Balkan Ninnisi kitap kapağı

25. bölüm / 25

Balkan Ninnisi

BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı

Vaveyla Yazarı: Defne Alaca7

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı

Konağın bahçesinde peş peşe duran arabaların motor sesleri sustuğunda salondaki sessizlik daha da ağırlaştı.
Pusat, elini elimden hiç bırakmamıştı.
Parmaklarını avucuma biraz daha sıkı bastırdı.
“Korkma.”
Başımı hafifçe salladım.
Korkuyordum…
Hem de hiç olmadığım kadar.
Kapının açılma sesi duyuldu.
İlk içeri giren, uzun boylu, omuzları geniş bir adam oldu.
Üzerindeki takım elbisenin ceketini çıkarırken konuşuyordu.
“Kızlar, bir çay koyun da…”
Sözünün devamı boğazında kaldı.
Şahin Karahanlı olduğu yerde donup kaldı.
Gözleri önce oğluna takıldı.
“Pusat…”
Aylar sonra ilk kez oğlunu karşısında görüyordu.
Yüzüne şaşkın bir tebessüm yerleşecekken…
Bakışları bana kaydı.
Kaşları hafifçe çatıldı.
“Bu genç kız kim…”
Tam konuşacakken…
Pusat’ın kucağındaki bebeği gördü.
Nefesi kesildi.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha…
Sanki gördüğüne inanamıyordu.
“Bu…”
Tam o sırada kapı yeniden açıldı.
İçeri bastonuna yaslanarak Dursun Karahanlı girdi.
“Ula Şahin, kapıda niye dikilup kaldun?”
O da salona baktı.
İlk önce Pusat’ı gördü.
“Ula!”
Yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.
“Bizim uşak gelmiş!”
Ama sevinci yalnızca birkaç saniye sürdü.
Bakışları bebeklere kaydı.
Ardından bana…
Kaşları havaya kalktı.
“Dur…”
Bastonunu yere vurdu.
“Ben o kadar yaşlandum da gözlerum beni yanıltayi mi uşağum?”
Şahin hâlâ konuşamıyordu.
Dursun bir adım daha yaklaştı.
Sonra şaşkınlıkla Pusat’a baktı.
“Ula…”
Parmağıyla bebekleri işaret etti.
“Onlar…”
Pusat sakin bir sesle cevap verdi.
“Çocuklarım.”
Salondaki herkes aynı anda nefesini tuttu.
“Ne?”
Dursun’un sesi bütün konağı doldurdu.
“Çocuklarun mı?”
Tam o sırada kapı üçüncü kez açıldı.
İdris içeri girdi.
“Hayırlı akşamlar…”
Sesi kesildi.
“Pusat abi ?”
Bir anda yüzü aydınlandı.
Hızla kardeşine doğru yürümeye başladı.
Sonra bebekleri fark etti.
Adımları yavaşladı.
“…”
Uzun süre konuşamadı.
“Ben…”
Gözlerini kırpıştırdı.
“Ben bugün fazla mı çalıştım?”
Arkasından Harun ile Reşat içeri girdiler.
Harun daha kapıdan seslendi.
“Anne açlıktan ölüyorum.”
Reşat ceketini omzuna atmıştı.
“Ben de.”
İkisi de salona girdikleri anda durdular.
Harun gözlerini kocaman açtı.
“Pusat abi?”
Reşat’ın yüzündeki sert ifade ilk kez değişti.
“Sen…”
Harun’un bakışları bana kaydı.
Sonra bebeklere…
Bir daha baktı.
“Yok artık…”
Reşat sessizce kardeşine döndü.
“çocuk mu onlar…”
Pusat başını salladı.
“Evet bizim çocuklarımız.”dedi bana bakarak
Harun iki elini başına götürdü.
“Hangi ara lan”
“yani hangi ara abi diyecektim”
pusatın haruna bakmasıyla Harun cümlesini düzeltti
“Sana ne lan “
Diğer yandan Reşat hayatında ilk defa söyleyecek söz bulamıyordu.
“Sen…”
Yutkundu.
“Gerçekten baba mı oldun abi?”
Tam o sırada dış kapı yeniden açıldı.
