23. bölüm / 25
Balkan NinnisiBALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş
Bölümler 25Şu an: BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş
- 1 Karakter tanıtımı497 kelime
- 2 1 bölüm843 kelime
- 3 2 bölüm1.296 kelime
- 4 Karakter tanıtımı244 kelime
- 5 Şirket meselesi 3 bölüm.1.281 kelime
- 6 Akşam yemeği 4 bölüm2.297 kelime
- 7 Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM1.057 kelime
- 8 Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM1.123 kelime
- 9 Balkan Ninnisi 7 BÖLÜM1.002 kelime
- 10 Balkan Ninnisi nikâh 8 BÖLÜM931 kelime
- 11 Balkan Ninnisi 9 BÖLÜM669 kelime
- 12 Balkan Ninnisi 10 BÖLÜM1.174 kelime
- 13 Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM1.380 kelime
- 14 Balkan Ninnisi 12 BÖLÜM2.280 kelime
- 15 Balkan Ninnisi 13 Bölüm858 kelime
- 16 Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM1.757 kelime
- 17 BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM618 kelime
- 18 BALKAN NİNNİSİ 16 BöLÜM707 kelime
- 19 BALKAN NİNNİSİ 17 BÖLÜM İÇ SAVAŞ328 kelime
- 20 BALKAN NİNNİSİ 18 BÖLÜM1.001 kelime
- 21 BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM900 kelime
- 22 BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM650 kelime
- 23 BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş779 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM884 kelime
- 25 BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı1.932 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
FERİDE’NİN AĞZINDAN
Valizi kapattığımda içimde tuhaf bir sıkışma vardı.
Korku değildi.
Tam olarak heyecan da değildi.
İkisinin arasında, tarif edemediğim bir duygu…
Yeni bir hayatın eşiğinde duruyormuşum gibi.
Yatağın üstünde dizili küçük kıyafetlere baktım.
Ela’nın minik tulumu…
Asaf’ın mavi pantolonu…
Üç ay önce kollarımda dünyaya gelen bebeklerim şimdi bizimle birlikte bambaşka bir yolculuğa çıkıyordu.
Trabzon’a.
Pusat’ın geçmişine.
Onun ailesine.
Belki de bizim gerçek başlangıcımıza.
“Hazır mısın?”
Kapıdan gelen sesiyle irkildim.
Başımı kaldırdığımda Pusat’ı gördüm.
Her zamanki gibi koyu renk ceketi sırtındaydı.
Ama bugün yüzündeki ifade farklıydı.
Biraz gergin.
Biraz düşünceli.
Yine de kendinden emindi.
Gülümsedim.
“Sanırım.”
Odaya girip valizin fermuarını kontrol etti.
Sonra bana döndü Ve gülerek “sanki biraz Heyecanlısın ha.”dedi
Kaşlarımı kaldırdım.
“Belli oluyor mu?”
Gülümsemesi şefkatli bir gülümsemeye döndü
“Deniz gözlerin ele veriyor.”
Yaklaşıp iki elimin arasına yüzümü aldı.
“Bak bana.”
Baktım.
“Kötü olan Hiçbir şey düşünme.”
Başparmağı yanağımda usulca dolaştı.
“Oraya yalnız gitmiyorsun.”
Kalbim hızlandı ve gülümseyerek“ Biliyorum .”dedim
Alnını alnıma yasladı.
“Ben her zaman yanındayım.”
İşte o an içimdeki düğüm biraz çözüldü.
⸻
Havalimanına giderken Ela bütün yolu uyudu.
Asaf ise kucağımda huzursuzca kıpırdanıp durdu.
Pusat bir eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle ara ara Asaf’ın minicik elini okşuyordu.
Onu izlerken istemsizce gülümsedim.
Bir zamanlar sert bakışlarıyla insanları susturan adam…
Şimdi oğlunun parmağını tutup sakinleşmesi için mırıldanıyordu.
“Şimdi böyle huysuzluk yaparsan, dedene seni uslu çocuk diye nasıl anlatacağım ben?”
Bunu o kadar ciddi söylemişti ki gülmemek için dudaklarımı ısırdım.
Bana yan gözle baktı.
“Ne gülüyisun?”
“Hiç.”
“Komik mi ”
“Biraz.”
Kaşlarını çattı.
“Ula çocuk sakinleşti mi? Sakinleşti. Sen ona bak ”
Kahkaham arabaya yayıldı.
⸻
Uçak yolculuğu beklediğimden zordu.
Ela kalkıştan hemen sonra ağlamaya başladı.
Onu sakinleştirmeye çalışırken Asaf da ona eşlik etti.
Bir anda ikisi birden ağlıyordu.
Panikle Pusat’a baktım.
O ise son derece sakindi.
Hiçbir şey söylemeden Ela’yı kucağıma bıraktı, Asaf’ı aldı.
Onu göğsüne yaslayıp hafifçe salladı.
“Ula erkek adamsun sen. Böyle bağırulur mi?”
