7. bölüm · ESİR
6.Bölüm
Oy ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar
Keyifli okumalar💜
Atlas morarmış yanağına patlamış dudağına aldırış etmeden bütün gün beni gezdirip hediyeler aldı. İlk olarak aldığı telefon ile annem ve babamı aradım. Annem ile konuşurken kendime engel olamayıp ağlamaya başladım. Elimde değildi onlardan uzak kalmak çok zordu.
Atlas halime dayanamayıp kısa bir süreliğine onları görebilmem için yanlarına götürdü bana çok iyi gelmişti.
Arkadaşlarımıda görmeme izin vermişti.
Her gün benimle ilgileniyor abi olmanın hakkını veriyordu.
Bende yeni aileme alışmak için elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Ve bu gün çok mutluydum arkadaşlarım beni görmeye geliyordu.
Evin geniş balkonunda oturmuş onları bekliyordum. Büyük bahçe her gün ki gibi adamlarla doluydu. Aziz bey inşaat şirketleri olan bir iş adamıydı neden bu kadar adama ihtiyaç duyuyordu bilmiyorum.
Bahçenin büyük kapısı açıldı, Kaya'nın arabası bahçeye girdi. Sevinçle balkondan içeriye girip merdivenleri koşarak aşağıya indim.
"Yavaş..... burası senin gece kondun değil küçük hanım" Zerrin'in sesiyle merdivenlerin bitişinde durdum yüzüne baktım.
"Sana hiç terbiye öğretmedilermi, bu ne terbiyesizlik."
Sesini yükselterek konuşan Zerrin'e baktım. Çadılara benziyordu bir tek sopası eksikti, düşündüğüm şeyle gülmeye başladım. Güldüğümü görünce çılgına döndü.
"Saygısız birde gülüyor, yaptığın terbiyesizliği babana anlatıcam, senin bu evde işin yok anlıyormusun beni geldiğin çöplüğe dönerkende bakayım böyle gülecekmisin."
"Zerrin noluyor" babaannemin sesini duyunca sustu Zerrin.
"Neden böyle bağırıyorsun torunuma."
"Bunu küstah torununa sor" diyerek yanımızdan gitti
"Sen ona bakma güzel torunum senin varlığına alışamadı hala"
"Olsun babaanne önemli değil" dedim, gülümseyerek bana sarıldı kokumu içine çekti.
Kapıya baktığımda arkadaşlarım girmişti içeriye. Gülümseyerek yanlarına koştum "hoş geldiniz" diyerek sırayla sarıldım hepsine. "Hadi gelin odama çıkalım."
"Ceyda'm salonda oturun daha rahat edersiniz" babaannemin sesiyle ona döndüm.
"Odama çıkalım babaanne daha rahat ederiz orada."
"Sen bilirsin kızım" dedi.
Arkadaşlarımı çekiştirerek merdivenleri çıkıp odama girdik.
"O Ceyda odan ne güzelmiş" diyerek etrafa bakındı Aslı.
"Ev çok büyükmüş, sadece senin odan bizim ev kadar" dedi Elif.
Kaya "çok zengin oldun Ceyda zaten yüz vermiyordun artık hiç istemezsin benim gibi fakiri" deyince.
"Sen iste yeterki iki yüz vereyim sana yakışıklım" dedim gülümseyerek.
"Vay yakışıklımmı dedin bana" diyerek bana sarıldı.
"Tabi hem yakıklı hemde zenginsin şu inadı bırakıp babanla aranı düzeltsen iyi olur."
"Aman kızım karıştırma babamı ben halimden memnunum."
"Neyse boş ver hadi oturun ayakta kalmayın" diyerek odamdaki pembe koltuklara gösterdim.
"Ceyda odanın manzarasıda çok güzelmiş birde" diyerek sırıttı Yasemin.
"Evet birde ne" dedim.
"Birde şu abin olacak Atlas çok yakışıklı bana ayarlarmısın.
"Bir abim kalmıştı onuda ayarla Yasemin" dedim gülümseyerek.
"Nasıl, alıştınmı yeni ailene kendini nasıl hissediyorsun" Kaya kolunu boynuma sararak sordu?
