22. bölüm / 25
Balkan NinnisiBALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM
Bölümler 25Şu an: BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM
- 1 Karakter tanıtımı497 kelime
- 2 1 bölüm843 kelime
- 3 2 bölüm1.296 kelime
- 4 Karakter tanıtımı244 kelime
- 5 Şirket meselesi 3 bölüm.1.281 kelime
- 6 Akşam yemeği 4 bölüm2.297 kelime
- 7 Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM1.057 kelime
- 8 Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM1.123 kelime
- 9 Balkan Ninnisi 7 BÖLÜM1.002 kelime
- 10 Balkan Ninnisi nikâh 8 BÖLÜM931 kelime
- 11 Balkan Ninnisi 9 BÖLÜM669 kelime
- 12 Balkan Ninnisi 10 BÖLÜM1.174 kelime
- 13 Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM1.380 kelime
- 14 Balkan Ninnisi 12 BÖLÜM2.280 kelime
- 15 Balkan Ninnisi 13 Bölüm858 kelime
- 16 Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM1.757 kelime
- 17 BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM618 kelime
- 18 BALKAN NİNNİSİ 16 BöLÜM707 kelime
- 19 BALKAN NİNNİSİ 17 BÖLÜM İÇ SAVAŞ328 kelime
- 20 BALKAN NİNNİSİ 18 BÖLÜM1.001 kelime
- 21 BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM900 kelime
- 22 BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM650 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş779 kelime
- 24 BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM884 kelime
- 25 BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı1.932 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu bölüm biraz zaman atlamaları olucaktır
____________________________
FERİDE’NİN AĞZINDAN
Annelik…
Bana sorulsaydı, doğumdan önce bunun daha çok sevgiyle ilgili olduğunu söylerdim.
Ama şimdi biliyordum.
Annelik; uykusuz kalmak, telaşlanmak, paniklemek, her nefes alışlarını kontrol etmek, küçücük bir ağlamada kalbinin yerinden çıkacak gibi olmasıydı.
Ve babalık…
Pusat’a bakınca anlıyordum
Babalık da en az annelik kadar zormuş.
İlk hafta, zaman kavramını tamamen kaybettik.
Geceyle gündüz birbirine karıştı.
Ela her gece tam uykuya dalacağımız anda ağlamaya başlıyor, Asaf ise kardeşi sustuğu an kendi sesini duyuruyordu.
İlk gece bunun geçici olduğunu sanmıştım.
Üçüncü gecede aynaya baktığımda gözlerimin altındaki morlukları görünce gerçekle yüzleştim.
Artık bizim hayatımız, iki minik insanın ihtiyaçlarına göre akıyordu.
Ve onlar ne zaman isterse, dünya o zaman yalnızca onların etrafında dönüyordu.
Bir gece…
Ela saatlerdir ağlıyordu.
Kucağımda sallıyor, ninni söylüyor, yürüyordum.
Ama susmuyordu.
Kollarım uyuşmuştu.
Gözlerim yanıyordu.
Tam pes edecekken Pusat yanıma geldi.
Sessizce Ela’yı kucağımdan aldı.
“Ver bakayım.”
Yorgunlukla ona baktım.
“Pusat, olmuyor…”
Hiçbir şey demedi.
Ela’yı omzuna yasladı.
Salonun içinde yavaş adımlarla dolaşmaya başladı.
Sonra, alçak sesle mırıldandı:
“Uyı da büyü kızum… baban burada…”
Başta gülmek istedim.
Ama birkaç dakika sonra Ela gerçekten sustu.
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Nasıl yaptın bunu?”
Omuz silkti.
“Karahanlı kanı.”
İstemsizce güldüm.
“Saçmalama.”
Dudaklarının kenarı kıvrıldı.
“ kabul et, senden iyi susturuyorum.”
Ela sustuğu anda bu kez Asaf ağlamaya başladı.
Pusat’ın yüzündeki zafer ifadesi bir anda dağıldı.
Kucağındaki Ela’yla bana döndü.
“Ha Bu uşağın derdi ne şimdi?”
Yorgun bir kahkaha attım.
“Sanırım seni kıskandı.”
Kaşlarını çattı.
“Üç günlük çocuk kıskanır mı ”
Az önce dediği lafa değinerek “Ee Senin oğlun sonuçta karahanlı kanı bu Gayet normal.”
