?" Dedim şaşırarak.
"Evet. Bazen çok öfkeli oluyorsun. Acaba bana mı öfkelendi bu adam diyorum."
"Ben sana hiç bir zaman öfkelenmem. Kızmam. Sen benim her şeyimsin" diyerek başımı mis gibi kokan boynuna gömdüm. Benim her şeyim, evim burasıydı.
"Hep böyle geçmi geleceksin?" Dedi.
"Biliyorsun sevgilim, işlerim çok yoğun."
"Anlıyorum. Desene bu kış donaçağım balkonda."
"Bir daha balkonda beklemeni yasaklıyorum sana güzelim.Yatağımızda bekle beni. Üşütüp hasta olmanı istemiyorum."
Gülümseyerek kollarını sıkılaştırdı.
"Seni her yerde beklerim, yeterki günün sonunda bana geri dön" diyerek beni öpmeye başladı. Sana söz güzel karıcığım. Nerede olursam olayım yine sana döneceğim.
******
Kahvaltı yaparken Sibel gelmedi sofraya. Karnı ağrıyormuş. Babam'ın Moralı daha iyiydi. Annem her zaman ki neşesiyle ortamı şenlendiriyordu.
"Adamı buldunmu?"
Babamın sorusuyla bakışlarımı ona çevirdim.
"Şimdilik bulamadım. Ama muhakkak çıkacaktır bir yerden" dedim.
Ceyda elimi tutarak, "Sarp başını belaya sokmanı istemiyorum. Sana bir şey olur diye korkuyorum. Bu adamlar her kimse lütfen uzak dur onlardan" dedi.
Gülümseyerek güzel yüzüne baktım. Beni mest ediyordu bu kadın. Ne kadarda şanslı bir adamım ben. Böyle güzel, iyi kalpli, bir meleğe sahibim.
"Merak etme güzelim. Bana bir şey olmayacak" dedim. "Onları bulacağım. Bizden her ne istiyorlarsa öğreneceğim. Yaptıklarının cezasını ödeteceğim hepsine. Sen bunlarla kafanı yorma."
"Oğlum bu gün işin yoksa Ceyda kızımı dışarıya çıkarsaydın" dedi annem.
"Hiç birlikte vakit geçirmiyorsunuz? Siz nasıl yeni evlisiniz?"
Haklıydı işlerimin yoğunluğu, Cemil olayı ve babamım son zamanlarda yaşadığı ruhsal halleri, bütün işler bana kalmıştı. Artık iyiydi babam ama öyle hemen bırakamazdım bütün işleri ona.
"Haklısın anneciğim. Ama biraz işleri toparlanam gerekiyor. Bende karımla vakit geçirmek istiyorum" dedim ve babama döndüm.
"Baba geliyor musun gidelim?"
"Evet. Yeterince evde boş boş durmaktan sıkıldım gidelim" dedi.
Ayağa kalkarken, "önce Sibel'e bakayım" dedim. Bir iki adım atmıştım ki, "abi" duyduğum sesle arkamı döndüm. İçeri girip bana doğru gelen Cem'di.
"Abi Sibel yine gizlice evden çıkmış."
Kaşlarım istemsizce çatılmaya başladı. Öfkem yine ister istemez ele geçirdi beni. Bu kız onca korumayı atlatıp nasıl kaçıyordu anlamıyorum.
"Ulan bu sefer elimde kalacak bunlar" dedim bağırarak. Yok öfkelenmeyeyim diyorum ama bu kız beni her seferinde çıldırtıyordu.
"Neredeler? Dedim.
"Alışveriş merkezinde kahve içiyorlar."
Hızlı adımlarla kapıya doğru ilerlerken, Ceyda "bende geliyorum" diyerek yerinden kalktı.
Annem, "oğlum hırpalama çocukları. Seviyorlar birbirlerini" dedi. Nede çabuk kabullendi bu kadın anlamıyorum.
******
Alışveriş merkezine girdiğimizde bir kafede iç içe oturmuş gülüşüyorlardı. Hiç beklemeden hızlı adımlarla onlara doğru ilerledim. Bunlar hiç laftan anlamayacaktı anlaşılan.
Bağırarak yanlarına vardığım gibi Kaya'nın yakasından tutup oturduğu yerden kaldırdım.
