7. bölüm / 25
Balkan NinnisiBalkan Ninnisi 5 BÖLÜM
Bölümler 25Şu an: Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM
- 1 Karakter tanıtımı497 kelime
- 2 1 bölüm843 kelime
- 3 2 bölüm1.296 kelime
- 4 Karakter tanıtımı244 kelime
- 5 Şirket meselesi 3 bölüm.1.281 kelime
- 6 Akşam yemeği 4 bölüm2.297 kelime
- 7 Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM1.057 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM1.123 kelime
- 9 Balkan Ninnisi 7 BÖLÜM1.002 kelime
- 10 Balkan Ninnisi nikâh 8 BÖLÜM931 kelime
- 11 Balkan Ninnisi 9 BÖLÜM669 kelime
- 12 Balkan Ninnisi 10 BÖLÜM1.174 kelime
- 13 Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM1.380 kelime
- 14 Balkan Ninnisi 12 BÖLÜM2.280 kelime
- 15 Balkan Ninnisi 13 Bölüm858 kelime
- 16 Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM1.757 kelime
- 17 BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM618 kelime
- 18 BALKAN NİNNİSİ 16 BöLÜM707 kelime
- 19 BALKAN NİNNİSİ 17 BÖLÜM İÇ SAVAŞ328 kelime
- 20 BALKAN NİNNİSİ 18 BÖLÜM1.001 kelime
- 21 BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM900 kelime
- 22 BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM650 kelime
- 23 BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş779 kelime
- 24 BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM884 kelime
- 25 BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı1.932 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ahmet Bey’in Evi
Feride’nin odasında annesiyle yaşadığı konuşmanın üzerinden birkaç saat geçmişti. Sessizlik, koridorlarda ağır ağır dolaşıyor, evin içini dolduran bir gerginlik havasına dönüşüyordu. Artık bazı gerçeklerin konuşulma vakti gelmişti.
Nazlı Hanım gözleri kararlı, sesi ise buz gibi bir ciddiyet taşıyarak eşi Mustafa’ya ve kayınpederi Ahmet Bey’e döndü.
“Baba, Mustafa, sizi salona bekliyorum. Bu böyle devam edemez,” dedi.
Ahmet Bey yüzündeki merakla birlikte bastonuna yaslandı. “Ne oldu yine Nazlı, hayırdır?”
“Her şeyi anlatacağız,” dedi Feride, annesinin ardından salona girerken.
Salona aile fertleri toplanmıştı. Feride’nin kardeşleri, yengeleri, enişteleri… Hepsi evin büyük kızının inadını konuşurken ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Feride’nin yüzünde alışılmışın dışında bir ciddiyet vardı. Kalabalığın ortasına geçti.
Feride: “O fotoğraflar yalan. Montaj. Ben o adamı tanımıyorum, sadece hastanede birkaç kez karşılaştım. Peşimde dolanıyor, takıntılı biri. Anneme de söyledim. Bu evlilik olmayacak.”
Mustafa: “Ne diyorsun sen kızım? Biz Şemuz’la konuştuk, o da aynı şeyleri söylüyor ama…”
Nazlı: (keskin bir ifadeyle) “Ama’sı yok Mustafa! O fotoğraflar oynanmış. Feride doğru söylüyor.”
Ahmet Bey’in yüzü önce çöktü, sonra öfkeyle gerildi. Gözlüklerini çıkarıp yüzüne sürdü. “Bu nasıl olur… Bunca zamandır kandırılmışız yani?”
Nazlı: “Evet. Bu evlilik bir hata. Mirza’nın bizim kıza karşı niyeti sağlıklı değil. Kızım korkuyor ondan.”
Ahmet Bey başını eğdi, göz kapakları ağırlaştı. Eliyle alnını tutup sandalyesine çöktü. “Off… of… Şemuz’un işi bu mu şimdi…”
Mustafa telaşla: “Baba! Baba iyi misin? Nazlı hemen tansiyon aletini getir!”
Ahmet Bey: (yavaşça doğrulurken) “Getirme… iyiyim. Şimdi Şemuz’u arayacağım!”
Telefon açıldı, Şemuz Kara hattın diğer ucunda.