Bana bakıp söylenirken Asaf’ı kucağına aldı.
O gece sabaha kadar dönüşümlü olarak ikisini susturmaya çalıştık.
Sabah olduğunda ikimiz de kanepede oturmuş, bitkin halde birbirimize bakıyorduk.
Pusat saçlarını geriye itti.
“Feride.”
“Hı?”
“Bir daha çocuk yapmayalum.”
Öyle ciddi söylemişti ki kahkahaya boğuldum. ___________
İkinci ayda her şeyi öğrenmeye başladık.
Ela’nın hangi ağlamasının açlık, hangisinin huysuzluk olduğunu…
Asaf’ın uyumadan önce mutlaka sağ omuzda sallanmak istediğini…
Birlikte çözüyorduk.
Ben bazen panikliyordum.
Ateşleri yarım derece yükselse kalbim sıkışıyordu.
Pusat ise her seferinde sakin kalıyordu.
Bir keresinde Asaf gece boyunca ağladı.
Hiç susmadı.
Defalarca kontrol ettim.
Karnı tok, altı temizdi.
Ama ağalaması durmuyordu
Sabaha karşı yorgunlukla oturup ağlamaya başladım.
“Ben kötü bir anne miyim?”
Pusat bir anda önümde diz çöktü.
Yüzümü avuçlarının arasına aldı.
“Bir daha böyle konuştuğunu duymayayım.”
Gözlerim doldu.
“Ama susturamıyorum…”
Alnını alnıma yasladı.
“Feride… kötü anne olsaydın, bunun için ağlamazdın.”
O an içimde bir şey çözüldü.
Sonra Asaf’ı aldı.
Camın önüne geçti.
Dakikalarca onunla konuştu.
Neler dediğini duyamıyordum.
Ama bir süre sonra ağlama sesi kesildi.
“Ne dedin?”
Bana dönüp sırıttı.
“Erkek erkeğe konuştuk.”
⸻
Üçüncü ay…
Ev artık gerçekten yuva gibi kokuyordu.
Salonun bir köşesinde oyuncaklar…
Kanepenin üstünde minik battaniyeler…
Mutfakta biberonlar…
Ve her yerde bebek kokusu.
Bir sabah Ela ilk kez gülümsedi.
Gerçekten.
Refleks değildi.
Pusata bakıp güldü.
Pusat donup kaldı.
“Feride…”
“Ne oldu?”
Parmağıyla Ela’yı gösterdi.
“Bana güldü.”
Gözlerim doldu.
“Evet.”
Birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra gururla doğruldu.
“Demek ki kızım, kime güveneceğini iyi biliyor.”
Tam cevap verecektim ki Asaf ağladı.
Pusat hızla ona döndü.
“Ula oğlum, hemen bozulma. Babanın gönlü hepinize yeter.”
Asaf’ı kucağına alırken hafifçe gülümsedi.
“merak etme…baban seni de sever.”
Kahkaham evin içinde yankılandı.
O gün onları birlikte yatağa yatırdık.
Yan yana uyuyorlardı.
Pusat arkamda durmuştu.
Kollarını belime sardı.
Başını omzuma yasladı.
“Üç ay olmuş.”
Sessizce başımı salladım.
“Zor geçti.”
“Geçti.”
Bir süre sustuk.
Sonra fısıldadı:
“Ama her şeye değerdi.”
Arkamı dönüp ona baktım.
Haklıydı.
Bu üç ay bizi değiştirmişti
insan anne baba olunca gerçekten değişiyormuş
Birbirimize alışmıştık.
Birbirimizin eksiklerini tamamlamayı öğrenmiştik.
Ve en önemlisi…
Artık gerçekten bir aile olmuştuk.
Tam o sırada Pusat derin bir nefes aldı.
“Feride…”
“Ha?”
Gözlerimin içine baktı.
“Sanırım artık eve dönme vakti geldi.”
Kalbim hızlandı.
Türküyeye dönüyorduk
Trabzon’a.
Karahanlılar’ın yanına.
Ve içimde, korkuyla heyecan birbirine karışırken tek bir şey hissediyordum:
Bu kez yalnız değildim.
Bu kez yanım’da kocam ve çocuklarım vardı.
_______________________________________
Oy ve yorum yaparsanız sevinirim şimdiden teşekkürler ☺️
Temsili fotoğraflar
Bölüm etkileşimi