"Ulan şerefsiz sana kardeşimden uzak dur dedikçe dibinde bitiyorsun" dedim ve bir yumruk geçirdim suratına.
Kaya masanın üzerine düşerken, Ceyda birden araya girdi. Neredeyse ikinci darbem ona denk gelecekti. Ben şok olmuş gözlerle Ceyda'ma bakarken, Sibel ve çevredeki insanların bağırışları gelmeye başladı kulağıma.
Ceyda'm ile göz gözeydik, bana yalvaran gözlerle bakıyordu. Yapma diyordu. Ama ben her sorunumu öfkemle çözüyordum. Neredeyse karıma, herşeyime yumruk atacaktım. Sonrada ondan af mı dileyecektim. O beni affetse de ben kendimi nasıl affedecektim.
Derin bir nefes aldım. O güzel açık kahve gözleriyle bana bakarken, havada kalan yumruğumu indirip onu kendime çektim. Sıkıca sarıldım.
"Eğer" dedim kısık sesle.
"Seni incitseydim, kendimi hiç bir zaman affetmezdim."
"Sarp, öfkene hakim ol lütfen. Böyle hiç birşeyi çözemezsin. Kaya benim en yakın arkadaşım. Kardeşim" dedi ve yüzümü iki elinin arasına aldı.
"Onlar birbirlerini seviyorlar. Belliki aşık olmuşlar. Aynı bizim gibi. Biraz anlayış göstersen. Özür dile Kaya'dan barışın." Kısa bir süre güzel yüzüne baktım.
"Tamam" dedim. Önce şaşırdı, sonrada onu dahada tatlı yapan gülüşünü sergiledi bana.
"Özür kelimesini kaldır ne istiyorsan yapacağım" dedim.
"Peki, bunada razıyız. Senden etkileyici bir konuşma bekliyoruz o zaman" dedi.
Onu kendime çekip öpmeye başladım. Biliyorum bunu uluortada yapmam Ceyda'yı çok utandırıyordu ama, güzel yüzü bu kadar yakınımda olunca dayanamamıştım.
Arkamdan gelen seslere aldırış etmedim. Sanırım kafenin işletmecisi hesap soruyordu. Adamlarım ilgilenirdi sonuçta.
"Şunlara bak. Nedense size herşey serbest, bize gelince sürekli Kaya'yı hırpala. Yeter be artık. Bıktım."
Sibel'in cırlamasıyla istemeden ayrıldım Ceyda'mdan. Boğazımı temizleyerek üzerimi düzelttim.
"Öncelikle abiye saygısızlık yapmak yok." Gözlerimi Sibel ve Kaya'nın üzerinde gezdirdim.
"Kaya madem kız kardeşimi bu kadar seviyorsun, istemeye geleceksin. Nişanlanırsınız. Gizli saklı görüşmezsiniz. Bende böyle her seferinde işimi gücümü bırakıp koşturmam peşinizden."
İkisininde gözleri parladı mutluluktan. Sibel Kaya'ya tam sarılacakken durdurdum.
"Hoop, isteme olmadan bir daha sarılmak yok."
"Ama abi" dediğinde kaşlarımı çattım.
"Sen istediğin zaman Ceyda'ya yakınlaşıyordun ama."
"Bende hata, bir yumrukta ben indirmedim suratına. Kardeşimi öylece eline bıraktım" dedi Kaya.
"İstersen konuşmalarına devam etme Kaya. Her an vazgeçebilirim" dedim.
Ceyda elimden tutarak her zamanki tatlı gülümsemesiyle baktı.
"Hadi gidelim hayatım" dedi.
Bir gülüşüyle beni benden alıyordu.
******
Kaya'ya yumruk attığım günden sadece iki gün geçmişti ve bu gün kız kardeşimi istemeye geleceklerdi. Bu kadar aceleleri neydi bilmiyorum.
Giydiğim siyah gömleğin kollarını iliklerken gözüm Ceyda'nın üzerindeydi.
Giydiği elbisenin sırt dekoltesi çok iddalıydı. Böyle insanların içine onu çıkaramazdım.
"Güzelim çok güzel olmuşsun" dedim.
Makyaj masasının sandalyesine oturmuş makyajını yaparken bana döndü. Yine tatlı gülümsemesi yüzündeydi. Bana böyle bakınca onu hiç bir şekilde kıramıyordum.
