Balkan Ninnisi kitap kapağı

13. bölüm / 25

Balkan Ninnisi

Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Defne Alaca7

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM

İTALYA – VİLLA / HAMİLELİĞİN 6. AYI
FERİDE (iç ses):“Altı ay…Artık içimde yalnızlık değil, bir sohbet büyüyor.Biri tekmeliyor, biri dönüyor…İkiz olmaları kader değil de, sanki arkadaşlıkları çok eskiymiş gibi.”
⸻
SALON / GÜNDÜZ
Feride, pencere kenarında oturmuş, bir örgü örüyor.İlk kez eline yün almış ama düzgün giden hiçbir şey yok.Yine de bırakmıyor.
FERİDE:“Bilmiyorum ne örüyorum.Belki bir yelek, belki bir sabır.”
Pusat salona girer, elinde bir not defteri.
PUSAT:“İsim listesi yaptım. Bak, okuyayım:Toprak…Yamaç…Ela…Mavi…”
FERİDE (kaşlarını kaldırır):“Yamaç mı? O çocuğa ne zorluklar yüklüyorsun sen böyle!”
PUSAT (gülerek):“Yamaç Karahanlı… Duydun mu? Dağ gibi çocuk olacak.”
Feride güler ama sonra yüzü ciddileşir.
FERİDE:“Ben… her şeyin kontrolümden çıkmasından korkuyorum.Doğum nasıl olacak, çocuklar sağlıklı mı, ya ben yetebilir miyim…”
Pusat yaklaşır, diz çöker. Karnına başını koyar.
PUSAT:“Sen bu korkuyu bile seviyorsun, biliyor musun?Çünkü o korkunun içinde annelik var.Ve ben her gün, senin nasıl büyüdüğüne şahit oluyorum Feride.Sadece karnın değil…Kalbin de büyüyor.”
⸻
GECE / YATAK ODASI
Feride uykusuz. Karnı artık iyice büyüdüğü için dönmek zor.Pusat onun yastıklarını düzeltir, yanına yeni bir destek koyar.Feride usulca konuşur:
FERİDE:“İçimde iki ayrı ritim var.Bazen aynı anda atıyorlar,Bazen birbirlerini bekliyorlar.Onlar doğunca, biz hâlâ biz olabilecek miyiz Pusat?”
PUSAT:“Biz mi?Biz üç kişi olacağız, dört bile sayılmaz…Çünkü çocuklar senin bir parçan.Sen olmazsan biz zaten eksiğiz Feride’m.”

