Balkan Ninnisi kitap kapağı

24. bölüm / 25

Balkan Ninnisi

BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Defne Alaca7

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM

Karşımızda yükselen konak, yıllardır olduğu gibi dimdik ayaktaydı.
Derin bir nefes aldım.
Pusat, kucağındaki bebeği biraz daha rahat ettirdikten sonra bana baktı.
“Hazır mısın?”
Kelimeler boğazımda düğümlendi.
Başımı hafifçe sallayabildim.
Merdivenleri birlikte çıktık.
Pusat kapının önünde durdu
Başını kaldırıp konağa baktı uzun zamandır görmediği evini yeniden inceliyordu.
Sonra elini kaldırıp kapıyı üç kez çaldı.
Tık…
Tık…
Tık…
İçeriden ayak sesleri duyuldu.
Kapının kilidi çevrildi.
Ve kapı yavaşça aralandı.
genç bir kız yüzündeki gülümsemeyle kapıyı açtı
karşısındaki kişiyi görünce olduğu yerde donup kaldı.
Gözleri kocaman açıldı.
“P… Pusat abi?”
Elindeki telefon yere düşecek gibi oldu.
Birkaç saniye boyunca konuşamadı.
Bakışları Pusat’tan bana kaydı.
Sonra benim kucağımdaki bebeğe…
Ardından Pusat’ın kucağındaki diğer bebeğe…
Tekrar Pusat’a baktı.
Yüzündeki şaşkınlık her geçen saniye büyüyordu.
“Bir dakika…”
Fısıltıyla konuştu.
“Ben… ben doğru mu görüyorum?”
Pusat hafifçe gülümsedi.
“Sana da Merhaba Havin.”
Havin iki adım geri çekildi.
“Sen…”
Parmağı titreyerek bebekleri gösterdi.
“Onlar…”
Pusat sakin bir sesle cevap verdi.
“Çocuklarım.”
Havin’in ağzı açık kaldı.
“Ç… çocukların mı?”
Pusat başını salladı.
“Ve…”
Bakışları bana çevrildi.
Pusat tereddüt etmeden “Eşim.” dedi
Havin iki elini ağzına kapattı.
“Allah’ım…”
Sonra bütün gücüyle konağın içine doğru bağırdı.
“PUUSAAAT ABİ GELDİİİ!”
Bir nefes aldı.
Sonra daha da yüksek sesle ekledi.
“VE… EVLENMİŞ! HEM DE İKİ TANE BEBEĞİ VAR!”
Konağın içinden aynı anda onlarca ses yükseldi.
“Ne dedin?”
“Kim geldi?”
“Ne bebeği?”
“Bir dakika, ne oluyor?”
“Ula Havin, ne bağırıp duraysun?”
“Doğru düzgün anlatsana!”
“Ne dedun sen, bebek mi?”
“Kimin bebeği?”
“Yok artık… Pusat mı geldi?”
“Kapıda mı gerçekten?”
“Çekil bakayım, ben de göreyim!”
Bir anda konağın içi hareketlendi.
Merdivenlerden inenler, mutfaktan çıkanlar, salondan koşarak gelenler…
Herkes aynı anda kapıya yöneldi.
Kapının önüne geldiklerinde ise bir anda sesler kesildi.
Önce Pusat’a baktılar.
Sonra bana.
Sonra da kucağımızdaki bebeklere…
Şaşkınlık, merak ve inanamazlık aynı anda yüzlerine yansıdı.Hiçbiri tek kelime edemiyordu.
Pusat ise her zamanki sakinliğiyle yanımda duruyordu.
“Onlar bebek mi…”
“Oha”
“Yok artık…”
“Bu… bu çocuklar…”
“Bir dakika… Pusat evlenmiş mi?”
Tam herkes aynı anda konuşmaya başlayacakken…
Konağın içinden baston sesi duyuldu.
Tak…
Tak…
Tak…
Bir anda bütün sesler kesildi.
Az önce birbirinin sözünü kesen herkes susup koridora döndü.
Koridorun sonundan, ağır ama kendinden emin adımlarla babaannesi göründü.
Yüzündeki sert ifade, evin üzerindeki bütün hareketliliği tek bakışıyla susturmaya yetmişti.
Bakışları önce Pusat’a kaydı.
Sonra bana.
Sonra da bebeklere.
Uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Sessizlik iyice ağırlaşınca sonunda konuştu.
“İçeri girun.”
Kimse itiraz etmedi.
Hep birlikte salona geçtik.
Ben koltuğun kenarına ilişirken Pusat yanımdaki yerini aldı.
İkizler ise o seslere rağmen kucağımızda mışıl mışıl uyuyordu.
Ama odadaki herkes bize bakıyordu.
Özellikle de bebeklere.
Sanki gözlerini ayıramıyorlardı.
İlk konuşan Havin oldu.
“Ben açıklama istiyorum.”
“Ben de.”
“Ben de.”
“Ben de.”
Bir anda herkes konuşmaya başladı.
“Ne zaman evlendin?”
“Gerçekten evlendin mi ?”
