14. bölüm / 33
Beklenmedik An12.bolumm
Bölümler 33Şu an: 12.bolumm
- 1 Tanıtım71 kelime
- 2 1. Bolum162 kelime
- 3 2. Bolum292 kelime
- 4 3. Bölüm364 kelime
- 5 4. Bölüm263 kelime
- 6 5. Bolummmmm200 kelime
- 7 6.bölüm442 kelime
- 8 7.Bolummmmm479 kelime
- 9 8. Bolummmmm496 kelime
- 10 9.bolum889 kelime
- 11 10. Bolummmm755 kelime
- 12 11. Bolummmmm1.366 kelime
- 13 12.bolumm879 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 13.bolumm891 kelime
- 15 14.bolum520 kelime
- 16 15.bolım479 kelime
- 17 16. Bolum528 kelime
- 18 17. Bolummmmm518 kelime
- 19 18. Bolum333 kelime
- 20 19. Bolum411 kelime
- 21 20.bolum590 kelime
- 22 21.bolum639 kelime
- 23 22. Bolum470 kelime
- 24 23. Bolumm609 kelime
- 25 24.bolum322 kelime
- 26 25.bolum516 kelime
- 27 26.bolum631 kelime
- 28 27. Bolum568 kelime
- 29 28.bolum545 kelime
- 30 29.bolum918 kelime
- 31 30.bolum1.070 kelime
- 32 31.bolummm920 kelime
- 33 32482 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Şarkı onerisi :emre aydın hoscakal
Göksu’nun ailevi meselesi çözülmüş, Ankara’ya taşınma durumu son anda iptal olmuştu. Emir bunu öğrendiğinde rahat bir nefes almış, iki sevgili birbirlerine daha da kenetlenmişti. Ancak Göksu ve Yaren, benim gözlerimin altındaki morlukları ve aklımdaki o koca şüpheyi fark etmekte gecikmediler.
Göksu'nun evinde toplanmış, masanın etrafında oturuyorduk.
— "Azra, bu adam sana göz göre göre yalan söyledi," dedi Yaren masaya vurarak. "Şirketteyim dediği saatte yanında bir kadınla AVM’nin önündeydi. Bunun arkasında bir şey var!"
— "Ben doğrudan Hamza’ya sormak istedim ama bir saniyelik o tereddüdü... Bana yalan söylediğini biliyorum," dedim, elimdeki çay bardağıyla oynarken. "Eğer şimdi yüzleşirsem yine bir kılıf uyduracak. Gerçeği kendi gözlerimle görmem lazım."
Göksu gözlerini kıstı: "O zaman yüzleşmeyeceğiz... Takip edeceğiz."
Furkan ve Emir’in bu durumdan haberi yoktu; çünkü erkeklerin hemen olaya atlayıp ortalığı karıştıracağını biliyorduk. Kızlar çetesi olarak operasyonu başlatmaya karar verdik.
Ertesi gün Hamza bana yine "Bugün çok önemli bir dış toplantım var, geç biter" diye mesaj attı. İşte aradığımız fırsat ayağımıza gelmişti.
Yaren’in abisinin dikkat çekmeyen gri arabasıyla Hamza’nın şirketinin önüne geçip beklemeye başladık. Göksu sürücü koltuğundaydı, Yaren yanındaydı, ben ise arka koltukta kalbim boğazımda atarak camdan dışarı bakıyordum. Bileğimdeki Karagöl bilekliğini sımsıkı sıkıyordum.
Saat tam dörtte Hamza şirket kapısından çıktı. Üzerinde lacivert takımı vardı, her zamanki gibi karizmatik ve özgüvenli görünüyordu. Ancak yalnız değildi... Yanında yine o gün gördüğüm o şık, alımlı kadın vardı.
— "Çıktı! Hamza çıktı!" diye fısıldadı Yaren arkaya dönerek.
Göksu hemen kontağı çevirdi: "Sakin olun kızlar, mesafe bırakarak takip ediyorum."
Hamza’nın siyah arabası şehir merkezinden uzaklaşıp daha sakin, lüks bir restoranın otoparkına girdi. Biz de arabayı biraz geriye park edip güneş gözlüklerimizi ve şapkalarımızı takarak içeriye süzüldük. Restoranın loş ve sarmaşıklarla kaplı bahçe kısmında, onların iki masa arkasındaki tenha bir köşeye oturduk.
Hamza ve yanındaki kadın karşılıklı oturmuşlardı. Kadın çantasından kalın bir dosya çıkardı ve masaya koydu.
— "Baksanıza..." dedi Göksu fısıltıyla. "İş dosyası gibi durmuyor. Şunlara bakın, kadın Hamza'nın eline dokunuyor!"
Gözlerim yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Kadın, Hamza’nın elini tutmuş, ona çok samimi bir şekilde gülümsüyordu. Hamza da elini çekmek yerine derin bir nefes alıp kadına bir şeyler anlatıyordu. Aralarındaki o çekim ve gizem, uzaktan bakıldığında kesinlikle romantik veya çok özel bir yakınlık gibi duruyordu.
— "Azra..." dedi Yaren elimi tutarak. "İyi misin?"