"Alışmaya çalışıyorum bana karşı çok iyiler. Yıllarca benim özlemimle yaşamışlar onları kırmak istemiyorum. Tabiki biri hariç nedense benden hiç hoşlanmıyor."
"Kimmiş o senden hoşlanmayan? Dedi Kaya.
Tebessüm ederek yanıtladım.
"Abimin annesi"
"Nasıl davranıyor, üzüyormu seni?
"Boş ver Kaya onu hiç dikkate almıyorum. Sizin geldiğinizi balkondan görmüştüm merdivenleri koşarak indim onunla karşılaştım. Evin içinde koşulurmu diye azarladı. Bu bir bahane biliyorum beni istemediği için böyle davranıyor. Zaten bende ona bayılıyorum süpürgesiz cadı" dedim.
Hep birlikte gülmeye başladık. Sonra konuşmaya devam ettim.
"Son zamanlarda yaşadıklarım çok tuhaf önce kaybolup tanımadığım biri tarafından zorla evinde tutuldum üstüne annem ve babamın üvey olduğunu, yıllarca beni arayan öz ailem olduğunu öğrendim. Her zaman neşeli, kafasına bir şey takmayan ben korkak, ağlak, sessiz bir insana dönmüştüm."
Elif teselli verir gibi elini dizlerime koyup,
"Yine eski Ceyda ol boş ver herşey olacağına varır canım" dedi.
"Şu Sarp denen adam kafeye geldi yeni ailen seni bulup buraya getirdiği gün," Aslı'nın sözleriyle heyecanlanarak ona baktım.
"Seni sordu, biz ona yeter artık Ceyda'nın peşini bırak dedik. Senin için Ceyda'm deye hitab edince Kaya bağırarak üzerine yürüdü, o ise Ceyda'nın müstakbel kocası olarak size mi soracam ne yapacağımı dedi."
İnanamıyorum Sarp bana söylediği kelimeyi onların yanında da söylemiş ne yapmaya çalışıyor bu adam. Şaşkın gözlerle onları dinledim.
Yasemin "evet Ceyda Sarp ile sevgili oldunuz da bizdenmi saklıyorsun?
Onu seviyormusun?
Yoksa seni tehdid mi ediyor." Deyince hepsi birden bana baktı.
Onlara ne diyeceğimi bilemedim yanaklarım kızardı sonra kendimi toparlayarak konuştum.
"Sevgili değiliz" dedim boğazımı temizlerken.
"Geçen gün doğum günümü kutlarken kafeye geldiğinde de bana aynısını söylemişti. Aslında bana ilgisi var gibi görünüyor ama, Aziz babam ve onun ailesi yıllardan beri düşmanlarmış, bence intikam almak için benimle ilgileniyor. Zaten beni dağ evinde o yüzden tutmuş. Babam beni ararken onlarda bir yandan beni arıyorlarmış."
Burukça gülümseyerek devam ettim. "Yani anlayacağınız kendi ayaklarımla düşmanımın ayağına gitmişim."
"Bir daha seni rahatsız etsin ona yapacaklarımı bilirim ben" dedi Kaya kaşlarını çatarak.
"Hayır, ondan uzak duracaksın Kaya nasıl biri olduğunu bilmiyorsun. Gözümün önünde adam vurdu" dediğimde kızlar şaşırarak yüzüme baktı.
"Ondan korkacak değilim Ceyda" Kaya konuşurken kapı tıklatıldı.
"Gel"dedim. Kapı açıldı abim gülerek içeriye girdi. Arkadaşlarıma bakarak "hoş geldiniz" dedi ve bana dönerek,
"Gelebilirmiyim prenses"
"Tabi abicim gel birlikte oturalım."
Bir sandalye çekip yanımıza oturdu, saatlerce şakalaşıp muhabbet ettik.Yasemin, arada abime bakıyor tebessüm edip elleriyle saçlarını savuruyordu, bir nevi ayarlama tekniği.
Sohbet esnasında odamın kapısı yine çaldı. Gelen evde çalışan ismini yeni öğrendiğim Hatice abla idi.
