8. bölüm / 25
Balkan NinnisiBalkan Ninnisi 6 BÖLÜM
Bölümler 25Şu an: Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM
- 1 Karakter tanıtımı497 kelime
- 2 1 bölüm843 kelime
- 3 2 bölüm1.296 kelime
- 4 Karakter tanıtımı244 kelime
- 5 Şirket meselesi 3 bölüm.1.281 kelime
- 6 Akşam yemeği 4 bölüm2.297 kelime
- 7 Balkan Ninnisi 5 BÖLÜM1.057 kelime
- 8 Balkan Ninnisi 6 BÖLÜM1.123 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Balkan Ninnisi 7 BÖLÜM1.002 kelime
- 10 Balkan Ninnisi nikâh 8 BÖLÜM931 kelime
- 11 Balkan Ninnisi 9 BÖLÜM669 kelime
- 12 Balkan Ninnisi 10 BÖLÜM1.174 kelime
- 13 Balkan Ninnisi 11 BÖLÜM1.380 kelime
- 14 Balkan Ninnisi 12 BÖLÜM2.280 kelime
- 15 Balkan Ninnisi 13 Bölüm858 kelime
- 16 Balkan Ninnisi Doğum 14 BÖLÜM1.757 kelime
- 17 BALKAN NİNNİSİ – DOĞUM SONRASI 15 BÖLÜM618 kelime
- 18 BALKAN NİNNİSİ 16 BöLÜM707 kelime
- 19 BALKAN NİNNİSİ 17 BÖLÜM İÇ SAVAŞ328 kelime
- 20 BALKAN NİNNİSİ 18 BÖLÜM1.001 kelime
- 21 BALKAN NİNNİSİ 19. BÖLÜM900 kelime
- 22 BALKAN NİNNİSİ 20 BÖLÜM650 kelime
- 23 BALKAN NİNNİSİ 21. BÖLÜM Dönüş779 kelime
- 24 BALKAN NİNNİSİ 22 BÖLÜM884 kelime
- 25 BALKAN NİNNİSİ 23. Bölüm – Karahanlı Konağı1.932 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Feride’nin kafeden eve dönüşü
Feride kapıdan içeri girer. Üzerindeki montu çıkarırken koridordan annesi Nazlı’nın sesi gelir:
Nazlı: “Neredeydin sen kızım, her yer karman çorman, hâlâ misafirler var.”
Feride: (sakin) “Biraz hava almaya çıktım anne. Başım ağrıyordu, iyi geldi.”
O sırada salondan Mirza’nın sesi duyulur. Feride’nin içi sıkışır.
Mirza: “Ferideee, gel bakiyim sen. Bi kahve yap da içelim, üstüne sohbet edelim biraz!”
Feride’nin yüzünde nefretle karışık bir alay beliri verir ama çaktırmaz. Mutfakta kahve yapmaya koyulur. Cezveye kahveyi koyarken bir an durur, sonra mutfağın penceresinden dışarı bakar. Gözleri dolar ama hemen siler.
Feride: (iç sesi) “Senin kahven zehir gibi bile olsa az…”
Cezveyi ocağa koyar. Kendi fincanına değil, sadece Mirza’nınkine kahve yapar. En son, cezveyi fincana dökerken içini çekerek küçük bir tükürük bırakır içine. Sonra fincanı tepsiye koyar, üzerine gülümseyerek salona girer.
Feride: “Afiyet olsun Mirza Bey.”
Mirza kahveyi alır, sırıtarak içer. O sırada büyük halası ve bir iki kadın daha salondadır. Hemen sohbet başlar.
Hala: “Şimdi gelelim asıl meseleye… Kız isteme oldu sayılır, artık kına gecesini ne zaman yapalım?”
Diğer Kadın: “Bayramdan önce yaparsanız iyi olur. Yazın düğün çok güzel olur.”
Feride: (zoraki gülümseyerek) “Siz bilirsiniz. Aile büyükleri karar verir artık.”
Nazlı: (sesi gergin ama belli etmiyor) “Birlikte konuşuruz, uygun bir tarih bakarız.”
Hala: “Sen de çok şanslısın kızım. Mirza gibi delikanlıyı herkes isterdi, ama o seni seçti.”
Feride’nin elinde fincan titrer ama gülümser.
Feride: “Öyle diyorsunuz…”
Mirza: (kahvesini bitirir, gözlerini Feride’ye diker) “Beni seçmedi hala. Ben seçtim onu.”
Feride: (iç sesi) “Ve ben seni asla istemedim.”
O sırada Feride ayağa kalkar.
Feride: “Ben biraz uzanacağım. Başım hâlâ ağrıyor.”
