Balkan Ninnisi kitap kapağı

17. bölüm / 25

Balkan Ninnisi

BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Defne Alaca7

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM

FERİDE’NİN AĞZINDAN
Bebekleri göğsüme bastırmış halde birkaç dakika öylece kaldım… zaman durmuş gibiydi. Göğsüm, kuruyan dudaklarım, sancının yankısı… ama en çok da yüreğimin tam ortasında açılan o büyülü kapı.
Annelik.
Bir süre sonra hemşireler bebekleri kontrol için aldı. Kollarım boşalınca, sanki içimde bir kuyu açıldı. Avuçlarım boşluğa düşmüş gibi hissettim. O an anladım… onların nefesini duymadan, kokularını hissetmeden bir daha asla tam olamayacağımı.
Gözlerimi kapattığımda Pusat’ı düşündüm. O panikleyen hâlini… hemşirelerle boğuşmasını… ya da kapının ardında beni görmek için nasıl sabırsızlandığını.
Bir gülümseme dudaklarımda belirdi.
“Umarım iyisindir…” dedim içimden. “Umarım ağlamıyorsundur da…”
Ama onu tanıyordum. Mutlaka ağlamıştı. Hem de çocuk gibi içli içli.Tam o sırada kapı aralandı.
Pusat içeri girdiğinde, gözlerinin kenarında hâlâ yaş vardı. Saçlarını karıştırmış, yüzü darmadağın… ama girişi bile dağ gibi.
Adımı duyarmış gibi başını kaldırdı, göz göze geldik.
İşte o an… hiç unutmam
Bana bakarken öyle bir bakış vardı ki yüzünde… sanki dünyayı yeni görmüş bir adamın şaşkınlığı.
“Feride…” dedi kısık bir sesle, dudakları titreyerek.
“Buradayım,” dedim usulca.
Bir adım attı, durdu. Sanki bir adım daha atarsa gözyaşları düşecek.
Yanağımdaki ter damlalarını gördü. Elleri titreyerek yüzüme uzandı.
Parmakları, alnımdan yanaklarıma doğru ağır ağır kaydı.
Sanki “iyi misin?” der gibi dokunuyordu.
kelimeler yetmiyordu
Benim gözlerim doldu.
“Ben iyiyim Pusat,” dedim. “İyiyim… çünkü sen buradasın.”
O anda başımı koyacak bir omuz aradım.Ve omuz dediğim, koca bir dağ gibiydi.Başımı Pusat’ın göğsüne yasladığımda, o derin nefesini duydum. Sanki o nefes bana, “Artık güvendesin,” diyordu.
Pusat’ın kalbi deliler gibi çarpıyordu. Beni sıkarak sarıldı, incitmekten korkarak ama yanından eksiltmeyecek bir kuvvetle.
O an, iki kelime fısıldadım ona içimde tuttuğum, ama saklamak istemediğim iki kelime:
“başardık.” Pusat, bana sarılırken titredi
Sanki bütün hayatı boyunca beklediği cümle buydu.
⸻
PUSAT’IN AĞZINDAN
İçeri girerken ayaklarımın bağı çözülmüş gibiydi. Hem sevincin ağırlığı vardı üstümde, hem korkunun tortusu. Ama Feride’yi o hâlde görünce… gözleri yorgun, dudakları solgun, ama yüzünde o anneliğin kutsal ışığı…
Ben bittim orada.
“Seni gördüm ya… tamam,” dedim kendi kendime.
“Bir şey olmasın yeter, gerisi boş.”
Feride bana bakıyordu… öyle bir bakıyordu ki…Ula sanki dünya durdu.
Yaklaştım. Yüzündeki ter damlalarını görünce içim cız etti.
Elim titredi, ama yine de sildim alnını.
“Feride…” dedim. “Ula… sen ne ettun böyle bana…”
Gözlerinden yaş süzüldü.
Beni sarılmaya çağırır gibi baktı, ben de eğildim yanına Kokusu…

O an anladım, dünya denen şey sadece üç kokudan ibaret: Feride’nin kokusu, Elay’ın kokusu, Asaf’ın kokusu.
Feride başını göğsüme yasladı.Kalbim gümbür gümbür atıyordu.
“başardık,” dedi.
Ula o kelime…
O kelime var ya…
Düğüm olmuştum zaten, tamamen koptum.
Saçlarına dokundum.
“Biz daha neler başaracaz,” dedim kısık bir sesle.
“Sen olduktan sonra dünya yıkılsa umurumda değil Feride…”
Kapı hafif aralandı.
Hemşire içeri eğildi:
“Bebekleri getirdik.”
Kalbim güm güm güm…
Feride’nin gözleri parladı. O an yanına oturdum, elini tuttum.
İki minik kundak odaya girince nefesim kesildi.
Elay’ın yüzü minik bir yumruk gibi sıkı sıkı kapanmıştı.
Asaf’ın kaşları çatık, sanki daha şimdiden “ben bu düzeni değiştireceğim” der gibi.
Hemşire bebekleri Feride’nin kucağına verdi. Yan yana yatırılmış iki mucize…
Feride, gözleri dolu dolu bana baktı:
“Almak ister misin?”
Ben…
Ben o an sanki yeniden doğdum.
Elay’ı aldım önce…
Sonra Asaf’ı…
İkisini de kucağıma yerleştirdim.
Kalbimin üstünde iki minik kuş gibi durdular.
Feride bana baktı, ben ona…
Odaya bir sessizlik çöktü.
Sonra dedim ki kısık bir sesle:
“Artık ben değiliz… artık biz değiliz…Artık dört kişilik bir dağyız Feride.”
Feride gözlerini kapatıp gülümsedi.Çok yorgundu ama çok mutluydu.
Bebeklerin nefesi göğsümde hissettikçe yemin ettim içimden:
“Bu üç nefes… dünyada var olduğum sürece benim emanetimdir Ula kimse dokunamayacak size.Bir daha kimse Feride’yi ağlatamayacak.”
Sonra Feride’ye döndüm.
“Dinle beni,” dedim yumuşak ama kararlı bir sesle.
“Bundan sonra hiçbir gece seni yalnız bırakmayacağım Hiçbir korku seni bulamayacak.Biz… artık gerçekten bir aileyiz.”
Feride elini uzattı, parmaklarımı tuttu.Üç küçük el birleşti: Feride, Elay, Asaf…Ve benimki.
O an dedim ki:
“Allah’ım…Bundan büyük mutluluk yoktur.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.