37. bölüm / 33
Beklenmedik An32
Bölümler 33Şu an: 32
- 1 Tanıtım71 kelime
- 2 1. Bolum162 kelime
- 3 2. Bolum292 kelime
- 4 3. Bölüm364 kelime
- 5 4. Bölüm263 kelime
- 6 5. Bolummmmm200 kelime
- 7 6.bölüm442 kelime
- 8 7.Bolummmmm479 kelime
- 9 8. Bolummmmm496 kelime
- 10 9.bolum889 kelime
- 11 10. Bolummmm755 kelime
- 12 11. Bolummmmm1.366 kelime
- 13 12.bolumm879 kelime
- 14 13.bolumm891 kelime
- 15 14.bolum520 kelime
- 16 15.bolım479 kelime
- 17 16. Bolum528 kelime
- 18 17. Bolummmmm518 kelime
- 19 18. Bolum333 kelime
- 20 19. Bolum411 kelime
- 21 20.bolum590 kelime
- 22 21.bolum639 kelime
- 23 22. Bolum470 kelime
- 24 23. Bolumm609 kelime
- 25 24.bolum322 kelime
- 26 25.bolum516 kelime
- 27 26.bolum631 kelime
- 28 27. Bolum568 kelime
- 29 28.bolum545 kelime
- 30 29.bolum918 kelime
- 31 30.bolum1.070 kelime
- 32 31.bolummm920 kelime
- 33 32482 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hamza'nın Ağzından:
Karagöl’e yerleşeli aylar olmuştu ama mahalleliyle tam anlamıyla kaynaşmanın vakti gelip çattmıştı. Köyün muhtarı Hüseyin Amca bir sabah elinde kocaman bir davetiyeyle restorana damladı.
— "Uşaklar!" dedi Hüseyin Amca, kahvesini yudumlamadan önce masaya vura vura. "Önümüzdeki hafta Karagöl Yayla Şenliği var. Köyün en eski geleneğidir; çay yarışması, horon turnuvası ve en iyi Karadeniz pidesi kapışması yapılır. Restoran olarak bu sene siz de varsınız, hele Hamza sen o fırından çıkmazsın!"
Furkan hemen atıldı: "Valla muhtarım ben hastanede hastaları iyileştiririm ama buradaki pide yarışmasında Hamza abiyi kimse geçemez, ben şimdiden jüriye adımı yazdırıyorum!"
Emir kaşlarını kaldırıp gülerek başını salladı: "Hastanede doktor, adliyede avukat... Şimdi bir de yayla şenliğinde jüri mi oldun Furkan? Bak sonra hastalar eksik kalmasın."
Ben mutfak önlüğümü omuzuma atıp muhtara döndüm: "Yarışma dedin, meydan dedin Muhtar... Biz o meydanlardan çok geçtik ama bu defa silahla değil, unla ve lezzetle geleceğiz. Varız!"
Azra'nın Ağzından:
Muhtarın şenlik haberini vermesiyle birlikte ahşap evde büyük bir hazırlık telaşı başladı. Yaren, Göksu ve ben şenlikte giyilecek geleneksel Karadeniz dokumalarını hazırlarken, bir yandan da erkeklerin bu iddialı hallerine gülüyorduk.
— "Düşünsenize," dedi Yaren kahkaha atarak. "İstanbul’da yeraltının en korkulan adamı olan Hamza, şimdi yayla şenliğinde 'en iyi pide' ödülü için un tozuna bulanacak."
Göksu dikiş ipliğini keserken gülümsedi: "Bırakın sevinsinler kızlar. Bırakın o eller fırın küreği tutsun, un koksun. Biz bu neşeyi iki yıl boyunca hak etmek için çok gözyaşı döktük."
Pencereden dışarı baktığımda; Hamza, Furkan ve Emir’in bahçede şenlik için tahta masaları onardıklarını, birbirlerine takılıp güldüklerini gördüm. Hamza başını kaldırıp yukarı baktı ve göz göze geldik. Bana göz kırpıp işine devam etti. Bileğimdeki Karagöl bilekliği güneş ışığıyla parıldıyordu.
Yayla Şenliği Günü
Şenlik günü geldiğinde Karagöl yaylası cıvıl cıvıldı. Rengarenk yöresel kıyafetler, tulum ve kemençe sesleri dağlarda yankılanıyordu. Köyün kadınları devasa kazanlarda karalahana çorbaları kaynatırken, pide yarışmasının yapıldığı taş fırının etrafı da mahşer yeri gibiydi.
Sıra benim ustama, yani Hamza’ya gelmişti.
Hamza beyaz önlüğüyle fırının başındaydı. Karşısında köyün en eski ustaları duruyordu. Hamza hamuru öyle ustalıkla açtı, malzemesini öyle bir dizdi ki... Fırından çıkardığı o mis kokulu Karadeniz pidesini jürinin önüne koyduğunda, köyün en yaşlı ninesi bir dilim alıp tadına baktı ve gözleri parladı.
— "Ula delikanlı!" dedi nene bastonunu sallayarak. "Sen İstanbul’da ne iş yapardın bilmem ama bu hamurda sevgi var, memleket hasreti var! Birinci sensin!"
Furkan ile Emir sevinçten havaya zıpladı. Furkan az kalsın elindeki çay tepsisini düşürüyordu.
— "Gördünüz mü!" diye bağırdı Furkan coşkuyla. "Bizim kaptan her yerde kaptan! İster yeraltı olsun ister Karadeniz pidesi!"
Hamza gülerek bana doğru yürüdü. Alnındaki hafif teri silerken önlüğünü çıkırdı ve ellerini arkasında birleştirip önümde eğildi:
— "Ödülümü almaya geldim hanımefendi," dedi gözlerinin içi gülerek.
Kollarımı boynuna doladım. Yayladan gelen kemençe sesleri ve etrafımızdaki dostların alkışları arasında başımı omzuna yasladım.
— "En büyük ödülü zaten bu memlekete dönerek aldın Hamza," diye fısıldadım.
Rüzgar Karagöl’ün çam ağaçlarından serin serin eserken, o yayla şenliğinde kazandığımız sadece bir pide ödülü değil; kaybettiğimiz neşemiz, gençliğimiz ve hiç bitmeyecek olan huzurumuzdu.
Bölüm etkileşimi