"Ceyda hanım babanız arkadaşlarınız ile yemeğe bekliyor sizi."
"Tamam Hatice abla geliyoruz" dedim.
Arkadaşlarım ne kadar yemeğe kalmak istemeseler de abim ile ısrar edip hep birlikte aşağıya inip salona geçtik.
Herkes masada yemeğe başlamak için bizi bekliyordu. Babam bizi görünce ayağa kalktı gülümseyerek ,
"Hoş geldiniz gençler buyrun sofraya" dedi.
Arkadaşlarım ne kadar çekinselerde hoşbulduk deyip tebessüm ederek masaya geçtiler. Dedem ve babaannem de gülümseyerek "hoş geldiz"deyip sıcak bir şekilde karşıladılar. Tabiki Zerrin surat asarak bakıyordu bana ve arkadaşlarıma.
Yemeğimizi yerken birde sohbet ediyorduk, ardaşlarım yavaş yavaş alışıyordu ortama.
********
"Ceyda ailen iyi insanlara benziyor ama üvey annen hariç, anlattığın kadar varmış gerçekten" dedi Elif, onları kapıya geçirirken.
Yasemin "kız dediğin gibi bir sopası eksikmiş cadının, neyseki oğlu ona çekmemiş."
"Yasemin seninde derdin başka" dedim.
Hep birlikte gülüştük Yasemin'e.
Onlar gidince bahçede biraz etrafa bakındım, hava çok güzeldi. Bahçenin her köşesi adamlarla doluydu yine, Gök yüzüne baktım yıldızları izledim havanın mis kokusunu içime çektim.
"Bir şeyemi ihtiyacınız var Ceyda hanım" duyduğum sesle irkildim, başımı indirip karşımdaki adama baktım. Kara gözleriyle bana bakıyordu. Cevap vermem gecikince,
"kusura bakmayın "Ceyda hanım korkutmak istemedim" dedi.
Kendimi toparlayıp "yok sadece hava alıyorum" dedim.
"İhtiyacınız olursa her zaman emrinizdeyim, ismim Cem seslenmeniz yeter." Başımı sağa sola salladım "teşekkür ederim" dedim ve içeriye girdim.
Adam çok tuhaftı bir şeye ihtiyacım var gibi durmuyordum benimle konuşmak içinmi yanaşti acaba. Tam merdivenleri çıkacaktım ki Hatice abla seslendi.
"Ceyda hanım babanız salonda sizi bekliyor" dedi, ona tebessüm ederek salona geştim.
"Gel güzel kızım yanıma otur" babamın seslenmesiyle yanına oturdum. Elini boynuma sararken "seninle ve abin ile konuşacaklarım var önlelikle al şunu" diyerek elindekini uzattı. Ve devam etti "yeni kimliğin" dedi.
Elindeki kimliği aldım ürerinde Ceyda Doğanlar yazıyordu, gözlerim doldu artık soyadım Keskin değil Doğanlar bu çok garip bir his di.
"Şimdi gelelim diğer meseleye" dedi ben dahil bütün aile sessizce onu dinliyorduk. "Buda" diyerek sehpanın üzerindeki anahtarları alıp alimi açarak avucuma bıraktı.
"Seni buzamana kadar yetiştiren, seni koruyup emek harcayan ailenin yeni evlerinin anahtarı" dediği an dönüp suratına baktım.
Yanlışmı duymuştum ailem için evmi almıştı. Kara gözleri çok sıcak bakıyordu, gülümsedi ilk defa bu kadar dikkatli bakıyordum ona.
"Bizim şirketin yaptığı evlerden, bize en yakın olanı seçtim umarım sende çok beğeneceksin" dedi. Ben hala şaşkınca ona bakarken sözlerine devam etti.
"Yarın abin ile onları getirir evlerine yerleştirirsiniz ev hazır zaten hiç bir eşya almalerına gerekde yok. İstediğin zaman rahatlıkla onları ziyaret edersin.
Ayrıca bundan sonra herşeyleriyle ilgilenilcek" lafını devam etmesine izin vermedim nemli gözlerimle birden boynuna sarıldım.
