11. bölüm · ESİR

10.Bölüm

Nursen Ağ

Duyduklarıma inanamıyorum çok şaşkınım ne dedi bana öyle.

"Seni seviyorum Ceyda'm.
Benimle evlenir misin?

Cevap veremedim dilim tutuldu gözlerimi kocaman açmış Sarp'ın gözlerine bakıyordum. Ben, evden kaçtığım için burnumdan getirir kimbilir bana ne yapar korkusuyla endişelenirken, o bana evlenme teklifi ediyor. Beni sevdiğini söylüyor.

Nedense beni bulduğundan beri bir tuhaf, benim için endişelenmiş gibi görünüyor. Ona inanmak istiyorum beni sevdiğine, babasının annemi öldürmediğine ama ona güvenemiyorum.

Ya duygularımla oynuyorsa, ona karşı birşeyler hissettiğimi belli etmemeliydim.

"Ceyda'm bana cevap vermeyecek misin?"

Sarp konuşmaya başlayınca şaşkınlığımı bir kenara bırakıp kendimi toparladım.
Gözlerimi üzerinden çektim.
"Sana güvenmiyorum ne saçmalıyorsun sen. Nereden bileyim söylediklerinin oyununun bir parçası olmadığını?

"Güzelim" dedi sesi sakin ve şevkat dolu çıkıyordu. Tebessüm etti.
"Oyun yok, yalan yok sadece sen ve ben varız birde sana olan aşkım. Eliyle sol yanağıma dokunup gözlerime baktı.
"Sende beni seviyorsun bunu hissediyorum. Zamanla bana güveneceksin. İki gün sonra nikahımız var."

Birden ayağa kalktım karbim deli gibi çarpıyordu.
"Hayır ben evlenemem" dedim telaşla ellerimi nereye koyacağımı bilemiyordum.
"Üstelik iki gün sonra diyorsun. Bu acelen ne? Seni tanımıyorum bile."
Kimliğimde yanımda değil. Babam heryerde bizi arıyordur beni sana vereceğini mi sanıyorsun?"
Ellerimi tutup beni kendine çekerek yanına oturttu.

"Şşş... Sakin ol güzelim. Zaten babanın seni bana vermeyeceğini bildiğim için acele ediyorum. Yoksa bende önce ailemi alıp seni istemeye gelirdim. Evlenince düşmanlıkta ortadan kalkar birde" diyerek çenemi tutup gözlerime baktı.
"Böyle bir güzelliği bulmuşum bırakacağımı mı sanıyorsun?"

Bakışları ve sözleri beni çok utandırıyordu yanaklarım yanıyordu. Usulca yaklaşarak yanağımdan öptü.
"Hadi biraz uyu dinlen sen" diyerek beni kendiyle bir kaldırdı.
"Gece uyuyamadığını biliyorum."

Doğru onun yüzünden gece ağlamaktan uyuyamamıştım çok uykum vardı. Ben yatağa uzanınca üzerimi örtüp odadan çıktı. Fazla düşünmek istemiyordum yoksa düşünmekten kafayı yiyecektim en iyisi şimdi uyumaktı.

******

Üzerimdeki gelinlikle çok güzel olmuştum tıpkı bir prenses gibi. Gülümseyerek büyük boy aynasında kendimi inceledim. O anda içten gülümsemesiyle arkamdan bana sarılan güzel kadına baktım. Çok güzeldi uzun dalgalı kumral saçlarıyla ve açık kahve gözleriyle bana çok benziyordu.

"Anne" dedim.
Gülümseyerek aynadaki yansımama baktım.

"Güzel kızım, prenses gibi oldun" dedi..

"Anne yaşıyorsun" diyerek ona döndüm. Sarıldım mis kokusunu içime çektim. "Bana öldüğünü söylediler ama yaşıyorsun." Ellerimi tutup yüzüme baktı, üzerinde beyaz bir elbise vardı. İsmi gibi aynı bir meleğe benziyordu.

"Ölmedim ben hep yanındaydım bundan sonrada yanında olacağım."
Gözlerini üzerimde gezdirip,
"Çok güzel bir gelin oldun, hep mutlu ol annem" dedi. Anneme sarıldım mis gibi kokusunu içime çektim, mutluluktan gülümsüyordum. Bir yandanda kapı çalıyordu. Etraf bulanıklaştı annemin görüntüsü siliniyordu. Anne gitme" dedim. Kapı hala çalıyordu.