"Beğendin mi?" Dedi.
"Evet beğendim. Ama bu tür elbiseleri benim için giyindiğinde beğeniyorum."
Olduğu yerden kalkıp, "ama elbisem çok güzel ve kapalı" dedi.
"Arkanı görmüyorsun galiba güzelim. Bu şekilde inmeni istemiyorum erkeklerin içine. Daha kapalı bir elbise seç." Elbise sıfır kollu önü komple kapalı ama sırt dekoltesi neredeyse hepsi açıktı.
"Ama Sarp" diyerek dudaklarını büzdü.
"Bu elbiseleri sen aldın bana. Hiç birini ben almadım." Haklıydı hepsini ben almıştım.
"Güzelim üzerinde bu kadar açık duracağını tahmin edemedim. Ben katil olmadan üzerini değiştir. İnelim artık."
Dolaba yanaşıp ince bir ceket giyinip arkasını döndü bana.
"Şimdi nasıl kapandımı?"
Sırtı kapanmıştı. Gülümseyerek, "şimdi daha güzel" dedim. Koluma girerek tebessüm etti.
"Gidelim o zaman."
Gelenler fazla kalabalık değildi. Kaya ve anne babası, ablası, eşi birde çocukları, bir kaç tanede yakın akrabası vardı. İsteme merasiminden sonra da yüzükleri takmıştık. Yüzükleri de getirmişti şerefsiz. Tabakaneye birşeyler yetiştiriyordu sanki.
Bana kalsa onları süründürürdüm de,
Ceyda'ma dua etsin o Kaya bey. Cebinden yüzükleri çıkardığı anda birden yine öfkelenip bağırmıştım da Ceyda beni yatıştırmıştı. Birde düğün tarihini çok yakın bir zamana istiyorlardı. Tam karşı çıkacağım anda yine Ceyda'm Sibel'i gösterip ne kadar mutlu olduğunu, anlayışlı davranmamı rica etmişti.
Zaten babamda annem gibi hoş karşılayıp kabul etmişlerdi. Anlaşılan dünürleri içine sinmişti.
Güzel kardeşim tıpkı saçları gibi sarı bir elbise giyinmiş, çok güzel olmuştu. Çok mutluydu. Umarım bu işe yaramaz herif ömür boyu kardeşimi mutlu ederdi.
Sibel müzüği açıp oynamaya başlayınca, Ceyda"mda ona eşlik etmeye başladı. Güya bir isteme olacaktı, koca nişan yapmıştık.
******
Ceyda Soykan
Sonunda sevgili görümcemi muradına erdirdik. Biraz aceleye geldi ama, abisinin kardeşi ne olacak. Düğün de yakın zamanda olacaktı. Asıl beni şaşırtan Kaya'ydı. Bu kadar çabuk evlenmeye karar vermesi. Demek insan aşık olunca gözü başka birşey görmüyordu.
Canım görümcem sarı elbisesinin içinde prenses gibi oldu. Üzerimdeki elbisemde çok şıktı ama Sarp'ın sorun çıkarmasıyla sırt dekoltesini kapatacak ince bir ceket giyinmek zorunda kalmıştım. Sibel müzük açıp benide kendisiyle oynamaya zorlayınca çok sıcak olmuştu.
İlerleyen saatte Kaya ve Sibel bir yere eylenmeye çıkmak için Sarpı zorlamışlardı. Abim ve kızlarıda çağırmıştık. Evden çıkarken Sarp Aytaç'ı da çağırınca bende Cem ve Erdem'in de gelmesini istemiştim. Sarp buna şaşırsada birşey dememişti.
Elit bir gece kulübüne gelmiştik. İçeride slow bir müzik çalıyordu. Herkes sakince oturmuş muhabbet edip içkilerini yudumluyordu. Bizde büyük bir masaya geçtik.
Sarp yanından kaçacakmışım gibi beni kendine çekip sarıldı. Sağıma dönüp ona bakınca gülümsemeye başladı. Gözlerimi gülüşünden alamadım. Bu kadar yakışıklı olmayı nasıl beceriyordu bu adam.
"Bakıyorum da gözlerini benden alamıyorsun?" Dedi daha çok gülümseyerek.
"Sen şirkette de böyle gülüyormusun?" Dedim. Gülümseyen yüzü şaşkın bir hal aldı.