O an dünyam başıma yıkılmış gibi hissettim. Karadeniz'deki o sisli dağlar, Karagöl'deki fısıltılar, "Seni her şeyden koruyacağım" diyen o adam... Hepsi bir yalan mıydı?
Gözlerimden bir damla yaş süzülürken ayağa kalkmak, o masaya gidip yüzlerine o tabağı devirmek istedim. Ama Göksu kolumdan tuttu: "Şimdi değil Azra. Masadan kalkıyorlar, ne yaptıklarını sonuna kadar göreceğiz."
Hamza ve o kadın masadan kalkıp el sıkıştılar. Kadın Hamza'nın yanağına küçük bir öpücük kondurduğunda, içimdeki o son umut kırıntısı da yok oldu.
O kadının Hamza’nın yanağına öpücük kondurduğu an, damarlarımdaki kanın çekildiğini hissettim. Göksu’nun kolumu tutan eli artık beni durdurmaya yetmiyordu. İçimdeki acı bir anda yerini yakıcı bir öfkeye bıraktı.
— "Bitti..." diye fısıldadım. "Buraya kadar."
Kızların "Azra yapma, bekle!" seslerini duymamazlıktan gelip maskemi, şapkamı çıkardım ve restorandan çıkmak üzere olan Hamza’nın üzerine doğru adımladım.
Hamza kadına kapıyı açmış, dışarı çıkıyordu ki tam kapının önünde önünü kestim
Hamza beni karşısında gördüğü an yüzündeki o kendinden emin ifade bir anda yok oldu. Gözleri şaşkınlıkla açıldı, dudakları aralandı.
— "A-Azra? Sen... Senin ne işin var burada?" dedi kekeleyerek.
Yüzümde buz gibi bir tebessüm belirdi. Bileğimdeki Karagöl bilekliğini gösterdim.
— "Ne o Hamza? 'Şirkette çok önemli bir toplantım var' dediğin yer burası mıydı?" dedim, sesim tüm restoranda yankılandı. "Karadeniz'de tuttuğun o eller, verdiğin o sözler... Hepsi bu tiyatro için miydi? Yazıklar olsun sana!"
Yanındaki kadın neye uğradığını şaşırıp bir adım geri çekildi. Hamza panikle bana doğru bir adım attı, ellerini kaldırdı:
— "Azra, dur! Sandığın gibi değil, yemin ederim açıklayabilirim—"
— "Neyi açıklayacaksın?!" diye bağırdım, gözlerimden öfke yaşları süzülürken. "Gözümün içine baka baka söylediğin yalanları mı, yoksa az önce bu kadınla yaptığın o samimi hareketleri mi?!"
Hamza tam kolumu tutup beni sakinleştirmeye çalışıyordu ki restoranın otoparkından fren sesleri yükseldi. Kızların arkamızdan Furkan ve Emir’i arayıp durumu haber verdiği anlaşıldı!
Furkan arabadan adeta bir kaplan gibi fırladı. Emir de hemen arkasındaydı. İkisinin de gözü dönmüş gibiydi.
— "Çek o kirli ellerini Azra'nın üstünden!" diye gürledi Furkan.
Hamza daha ne olduğunu anlayamadan, Furkan Hamza’nın yakasına yapıştığı gibi onu geriye doğru savurdu. Restorandaki müşteriler ayağa kalktı, kadın çığlık attı.
Emir, Hamza ile Furkan’ın arasına girer gibi yapıp Hamza'nın göğsüne sertçe bastırdı:
— "Ulan biz sana kardeşim dedik! Karadeniz'de arkanda durduk! Kızın duygularıyla oynamak ne demek lan?!"
Hamza yakasını Furkan'ın elinden kurtarmaya çalışırken ilk defa bu kadar çaresiz ve öfkeli görünüyordu:
— "Furkan bırak! Emir bir dinleyin ulan! Yanlış anlıyorsunuz, tek bir kelime etmeme izin vermiyorsunuz!"
— "Neyi dinleyeceğiz lan?!" diye bağırdı Furkan, yumruğunu sıkarak. "Kız kaç gündür senin yüzünden ağlıyor! Yalanların buraya kadar HamzaGöksu ve Yaren hemen yanıma koşup beni geriye çektiler. Arkamızda büyük bir arbede kopmak üzereydi. Hamza kendisini korumaya çalışırken bir yandan da gözlerini benden ayırmıyordu.
— "Azra, lütfen... Sadece iki dakika dinle beni!" diye bağırdı Hamza, sesi kavgadan sıyrılıp bana ulaşmaya çalışırken.
Bileğimdeki Karagöl bilekliğini tek bir hamlede kopartırcasına çıkardım. Hamza’nın gözlerinin içine bakarak bilekliği ayağının dibine fırlattım.
— "Ben seni dinleyeceğimi dinledim Hamza," dedim buz gibi bir sesle. "Artık hayatımda sana yer yok."
Arkamı dönüp kızlarla birlikte arabaya doğru yürürken, arkamda Furkan ve Emir’in bağrışmaları, Hamza’nın ise çaresizce adımı haykırışı yankılanıyordu...
Bolum sonu aglamış olabilir bu bolumu yazarken
Bölüm etkileşimi