Gözlerimi açtığım gibi bir çift kahve göz dibimde bana bakıyordu. Bir an ne olduğunu anlayamadım. Sarp ile sarmaş dolaş yatakta uzanıyorduk. Hızla kendimi toparlayıp geri çekildim.

Kapı bir daha çaldı.
"Abi yemek hazır"

"Tamam Erdem geliyoruz" dedi Sarp.

"Senin yatakta ne işin var" dedim. Az önceki halimiz aklıma gelince yanaklarım yanmaya başladı.

"Sen çağırdın" dedi tebessüm ederek.

"Dalgamı geçiyorsun benimle" dedim kaşlarımı çatarak, dizlerimin üzerinde yatakta oturuyordum.

Oda gamsız bir şekilde kollarını başının altına yerleştirdi.
"Koltukta uzanıyordum gel yanımda uyu koltuk rahat değil dedin bende seni kıramadım masumca yanına uzandım." Benimle alay ediyordu.

"Ben öyle birşey demedim. Bir daha bunu tekrarlama."

"Az önce bana sarılıp kokumu içine çekerken öyle demiyordun ama. Mutluluktan yüzün gülüyordu keyfinde gayet yerindeydi."

O böyle konuşunca yüzüne daha fazla bakamadım hemen yataktan kalktım, yüzümü kapatan uzun saçlarımı ellerimle kulağımın arkasına sıkıştırdım.

"Beni utandırmayı bırak rüya görüyordum" dedim.

"Rüyanda beni gördün de o yüzden mi sarıldın kokladın" diyerek hala alay ediyordu.

Onunla uğraşamayacaktım hızlı adımlarla banyoya girdim. Saçlarımı düzeltirken yüzümü inceledim, beni gerçekten seviyormuydu. Sonra rüyam aklıma geldi. Annemin gülümseyerek bana bakan güzel yüzü. Keşke onu yaşarken görseydim. Böyle düşünerek beni büyüten anneme haksızlık ediyormuydum acaba. Birden yüzüm düştü ben annemi özlemiştim.

Banyodan çıktım Sarp ayakta dikelmiş beni bekliyordu. Bana bakışlarını aldırış etmeden odadan çıktım oda peşimden geliyordu.

Erdem salondaki büyük masaya yemekleri hazırlamıştı bu adam gerçekten yemek işinden anlıyordu. Çeşit çeşit yemekler vardı hep birlikte oturduk sofraya. Sarp karşımda oturuyordu. Ne kadar çekinsemde belli etmemeye çalıştım karnım çok acıkmıştı.

"Sarp herşeyi hallettim yarından sonra nikah memuru ve cami hocası gelip nikahınızı kıyacaklar." Aytaç'ın söylediklerinden sonra yediğim lokma boğazımda kaldı. Öksürmeye başladım.
Sarp hemen ayağa kalkıp bir eliyle sırtımı sıvazlıyor bir eliyle bana su içirmeye çalışıyordu. Bu gün ikidir yediğimi boğazıma diziyorlardı en sonunda ellerinde kalıcaktım.

"Daha iyimisin" dedi Sarp, başımı salladım iyi olduğumu belirtmek için. Sonra yerine oturup Aytaç'a baktı bunu sonra konuşuruz" dedi.

Yavaş yavaş yemeğimi yiyordum artık benmi yemeği yiyordum yoksa omu beni bilmiyorum. Şimdi ben yarından sonra evlecekmiydim karşımdaki adam kocam mı olacaktı.

Yemekten sonra bahçeye çıktım bahçedeki sandalyelerden birini çekip oturdum. Kollarımı kendime sardım etrafı seyrederken Sarp bir sandalye çekip karşıma oturdu.

"Ne düşünüyorsun"dedi yüzümü incelerken.

"Birde soruyormusun? Beni düşürdüğün duruma bak, artık ne düneceğimi ne hissedeceğimi bilmiyorum." Onunla sakin konuşuyordum çünki tartışmanın bir faydası olmayacaktı.
"Bir gün arkadaşlarımla tatile çıkıyorum orada kayboluyorum ve nasıl oluyorsa hiç tanımadığım ailemin düşmanının evine girip yardım istiyorum o ise beni esir alıp zorla benimle evlenmeye çalışıyor." Gözlerini kırpmadan beni dinliyordu.
"Niçin, ailem olan düşmanlarından intikamını almak için. Benim burada suçum ne Söyler misin? Benimde duygularım yokmu, benimde gururum yokmu."