Nazlı: “Tamam kızım, çık sen. Misafirleri biz uğurlarız.”
Feride odasına çıkar. Kapıyı kilitler. Aynaya bakar. Aynadaki yansıması tanıdığı biri değildir artık. Kafede duydukları, geçmişi, Pusat’ın sözleri, evlatlık olduğunu öğrenmesi… Hepsi boğazına düğüm gibi oturur.
Feride’nin iç sesi:
“Bu ev bana ait değilmiş. Bu aile, bu soyad, bu hayat… Belki de kaçmak, ilk defa doğru olan tek şey.”
KINA GECESİNDEN BİRKAÇ GÜN ÖNCE – FERİDE’NİN ODASI
Feride yatağında oturmuş, dizlerinin üstünde eski bir defter. Sayfalar boş. Kalemi eline alır ama yazamaz. Pencereden dışarıya bakar. Gökyüzü kapalı, hava basık. Kafasında tek bir soru döner durur:
Feride (iç sesi): “Gerçekten kaçarsam… beni bulur mu? Pusat sözünü tutar mı?”
Telefonunu alır, yavaşça bir mesaj yazar:
Feride: “düğün gecesi hazırım. Gerekli eşyaları ayarlıyorum. Birlikte gitmek için o gün seni bekleyeceğim.”
Mesajı yollamadan önce bir süre bekler. Parmağı ekranın üstünde titrer. Sonra derin bir nefes alır ve gönderir
KINA GECESİ – GECE – DEMİRSOY KONAĞI
Ev ışıl ışıl, bahçede renkli lambalar, yer minderleri, bakır tepsilerde lokumlar, gül suları… Herkes neşeli, şarkılar çalıyor, kadınlar yöresel kıyafetleriyle dolup taşmış. Feride, gelin odasında hazırlanıyor. Üzerinde kırmızı bindallı, saçları özenle toplanmış, kaşlarının arasında ince bir kırışıklık var.
Kapı çalınır. Nazlı içeri girer, elinde işlemeli kına tepsisi.
Nazlı (yumuşakça):“Hazır mısın?”
Feride başını sallar ama sesi çıkmaz. Gözleri aynada donuk.
⸻
SALON – KINA BAŞLIYOR
Davullar çalmaya başlar. Feride, iki yanda halaları eşliğinde salona getirilir. Yavaş adımlarla, kırmızı tüllerle örtülü bir şekilde yere oturtulur. Gözleri yerde, ama çevresindekiler bunun utangaçlıktan olduğunu sanır.
Hala:“Kız duygulandı tabii… kolay mı evin tek gülü, gelin olup gidiyor.”
Kadınlar “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsünü söylemeye başlar. Feride’nin gözlerinden yaşlar süzülür. Kalbi başka bir şey için ağlamaktadır.
⸻
KINA YAKILIRKEN
Nazlı, kına tepsisini alır, Feride’nin önüne getirir. Kızlar ellerinde mumlarla etrafını sarar. Feride’nin avuçları açılır. Kınayı ilk annesi yakar, dua eder:
Nazlı:“Allah seni kötü gözden, kötü adamdan, kötü kaderden korusun. Yolun açık olsun.”
Feride gözlerini annesine kaldırır. Göz göze gelirler. İkisi de her şeyin farkındadır.
⸻
KINA SONRASI – OYUNLAR
Herkes oynamaya başlar. Zılgıtlar, horonlar, yöresel ezgiler… Mirza köşede durup Feride’yi izler. Gururlu, ama içinde sahiplenici ve karanlık bir bakış vardır. Feride onun bakışlarını görünce başını çevirir. Kalbinde sıkışma hissi.
Feride (iç sesi):“Bu ne neşe, bu ne oyun… Ben bu gülüşlerin ortasında boğuluyorum.”
⸻
GECE – FERİDE’NİN ODASI
Kına bitmiştir. Feride başını çözmüş, bindallısını çıkarmış. Pencereyi açmış, gece havasını içine çekiyor. Ay ışığı odasına vuruyor.
Telefonuna bir mesaj gelir:
Pusat: “Her şey planladığımız gibi. Bir gün kaldı. Hazır mısın?”
Feride mesajı okuyup telefonu kapatır. Aynaya döner. Kendine uzun uzun bakar.
Feride (fısıltıyla):“Hazırım. Sadece bir gece daha…”
DÜĞÜN SABAHI – DEMİRSOY KONAĞI
Ev erkenden uyanmıştı. Henüz güneş tam doğmamıştı ama konakta sabah havası, bayram sabahı gibi telaşlıydı. Mutfaktan kahkahalar, yukarıdan ayakkabı sesleri, içeriden ütü buharı… Her yer hareket halindeydi.