"Gerektiği yerde gülüyorum" dedi.
Ben hala ciddi bir şekilde onu izliyordum.
"Bundan sonra gülme."
"Neden?" dedi daha fazla şaşırarak.
"Çünkü gülünce dahada yakışıklı oluyorsun. Senin bu gülüşünü kimsenin görmesini istemiyorum" dedim.
Önce ciddi bir şekilde gözlerime baktı. Sonra bir kahkaha attı. Kendimi tutamayarak bende onun gibi gülmeye başladım. Sıkıca sarıldım kocama. Seviyorum bu deli adamı.
Sibel'in cırlamasıyla ona döndük hepimiz.
"Aytaç abi ya, bu nasıl müzük. Bu gün benim en mutlu günüm insan hareketli bir şeyler çaldırır."
"Tamam güzelim ayarlarız hemen" diyerek kalktı yerinden Aytaç.
Sarp, "burası Aytaç'ın mekanı" dedi eğilerek.
"Nasıl? Aytaç seninle çalışmıyor mu?" Dedim.
"Evet. Yıllardır bizimle çalışır. Burasıda hobisi. Burayı çok sever. O sadece çalışanım değil aynı zamanda arkadaşım da.. Çocukluğumuz birlikte geçti. Ailesini yıllardır tanırız."
"Ama ben hiç ısınamadım Aytaç'a. Çok soğuk. Oda benden hiç hoşlanmıyor zaten" dedim.
"Öyle ön yargılı olma sevgilim. Suratsızdır, bazen iğneleyici konuşur ama özünde iyi adamdır Aytaç."
Hareketli parça çalmaya başladığında Sibel, "hadi bakalım herkes kalkacak göbek atmaya" diyerek tek tek ellerimizden çekiştirerek kaldırdı bizi.
Pistte çılgınlar gibi dans ediyorduk. İlk pes eden erkekler oturmak için giderken. Biz kızlar yani Sibel, Yasemin, Elif, Aslı ve ben dans etmeye devam ettik.
Yerimize oturduğumuz da iyice sıcak basmıştı. Sarp'a çaktırmadan üzerimdeki ceketi çıkardım. Umarım farkına varmazdı. Zaten içkisini yudumlarken erkekler ile koyu bir muhabbete girmişti.
Aytaç biz kızlar için hafif kokteyller hazırlatmıştı onu içiyorduk.
Güzel bir dans müziği çalmaya başlayınca. Sarp'a baktım hiç oralı olmuyordu. Baktım bana döneceği yok kolunu sıktım. Hemen muhabbeti bırakarak bana döndü.
"Beni dansa kaldırırmısın?" dedim. Masum bir şekilde.
Gülümseyerek, "gel" dedi. Elimden tutarak beni dans edenlerin içine doğru ilerletti. Göz göze dans etmeye başladık. Bazen Sarp ile tanıştığım için şükrediyorum. Tamam bir çok zorluklar yaşadım. Yaşattı. Ve yaşamaya da devam edeceğim belki ama ona olan aşkımı her zaman böyle taze yaşayacağım.
Dans boyu bir birimizi izlerken, Sarp'ın eli çıplak sırtımı okşuyordu ki birden eli durdu. Hafif kaşlar çatılmaya başladı. Farkettiğini anladım. Kızacaktı şimdi. Tedirgin olmaya başladım.
"Ceyda."
Evet başlıyoruz. Öfkeleniyordu yine.
"Ceketin nerede,"
"Çok sıcak oldu çıkardım" dedim.
"Eve gidince ilk işim dolaptaki elbiselerini parçalamak olacak. Sana bu elbiseyi değiştirmeni söyledim. En azından evden çıkınca değiştirebilirdin." Bağırmıyordu ama ses tonu kalbimi kırmaya yetmişti. Sanki elbiseleri kendi almamış gibi beni azarlıyordu. Evlendikten sonra hiç alışverişe gitmemiştik ki.
Moralim hemen alt üst olmuştu. Kollarımı ondan çekip, tek kelime etmeden onu bırakıp masaya döndüm. Deri koltuğa otururken kollarımı kendime sardım. Masada bir tek Aytaç vardı.
"Tartıştınızmı?" Dedi. Tam seni ilgilendirmez diyecektim ki gözüm elindeki sigaraya takıldı.