Mutfakta camdan içeriye altın gibi bir güneş süzülüyor. Feride, karnını destekleyerek yavaş adımlarla tezgâha doğru ilerliyor. Üzerinde bol beyaz bir elbise var. Elbisenin göğüs altı kemeri, karnını nazikçe sarıyor. Yüzünde biraz yorgunluk, biraz da keyifli bir inat var.
FERİDE:“Bugün bir kek yapacağım. Ne olursa olsun. Tarif basit. Sadece un, yumurta, süt, şeker… ve sabır.”
Kendine yumuşak bir sandalye çekiyor, oturarak hazırlık yapmaya başlıyor.Pusat içeri giriyor, elinde küçük bir kâğıt torbayla.
PUSAT (kaşlarını kaldırır):“Sen burda gizli gizli neyin peşindesin yine?”
FERİDE (gülümseyerek):“Bir mucize peşindeyim. Senin sabrınla benim tarifim birleşince… belki ortaya bir şey çıkar.”
PUSAT (tiye alır):“Uyy senin tarifinle benim sabrım birleşirse… itfaiye çıkabilir ortaya.”
Feride yumurtaları kırmaya çalışırken bir tanesi tezgâhtan kayar, yere düşer.İkisi de birkaç saniye donup kalır. Sonra aynı anda kahkahayı patlatırlar.
FERİDE:“Senin yardımınla, çocuklar ilk keki babalarıyla yapmış olacaklar.Ama muhtemelen kek değil, lav patlaması gibi bir şey olacak bu.”
PUSAT (karnını tutarak güler):“Bak gör, bu kek değil… Bu bir aile geleneği olacak.‘Babanız mutfağı yaktı’ diye anlatacağım onlara!”
O sırada Pusat, unu yanlışlıkla döker. Un bulut gibi havaya karışır, Feride’nin burnunu gıdıklar. Feride hapşırır. Sonra elini karnına götürüp usulca konuşur:
FERİDE:“Bakın çocuklar, bu adam sizin babanız.Çok ciddiyetle yanınıza yaklaşacak ama içi kek gibi dağınık.Ve en çok beni güldürürken güzel.”
PUSAT (başını eğip yavaşça Feride’nin alnına dokunur):“Ben… bu dağınıklıkta huzur buluyorum.Seninle, un torbasıyla bile mutluyum Feride.”
İkisi de sessizce birbirine bakar.Arka planda mutfak karmakarışık. Ama o an, hayatın en düzenli hali oradadır.
⸻
AKŞAM / BAHÇE – VİLLA İTALYA
Gökyüzü pembeyle turuncu arasında, İtalya’nın yaz sonu akşamları gibi sıcak.Feride hamakta uzanmış. Karnı iyice belirginleşmiş, göğsünün hemen altından başlıyor yuvarlakça çıkıntı. Elleriyle hafifçe sarıyor karın çevresini, sanki çocukları kucaklar gibi.
Başının altına koyduğu yastıkta lavanta kokusu var.Yanında küçük bir battaniye, ayak ucunda ise Pusat, elinde gitarla…
Pusat gitar çalmayı tam anlamasa da, tellerden rastgele çıkan sesler melodik bir bütünlük oluşturmuş. Parmakları dikkatle dolanıyor teller arasında. Feride gözlerini kapatıyor.
FERİDE (usulca):“Devam et…Bilmiyorum ne çalıyorsun ama…İçimdeki çocuklar durdu.Sanki dinliyorlar seni.”
Pusat durmaz. Hafif gülümser.
PUSAT:“Onlar zaten dinliyordu Feride’m…Ben bazen seni de onların sesiyle duyuyorum artık.”
Bir esinti geçer, ağaç yaprakları hışırdar.Feride’nin saçları yüzüne düşer.Pusat gitarı kenara koyar, ayağa kalkar, hamakta uzanan Feride’nin saçlarını usulca geriye atar.
PUSAT:“İçimde bir şarkı var. Adını koyamıyorum.Ama senin bakışlarında o şarkının her dizesi yazılı gibi…”
Feride gözlerini açar. Gökyüzü yıldızlanmaya başlamıştır.
FERİDE (fısıltıyla):“Bir gün onlara anlatırız, değil mi?Bu anları…Benim hamakta sırtımı dayadığım geceyi, senin gitar çalmaya çalıştığın ilk akşamı…”
PUSAT (başını eğip Feride’nin elini öper):“Anlatmak mı?Ben her gece o anları uyumadan önce gözümün önünden geçireceğim.Sanki yaşanmamış gibi değil…Her defasında yeniden düşmüş gibi.”
⸻
Bahçeye çiseleyen hafif bir çiğ inerken, Feride’nin içindeki bebeklerden biri kıpırdar.Ve ikisi de bir süre susar.Çünkü o kıpırtı, kelimelerin yetmediği bir duadır.

