16. bölüm / 25
Balkan NinnisiBalkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM
Bölümler 25Şu an: Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM
- 1 Karakter tanıtımı497 kelime
- 2 1 bölüm843 kelime
- 3 2 bölüm1.296 kelime
- 4 Karakter tanıtımı244 kelime
- 5 Şirket meselesi 3 bölüm.1.281 kelime
- 6 Akşam yemeği 4 bölüm2.297 kelime
- 7 Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM1.057 kelime
- 8 Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM1.123 kelime
- 9 Balkan Ninnisi 7 BÖLÜM1.002 kelime
- 10 Balkan Ninnisi nikâh 8 BÖLÜM931 kelime
- 11 Balkan Ninnisi 9 BÖLÜM669 kelime
- 12 Balkan Ninnisi 10 BÖLÜM1.174 kelime
- 13 Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM1.380 kelime
- 14 Balkan Ninnisi 12 BÖLÜM2.280 kelime
- 15 Balkan Ninnisi 13 Bölüm858 kelime
- 16 Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM1.757 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM618 kelime
- 18 BALKAN NİNNİSİ 16 BöLÜM707 kelime
- 19 BALKAN NİNNİSİ 17 BÖLÜM İÇ SAVAŞ328 kelime
- 20 BALKAN NİNNİSİ 18 BÖLÜM1.001 kelime
- 21 BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM900 kelime
- 22 BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM650 kelime
- 23 BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş779 kelime
- 24 BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM884 kelime
- 25 BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı1.932 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pusat’ın İç Dünyası
Telefonu eline aldığında birkaç saniye tereddüt etti. Parmağı, ekranın üzerinde “İdris” yazan ismin üstünde gezindi. Küçük kardeşiydi İdris… Onunla her zaman omuz omuza büyümüşlerdi ama bazı şeyleri hiçbir zaman tam anlatamamıştı. Hele ki şimdi… Feride’yle yaptığı evlilik kimseye söylenmemiş, gizli bir sır gibi yüreğine mühürlenmişti. Ama çocukluk albümü lazımdı. Feride’ye göstermek, ikizler doğmadan önce ona kendi köklerinden bir parça sunmak istiyordu
“Ula Pusat, deli misun? Şimdi arasan İdris soracak, niye lazım diyecek… Yalan mı söyleyeceksun ” diye geçirdi içinden. Ama sonra albüm gözünde canlandı: dedesinin kucağında gülen hali, deniz kenarında çamurla oynarken çekilmiş fotoğrafları… Feride’nin görmesini istediği tek şey buydu: kendi saf çocukluğu. Derin bir nefes aldı, tuşa bastı. Telefon bir kaç saniye çalınıp ardın’dan açıldı
“Alo abi?” dedi İdris gür sesiyle
“Hee ula İdris” dedi Pusat sesi biraz kısık çıkmıştı
“Kaç aydur sesun soluğun çikmiy neredesun ağabey “dedi İdris özlemle ama biraz serzenişle
“İyiyim kardeşim işler güçler”
“İşler güçler Hep böylesun zaten Bi gel hele köye anam sorup duriy Pusat nerde Pusat ne yapayi diye aylardur Zeni’ni görmeyruz ağabey”
(Zeni çeviriden baktığıma göre yüz anlamına geliyor muş )
Pusat boğazındaki düğümü yutkunarak bastırmaya çalıştı Feride’yi evliliğini bebekleri söyleyemedi İçinden “biraz daha zaman” diyordu
“İdris senden bi şey isteyecektum aslında”
“De hele nedir ağabey?”
“Bizim çocukluk albümü vardı ya Dolapta saklarduk hani Onu bana gönderebilir misun”İdris’in sesi şaşkınla karışık sertleşti
“Ne edeceksun sen o albümü Kaç senedir akluna gelmeyi şimdi niye lazım oldu”
“Hee işte lazim oldu bana kardeşim. Bi bakacağum sadece”
İdris sustu. Sessizlikte sadece nefes alışları duyuluyordu
“Pusat abi doğru söyle Benden gizlediyin bi şey mi var İnsanın aklına durduk yere albüm mü gelir”
“Yok İdris gizlediyim bi şey yok Sadece hani bazen insan geçmişine bakmak ister ya Çocukluğunu hatırlamak ister” İdris, şüpheyle mırıldandı
“Ula sen albümü eline almazdın Kesin bi işin vardır”
“Yok diyrum sana Hele gönder sen”
İdris biraz daha bastırdı “Bak abi… anam da ben de senden yıllardır bir şey gizlemeduk Sen bizden bi şey saklarsan vallahi kalbimiz kırilur Başın darda mı yoksa Biri mi var hayatunda?”
