21. bölüm / 25
Balkan NinnisiBALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM
Bölümler 25Şu an: BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM
- 1 Karakter tanıtımı497 kelime
- 2 1 bölüm843 kelime
- 3 2 bölüm1.296 kelime
- 4 Karakter tanıtımı244 kelime
- 5 Şirket meselesi 3 bölüm.1.281 kelime
- 6 Akşam yemeği 4 bölüm2.297 kelime
- 7 Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM1.057 kelime
- 8 Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM1.123 kelime
- 9 Balkan Ninnisi 7 BÖLÜM1.002 kelime
- 10 Balkan Ninnisi nikâh 8 BÖLÜM931 kelime
- 11 Balkan Ninnisi 9 BÖLÜM669 kelime
- 12 Balkan Ninnisi 10 BÖLÜM1.174 kelime
- 13 Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM1.380 kelime
- 14 Balkan Ninnisi 12 BÖLÜM2.280 kelime
- 15 Balkan Ninnisi 13 Bölüm858 kelime
- 16 Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM1.757 kelime
- 17 BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM618 kelime
- 18 BALKAN NİNNİSİ 16 BöLÜM707 kelime
- 19 BALKAN NİNNİSİ 17 BÖLÜM İÇ SAVAŞ328 kelime
- 20 BALKAN NİNNİSİ 18 BÖLÜM1.001 kelime
- 21 BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM900 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM650 kelime
- 23 BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş779 kelime
- 24 BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM884 kelime
- 25 BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı1.932 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
FERİDE’NİN AĞZINDAN
Kapı açıldığında ilk hissettiğim şey…özgürlüktü.
Hastanenin o keskin kokusu arkamda kalmıştı. Yerini İtalya’nın hafif rüzgârlı, güneş kokan havası almıştı.
Bir elimde Elay’ın puseti, diğer elimse Pusat’ın koluna sıkıca dolanmıştı. Asaf’ın pusetini de o taşıyordu.
Elay ve Asaf, pusetlerinin içinde minicik nefesleriyle içimi titretiyorlardı.
Adımlarım yavaştı.Çünkü artık yalnız yürümüyordum.
Biz… artık dört kişiydik.
Arabaya doğru ilerlerken Pusat bir an durdu. Kapıyı açmadan önce bana uzun uzun baktı.
Sessizce,“İyi misun deniz gözlüm?” dedi.
Başımı hafifçe salladım.
“İyiyim.”
Ama iyi değildim.
Daha farklıydım.
İçimde tarif edemediğim bir duygu vardı.Korku… huzur… sevgi…Hepsi birbirine karışmıştı.
Pusat kapıyı açtı. Önce beni oturttu, sonra Elay’ın battaniyesini düzeltti.
O kadar dikkatliydi ki…
Sanki en küçük bir şeyde kırılacakmışız gibi.
⸻
Eve vardığımızda kapı açılır açılmaz durdum.İçeri giremedim.Çünkü bu evden çıkarken başka bir Ferideydim.
Geri dönen ise anne olmuş bir Feride’ydi.Pusat arkamda durdu.“Ne oldu?” diye sordu Derin bir nefes aldım.“Artık anne baba olduk…” diye fısıldadım.“Her şey değişti.”Bir an sustu.Sonra yumuşak bir sesle,
“İyi ki değişti,” dedi.
İçeri adım attığım an kalbim hızlandı.Ama bu kez korkudan değildi.
Bu, yeni bir hayata başlıyor olmanın heyecanıydı.
Ve bu ev…
bizim yeni hayatımıza şahitlik edecekti.____
Pusat, Asaf’ı yavaşça beşiğine yatırdı.
Sonra bana döndü.
Elay hâlâ kucağımdaydı.
Yaklaştı.
Hiç konuşmadan, kızımızın başını okşadı.
O an gözlerimi kapattım.
Çünkü bu anın gerçek olduğuna inanmak istiyordum.
“Feride…”
Gözlerimi açtım.
“Ha?”
Bir süre sustu.
Sanki söyleyeceklerini tartıyordu.
Sonra derin bir nefes aldı.
“Biz…”
Duraksadı.
“…gerçekten aile olduk ha.”
Kalbim hızlandı.
Cevap veremedim.
Sadece ona baktım.
Elay’ı da Asaf’ın yanına yatırdı
İkizler yan yana…
Aynı ritimde nefes alıyorlardı.
Bir süre sessizce onları izledik.
Pusat’a biraz daha yaklaştım.Omzuna dokundum.O kıpırdamadı.Ama elini yavaşça elimin üstüne koydu.
“Pusat…”
“Ha?”
“Ben korkuyorum.”
Bu kez saklamadım.
Kaçmadım.
Hisslerimi Söyledim
Bana döndü.
“Neden?”
Gözlerim beşiklere kaydı.
“Bu kadar mutlu olmaktan O veya bir başkası gelipte o mutluluğumuzu bozar diye korkuyorum ”
Bir an sessizlik oldu.
Pusat gözlerimin içine baktı.
Ellerimi biraz daha sıkı tuttu.
“Feride…” dedi alçak, ama kararlı bir sesle.
“Mutluluğumuz, biri kapıdan girince dağılacak kadar zayıf olsaydı… bunca şeyden sağ çıkamazdık zaten.”
Bir an sustu.
Sonra başını eğip alnını alnıma yasladı.
“Kim gelirse gelsun… ister o olsun, ister başka biri…”
Sesi bir anda sertleşti.
“Bu sefer hiçbirine hiç bir şeye izin vermem.”
Gözlerimin içine baktı.
Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.