Elbette, şimdi Feride’nin 7 aylık hamileliğinde yaşanan bir doktor kontrolü sahnesini uzun ve duygusal şekilde yazıyorum. Bebeklerin cinsiyetlerinin netleştiği, yüzlerinin ilk kez görüldüğü ve onlara Elay ile Asaf adlarının verildiği bu sahne, Feride ve Pusat için unutulmaz bir an olacak…
Salon loş ışıklarla aydınlatılmış.Pusat, şöminenin önünde yerde oturuyor.Dizlerinde bir defter, elinde kurşun kalem.Deftere satırlar yazıyor, ardından siliyor.Tekrar başlıyor, sonra sayfayı yırtıyor.
Feride, karnını tutarak koltuğa uzanmış.Bir elinde sıcak ıhlamur, diğerinde eski bir kitap var.Ama okuduğu hiçbir kelime zihninde kalmıyor.Aklı, kalbi, gözleri hepsi bebeklerde.
Bir süre sessizlik olur.Sonra Feride başını çevirir:
FERİDE (hafif tebessümle):“Yine isim listesi mi yapıyorsun?”
PUSAT (başını kaldırmadan):“Yani… bir liste vardı da, Elay yazınca diğerleri silindi.”
Feride hafif doğrulur.Kaşlarını kaldırır, merakla sorar:
FERİDE:“Elay mı?”
PUSAT:“Bir kitapta denk gelmiştim, çok zaman önce.Ay gibi parlayan… ışık saçan kadın anlamına geliyordu.Hem senin gözlerin gibi, hem o gün ekranda gördüğüm minicik kız gibi.Elay. Dedin ya hani… içimde gün gibi parlıyor diye.O an oturdu bende.”
Feride’nin gözleri parlar.İçindeki annelik hissi kabarır.Usulca mırıldanır:
FERİDE:“Elay…Evet… benim içimde büyüyen o aydınlık o.”
Pusat bir an durur.Kalemi çevirir parmakları arasında.Sonra Feride’ye döner.
PUSAT:“Ya oğlumuz?Senin de aklında bir şey var mıydı?”
Feride derin bir nefes alır.Bir anlık sessizlik olur.Sonra gözleri uzaklara dalar.
FERİDE:“Çocukken rüyamda hep bir ses duyardım.İçimde güçlü, dik duran, ama bir o kadar sakin bir ses.Adını göremezdim ama bir gün bir şiirde karşılaştım.‘Asaf’ yazıyordu.Hikmetli, sabırlı, sessiz ama derin biri.İşte o zaman bildim.Eğer bir gün bir oğlum olursa, adı Asaf olacak.”
Pusat yavaşça defterini kapatır.Yana kayar, Feride’nin yanına oturur.Başını Feride’nin karnına eğip, iki yanağını da elleriyle sarar.
PUSAT (fısıltıyla):“Elay Karahanlı…Asaf Karahanlı…Geldiğiniz günü sayıyoruz.”
FERİDE:“Gelişinizle beraber isimleriniz de ruhumuza işlenmişti zaten.Biz sadece şimdi sesli söyledik.”
O gece, bebeklerin adları sadece birer kelime olmaktan çıkıp,Feride ve Pusat’ın hayatındaki en büyük duası, en derin hissi,ve geleceğe bıraktıkları ilk iz oldu.
⸻
İTALYA – KLİNİK / 7. AY ULTRASON KONTROLÜ
Feride, sabah saatlerinde uyanmadan önce hafif bir rüya görür.
Gözlerini açtığında, karnında küçük bir gerilme hisseder.
Elini yavaşça oraya koyar.Derin bir nefes alır.O sabah bir farklı gelir Feride’ye
Doktordan gelen mesaj zihninde yankılanır:“Bugün detaylı ultrason gününüz. Bebeklerin yüzlerini net görebiliriz.”
Feride aynanın karşısında uzun süre durur.Beyaz, bol bir elbise giyer.Saçlarını toplamaz.Karnını okşarken fısıldar:
FERİDE:“Bugün yüzlerinizi göreceğiz…Beni içeriden yoklayan iki küçük mucize…Elay… Asaf…” yüzünde bir gülümseme olur
⸻
KLİNİK / MUAYENE ODASI – SABAH
