16. bölüm · ESİR

15.Bölüm

Nursen Ağ

Beğeni ve yorumlarınızı
Bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar♥️

Odamın balkonunda bacaklarımı uzatarak oturdum. Sigaramı içerken serin havayıda soluyordum. Artık havalar soğumaya başlamıştı. Bu gün çok sitresli ve yoğun geçmişti çok yorulmuştum ama uyuyamıyordum. Heyecan, mutluluk, üzüntü, nefret hepsini birden yaşıyordum.

Sevdiğim adam yarın beni istemeye gelecekti. İki aile barışmıştı artık. Ama Zerrin cadısının, gerçi artık ona yılan demeliyim. Yıllardır aileme yaptıkları affedilir gibi değildi. Kim bilir yıllardır Melek annem neler yaşamıştı. Düşündükçe çıldırıcak gibi oluyorum.

Annemi doktor muayene ettikten sonra babama, aşırı doz ilaç kullandığı için hafızasının yok denecek kadar zayıfladığını iyileşmesinin zaman alacağını söyledi. Bunun içinde hastanede tedavi olmasının daha doğru olduğunu belirtti. Ama babam gerekirse hastaneyi eve getirin, ben Meleğimi gözümün önünden bir daha ayırmam dedi. Gözleri hep doluyor annemin başına gelenlerden kendini suçluyordu.

Annemin odasına gittiğimde sessizce bana bakıp beni izliyordu. Onunla konuşmayı denedim ama bir tepki vermiyordu. Herkesin içinde sadece bana bakıyor gözleri doluyordu. Yanında bir süre oturduktan sonra uyuduğu için babam ile yalnız bırakıp odadan çıkmıştık.

Zerrin ve işbirlikçilerine ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu. Abim ise çok yıkılmıştı. Arabasına binip evden çıkmıştı. Babam arkasından adamlarını göndermişti ama bulabildilermi bilemiyorum. Telefonunuda kapatmıştı ulaşamayalım diye.

Telefonumun sesiyle oturduğum yerden kalkıp odama geçtim. Yatağımın üzerindeki telefonumu aldığımda ekranda Sarp'ın ismini görünce heyecandan kalbim deli gibi çarpmaya başladı. Fazla beklemeden aramayı cevapladım.

"Efendim" dedim.

"Güzel karıcığım uyuyormuydun?"

"Hayır uyku tutmadı. Balkonda oturuyordum."

"Bu gün senin için zor bir gündü güzelim uyuyup dinlenmelisin." Ses tonu o kadar güzeldi ki. Sürekli konuşsun istiyordum.

"Uyuyamıyorum. Öz annemin yirmi yıl boyunca bir evde ilaçlarla beyninin uyuşturulup esir tutulmasına inanamıyorum. Kim bilir bu zamana kadar neler yaşadı. Bu insanlık dışı bir olay. Zerrin ve işbirlikçilerinin ömür boyu hapislerde çürümeleri gerekiyor.

"Güzelim" dedi yumuşak bir ses tonuyla.
"Merak etme baban gereken cezayı çekmelerini sağlayacaktır. Annende iyileşecek. Bundan sonra mutlu olman için elimden geleni yapacağım güzelim."

"Çok teşekkür ederim Sarp" dedim.

"Neden teşekkür ediyorsun güzelim?"

"Bana annemi bulduğun için, birde hayatıma girdiğin için."

Gülümseyerek, "annenin yerini sen buldun güzelim. Ben sadece onu alıp sana getirdim. Ayrıca ben değil sen benim hayatıma girdin. Ben seni bütün İstanbul'da aratırken, ansızın çıkıp geldin. İlk görüşte kim olduğunu bilmeden büyülendim sana." Sarp böyle konuşunca sanki beni görüyormuş gibi yanaklarım kızardı.

"Beni utandırma."

"Artık benden utanma güzelim kocanım senin. Şimdi uyu dinlen bir kaç güne düğünümüz olacak. Artık senden ayrı yaşamak istemiyorum karıcığım. Ulan şu işe bak." Son cümlesini yüksek sesle söyleyince birden yerimde irkildim.
"Evli olduğumuz halde karımdan ayrı yaşıyorum. Ne vardı baban seni götürmeme izin verseydi" deyince gülümsedim.