“Ben geldim!”
Selin’in neşeli sesi bütün konağı doldurdu.
“Anne, bu gün arkadaşlarla…”
Sözleri yarıda kaldı.
Salondaki kalabalığa baktı.
Sonra Pusat’ı gördü.
Bir çığlık attı.
“ABİ!”
Koşarak ona sarılacakken…
Bakışları pusatın kucağında ki elay’a kaydı.
( pusatın kucağın’da hangi bebek vardı hatırlamıyorum bölüme bakmayada üşeniyorum )
Durdu.
Sonra bana…
Bir daha baktı.
“Bir dakika oha.”
İki adım geri çekildi.
“Ben rüya mı görüyorum?”
Kapının yanında ki Havin. “Yok rüyada değilsin gayet gerçek teyze kızı.” dedi
Derin, Naz, Berra ve Irmak da merdivenlerin başında durmuştu.
Hiçbiri tek kelime edemiyordu.
Naz fısıldadı.
“Onlar…”
Berra yavaşça devam etti.
“Pusat abimin çocukları selin abla…”
Selin ise gözlerini Pusatın kucağındaki elay’dan ayıramıyordu.
Derin şaşkınlıkla Havin’e döndü.
“Burda Ne oluyor şimdi?”
Havin derin bir nefes aldı.
“Biz kaç saattir ne anlatıyoruz Derin “
“Odağam sizde değildi ne yapıyım “ derinin dikkat bozukluğu vardı ( umarım doğru yazmışımdır )
Gözlerini devirdi havin
havin ve derin sustuktan sonra Salonda derin bir sessizlik oluştu.
Herkesin bakışları aynı noktadaydı.
Pusat…
Feride…
Ve kucaklarındaki iki küçük bebek…
Hiç kimse konuşmaya cesaret edemiyordu.
Salondaki sessizlik öyle ağırdı ki duvardaki saatin tik takları bile duyuluyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Herkes aynı kişiye bakıyordu.
Pusat…
O ise sakinliğini koruyordu.
Elini hâlâ elimden çekmemişti.
Sanki bana, “Buradayım.” demeye devam ediyordu.
Dursun dede bastonunu yere vurdu.
“Oturun bakalum.”
Kimse itiraz etmedi.
Herkes yavaş yavaş yerini aldı.
Ben koltuğun en ucuna iliştim.
Kucağımdaki bebeği biraz daha sıkı sardım.
Diğer bebeği Pusat kucağında tutuyordu.
Şahin, oğlunun tam karşısına oturdu.
Uzun süre sadece baktı.
Sonunda derin bir nefes verdi.
“Pusat…”
“Efendim baba.”
“Anlat.”
Tek kelimeydi.
Ama o tek kelimenin içinde kırgınlık ve öfke vardı.
Pusat başını eğdi.
“Nereden başlayayım bilmiyorum.”
Dursun bey sertçe konuştu.
“En başından başlayasun.”
Pusat gözlerini bana çevirdi.
Sonra yeniden ailesine döndü.
“Feride’yle birbirimize aşık olduk.”
Salondaki herkes dikkat kesildi.
“ ve Onunla evlenmek istiyordum.”
Şahin kaşlarını çattı.
“Eee sende kimseye haber vermeden gideyim evleniyim mi dedin?”
“Hayır baba Feride’yi zorla evlendirmeye çalışıyorlardı.”
Bunu bilmeyen herkes birbirine baktı.
“Ne diysun uşağım sen”
“Kiminle?”
“bu devirde hemde ”
Pusat devam etti.
“Mirza’yla baba.”
“O Adam ona takıntılıydı.”
“Feride’nin hayatını mahvetmeye başlamıştı.”
“Şu mirza mı “
“Evet baba “
Salondaki sessizlik yeniden çöktü.
Pusat derin bir nefes aldı.
“Düğün günü feride’yi oradan kaçırdım.”
Harun şaşkınlıkla ayağa kalktı.
“Sen…”
“Ula Kızı gerçekten kaçırdun mu gördün mü fadime’m torunum bağa çekmiş”
“İyi fışkı etmuş “
“Evet dede kaçırdım.”
İdris istemsizce güldü.