Yanımızda bize Serviz yapan otuzlu yaşlarında ki hostes gülümseyerek bize baktı.
“İlk çocuklarınız mı?”
Tebessüm ederek başımı salladım.
Hostes sıcak bir tebessümle bize baktı.
“Belli oluyor. Ama güzel anne baba olmuşsunuz.”
Bir an sustum.
Sonra istemsizce Pusat’a baktım.
O da bana baktı.
Ve ilk kez, yabancı birinin ağzından bunu duymak içimde tuhaf bir gurur ve mutluluk yarattı.
Evet.
Biz gerçekten anne baba olmuştuk
⸻
Saatler sonra pilotun sesi duyuldu.
“Trabzon Havalimanı’na iniş yapıyoruz.”
Kalbim bir anda hızlandı.
Herkezi Harkamda bırakıp giderken hayatımın böyle değişeceğini bilmiyordum veya kucamda iki bebekle geri döneceyimi'de bilmiyordum
Pencereye döndüm.
Bulutların arasından görünen yemyeşil dağlar…
Uzakta uzanan o masmavi deniz…
Pusat sessizce elimi tuttu.
Parmaklarını parmaklarıma kenetledi.
Avucunun sıcaklığı, içimde günlerdir dinmeyen fırtınayı bir nebze olsun susturmuştu. Bana döndü; gözlerinde alışık olmadığım kadar sakin ve güven veren bir ifade vardı.
“Hoş geldun.”
Sesi öyle yumuşaktı ki gözlerim doldu. Sanki sadece bir yere değil, onun hayatına, yanına ve kalbine hoş gelmişim gibi hissettirdi.
Parmaklarına biraz daha sıkı sarıldım “Hoş buldum… Pusat.”
Sözlerim dudaklarımda asılı kalırken gözlerimi ondan ayırmadım.
Pusat bir an hiçbir şey söylemedi. Sanki uçağın içindeki tüm sesler geri çekilmiş, geriye sadece onun bakışı kalmıştı.
Sonra dudaklarının kenarında çok hafif, neredeyse sadece bana görünen bir gülümseme belirdi
Bakışları ağır ağır yumuşadı… içindeki sert çizgiler, sanki sadece bana açılan gizli bir kapı gibi çözülmeye başladı.
Başını hafifçe yana eğdi. Gözlerini bir an bile benden ayırmadan parmaklarımızı daha sıkı kenetledi.
Ve o an anladım… bu sadece bir “hoş geldin” değildi. Bir kalışın başlangıcıydı sessizliği bozup pusata döndüm
“İndiğimizde doğru senin evine mi gideceğiz?”
Başını hafifçe salladı.
Gözlerini gözlerime dikti. Sesi alçak ama kararlıydı.
“Benim evime değil, Feride… bizim evimize gideceğiz.”
⸻Havalimanından çıktığımız anda yüzüme çarpan rüzgâr farklıydı.
Daha sert.
Daha keskin.
Ama içinde garip bir sıcaklık taşıyordu.
Arabaya bindiğimizde Pusat’ın yüzü ciddileşti.
Direksiyona geçti.
Motoru çalıştırmadan önce bir süre duraksadı
Ona dönüp kaşlarımı çattım.“Ne oldu?” Derin bir nefes verdi.
“Seni ilk kez ailemin yanına götürüyorum.”
Sesinde alışık olmadığım hem bir ciddiyet hem de bir heyecan vardı.
“Birazdan her şey değişebilir.”
Parmaklarımı birbirine geçirdim.
“Ya beni istemezlerse?”
Pusat hiç tereddüt etmeden bana döndü.
Bakışları net ve kararlı
“İsterler.”
“Ama istemeseler bile hiçbir şey değişmez.”Elimi tuttu.
“Kim ne derse desin, bu saatten sonra kimse seni benden ayıramaz.”Gözlerim doldu.Başımı yavaşça salladım.
Ve, Trabzon’a değil de… gerçekten onun hayatına adım attığımı hissettim.
⸻
Evin demir kapıları göründüğünde nefesim kesildi.
Burası bir evden çok…
bir konak
Yüksek taş duvarlar, geniş bahçe, uzayıp giden çam ağaçları…
Arabamız ağır ağır içeri girdi.
Avuçlarım terledi.
Kucağım’daki Ela’yı biraz daha sıkı tuttum.
Pusat motoru durdurdu arabadan inip Asaf’ı aldı
Kalbimin sesini duyabiliyordum.
Sonra bana döndü.
Gözlerimin içine baktı.
Ve usulca gülümsedi.
“Hazır mısın, deniz gözlüm?”
Yutkundum.
“Değilim.”
Hafifçe güldü.
Kapıyı açtı.
Sonra elini bana uzattı.
“Sana bir şey yapmalarına izin vermem.”
Tebessüm ederek Elini tuttum.Ve arabadan indim
______________________________________
Tam istediğim görseli bulamadım ben de bu fotoğrafları koydum
Bölüm etkileşimi