Ahmet Bey: “Şemuz! Bu ne rezalet? Torunum diyor ki, fotoğraflar montajmış. Kızı tanımıyormuş bile. Sen ne yapıyorsun?”
Şemuz: “Yahu Ahmet’im! Sen hâlâ fotoğraflara mı takıldın? Bak sana ne diyeceğim… Bunlar kavga etmiş, kız utanmış. Video da var elimde. Atıyorum şimdi WhatsApp’tan. Ona da motomontaş mı diyecekler?” dedi ve sahte bir video gönderdi.
Video açıldı. Salondaki herkes ekrana eğildi. Görüntüde, Feride’ye benzeyen biriyle bir adam tartışıyor, ardından adam kadına sarılıyor. Sahte ama oldukça başarılı bir montajdı.
Mustafa: “Yani… bu kız değil mi baba, vallahi benzettim. Feride?”
Feride: “Ben değilim! Saçma bu. Bakın, dikkat edin… arka plan bile hastane değil. Beni bilirsiniz, ben böyle bir şeyi yapmam. İnanmayın buna.”
Nazlı: “Ben kızımı tanırım. Bu video da sahte.”
Ama odada bulunan herkes ikircikliydi. Gözler hâlâ ekrana bakıyor, kimin doğru söylediğine karar vermeye çalışıyorlardı.
Ahmet Bey derin bir iç çekti, sonra Feride’ye döndü.
Ahmet Bey: “Kızım… bak video da var. Hem… Şemuz’la ben bu sözü yıllar önce verdim. Torunlar evlenecekti. Bunca zamanın hatırına… Sen de çok uzattın bu işi.”
Feride bir an sustu. Gözleri doldu, ama ağlamadı. İçindeki fırtınayı yutkundu.
Feride: (yavaşça) “Haklısın dede. Belki de gerçekten uzattım…”
Salondaki herkes rahatladı bir an. Nazlı’nın gözleri büyüdü. Kızının pes ettiğini düşündü ama bir şey söylemedi. Feride sessizce yukarı çıktı, odasının kapısını kapattı.
Feride’nin iç sesi:
“Ama bu oyunu oynamayacağım. Gerekirse düğün günü kaçarım. Gerekirse her şeyi yakarım. Mirza’ya kar kalmayacak. Ve bir gün elbet bu ailenin de gözünden düşecek… ama o gün geldiğinde ben çoktan uzaklarda olacağım.”
Akşam – Ahmet Bey’in Evi
Salon büyük bir telaş içinde… Feride’nin istemesi olacak diye evin kadınları giyinmiş, mutfakta son hazırlıklar tamamlanıyor. Şemuz Kara ve ailesi az sonra kapıdan içeri girecek. Ama evin en önemli kişisi, Feride, yoktu.
Nazlı: “Kız hâlâ odasında mı Mustafa?”
Mustafa: “Dışarı çıkmış. Kafa dinleyecekmiş. Kafeye gitmiş.”
Ahmet Bey: (bastonu yere vurur) “Bu ne vurdumduymazlık! Torunuma yakışıyor mu bu tavır?”
Nazlı: “Baba, kız istemiyor işte. Zorla mı gül takacağız eline?”
Ahmet Bey: “Ama söz verdik Şemuz’a! Ayıp olacak.”
Tam o sırada kapı çalar. Şemuz, oğlu Mirza ve birkaç aile büyüğü içeri girer. Herkes güleryüzlü, ama Mirza’nın gözleri sürekli etrafta Feride’yi arar gibi dolanır.
Şemuz: “Ahmet’im! Bugün torunlarımızın kaderi yazılacak inşallah!”
Ahmet Bey: “İnşallah… Torun biraz rahatsızlandı da, birazdan iner.”
Bu sırada – Şehirde bir kafe
Kafe loş, hava kapalı. Yağmurun hemen öncesi gibi bir gerginlik var havada. Feride cam kenarında oturuyor. İnce bir mont, topuz yaptığı saçları ve yorgun gözleriyle… Önünde yarım kalmış bir kahve ve bomboş bir defter.
Garson yanına yaklaşır.
Garson: “Bir isteğiniz var mıydı hanımefendi?”
Feride: (dalgınca) “Bir çay daha alayım… Sağ olun.”