"Ne zamandan beri birilerinden izin alıyorsun acaba" dedim.

"Doğru, baban izin vermediği için bırakmadım seni orada. Her şey usulüne uygun olsun senin içinde kalmasın diye bıraktım. Yoksa hiç kimse seni almama karşı çıkamazdı."

"Neyse uyuyalım artık çok geç oldu."

"Uyuyalım güzelim ama önce beni sevdiğini söyle" dedi.

"Seni seviyorum Sarp" dedim. Büyük bir heyecanla.

"Seni seviyorum karıcığım."

Telefonu kapatıp kendimi yatağa attım. Elimi kalbime koydum delice çırpınıyordu. Ben daha önce hiç böyle duygular hissetmemiştim. Demekki aşk böyle bir şeydi.

************

Evde bir koşuşturmaca yaşanıyordu. Büyük bir temizlik ve çeşit çeşit ikramlıklar yapılıyordu. Babaannem büyük bir heyecanla çalışanları yönlendirip onlara yardım ediyordu. Çok mutluydum her şey yoluna giriyordu. Babam, Sevil annemi ve Yusuf babamıda davet etmiş, bu gecede onlarında burada bulunmaya hakları olduğunu söylemişti. Babaanneme yanaşıp yanaklarını sıkarak öpücükler kondurdum.

"Babaanneciğim kendini çok yoruyorsun bırakta çalışanlar halletsin işleri."

"Her şey mükemmel olmalı güzel torunum. Bu gün senin en güzel günün" diyerek yanaklarımdan öptü.

"Bakıyorum da benden daha çok heyecanlısın babaanne."

"Vallaha heyecanlıyım. İçim içime sığmıyor oturamıyorum bir yere." Ona kahkaha atarak gülümsedim.

Etraf çalışanlarla doluydu. Bu gün için bir şirketle anlaşmışlardı. Güzel kokulara dayanamayıp mutfağa girdim. Masadaki ikramlıkları görünce dayanamayıp yemeğe başladım.

"Ceyda sakın bozma çok uğraştım ikramlıkları dizerken." Kadere gülümsedim.

"Aşk olsun Kader'cim bu gün benim günüm bir iki tane ikramlığı bana çokmu görüyorsun?"

"Tabiki çok görmüyorum fıstığım ama çok uğraştım tabaklara dizerken bozmadan yersen çok sevinirim." Gülümseyerek yanağını sıktım.

"Merak etme bozmayacağım bu gün her şey yolunda gitsin istiyorum. Hiç bir aksilik çıkmasın."

Hatice abla gülümseyerek bana baktı.
"Çıkmayacak güzel kızım. Her şey çok güzel olacak. Sen bunu çoktan hak ettin."

"Teşekkür ederim Hatice ablacığım" dedim, onun gibi gülümseyerek. Bir süre ikramlıklardan yiyip annemin odasına çıktım. Zerrin ve babamın odasının önünden geçerken kapısı açıktı. İçeriye baktığımda bütün eşyaları çıkarılmış gördüm. Oda bomboştu. Çok şaşırdım, hangi ara eşyaları çıkarmışlardı bilemiyorum. Annemin odasına doğru ilerleyip kapıyı çaldım. Babamın gel sesini duyunca içeriye girdim. Annem sessizce sandalyede oturmuş camdan dışarıyı izliyordu. Babam ise ellerini tutmuş hüzünlü gözlerle onu izliyordu.

Beni görünce "gel kızım diyerek ayağa kalktı. Yanlarına gidince bana öle bir sarıldı ki, bu eve geldiğimden beri babam olduğunu böyle hissetmemiştim.
"Ben size geç kaldım kızım. Beni affet, affet küçük meleğim" diyerek ağlamaya başladı.
"Her şey benim yüzümden. Yanlış insanlara güvenişimden. Etrafımda olup biteni göremeyişimden." Dayanamadım bende onun gibi sesli bir şekilde ağlıyordum.