"Güzelim biliyorum çok suçluyum" diyerek sandalyemi kendine çekerek bana sıkıca sarıldı. İtiraz etmedim geri çekilmedim. Belki ona sığınmak istiyordum.
"Sana söz herşeyi düzelteceğim bir tanem. Kendimi sana affettireceğim. Sana nasıl tutulduğumu, sana nasıl aşık olduğumu göreceksin. Seninde beni sevmeni sabırla bekleyeceğim güzelim." Diyerek saçlarımı koklayarak başıma öpücükler kondurdu.

"Sigara verirmisin" dedim. Tebessüm ederek eğilip yüzüme baktı.

"Keyfin yerinde galiba" dedi. Bende onun gibi tebessüm edip geri çekildim.

"Malesef senin yüzünden tiryakisi oldum." Kaşlarını kaldırarak gözlerini benden ayırmadan elini arka cebine götürüp sigara paketini çıkardı. Bir tanesini dudaklarıma koyarak yaktı. Bir nefes çekmemle elimden alıp kendi dudağına götürdü. Ben ne yaptığını beynimde sorgularken bir sigara daha uzattı.

"Böyle daha tatlı oldu" dedi. Çapkın çapkım gülümserken.
"Rüyanda seni mutluluktan gülümseten benmiydim?"

"Hayır sen değildin" dedim sigaramdan içerken. Hemen kaşları çatıldı.

"Eski sevgilin mi?

Sorusuna gülme isteğimi bastırdım.

"O Kaya mıdır nedir omuydu?"

"Kaya benim en yakın arkadaşlarımdan biri sevgilim değil."

"Peki şöyle sorayım sevdiğin varmıydı?

"Hayır, erkek ardaşım oldu ama kısa sürdü ilişkimiz."

"Demek erkek arkadaşın vardı? Çok sevdin mi bari onu neden ayrıldın?" Ben gülünce daha çok çatıldı kaşları.
"Kimdi o şerefsiz?"

"On yedime yeni girmiştim, benden üç yaş büyüktü benimle hep yanlız kalmak benimle yakından ilgilenmek istiyordu. Normal sevgililer nasıl olursa öyle yani. Ben onun istediği gibi biri hiç olmadım. Sinemaya gidelim derdi, ben top sahasına çocuklar gibi top oynamaya. Baş başa yemeğe gidelim derdi, ben bütün arkadaşlarımı toplar hep birlikte giderdim."

Birden kahkaha atmaya başladı sonrada kaşının birini kaldırarak yüzümü inceledi.
"Hiç öptümü seni" dedi.

"Neden bunu soruyorsun?"

"Ne demek neden bunu soruyorsun? Karım olacaksın herşeyini bilmeliyim."

"Bunları sorguluyorsan evlenme o zaman, sanki silah zoruyla ben evlenelim diyorum." Oturduğum yerden kalkmaya çalıştım kollarımdan tutup kalkmama izin vermedi.

"Seni kızdırmak istemedim güzelim."

Kollarımı kendime doladım başka tarafa baktım. Sanki benimle zorla evlenmiyormuş gibi geçmişimi sorguluyordu.

Biraz öyle sessiz kaldıktan sonra tekrar rüyam aklıma geldi anlatmak istedim. "Rüyamda Melek annemi gördüm. Gerçek gibiydi onu sadece fotoğrafta gördüğüm halde sanki hep yanımdaymış gibi hissettim. Benimle konuşuyor gülümsüyordu." Anlatırken sanki rüyamı yaşıyormuşum gibi hissediyor gülümsüyordum.
"Biliyormusun ben anneme çok benziyorum. Saçlarım, gözlerim çok benziyor. Eğer söylediğin gibi baban öldürmediyse kim öldürdü annemi? Kim kıydı ona?"

"Babam öldürmedi Ceyda buna emin olabilirsin. Bana kalırsa anneni öldüren evin içinden biri. Sen karnındayken onu zehirlemiş." Kim olabilirdi ki.