“Vay be abime bak ben Vardiçkimi kaçırıcam dediğimde ne kaçırması git Allah’ın emri ile peygamberin kavliyle iste demişti .” (Vardiçkimi Gül tanem anlamına geliyormuş umarım doğrudur )
Harun “ne o abi kıskandın mı “dedi
İdris harunun ensesine bir şaplak patlatıp “ yok abim kıskanmadım ama bu gidişle sen eski halini özleyeceksin gibi “ dediğinde harun derince yutkundu
O sırada Reşat “Ben buna şaşırmadım tepesi attığında neler yaptığını hepimiz biliyoruz onların yanında bu hiç bir şey değil ayrıca Ben de aynı şeyi yapar sevdiğim kadını kaçırırdım.”
Nermin hanım “iyi fış tövbe tövbe açtırıyorsunuz ağzımı babamların yanında “
Pusat sözlerine devam etti.
“İtalya’ya gittik.”
“Orada evlendik.” (Orda mı evlenmişlerdi hatırlamıyorum umarım böyledir bu b12 neymiş arkadaş)
“Sonra’da çocuklarımız oldu işte “
Herkesin bakışları yine bebeklere döndü.
Şahin derin bir iç çekti.
“Ula oğlum…”
“Onca şeyi tek başınıza yaşadunuz”
“Bir kere olsun aramadun.”
Pusat gözlerini yere indirdi.
“Haklısın baba.”
“Aramalıydım.”
Şahin’in sesi titriyordu.
“İş toplantısı diye gidip Bizi senin hasretinle yakıp kavurdun.”
“Oğlum…”
“Her kapı çaldığında sen geldin sandık .”
Salonda sessizlik oluştu.
İlk kez Pusat’ın gözleri doldu.
“Özür dilerim.”
Tam o sırada dursun bey bastonunu sertçe yere vurdu.
Tak!
Tak!
Tak!
Herkes sustu.
Yaşlı adam gözlerini Pusat’a dikti.
“Haydi…”
“Evlenduğunu söylemek aklına gelmedi diyelum .”
Bir an durdu.
Sonra bastonuyla bebekleri gösterdi.
“Peki bunlar?”
“Uşaklar…”
“Uşaklaru’da mı söylemek aklına gelmedi?” Dursun bey böyle diyince fadime ve dursun beyin birbirlerine ne kadar benzediklerini fark ettim
Pusat cevap veremedi.
Başını öne eğdi.
Dursun bey yeniden konuştu.
“ torunlarımın doğumunu göremedik.”
“Doğduklarından haberimiz olmadu.”
“İlk ağlamalarını duyamadum.”
“İlk gülüşlerini göremedum.”
Sesi sertti.
Ama gözleri dolmuştu.
“Biz neyin cezasını çektuk Pusat?”
Salondaki herkes sessizce başını öne eğdi.
Pusat yavaşça ayağa kalktı.
Dedesinin karşısına geçti.
“Nasıl söyleyeceğimi bilemedim dede”
“Her geçen gün daha da zorlaştı.”
“Bir gün arayacağım dedim.”
“Sonra bir hafta geçti.”
“Sonra bir ay derken çocuklar doğdu.”
“Sonra utandum .”
Dursun bey yüzünü başka tarafa çevirdi.
“Utanacağuna…”
“Telefon edecektun.”
Pusat’ın sesi kısıldı.
“Haklısınız dede ama söyleyemedum işte “
O sırada salondaki sessizliği ince bir bebek ağlaması böldü.
kucağımdaki asaf huzursuzlanmıştı
Ben onu sakinleştirmeye çalışırken heyecandan ne yapacağımı bilemiyordum.
Tam ayağa kalkacakken…
Fadime Hanım yavaşça bastonuna yaslandı.
Sert bir ifadeyle bana baktı.
“Ver bakayum uşağu.”
Salondaki herkes şaşkınlıkla ona döndü.
Fadime Hanım bunu fark edince hemen yüzünü buruşturdu.
“Susmayacak öyle.”
“Mecbur kaldum.”
“Yoksa ağlayıp duracak .”
Ben tereddüt ederek bebeği uzattım.
Yaşlı kadın torununu kucağına aldı.
Daha birkaç saniye önce sert görünen kadın…
Bir anda dünyanın en yumuşak kadınına dönüştü.
Başparmağıyla asafın minik yanağını okşadı.