Pusat’ın eli titredi Tam o an Feride’nin mutfaktan gelen kahkahası duyuldu. Pusat başını o tarafa çevirmedi ama yüzüne istemsiz bir tebessüm yayıldı. Kalbi hızlandı. Telefonu kulağında tutarken sesini boğazına gömdü
“Yok kardeşim merak etme. Başım darda değil. Sadece hani derler ya insan geçmişine bakmadan geleceğe gidemez Benimki o hesap Albümü yolla artuk ” İdris, iç çekerek
“İyi. Sana güveniyrum abi Ama unutma bi gün gelir ben senden hesap sorarım Çünkü hissediyrum benden sakladuğun bi şey var”
Pusat’ın gözleri daldı İçinde hem suçluluk hem de gizli bir huzur vardı
“Sağ ol kardeşim Allah senden razı olsun. Albümü bekliyrum
Pusat, telefonu masaya bıraktığında derin bir nefes verdi. Yüzünde düşünceli bir gölge vardı. O sırada mutfaktan elinde bir bardak çayla çıkan Feride, onun halini fark etti. Sessizce yanına yaklaştı.
“İdris’le mi konuştun” dedi yumuşak bir sesle Pusat şaşkın bir bakış attı Feride gülümsedi
“Ben senin hayatını sen de benim hayatımı ezbere biliyorsun unutma Yüzündeki çizgiyi tanırım kiminle konuştuğunu anlamam için telefonunu dinlememe gerek yok”
Pusat’ın omuzları biraz gevşedi Çaresizce gülümsedi
“Hee İdris’ti Çocukluk albümünü istedim ondan”
“Albümü mü” merakla sordu Feride
“Evet dedim ya sana bebekler doğmadan önce sen de gör istedim Nereden geldum neyin içinde büyüdüğümü Sadece geçmişimi değil kökümü de bil istedim”Feride, elini usulca onun elinin üstüne koydu
“Ben senin geçmişini zaten kalbinde gördüm Pusat Ama çocukluk fotoğraflarını görmek güzel olur Hem ben zaten seni her halinle biliyorum”
Pusat Feride’nin gözlerine baktı İçinden geçenleri saklamadı bu defa
“İdris bi şeyler seziyor Ama onlara söylemeyeceğum şimdilik”
Feride onun gözlerinde yılların yükünü gördü Usulca başını salladı
“Zamanı geldiğinde anlatırız Şimdi sadece biz varız Sen ben ve bebeklerimiz”
Pusat’ın dudaklarından derin bir nefes döküldü Feride’nin elini daha sıkı tuttu Birbirlerinin hayatını çoktan öğrenmiş kabullenmiş iki insanın bakışıyla göz göze geldiler
Gece yarısını geçmiş Feride bir türlü uyuyamıyor Karnındaki ağırlıkla sağa sola dönüyor Bir ara alnında soğuk bir ter beliriyor
Pusat yarı uykulu yarı tetikte Feride’nin kıpırtısını duyunca hemen gözlerini açıyor
PUSAT (uykulu ama dikkat kesilmiş)“Feride N’oldu rahat edemedin mi ”
FERİDE (dişlerini sıkıp nefes alarak)“Sanırım… sancı… bu sefer farklı. Hani suni sancılar oluyordu ya… bu öyle değil, Pusat”
Birden Feride’nin pusatın elini sıkmasıyla Pusat fırlıyor Uykusu tamamen dağılıyor
PUSAT (panikle, kendi kendine):“Tamam sakin ol sakin ol… şey… doğum çantası nerdeydi hastane hangi yöndeydi… ben doktoru aradım mı hiç Yoksa sadece telefonunu mu kaydettim!”
Feride sancının etkisiyle derin nefes almaya çalışırken bir yandan da pusatın bu haline gülse mi yoksa ağrılar yüzünden ağlasa mi bilemiyor
FERİDE (zorlukla ama alaycı bir tonla)“Pusat… doğuracak olan benim sen değil… nefes alıp vermeyi unutma bari”
PUSAT:“Ben alıyorum da… ben senin yerine de panikliyorum kadın! İkiz bunlar, ikiz! Çoğaltılmış görev listesi gibi düşün” Feride dayanamayıp pusatın bu haline gülüyor
Pusat hızla koridorda koşuşturuyor Bir yandan eşyaları toparlamaya çalışıyor
Bebek çantasını buluyor ama yanlışlıkla mutfak önlüğünü içine atıyor
Feride’nin terliklerini ararken kendi ayakkabısını bulamıyor biri ayağında biri elinde dolaşıyor
PUSAT (bağırarak):“Ferideee! Çantanı aldım ama hastane terliklerin yok acaba terlik yerine bot giysen olur mu !”