"Bir tane de bana verirmin?" Dedim. Paketten bir sigara çıkarıp uzatırken sırıtıyordu. Cebinden çıkardığı çakmakla sigaramı yaktı. Bir nefes içime çekerken, "hoşuna gitti galiba" dedim.
"Tartışmanız neden hoşuma gitsin ki?" Dedi.
"Benden pek haz etmiyor oluşundan olabilir mi?"
"Beni yanlış tanımışsın Ceyda. yada yenge. Sarp benim için çok değerli. Onun için değerli olan herşey benim içinde değerlidir. Tamam belki duygularımı belli etmiyorum o nedenle böyle düşünüyorsun. Ama emin ol yenge seninle bir sorunum yok."
Bakışlarımı piste çevirdim ama Sarpı bıraktığım yerde yoktu. Gittimi acaba diye yerimde kaynaşmaya başladım. Etrafa bakındım göremedim. Bizimkilerin keyfi yerinde herkes eşini almış dans ediyordu.
"Merak etme gitmedi. Barmenin yanında kendine içki alıyor" dedi Aytaç. İleride barmenle konuşan Sarp'ı görünce, içime bir rahatlama geldi.
"Seni öylece bırakıp gideceğine inanıyormusun? Senin için neleri göğüsledi. Başına neler geldi. Vuruldu" deyince. Kaşlarımı çatarak Aytaç'a baktım.
"Ölümden döndü."
"Seni bu yüzden haz etmiyorum" dedim. Yüzüne karşı.
"Ben vurulmasını istermiydim. Göğsünde ki kurşun yarasını her gördüğümde içim nasıl yanıyor haberin varmı? Benim hiç bir suçum olmadığı halde çektiğim vijdan azabından haberin varmı. Abimin adamları vurdu diye kendimi ne kadar suçladım, kahroldum. Keşke o an hiç yaşanmasaydı."
"Ceyda" diye seslendi ama onu dinlemeden devam ettim.
"Bu yaşadığımız olaylarda en masum olan benim, bunu sende biliyorsun. Olayın en başında o dağ evine girdiğimde de, ailemle olan yıllarca yaşanmış düşmanlıktan da, Sarp'ın beni kaçırmasında da, Ailemin Sarpı vurmalarında da."
Gözlerim doldu ağlamak istiyordum. İçtiğim kokteylin etkisinden mi yoksa Sarp'ın tavrından mı. Aytaç'ın beni suçlar gibi konuşmasından mı? Bilemiyorum. İçim şişmişti. Koltuktan kalkıp, arkamdan Aytaç'ın seslenmesini aldırış etmeden kalabalığı ittirerek aralarından geçtim.
Lavaboya girip ensemi ıslattım. Akan göz yaşımı peçete ile kuruladım. Şimdi ağlamanın sırası değildi. Bir süre aynaya bakarak sakinleşmeye çalıştım. Lavabodan çıkınca kısa siyah saçlı bir kadın gülümseyerek önümde durdu.
"Ceyda hanım" dedi gülümseyerek. Daha önce bu kızı hiç gördüğümü hatırlamıyorum.
"Kimsiniz?" Dedim.
Kolumdan tutarken, "gizli bir hayranın" dedi. Ne saçmalıyordu bu kadın. Kolumdan çekiştirirken hızla kolumu elinden kurtardım.
"Ne yapıyorsun? Kimsin sen?" Derken biri sıkıca diğer kolumu tuttu. Sol tarafıma baktığımda iri yarı bir adam beni çekiştirerek kısa saçlı kadınla birlikte beni çıkış kapısına doğru zorla götürmeye başladılar.
"Kimsiniz lan siz bırakın beni?" Diye bağırdım. Ama ne cevap veriyorlardı nede duruyorlardı. Bağırışlarımı etrafta dans edenlerde görmüyorlardı. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Müzik sesi benim sesimi bastırıyordu.
Dış kapıya geldiğimizde yerde yatan iki adamı gördüm. Bunlar biz geldiğimizde kapıda duran iki koruma idi. Ölmüşlermiydi?
Kapıdan tam çıkacağımız anda,
"Durun" arkadan gelen ses ile beni çekiştirenler bir anda durdu. Ben kollarımı kurtarmaya çalışırken, daha ne olduğunu anlamadan beni tutan iri adam kolunu boynuma sararak kendisiyle birlikte beni arkaya çevirdi.