"Bundan sonra mutlu olmanız için her şeyi yaparım kızım. Bunun için çok geç kaldım ama telafi etmek için her şeyi yaparım kızım. Annen de iyi olacak, göreceksin iyi olacak. Biliyorum çok zor beni baba gibi görmen ama annende sende benim canımsınız."

Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Çok perişan görünüyordu. İçim acıdı.
"Kendini suçlama baba. Böyle olmasını istemezdin. Bizden ayrılmak istemezdin. Ben seni babam olarak görüyorum. Seni seviyorum baba" dedim. Tekrar sarıldı bana. Kokumu içine çekip saçlarımdan öperek. Bir süre öyle kalırken, annemin bizi izlediğini gördüm. Donuk bir şekilde bize bakıyordu. Babamdan ayrılıp yanına gittim. Önünde diz çöküp ellerini tuttum.

"Anne ben Ceyda, kızın. Benimle konuş anne." Donuk bakışlarla beni izliyordu.
"Anne n'olur bir ses ver. Bak kızını bu gün istemeye gelecekler. Keşke iyi olsan beni senden isteselerdi. Onlara benim kızım daha küçük kimseye vermem diyerek kaynanalık yapsaydın" dedim hafif tebessüm ederek burnumu çektim. Hala gözlerim durmaksızın akıyordu.
"Annecim konuş benimle. Kimbilir sana neler yaşattılar. Yirmi yıl esaret altında nasıl yaşadın annem" dedim hıçkırıklarım arasında.

Daha fazla dayanamayarak odadan çıktım. Odama girecekken vazgeçip, alt kata inip bahçeye çıktım. Nefes almaya ihtiyacım vardı. Odama girsem daha çok ağlayacaktım. Kamelya ya oturup ellerimi yüzüme kapatıp bir süre öylece ağladım. Etraftaki adamların bana bakıp bakmamaları önemli değildi şu an. Ellerimin tersiyle yüzümü silip cebimden çıkardığım sigarayı yaktım. Sigaramı içerken telefonum çaldı. İnce hırkamın cebinden telefonu çıkardım. Arayan Sarp'tı.

"Efendim" dedim.

"Neden ağlıyorsun güzelim" dediğinde şaşırarak etrafıma bakındım burada mı diye. Ama etrafta görünmüyordu.
"Cevap vermeyecekmisin karıcığım? Seni bu kadar üzen şeyi söyler misin?

"Sarp neredesin?

"Şirketteyim güzelim."

"Ağladığımı nereden gördün şirketteysen?

"Yanında olmasamda senden haber getiren kuşlarım var sevgilim."

"Hımm demek Cem ve Erdemden çok var burada daha."

"Konu sen olunca ordu dikerim ben o kapıya. şimdi söyle bakalım kim ağlattı seni bu kadar. Üstelik birde sigara içiyorsun. Sana yasaklamalıyım şu sigarayı" diyerek iç çekti.
"Hadi güzelim seni dinliyorum?

"Anneme üzülüyorum. Öylece sessizce oturup bana bakıyor. Babam kendini suçlayıp bana sarılıp ağladı. Defalarca özür diledi benden. Onları öyle görünce dayanamadım."

"Her şey yoluna girecek. Annen iyi olacak. Artık ağlamanı istemiyorum karıcığım. Bir iki saate sizde oluruz" dedikten sonra alaylı bir ses tonuyla, "kocan gelecek sen daha hazır değilsin. Ağlamayı bırakta kocan için hazırlan" dedi.

Gülümseyerek "tamam görüşürüz" dedim.

Telefonu kapatıp, Yasemin'i aradım görüntülü.
"Ceyda n'oldu abin döndümü eve?"
"Hayır Yasemin hala haber yok" dedim üzgünce. "Neredeyse akşam olacak ama hala gelmedi."

"Üzme sen kendini canım. Bende çok merak ettim kafa dinliyordur bir yerlerde gelir. Neyse akşam ne giyeceğine karar verdinmi? Biz geliyoruz haberin olsun seni yanlız bırakacak değiliz. Hatta şimdi çıkıyoruz kıyafetini birlikte seçeriz olurmu?" Yasemini dinlerken gülmeye başladım.
"N'oldu neden gülüyorsun?"