FERİDE (dişlerini sıkarak, bağırır)“Pusattt! Saçmalamayı bırak ve yanıma gel!”
Pusat elinde çanta ayağında tek ayakkabıyla odaya geri döner Feride karnını tutarak yatağın kenarında oturmuş yüzünde hem acı hem de bir kaç saat sonra bebeklerini kucağına alıcak olmanın heyecan var
Pusat dizlerinin üzerine çöker Feride’nin terlemiş alnını siler
PUSAT (yumuşak ama hızlı konuşarak):“Tamam derin nefes… hadi bir iki… ben sayıyorum sen alıyorsun Senin yerinde olsam ben doğuramazdım Feride sen kahramansın Bunu bil!”
FERİDE (sancı aralarında gülmeye çalışarak):“Daha başlamadı bile… ben kahraman değilim… ama sen… tam bir panik kumandanısın”
Birden yeni bir sancı gelir Feride’nin nefesi Hızlanır Pusat panikle kalkar
PUSAT:“Arabaya! Hemen! Yok yok… ambulans Ya da helikopter mi çağırsam!”
FERİDE (sert ama kısık sesle):“Ne helikopteri Pusat çıldırtma beni ”
Pusat Feride’yi koluna girerek arabaya bindirmeye çalışır
Ama bir yandan kapıyı kilitleyeyim mi çantayı aldım mı telefonu cebimde mi diye her şeyi aynı anda düşünür
PUSAT (kendi kendine söylenerek)“Kapı… çanta… telefon… Feride… çocuklar… çocuklar Feride’de… ben… Allah’ım önce Feride’ye sonra da bana yardım et!”
Feride oturur oturmaz derin nefes alır gözleri dolu dolu
FERİDE (yavaşça)“Allahım N’olur çocuklarıma bir şey olmasın sağlıkla kucağımıza almayı nasip et ”
Pusat direksiyona oturur gözlerinde hem eycanlı hem de telaşlı bir bakış vardır
PUSAT:“Tamam! Ben hazırım. Feride siz iyimisiniz “
FERİDE:“Sence iyimiyiz pusat!”
PUSAT:“Tamam Sizi sağ salim götüreceğim.”
HASTANE
Hastane koridorunda koşuşturma vardır Feride doğum odasına alınırken Pusat kapının önünde kaldığında ilk defa yalnız kalır Elleri titrer alnında ter damlaları birikir
Doktorun sesi duyulur
DOKTOR (İtalyanca)“Her şey yolunda ikizler geliyor! “ Doktor emşirelare dönerek “Normal doğuma alacağız doğum haneyi hazırlayın!” dedi
Pusat derin bir nefes alır, gözlerini kapatır
⸻ doğum hane
FERİDE’NİN AĞZINDAN
Sancılar bedenimi parçalarken etrafımdaki sesler birbirine karışıyordu. Hemşirelerin, doktorların telaşlı ama soğukkanlı konuşmaları… Ve bir de Pusat’ın sesi. Elimi öyle sıkıyordu ki sanarsın ben değil de o doğruyor
“Yaparsın kızım dayan Hadi it bebeği” diye bağırıyordu. Ama benim bebeği itmem gerekiyordu onun değil Bir noktada o kadar panikledi ki benim sancılarımı o çekiyormuş gibi kıvranmaya başladı.
Doktor kaşlarını kaldırıp ona baktı“Beyefendi, sakin olun. Hastamızı daha çok strese sokuyorsunuz”
Ama Pusat dinlemedi doktora bir den çıkışmaya başladı “ula seni kim getirdu bura işini yap doktor ”
Sonra bir anda “Doktor hanum yanlış mı yapaysun Çocuğa bir şey olmasun ha”
Ben acıyla bağırırken o da benimle birlikte bağırmaya başladı O an bir hemşireyle göz göze geldim, ikimiz de aynı şeyi düşündük pusatın dışarı çıkması gerek!
Kim düşünürdü ki bir mafyanın böyle olabiliceğini
İki hemşire koluna girip, “Beyefendi, sizi dışarı alalım.” dediler. O bağırıyordu
“Ne saçmalıyorsunuz Feride ve çocuklarımın yanında olucam ben Beni dışarı atamazsınız”
Kapı kapanırken hâlâ sesi geliyordu. Ben gözlerimi kapattım, bütün gücümle ittirdim. Ve o ilk ağlama sesiyle birlikte, dünyamda bir sessizlik, bir huzur doğdu.
PUSAT’IN AĞZINDAN
Koridorun beyaz ışıkları altında volta atıyordum. Ellerim cebimde duramıyor, her adımda yumruk yapıp açıyordum. Bir ara duvara yaslandım, alnımdan ter akıyordu. Hem Feride içerideydi, hem çocuklarım… Ben burada saat sayıyordum.