Bir kolu boynumu sıkarken diğer elindeki silah başıma dayalıydı. Kısa saçlı kadında silahını karşımızdaki üç adama doğrultmuştu.
Üç adamdan biri, "yengeyi bırak yoksa vururum seni" dedi. Yengemi bu adamlar beni tanıyormuydu.
"Asıl siz geri çekilmezseniz kadın ölür" dedi beni tutan adam. Ah ben yine neyin içindeydim böyle. Gözlerimi kapattım. Çatışmanın içinde ölecektim bu sefer.
"Bırakın lan kızı" diye bağırdı tanıdık bir ses. Hemen gözlerimi açtım. Sevinsemmi ağlasammı bilemedim. Aytaç elindeki silahı yanımdakilere doğrultmuş öfkeyle bakıyordu.
"Siz çekilmezseniz bende büyük bir zevkle gebertirim kadını" diyerek silahı iyice bastırdı anlıma iri adam. Korkuyla gözlerimi yine kapattım. Boynundaki koluda çok sıkıyordu. Neredeyse nefes alamıyordum.
Aytaç kurtarıldı beni değilmi?
O anda silah patladı. Ölüyormuydum acaba. Bir silah sesi daha. Boynumu sıkan kol gevşedi. Beni tutan adam ile yere yığılırken bir silah daha patladı.
Nefesim sıkışıyordu vurulan benmiydim. Üzerimde bir ağırlık. Etrafta çığlık sesleri, bir koşturmaca. Birileri bana sesleniyor. Yenge diye. Birileri üzerime yığılmış iri adamı kaldırmaya çalışıyor. Sonra o her zaman sesine aşina olduğum adam bana sesleniyor.
"Ceyda'm." Beni kaldırıp sarıldı Sarp. Ben iyiydim. Vurulmadım. İyiydim. Oysaki vurulduğumdan o kadar emindim ki.
"Ceyda'm iyimisin?" Her yerimi yokluyordu. Çok telaşlıydı.
"İyiyim. Vurulmadım iyiyim" dedim. Sıkıca sarıldım boynuna..
"N'oluyo lan burada. Kim bunlar. Ne istiyorlar kardeşimden?"
Abim bağırarak gelip Sarp'ı iterek bana sarıldı.
'iyimisin kardeşim?"
"Abi iyiyim sakin ol" dedim.
Abim beni bırakıp doğrulurken birden öfke saçmaya başladı.
"Kim lan bunlar" diyerek yerde yatan ölü adama tekmeler savurdu. Sonrada Sarp'ın yakasına yapışıp, "cevap ver bana kim bu adamlar? Ne istiyorlar sizden. Bulun lan bu adamları."
Sarp'ın yakasını bırakıp Aytaç'ın yakasına yapıştı.
"Ulan mekanına girip çıkanı nasıl takip etmezsin. Ya kardeşime birşey olsaydı. Bunun hesabını nasıl verevektin lan." Aytaç'ın yakasını çekiştirirken çıldırmış gibi bağırıyordu. Dayanamayıp yerden kalktım. Aralarına girerek abimi sakinleştirmeye çalıştım.
"Abi sakin ol" diye bağırdım.
"Aytaç'ın yada başkasının suçu yok. Eğer Aytaç ve adamları beni kurtarmasaydı şimdi ya öldürmüşlerdi beni yada kaçırmışlardı. Kimseyi suçlama."
Sık sık aldığı nefesini düzenlemeye çalışıyordu. Sıkıca sarıldım. Hiç beklemeden oda sarıldı. Saçlarımı öptü.
"Buradaki hiç kimse benim kötülüğümü istemez abi. Lütfen sakin ol. Hepimiz çok korktuk. Çok gerginiz. Yasemin'e bak, oda çok kötü görünüyor" dedim. Bakışlarını Yasemin'e çevirdi. Kolundan tutup onuda kendisine çekti. İkimizede sıkıca sarıldı.
Bu günüde ucuz atlatmıştım. Artık sakin bir hayat istiyordum. Ama o sakin hayat bizi bulurmuydu bilmem.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Bir sonraki bölümde görüşmek dileği ile
Hoşça kalın💜