Çok mutluydum artık ailem yakınımda olacaktı her istediğimde yanlarında olacaktım.
"Teşekkür ederim teşekkür ederim"diyerek boynuna daha sıkı sarıldım. Kahkaha atarak oda bana sımsıkı sarıldı. Kısa bir süre sonra geri çekildim.
Yüzüme bakarak "ben senin babanım kızım bu güne kadar senin için yapamadıklarımı bundan sonra yapacağım. Gülümseyerek yüzüne baktım.
"Kızın için bir şeyler yapta başkalerı için bu biraz fazla değilmi sence" Zerrin'in konuşmasıyla ona döndük, öfkeli bakışlarla bize bakıyordu.
"Sen karışma Zerrin kızım için ne yapsam azdır" babam sert bir şekilde karşılık vermişti. Diğerlerinden ses çıkmıyordu. Abim ise bana bakarak tebessüm etti.
"Ayrıca gelelim en önemli konuya" derken yine hepimiz babama döndük.
"Doğanlar Holding şirketinin yüzde yirmi beşini Atlas'a yüzde yirmi beşini sana veriyorum kızım" dediği gibi şaşkınlıkla babamın gölerine baktım.
Çok şaşırmıştım ne diyeceğimi bilemiyordum
"Bu kadarı da fazla artık, ne yapıyorsun sen Aziz." Zerrin'in bağırarak konuşmasıyla yine ona döndüm. Gözlerinden ateş fışkırıyordu, birden oturduğu yerden kalkıp bana bakarak eliyle beni gösterdi.
"Bu kız bu kadarını haketmiyor hisseleri ona veremessin" dedi bağırarak.
Babam Zerrin'e bakarak hiç istifini bozmadan,
"Ne yapacağımı sanamı soracağım Ceyda'dan özür dileyeceksin" dedi bağırmıyor ama sesi çok ürkütücü çıkıyordu.
Bir an kendimi çok kötü kissettim ne diyeceğimi bilemedim öylece oturduğum yerde kala kaldım.
"Sana özür dilemeni söyledim Zerrin"
Zerrin öfkeyle soluklanarak "senin kaç yıllık karınım beni bu kız içinmi kırıyorsun ondan özür dilememi bekliyorsan yanılıyorsun" deyip salondan çıktı.
"Kızım sen Zerrin'in kusuruna bakma üzme kendini bu evde babanın sözü geçer, o ne derse o olacak buna Zerrin dahil kimse itiraz edemez" dedi dedem.
"Ben hiç birşey istemiyorum sizden" derken babam sözümü kesti.
"Sen hakkın olanı alıyorsun kızım. Yarın abin ile şirkete geliyorsun gereken belgeleri imzalayacaksınız." Babam konuşması bittikten sonra odasına çıktı ardından babaannem ve dedemde bana sarılıp çıktılar.
Abim yanıma gelip oturarak elini boynuma attı,
"üzülme prenses annemin sinirleri bozuk bu aralar, zamanla oda senin varlığına alışacak. Hadi şimdi biraz gülümse" tebessüm ederek işaret parmağıyla burnuma vurdu.
İçimden hiç gülmek gelmiyordu ama yinede tebessüm etmeye çalıştım.
Bir süre bana moral vermek için şakalar yapıp benimle konuşmaya çalıştı. Daha sonra uyumak için yanyana olan odalarımıza çekildik.
Büyük beyaz elbise dolabını açtım içinden pembe pijamalarımı alıp giyindim. Toplu saçlarırımı açtım balkona çıktım etrafa bakındım. Adamlar hala bahçede geziniyorlardı, acaba bunlar vardiyalımı çalışıyorlar yoksa buna canmı dayanırdı.
Etrafı izlerken bir kadın sesi duydum bağırarak konuşuyordu biraz sesi dinleyince yan taraftan yani abimin odasından geldiğini anladım. Balkonun ucuna doğru yanaşıp sesi dinledim.
"Babana mani olmalısın o kıza hisseleri veremez holding senin hakkın" bu Zerrin'in sesiydi öfkeyle bağırıyordu.