“Ula doktor,” dedim “ne vardı beni dışarı atıcak şimdi Feride’nin yanın da olabilirdim “ Tam o sırada… içeriden bir ağlama sesi geldi. İnce, kırılgan… sonra bir tane daha. Daha tok Daha güçlü
Bacaklarım titredi. Dizlerimin üzerine düşüp Sırtımı duvara yasladım, gözlerimden yaşlar boşaldı. Ellerimi göğe kaldırdım “Allah’ım şükürler olsun… Şükür! İki tanecik can verdun bana, onları korumak için elim den geleni yapıcam ”
Bir hemşire kapıyı açtı. Gülüyordu. Elinde iki küçücük kundak
yavaşça Ayağa kalktım
“Bebeklerin babası siz misiniz?” dedi
Boğazım düğümlendi, cevap veremedim. Sadece kafamı salladım. Hemşire bana doğru yürüyüp kollarıma bıraktı önce kızımı, sonra oğlumu.
Kollarımda iki tanecik dünya duruyordu. Avuç içimden küçük yüzler, minicik parmaklar. Kalbim öyle hızlı atıyordu ki ikisi birden duyuyormuş gibi baktılar sanki bana.
Dudaklarım titredi, gözlerimden yaşlar yağmur gibi indi.
“Çocuklarım… Elay’um… Asaf’um…size ömrümü veririm.”
Elay onu tuttuğum elimin baş parmağnı kendi minik eliyle tuttu
İncecik bir dokunuş ama ömrümü mühürledi
“Asaf, bak bacın tuttu elimi… Sen de tut hiç bir zaman da bırakmayın”
“Maçxara şeni… (Canlarım benim inşallah doğrudur)”O an hemşire gülerek dedi ki
“Beyefendi, eşinizi birazdan görebilirsiniz Ama bebekleri şimdi almam gerekiyor daha sonra bebekleri annenin yanına getireceğim .”
Ben başımla onayladım ama çocuklarımı vermek istemiyorum
Şimdi kollarımdan nasıl ayıracaum ben bunları
Elay ve Asaf’a baktım sonra öptüm ikisinin de alnını. İçimden geçen tek şey şuydu
“Artık ben değilim… Biz”
DOĞUM ODASI – FERİDE
Bedenimden bütün güç çekilmiş gibiydi Gözlerim yanıyor nefesim düzensizdi İçimde bir boşluk ama kollarımda tarifsiz bir doluluk vardı artık
Kucağıma önce Elay’ı bıraktılar Öyle küçüktü ki… yüzüne bile bakmaya kıyamadım. Sonra Asaf geldi. İki minik nefes, iki kalp çırpınıyordu göğsümün üstünde.
O an bütün ağrılarım, sancılarım, korkularım bir anda silindi.
“İşte,” dedim içimden, “hayatımın anlamları burada.”
Bir an Pusat’ı aradı gözlerim
Sonra panik oldum. Ya dışarıda bir şey olduysa diye düşündüm
Sonra hemşirenin anlayışlı sesi geldi kulağıma “Merak etmeyin Eşiniz iyi”
İçim buruk bir gülümsemeyle doldu. Onun halini gözümde canlandırdım elleriyle saçlarını
karıştırıyor, koridorda volta atıyor, gözleri dolu…
“Delim…” diye fısıldadım
“Benim koca yüreklim…”
Başımı eğdim, bebeklerime baktım. Elay’ın kaşları çatılıydı, tıpkı Pusat gibi. Asaf’ın minik elleri havayı kavrıyordu, sanki şimdiden dünyaya meydan okur gibi
Onlara usulca dokundum. Elay’ın yanağını öptüm, Asaf’ın ellerini avuçladım. Gözyaşlarım yanaklarıma süzüldü.
“Hoş geldiniz…” dedim fısıltıyla
“ Elay’ım… Asaf’ım… Beni seçtiniz ya anne olmak için… dünyadaki en şanslı kadın ben oldum.”
İçimden geçirdim “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ben sadece Feride değilim. Ben artık bir anneyim Sizi koruyacağım büyüteceğim… Babanızla birlikte bir dağ gibi arkanızda duracağım.”
Sonra dudaklarım titreyerek şu cümle döküldü ağzımdan
“Babanız biraz deli… ama sizi o kadar çok seviyor ki… Sırf sizin için gece yarısı kek börek pişiren adam Size ömrünü verecek adam o.”
O an gözlerimi kapattım. İki minik kalp göğsümde atarken, ben dünyadaki bütün savaşları kazanmış kadar güçlü hissediyorum
______________________________________ Bebeklar de doğduğuna göre artık bazı şeylerin ortaya çıkmasının zamanı geldi
Bölüm etkileşimi