"Yasemin sen benden daha heyecanlısın. Tek solukta kaç cümle kurdun. Neyse şimdi kapatıyorum erken gelin birlikte hazırlanırız."

Telefonu kapatıp odama gidip kızları bekledim.

******
Kızlar gelince hep birlikte hazırlanmıştık. Bu eve ilk geldiğimden beri benim için alınmış olan kıyafetlerin çoğunu gitmemiştim. Dolapta çeşit çeşit kıyafet, ayakkabı, çantalar vardı. Kızlar ile bedenlerimiz hemen hemen aynı olduğu için elbiselerimden giyinmelerini istemiştim.

Şimdi büyük boy aynada kendimi izliyordum.
"Çok güzel oldun Ceyda biraz daha aynaya bakarsan çatlayacak" dedi Elif.

Gülümseyerek ona döndüm.
"Sizde çok güzel oldunuz. Ama biraz fazla güzel, benimi istemeye gelecekler yoksa sizimi? dedim.

"Ayol belki bizide bir beğenen olur" dedi Yasemin saçını savurarak. Hepimiz gülümsemeye başladık.

"Mesala abim gibimi? dedim. "Tabi gelirse, çok merak ediyorum ne durumdadır diye."

"Kolay değil tabi onunda durumu" dedi Aslı.

"Aslı kendi telaşımdan seninle ilgilenemedim Alp ile barıştınızmı?"

Sorduğum soruyla gülen yüzü asıldı.
"Hayır" dedi iç çekerken. "O iş bitti Ceyda biz yapamadık" dedi gözleri dolmaya başladı. Koluna girip,
"Sakın, ağlamayı düşünmüyorsun değilmi makyajın akacak. Bütün gece kapkara gözlerle gezecek değilsin herhalde ortalıkta. Yasemin'e bak belki bu gece nasibimi bulurum diyor. Bellimi olur kız sanada buluruz birini. Hadi inelim" dedim kolundan çekiştirerek. Zorlada olsa gülümsemeye çalıştı.

Üzerime gece mavisi bir elbise giyinmiştim. Kolsuz eteği dar kesim dizlerimin üzerine geliyordı. Saçlarımı kızlar lüleler şeklinde dağınık topuz yapmışlardı. Salona geldiğimizde, Sevil annem beni görünce gelip sıkıca sarıldı.

"Çok güzel olmuşsun güzel kızım. Seni çok özledim" dedi. Geldiğimden beri telefonla konuşmuştuk ama yasağım olduğu için görememiştim onları.

"Bende seni ve babamı çok özledim anneciğim" dedim sıkıca sarılırken.

"Kızım" dedi Yusuf babam. Annemden ayrılıp ona sarıldım.
"Canım kızım çok güzel görünüyorsun." Nemli gözlerle beni inceledi.
"Mutlu musun? Evlenmek için daha çok küçüksün. Altından kalkacakmısın?"

"Babacım seninle bunları konuşmuştuk Sarp iyi biri. Birde bunun için artık çok geç biz evlendik biliyorsun. Benim için endişeleniyorsun ama merak etme mutluyum ben babacığım" dedim gülümseyerek. Onların üzülmesini istemiyordum. Bende ileride neler göreceğimi bilemiyordum. Sonuçta Sarp beni zorla kaçırıp onunla evlenmeye zorlamıştı. Onu tanımıyordum ama aşık olmuştum. istesemde bu saatten sonra ayrılamam ondan.

******
Adamlardan birinin içeri girip misafirlerin geldiğini haber vermesi ile kapıda onları bekliyorduk. İçeriye ilk Sarpın anne ve babası girdi. Herkesle selamlaştıktan sonra bana gülümseyip salona geçtiler. Ardından Sarpın kardeşi Sibel gülümseyerek bana sarıldı. Enson elinde büyük bir buket gül ile Sarp, gülümseyerek karşımda durdu.
Kızlar hariç herkes salona geçmişti.