Kapıdan biri girer. Kalabalıkta ilk bakışta seçilmez ama Feride başını kaldırdığında gözleri irkilir. Kalbi duracak gibi olur.
Pusat.
Simsiyah montu, kararlı adımları, tanıdığı ama artık yabancı gibi gelen bakışlarıyla masasına doğru yürür. Feride nefesi kesilmiş gibi bakar ona. Aralarında yıllar ve kırıklar vardır.
Feride: “Sen… Sen ne arıyorsun burada?”
Pusat: “Senin için geldim, Feride.”
Feride: “Geçmiş bitti. Biteli yıllar oldu. Ne istiyorsun?”
Pusat: (ciddiyetle oturur) “Biliyorum. Bitti sandın. Ama senin yanında olamazken izledim seni. Şimdi tekrar kaybetmeye niyetim yok. Hem seni o Mirza’dan kurtarmak için buradayım… hem de belki hâlâ bir umudumuz vardır diye.”
Feride’nin gözleri dolar ama hemen siler. Gururunu yutmak kolay değildir.
Feride: “Mirza’yla evlenmiyorum.”
Pusat: “Sen öyle sanıyorsun. Ama ailene göre evleniyorsun. Fotoğraflar, videolar… Bu iş çoktan karara bağlanmış. Söz verilmiş.”
Masadan bir zarf çıkarır. İçinden belgeler, fotoğraflar… Mirza’nın eski sevgililerine, takıntılarına, uzaklaştırma kararlarına dair kanıtlar.
Feride, elleri titreyerek belgeleri karıştırır.
Feride: “Bunlar… Bunlar gerçek mi?”
Pusat: “Gerçek. Ama bu sadece başlangıç.”
Derin bir nefes alır. Gözlerini Feride’nin gözlerinden ayırmadan konuşur.
Pusat: “Sen evlatlıksın Feride. Gerçek ailen… onlar değil.”
Feride’nin yüzü boşalır. Damarlarındaki kan çekilir sanki. Ağzı kurur.
Feride: “Ne diyorsun sen? Bu… saçmalık.”
Pusat: “Araştırdım. Biyolojik annen doğumdan sonra ortadan kaybolmuş. Ahmet Bey seni gizlice evlatlık aldı. Kendi kanı gibi büyüttü, evet… ama senin geçmişini senden sakladı.”
Feride: (gözleri dolmuş, sesi titriyor) “Neden şimdi? Neden sen?”
Pusat: “Çünkü seni koruyabilecek tek kişi benim. O evlilik gerçekleşirse bir daha özgür olamazsın. Seni ya kafese koyarlar, ya mezara.”
Masaya eğilir.
Pusat: “Benimle anlaş. Kağıt üstünde bir evlilik. Seni yurtdışına çıkaracağım. Yeni bir hayat kurarsın. Mirza sana asla ulaşamaz.”
Feride: (zor nefes alır) “Karşılığında ne istiyorsun?”
Pusat: “Bir çocuk. Benim çocuğum olacak. Çünkü bu dünyada bana ait, temiz kalmış tek şey o olabilir. Ama istemezsen de zorlamam. Bu, sadece bir teklif.”
Feride gözlerini ondan kaçırır. Yutkunur. Yüzündeki her ifade, içinden geçen fırtınayı yansıtır.
Feride: “Hayır diyemem… ama evet de diyemem. Şu an değil. Bilmiyorum, Pusat. Çok karışığım.”
Pusat: (yavaşça ayağa kalkar) “Ben düğün günü seni almaya geleceğim. Gelmek istersen, sadece tek kelime söylemen yeterli. Gelmeyeceksen… seni bir daha bulmam.”
Feride, elindeki dosyaya bakar. Sadece kâğıtlar değil, kendi geçmişiyle yüzleşmiştir.
Feride’nin iç sesi:
“Ailem değilmiş… geçmişim yokmuş… sevdiğim adam gitmişti, şimdi karşıma bir başka yabancı gibi çıkıyor. Ama belki de… o yabancı, bu hayatta beni en çok tanıyan kişi.”
Pusat kapıdan çıkar. Feride yalnız kalır. Boş kahvesine, boş defterine, ve dolu dolu içinden taşan acıya bakar.
Bölüm etkileşimi