Asaf birkaç saniye içinde sustu.
Fadime Hanım istemsizce gülümsedi.
Bunu fark edince hemen yüzünü ciddileştirdi.
“Hıh…”
“Bir çocuğu susturamadınız.”
Ama kimseyi kandıramamıştı.
Çünkü Herkes Fadime Karahanlı’nın gözlerindeki sevgiyi ve merhameti görmüştü.
Ben ise sessizce onları izlerken gözlerim doldu.onları haberdar etmemiz gerekiyordu ama neyseki önümüzde daha çok zaman vardı
Gece Yarısı
Karadeniz’in üzerine çöken gece, Karahanlı Konağı’nı sessizliğin kollarına bırakmıştı.
Dışarıda deniz, kıyıya usul usul vuruyor; rüzgâr konağın bahçesindeki asırlık çınarların yapraklarını hışırdatıyordu.
Konağın üçüncü katında ise loş koridor lambaları dışında hiçbir ışık yanmıyordu.
Koridorun bir tarafında Pusat ile Feride’nin odası…
Tam karşısında ise çocuk odası vardı.
Bu oda, konağın en eski odalarından biriydi.
Pusat ile Feride’nin İtalya’da hazırladığı çocuk odası kadar modern değildi belki…
Ama Nermin’in 3 yıl önce hem küçük kızı buke için hemde ilerde torunları olur diye günlerce uğraşarak hazırladığı bu oda’da sıcacıktı.
Duvarlar açık krem rengindeydi.
Pencerelerde beyaz dantel perdeler vardı.
Duvara yapışık bir zamanlar buke ve yağızın beşiği olan beyaz hahşap beşiklerin içinde uyyan elay ve asaf
Beşiklerin hemen yanında, dört yaşındaki Buke’nin küçük yatağı duruyordu.
beşiklerin diğer tarafında ise Yağız’ın minik çocuk yatağı vardı.
Beşiklerin tam karşısında ahşap dolabın üzerine küçük örgü patikler, battaniyeler ve oyuncak ayılar dizilmişti.
Gece lambasının sarı ışığı, odanın içine huzurlu bir sıcaklık yayıyordu.
Her şey sessizdi…
Ta ki…
ağlama sesi duyulana kadar.
Sağdaki beşikte yatan minik bebek, uykusunda huzursuzlanmıştı.
Küçük ellerini havaya kaldırıyor, gözlerini bile tam açmadan ağlıyordu.
Birkaç saniye sonra…
Diğer beşikten de ikinci bir ses yükseldi.
İkizler birbirlerini uyandırmıştı.
Odanın sessizliği iki küçük ağlama sesiyle doldu.
Konağın alt katındaki odasında uyuyan Fadime’nin gözleri bir anda açıldı.
Yaşlı kadın doğrulup dikkat kesildi.
Başını hafifçe yana eğdi.
Sonra yüzünde yumuşacık bir tebessüm belirdi.
“Uy Torunlarim uyandi…”
diye fısıldadı kendi kendine.
Omzuna ince yün şalını aldı.
Kapısını sessizce açtı.
Kimseyi uyandırmamak için ağır ağır merdivenleri çıktı.
Koridora ulaştığında ilk işi Pusat ile Feride’nin odasına bakmak oldu.
Kapı kapalıydı.
İçeriden hiçbir ses gelmiyordu.
“Hâlâ uyuylar…”
diye mırıldandı.
“Çok yorulmuşlar”
Yavaş adımlarla çocuk odasının kapısına geldi.
Kapıyı dikkatlice itti.
Gıcırdamaması için eliyle hafifçe tuttu.
Kapı usulca aralandı.
İçeride gece lambasının loş ışığı yanıyordu.
İki bebek ağlıyordu.
Buke yatağında dönüp battaniyesini başına çekmeye çalışıyordu.
Yağız ise derin uykusundaydı. Top patlasa uyanmıyordu bu çocuk babası kılıklı diye geçirdi içinden fadime hanım
Fadime’nin yüzünde şefkat dolu bir gülümseme belirdi.
Kapıyı sessizce kapatıp içeriye girdi.
“Şşşt…”