“Bu çocuklar kaç aylık?”
“Bizden habersiz nasıl evlenirsin?”
“Susun da anlatayım.”
Salon sessizleşti.
Pusat derin bir nefes aldı.
Sonra elini elimin üzerine koydu.
“Feride’yle birbirimize aşık olduk .”
Bir anda herkes dikkat kesildi.
“Ve Onu zorla evlendirmeye çalışıyorlardı.”
Kaşlar çatıldı.
“Ne?”
“Kim?”
“Nasıl yani?”
Pusat devam etti.
“Onu almak isteyen adam pisliğin tekiydi ve Feride’nin hayatını cehenneme çevirecekti .”
Babaanne dikkatle dinliyordu.
“Ve Düğün günü Ferideyi kaçırdım.”
Havin’in dediği kızın ağzı açık kaldı.
“Ne yaptın?”
“Kaçırdım.”
“gerçekten kaçırdın mı kızı?”
Pusat omuz silkti.
“Başka çarem yoktu.”
Herkes birbirine bakıyordu.
Pusat tekrar konuştu.
“Sonra evlendik.”
Babaannesi bastonunu yere vurdu.
“Haydi evlendun.”
Pusat sustu.
Yaşlı kadın gözlerini kıstı.
“Evlendiğini haber vermek akluna gelmedu diyelum ”
Salondakiler başlarını salladı.
“Peki ya bu uşaklar?”
Bastonuyla bebekleri işaret etti.
“Onlar da mı akluna gelmedu?”
Odadan birkaç kişinin gülmesini zor tuttuğunu gördüm.
Pusat ensesini kaşıdı.
İlk kez gerçekten zor durumda kalmış gibiydi.
“Nasıl söyleyceumi bilemedum babaanne.”
Bir anda herkes aynı anda konuşmaya başladı.
“Nasıl bilemedin?”
“Telefon diye bir şey var.”
“Mesaj diye bir şey var.”
“Güvercin gönderseydin yine haberimiz olurdu.”
Bu kez salonda kahkahalar yükseldi.
Babaanne bile gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Ama gözleri sürekli torunlarının üzerindeydi.
Sanki yıllardır beklediği bir şeyi sonunda görmüş gibiydi.
Yine de bunu belli etmeye hiç niyeti yoktu.
“İyi…”
Bastonuna yaslandı.
“Şimdilik oturun.”
Sonra bakışlarını bana çevirdi.
“Seninle daha sonra konuşacağuz gelin hanum.”
İçimden yükselen heyecanı bastırmaya çalışırken Pusat’ın elimi daha sıkı tuttuğunu hissettim.
Ve bunun sadece başlangıç olduğunu anladım.
Salondaki sessizlik giderek ağırlaşıyordu.
Kimse konuşmuyordu.
Fadime Hanım’ın bakışları, istemsizce bebeklerin üzerinde dolaşıyordu.
Sert durmaya çalışıyordu.
Yüzündeki ifadeden bunu anlamak mümkündü.
Ama gözleri…
Gözleri bir türlü torunlarından ayrılmıyordu.
İkizlerden biri uykusunda hafifçe kıpırdanınca istemsizce hareketlendi
Tam uzanacak gibi oldu.
Sonra kendini durdurdu.
Boğazını temizleyip sert bir sesle konuştu.
“Uşakları odaya çıkarun.”
Hiç kimse onun az önce attığı o küçük adımı fark etmemiş gibiydi.
Pusat sessizce başını salladı.
Ben ise babaannenin yüzüne baktım.
Beni hâlâ kabul etmediği belliydi.
Ama torunlarına baktığında gözlerinin içindeki sertlik bir anlığına kayboluyordu.
İçimde, tarif edemediğim bir umut yeşerdi.
Belki…
Belki bir gün beni de kabul ederdi.
Tam o sırada dışarıdan motor sesleri duyuldu.
Biri…
Sonra bir diğeri…
Ardından peş peşe birkaç araç daha…
Havin perdeyi aralayıp bahçeye baktı.
Bir anda gözleri büyüdü.
“Geldiler…”
Salondaki herkes dönüp ona baktı.
“Kim?”
Havin yutkundu.
“Şahin eniştemler…”
Sesi iyice kısıldı.
Kalbim bir anda hızlandı.
Pusat’ın eli usulca elimin üzerine geldi.
Parmaklarını parmaklarıma kenetledi.
“Yanındayım korkma deniz gözlüm”
sessizlik yeniden çökmüştü.
Herkes birbirine baktı.
Birazdan o kapı açılacaktı.
Ve Karahanlı ailesinin erkekleri…
Henüz hiçbir şeyden habersizdi.
__________________________________________
Yapğay zekaya bir aile fotoğrafı yaptırıyım dedim yaptığı fotoğrafa bak istediğim gibi olmadı bir de insan ekliyor neyse temsiliy fotoğraf olarak düşüne bilirsiniz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

8okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.