Bir süre daha oturup eve girmiştik. Gece ben yatakta oda koltukta uyumuştuk sözde, ama sabah yine yatağımda sarmaş dolaş uyanmıştık. "İyi alıştın sende ha" diye bağırmıştım, o ise gülüyordu.

Gün boyu evden çıkmamıştık. Aytaç ve iki adamı şehre gidip ben ve Sarp için alış veriş yapmışlardı. Şimdi üzerimde olan nikah elbisemi bile Aytaç almıştı. Evet bu gün nikah günüm, birazdan resmen Sarp ile evlenmiş olacağım. Evleneceğim günü hiç böyle hayal etmemeştim. Aşık olduğum adam önce ailemin rızasını alıp sonrada nişan ve düğün yapacaktı bana. Her genç kız gibi bende gelinlik giymeyi hayal ederdim. Ama hayaller ve gerçekler aynı olmuyordu malesef.

Son kez aynada kendime baktım her an Sarp gelebilirdi. Kalın askılı yakası fazla açık olmayan beyaz elbisem dizlerime kadar geliyordu boyu. Altında sade beyaz topuklu ayakkabılarım vardı. Saçlarımı ve makyajımı yapması için iki kuaför kız gelmişti. Hafif bir makyaj yaptırmıştım. Saçlarımı bukleler şeklinde dağınık topuz yapmışlardı. Çok güzel olmuştum. Evde yapılacak nikah için biraz fazlaydı, nekadar istemesemde Sarp kızlara en güzel şekilde hazırlayın demişti.Bence bu durumda pijamalarım ile de nikaha gidebilirdim.

Odamın kapısı bir kez tıklatıldıktan sonra açıldı. Arkamı dönüp baktığımda, Sarp siyah takım elbisesi ile büyük ihtişamıyla karşımda duruyordu. Yeni tıraş olmuş koyu kumral saçlarını özenle taramıştı. Tıpkı benim onu süzdüğüm gibi oda beni süzüyordu. İçimi tarifsiz bir heyecan sardı. Her yerimi süzdükten sonra dudakları kıvrıldı.

"Boşuna sana aşık olmadım." Ellerini beline koyarken, "çok güzelsin dedi. Gözlerimi çektim gözlerinden beni utandırmıştı.
"Belkide..." diyerek durakladı ve sonra, "hala seninle intikam için evleniyorum sanıyorsun. Beni büyülediğinin farkında değilsin. Yirmi beş yaşıma kadar hiç bir kızdan böyle etkilenmedim."

Ne söyleyeceğimi bilemiyordum normalda her zaman rahat tavırlı olan ben Sarp'ın yanında bambaşka biri oluyordum.

Elini uzatıp elimi tutarken,
"Hadi müstakbel karıcım çıkalım memuru ve hocayı bekletmeyelim" dedi.

İçimi tarifsiz bir heyecan sardı kalbimin sesini duyuyordum sanki. Salona girdiğimizde masaya geçip oturduk. Nikah memuru nikahımızı kıyarken Aytaç Sarp'ın Cem ise benim şahidim oldu. Resmi nikahtan sonra hoca nikahımızda kıyılmıştı.

Evlilik cüzdanını elime alıp açtım Sarp ve benim yan yana olan fotoğraflarımıza baktım, artık biz evliydik. Sarp'a döndüm gülümseyerek beni izliyordu. Ben ise bir tepki veremiyordum. Sanki bir rüyanın içindeydim.

Elimi tutup beni ayağa kaldırdı. Başımı iki elinin arasına alıp alnımdam usulca öptü.
"Beni çok mutlu ettin karıcım. Seni seviyorum." Bakışlarında sevgi ve şefkat vardı, sanırım artık ona inanıyordum.

Levent nikahta ve daha sonrada her halimizin fotoğrafını çekiyordu. Bahçede hazırladıkları masaya çeşit çeşit yemekler, mezeler ve içecekler konulmuştu. Herkesin keyfi yerindeydi. Yemeklerini yerken rakılarını içiyor, gülüşerek muhabbetlerini ediyorlardı. Benimse içimde bitmek bilmeyen bir savaş vardı.

Annem, babam, yeni ailem ve çok sevdiğim arkadaşlarım bu günümde yanımda olmalıydı. Bu gün hayatımın en mutlu günü olmalıydı.