diye fısıldadı.
“Şşşt uşaklarum…”
“Tüm konağa uyanduracaksunuz ne derdiniz var söyleyin nenenize bakayum”
Önce beşiklerden birinin yanına eğildi.
Titreyen elleriyle asafı dikkatlice kucağına aldı.
Minik beden göğsüne yaslanır yaslanmaz ağlaması hafifledi. Kardeşinin sustuğunu duyan elay da susdu ve fadime hanıma çipil çipil baktı
“ oy neneniz size kurban olsun yavrularım benim “
Fadime bebeğin sırtını yavaşça okşadı.
Gözleri dolmuştu.
“Canlarum benim…”
“İkinci defadur alayrum seni kucağıma o baban olacak fışki yeğen ismunuzu da söylemedu ne diğceyuz size…”
“Her kucağıma alışında sanki ilkmiş gibi olayi…”
Minik bebek, uykulu hâliyle derin bir nefes aldı.
Fadime hanım usulca sallarken gözlerini ondan ayıramıyordu.
“Allah sizi korusun…”
“Hiçbirinizin ayağına taş değmesun…”
Tam o sırada…
Küçük yataktan uykulu bir ses geldi.
“Nene…”
Fadime başını çevirdi.
Buke, gözlerini ovuşturarak doğrulmuştu.
Saçları birbirine karışmış, pelüş tavşanını hâlâ sıkıca kucağında tutuyordu.
“Uykuni bozma kuzum hayde geru yat uyi ?”
diye gülümsedi Fadime.
Buke esneyerek başını salladı.
“Bebekler mi ağladi nene…”
“He…”
Buke yatağından doğruldu.
Çıplak ayaklarıyla sessizce beşiğe kadar geldi.
Parmak uçlarına yükselip bebeğe bakmaya çalıştı.
“Nene…”diye fısıldadı.
“Bunlar niye hep birlikte ağlayi?”
Fadime hafifçe güldü.
“Birinin sesi ötekine uyanduri’da ondan.”
Buke bunu büyük bir ciddiyetle düşündü.
Sonra başını salladı.
“Demek birbirlerini çok seviylar ki birbirlerinin ağlamasuna dayanamıyorlar o zaman iç ağlamasunlar mutlu olsunlar nene…”
Fadime’nin gözleri doldu.
“İnşallah kuzum…”
“Ömür boyu mutlu olurlar.”
Tam bu sırada kapı bir kez daha usulca açıldı.
Nermin içeri girdi.
Saçlarını aceleyle toplamıştı.
Üzerinde sabahlığı vardı.
İlk işi kayınvalidesine bakmak oldu.
“Anne…”
diye seslendi alçak bir sesle.
Fadime başını çevirdi.
İki kadın göz göze geldi.
Nermin gülümseyerek yaklaştı.
“Uyandılar mı”
Fadime başını salladı.
“He…”
“Anneleriyle babaları da bugün çok yoruldu.”
“Biraz daha uyusunlar istedum .”
Nermin, kayınvalidesinin yanına geldi.
Önce kucağındaki bebeğe baktı.
Sonra diğer beşiğe…
İçinden derin bir nefes aldı.
Üç aylık olan bakmaya kıyamadığı kız torununa usulca yaklaştı.
Elleri titriyordu.
Fadime bunu fark edince yumuşak bir sesle konuştu.
“Al gelin…”
“kokusunu içine çek…”
Nermin’in gözleri doldu.
Sessizce başını salladı.
Yavaşça eğildi.
Ve hayatında ilk kez…
Elayı torununu kucağına aldı…
(Devam edecek…)

_________________
İstediği zaman güzel görseller oluşturuyor köpek
Hem yeni karakterlerin fotoğraflarını koyacağım hemde hatırlamayanlara diğer karakterleri koyacağım
Şu an gecenin 02:41'i ve ben bölümü bitirdim ama kendim de bittim 1905 kelime yazmışım benden size iyi geceler

Fadime

Nermin

Irmak

Havin

Naz

Berra

Derin

Selin

Yağız

Buke

İdriz

Şahin

Dursun bey

Ela

Harun

Reşat

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.