"Ne saçmalıyorsun anne o kız dediğin benim kardeşim" abim de annesine bağırarak karşılık veriyordu.
"Bakıyorum da hemen o kıza sahip çıktın, ne kadarda meraklıymışsın abi olmaya. O senin kardeşin değil onu ben doğurmadım."
Duyduklarım iyice gerilmeme sebep oldu bu kadın neden bana bu kadar öfkeli bilemiyorum. Elimde olsa şimdi buradan çekip giderdim.
"Anne senin sinirlerin bozulmuş istersen git artık uyu."
"Gidiyorum ama yarın bu durumu halledeceksin yoksa...
"Yoksa ne ne yapacaksın anne."
Abim konuştuktan sonra kapısı çarpıldı sanırım Zerrin kapıyı çarparak odadan çıktı. Ardından bir ses daha geldi sanki bardak kırılma sesi gibi.
Tam herşey düzelecek diye düşünüyorum bir sorun çıkıyor şimdide bu Zerrin belasıyla uğraşacağım galiba.
Odama girip kendimi yatağıma attım sırt üstü uzanıp tavanı izledim. Düşündüm başıma gelenleri ve gelecekleri hayatım kısa sürede nasıl böyle değişti. Ben annem ve babamın biricik kızıydım. Mutlu hiç bir şeyi kafasına takmayan gamsız kız, şimdi ise eski neşemden eser yok ama kendimi toparlayacağım şu Zerrin denen cadıyada beni üzmesine fırsat vermeyeceğim.
**************
Yüzümde bir el geziyordu gözlerimi açmak istedim ama uyku buna engel oluyurdu. Sanki biri boynuma değip kokumu içine çekiyordu bir an rüyada mıyım diye düşündüm ama yok uyanıktım.
"Ceyda'm" duyduğum erkek sesi ile irkilerek gözümü açtım. Karanlıkta yüzünü seçemediğim bir kişi yanimda uzanıyordu. Korkudan tam çığlık atacakken eliyle ağzımı kapattı. Gözlerimi büyüterek bir yandan onu tanımaya çalışıyor bir yandanda çırpınarak elinden kurtulmaya çalıştım.
"Şş tamam sakin, benim Sarp" deyince durdum. Elini uzatıp sağ tarafımdaki gece lambasını açınca yüzünü görebildim.
Gözlerime bakarak,
"Elimi çekeceğim ama sakın bağırmayacaksın tamam mı" deyince başımı olur anlamında salladım.
Elini çeker çekmez şaşkınlığımı atarak,
"Sen ne arıyorsun burada nasıl girdin odama" dedim. Kendimi bağırmamak için zor tutuyordum. Bir yandanda hızla yataktan çıktım. Ayakta dikilerek ona baktım.
Sırıtarak yüzüme bakıp konuşmaya başladı.
"Seni özledim göresim geldi"
"Bu saattemi günler çuvalamı girdi" ne diyorum böyle ben ya sanki sevgilimişizde özlemesi normalmiş gibi.
Yatağımdan kalktı yavaş adımlarla bana doğru gelirken konuşmaya başladı.
"Biliyorsun seni görmeme izin vermiyorlar."
Elimi kaldırıp ona doğru tutarak,
"Dur" dediğim an durdu.
"Üzerime gelme bu saatte odama girip beni korkutmaya hakkın yok."
"Amacım seni korkutmak değil sadece seni görüp konuşmak istedim. Şimdi sakin ol bak titriyorsun şu koltuğa otur konuşalım" dedi.
O söyleyene kadar titrediğimin farkında değildim. Derin nefes alıp kendimi sakinleştirdim yanından geçerek önce ışığı açtım böyle daha net görüyordum onu sonrada koltuğa oturdum. Gözlerini benden ayırmadan karşıma oturdu.
Onden önce davranıp konuştum.
"Neden buradasın."
Rahat bir tavırla,
"Müstakbel karımı görmeye geldim" diyerek sırıttı.
Kendimi tutamayıp sinirlenmeye başladım.
"Ne saçmalıyorsun sen neden hala peşimdesin rahat bırak artık beni git buradan." Gözlerini kısmış beni dinliyordu.