Sağıma dönüp Sarp'a baktım. Mutluluğu yüzüne ve hareketlerine yansımış gülümseyerek konuşuyor, onu ilk gördüğümden beri ilk defa böyle görüyordum. Ona baktığımı farkedip bana döndü.

Elini boynuma sarıp beni kendine çekti.
"Güzelim iyimisin" derken başıma öpücük kondurup yüzüme baktı.
"Mutlu olman için elimden geleni yaparım karıcım. Beni sevmen için, bana aşık olman için her şeyi yaparım."

Sesinin sakinleştirici tınısı iyi geliyordu.

"Biraz gül sevgilim bu gün en mutlu günümüz." Bakışları, gözleri, kokusu beni kendine çekiyordu onu dinlerken.
"Biliyorum kafan çok karışık ama her şey düzelecek."

Tebessüm ettim rahatlamaya çalıştım. Gülümsediğimi görünce, oda glümseyip sımsıkı sarıldı. Bir süre öyle kaldık.

"Levent senin sesin güzeldir hadi bir türkü söyle kardeşim." Sarp'ın isteği üzerine Levent güzel bir türkü söylemeye başladı. Gerçekten sesi güzeldi. Başka zaman olsa bende eşlik ederdim.

Odamıza çıkınca hemen elbise dolabından benim için alınan kıyafetlerin içinden kırmızı pijama takımını çıkarıp banyoya girdim. Saçlarımı açıp elbisemi çıkarmaya çalıştım. Ama elbisemin arka fermarına elim yetişmiyordu. Bir kaç defa denedim ama olmadı. Sarp'tan yardım istemekten başka çarem yoktu. Banyodan çıktım Sarp üzerini çoktan değiştirmişti.

Beni tekrar elbise ile görünce şaşırarak yüzüme baktı.
"Güzelim neden çıkarmadım elbiseni" dedi.

"Şey, elbisenin fermarına elim yetişmedi yardımcı olurmusun?" Dediğimde dudakları kıvrıldı.

"Büyük bir zevkle karıcım."

Arkamı döndüğümde saçlarımı sol omzuma alıp fermarımı açtı. Ben utanarak banyoya gitmek için adım atacağım zaman arkamdan tutup sarıldı.

"Karım olduğuna inanamıyorum güzelim, artık benimsin. Bana alışana kadar hiç bir şey için zorlamayacağım, yeterki benden kaçma."

Yanaklarım yanıyordu utancımdan, titreyen sesimle konuşmaya çalıştım.
"Ben üzerimi değiştireyim" dedim. Beni bırakınca banyoya doğru koştum. Üzerimi değiştirdim. Yeni eşyalarımın içinden aldığım lastikle saçlarımı topladım. Aynadaki yansımama baktım yanaklarım al al gözlerim parlıyordu. Mutluydum.

Banyodan çıktığımda Sarp yatağa uzanmış beni bekliyordu.
"Gel güzelim" diyerek pikeyi açtı. Sesimi çıkarmadan yanına uzanıp arkamı döndüm. Kollarını dolayıp bana sarıldı. Geç vakite kadar, uzunca bulunduğum durumu düşünüp uykuya daldım.

******

Gözlerimi araladığimda hala Sarp'ın kolları ahtapot gibi sarmıştı beni. Kollarından kurtulmaya çalıştım ama çok sıkı doladığı için kurtulamadım. En iyisi uyandırmaktı.

"Sarp"
"Hııı"
"Kollarını açarmısın?"
Bekledim ne cevap verdi nede kollarını gevşetti.
"Sarp kollarını açarmısın çok sıkıyorsun beni."
"Hııı" bekledim, bekledim yok uyanmıyordu. Dönüp suratına bakmaya çalıştım zorlukla. Gözleri kapalı ama gülümsüyordu.

"Demek uyanıksın bilerek kollarını açmıyorsun? Bırak beni."

"Valla hiçte bırakmaya niyetim yok yerim çok rahat. Hiç bu kadar huzurlu uyuduğumu hatırlamıyorum karıcığım."

"Ama ben kalkmak istiyorum artık her yerimi ağrıttın çok sıkuyorsun."

"Özür dilerim hayatım" dedi kollarını gevşetirken gözlerinide açtı. "Sana bir masaj yaparım hiç bir şeyin kalmaz."

