28. bölüm / 33
Beklenmedik An23. Bolumm
Bölümler 33Şu an: 23. Bolumm
- 1 Tanıtım71 kelime
- 2 1. Bolum162 kelime
- 3 2. Bolum292 kelime
- 4 3. Bölüm364 kelime
- 5 4. Bölüm263 kelime
- 6 5. Bolummmmm200 kelime
- 7 6.bölüm442 kelime
- 8 7.Bolummmmm479 kelime
- 9 8. Bolummmmm496 kelime
- 10 9.bolum889 kelime
- 11 10. Bolummmm755 kelime
- 12 11. Bolummmmm1.366 kelime
- 13 12.bolumm879 kelime
- 14 13.bolumm891 kelime
- 15 14.bolum520 kelime
- 16 15.bolım479 kelime
- 17 16. Bolum528 kelime
- 18 17. Bolummmmm518 kelime
- 19 18. Bolum333 kelime
- 20 19. Bolum411 kelime
- 21 20.bolum590 kelime
- 22 21.bolum639 kelime
- 23 22. Bolum470 kelime
- 24 23. Bolumm609 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 24.bolum322 kelime
- 26 25.bolum516 kelime
- 27 26.bolum631 kelime
- 28 27. Bolum568 kelime
- 29 28.bolum545 kelime
- 30 29.bolum918 kelime
- 31 30.bolum1.070 kelime
- 32 31.bolummm920 kelime
- 33 32482 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve vardığımızda yağmur şiddetini iyice artırmıştı. Üç zırhlı araç sırayla sitenin sokağına girip bizim evle onların malikanesinin arasındaki o dar alanda durdu.
Kapılar aynı anda açıldı. Araçlardan indiğimizde havanın soğuğu yüzümüze çarptı ama içimizdeki yangının yanında bu yağmur hiçbir şeydi. Korumalar geri çekildi, sokakta sadece altımız kaldık.
İki yılın biriktirdiği fırtına tam şu an, bu sokakta kopacaktı
Yaren'in Ağzından:
Arabadan iner inmez arkamı dönüp doğrudan Furkan’ın üzerine yürüdüm. Yağmur saçlarımı sırılsıklam yapıyordu ama umurumda bile değildi.
— "Bana dokunma!" diye bağırdım, Furkan bana doğru bir adım attığında. "O mekanda bana emretmeye hakkın yoktu Furkan! İki yıl... İki yıl boyunca tek bir haber bile vermedim! Bir 'iyiyim' bile demedin! Şimdi karşıma geçmiş, patronluk taslıyorsun!"
Furkan’ın yüzündeki o buz gibi maske ilk defa çatladı. Gözleri doldu ama çenesini sıktı:
— "Ben senin için bıraktım o mesleği Yaren!" diye haykırdı. Sesi sokakta yankılandı. "Sen hastane bahçesinde o adamla gülerken, ben senin için her şeyi sildim! Senin o tertemiz dünyanda bana yer yoktu, anlayabiliyor musun? Ben battım ki sen aydınlıkta kal!"
— "Ben o gün nöbet arkadaşımla konuşuyordum geri zekalı!" diye bağırdım, gözyaşlarım yağmura karışırken. "Dinlemedin bile! Sormadın bile! Çektin gittin!"
Furkan olduğu yerde çakılı kaldı. Bakışlarındaki o sertlik bir anda yerini devasa bir yıkıma bıraktı.
Göksu'nun Ağzından:
Ben de Emir’in karşısında duruyordum. Emir elleri ceketinin cebinde, başı dik ama bakışları darmadağın bir şekilde bana bakıyordu.
— "Sen adliyeden istifa ettin Emir," dedim, sesim öfkeyle titriyordu. "O adil, kanunlara inanan adamı kendi ellerinle öldürdün! Niye biliyor musun? Gururun yüzünden! Adliye çıkışında gördüğün adam benim müvekkilimdi! Bir soruşturma dosyasıydı!"
Emir’in boğazı düğümlendi. O zeki, her şeyi planlayan adam tek bir kelime bile edemedi.
— "Bize güvenmediniz," dedim göğsüne sertçe vurarak. "Bizi dinlemek yerine kaçmayı, karanlığa gömülmeyi seçtiniz! Şimdi gelip bize 'biz sizi koruyoruz' rolü kesmeyin. Biz iki yıldır kendi kendimizi koruyoruz!"
Emir gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Parmakları ceketinin kumaşını sıkmaktan bembeyaz olmuştu. "Göksu... Ben o gün hayatımın en büyük hatasını yaptım. Ama artık o masadan kalktık, bu eller kirlendi. Geri dönüşü yok..."
Azra'nın Ağzından:
Yaren ve Göksu’nun haykırışları sokakta yankılanırken, ben sadece Hamza’ya bakıyordum. Aramızda birkaç adımlık mesafe vardı. Hamza yağmurun altında, siyah takım elbisesiyle tam karşımda duruyordu.
— "Sen de bir şey söyle Hamza," dedim, sesim kısıktı ama o kadar derindi ki. "Sen de 'gururum yüzünden gitmek zorundaydım' de. Bir bahanenin arkasına saklan."
Hamza yavaşça bana doğru yürüdü. Aramızda tek bir adım bile kalmadığında durdu. Yağmur damlaları yüzünden süzülüyordu. Ceketinin cebinden elini çıkardı. Parmaklarının arasında o Karagöl bilekliği duruyordu.
— "Benim bir bahanem yok Azra," dedi sesi paramparça olarak. "Ben gururuma yenildim. Ben senin yüzündeki o kırgınlığı gördüğüm an bittim. O masadan kalktığım gün seni koruyamadığımı düşündüm. Sana layık bir adam olamadığımı düşündüm."
— "Ve çareyi mafya olmakta mı buldun?!" diye bağırdım, ellerimle göğsünü iterek. "Çareyi karanlığa batmakta mı buldun?! Ben seni olduğun gibi seviyordum Hamza! Restorandaki o önlüklü halini, elimi tutan o sıcak ellerini seviyordum!"
Hamza elimi tuttu. Parmakları buz gibiydi ama kavrayışı o kadar güçlüydü ki... Bilekliği elimizin arasına koydu.
— "Biliyorum..." dedi gözlerimin içine bakarak. Gözlerinden akan şeyin yağmur mu yoksa gözyaşı mı olduğunu ayırt edemiyordum. "Ama ben artık o adam değilim Azra. Bu eller kirlendi. Bu şehirde adımız geçince insanlar titriyor. Ben senin dünyana ait değilim artık."
— "O zaman neden buradasın?!" diye haykırdım. "Neden yan komşumuzsun?! Neden o mekanda karşıma çıktın?!"
Hamza yüzüme doğru eğildi, alnını alnıma yasladı. Nefesi yüzümü yaktı:
— "Çünkü uzaktan da olsa seni korumak zorundayım. Sen benim bu dünyadaki tek aydınlığımsın Azra. Ben ne kadar kararırsam kararayım... Sana bir şey olmasına izin vermem."
Üçümüz ve üçü... Yağmurun altında, iki yılın ardından gelen o devasa hesaplaşmayla sırılsıklam kalakaldık. Artık hiçbir şey saklı değildi. Gerçekler ortaya çıkmıştı ama aramızdaki o karanlık uçurum hâlâ oradaydı.
Bölüm etkileşimi