Oda steril ama sıcak renklere boyanmıştır.Duvarlarda peluş oyuncak desenli panolar, pencere önünde minik bir çiçek.Yabancı bir ülke ama tanıdık bir atmosferdir artık burası onlar için.
Pusat, elinde dosya, Feride’nin çantasını taşıyor.Hiç konuşmadan doktoru bekliyorlar.Odaya yaşlı, güleryüzlü bir kadın doktor giriyor.İtalyanca ama tatlı bir aksanla konuşuyor:
DOKTOR:“Bakalım minikler bugün yüzlerini göstermek istiyor mu?Anne hazır mı?”
Feride yatağa uzanırken başını çevirip Pusat’a bakar.Sessizce gülümser.
⸻
Ultrason başlar.
Odada yalnızca cihazın kalp atışı sesi duyulur.güm güm güm güm …İki ayrı ritim.İki ayrı dünyadan gelen ses.
Doktor ekranı çevirir.
DOKTOR:“Bebeğinizin yüzü burada…Görüyor musunuz? Bakın… burnu, dudakları… çok güzel şekillenmiş.Bu… kız bebek.”
Feride’nin gözleri dolar.Ekrana kilitlenir.Bir an için her şey durur.Zaman, nefes, kalp atışı…
Küçücük bir yüz.Minik bir burun.Göz çukurları belirgin.Parmak ucu kadar bir dudak kıpırdıyor gibi.
FERİDE (fısıltıyla):“Elay…Merhaba Elay’ım…Minik ay ışığım…”
PUSAT (duygulu bir şekilde ):“Vay Benim kızım bu mu şimdi?Bir kız bu kadar güzel olur mu?”
Doktor güler.Sıradaki profile geçer.
DOKTOR:“Ve bu da kardeşi… oğlunuz.Biraz yan dönmüş ama yakalayabildik.İşte burun kemeri, alnı…Bu minik savaşçı da gayet sağlıklı görünüyor.”
Pusat birden sessizleşir.Elini Feride’nin eline koyar.Ekrana uzun süre bakar.Çenesini hafifçe kaldırır.
PUSAT (dalgın, alçak sesle):“Asaf…Güçlü, kararlı, sabırlı…Ama kalbi annesine benzeyecek.Sertliğini ben alırım üstüme.”
Feride gözyaşlarını siler ama gülümser.
FERİDE:“Elay ve Asaf…Biri içimde gün gibi parlıyor,Diğeri gece gibi koruyor.”
Doktor birkaç ölçüm daha yapar.Kalp atışları düzenlidir.Her şey yolunda görünmektedir.Sadece son bir cümleyle raporu kapatır:
DOKTOR:“İkizleriniz oldukça uyumlular.Biri hareketli, biri daha sakin.Ama birbirlerine çok bağlılar.Bu çok nadir bir enerji.Büyüdüklerinde bile birbirlerini hissedecekler.”
⸻
VİLLA – AKŞAM
Feride yatak odasında günlüğünü açar.Karnını ovalarken günlüğüne sesli kayıt alır:
FERİDE (kayıt):“7. ay…Elay’ın dudağındaki kıvrımı,Asaf’ın burnundaki gururu gördüm bugün.İsimleri yoktu önce.Şimdi adları var.Ve adlarıyla beraber…Hayalleri de var artık.”
⸻
SALON – GECE
Pusat, yatağın ucunda oturmuş.Elinde bir kağıt, karalama yapıyor.Kağıtta: “Elay Karahanlı” ve “Asaf Karahanlı” isimleri yazılı.
Feride kapıdan onu izliyor.Kucağında Pusat’ın sabah getirdiği, minik zeytin yeşili çoraplar.
FERİDE:“İsimler soyadıyla söylenince daha gerçek oluyor değil mi?”
PUSAT:“Daha gerçek… daha büyük bir sorumluluk.”
Feride içeri girer.Başını onun omzuna yaslar.
FERİDE:“Elay ve Asaf…Biz üç kişi değiliz artık.Dört kişilik bir hayat kuruyoruz.”
⸻
Ve o gece…İlk defa bebeklerinin yüzlerini görerek,hem geçmişle vedalaştılar,hem gelecekle tanıştılar.

______________________

Bu da Feride'nin elbisesi
___________
Başka bir bölüm de isim hakkın da bir şey yazdım mı hatırlamıyorum o yüzden de bu bölümde bebeklerin isim sahnesini yazdım

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.