“Siz sadece mutlu olun deniz gözlüm…”
Bakışları öyle net, öyle emindi ki içimdeki bütün korkular bir anlığına sustu.
Parmakları ellerimin üzerinde usulca dolaştı.
“Geri kalan her şeyle ben uğraşurum.”
Sesi netti.
Kesindi.
Ve ben ona inandım.
O gece ilk defa korkarak uyumadım.
Ama tam anlamıyla huzurlu da değildim.
İkisinin arasında bir yerdeydim.
Pusat yanımdaydı.
İkizlerin nefesi odamızı dolduruyordu.
Ve ben…
ilk kez “biz” olmayı gerçekten kabulleniyordum.
⸻
ERTESİ SABAH
Gözlerimi açtığımda Pusat yanımda yoktu. mutfaktan gelen sesleri duydum ve burnuma yanık kokusu geldi Kaşlarımı çatıp yataktan kalktım.
Salona geçtiğimde gördüğüm manzara beni olduğum yerde durdurdu.
Pusat mutfakta, elinde tava, yüzünde savaş meydanına çıkmış bir adamın ifadesiyle dikiliyordu.
“Pusat…”
Başını çevirdi.
Bir an yaramazlık yaparken yakalanan çocuklar gibi baktı.
“Ha…”
“Sen ne yapıyorsun?”
Dikleşti.
“Yemek yapayrum.”
Dayanamadım.
Gülmeye başladım.“Sen mi “
Kaşlarını çattı
“Ne var bunda? Hem daha öncede yapmıştım”
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Doğru…” dedim, lafı ağzımın içinde geveleyerek.“Hazır yapılmış yemekleri pişirmiştin.”
Kaşlarını çattı.
“Ne dedun?”
Gözlerim tavaya kaydı.
“Yakmışsın dedim.”
Bir anda sessizlik oldu.
Pusat önce tavaya baktı, sonra bana döndü.
Kaşlarını hafifçe çatıp dudaklarını büktü.
“Ula o kadar da yanmadi.”
Kollarımı göğsümde birleştirip ona baktım.
“Pusat, tavadan duman çıkıyor.”
Bir an durdu.
Sonra bozulmuş bir ifadeyle mırıldandı:
“İnce ayrıntılara çok takılayisun ha.”
Kahkahamı tutamadım.
Kahkahamı tutamadım.
Gülüşümü izlerken yüzündeki o bozulmuş ifade yavaşça yumuşadı.
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Başını iki yana sallayıp mırıldandı:
“Ula insan’da biraz acıma olur.”
Yanına gidip tavayı elinden aldım.
“Çekil bakayım.”
Söylene Söylene geri çekildi ama gözleri hâlâ üzerimdeydi.
Yumurtayı yeniden yaptım.
Çayı koydum.Masaya geçti.Sessizce beni izledi.Sonra ansızın sordu:
“Böyle şeyleri hep yapacak musun?”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Neyi?”
“Elumden alup her şeyi güzelleştirmeyi.”
Bir an durdum.
Kalbimin atışı hızlandı.
Sözleri içimde usulca yankılandı.
Bazen bir insan, tek bir cümleyle bütün savunmalarını sessizce indiriyordu.
Pusat da bunu farkında bile olmadan yapıyordu.
Sonra gülümsedim.
Gözlerimi onunkilere kaldırıp yumuşak bir sesle fısıldadım:
“Belki de güzelleşen şeyler bizim hayatımızdır, Pusat…”
Bir adım yaklaşıp gözlerinin içine baktım.
“Belki sadece… uzun zamandır eksik olan parçaları yerine koyuyoruzdur ”
Kahvaltıdan sonra bebeklerle ilgilendik
Ev sessizdi.
Ama artık o sessizlik boş değildi.
Yaşayan bir sessizlikti.
Aile kokan bir sessizlik.
Pusat bir süre camın önünde durdu.
Dışarı baktı.
Sonra bana döndü.
“Feride.”
“Ha?”
Bana baktı.
Bakışları her zamanki gibi kararlıydı ama sesinde bu kez yumuşak bir sıcaklık vardı.
“Bir süre sonra… Trabzon’a gitsek diyorum.”
Kalbim bir an duraksadı.
“Ne?”
Hafifçe gülümsedi.
“Ailemi seninle… çocuklarla tanıştırmanın vakti geldi gibi.”
Kalbim hızlandı.
“Ya beni… bizi kabul etmezlerse?”
Pusat hafifçe gülümsedi.
Yavaşça bana yaklaşıp ellerimi tuttu.
Parmaklarını elimin üzerinde gezdirirken gözlerimin içine baktı.
“Feride…” dedi alçak bir sesle.
“İnsan sevdiğini ailesinden saklamaz.”
Bir an durdu.
Bakışları yumuşadı.
“Ben seni bugüne kadar sadece Ailem’den değil herkesten sakladım.”
Baş parmağı yanağımda usulca dolaştı.
“Ama şimdi seni saklamak değil… herkese gururla göstermek istiyorum.”
Kalbim bir an durdu.
Pusat alnını alnıma yasladı.
“Karahanlılar seni benim gözlerim’den gördükleri Zaman’da …”
Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
“Seni bağırlarına basarlar, deniz gözlüm.”
Sonra fısıldadı:
“Çünkü seni sevmemek için insanın kör olması gerekir.”
Yine de içimde bir korku vardı.
Korkuyla karışık bir heyecan.
O an anladım bu bizim hikâyemizin yeni başlangıcıydı.
Ve içimden geçen tek şey şuydu:
Karadeniz’e değil, Pusat’la kurduğumuz hayatın gerçek başlangıcına gidiyordum.
Trabzon…biz geliyoruz. 🌊
Bölüm etkileşimi