Sarp gülleri uzatıp, gülümseyerek bana sarıldı. Kulağıma yanaştı.
"Çok güzelsin. Bu gece seni kaçırayımmı?"
Birden panik yapıp, gözlerim açıldı.
Onu itmeye başladım. Ama beni bırakmadı.
"Sakin ol karım değilmisin?" Deyince, "Sarp" dedim. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Hala sıkıca sarılmiş kokumu içine çekiyordu.

"Enişte artık kızımızı bıraksanmı? Dedi Yasemin. "Ayıp oluyor ama bir kızı isteseydin, biz belki vermiyoruz kızımızı sana. Hemen böyle ahtabot gibi sarılamazsın."

Sarp sesli bir şekilde gülümseyerek saçlarımdan öptü ve benden ayrılarak Yasemin'e döndü.
"Kusura bakmayın kızlar geç kaldınız. Ben Ceyda'yı çoktan aldım." Gülümseyerek salona doğru yürüdü.

Kızlar bana bakarak gülümsüyorlardı. Bizde salona geçince bir süre sohbetin ardından Sarp'ın babası beni Allah'ın emri ile iki babamdanda istedi. Babalarımda bana bakıp gülümseyerek beni verince, Sarp ile büyüklerimizin elini öptüm. En son Sarp herkesin içinde bana sarılınca çok utanmıştım.

Kızlar ile kahve yapmak için mutfağa girmiştik.
"Kızlar kahveyi siz yaparmısınız heyecandan ellerim titriyor" dedim.

"Ben yaparım kahveleri Ceyda'cım" dedi Kader. Sende içeriye götürüp dağıtırsın."

"Ya dökersem çok heyecanlıyım. Rezil olurum."

"Gelin sensin, başka zaman olsa benim götürmem normal olurdu. Ama şimdi senin götürmen gerek canım." Diyerek kahveri hazırlayıp, fincanları tepsiye dizdi. Sonrada elime tutuşturup,
"Derin nefes alıp götür" dedi.

Kızlar ne kadar ısrar etsede Sarp'a kııyamayıp kahvesine tuz koydurmadım.
Salona geçip dökmeden kahveleri dağıtmayı başarmıştım. Sarp kahvesini alırken bana göz kırpıp daha çok heyecanlanmama neden olmuştu. Neyse ki sorunsuz bir şekilde geceyi atlatmıştık. Abim hala ortalıkta görünmüyordu.

Sarp başıyla dışarıyı işarat edince oturduğum yerden kalkıp salondan çıktım. Evin geniş holünde beklerken heyecandan ellerimi ovuşturup, dudaklarımı ısırıyordum. Benim uslanmaz kalbim yine deli gibi çarpıyordu. Sarp'ın birden arkamdan sarılmasıyla, sıçradım.

"Karıcığım, benimi bekliyordun?" Diyerek saçlarımı kokladı.
"Seni çok özledim. Çok güzel görünüyorsun" diyerek beni kendine çevirdi. Gözlerime hayranlıkla bakıp gülümsedi. Hipnoz olmuş gibi gülüşünü izledim. Ne güzel de gülüyordu insafsız.
Suratımda nasıl bir ifade vardı bilmiyorum ama bu halim onu sesli bir şekilde güldürdü. Birden elimi tutarak beni üst kata doğru çekiştirdi. İtaraz etmeden onu takip ettim. Merdivenleri çıkıp benim odama girdik.

Kapıyı kapatıp beni kendine çekti. Birden sarılıp öpmeye başladı. Bir süre sonra alnını alnıma dayayıp,
"çok güzelsin sana hayranım" dedi.

"Senden hep şüphe ettim. Benimle intikam almak için oyun oynuyorsun diye düşündüm. Şimdi ise sana inanmak istiyorum. Beni gerçekten seviyormusun? Sarp. Bana aşıkmısın? dedim.

"Sana deliler gibi aşığım güzelim. Biliyorum sana çok çektirdim. Seni alıkoydum, kendime esir ettim. Ama sana söz, bundan sonra seni bir daha üzmeyeceğim. Seni mutlu etmek için her şeyi yaparım."

