Bölümler 33Şu an: 21.bolum
- 1 Tanıtım71 kelime
- 2 1. Bolum162 kelime
- 3 2. Bolum292 kelime
- 4 3. Bölüm364 kelime
- 5 4. Bölüm263 kelime
- 6 5. Bolummmmm200 kelime
- 7 6.bölüm442 kelime
- 8 7.Bolummmmm479 kelime
- 9 8. Bolummmmm496 kelime
- 10 9.bolum889 kelime
- 11 10. Bolummmm755 kelime
- 12 11. Bolummmmm1.366 kelime
- 13 12.bolumm879 kelime
- 14 13.bolumm891 kelime
- 15 14.bolum520 kelime
- 16 15.bolım479 kelime
- 17 16. Bolum528 kelime
- 18 17. Bolummmmm518 kelime
- 19 18. Bolum333 kelime
- 20 19. Bolum411 kelime
- 21 20.bolum590 kelime
- 22 21.bolum639 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 22. Bolum470 kelime
- 24 23. Bolumm609 kelime
- 25 24.bolum322 kelime
- 26 25.bolum516 kelime
- 27 26.bolum631 kelime
- 28 27. Bolum568 kelime
- 29 28.bolum545 kelime
- 30 29.bolum918 kelime
- 31 30.bolum1.070 kelime
- 32 31.bolummm920 kelime
- 33 32482 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O sabah okulda çocuklara ders anlatırken aklım bir an bile yerinde değildi. Hamza’nın o buz gibi bakışları, sesi, üzerimize çöken o yabancı ve karanlık havası zihnimde dönüp duruyordu. Akşam eve döndüğümde Yaren ve Göksu da benden farksızdı.
Evdeki o ağır ve kasvetli havayı solumak imkansız hale gelmişti.
— "Bu evde oturup o yan taraftaki gölgeleri beklemeyeceğim," dedi Göksu aniden ayağa kalkarak. "Bu gece dışarı çıkıyoruz. İki yıl önce hayatımıza nasıl devam ettiysek, bu gece de kafamızı dağıtacağız."
Yaren önce tereddüt etti ama sonra o da onayladı. "Haklısın. O masadan kalktığımız günden beri kendimizi işe gömdük. Biraz nefes almaya ihtiyacımız var."
Şık ama abartısız kıyafetlerimizi giyip İstanbul’un yüksek sesli müzikleriyle bilinen, popüler bir mekanına geçtik.
Loş Işıklar ve Yabancı Gözler
Mekanın loş ışıkları, uğultulu kalabalığı ve müziğin ritmi ilk anlarda iyi gelmişti. Yan yana bir masaya geçip içeceklerimizi söyledik. İki yıldır ilk defa üçümüz yan yana böyle bir akşam geçiriyorduk.
— "Bizi unutmuşlar kızlar," dedi Yaren, bardağının kenarıyla oynarken. "Furkan’ın bakışlarında en ufak bir sıcaklık bile yoktu."
Göksu başını salladı. "Onlar başka bir dünyaya geçmiş. Bizim tanıdığımız çocukları çoktan gömmüşler."
Tam o sırada yan masamızda oturan, şık giyimli ama bakışlarıyla başından beri bizi rahatsız eden iki adam masamıza doğru yanaştı.
— "İyi akşamlar," dedi aralarından iri yarı olanı, bardağını bana doğru kaldırarak. "Sizi daha önce burada görmemiştik. Masamıza katılmak ister misiniz?"
— "Teşekkürler, yalnızız ve böyle iyiyiz," dedim mesafeli ve kestirip atan bir sesle.
Adam geri adım atmak yerine gülümsedi. "Tek bir kadeh? Sadece sohbet ediyoruz."
Göksu çenesini dikleştirdi. "Anlamadınız galiba, rahat bırakın bizi."
Kapıdan Giren Karanlık
Ortam tam gerilmeye başlamışken, mekanın girişinde ani bir hareketlilik oldu. Kapıdaki korumalar geriye çekildi, mekanın müziği bile bir anlığına basıldı sanki. İçeri giren kişileri gördüğümde nefesim boğazımda tıkandı.
Girişte Hamza, yanında Emir ve Furkan duruyordu. Siyah takım elbiseleri, arkalarındaki üç korumayla birlikte mekandaki tüm ilgiyi üzerlerine çekmişlerdi. Mekanın sahibi olan adam hemen yanlarına koşup önlerinde ceketini ilikledi.
Hamza’nın keskin gözleri mekanı tararken doğrudan bizim masaya takıldı. Bakışları önce bana, ardından masamıza dadanan o iki adama kaydı.
O an Hamza’nın yüzündeki o mesafeli ifade bir anda yok oldu. Gözlerinde Karadeniz’in en tehlikeli fırtınası koptu.
Masadaki Fırtına
Hamza tek bir kelime etmeden sert adımlarla bizim masaya doğru yürümeye başladı. Emir ve Furkan da hemen arkasındaydı.
Yanımızdaki adam daha ne olduğunu anlayamadan Hamza adamın hizasında durdu. Boyu ve o ürkütücü heybetiyle adama yukarıdan baktı.
— "Bir sorun mu var birader?" dedi Hamza. Sesi mekanın gürültüsünü bile bastıracak kadar derinden ve tehditkar geliyordu.
Adam, Hamza’yı ve arkasındaki korumaları tanımış olacak ki rengi bir anda attı. "Yo... Yok abi. Masalarına geçiyorduk sadece."
Furkan bir adım öne çıkıp adamın omzuna elini koydu, parmaklarını adamın etine gömercesine sıktı. "İyi, şimdi kendi masana geç. Hatta mekandan dışarı geç."
Adamlar ikiletmeden, arkalarına bile bakmadan hızlı adımlarla mekandan uzaklaştı.
İki Yıl Sonra İlk Yakınlaşma
Hamza adamların gidişini izledikten sonra yavaşça bana döndü. Aramızda sadece birkaç santim vardı. Müziğin uğultusu aramızdaki o ağır sessizliği bozmaya yetmiyordu.
— "Bu saatte, bu mekanda ne işiniz var Azra?" dedi, bakışlarını gözlerimden ayırmadan.
— "Sana hesap verecek değiliz Hamza," dedim geriye adım atmayarak. "İki yıl önce hayatımızdan çıktın. Nerede ne yapacağımıza sen karar veremezsin."
Emir ise Göksu’ya bakıyordu, sesi soğuk ama gergindi. "Burası tekinsiz bir mekan Göksu. Sizin gibi insanların ayağının basacağı yer değil."
Göksu kaşlarını çattı. "Biz neredeyiz biliyoruz Emir! Asıl siz ne hakla peşimizde gibi buralarda beliriyorsunuz?"
Hamza bana doğru bir adım daha attı. Kokusu yine zihnimi altüst ediyordu. Ceketinin iç cebine elini atıp masaya ağır bir hareketle arabasının anahtarını koydu.
— "Kalkıyorsunuz," dedi buz gibi, reddedilmeyi kabul etmeyen bir patron edasıyla. "Dışarıda adamlar var. Sizi eve bırakacaklar."
— "Gelmiyoruz!" dedim öfkeyle. "Biz çocuk değiliz Hamza!"
Hamza üzerime doğru eğildi, sadece benim duyabileceğim bir fısıltıyla:
— "Azra... Zorlaştırma. İki yıl sonra beni ilk geceden çıldırtma."
Şimdi kurgu tam istediğin gibi gelişti! Bar ortamı, erkeklerin mekan üzerindeki o karanlık nüfuzu ve yüz yüze gelen o eski öfke...
Bölüm etkileşimi