"Cık cık" layarak öne doğru eğildi kollarını dizlerine koyarak,
"Ben senin için o kadar korumaları atlatarak balkonu tırmanıp buraya geleyim sende beni kov öylemi."
"Neden benimle uğraştığını biliyorum ailelerimiz nedenini bilmediğim sebepten dolayı düşmanmış intikam için peşimdesin" dedim.
"Ya öyle değilse gerçekten seni seviyorsam."
"Bu yalanı başkalarına anlat şimdi defol git buradan."
"Demek öyle."
"Öyle" dedim.
"Ya senide alıp götürürsem."
Biran panikledim ya götürüp yine bir eve kapatırsa beni diye.
"Dışarıda onca koruma varken hiç bir yere götüremessin beni."
Kaşlarını alay ederek kaldırdı.
"Unutma o onca korumaların içinden sıyrılarak geldim bem."
Öylece kaldım ne yapmam gerekiyordu bilemiyordum cesaretimi toplayarak,
"Şimdi bir çığlık atarım herkesi buraya toplarım, seninle hiçbir yere gelmeyeceğim şimdi git buradan" dedim.
Sesli bir şekilde gülerek,
"Tamam tamam gidiyorum yeterki çığlık atıp kulağımı şişirme" diyerek cebinden telefonu çıkarıp birini aradı.
"Ortalığı hallet çıkıyorum diyerek telefonu kapatarak ayağa kalktı. Bana bakarak,
"Gidiyororum, sende kendini hazırla yakında karım olacaksın."
Bu ne saçmalıyor böyle, o balkona doğru giderken bende peşinden gittim.
"Sen ne saçmalıyorsun ya ne karısı manyakmısın sen" dedim yüksek sesle.
Aniden durup bana döndü göz göze geldik.
Gözlerini kısarak,
"Seninde bende gönlün var bunu ikimizde biliyoruz" deyip arkasını dönüp balkondan atladı. Ardından sakince yürüyüp çıkıp gitti.
Balkon demirine sırtımı dayadım gözlerimi kapatıp heyecandan kalbim çarpıyordu.
Acaba Sarp'ın dediği gibi ona karşı birşeyler hissediyor muydun o yüzden mi bana yaklaşınca heyecanlanıp kalbim deli gibi çırpınıyordu. Acaba beni istemeye mi gelecek gelse bile babam düşmanının oğluna vermezdi heralde beni.
Kapının tıklatılmasıyla sıçradım bu saatte kim olabilir ki Sarp olamaz değilmi. Tereddüt ederek kapıya gittim.
"Ceyda uyanıkmısın?
Bu abimin sesiydi kapıyı açtım tedirgin bir şekilde yüzüme baktı.
"İyimisin prenses neden bu saatte ayaktasın?
"Kiminle konuşuyordun?
"Odandan sesler geliyordu."
"İyiyim sadece kabus gördüm kendi kendime konuşuyordum."
Bu söylediğime ne kadar inanır bilmem.
"Anlatmak istersen dinlerim ayrıca korktuysan yanında uyuyabilirim."
Bu söylediği çok hoşuma gitmişti abiliğin hakkını veriyor yani bende zamanla daha çok ısınıyorum ona.
Gülümseyerek cevap verdim.
"Teşekkür ederim abicim gerek yok sadece bir rüyaydı şimdi uyuyacağım zaten. Hem bana diyene bak sen neden ayaktasın bu saatte?
"Nedense uyku tutmadı tam uyuyacaktım sesleri duyunca sana bakmak istedim. O zaman sorun yoksa ben uyumaya gidiyorum prenses bir şey olursa çekinmeden yanıma gelebilirsin."
"Tamam abicim iyi geceler" dedim.
"İyi geceler" diyerek gitti.
Kapımı kapatıp gözlerimi yumdum elimi kalbime koydum derin nefes aldım bu kadar adrenalin yeterdi bana.
Bir an önce hiç birşey düşünmeden uyuyup dinlenmeliydim.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Bir sonraki bölümde buluşmak dileği ile
Hoşça kalın🌹