Gülümseyerek yüzüne baktım.
"Ya bir gün bıkarsan? dedim.

"Öyle bir şey olmayacak. Kurban olurum sana yinede bırakmam." Diyerek gözlerimi, yanaklarımı, dudağımı her yerimi öpmeye başladı.

"Yeter dur artık, biri gelicek" dedim.

"Kim gelirse gelsin karım değilmisin?

Bir süre sonra baktım ki duracağı yok, elinden tutup balkona doğru çekişrirdim. Gülümseyerek takip etti beni. Artık havalar soğyordu. Balkona çıkınca soğuk hava içimi titretti. Sarp bana sarılarak ısınmamı sağladı.

"Hatırlıyormusun balkondan odama girip, saçlarımı okşayarak uyandırmıştın beni. Çok korkmuştum. Bir süre, rüyamı gerçekmi ayırt edememiştim."

"Seninle olan hiç bir anımı unutmam. O gece sana hazırlığını yap yakında evleniyoruz dediğimde inanmayıp naz yapmıştın." Gülümsedim.
"Dağ evi baskın yiyince, seni götürdüğüm kulübede
"Senden nefret ediyorum demiştin, bende sana, "en büyük aşklar nefretle başlar" dedim.
"Sana aşık olacağıma ömür boyu evde kalırım" dediğinde,
"Büyük konuşma" demiştim.
Hatırlıyormusun.? Bak şimdi karım oldun" diyerek sinsice sırıttı.

"Ama senden nefret etmek için bir çok sebeplerim vardı. Bir de" diyerek duraksadım.

"Birde ne? Diyerek hafiften kaşlarını çattı.

"Birde senden korkuyordum" dedim. Sesim kısık çıkmıştı.

Başıma öpücük kondurup, "özür dilerim güzelim" dedi iç çekerek. "Bütün yaptıklarım için özür dilerim."

Bir süre sessiz kalınca konuşmak istedim.
"Beni ne zaman sevdiğini hissettin?

Gülümseyerek, "seni ilk gördüğümde, böyle bir güzelliğin şaşırıpta evime gelmesiyle kendimi çok şanslı hissettim. Düşmanımın kızı olman hiç bir şeyi değiştirmedi. Sana her baktığımda biraz daha bağlandım."

"O yüzden mi ilk gün dilini keserim dedin bana" dememle, önce gözlerini masumca gözlerime dikti, sonrada gülerek sıkıca sarıldı bana.

"O blöf tü" dedi. Gülümseyerek daha çok sokuldum ona.

******
Sarp ve ailesi gidince dışarıdaki adamlardan arkadaşlarımı evlerine bırakmaları için rica etmiştim. Ardından Sevil annem ve Yusuf babam da gidince uyumak için odama geçtim. Çok mutluydum. Sanki bulutların üzerinde uçuyordum. İçim içime sığmıyor müzik eşliğinde dans ediyordum. Bu halimle Sarp'ın beni kaçırdığı günü hatırladım.
Sarpı o gün de çok beğeniyordum, ama bir o kadarda ondan korkuyordum.

Dans etmek beni susatmıştı. Kulaklığımı çıkarıp odamdan çıktım. Önce annemi görmek istedim ama yanında babam olduğu için rahatsız etmek istemedim. Mutfağa girip iki bardak su içtim. Tekrar susarım diye bardağımı doldurup elime aldım. Etraf çok sessizdi, herkes uyumuş olmalıydı. Tabi saat çok geç olmuştu.

Büyük hol dışında hiç bir ışık yanmıyordu. Holde yürürken bir anda aklıma Zerrin ve işbirlikçileri geldi. Dün gece babamın, adamlarına götürün bodrum katına dediğini anımsadım. Bu hangi bodrum du acaba.

Bir anda aklıma gelenle arkamı döndüm. Holün sonunda bir koridor var. Daha önce oradan aşağı inen bir merdiven görmüştüm. Holün sonuna doğru yürüyüp ince koridora girdim. Koridor çok karanlıktı. Elimi duvarda gezdirip lamba düğmesini aradım, en sonunda bulup ışıkları açınca etrafa bakındım. Burada beş oda vardı. Koridorun sonuna geldiğimde aşağıya inen merdivenden alt kata indim.