"Sakın" dedim doğrulup otururken, istemem ben masaj filan. Dememle beni kendine çekip yine sıkıca sarıldı.

"Peki güzel karıcım sana iki seçenek sunuyorum ya masaj yaparım sana yada.." diyerek gözlerini kısarak baktı. Sarmaş dolaştık, bir birimizin gözlerine baktık.
"Beni sevip sevmediğini söyleyeceksin?"

Nasıl cevap vereceğimi bilemedim. Sevmiyorum desem yalan olurdu seviyorum desem utanıyordum. Cevabım başımı olumlu anlamda sallamak oldu.

"Seviyorsun" dedi gülümseyerek.
"Beni seviyorsun" gülmesi genişledi. Gözlerini gözlerimden ayırmadan kahkaha attı. Kahkahası benide gülümsetti. İki gündür çok keyifliydi. Sarıldı sımsıkı beni göğsüne yatırdı saçlarımı okşadı öptü.
"Yarın İstanbula döneceğiz babanın karşısına çıkıp biz evlendik diyeceğiz.

"Çok sinirlenecektir" dedim.

"Sinirlensede bu bir gercek biz evlendik Ceyda'm. Şimdi giyinip hazırlan seni biraz gezdireyim Bitlis ve çevresinde. Sana büryan yedireyim hiç yedinmi?"

"Hayır adını duydum ama hiç yemedim."

"O zaman hazırlan gidelim sonra beni Bitlise kadar götürdün de meşhur büryan yemeğini yedirmedin dersin" diyerek çok güzel gülüyordu.

Üzerime mavi kot pantolon ve beyaz tişört giyinip saçlarımı güzelce tepeden topladım. Beyaz sipor ayakkabılarımı giyindim. Sarp her zamanki gibi siyahlara bürünmüştü. Siyah kot pantolon siyah gömlek. Evden çıkınca Aytaç yanımıza geldi.

"Sarp hayırdır nereye?"
"Sana hesapmı verecem lan." Aytaç'a cevap verirken gülüyordu.
"Estafurullah sana hesap sormak ne hattime oğlum."
"Ha şöyle patrona hesap sorulmaz."
"Yüzünde gülücükler saçıyorsun bu mutluluğunu yengeyemi borçluyuz?"

Yengemi dedi o, ister istemez kaşlarım çatıldı. Cem' bir kenarda durmuş bize bakıp gülümsüyordu.

"Yenge utandırdıysam kusura bakma."
"Ne utanacağım utanacak bir şeymi yaptım" dedim.
"Yok hemen kızma yanakların biraz kızardıda o yüzden" diyerek sırıttı.
"Karımla uğraşma Aytaç. Yarın İstanbul'a dönüyoruz ona göre hazırlık yapın.
"Oh be amma sıkılmıştım bencede artık gitme vakti."
"Biz çıkıyoruz akşama geliriz."
"Yalnız çıkmayın bende geleyim yada çocuklardan birini göndereyim."
"Gerek yok siz işinize bakın" diyerek elimi tuttu ve arabaya doğru yürüdük.

Beni ön koltuğa oturtup kemerimi takarken gözlerini gözlerimle buluşturdu.
"Beni büyülüyorsun karıcım" diyerek yanağıma büyük bir öpücük kondurdu.
Ve yerine geçip arabayı çalıştırdı.

"Seni güzelce gezdireyim annemin memleketini. Çok güzeldir buralar beğenirsin" dedi. Benimde içim kıpır kıpırdı heyecan ve mutluluktan. Bir süre sonra Sarp'ın telefonu çaldı, ekrana bakıp cevapladı.

"Efendim baba" babasını dinlerken arabayı kenara çekip durdurdu. Suratı birden cittileşti. Acaba babası ne anlatıyordu, merak etmiştim.

"Nikahımız oldu" diyerek bana döndü ciddi surat ifadesiyle,
"Bu saatten sonra onu hiç bir güç alamaz benden" dedi. Kaşlarını çattı surat ifadesi korkmama neden oldu.
Aklıma yine intikam için benimle evlenme ihtimali geldi.

Ya beni kendine aşık ettikten sonra bırakırsa, böyle bir düşünceye inanmak istemiyorum. Böyle bir şey yapmazdı değilmi?"

Yorumlarda buluşalım canlar.

Hoşça kalın🌹