Feride odasının kapısını hafif aralayarak dışarı baktı.
⸻
HOL – KOŞUŞTURMACA
Nazlı elinde telefonla bir yandan pastacıyla konuşuyor, diğer yandan kuaförlerin yerini kontrol ediyordu.
Nazlı (telefonda):“Pastayı erkenden getirmeniz lazım, geç kalırsanız içeri bile almam! Çiçekçi geldi mi? Hayır, masa örtüleri beyaz değil, krem rengi olacaktı!”
Halam salonda kına tepsilerini toparlıyordu.
Hala:“Yahu şu gümüş aynalı tepsi nereye kondu? Kına gecesinde kullandık ya… Çeyiz sandığına mı koydular?”
Feride’nin ablaları ve kuzenleri üst katta gelin çiçeğini, gelin duvağını, pırlanta tokayı arıyorlardı.
Kuzen:“Gelin tokası nerede ya, altın renkli olan? Diğerini takarsa sinir olur!”
Ablası:“Makası verin, gelin çiçeğinin kurdelesi sökülmüş. Aman dikkat edin, düğün fotoğraflarında belli olur.”
⸻
MERDİVENLERİN BAŞINDA FERİDE
Feride sessizce merdiven başına gelir. Aşağıda dolanan sevdiklerine, koşturan ailesine bakar. Onların gözlerinde heyecan, gurur, neşe… Ama Feride’nin kalbinde ağır bir yük vardır.
Feride (iç sesi):“Onlar mutlu. Ben bir tiyatronun başrolü gibiyim. Herkes seyrediyor, herkes alkışlayacak… ama ben sahneden koşarak inmek istiyorum.”
Aşağıdan biri seslenir:
Nazlı:“Feride hadi kızım, hazırlanmaya başlamamız gerek. Kuaför geldi, makyöz seni bekliyor!”
Feride başını sallar ama cevap vermez. Sadece döner ve tekrar odasına çekilir. Kapısını yavaşça kapatır, sırtını yaslar, gözlerini kapatır.
Feride (iç sesi):“Bu evden son çıkışım olacak. Ama kimse bilmiyor…”
GELİN ODASI – DÜĞÜN GÜNÜ ÖĞLEDEN SONRA
Feride, geniş aynalı odada yalnızdır. Gelinliği yatağın üstünde, dantel detayları ışıkta parıldıyor. O ise pencerenin önünde, dışarıdaki kalabalığı izliyor. Bahçede misafirler yerlerini alıyor, kameralar kuruluyor, müzik ekipmanı test ediliyor.
Kapı çalınır. Nazlı içeri girer. Elinde zarif, sedef işlemeli bir kutu vardır.
Nazlı (usulca):“Hazır mısın?”
Feride dönüp bakar. Gözlerinde derin bir hüzün, ama yüzünde sahte bir tebessümle başını sallar.
Feride:“Hazırım… gibi.”
Nazlı kutuyu yatağa bırakır, sonra gelinliğe uzanır.
Nazlı:“Bak, bu gelinlik için çocukken nasıl hayaller kurardın… Şimdi giyiyorsun ama gözlerinde o ışık yok.”
Feride hafifçe başını öne eğer. Gözleri dolu doludur ama ağlamaz.
Feride:“Bazen en çok beklediğimiz gün, içimizde en büyük fırtınadır anne.”
Nazlı gelinliği ona uzatır.
Nazlı (yutkunarak):“Ne yapacağını biliyorum. Ne yaşarsan yaşa… hangi kararları alırsan al… ben senin yanındayım. Seni kimseye ezdirmem, kızım.”
Feride annesinin gözlerine bakar. Bir süre öylece kalırlar. Sonra yavaşça sarılırlar. Sessiz, uzun, anlamlı bir sarılış…
Feride (fısıltıyla):“Benim için dua et. Bugün belki de bir ömrün yönünü değiştirecek.”
⸻
BİRKAÇ SAAT SONRA – GELİN ODASI
Feride gelinliğini giymiştir. Saçı özenle toplanmış, duvağı omuzlarına dökülmüştür. Aynada kendine son bir kez bakar.
Feride (iç sesi):“Bu halimle nikâh masasına gitmeyeceğim. Bu elbiseyle kaçacağım… ama bu defa korkmadan.”
Kapı çalınır. Nazlı tekrar gelir, gözleri doludur.
Nazlı:“Vakit geldi. Hazır mısın?”
Feride başını sallar.
Feride:“Hazırım.”
Ama kalbinde bambaşka bir hazırlık vardır. Nikâh masasına değil, özgürlüğe yürümek için…
Bölüm etkileşimi