Burada bir çok kapı vardı. Acaba çalışanların odasımıydı. İçime heyecan bastı, geri dönüp odama gitmeliyim ama çok merak ediyordum. Sessiz adımlarla ilerleyerek ilk kapıyı yavaşça açtım. İçerisi karanlıktı. Ben daha içerisini seçemeden, bir erkek sesi,

"buyrun Ceyda hanım, bir şeymi istemiştiniz" dedi. İri yarı adam büyük bir heybetiyle karşımda dikeldi.

Gözlerim fal taşı gibi açılmış adama bakıyordum.
"Şey, ben Hatice ablanın odasını arıyordumda kusura bakmayın rahatsız ettim" dedim.

Adam bana inanmayan gözlerle bir kaç saniye baktıktan sonra, "Hatice ablanın odası üst katta size yardımcı olayım" dedi.

"Teşekkür ederim ben bulurum" deyip arkamı dünüp merdivenleri çıktım. Adamın kapısını kapattığından emin olup, bir süre koridorda bekledim. İçimdeki seslerin biri, "Ceyda odana git" diyor diğeri ise "başladığın işi yarım bırakma" diyordu. En kötü ne olabilirdi ki.

Sessiz adımlarla tekrar alt kata indim. Etrafa bakındım. İlk odada korumalardan biri kalıyorsa ötekilerdede korumalar vardır. E peki bu evin bodrumu burasımı oluyordu. En iyisi en son odaya bakmakla başlamaktı. Sessizce son kapıya doğru ilerledim. Bu bardakta elimde kaldı, keşke yukarıya bırakıpta inseydim.

Son kapıya ulaştığımda yavaşça kulpunu tutup indirdim. Kapı açıldığında burasının merdiven olduğunu gördüm. Merdivenden inerken çok karanlık olduğu için elimle elektrik düğmesini arayıp bulduğumda bastım. Etraf loş bir ışıkla aydınlandı. Merdivenleri inmeye başladım. Etrafı görünce korkudan olduğum yere çakılıp kaldım.

Bu gerçek olamazdı. Hayır. Bir inleme sesi geldi kulağıma. Korku ve panikle ilerlemeye başladım. Burası çok büyük bir zindana benziyordu. Demir parmaklıklı bir çok oda vardı içeride. İnleme sesine doğru yürüdüm. Karşımda gördüklerimle korkudan nefesim kesildi.

Zerrin'in işbirlikçisi adam kanlar içinde yerde yatıyordu belkide ölmüştü. Diğer parmaklıklar ardında karısı sallanarak oturuyordu. Zerrin ise ayrı bir parmaklıkta saçı başı dağılmış, gözleri şişmiş, dudağı patlamış, ağzından akan kanlar kurumuştu. Bütün bunları babammı yapmıştı. Bu canilikti.

"Mutlumusun" Zerrin yattığı yerden beni fark ederek zorlukla ayağa kalktı.
"Bütün bunlar senin yüzünden. Mutlumusun. Sen babanı masum bir adammı sandın. Bak halimize" diye bağırarak iki kollarını açıp kendini gösterdi.

"Bize neler yaptı. Ama bütün bunların hesabını sana ödeteceğim. Anlıyormusun, hayatımı mahvetmenin hesabını ödeyeceksin." Zerrin bağırıyordu. İçim ürperdi. Titremeye başladım. Elimdeki su dolu bardak kayıp gitti. Taş zemine düşen bardak, büyük bir sesle kırılıp, yankılandı.

Buradan gitmeliydim. Biraz daha durursam titreyerek yere yığılırdım. Arkamı dönerken bir adım atmıştım ki, az önce odasının kapısını açtığım koruma ile göz göze geldim. Sanki yer ayağımın altından kayıyordu. Şimdi ne yapacaktım.

Umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Yorumlarda buluşalım canlar

Hoşça kalın🌹