23. bölüm / 33
Beklenmedik An20.bolum
Bölümler 33Şu an: 20.bolum
- 1 Tanıtım71 kelime
- 2 1. Bolum162 kelime
- 3 2. Bolum292 kelime
- 4 3. Bölüm364 kelime
- 5 4. Bölüm263 kelime
- 6 5. Bolummmmm200 kelime
- 7 6.bölüm442 kelime
- 8 7.Bolummmmm479 kelime
- 9 8. Bolummmmm496 kelime
- 10 9.bolum889 kelime
- 11 10. Bolummmm755 kelime
- 12 11. Bolummmmm1.366 kelime
- 13 12.bolumm879 kelime
- 14 13.bolumm891 kelime
- 15 14.bolum520 kelime
- 16 15.bolım479 kelime
- 17 16. Bolum528 kelime
- 18 17. Bolummmmm518 kelime
- 19 18. Bolum333 kelime
- 20 19. Bolum411 kelime
- 21 20.bolum590 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 21.bolum639 kelime
- 23 22. Bolum470 kelime
- 24 23. Bolumm609 kelime
- 25 24.bolum322 kelime
- 26 25.bolum516 kelime
- 27 26.bolum631 kelime
- 28 27. Bolum568 kelime
- 29 28.bolum545 kelime
- 30 29.bolum918 kelime
- 31 30.bolum1.070 kelime
- 32 31.bolummm920 kelime
- 33 32482 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Azra'nın Ağzından:
Uykusuz geçen gecenin ardından sabahın ilk ışıklarıyla yataktan kalktım. Odama sinen o yabancı koku ve pencereden içeri süzülen gri İstanbul sabahı, yaşadığımız kabusun bir rüya olmadığını hatırlatıyordu.
Mutfaktan hafif sesler geliyordu. Aşağı indiğimde kızların da benden farksız olduğunu gördüm. Yaren tezgaha yaslanmış kahve kupasını iki eliyle birden tutuyor, Göksu ise bahçeye bakan camın kenarında huzursuzca bir aşağı bir yukarı yürüyordu.
— "Kızlar," dedim sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. "İşe gitmemiz lazım. Hayatımızı iki yıl önce onlar yüzünden durdurmadık, şimdi kapımızın önündeler diye de durdurmayacağız."
Göksu derin bir nefes aldı. "Haklısın Azra... Ama oradalar. Tam yanımızdalar ve ne iş çevirdiklerini bile bilmiyoruz. O siyah takım elbiseli adamlar, silahlar..."
Yaren kupayı masaya koydu. "Çıkalım. Hiç bakmadan, hiç oralı olmadan arabalarımıza binip gidelim."
Dış kapıyı açıp bahçeye adım attığımızda havanın soğukluğu yüzümüze çarptı. Ben okul çantamı omzuma takmış garaja doğru yürürken, yan malikanenin yüksek demir kapısından gelen o ağır metal sesiyle üçümüz de olduğumuz yerde çakıldık.
Siyah, filmli camlı iki devasa arazi aracı yavaşça yola çıktı. Tam bizim bahçe kapımızın önünde, geçişi kapatacak şekilde yavaşladılar. Araçların kapıları aynı anda açıldı ve siyah takım elbiseli, kulaklıklı üç adam inip sokağın iki tarafını da tuttu.
Yaren reflexle Göksu’nun koluna girdi. Ben ise adımlarımı dondurmuş, ne yapacağımı bilemez halde kalmıştım.
Arkadaki lüks siyah aracın kapısı ağır ağır açıldı.
Araçtan ilk inen Furkan oldu. Ceketinin düğmesini iliklerken bakışları doğrudan Yaren’e kaydı. O eski neşeli, hastane koridorlarında takılan fırlama çocuktan eser yoktu; gözleri buz tutmuş, omuzları sertleşmişti. Yaren’in nefesinin kesildiğini duydum.
Ardından diğer taraftan Emir indi. Elindeki telefonla ilgileniyor gibi yapıyordu ama bakışları Göksu’ya kaydığında adımlarını yavaşlattı. Göksu çenesini dikleştirdi, mahkemelerde gösterdiği o güçlü duruşu takınmaya çalıştı ama gözlerindeki o kırgınlık saklanacak gibi değildi.
Ve en son... Aracın arka koltuğundan Hamza indi.
Siyah takım elbisesi, karizmatik ama tamamen kararmış duruşuyla doğrudan bize doğru yürüdü. Yanındaki adamlardan biri elindeki dosyayı ona uzatacak oldu, Hamza tek bir el hareketiyle adamı susturdu.
Aramızda topu topu beş adımlık bir mesafe kalmıştı.
Hamza tam karşımda durdu. İki koca yıl... İki yıldır rüyalarımda gördüğüm, kokusunu özlediğim, Karagöl'ün kenarında bana sözler veren adam tam karşımdaydı. Ama bakışlarında ne o eski sıcaklık vardı ne de tek bir merhamet kırıntısı.
— "Güzel mahalle," dedi Hamza. Sesi o kadar derin ve soğuktu ki iliklerime kadar titredim. "Taşınmak için pek sakin bir yer seçmemişsiniz."
Göksu bir adım öne çıktı, sesini sertleştirmeye çalışarak:
— "Biz sakin bir yer seçtik Hamza. Yan komşularımızın kim olduğunu bilseydik, adımımızı atmazdık."
Emir soğukkanlı bir gülüşle Göksu’ya baktı. "Sitedeki güvenliği biz sağlıyoruz Avukat Hanım. İster alışın, ister başka kapı bulun."
Yaren gözleri dolmuş bir şekilde Furkan’a bakıyordu. "Siz... Siz nelerin içine girdiniz böyle? Bu adamlar, bu haliniz..."
Furkan gözlerini Yaren’den kaçırdı, çenesini sıktı ama tek kelime etmedi.
Hamza adımlarını bana doğru bir adım daha yaklaştırdı. Aramızda neredeyse hiç mesafe kalmamıştı. Parfümünün o familiar kokusu burnuma geldiğinde gözlerimi kapatmamak için kendimi zor tuttum.
Bakışları yüzümde gezindi. Yorgun gözlerimi, titreyen dudaklarımı süzdü. Ceketinin cebine elini soktuğunda, dün gece balkonda parmaklarının arasında tuttuğu o Karagöl bilekliğinin cebinde olduğunu biliyordum.
— "Azra," dedi adımı fısıldar gibi. "Burada işler sizin bildiğiniz gibi yürümez. Dikkatli olun."
— "Bizi düşündüğün için mi söylüyorsun bunu Hamza?" dedim buz gibi bir sesle, gözlerinin içine bakarak. "İki yıl sonra karşıma geçip bana patronluk taslama."
Yüzünde çelik gibi bir ifade belirdi. Yılların biriktirdiği o gurur duvarı aramızda geçit vermiyordu.
— "Arabalarınıza binin ve gidin," dedi arkasını dönerek. "Furkan, Emir, gidiyoruz."
Erkekler zırhlı araçlarına bindi, kapılar sertçe kapandı ve motor sesleri sokağı inletti. Araçlar hızla uzaklaşırken biz bahçe kapısının önünde öylece kalakaldık.
Bu komşuluk, birbirimizi unutmak için kaçtığımız o iki yılın hesabını tek tek soracaktı
Bölüm etkileşimi
